Akademik araştırmalar, anlaşılır dil

Verianla | Akademik Araştırmalardan Türkçe Ekonomi ve Bilim İçerikleri

13 Ekim 2026, Salı
VERİANLA Bağımsız bilim yayıncılığı
Menüyü aç veya kapat
...
Home / Beşerî Bilimler / Felsefe / Spinoza’nın Duygulanımlar Klimatolojisi ve Resmin Diyagramı
Felsefe

Spinoza’nın Duygulanımlar Klimatolojisi ve Resmin Diyagramı

Spinoza–Deleuze–resim ilişkisi, Sonja Lavaert’ın Spinoza’nın içkin ve kompozisyonel felsefesini Gilles Deleuze’ün 1980–1981 Spinoza dersleri ile hemen ardından verdiği resim dersleri üzerinden birlikte okuduğu kavramsal bir yorum çerçevesidir.

07/10/2026  Veri Anla  175 görüntüleme
Spinoza’nın Duygulanımlar Klimatolojisi ve Resmin Diyagramı

Spinoza–Deleuze–resim ilişkisi, Sonja Lavaert’ın Spinoza’nın içkin ve kompozisyonel felsefesini Gilles Deleuze’ün 1980–1981 Spinoza dersleri ile hemen ardından verdiği resim dersleri üzerinden birlikte okuduğu kavramsal bir yorum çerçevesidir. Çalışma, Spinoza’nın duygulanımları ve siyasî yaşamı aşkın ahlâkî ölçüler yerine bedenlerin ilişkileri, güç değişimleri ve doğanın hiyerarşik olmayan düzeni üzerinden ele alışını; Deleuze’ün resimde kaos, diyagram, ışık, renk ve kompozisyon üzerine geliştirdiği kavramlarla ilişkilendirir. Makale yeni deney veya nicel veri sunmaz; felsefî metinler, dersler ve sanat düşüncesi arasında kavramsal bir bağ kurar.

Başlıktaki “duygulanımlar klimatolojisi”, gerçek klimatolojiye ait bilimsel bir sınıflandırma değildir. Bu metafor, duygulanımları bir meteoroloğun hava değişimlerini gözlemlemesine benzer biçimde, onları önceden iyi veya kötü olarak damgalamadan; koşullar, ilişkiler ve geçişler üzerinden inceleme tavrını anlatır. Spinoza’nın içkinlik anlayışında doğanın üzerinde onu dışarıdan düzenleyen aşkın bir hiyerarşi yoktur. Bedenler karşılaşır, ilişkiler kurulur veya çözülür ve her karşılaşma bedenin etkinlik gücünü farklı biçimde etkiler.

Bu yaklaşımın zaman boyutu, affectio ile affectus arasındaki ayrımda belirginleşir. Affectio, bedenin belirli bir andaki etkilenmiş durumuna; affectus ise bir durumdan diğerine geçişe ve bu geçiş sırasında güç derecesinin artmasına veya azalmasına işaret eder. Böylece duygulanım sabit bir psikolojik nesne olmaktan çok, süre içinde gerçekleşen yönlü bir değişim olarak ele alınır.

Deleuze’ün resim anlayışındaki “diyagram” da benzer bir üretim mantığı taşır. Resim hazır bir formu tuvale kopyalamak değildir. Ön-resimsel niyetler, klişeler ve mevcut biçimler önce diyagramın çizgi, leke ve alanlarıyla sarsılır; bu operasyonun içinden yeni bir resimsel olgu doğar. Lavaert’ın temel bağlantısı burada belirginleşir: Spinoza’da gerçekliği anlamak ilişkilerin nasıl üretildiğini kavramayı gerektirirken, Deleuze’de resim de biçimi dış konturundan değil onu meydana getiren güçlerden ve üretim süreçlerinden hareketle düşünür.

Spinoza’nın “Duygulanımlar Klimatolojisi” Ne Anlama Geliyor?

“Duygulanımlar klimatolojisi”, Spinoza’nın duygulanımları ahlâkî kusur veya erdem etiketleriyle başlamadan, bedenler arasındaki karşılaşmaların ve güç değişimlerinin doğal düzeni içinde inceleyen teknik ve tarafsız yaklaşımını anlatan bir metafordur; gerçek iklim bilimiyle ilgili bir yöntem değildir.

Makalenin başlangıç noktası, Deleuze’ün Kasım 1980 ile Mart 1981 arasında verdiği Spinoza dersleridir. Lavaert’a göre bu derslerin odağında yalnız Spinoza’nın hangi görüşleri savunduğu değil, onun nasıl düşündüğü ve nasıl yazdığı da bulunur.

Spinoza’nın doğası aşkın bir yönetici ilkeye göre sıralanmış basamaklardan oluşmaz. Doğa hem bütün varlıkların zemini hem de farklılıkların kaynağıdır. Bu nedenle insan davranışlarının, duyguların ve siyasetin açıklanması için doğanın dışında duran bir ahlâk mahkemesine ihtiyaç yoktur.

Klimatolog benzetmesinin önemi buradan gelir. Bir hava araştırmacısı fırtınayı ahlâken kötü, güneşli havayı ahlâken iyi diye sınıflandırmaz; koşulların nasıl birleştiğini ve değişimin hangi ilişkilerden doğduğunu inceler. Lavaert’ın okumasında Spinoza’nın duygulanımlara yaklaşımı da benzer biçimde işlevsel ve ilişkisel bir karakter taşır.

İçkinlik neden belirleyicidir?

İçkinlik, açıklamanın doğanın dışındaki aşkın bir nedene veya önceden verilmiş hiyerarşiye dayandırılmamasıdır. Spinoza’da bedenler, düşünceler, arzular ve siyasî ilişkiler aynı doğanın içinde meydana gelir.

Bu yapı, “ne olmalıdır?” sorusundan önce “gerçekte ne meydana geliyor ve hangi ilişkiler bunu üretiyor?” sorusuna ağırlık verir. Makalede Machiavelli’den gelen “etkili gerçeklik” vurgusunun ve Spinoza’nın pratik felsefe olarak okunmasının nedeni de budur.

Virtus neden ahlâkî erdemden daha geniştir?

Kaynak, Spinoza’nın erdem düşüncesini yalnız ahlâkî iyi davranış olarak değil, doğal güç, yeti ve kapasite ekseninde ele alır. Conatus, arzu ve etkinlik gücü bu çerçevede belirleyicidir.

Dolayısıyla erdem, aşkın bir norma ne kadar uyulduğundan çok bir varlığın kendi ilişkilerini ne ölçüde etkin biçimde kurabildiği ve güçlendirebildiğiyle bağlantılı hale gelir.

Lavaert bu hareketi sanatla ilişkilendirir. Sanat da hazır ve değişmez bir düzeni yalnız temsil etmek yerine malzemeler, biçimler, renkler ve ilişkiler aracılığıyla yeni bir kompozisyon üretir.

Affectio ile Affectus Arasındaki Fark Nedir?

Affectio, bir bedenin belirli bir andaki etkilenmiş durumunu veya karşılaşmanın anlık kesitini; affectus ise bir etkilenim durumundan diğerine geçerken yaşanan süreyi ve etkinlik gücündeki artma ya da azalmayı ifade eder.

Bu ayrım makalenin zaman ve duygulanım tartışmasının merkezindedir. Deleuze, duygulanmış bir bedeni yalnız bulunduğu an üzerinden tanımlamanın yetersiz olduğunu savunur. Her an, kendinden önceki durumu geride bırakırken sonraki duruma doğru da hareket eder.

Kaynak bu yapıyı Husserlci zaman tartışmasına bağlayarak üçlü bir şema üzerinden açıklar:

KonumZamansal işlevDuygulanım açısından anlamı
A′Hemen geçmişte kalan durumŞimdiki duruma taşınan önceki etkilenim
AŞimdiki anMevcut affectio / anlık etkilenmiş durum
A″Gelmekte olan durumŞimdiden yönelinen veya beklenen sonraki etkilenim
A′ → A → A″Süre ve geçişAffectus; durumlar arasındaki güç değişimi

Bu nedenle affectus, tek bir noktaya yerleştirilen sabit özellik değildir. Bir bedenin önceki halinden sonraki haline geçerken etkinlik gücünün nasıl değiştiğini ifade eder.

Sevinç ve üzüntü neden “vektör” olarak ele alınıyor?

Deleuze’ün Spinoza yorumunda duygulanım yönlü bir değişim olduğu için skaler bir durumdan çok vektörel bir süreç olarak düşünülür. Sevinç etkinlik gücünün artışı yönündeki, üzüntü ise azalması yönündeki geçişle bağlantılıdır.

Buradaki “vektör” fiziksel deneyde ölçülmüş matematiksel bir vektör değildir. Kaynak kavramı, durumlar arasındaki yönlü güç değişimini açıklayan felsefî bir model olarak kullanmaktadır.

Karşılaşmalar ve ilişkilerin kompozisyonu

Bir beden başka bir bedenle karşılaştığında ilişkiler birbirine uyum sağlayabilir veya mevcut bir ilişki çözülebilir. Spinoza’nın etiğini kompozisyon açısından okuyan Deleuze için önemli soru, karşılaşmanın ilgili bedenin etkinlik gücüyle nasıl birleştiğidir.

Doğanın bütününde aşkın anlamda iyi ve kötü kategorileri yoktur; fakat belirli bir bedenin bakış açısından karşılaşmalar onun yapısını destekleyebilir veya zayıflatabilir. Böylece etik, soyut bir yasaktan çok ilişkilerin pratik bilgisine yaklaşır.

Spinoza’nın Üç Bilgi Türü Makalede Nasıl Kullanılıyor?

Spinoza’nın üç bilgi türü, insanın değişken işaretlere bağlı pasif algıdan ortak ilişkileri kavrayan akla ve oradan tekil şeylerin özüne yönelen sezgisel bilgiye geçişini açıklarken, Lavaert’ın makalesinde aynı zamanda farklı yazım ritimleri ve resim üretiminin aşamalarıyla ilişkilendirilen bir yapı sağlar.

Bilgi türüTemel yapıBaşlıca sorun / güçDeleuze’ün yazı ritmiyle ilişkisi
Birinci türGörüş, imgelem ve işaretlere bağlı deneyimTekil etkiler ve değişken çağrışımlar içinde nedenleri yeterince kavrayamamaPasif ve değişken işaret dünyasının zemini
İkinci türAkıl ve ortak mefhumlarİlişkilerin nedenlerini ve ortak yapıları yeterli biçimde kavramaGeometrik, yavaş ve adım adım ilerleyen analitik yazıyla ilişkilendirilir
Üçüncü türSezgisel bilgiTekil şeyin özünü bütünsel biçimde kavramaScholia ve eklerdeki daha hızlı, bir anda bağlantılar kuran hareketle ilişkilendirilir

İşaretler neden yetersiz kalabilir?

İşaret, bize çoğu zaman dıştaki nesnenin özünü değil onun bizim üzerimizde bıraktığı etkiyi bildirir. Böyle bir durumda sonuçla karşılaşırız fakat sonucu meydana getiren ilişkinin nedenini henüz bilmiyor olabiliriz.

Bu nedenle birinci tür bilgi bütünüyle “işe yaramaz” değildir; insan deneyiminin başlangıç koşuludur. Sorun, değişken ve çağrışımsal işaretlerin nedenlerin bilgisi sanılmasıdır.

Gösterge türleri

Deleuze, Spinoza’yı semiyotik araçlarla okurken önce üç tür gösterge ayırır: belirtiler, emirler ve yorumlar. Ardından duygulanımı geçiş olarak açıklayabilmek için vektörel işaret düşüncesini geliştirir.

Belirti, başka bir bedenin benim bedenimde bıraktığı etkiyi gösterir. Emir veya final neden biçimindeki işaret, imgelemin ürettiği amaçsal kurguya bağlıdır. Yorum ise soyutlamayla ilişkilidir. Duygulanımın vektörel niteliği ise bunlardan farklı olarak güç derecesindeki geçiş yönünü görünür hale getirir.

Ortak mefhumlar neden önemlidir?

Ortak mefhumlar yalnız bir karşılaşmanın etkisini değil, etkilerin nedenini oluşturan ilişki kompozisyonunu anlamayı mümkün kılar. Böylece insan “bana ne oldu?” düzeyinden “bu iki bedenin ilişkisi nasıl birleşti veya çözüldü?” düzeyine geçebilir.

Lavaert’ın sanat bağlantısı açısından bu önemlidir; çünkü resim de hazır nesnenin yalnız görünüşünü kopyalamak yerine renk, ışık, hareket, yüzey ve kompozisyon arasındaki ilişkileri üretebilir.

Birey neden yalnız bir “şey” değildir?

Deleuze’ün Spinoza okumasında birey; bir ilişki yapısı, bir güç derecesi ve tekil bir öz olarak birlikte düşünülür. Bu nedenle birey, kapalı ve değişmez bir töz gibi ele alınmaz.

Bedenin nerede “bittiği” sorusu da salt geometrik dış çizgiyle çözülemez. Bu nokta makaleyi doğrudan resim, kontur, renk ve ışık tartışmasına taşır.

Genetik Daire Tanımı Neden Önemlidir?

Genetik daire tanımı önemlidir çünkü daireyi yalnız dış konturuyla betimlemek yerine onu üreten hareket kuralıyla tanımlar; Deleuze bu farkı sabit biçimden üretici güç, kapasite ve “nasıl meydana gelir?” sorusuna geçişin örneği olarak kullanır.

Kaynak, Spinoza’nın daire için iki farklı tanımını karşılaştırır. İlk tanım, merkezden çevreye çizilen doğruların eşit olduğu şekli tarif eder. Bu tanım dairenin nasıl göründüğünü ve hangi geometrik özelliğe sahip olduğunu söyler.

İkinci tanımda ise bir doğrunun bir ucunun sabit tutulup diğer ucunun hareket ettirilmesiyle dairenin meydana gelmesi esas alınır. Burada tanım artık yalnız şekli sınıflandırmaz; şeklin üretim kuralını verir.

Tanım yaklaşımıOdakFelsefî sonuç
Kontur / biçim tanımıDairenin mevcut geometrik özelliğiŞekli dış sınırı üzerinden belirler
Genetik tanımDairenin hangi hareketle üretildiğiBiçimi üretim gücü, kapasite ve yapma bilgisi üzerinden açıklar

Lavaert’ın takip ettiği Deleuzecü çizgide bu fark, sanat bakımından da önemlidir. Ressamın görevi yalnız mevcut formun dış çizgisini tekrar etmek değildir; biçimin meydana geldiği kuvvetleri, hareketleri ve ilişkileri görünür hale getirmektir.

Diferansiyel hesap ve sınır düşüncesi

Deleuze genetik tanımı diferansiyel hesapla ilişkilendirir. Burada sınır artık yalnız şeklin bittiği dış çizgi olarak değil, değişkenlerin yöneldiği dinamik bir ilişki olarak düşünülür.

Aynı dönüşüm resim tarihinde de ışık ve kontur üzerinden okunur. Sabit dış çizginin egemenliği zayıfladığında ışık, gölge ve renk formun yalnız üzerine eklenen özellikler olmaktan çıkar ve formun oluşumunda etkin hale gelir.

Rembrandt bağlantısı

Kaynağın Deleuze üzerinden kurduğu 17. yüzyıl resmi bağlantısında Rembrandt önemli örneklerden biridir. Sınır, sert bir kontur çizgisinden çok ışık ile gölgenin birbirine geçtiği bölge haline gelir.

Böylece matematikte üretim ve limit düşüncesiyle, resimde ışığın form üzerindeki kurucu rolü arasında tarihsel-kavramsal bir analoji kurulmaktadır. Bu, matematik ile resim arasında deneysel nedensellik iddiası değildir.

Deleuze’de Resmin Diyagramı Nedir?

Deleuze’de resmin diyagramı, hazır temsilleri ve klişeleri bozmak için tuval üzerinde çalışan temsil-dışı çizgi, leke ve alanların oluşturduğu operasyonel aşamadır; diyagram kendi başına nihai resim değildir, yeni bir resimsel olgunun ortaya çıkabileceği “olgu olasılığını” açar.

Birinci aşama: ön-resimsel alan

Resim boş bir tuvalle başlamaz. Ressamın niyetleri, görmüş olduğu biçimler, sanat tarihinden gelen modeller ve kendi zihnindeki klişeler daha ilk fırça darbesinden önce tuval üzerinde potansiyel olarak bulunur.

Deleuze açısından sorun, bu hazır görüntünün doğrudan uygulanmasıdır. Resim eylemi, başlangıçtaki temsil planına karşı da çalışmak zorundadır.

İkinci aşama: diyagram

Diyagram, çizgiler, alanlar, lekeler ve manuel müdahaleler aracılığıyla mevcut düzeni sarsar. Bu öğeler belirli bir nesnenin illüstrasyonu olmak zorunda değildir.

Diyagramın görevi yalnız kaos yaratmak değildir. Aşırı kaos resmi yok edebilir; yetersiz müdahale ise klişeyi olduğu gibi bırakabilir. Üretici diyagram, mevcut figürasyonu bozan fakat yeni düzenin ortaya çıkmasına imkân veren bir eşik oluşturur.

Üçüncü aşama: resimsel olgu

Son aşamada ortaya çıkan resim, diyagramın kendisi değildir. Resimsel olgu diyagramdan geçer fakat onu aşarak ön-resimsel alanla yeniden ilişki kurar.

Böylece süreç doğrusal bir “önce A biter, sonra B başlar” dizisi değildir. Başlangıçtaki düşünce ve materyal, diyagram sonrasında da resimde yaşamaya devam eder.

AşamaTemel içerikİşlev
Ön-resimselTuval, niyet, mevcut biçimler, temsil ve klişelerResmin başlangıç koşullarını oluşturur
DiyagramTemsil-dışı çizgiler, lekeler ve alanlarKlişeyi kırar ve yeni kompozisyon olasılığı yaratır
Resimsel olguDiyagram sonrasındaki yeni ışık, renk, biçim ve ilişki düzeniYeni eserin kurulmasını sağlar

Kaos neden yalnız olumsuz değildir?

Deleuze’ün Bacon, Cézanne ve Klee üzerinden geliştirdiği düşüncede kaos, hazır temsil düzeninin parçalandığı riskli fakat üretici aşamadır. Diyagramın değeri, kaosu nihai durum haline getirmesinde değil, kaosun içinden yeni ritim ve kompozisyon üretmesindedir.

Lavaert tam bu noktada Spinoza ile resim arasındaki bağlantıyı güçlendirir: her iki alanda da önemli olan dışarıdan verilmiş biçimi uygulamak değil, ilişkilerin nasıl kurulduğunu ve yeni bir düzenin nasıl üretildiğini anlamaktır.

Turner, ışık ve renk

Makale, Deleuze’ün Turner okumalarını da bu kompozisyon mantığı içinde ele alır. Turner’ın ışık ve renk deneyleri, nesneleri kesin konturlarla temsil etmekten uzaklaşarak resimsel dünyanın ışık ve renk ilişkileri üzerinden kurulabileceğini gösteren örnekler olarak kullanılır.

Burada resim, “dış dünyadaki nesneyi ne kadar doğru kopyalıyor?” sorusundan “tuval üzerinde hangi yeni duyumsal dünya kuruluyor?” sorusuna kayar.

Resim neden düşünceyle el emeğini birbirinden ayırmaz?

Lavaert’ın sonuç bölümündeki önemli temalardan biri, resim yaparken sistematik düşüncenin gerekli fakat tek başına yeterli olmamasıdır. Ön düşünce resme eşlik eder, ancak diyagramı fiilen meydana getiren elin malzemeyle karşılaşmasıdır.

Bu nedenle sanat, zihinde tamamlanmış bir fikrin mekanik olarak tuvale aktarılması değildir. Malzemenin direnci, boya, yüzey, ışık, renk ve el hareketleri sürece katılır ve başlangıçtaki niyeti dönüştürebilir.

Çalışmanın Yöntemi ve Bulguları

Bu çalışma ampirik bir deney değil, yorumlayıcı felsefe ve sanat teorisi çalışmasıdır. Makalede ayrı bir nicel “Materials and Methods” bölümü bulunmaz. Kullanılan yaklaşım, Spinoza’nın eserleri ile Deleuze’ün yayımlanmış Spinoza ve resim derslerinin yakın okunması; bunların Husserl, Simondon, Bacon, Klee, Cézanne, Turner, Rembrandt, Alberti ve ilgili ikincil literatürle kavramsal olarak ilişkilendirilmesidir.

Birincil metinsel dayanaklar

Spinoza tarafında kaynaklar arasında Ethics, Political Treatise, Theological-Political Treatise ve Treatise on the Emendation of the Intellect yer almaktadır.

Deleuze tarafında makalenin ana ekseni David Lapoujade tarafından yayıma hazırlanmış Sur Spinoza (2024) ile Sur la peinture (2023) ders metinleridir. Francis Bacon: Logique de la sensation ve Deleuze’ün başka eserleri de kavramsal bağlantılarda kullanılmaktadır.

Ana yorum çizgisi 1: İçkinlik ve kompozisyon

Lavaert’ın yorumunda Spinoza’nın doğa anlayışı hiyerarşik olmayan bir kompozisyon alanıdır. Bedenler ve düşünceler bu alanın içinde birbirleriyle ilişkiler kurar.

Bu yaklaşım pratik felsefeyi, tekil karşılaşmaların hangi güç ilişkilerini ürettiğini araştıran etkin bir düşünme biçimine dönüştürür.

Ana yorum çizgisi 2: Duygulanım ve süre

Affectus bir durum değil geçiş olarak ele alınır. Bu nedenle zaman, makalenin duygulanım analizinde tali bir arka plan değil kurucu unsurdur.

Geçmiş durumun izi, şimdiki etkilenim ve geleceğe yönelim birlikte duygulanımın süre boyutunu oluşturur.

Ana yorum çizgisi 3: Bilgi ve yazı ritmi

Spinoza’nın bilgi türleri yalnız epistemolojik sınıflar değildir; Deleuze onları metnin hareketi ve yazı hızıyla da ilişkilendirir.

Yavaş geometrik yapı eleştirel ve ortak mefhumlara dayanan düşünmeyi desteklerken, scholia ve eklerdeki daha ani bağlantılar sezgisel bilgiye yaklaşan farklı bir düşünme ritmi yaratır.

Ana yorum çizgisi 4: Genetik yöntem

Dairenin üretim kuralıyla tanımlanması, Lavaert’ın makalesinde biçimden üretim gücüne geçişin güçlü örneklerinden biridir.

Bu örnek; birey, sanat ve siyaset tartışmasındaki daha genel bir ilkeyle birleşir: bir şeyi yalnız dış sınırıyla tanımlamak yerine onun oluşmasına imkân veren ilişkileri, güçleri ve işlemleri araştırmak.

Ana yorum çizgisi 5: Spinoza’dan resme geçiş

Deleuze’ün Spinoza derslerinin ardından resim derslerine geçişi Lavaert tesadüf olarak değerlendirmez. Her iki ders dizisinde de kompozisyon, ışık, ilişki, hız, yavaşlık, üretim ve formun meydana gelişi gibi temalar süreklilik gösterir.

Spinoza’daki içkin kompozisyon mantığı resimde plane of composition ve diyagram üzerinden yeniden belirir.

Spinoza ile Resim Arasındaki Bağlantı Çalışmada Ne Kadar Güçlü Bir İddiadır?

Çalışma Spinoza’nın felsefesi ile belirli resim teknikleri arasında deneysel veya tarihsel nedensellik kanıtlamaz; Lavaert, Deleuze’ün derslerindeki kavramsal geçişleri kullanarak içkinlik, kompozisyon, güç, ışık, kontur, üretim ve diyagram arasında felsefî bir analoji ve yorum ilişkisi kurmaktadır.

Bu sınır önemlidir. Makalenin “bulguları” ölçüm veya istatistik değil, metinlerin karşılaştırmalı yorumundan çıkan kavramsal sonuçlardır.

Örneğin diferansiyel hesap ile 17. yüzyıl resmi arasındaki bağlantı, matematiksel gelişmenin Rembrandt resmini nedensel olarak ürettiğini gösteren tarihsel veri olarak sunulmaz. Deleuze’ün limit, ışık ve kontur anlayışlarını aynı düşünsel dönüşüm içinde okumaya yarayan bir analojidir.

Çalışmanın desteklediği sonuçlar

Çalışma, Deleuze’ün Spinoza dersleri ile resim dersleri arasında güçlü kavramsal süreklilik bulunduğu şeklindeki Lavaert yorumunu ayrıntılı metinsel örneklerle desteklemektedir.

Spinoza’nın içkin ontolojisi, ahlâkî hiyerarşi yerine ilişkiler ve güçler üzerinden işleyen bir pratik felsefe olarak okunmaktadır.

Affectio ile affectus ayrımı, duygulanımı statik psikolojik özellikten çok zaman içindeki geçiş ve güç değişimi olarak anlamayı mümkün kılar.

Genetik tanım örneği, şeyleri hazır konturlarla değil onları meydana getiren üretim gücüyle düşünmenin Spinoza–Deleuze hattındaki önemini görünür kılar.

Resimde diyagram, mevcut temsili ve klişeyi bozarak yeni bir kompozisyonun ortaya çıkmasına olanak sağlayan yaratıcı-operasyonel eşik olarak yorumlanır.

Lavaert, resim pratiğinde malzeme, el emeği, ışık, renk, kalınlık, şeffaflık, perspektif ve kompozisyonun düşünceden ayrı olmayan fakat düşüncenin önceden tamamen kontrol edemediği üretici süreçler olduğunu vurgular.

Çalışmanın desteklemediği sonuçlar

Makale Spinoza’nın resim teorisi yazdığını iddia etmez. Resim bağlantısının önemli bölümü Deleuze’ün Spinoza yorumundan ve Deleuze’ün kendi sanat düşüncesinden kurulmaktadır.

Makale “duygulanımlar klimatolojisi”ni psikoloji veya klimatoloji alanında deneysel bir model olarak sunmaz.

Joy ve sadness için kullanılan vektör dili, ölçülmüş fiziksel vektör büyüklükleri anlamına gelmez.

Genetik daire tanımı, doğadaki gerçek dairelerin fiziksel olarak mutlaka bir ucundan sabitlenmiş doğruyla oluştuğunu iddia etmez. Örneğin işlevi bir üretim kuralı ile dış kontur arasındaki felsefî farkı göstermektir.

Resimdeki ön-resimsel → diyagram → resimsel olgu yapısı, bütün ressamların zorunlu olarak üç mekanik aşama izlediği bir deneysel sanat üretim protokolü değildir.

Makale Turner, Rembrandt, Bacon, Cézanne veya Klee üzerine kapsamlı sanat tarihi monografisi sunmaz; bu sanatçılar Deleuze’ün kavramsal argümanını açıklayan örnekler olarak kullanılmaktadır.

Yazar kendi resim pratiğiyle ayrıntılı karşılaştırmayı mevcut çalışmanın sonucu olarak sunmaz; bu konuyu gelecekteki bir çalışma için ayırır.

Kaynakta sayısal yöntem veya istatistik neden yok?

Çalışmanın araştırma nesnesi nicel veri değil felsefî metinler ve bunlar arasındaki kavramsal ilişkilerdir. Bu nedenle örneklem büyüklüğü, deney grubu, p değeri, güven aralığı, model hiperparametresi veya performans metriği bulunmamaktadır.

Kaynakta numaralı bilimsel şekil veya veri tablosu da bulunmadığından Verianla tarafından sayısal grafik üretilmemiştir.

Görsel olarak yeniden kurulabilecek temel ilişkiler

Makalenin kaynak-faithful görselleştirilmesi nicel grafik yerine üç kavramsal yapı üzerinden yapılabilir:

  • Affectio → Affectus: anlık etkilenim durumundan süre içindeki yönlü güç değişimine geçiş.
  • Kontur → Genetik tanım: şekli dış sınırıyla tarif etmekten onu üreten hareket ve kapasiteyi açıklamaya geçiş.
  • Ön-resimsel → Diyagram → Resimsel olgu: klişe ve niyetten, temsil-dışı müdahale yoluyla yeni kompozisyona geçiş.

Kaynak ve Yöntem Notu

Özgün çalışma: Spinoza’s Climatology of Affects and the Diagram of Painting

Yazar: Sonja Lavaert.

Kurum: Department of Philosophy, Vrije Universiteit Brussel, Brussels, Belgium.

Dergi: Philosophies.

Yayınevi: MDPI.

Kaynak türü: Hakemli kavramsal/felsefî araştırma makalesi; Spinoza, Deleuze ve resim felsefesi üzerine yorumlayıcı çalışma.

Özel sayı: Deleuze: Teacher of Spinoza’s Philosophy.

Yayın bilgisi: Philosophies 2026, cilt 11, sayı 3, makale 78.

DOI: 10.3390/philosophies11030078

Gönderim: 26 Ocak 2026.

Revizyon: 21 Nisan 2026.

Kabul: 12 Mayıs 2026.

Yayın: 13 Mayıs 2026.

Akademik editörler: Paul Patton ve Marcin J. Schroeder.

Lisans: Creative Commons Attribution (CC BY), açık erişim.

Finansman: Yazar dış finansman alınmadığını bildirmiştir.

Kurumsal etik kurul: Uygulanabilir değil.

Bilgilendirilmiş onam: Uygulanabilir değil.

Veri erişilebilirliği: Kaynak, verinin/materyalin makale içinde bulunduğunu bildirmektedir.

Çıkar çatışması: Yazar çıkar çatışması olmadığını beyan etmiştir.

Yazar katkıları: Çalışma tek yazarlıdır; kaynakta ayrı bir CRediT katkı dağılımı verilmemiştir.

Başlıca birincil felsefî kaynaklar: Spinoza’nın Ethics, Political Treatise, Theological-Political Treatise ve Treatise on the Emendation of the Intellect eserleri; Deleuze’ün Sur Spinoza ve Sur la peinture dersleri.

Sanat/felsefe bağlantısındaki başlıca isimler: Rembrandt, Turner, Cézanne, Klee, Bacon, Kandinsky, Mondrian, Alberti, Simondon ve Husserl.

Yöntemsel sınır: Çalışma yorumlayıcıdır. Kurulan Spinoza–Deleuze–resim bağlantıları metinsel ve kavramsal argümanlardır; deneysel doğrulama, sayısal karşılaştırma veya nedensel sanat tarihi analizi olarak değerlendirilmemelidir.

Gelecek çalışma sınırı: Yazar, Deleuze’ün Spinoza ve resim düşüncesini ressamların yazıları ve kendi resim pratiğiyle daha ayrıntılı ilişkilendirmeyi gelecekte yapılacak çalışma olarak ayırmaktadır.

Kaynak görsel durumu: Makalede numaralı veri şekli veya bilimsel grafik bulunmamaktadır. “Diyagram” kavramı resim teorisinin içeriğidir; yayın içindeki bir veri diyagramının adı değildir.

Verianla yöntem notu: Bu içerik kaynak makalenin paragraf-paragraf çevirisi değildir. Kaynaktaki içkinlik ve kompozisyon anlayışı, climatology metaforu, affectio/affectus ayrımı, zaman ve bilgi türleri, semiyotik ayrımlar, ortak mefhumlar, birey ve güç, genetik daire tanımı, ışık ve kontur problemi, resmin üç aşaması, diyagram, sanat örnekleri ve sonuçtaki resim-pratiği bağlantısı bilimsel ve felsefî ilişki düzeyinde çıkarılmış; bağımsız Türkçe öğretici yapı içinde yeniden düzenlenmiştir.


Paylaş:

Yorumlar incelendikten sonra yayımlanır. Gönderdiğiniz yorum onay sürecine alınır ve uygun bulunduğunda görünür hâle gelir.

Bir yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir