Spinoza–Deleuze–resim münâsebeti, Sonja Lavaert’ın Spinoza’nın içkinlik ve terkîbe müteʿalliḳ felsefesini Gilles Deleuze’ün 1980–1981 Spinoza dersleriyle ve bunları der-ʿaḳab tâḳib eden resim dersleri vâsıṭasıyla birlikte oḳuduğu mefhûmî bir tefsîr çerçevesidir. Tedḳîḳ, Spinoza’nın teʾessürâtı ve ḥayât-ı siyâsiyyeyi müteʿâl aḫlâḳî mîzânlar yerine bedenlerin münâsebetleri, ḳudret taġyîrleri ve ṭabîʿatın hiyerarşik olmayan nizâmı üzerinden ele alışını; Deleuze’ün resimde ḳaos, diyagram, żiyâ, renk ve terkîb üzerine geliştirdiği mefhûmlarla irtibâṭlandırır. Maḳāle yeni bir tecrübe yahud kemmî mâlûmât arz etmez; felsefî metinler, dersler ve sanʿat tefekkürü arasında mefhûmî bir râbıṭa kurar.
Serlevḥadaki “teʾessürât klimatolojisi”, ḥaḳîḳî klimatolojiye ʿâʾid ʿilmî bir taṣnîf değildir. Bu istiʿâre, teʾessürâtı bir meteoroloġun havâ taġyîrlerini müşâhede etmesine müşâbih sûrette, onları evvelden iyi veya fenâ diye damġalamadan; şerâʾiṭ, münâsebetler ve intiḳāller üzerinden tedḳîḳ etme ṭarzını beyân eder. Spinoza’nın içkinlik telâḳḳîsinde ṭabîʿatın fevḳinde onu ḫâricden tanzîm eden müteʿâl bir hiyerarşi yoḳdur. Bedenler ḳarşılaşır, münâsebetler teşekkül eder yahud çözülür ve her ḳarşılaşma bedenin faʿâliyet ḳudretine muḫtelif sûretlerde teʾsîr eder.
Bu yaklaşımın zamân buʿdu, affectio ile affectus beynindeki farḳta bârizleşir. Affectio, bedenin muʿayyen bir ândaki müteʾessir ḥâline; affectus ise bir ḥâlden diğerine intiḳāle ve bu intiḳāl esnâsında ḳudret derecesinin tezâyüd veya tenâḳuṣuna delâlet eder. Böylece teʾessür, sâbit bir rûḥî nesne olmaktan ziyâde müddet içinde vâḳiʿ olan cihetli bir taġyîr sûretinde ele alınır.
Deleuze’ün resim telâḳḳîsindeki “diyagram” da müşâbih bir istihsâl manṭıḳı taşır. Resim, hâżır bir sûreti tuvale istinsâḫ etmek değildir. Resimden evvelki niyetler, klişeler ve mevcûd şekiller evvelâ diyagramın ḫaṭṭları, lekeleri ve sâḥalarıyla sarsılır; bu ʿameliyenin içinden yeni bir resmî vâḳıʿa tevellüd eder. Lavaert’ın esâs râbıṭası burada bârizleşir: Spinoza’da ḥaḳîḳati anlamak münâsebetlerin nasıl istihsâl edildiğini idrâk etmeyi îcâb ettirirken, Deleuze’de resim de şekli ḫâricî konturundan değil, onu vücûda getiren ḳuvvetlerden ve istihsâl vetîrelerinden hareketle düşünür.
Spinoza’nın “Teʾessürât Klimatolojisi” ne maʿnâya gelir?
“Teʾessürât klimatolojisi”, Spinoza’nın teʾessürâtı aḫlâḳî ḳusûr yahud fażîlet etiketlerinden başlamaksızın, bedenler arasındaki ḳarşılaşmaların ve ḳudret taġyîrlerinin ṭabîʿî nizâmı içinde tedḳîḳ eden teknik ve bî-ṭaraf yaklaşımını beyân eden bir istiʿâredir; ḥaḳîḳî iḳlîm ʿilmiyle alâḳalı bir usûl değildir.
Maḳālenin mebdeʾi, Deleuze’ün Teşrîn-i Sânî 1980 ile Mart 1981 arasında verdiği Spinoza dersleridir. Lavaert’a göre bu derslerin merkezinde yalnız Spinoza’nın hangi efkârı müdâfaʿa ettiği değil, nasıl düşündüğü ve nasıl yazdığı da bulunur.
Spinoza’nın ṭabîʿatı, müteʿâl bir müdebbir prensibe göre tertîb edilmiş mertebelerden mürekkeb değildir. Ṭabîʿat hem bütün mevcûdâtın zemîni hem de iḫtilâfların menbaʿıdır. Bu sebeble insân davranışlarının, teʾessürâtın ve siyâsetin îżâḥı için ṭabîʿatın ḫâricinde duran bir aḫlâḳ maḥkemesine iḥtiyâc yoḳdur.
Klimatoloġ teşbîhinin ehemmiyeti buradan gelir. Bir havâ muḥaḳḳiḳi fırtınayı aḫlâḳen fenâ, güneşli havâyı aḫlâḳen iyi diye taṣnîf etmez; şerâʾiṭin nasıl birleştiğini ve taġyîrin hangi münâsebetlerden tevellüd ettiğini tedḳîḳ eder. Lavaert’ın oḳuyuşunda Spinoza’nın teʾessürâta yaklaşımı da müşâbih sûrette fonksiyonel ve münâsebetî bir mâhiyet taşır.
İçkinlik niçin taʿyîn edicidir?
İçkinlik, îżâḥın ṭabîʿat ḫâricindeki müteʿâl bir sebebe yahud muḳaddemen verilmiş bir hiyerarşiye istinâd ettirilmemesidir. Spinoza’da bedenler, fikirler, arzûlar ve siyâsî münâsebetler aynı ṭabîʿat dâḫilinde vücûda gelir.
Bu yapı, “ne olmalıdır?” suʾâlinden evvel “fiʿlen ne vâḳiʿ oluyor ve bunu hangi münâsebetler istihsâl ediyor?” suʾâline ağırlıḳ verir. Maḳālede Machiavelli’den gelen “müʾessir ḥaḳîḳat” vurġusunun ve Spinoza’nın amelî felsefe olarak oḳunmasının sebebi de budur.
Virtus niçin aḫlâḳî fażîletten daha vâsiʿdir?
Menbaʿ, Spinoza’nın fażîlet fikrini yalnız aḫlâḳen iyi davranış olarak değil, ṭabîʿî ḳuvvet, istiʿdâd ve ḳābiliyet miḥverinde ele alır. Conatus, arzû ve faʿâliyet ḳudreti bu çerçevede taʿyîn edicidir.
Binâʾenaleyh fażîlet, müteʿâl bir norma ne derece riʿâyet edildiğinden ziyâde bir mevcûdun kendi münâsebetlerini ne miḳdâr faʿâl sûrette kurabildiği ve taḳviye edebildiğiyle irtibâṭlı hâle gelir.
Lavaert bu ḥareketi sanʿatla irtibâṭlandırır. Sanʿat da hâżır ve taġyîr etmez bir nizâmı yalnız temṯîl etmek yerine malzemeler, şekiller, renkler ve münâsebetler vâsıṭasıyla yeni bir terkîb istihsâl eder.
Affectio ile Affectus arasındaki farḳ nedir?
Affectio, bir bedenin muʿayyen bir ândaki müteʾessir ḥâlini yahud ḳarşılaşmanın ânî bir maḳṭaʿını; affectus ise bir teʾessür ḥâlinden diğerine geçerken yaşanan müddeti ve faʿâliyet ḳudretindeki tezâyüd yahud tenâḳuṣu ifâde eder.
Bu farḳ maḳālenin zamân ve teʾessür baḥsinin merkezindedir. Deleuze, müteʾessir bir bedeni yalnız bulunduğu ân üzerinden taʿrîf etmenin kifâyetsiz olduğunu müdâfaʿa eder. Her ân, kendinden evvelki ḥâli geride bırakırken sonraki ḥâle doğru da ḥareket eder.
Menbaʿ bu yapıyı Husserlci zamân münâḳaşasına bağlayarak üçlü bir şema üzerinden îżâḥ eder:
| Mevḳiʿ | Zamânî vazîfe | Teʾessür cihetinden maʿnâsı |
|---|---|---|
| A′ | Hemen mâżîde ḳalan ḥâl | Şimdiki ḥâle taşınan evvelki teʾessür |
| A | Şimdiki ân | Mevcûd affectio / ânî müteʾessir ḥâl |
| A″ | Gelmekte olan ḥâl | Şimdiden teveccüh edilen yahud muntaẓar olan sonraki teʾessür |
| A′ → A → A″ | Müddet ve intiḳāl | Affectus; ḥâller arasındaki ḳudret taġyîri |
Bu sebeble affectus, tek bir noḳṭaya yerleştirilmiş sâbit bir ḫuṣûṣiyet değildir. Bir bedenin evvelki ḥâlinden sonraki ḥâline geçerken faʿâliyet ḳudretinin nasıl taġyîr ettiğini ifâde eder.
Sürûr ve ḥüzün niçin “vektör” olarak ele alınır?
Deleuze’ün Spinoza tefsîrinde teʾessür cihetli bir taġyîr olduğundan, skaler bir ḥâlden ziyâde vektörel bir vetîre olarak düşünülür. Sürûr faʿâliyet ḳudretinin tezâyüdü cihetindeki, ḥüzün ise tenâḳuṣu cihetindeki intiḳāl ile alâḳalıdır.
Buradaki “vektör” fizikî tecrübede ölçülmüş riyâżî bir vektör değildir. Menbaʿ bu mefhûmu, ḥâller arasındaki cihetli ḳudret taġyîrini îżâḥ eden felsefî bir model olarak istiʿmâl eder.
Ḳarşılaşmalar ve münâsebetlerin terkîbi
Bir beden başka bir bedenle ḳarşılaşdığında münâsebetler birbirine tevâfuḳ edebilir yahud mevcûd bir münâsebet çözülür. Spinoza’nın etiğini terkîb cihetinden oḳuyan Deleuze için mühim suʾâl, ḳarşılaşmanın alâḳalı bedenin faʿâliyet ḳudretiyle nasıl birleştiğidir.
Ṭabîʿatın küllünde müteʿâl maʿnâda iyi ve fenâ kategorileri yoḳdur; lâkin muʿayyen bir bedenin naẓarından ḳarşılaşmalar onun yapısını teʾyîd edebilir yahud żaʿîfletebilir. Böylece etik, mücerred bir memnûʿiyyetten ziyâde münâsebetlerin amelî maʿrifetine yaḳlaşır.
Spinoza’nın üç nevʿ maʿrifeti maḳālede nasıl istiʿmâl edilir?
Spinoza’nın üç nevʿ maʿrifeti, insânın müteġayyir işâretlere bağlı münfaʿil idrâkten müşterek münâsebetleri idrâk eden ʿaḳla ve oradan ferdî şeylerin mâhiyetine teveccüh eden ḥadsî maʿrifete intiḳālini îżâḥ ederken, Lavaert’ın maḳālesinde aynı zamânda muḫtelif yazı ritimleri ve resim istihsâlinin merḥaleleriyle irtibâṭlandırılan bir yapı temîn eder.
| Maʿrifet nevʿi | Esâs yapı | Başlıca mesʾele / ḳudret | Deleuze’ün yazı ritmiyle münâsebeti |
|---|---|---|---|
| Birinci nevʿ | Reʾy, taḫayyül ve işâretlere bağlı tecrübe | Ferdî teʾsîrler ve müteġayyir tedâʿîler içinde esbâbı kifâyetle idrâk edememe | Münfaʿil ve müteġayyir işâretler ʿâleminin zemîni |
| İkinci nevʿ | ʿAḳl ve müşterek mefâhîm | Münâsebetlerin esbâbını ve müşterek yapıları kifâyetle idrâk etme | Hendesî, âheste ve ḳadem-be-ḳadem ilerleyen taḥlîlî yazıyla irtibâṭlandırılır |
| Üçüncü nevʿ | Ḥadsî maʿrifet | Ferdî şeyin mâhiyetini küllî sûrette idrâk etme | Scholia ve zeyllerdeki daha serîʿ, bir anda râbıṭalar kuran ḥareketle irtibâṭlandırılır |
İşâretler niçin kifâyetsiz ḳalabilir?
İşâret ekṯeriyâ bize ḫâricdeki nesnenin mâhiyetini değil, onun üzerimizde bıraktığı teʾsîri bildirir. Böyle bir ḥâlde netîceyle ḳarşılaşırız, lâkin netîceyi vücûda getiren münâsebetin sebebini henüz bilmiyor olabiliriz.
Bu sebeble birinci nevʿ maʿrifet külliyen “fâʾidesiz” değildir; insân tecrübesinin ibtidâʾî şarṭıdır. Mesʾele, müteġayyir ve tedâʿîci işâretlerin esbâbın maʿrifeti zannedilmesidir.
İşâret nevʿleri
Deleuze, Spinoza’yı semiyotik vâsıṭalarla oḳurken evvelâ üç nevʿ işâret tefrîḳ eder: emâreler, emirler ve tefsîrler. Ardından teʾessürü intiḳāl olarak îżâḥ edebilmek için vektörel işâret fikrini geliştirir.
Emâre, başka bir bedenin benim bedenimde bıraktığı teʾsîri gösterir. Emir yahud gâʾî sebeb sûretindeki işâret, taḫayyülün istihsâl ettiği ġāyetli bir tasavvura bağlıdır. Tefsîr ise tecrîd ile münâsebetdârdır. Teʾessürün vektörel mâhiyeti ise bunlardan farklı olarak ḳudret derecesindeki intiḳāl cihetini görünür ḥâle getirir.
Müşterek mefâhîm niçin mühimdir?
Müşterek mefâhîm yalnız bir ḳarşılaşmanın teʾsîrini değil, teʾsîrlerin sebebini teşkîl eden münâsebet terkîbini de anlamaya imkân verir. Böylece insân “bana ne oldu?” mertebesinden “bu iki bedenin münâsebeti nasıl birleşti yahud çözüldü?” mertebesine geçebilir.
Bu, Lavaert’ın sanʿat râbıṭası cihetinden mühimdir; zîrâ resim de hâżır nesnenin yalnız görünüşünü istinsâḫ etmek yerine renk, żiyâ, ḥareket, saṭḥ ve terkîb arasındaki münâsebetleri istihsâl edebilir.
Ferd niçin yalnız bir “şey” değildir?
Deleuze’ün Spinoza oḳuyuşunda ferd; bir münâsebet yapısı, bir ḳudret derecesi ve ferdî bir mâhiyet olarak birlikte düşünülür. Bu sebeble ferd, kapalı ve taġyîr etmez bir cevher gibi ele alınmaz.
Bedenin nerede “bittiği” suʾâli de sırf hendesî ḫâric ḫaṭṭıyla ḥall olunamaz. Bu noḳṭa maḳāleyi doğrudan resim, kontur, renk ve żiyâ baḥsine götürür.
Dâʾirenin genetik taʿrîfi niçin mühimdir?
Dâʾirenin genetik taʿrîfi mühimdir; çünki dâʾireyi yalnız ḫâricî konturuyla tavṣîf etmek yerine onu vücûda getiren ḥareket ḳāʿidesiyle taʿrîf eder. Deleuze bu farḳı sâbit şekilden müvellid ḳudrete, ḳābiliyete ve “nasıl vücûda gelir?” suʾâline intiḳālin misâli olarak istiʿmâl eder.
Menbaʿ, Spinoza’nın dâʾire için iki muḫtelif taʿrîfini muḳāyese eder. İlk taʿrîf, merkezden muḥîṭe çekilen doġruların müsâvî olduğu şekli tavṣîf eder. Bu taʿrîf dâʾirenin nasıl göründüğünü ve hangi hendesî ḫuṣûṣiyete mâlik olduğunu söyler.
İkinci taʿrîfde ise bir doġrunun bir ucunun sâbit tutulup diğer ucunun ḥareket ettirilmesiyle dâʾirenin vücûda gelmesi esâs alınır. Burada taʿrîf artık yalnız şekli taṣnîf etmez; şeklin istihsâl ḳāʿidesini verir.
| Taʿrîf yaklaşımı | Merkez-i naẓar | Felsefî netîce |
|---|---|---|
| Kontur / şekil taʿrîfi | Dâʾirenin mevcûd hendesî ḫuṣûṣiyeti | Şekli ḫâricî ḥaddi üzerinden taʿyîn eder |
| Genetik taʿrîf | Dâʾirenin hangi ḥareketle istihsâl edildiği | Şekli istihsâl ḳudreti, ḳābiliyet ve yapma maʿrifeti üzerinden îżâḥ eder |
Lavaert’ın tâḳib ettiği Deleuzecü ḫaṭṭa bu farḳ sanʿat cihetinden de mühimdir. Ressâmın vazîfesi yalnız mevcûd şeklin ḫâricî ḫaṭṭını tekrâr etmek değildir; şekli vücûda getiren ḳuvvetleri, ḥareketleri ve münâsebetleri görünür ḥâle getirmektir.
Diferansiyel ḥesâb ve ḥadd fikri
Deleuze genetik taʿrîfi diferansiyel ḥesâbla irtibâṭlandırır. Burada ḥadd artık yalnız şeklin bittiği ḫâricî ḫaṭṭ olarak değil, müteġayyirlerin teveccüh ettiği dinamik bir münâsebet olarak düşünülür.
Aynı taḥavvül resim târîḫinde de żiyâ ve kontur üzerinden oḳunur. Sâbit ḫâricî ḫaṭṭın ḥâkimiyeti żaʿîflediğinde żiyâ, gölge ve renk, şeklin yalnız üzerine ilâve edilen ḫuṣûṣiyetler olmaktan çıḳar ve şeklin tekevvününde faʿâl hâle gelir.
Rembrandt râbıṭası
Menbaʿın Deleuze vâsıṭasıyla kurduğu 17. ʿaṣır resmi râbıṭasında Rembrandt mühim misâllerden biridir. Ḥadd, sert bir kontur ḫaṭṭından ziyâde żiyâ ile gölgenin birbirine geçtiği mınṭıḳa hâline gelir.
Böylece riyâżiyâtda istihsâl ve limit fikriyle, resimde żiyânın şekil üzerindeki müʾessis rolü arasında târîḫî-mefhûmî bir analoji kurulur. Bu, riyâżiyât ile resim arasında tecrübî sebebiyyet iddiʿâsı değildir.
Deleuze’de resmin diyagramı nedir?
Deleuze’de resmin diyagramı, hâżır temṯîlleri ve klişeleri bozmak için tuval üzerinde çalışan temṯîl-dışı ḫaṭṭ, leke ve sâḥaların teşkîl ettiği ʿameliyyât merḥalesidir; diyagram biẕâtihi nihâʾî resim değildir, yeni bir resmî vâḳıʿanın ortaya çıḳabileceği “vâḳıʿa imkânı”nı açar.
Birinci merḥale: resimden evvelki sâḥa
Resim boş bir tuvalle başlamaz. Ressâmın niyetleri, görmüş olduğu şekiller, sanʿat târîḫinden gelen modeller ve zihnindeki klişeler daha ilk fırça darbesinden evvel tuval üzerinde bilḳuvve mevcûddur.
Deleuze cihetinden mesʾele, bu hâżır görüntünün doğrudan taṭbîḳidir. Resim fiʿli, ibtidâdaki temṯîl planına ḳarşı da çalışmak mecbûriyetindedir.
İkinci merḥale: diyagram
Diyagram, ḫaṭṭlar, sâḥalar, lekeler ve el ile yapılan müdâḫaleler vâsıṭasıyla mevcûd nizâmı sarsar. Bu unsurların muʿayyen bir nesnenin illüstrasyonu olması lâzım gelmez.
Diyagramın vazîfesi yalnız ḳaos yaratmak değildir. İfrâṭ derecede ḳaos resmi mahvedebilir; kifâyetsiz müdâḫale ise klişeyi olduğu gibi bıraḳabilir. Müvellid diyagram, mevcûd figürasyonu bozan lâkin yeni nizâmın ortaya çıḳmasına imkân veren bir eşik teşkîl eder.
Üçüncü merḥale: resmî vâḳıʿa
Son merḥalede ortaya çıḳan resim diyagramın kendisi değildir. Resmî vâḳıʿa diyagramdan geçer, lâkin onu aşarak resimden evvelki sâḥayla yeniden münâsebet kurar.
Böylece vetîre ḫaṭṭî bir “evvelâ A biter, sonra B başlar” silsilesi değildir. İbtidâdaki fikir ve madde, diyagramdan sonra da resimde yaşamağa devâm eder.
| Merḥale | Esâs muḥtevâ | Vazîfe |
|---|---|---|
| Resimden evvelki | Tuval, niyet, mevcûd şekiller, temṯîl ve klişeler | Resmin ibtidâʾî şerâʾiṭini teşkîl eder |
| Diyagram | Temṯîl-dışı ḫaṭṭlar, lekeler ve sâḥalar | Klişeyi kırar ve yeni terkîb imkânı yaratır |
| Resmî vâḳıʿa | Diyagramdan sonraki yeni żiyâ, renk, şekil ve münâsebet nizâmı | Yeni eserin teşekkülünü temîn eder |
Ḳaos niçin yalnız menfî değildir?
Deleuze’ün Bacon, Cézanne ve Klee üzerinden geliştirdiği fikirde ḳaos, hâżır temṯîl nizâmının parçalandığı ḫaṭarlı lâkin müvellid bir merḥaledir. Diyagramın ḳıymeti, ḳaosu nihâʾî ḥâl hâline getirmesinde değil, ḳaosun içinden yeni ritim ve terkîb istihsâl etmesindedir.
Lavaert tam bu noḳṭada Spinoza ile resim arasındaki râbıṭayı taḳviye eder: her iki sâḥada da mühim olan, ḫâricden verilmiş şekli taṭbîḳ etmek değil, münâsebetlerin nasıl kurulduğunu ve yeni bir nizâmın nasıl istihsâl edildiğini anlamaktır.
Turner, żiyâ ve renk
Maḳāle, Deleuze’ün Turner oḳumalarını da bu terkîb manṭıḳı içinde ele alır. Turner’ın żiyâ ve renk tecrübeleri, nesneleri ḳaṭʿî konturlarla temṯîl etmekten uzaklaşarak resmî ʿâlemin żiyâ ve renk münâsebetleri üzerinden kurulabileceğini gösteren misâller olarak istiʿmâl edilir.
Burada resim, “ḫâricî dünyâdaki nesneyi ne derece doğru istinsâḫ ediyor?” suʾâlinden “tuval üzerinde hangi yeni ḥissî ʿâlem kuruluyor?” suʾâline intikal eder.
Resim niçin tefekkür ile el emeğini birbirinden ayırmaz?
Lavaert’ın netîce ḳısmındaki mühim temalardan biri, resim yaparken sistematik tefekkürün lâzım lâkin biẕâtihi kifâyetsiz olmasıdır. Evvelki fikir resme refâḳat eder, fakat diyagramı fiʿlen vücûda getiren elin maddeyle ḳarşılaşmasıdır.
Bu sebeble sanʿat, zihinde itmâm edilmiş bir fikrin mekanik sûrette tuvale naḳli değildir. Maddenin muḳāvemeti, boya, saṭḥ, żiyâ, renk ve el ḥareketleri vetîreye dâḫil olur ve ibtidâdaki niyeti taġyîr edebilir.
Tedḳîḳin usûlü ve netîceleri
Bu çalışma tecrübî bir deney değil, tefsîrî felsefe ve sanʿat naẓariyesi tedḳîḳidir. Maḳālede ayrıca kemmî bir “Materials and Methods” ḳısmı bulunmaz. İstiʿmâl edilen yaklaşım, Spinoza’nın eserleriyle Deleuze’ün neşredilmiş Spinoza ve resim derslerinin yaḳından oḳunması; bunların Husserl, Simondon, Bacon, Klee, Cézanne, Turner, Rembrandt, Alberti ve alâḳalı tâlî literatürle mefhûmî sûrette irtibâṭlandırılmasıdır.
Birincil metnî mesnedler
Spinoza cihetinde menbaʿlar arasında Ethics, Political Treatise, Theological-Political Treatise ve Treatise on the Emendation of the Intellect yer alır.
Deleuze cihetinde maḳālenin ana miḥverini David Lapoujade tarafından neşre iḥżâr edilmiş Sur Spinoza (2024) ile Sur la peinture (2023) ders metinleri teşkîl eder. Francis Bacon: Logique de la sensation ve Deleuze’ün diğer eserleri de mefhûmî râbıṭalarda istiʿmâl edilir.
Esâs tefsîr ḫaṭṭı 1: İçkinlik ve terkîb
Lavaert’ın tefsîrinde Spinoza’nın ṭabîʿat telâḳḳîsi hiyerarşik olmayan bir terkîb sâḥasıdır. Bedenler ve fikirler bu sâḥa içinde birbirleriyle münâsebet kurar.
Bu yaklaşım amelî felsefeyi, ferdî ḳarşılaşmaların hangi ḳudret münâsebetlerini istihsâl ettiğini tedḳîḳ eden faʿâl bir tefekkür şekline çevirir.
Esâs tefsîr ḫaṭṭı 2: Teʾessür ve müddet
Affectus bir ḥâl değil, intiḳāl olarak ele alınır. Bu sebeble zamân, maḳālenin teʾessür taḥlîlinde ṯânevî bir zemîn değil, müʾessis bir unsurdur.
Mâżî ḥâlin izi, şimdiki teʾessür ve istikbâle teveccüh birlikte teʾessürün müddet buʿdunu teşkîl eder.
Esâs tefsîr ḫaṭṭı 3: Maʿrifet ve yazı ritmi
Spinoza’nın maʿrifet nevʿleri yalnız epistemolojik sınıflar değildir; Deleuze bunları metnin ḥareketi ve yazı sürʿatiyle de irtibâṭlandırır.
Âheste hendesî yapı tenḳîdî ve müşterek mefâhîme müstenid tefekkürü teʾyîd ederken, scholia ve zeyllerdeki daha ânî râbıṭalar ḥadsî maʿrifete yaḳlaşan muḫtelif bir tefekkür ritmi vücûda getirir.
Esâs tefsîr ḫaṭṭı 4: Genetik usûl
Dâʾirenin istihsâl ḳāʿidesiyle taʿrîf edilmesi, Lavaert’ın maḳālesinde şekilden istihsâl ḳudretine intiḳālin ḳuvvetli misâllerinden biridir.
Bu misâl, ferd, sanʿat ve siyâset baḥsindeki daha ʿumûmî bir prensiple birleşir: bir şeyi yalnız ḫâricî ḥaddiyle taʿrîf etmek yerine onun tekevvününe imkân veren münâsebetleri, ḳuvvetleri ve ʿameliyyâtı tedḳîḳ etmek.
Esâs tefsîr ḫaṭṭı 5: Spinoza’dan resme intiḳāl
Deleuze’ün Spinoza derslerinden sonra resim derslerine geçişini Lavaert tesâdüf addetmez. Her iki ders silsilesinde de terkîb, żiyâ, münâsebet, sürʿat, âhestelik, istihsâl ve şeklin tekevvünü gibi mevżûʿlar devâm gösterir.
Spinoza’daki içkin terkîb manṭıḳı resimde plane of composition ve diyagram vâsıṭasıyla yeniden ẓuhûr eder.
Spinoza ile resim arasındaki râbıṭa tedḳîḳde ne derece ḳuvvetli bir iddiʿâdır?
Tedḳîḳ, Spinoza’nın felsefesiyle muʿayyen resim teknikleri arasında tecrübî yahud târîḫî sebebiyyeti iṯbât etmez; Lavaert, Deleuze’ün derslerindeki mefhûmî intiḳālleri istiʿmâl ederek içkinlik, terkîb, ḳudret, żiyâ, kontur, istihsâl ve diyagram arasında felsefî bir analoji ve tefsîr münâsebeti kurar.
Bu ḥadd mühimdir. Maḳālenin “netîceleri” ölçü yahud istatistik değil, metinlerin muḳāyeseli tefsîrinden çıḳan mefhûmî netîcelerdir.
Meselâ diferansiyel ḥesâbla 17. ʿaṣır resmi arasındaki râbıṭa, riyâżî terakkînin Rembrandt resmini sebeben vücûda getirdiğini gösteren târîḫî mâlûmât olarak sunulmaz. Bu, Deleuze’ün limit, żiyâ ve kontur telâḳḳîlerini aynı fikrî taḥavvül içinde oḳumağa yarayan bir analojidir.
Tedḳîḳin teʾyîd ettiği netîceler
Tedḳîḳ, Deleuze’ün Spinoza dersleriyle resim dersleri arasında ḳuvvetli mefhûmî devâmlılıḳ bulunduğu yolundaki Lavaert tefsîrini tafṣîlâtlı metin misâlleriyle teʾyîd eder.
Spinoza’nın içkin ontolojisi, aḫlâḳî hiyerarşi yerine münâsebetler ve ḳuvvetler üzerinden işleyen bir amelî felsefe olarak oḳunur.
Affectio ile affectus arasındaki farḳ, teʾessürü sâbit rûḥî bir ḫuṣûṣiyetten ziyâde zamân içindeki intiḳāl ve ḳudret taġyîri olarak anlamaya imkân verir.
Genetik taʿrîf misâli, şeyleri hâżır konturlarla değil onları vücûda getiren istihsâl ḳudretiyle düşünmenin Spinoza–Deleuze ḫaṭṭındaki ehemmiyetini görünür ḳılar.
Resimde diyagram, mevcûd temṯîli ve klişeyi bozarak yeni bir terkîbin ortaya çıḳmasına imkân veren ḫallâḳ-ʿamelî bir eşik olarak tefsîr edilir.
Lavaert, resim pratiğinde madde, el emeği, żiyâ, renk, ḳalınlıḳ, şeffâfiyyet, perspektif ve terkîbin tefekkürden ayrı olmayan, lâkin tefekkürün evvelden tamâmen ḳontrol edemediği müvellid vetîreler olduğunu vurġular.
Tedḳîḳin teʾyîd etmediği netîceler
Maḳāle Spinoza’nın resim naẓariyesi yazdığını iddiʿâ etmez. Resim râbıṭasının mühim bir ḳısmı Deleuze’ün Spinoza tefsîrinden ve Deleuze’ün kendi sanʿat tefekküründen kurulur.
Maḳāle “teʾessürât klimatolojisi”ni psikoloji yahud klimatoloji sâḥasında tecrübî bir model olarak sunmaz.
Joy ve sadness için istiʿmâl edilen vektör lisânı, ölçülmüş fizikî vektör miḳdârları maʿnâsına gelmez.
Dâʾirenin genetik taʿrîfi, ṭabîʿatdaki ḥaḳîḳî dâʾirelerin fizikî olarak behemehâl bir ucundan sâbitlenmiş doġruyla vücûda geldiğini iddiʿâ etmez. Misâlin vazîfesi, bir istihsâl ḳāʿidesiyle ḫâricî kontur arasındaki felsefî farḳı göstermektir.
Resimdeki resimden evvelki → diyagram → resmî vâḳıʿa yapısı, bütün ressâmların behemehâl üç mekanik merḥaleyi tâḳib ettiği tecrübî bir sanʿat istihsâl protokolü değildir.
Maḳāle Turner, Rembrandt, Bacon, Cézanne yahud Klee üzerine câmiʿ bir sanʿat târîḫi monografisi sunmaz; bu sanʿatkârlar Deleuze’ün mefhûmî ḥüccetini îżâḥ eden misâller olarak istiʿmâl edilir.
Müʾellif kendi resim pratiğiyle tafṣîlâtlı muḳāyeseyi mevcûd tedḳîḳin netîcesi olarak sunmaz; bu mevżûʿu istikbâldeki bir çalışma için ayırır.
Menbaʿda niçin kemmî usûl yahud istatistik yoḳdur?
Tedḳîḳin mevżûʿu kemmî mâlûmât değil, felsefî metinler ve bunlar arasındaki mefhûmî münâsebetlerdir. Bu sebeble numûne ḥacmi, tecrübe grubu, p ḳıymeti, iʿtimâd fâṣılası, model hiperparametresi yahud performans metriği bulunmaz.
Menbaʿda numaralanmış ʿilmî şekil yahud mâlûmât cedveli de bulunmadığından Verianla tarafından kemmî grafik istihsâl edilmemiştir.
Baṣarî sûrette yeniden kurulabilecek esâs münâsebetler
Maḳālenin menbaʿa sâdıḳ görselleştirilmesi kemmî grafik yerine üç mefhûmî yapı üzerinden yapılabilir:
- Affectio → Affectus: ânî teʾessür ḥâlinden müddet içindeki cihetli ḳudret taġyîrine intiḳāl.
- Kontur → Genetik taʿrîf: şekli ḫâricî ḥaddiyle tavṣîf etmekten onu vücûda getiren ḥareket ve ḳābiliyeti îżâḥ etmeğe intiḳāl.
- Resimden evvelki → Diyagram → Resmî vâḳıʿa: klişe ve niyetden temṯîl-dışı müdâḫale vâsıṭasıyla yeni terkîbe intiḳāl.
Menbaʿ ve usûl ḳaydı
Aṣlî çalışma: Spinoza’s Climatology of Affects and the Diagram of Painting
Müʾellif: Sonja Lavaert.
Müʾessese: Department of Philosophy, Vrije Universiteit Brussel, Brussels, Belgium.
Mecmûʿa: Philosophies.
Nâşir: MDPI.
Menbaʿ nevʿi: Ḥakemli mefhûmî/felsefî tedḳîḳ maḳālesi; Spinoza, Deleuze ve resim felsefesi üzerine tefsîrî çalışma.
Ḫuṣûṣî sayı: Deleuze: Teacher of Spinoza’s Philosophy.
Neşir mâlûmâtı: Philosophies 2026, cild 11, sayı 3, maḳāle 78.
DOI: 10.3390/philosophies11030078
İrsâl: 26 Kânûn-ı Sânî 2026.
Taṣḥîḥ: 21 Nîsân 2026.
Ḳabûl: 12 Mayıs 2026.
Neşir: 13 Mayıs 2026.
Akademik muḥarrirler: Paul Patton ve Marcin J. Schroeder.
Ruḫṣat: Creative Commons Attribution (CC BY), açık erişim.
Mâlî destek: Müʾellif ḫâricî mâlî destek alınmadığını beyân etmiştir.
Müʾessese etik heyʾeti: Taṭbîḳ edilemez.
Mâlûmâtlı rıżâ: Taṭbîḳ edilemez.
Mâlûmâtın erişilebilirliği: Menbaʿ, mâlûmâtın/malzemenin maḳāle dâḫilinde bulunduğunu bildirir.
Menfaʿat teʿârużu: Müʾellif menfaʿat teʿârużu olmadığını beyân etmiştir.
Müʾellif ḳatkıları: Çalışma tek müʾelliflidir; menbaʿda ayrıca CRediT ḳatkı taḳsîmi verilmemiştir.
Başlıca birincil felsefî menbaʿlar: Spinoza’nın Ethics, Political Treatise, Theological-Political Treatise ve Treatise on the Emendation of the Intellect eserleri; Deleuze’ün Sur Spinoza ve Sur la peinture dersleri.
Sanʿat/felsefe râbıṭasındaki başlıca isimler: Rembrandt, Turner, Cézanne, Klee, Bacon, Kandinsky, Mondrian, Alberti, Simondon ve Husserl.
Usûlî ḥadd: Çalışma tefsîrîdir. Kurulan Spinoza–Deleuze–resim râbıṭaları metnî ve mefhûmî ḥüccetlerdir; tecrübî taṣdîḳ, kemmî muḳāyese yahud sebebî sanʿat târîḫi taḥlîli olarak telâḳḳî edilmemelidir.
Müstakbel çalışma ḥaddi: Müʾellif, Deleuze’ün Spinoza ve resim tefekkürünü ressâmların yazıları ve kendi resim pratiğiyle daha tafṣîlâtlı irtibâṭlandırmayı müstakbel bir çalışma için ayırır.
Menbaʿ görselinin ḥâli: Maḳālede numaralanmış mâlûmât şekli yahud ʿilmî grafik bulunmaz. “Diyagram” mefhûmu resim naẓariyesinin muḥtevâsıdır; neşir içindeki bir mâlûmât diyagramının adı değildir.
Verianla usûl ḳaydı: Bu muḥtevâ menbaʿ maḳālenin paraġraf-be-paraġraf tercümesi değildir. Menbaʿdaki içkinlik ve terkîb telâḳḳîsi, climatology istiʿâresi, affectio/affectus farḳı, zamân ve maʿrifet nevʿleri, semiyotik tefrîḳler, müşterek mefâhîm, ferd ve ḳudret, dâʾirenin genetik taʿrîfi, żiyâ ve kontur mesʾelesi, resmin üç merḥalesi, diyagram, sanʿat misâlleri ve netîcedeki resim-pratik râbıṭası ʿilmî ve felsefî münâsebet seviyesi üzere istiḫrâc edilmiş; müstaḳil Türkçe taʿlîmî yapı içinde yeniden tertîb edilmiştir.
Bir yorum bırakın
E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir