Eko Maskülenlik (Eco Masculinity), erkeklik biçimlerini yalnız insanlar arasındaki güç ilişkileri açısından değil, erkeklerin doğa, diğer canlılar, bakım, tahakküm, kaynak kullanımı ve ekolojik sorumlulukla kurduğu ilişkiler üzerinden de inceleyen bir kuramsal yaklaşımdır. Pubali Borah ve Arabinda Rajkhowa'nın çalışması, Nilakshi Chaliha Gogoi'nin Assamca Oiya Mor Dibru-Saikhowa romanındaki erkek karakterleri bu çerçeveyle çözümlemektedir. Araştırma özellikle Bakul Bora ile Seuj'u karşılaştırırken Hultman ve Pulé'nin endüstriyel/geçim sağlayıcı erkeklik, eko-modern erkeklik ve ekolojik erkeklik tipolojisinden yararlanmakta; ancak erkeklik oluşumunun yalnız bireysel kişilikle açıklanamayacağını savunmaktadır. Bakul'un yolu yoksunluk, yerinden edilme, aidiyet kaybı, çocukluk deneyimleri, ataerkil koşullanma ve hukuki kriminalizasyonla; Seuj'un yolu ise annesinden gelen ekolojik etik, kuşaklar arası mentorluk, akran ilişkileri ve doğaya yönelik duygusal yakınlıkla ilişkilendirilmektedir.
Çalışmanın ayırt edici yönü, erkek karakterleri romanın anlatı yapısından ayırmamasıdır. Roman büyük ölçüde hekim Dr. Irina Baruah'ın algısı üzerinden odaklanır. Bu nedenle Bakul, Seuj ve diğer erkekler yalnız kendi eylemleriyle değil, kadın bir odaklayıcı bilincin onları nasıl gördüğü, değerlendirdiği ve anlamlandırdığı üzerinden okuyucuya ulaşır. Araştırmacılar bu noktayı göz ardı eden bir erkeklik çözümlemesinin romanın biçimsel yapısını yanlış temsil edeceğini belirtmektedir.
Makale ayrıca Dibru-Saikhowa'nın ekolojik ve politik tarihini karakter çözümlemesinin dışındaki bir arka plan olarak değil, karakterlerin oluşumuna doğrudan katılan bir yapı olarak ele almaktadır. Laika ve Dadhiya'daki Mising topluluklarının yaşamı; korunan alan politikaları, yerinden edilme, yoksulluk, sel, geleneksel kullanım haklarının daralması ve 1972 tarihli Wildlife (Protection) Act ile 2006 tarihli Forest Rights Act arasındaki uygulama gerilimi bağlamında okunur. Böylece bir erkeğin avcıya, koruma görevlisine veya ekolojik sorumluluk taşıyan bir özneye dönüşmesinin yalnız bireysel seçimlerden ibaret olmadığı gösterilmeye çalışılır.
Çalışmanın temel sonucu basit bir “kötü erkek–iyi erkek” karşıtlığı değildir. Bakul ve Seuj, araştırmacıların yorumunda, farklı koşullar altında üretilmiş iki erkeklik oluşumudur. Makale ayrıca eko-maskülenlik kuramının postkolonyal ve Güney Asya bağlamlarında doğrudan uygulanamayacağını; yerel tarih, yerinden edilme, sınıf, yerli topluluk deneyimi ve kadınların görünmeyen bakım emeği dikkate alınarak yeniden düşünülmesi gerektiğini ileri sürmektedir.
Araştırmanın temel sorusu
Çalışmanın merkezindeki soru, farklı erkeklik biçimlerinin hangi koşullar altında ortaya çıktığıdır. Araştırmacılar bu soruyu yalnız “karakter nasıl davranıyor?” düzeyinde bırakmaz. Bir karakterin hangi aile içinde büyüdüğünü, hangi mekâna ait olduğunu, bu mekândan nasıl koparıldığını, devlet kurumlarıyla hangi ilişkileri yaşadığını, hangi bakım veya şiddet biçimlerine maruz kaldığını ve romanın anlatıcısının onu hangi bakış açısından sunduğunu birlikte değerlendirir.
Bu yaklaşım önemlidir; çünkü çalışma erkekliği sabit, doğuştan veya yalnız bireysel psikolojiyle açıklanan bir özellik olarak ele almaz. Erkeklik, toplumsal ilişkiler, tarih, sınıf, yer, çevresel koşullar, aile, kurumlar ve bakım ilişkileri içinde oluşan bir pratik biçimidir. Dolayısıyla Bakul'un avcılığa yönelmesi ile Seuj'un insan ve insan-dışı yaşam arasında karşılıklı sorumluluk kurmaya çalışan bir orman görevlisine dönüşmesi, birbirinden kopuk kişilik özellikleri değil, farklı oluşum süreçlerinin sonucu olarak değerlendirilir.
Eko Maskülenlik Nedir?
Eko Maskülenlik, erkek kimliğini doğa üzerindeki hâkimiyet, kaynak çıkarımı ve duygusal uzaklık üzerinden değil; bakım, sorumluluk, karşılıklılık ve insanın ekolojik sistemlerin efendisi değil katılımcısı olduğu düşüncesi üzerinden yeniden değerlendiren bir erkeklik ve çevre kuramıdır. Borah ve Rajkhowa bu yaklaşımı tek başına kullanmaz; ekofeminizm ve postkolonyal ekoeleştiriyle birlikte ele alarak toplumsal cinsiyet, sınıf, yerli topluluk deneyimi, sömürgecilik sonrası devlet yapıları ve çevre politikalarının erkeklik oluşumuna nasıl katıldığını araştırır.
Üç erkeklik biçimi
Çalışmanın temel kuramsal araçlarından biri Hultman ve Pulé'nin üçlü erkeklik tipolojisidir. Bu tipoloji kesin kişilik kutuları değil, erkeklik oluşumlarındaki eğilimleri tanımlamaya yarayan sezgisel bir analitik araçtır.
| Erkeklik biçimi | Temel yönelim | Doğayla ilişki | Çalışmadaki analitik işlevi |
|---|---|---|---|
| Endüstriyel/geçim sağlayıcı erkeklik | Ekonomik büyüme, üretim, güç ve çıkarım | Doğayı kullanılabilir kaynak olarak konumlandırmaya eğilimlidir | Bakul'un yaşamındaki çıkarıma dayalı yönelimleri anlamak için, fakat yoksulluk ve yerinden edilme koşulları hesaba katılarak kullanılır |
| Eko-modern erkeklik | Çevreyi yönetmek ve düzenlemek | Koruma söylemini kabul ederken hâkimiyet ilişkilerini tümüyle terk etmeyebilir | İsimsiz orman görevlisinin kurumsal konumunu çözümlemekte merkezi rol oynar |
| Ekolojik erkeklik | Bakım, ilişkisellik ve karşılıklılık | İnsan ve insan-dışı toplulukların ortak iyiliğini gözetir | Seuj'un oluşumu ve mesleki pratiği üzerinden tartışılır |
Araştırmacılar bu üç biçimin birbirinden duvarlarla ayrılmış kategoriler olarak görülmemesi gerektiğini özellikle vurgular. Bir birey veya kurum aynı anda birden fazla erkeklik biçiminin özelliklerini taşıyabilir. Bu nokta, çalışmanın postkolonyal bağlama yaptığı en önemli kuramsal katkılardan birinin temelini oluşturur.
Ekofeminizm neden gerekli?
Eko-maskülenlik erkeklerin doğayla ilişkisini incelemek için yararlı olsa da romanın bütününü tek başına açıklamaz. Çünkü Oiya Mor Dibru-Saikhowa erkeklerin bakış açısından kurulmuş bir anlatı değildir. Romanın ana algısal merkezi Dr. Irina Baruah'tır. Araştırmacılar bu nedenle ekofeminist yaklaşımı kuramsal yapıya dahil eder.
Ekofeminist düşüncenin bu çalışma için önemi, kadınların ve doğanın tarihsel olarak benzer tahakküm mantıkları içinde değersizleştirilmesi fikrinden gelir. Ancak makale Irina'yı yalnızca teorik bir “ekofeminist karakter” kalıbına yerleştirmez. Irina aynı zamanda hekimdir, belirli bir topluluğa hizmet eder, ormanla kişisel ve ailevi bir bağ taşır, erkek karakterleri gözlemleyen başlıca anlatısal bilinçtir ve erkeklerin dönüşümünün gerçekleşebilmesi için ciddi bir duygusal ve etik emek üstlenmektedir.
Postkolonyal ekoeleştiri neden üçüncü katmandır?
Çalışmanın üçüncü kuramsal ayağı postkolonyal ekoeleştiridir. Bunun nedeni Dibru-Saikhowa'nın yalnızca “doğal bir manzara” olmamasıdır. Romanın coğrafyası sömürge döneminden kalan orman yönetimi gelenekleri, bağımsızlık sonrası koruma politikaları, ulusal park statüsü, yerel toplulukların hakları ve devlet kurumlarının kararları tarafından biçimlendirilmiştir.
Araştırmacılar bu nedenle “mekân”ı nötr bir arka plan olarak değil, kimliğin oluştuğu tarihsel bir koşul olarak ele alır. Bir insanın yaşadığı çevreyi kaybetmesi yalnız fiziksel yer değiştirme değildir; aidiyet, topluluk, geçim biçimi, kültürel devamlılık ve kişinin kendisini tanımlama yolları da etkilenebilir. Makalede kullanılan “mekânsal deneyim” yaklaşımı, karakterlerin doğal, toplumsal, ekonomik ve politik yapılarla belirli bir yerde zaman içinde kurduğu birikimli ilişkiyi anlatır.
Anlatı biçimi: Erkeklere kimin gözünden bakıyoruz?
Makale, romanın üçüncü şahıs anlatım kullandığını ancak anlatısal algının karakterler arasında eşit dağılmadığını savunur. Olayların, mekânların ve insanların büyük kısmı Dr. Irina Baruah'ın bilinci aracılığıyla algılanmaktadır. Bu nedenle anlatıcının sesi ile Irina'nın etik değerlendirmesi birçok bölümde birbirine yaklaşır.
Bakul'un iç dünyasına ise bazı belirgin anlarda daha doğrudan erişilir. Araştırmacılar bu pasajları serbest dolaylı anlatım açısından değerlendirir. Serbest dolaylı anlatımda anlatıcı üçüncü şahıs dilini korurken karakterin iç düşünceleri ve duygusal tonu anlatının içine sızar. Böylece Bakul'un kendine yabancılaşması yalnız olay düzeyinde bildirilmez; anlatının biçimi de bu yabancılaşmayı görünür kılar.
Bu çözümleme çalışmanın önemli metodolojik noktalarından biridir. Karakterlerin “ne yaptığı” kadar, okuyucunun onların bilincine ne ölçüde erişebildiği ve onları kimin gözünden gördüğü de yorumun parçasıdır.
İsimsizliğin anlatısal işlevi
Roman, Bakul'u çocuk işçi olarak yanına alan varlıklı orman görevlisine kişisel bir ad vermez. Araştırmacılar bu anlatısal tercihi tesadüfi görmez. Bakul, Seuj ve Irina bireysel adlarla kurulurken işveren daha çok işlevi ve toplumsal konumuyla tanımlanır.
Makalenin yorumuna göre bu durum karakteri yalnız tek bir kötü birey olmaktan çıkararak belirli bir kurumsal konumun temsilcisi hâline getirir. Dolayısıyla sorun sadece bir kişinin ahlaki kusuru değildir; çevresel koruma yetkisi, ekonomik güç, sınıfsal üstünlük ve yerli topluluklar üzerindeki idari hâkimiyetin aynı konumda birleşebilmesidir.
“Kale Korumacılığı” ve Yavaş Şiddet Erkeklik Çözümlemesi İçin Neden Önemlidir?
Çalışmada “fortress conservation” olarak tartışılan kale korumacılığı, biyolojik çeşitliliği korumak için insan kullanımının ve özellikle geçimini doğrudan çevreden sağlayan yerli veya orman-kenarı toplulukların korunan alanlardan dışlanmasına dayanan yaklaşımı ifade eder; “yavaş şiddet” ise sonuçları tek bir dramatik olayda değil, uzun süreye yayılan yoksunluk, yerinden edilme, altyapı eksikliği ve görünmezleşme süreçlerinde ortaya çıkan zararları açıklamak için kullanılır. Bu iki kavram, Bakul'un kişisel gelişimini daha geniş politik-ekolojik yapıdan ayırmadan okumayı mümkün kılar.
Dibru-Saikhowa'nın politik ekolojisi
Makale, Dibru-Saikhowa bölgesini Brahmaputra ve Lohit nehirlerinin birleşim alanındaki ekolojik bir coğrafya olarak ele alır. Kaynağın tarihsel çerçevesine göre bölge 1997'de biyosfer rezervi, 1999'da ise ulusal park statüsü kazanmıştır. Bu süreç biyolojik çeşitliliğin korunması açısından bir koruma rejimi oluştururken bölgede yaşayan Mising topluluklarının geleneksel yaşam, geçim ve kullanım pratiklerinin hukuki durumunu da değiştirmiştir.
Çalışmada 1972 tarihli Wildlife (Protection) Act ile 2006 tarihli Scheduled Tribes and Other Traditional Forest Dwellers (Recognition of Forest Rights) Act arasındaki uygulama gerilimi özellikle önemlidir. Araştırmacılar iki yasanın hukuken zorunlu olarak birbirini geçersiz kıldığını söylemez. Tartışılan sorun, korunan alan rejimi ile tarihsel orman haklarının tanınması arasında uygulamada ortaya çıkan boşluklardır.
Laika ve Dadhiya köylerinin durumu bu gerilimin edebî anlatıdaki somut mekânıdır. Topluluklar bir yandan ekolojik açıdan hassas olarak tanımlanan bir alanda yaşamakta, diğer yandan tam anlamıyla düzenlenmiş ve güvence altına alınmış bir yerleşimin imkânlarına erişememektedir. Sel, yoksulluk, altyapı eksikliği ve hukuki belirsizlik böylece ayrı ayrı olaylar olmaktan çıkar ve birbirini güçlendiren yapısal koşullara dönüşür.
Bakul Bora: Bireysel seçim ile yapısal koşul arasındaki gerilim
Bakul'un hikâyesi çalışmanın en karmaşık erkeklik örneklerinden biridir. Araştırmacılar Bakul'u ne doğuştan “yıkıcı” bir erkek ne de bütün sorumluluğu dış koşullara yüklenebilecek edilgen bir kurban olarak sunar. Analiz iki düzeyi aynı anda tutmaya çalışır: Bakul seçimler yapan bir kişidir; fakat seçebileceği yolların sınırları çocukluğundan itibaren toplumsal koşullar tarafından daraltılmıştır.
Bakul'un annesi onun doğumu sırasında ölür. Çocukluk dönemindeki erkeklik modeli, yoksunluk ve öfkeyle biçimlenmiş babasıdır. Araştırmacılar babanın erkekliğini klasik anlamdaki güçlü endüstriyel erkeklikle özdeşleştirmez; çünkü babanın ekonomik veya kurumsal gücü yoktur. Buna karşılık aile içinde elinde kalan ataerkil otoriteyi daha zayıf olanlar üzerinde uygulayan “tükenmiş” bir ataerkillik biçimi görülür.
Daha sonra Bakul çocuk işçi olarak varlıklı bir orman görevlisinin evine gönderilir. Bu aşama yalnız aileden ayrılık değil, köyden, Mising topluluğundan ve tanıdığı ekolojik çevreden kopuştur. Eğitim arzusu engellenir, bedensel disipline maruz kalır ve yaşam alanı itaat ile hayatta kalma arasına sıkışır.
Makale ayrıca Bakul'un soyadı meselesini kimlik kaybıyla ilişkilendirir. Çocuğun kendi Mising aile soyadı anlatıda korunmaz; yeni toplumsal çevrede “Bora” soyadını taşır. Araştırmacılar bunu nötr bir isim değişiminden çok yerinden edilmenin kamusal kimlikte bıraktığı iz olarak okur.
Bakul işverenin evinden kaçıp Laika'ya döndüğünde babası ölmüş ve eski yaşam alanı büyük ölçüde çözülmüştür. Bu noktada yaşlı avcı Jaharkai ona uzun süredir bulamadığı barınma, kabul ve erkekler arası aidiyet sağlar. Bu erkek topluluğunun duygusal işlevi gerçektir; fakat topluluk aynı zamanda devletin yasa dışı saydığı avcılık pratiği çevresinde örgütlenmiştir.
Böylece Bakul'un avcılığı iki farklı düzeyde okunur. Birinci düzeyde avcılık insan-dışı dünyadan çıkarıma dayalı bir erkeklik pratiğidir. İkinci düzeyde ise aynı davranış, geleneksel hakları, koruma rejimi, yoksulluk ve kriminalizasyon arasındaki tarihsel gerilimin içine yerleşir. Makale bu iki düzeyden birini diğerini yok etmek için kullanmaz.
İsimsiz orman görevlisi: Koruma ile tahakküm aynı kurumda birleşebilir mi?
İsimsiz işveren çalışmada eko-modern erkekliğin en yoğun örneğidir. Resmî görevi ormanı korumakla bağlantılıdır; buna rağmen ev içindeki ilişkileri kontrol ve baskı mantığıyla örgütlenmiştir. Bakul onun otoritesi altında çocuk işçidir.
Araştırmacıların yaptığı önemli ayrımlardan biri, romanın bu kişiyi açıkça “yolsuz” ilan etmediğini belirtmeleridir. Makale de kaynak metnin söylemediği bir suçlamayı üretmez. Bunun yerine kurumsal konum, ekonomik birikim ve bölgedeki idari güç arasındaki yapısal ilişkiyi tartışır.
Bu nedenle eko-modern erkeklik burada “çevreye duyarlı ama kusurlu birey” anlamında kullanılmaz. Daha temel çelişki, doğayı koruma yetkisinin aynı zamanda insanlar ve kaynaklar üzerinde hiyerarşik kontrol üretebilmesidir. Bir kurum çevre koruma amacı taşıdığı hâlde, o kurumun içindeki güç ilişkileri kendiliğinden ekolojik adalete dönüşmeyebilir.
Seuj: Ekolojik erkekliğin sonradan kazanılmayan biçimi
Seuj, Irina ile Bakul'un oğludur. Irina tarafından tek başına büyütülür ve biyolojik babasının kimliği ona açıklanmaz. Çalışmanın yorumunda Seuj'un önemi yalnız “iyi bir orman görevlisi” olmasından kaynaklanmaz. Asıl önemli olan, ekolojik erkekliğinin hangi koşullar altında oluştuğunun romanda gösterilmesidir.
Seuj'un oluşumunda beş unsur öne çıkar: doğaya erken yaşta gelişen duygusal yakınlık, bu yakınlıktan doğan mesleki yönelim, kendisini yalnızca onaylamayan ve gerektiğinde itiraz eden arkadaş çevresi, otorite yerine deneyim aktarımına dayanan kuşaklar arası erkek mentorluğu ve annesinden gelen ekolojik duyarlılık.
Bu yapı, eko-maskülenlik literatüründeki yaygın dönüşüm modelinden ayrılır. Bazı kuramsal anlatılarda ekolojik erkeklik, baskın endüstriyel erkeklik içinde yetişmiş bir erkeğin daha sonra bilinçli etik çabayla kendisini yeniden kurması biçiminde düşünülür. Seuj ise böyle bir “ikinci oluşum” yaşamaz. Makalenin yorumuna göre onun ilk erkeklik oluşumu baştan itibaren bakım, ilişkisellik ve ekolojik duyarlılık üzerine kurulmuştur.
Seuj'un orman görevlisi olarak yaklaşımı da insan hakları ile vahşi yaşamın korunmasını birbirine rakip iki hedef gibi görmemeye dayanır. Laika halkının toprak ve güvenlik talepleri ile hayvanların, ağaçların ve ormanın korunması aynı etik çerçevenin parçalarıdır.
Ancak roman Seuj'u mucizevi bir çözüme dönüştürmez. Bir orman görevlisinin kişisel etiği, Laika ve Dadhiya'nın uzun süredir devam eden yapısal sorunlarını tek başına ortadan kaldırmaz. Seuj bir sonuçtan çok bir imkânı temsil eder: belirli bakım ve toplumsallaşma koşullarının farklı bir erkeklik biçimi üretebileceği ihtimalini.
Irina Baruah: Erkeklik çözümlemesinin görünmeyen merkezi
Çalışmanın en önemli düzeltmelerinden biri, Irina'yı erkek karakterlerin gelişimini sağlayan yardımcı bir kişi konumuna indirgememesidir. Irina romanın başlıca algılayıcı bilinci, mesleki kimliği olan bir hekim, ekolojik etik taşıyan bağımsız bir özne ve erkek karakterlerin anlatıda nasıl görüldüğünü belirleyen temel odaktır.
Irina'nın ekolojik yaklaşımı romantik bir “doğa güzeldir” düşüncesinden farklı okunur. Araştırmacılar onun doğaya yaklaşımını sabır, güvenilirlik, uzun süreli bakım ve etik ilişki üzerinden yorumlar. Hekimlik pratiği ile çevresel duyarlılık birbirinden ayrılmaz. İnsan bedeninin acısına gösterilen özen ile insan-dışı dünyanın yaşamına gösterilen özen aynı ilişkisellik mantığı içinde düşünülür.
Romanın kadınlık ve doğa arasındaki bağlantıyı en yoğun biçimde kurduğu noktalardan biri Irina'nın hamilelik deneyimiyle bölgenin nehir yunuslarının kırılganlığı arasında kurulan paralelliktir. Makale bu edebî bağlantıyı kadın bedeni ile insan-dışı bedenin ataerkil koşullar altında maruz kalabildiği kırılganlıkların birlikte düşünülmesi olarak yorumlar. Verianla anlatımı burada romanın özgün ifadelerini yeniden üretmek yerine analizdeki bilimsel-edebî ilişkiyi açıklamaktadır.
Irina'nın erkeklik tartışması açısından daha zor bir işlevi de vardır: Bakul'daki kısmi dönüşüm onun etkisiyle gerçekleşir; Seuj'un ekolojik oluşumu ise büyük ölçüde Irina'nın tek başına yürüttüğü annelik, eğitim ve etik bakım emeği üzerinde yükselir. Böylece erkeklerin daha bakım merkezli bir erkekliğe geçişi, bir kadının eşitsiz biçimde taşıdığı duygusal ve üreme emeğinden bağımsız değildir.
Çalışma bu gerilimi çözmeye çalışmaz. Tam tersine, eko-maskülenliğin yalnız erkeklerin nasıl değişebileceğini sorarak yetinemeyeceğini gösterir. Aynı zamanda bu değişimin bakım maliyetini kimin üstlendiğini de sormak gerekir.
Bir roman neden aynı anda anlatı bilimi, toplumsal cinsiyet ve politik ekoloji açısından okunuyor?
Borah ve Rajkhowa'nın yönteminin özelliği, bu üç düzeyi birbirine indirgememesidir. Anlatı biçimi tek başına karakterlerin toplumsal koşullarını açıklamaz; politik ekoloji tek başına romanın estetik yapısını açıklamaz; toplumsal cinsiyet kuramı da yerel tarih göz ardı edildiğinde soyut kalabilir.
Bu nedenle çalışma üç katmanı birlikte işletir:
- Anlatısal katman: Kimin gördüğü, kimin iç dünyasına girildiği ve kimin yalnız dışarıdan gösterildiği incelenir.
- Politik-ekolojik katman: Koruma hukuku, yerinden edilme, toplumsal sınıf, Mising kimliği ve mekânsal aidiyet ele alınır.
- Toplumsal cinsiyet katmanı: Erkeklik biçimlerinin bakım, tahakküm, kurum, aile ve kadınların emeğiyle nasıl ilişkili olduğu çözümlenir.
Çalışmanın öğretici değeri büyük ölçüde bu katmanların bir araya gelmesinden kaynaklanmaktadır.
Çalışmanın Yöntemi ve Bulguları
Araştırma tasarımı
Bu çalışma laboratuvar deneyi, saha deneyi, anket veya istatistiksel modelleme değildir. Temel araştırma nesnesi Nilakshi Chaliha Gogoi'nin 2020 tarihli Oiya Mor Dibru-Saikhowa romanıdır. Araştırmacılar romanı kuramsal ve yakın okuma temelli bir nitel edebiyat çözümlemesiyle incelemektedir.
Yöntem tek bir teorinin romana uygulanmasından daha geniştir. Araştırma üç kuramsal gövdeyi bir araya getirir: Hultman ve Pulé'nin eko-maskülenlik yaklaşımı, ekofeminist kuram ve postkolonyal ekoeleştiri. Buna ek olarak hegemonik erkeklik, mekâna dayalı kimlik, kale korumacılığı ve yavaş şiddet kavramları analitik destek sağlar.
| Analiz aşaması | İncelenen yapı | Temel soru |
|---|---|---|
| Anlatı çözümlemesi | Fokalizasyon ve serbest dolaylı anlatım | Karakterler okuyucuya kimin bilinci aracılığıyla sunuluyor? |
| Kuramsal çözümleme | Eko-maskülenlik, ekofeminizm, hegemonik erkeklik | Erkeklik ile doğa, bakım ve tahakküm arasındaki ilişki nasıl kuruluyor? |
| Politik-ekolojik bağlam | Dibru-Saikhowa, Laika-Dadhiya, koruma rejimi ve haklar | Karakterlerin yaşam seçeneklerini hangi tarihsel ve kurumsal koşullar şekillendiriyor? |
| Karakter çözümlemesi | Bakul, isimsiz işveren, Seuj | Farklı erkeklik biçimleri hangi oluşum süreçlerinden doğuyor? |
| Ekofeminen düzeltme | Irina Baruah | Erkeklik dönüşümünün kadın emeği ve kadın bakışıyla ilişkisi nedir? |
| Postkolonyal yeniden değerlendirme | Kuramın Güney Asya bağlamındaki sınırları | Global North kökenli erkeklik tipolojisi yerel tarih karşısında nasıl değişmelidir? |
Birinci temel bulgu: Bakul'un yolu tek nedenli değildir
Bakul'un avcılığa giden yaşam çizgisi ekonomik yoksunluk, annesini kaybetme, babanın ataerkil fakat güçsüz erkeklik modeli, çocuk emeği, fiziksel disiplin, topluluktan ve mekândan kopma, eğitim olanağının engellenmesi, Laika'nın çözülmesi ve Jaharkai'nin sunduğu aidiyet biçiminin birleşimiyle açıklanmaktadır.
Bu nedenle çalışma Bakul'u ne yalnız “doğaya zarar veren erkek” kategorisine kapatır ne de eylemlerini yapısal koşullar nedeniyle tamamen sorumluluktan çıkarır. Bireysel fail ile yapısal sınırlar aynı anda korunur.
İkinci temel bulgu: Kurumsal çevrecilik eşitlikçi olmak zorunda değildir
İsimsiz orman görevlisinin örneği, çevreyi korumakla görevli bir kurumsal konumun otomatik olarak bakım merkezli veya eşitlikçi bir erkeklik üretmediğini gösterir. Araştırmacılar bu figürde koruma otoritesi, sınıfsal güç ve kontrol mantığının birleştiğini görür.
Bu okuma eko-modern erkeklik kavramını postkolonyal bağlama taşır. Çevre yönetimi modernleşebilir ve koruma söylemi güçlenebilir; buna rağmen yerel toplulukların karar alma gücü, hakları ve gündelik yaşamı üzerindeki hiyerarşik ilişkiler devam edebilir.
Bakul ile Seuj Arasındaki Karşıtlık Neyi Gösterir?
Bakul ile Seuj arasındaki karşıtlık, çalışmanın yorumuna göre “kötü erkek” ile “iyi erkek” arasındaki ahlaki ayrımı değil, farklı bakım, aidiyet, tarih, kurum ve toplumsallaşma koşullarının farklı erkeklik biçimleri üretebildiğini gösterir. Bakul'un yaşamı yerinden edilme, yoksunluk ve kriminalizasyonla daralırken Seuj'un oluşumu maternal ekolojik etik, mentorluk, akran itirazı ve doğayla erken yaşta kurulan duygusal ilişki tarafından desteklenmiştir.
| Boyut | Bakul Bora | Seuj |
|---|---|---|
| Çocukluk koşulları | Kayıp, yoksulluk, kırılgan aile yapısı | Irina'nın bakım ve ekolojik duyarlılığı |
| Mekânla ilişki | Laika'dan kopma ve aidiyet kaybı | Doğayla duygusal ilişkinin erken oluşumu |
| Erkek rol modelleri | Öfkeli baba, baskıcı işveren, daha sonra Jaharkai | Mentorluk sağlayan yaşça büyük erkekler ve eleştirel akranlar |
| Kurumsal ilişki | Kurumsal gücün nesnesi ve daha sonra hukuki kriminalizasyonun konusu | Orman kurumunun içinde fakat insan ve insan-dışı yaşamı birlikte düşünmeye çalışan görevli |
| Doğayla ilişki | Avcılık üzerinden çıkarıma yönelen ilişki | Bakım, karşılıklılık ve koruma ile toplumsal hakları birleştirmeye çalışan ilişki |
| Kuramsal anlam | Yoksunluk koşullarında biçimlenen çıkarımsal erkeklik | Çocukluktan itibaren gelişebilen ekolojik erkeklik |
Bu karşılaştırmanın önemli sınırı, iki karakteri deneysel toplumsal veriler gibi değerlendirmemektir. Bakul ve Seuj edebî karakterlerdir. Araştırmacıların yaptığı şey gerçek toplumlarda erkekliğin nasıl oluştuğunu nedensel olarak kanıtlamak değil, romanın bu iki oluşum biçimini nasıl kurduğunu ve eko-maskülenlik kuramının bunları nasıl açıklayabildiğini göstermektir.
Üçüncü temel bulgu: Irina olmadan erkeklik çözümlemesi eksik kalır
Romanın ana fokalizasyonunun Irina'ya bağlı olması, erkeklik analizinin epistemolojik sınırını belirler: okuyucu erkek karakterleri büyük ölçüde Irina'nın algıladığı hâlleriyle tanır. Bu nedenle çalışma erkeklerin karakter özelliklerini anlatının biçiminden bağımsız, tamamen nesnel psikolojik veriler gibi ele almaz.
Irina ayrıca yalnız gözlemleyen kişi değildir. Bakul'un kısmi etik dönüşümü ve Seuj'un ekolojik erkeklik biçimi onun duygusal, ahlaki ve ebeveynlik emeğiyle yakından ilişkilidir. Bu durum çalışmanın erkek merkezli kurama yönelttiği en güçlü iç eleştirilerden biridir.
Dördüncü temel bulgu: Yerinden edilme kimlik sorununa dönüşebilir
Mekân, çalışmada karakterlerin çevresinde duran dekor değildir. Bakul'un Laika'dan kopması fiziksel bir taşınmadan daha fazlasıdır. Topluluk, dilsel-kültürel aidiyet, tanıdık ekolojik çevre, aile ilişkileri ve kişinin kendisini hangi toplumsal bağ içinde tanıdığı aynı anda etkilenmektedir.
Araştırmacılar bu nedenle “mekânsal deneyim” kavramını kullanır. Farklı karakterler aynı Dibru-Saikhowa coğrafyasında yaşasa bile o coğrafyayla aynı tarihsel ve politik ilişkiye sahip değildir. Bakul içeriden fakat mülksüzleştirilen bir topluluk mensubuyken, Seuj kurumsal bir görevli olarak aynı alana başka bir konumdan yaklaşır.
Beşinci temel bulgu: Çevresel adalet ile toplumsal adalet birbirinden ayrılamaz
Seuj'un temsil ettiği ekolojik erkeklik, yalnız hayvanların veya ormanın korunmasına indirgenmez. Çalışmanın okumasında gerçek ekolojik sorumluluk, Laika sakinlerinin hakları ile insan-dışı yaşamın korunmasını aynı ilişki içinde düşünmeyi gerektirir.
Bu yaklaşım, “insan mı korunmalı, doğa mı?” biçimindeki ikili karşıtlığı reddeder. Romanın ortaya koyduğu etik ideal, korumanın insan topluluklarının tarihsel haklarını ortadan kaldırmaması; insan ihtiyaçlarının da insan-dışı yaşamı sınırsız kullanılabilir kaynak olarak görmemesidir.
Çalışma Eko-Maskülenlik Çerçevesine Hangi İki Temel Değişikliği Öneriyor?
Çalışma iki önemli kuramsal uyarlama önermektedir: birincisi, postkolonyal koruma kurumlarında endüstriyel/geçim sağlayıcı erkeklik ile eko-modern erkekliğin aynı kurumsal konumda birleşebilmesidir; ikincisi ise ekolojik erkekliğin baskın erkekliğin yetişkinlikte dönüştürülmesiyle ortaya çıkan ikinci bir biçim olmak zorunda olmadığı, uygun bakım ve toplumsallaşma koşullarında çocukluktan itibaren ilk erkeklik biçimi olarak gelişebileceğidir.
Birinci değişiklik: Kategoriler postkolonyal kurumlarda iç içe geçebilir
Hultman ve Pulé'nin tipolojisi analitik açıdan yararlı olsa da araştırmacılar postkolonyal koruma kurumlarında sınırların bulanıklaşabileceğini göstermeye çalışır. İsimsiz işveren hem çevre koruma aygıtının temsilcisidir hem de aynı coğrafyanın ekonomik ve sınıfsal güç ilişkileri içinde avantaj sahibidir.
Bu durum, endüstriyel çıkarım mantığı ile eko-modern düzenleme mantığının tek kişide veya tek kurumsal pozisyonda birleşebileceğini düşündürür. Dolayısıyla tipoloji korunur ancak kategorilerin tarihsel bağlama göre geçirgen olabileceği kabul edilir.
İkinci değişiklik: Ekolojik erkeklik çocuklukta başlayabilir
Seuj örneği kuramın oluşum zamanına ilişkin bir değişiklik önerir. Ekolojik erkekliğin mutlaka önce baskın erkeklik normlarını edinmiş bir yetişkinin daha sonra kendisini dönüştürmesiyle ortaya çıkması gerekmez.
Çocukluk döneminde bakım, doğayla ilişki, eleştirel akranlık, kuşaklar arası mentorluk ve tahakküm yerine karşılıklılığı öğreten aile ilişkileri varsa ekolojik erkeklik kişinin ilk erkeklik oluşumu hâline gelebilir. Çalışma bunu toplumsal düzeyde deneysel olarak kanıtlanmış bir gelişim yasası olarak değil, romanın Seuj karakteri üzerinden kurduğu edebî ve kuramsal imkân olarak sunmaktadır.
Çalışmanın söylediği
Çalışma, Oiya Mor Dibru-Saikhowa romanındaki erkek karakterlerin doğayla ilişkilerini bireysel ahlakın ötesinde toplumsal ve tarihsel oluşum süreçleriyle birlikte okumanın verimli olduğunu desteklemektedir. Ayrıca eko-maskülenlik kuramının Güney Asya ve postkolonyal bağlamlara aktarılırken yerel tarih, yerli topluluk deneyimi, sınıf, mekân ve kadınların bakım emeğiyle genişletilmesi gerektiğini savunmaktadır.
Çalışmanın söylemediği
Çalışma, Bakul veya Seuj üzerinden bütün Mising erkeklerinin, bütün Assam toplumunun veya bütün Güney Asya erkekliklerinin aynı biçimde oluştuğunu göstermemektedir. Çalışma sosyolojik örneklem araştırması değildir; nedensel nüfus genellemesi yapmaz. Ayrıca eko-maskülenlik kuramının bütün kültürlere hiçbir değişiklik yapılmadan uygulanabileceğini ileri sürmez. Tam tersine, çalışmanın temel katkılarından biri kuramın yerel tarih tarafından değiştirilmesi gerektiğini göstermeye çalışmasıdır.
Yöntemsel güçlü yönler
Çalışmanın güçlü yönlerinden biri anlatı biçimini toplumsal içerikten ayırmamasıdır. Erkek karakterler yalnız ne yaptıklarıyla değil, romanın onları nasıl gördürdüğüyle incelenmektedir. İkinci güçlü yön, eko-maskülenliği tek başına yeterli bir açıklama olarak görmeyip ekofeminizm ve postkolonyal ekoeleştiriyle sınamasıdır. Üçüncü güçlü yön ise yerel koruma tarihini kuramsal analizin içine almasıdır.
Yöntemsel ve yorumlayıcı sınırlar
Bu araştırmanın ürettiği sonuçlar yorumlayıcıdır. İncelenen temel nesne tek bir romandır ve çalışma yeni deneysel veya nicel veri üretmemektedir. Dolayısıyla bulgular istatistiksel nüfus genellemeleri olarak okunmamalıdır.
Eko-maskülenlik çerçevesinin ağırlıklı olarak Global North bağlamlarında geliştirilmiş olması da çalışmanın açıkça tartıştığı bir sınırdır. Araştırmacılar kuramı Assam bağlamına doğrudan taşımak yerine yerel tarih ve politik ekonomiyle karşılaştırarak değiştirmeye çalışmaktadır.
Bir başka sınır doğrudan analiz nesnesinden kaynaklanır: erkeklik hakkında yapılan çözümleme, kadın odaklı bir anlatının içinden elde edilmektedir. Bu durum bir hata değildir; ancak erkek karakterlerin okuyucuya bağımsız ve nötr psikolojik dosyalar gibi sunulmadığını kabul etmeyi gerektirir.
Son olarak erkeklerin etik dönüşümü eşitsiz bakım emeğinden bağımsız değildir. Irina'nın hamilelikte yaşadığı terk edilme ve Seuj'u tek başına büyütmesi, romanın ekolojik umut anlatısının cinsiyetlendirilmiş bir maliyete sahip olduğunu gösterir. Çalışma bu maliyetin eko-maskülenlik kuramı tarafından görünür hâle getirilebileceğini, fakat teorik olarak ortadan kaldırılamayacağını kabul etmektedir.
Kaynak ve Yöntem Notu
Özgün çalışma: A Study of Male Characters in the Assamese Novel Through the Lens of Eco Masculinity
Yazarlar: Pubali Borah; Arabinda Rajkhowa.
Kurum: Department of Assamese, North Lakhimpur University, North Lakhimpur 787031, Assam, India.
Sorumlu yazar: Pubali Borah.
Dergi: Humanities.
Yayınevi/platform: MDPI.
Bibliyografik kayıt: Humanities 2026, 15(5), Article 67.
DOI: 10.3390/h15050067.
Resmî DOI bağlantısı: https://doi.org/10.3390/h15050067
Tarih: Alınış 18 Mart 2026; revizyon 18 Nisan 2026; kabul 6 Mayıs 2026; yayın 10 Mayıs 2026.
Kaynak türü: Hakem sürecinden geçmiş, yayımlanmış beşerî bilimler araştırma makalesi; yayımlanmış sürüm Version of Record'dur.
Lisans: Makale Creative Commons Attribution (CC BY) kapsamında açık erişim olarak yayımlanmıştır. Verianla metni buna rağmen kaynak makalenin cümlelerini mekanik biçimde çevirmek veya yeniden sıralamak yerine bağımsız pedagojik anlatımla hazırlanmıştır.
Birincil edebî kaynak: Nilakshi Chaliha Gogoi, Oiya Mor Dibru-Saikhowa, 2020. Kaynak makaledeki Assamca özgün romandan yapılan İngilizce aktarımların yazarlar tarafından gerçekleştirildiği belirtilmektedir.
Temel yöntem: Yakın okuma ve nitel edebiyat çözümlemesi; eko-maskülenlik, ekofeminizm, hegemonik erkeklik, postkolonyal ekoeleştiri, politik ekoloji, mekâna dayalı kimlik, kale korumacılığı ve yavaş şiddet kavramlarının birlikte kullanılması.
Analiz odağı: Romanın anlatısal fokalizasyonu; Bakul Bora, isimsiz orman görevlisi ve Seuj'un erkeklik oluşumları; Irina Baruah'ın ekofeminen özne ve anlatısal odak olarak rolü; Dibru-Saikhowa'nın politik-ekolojik tarihi.
Yeni veri: Çalışmada yeni veri oluşturulmamış veya analiz edilmemiştir. Araştırmanın temel materyali yayımlanmış edebî metindir.
Finansman: Araştırmacılar dış finansman alınmadığını bildirmiştir.
Çıkar çatışması: Yazarlar çıkar çatışması bildirmemiştir.
Yazar katkıları: Kavramsallaştırma Pubali Borah ve Arabinda Rajkhowa; metodoloji, biçimsel analiz ve araştırma Pubali Borah; kaynaklar her iki yazar; ilk taslak Pubali Borah; gözden geçirme ve düzenleme her iki yazar; danışmanlık Arabinda Rajkhowa; proje yönetimi Pubali Borah tarafından gerçekleştirilmiştir.
Temel yorum sınırı: Sonuçlar edebî ve kuramsal yorumlardır. Çalışma gerçek toplumlarda erkeklik gelişiminin nedensel veya istatistiksel kanıtını üretmez. Bakul, Seuj, Irina ve diğer karakterlerin analizi romanın anlatısal yapısı ve çalışmanın kuramsal çerçevesi içinde değerlendirilmelidir.
Telif ve yeniden kullanım notu: Bu Verianla metni kaynak makalenin abstract, conclusion veya diğer bölümlerinin satır satır çevirisi değildir. Kaynağın bilimsel ve kuramsal içeriği korunmuş; anlatım yapısı bağımsız olarak yeniden kurulmuş, uzun doğrudan alıntılar kullanılmamış ve kaynak romanın korunan edebî ifadeleri gereksiz biçimde yeniden üretilmemiştir.
Bir yorum bırakın
E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir