Bakteriüri, idrarda kültürle bakteri saptanmasını ifade eden mikrobiyolojik bir bulgudur ve tek başına semptomatik idrar yolu enfeksiyonu anlamına gelmez. Bu retrospektif iki merkezli kohort çalışması, üretra darlığı cerrahisi geçiren ve eksiksiz ameliyat öncesi mikrobiyoloji raporu erişilebilir olan 304 erkekte bakteriüriyi, saptanan mikroorganizmaları, antimikrobiyal direnç örüntülerini ve kültür pozitifliğiyle ilişkili klinik değişkenleri incelemiştir. Hastaların 164'ünde (%53,9) ameliyat öncesi idrar kültürü pozitif, 140'ında (%46,1) negatif bulunmuştur. Kültür pozitif hastaların 18'inde (%11,0) çok ilaca dirençli mikroorganizma saptanmıştır. Keşifsel çok değişkenli analizde suprapubik kateter varlığı kültür pozitifliğinin en güçlü bağımsız ilişkili değişkeni olarak kalmıştır; düzeltilmiş OR 4,41, %95 güven aralığı 2,47–7,87 ve p < 0,001'dir. Bununla birlikte retrospektif çalışma tasarımı nedensellik göstermez ve %53,9'luk oran bütün üretra darlığı cerrahisi hastalarının prevalansı olarak genellenemez.
Toplam 195 mikrobiyolojik izolatta en sık Escherichia coli (%28,7), Enterococcus faecalis (%19,0), Klebsiella pneumoniae (%10,8) ve Staphylococcus epidermidis (%9,7) saptanmıştır. Kültür pozitif hastaların 31'inde (%18,9) polimikrobiyal üreme bulunmuştur. Test edilen antimikrobiyal sınıflar arasında en yüksek direnç oranı sefalosporinlerde %20,5'tir; bunu trimetoprim–sülfametoksazol %14,4 ve florokinolonlar %13,3 izlemiştir. Aminoglikozid direnci %1,6 iken değerlendirilen 117 izolatta karbapenem direnci saptanmamıştır.
Çalışmanın klinik mesajı standart bir antibiyotiğin üstün olduğu değildir. Bulgular, ameliyat öncesi güncel idrar kültürünün mümkün olduğunca cerrahiye yakın elde edilmesinin ve perioperatif antibiyotik kararlarının kültür, duyarlılık sonuçları ve yerel direnç örüntüleriyle uyumlu antimikrobiyal yönetim yaklaşımıyla verilmesinin önemini desteklemektedir. Çalışma farklı profilaksi rejimlerinin ameliyat sonrası enfeksiyon, üretra iyileşmesi veya darlık nüksü üzerindeki etkilerini doğrudan karşılaştırmamıştır.
Üretra darlığı cerrahisinde mikrobiyoloji neden önemlidir?
Üretra darlığı, üretra lümeninin skar ve fibrozis nedeniyle daralmasıyla idrar akımının bozulabildiği bir hastalıktır. Üretroplasti ve açık üretral rekonstrüksiyon birçok hastada kesin rekonstrüktif tedavi yaklaşımıdır. Cerrahi sırasında üriner mukozanın açılması, doku diseksiyonu, üriner diversiyon ve ameliyat sonrası kateterizasyon yapılması cerrahi alan ile genitoüriner mikrobiyoloji arasında doğrudan klinik ilişki oluşturur.
Bu nedenle ameliyat öncesindeki mikrobiyolojik ortam, perioperatif antimikrobiyal planlama açısından önemlidir. Kaynak çalışmanın aktardığı AUA ve EAU yaklaşımında, üriner mukozayı ihlal eden girişimler öncesinde idrar kültürü elde edilmesi ve aktif enfeksiyon veya bakteriürinin uygun şekilde değerlendirilmesi antimikrobiyal yönetim ilkeleriyle ilişkilendirilmektedir.
Ancak güncel ve kontamine olmamış bir kültürü ameliyat öncesinde zamanında elde etmek her zaman kolay değildir. Rekonstrüktif üroloji hastaları üçüncü basamak merkezlere uzak bölgelerden gelebilir, daha önce çok sayıda endoskopik işlem geçirmiş olabilir veya uzun süreli suprapubik kateter taşıyabilir. Bu koşullar kültürün hem elde edilmesini hem de yorumlanmasını güçleştirebilir.
Ameliyat Öncesi Bakteriüri Semptomatik İdrar Yolu Enfeksiyonu Anlamına Gelir mi?
Hayır. Bu çalışmada bakteriüri, yerel mikrobiyoloji laboratuvarının pozitif olarak raporladığı ameliyat öncesi idrar kültürüyle tanımlanmıştır; örnekleme sırasındaki semptom durumu tutarlı biçimde belgelenmediği için çalışma sonlanımı semptomatik idrar yolu enfeksiyonu değil, mikrobiyolojik bakteriüridir.
304 hastalık analitik kohort nasıl oluştu?
Çalışma iki rekonstrüktif üroloji merkezinde 2017–2023 dönemini kapsamaktadır. Her iki merkezde de üretra darlığı cerrahisi geçirecek bütün hastalardan rutin olarak ameliyat öncesi idrar kültürü istenmektedir. Buna rağmen mevcut araştırmanın analitik kohortuna yalnız kurum içi klinik mikrobiyoloji sisteminde eksiksiz ameliyat öncesi raporu erişilebilen 304 hasta alınmıştır.
Bu ayrım sonuçların yorumunda kritiktir. Hastaların araştırmaya alınması kültür istenip istenmemesine göre değil, eksiksiz mikrobiyoloji raporunun retrospektif olarak erişilebilir olmasına göre belirlenmiştir. Bu nedenle %53,9'luk kültür pozitifliği oranı merkezlerde ameliyat edilen bütün erkeklerin tahmini değildir.
| Özellik | Kaynakta bildirilen değer |
|---|---|
| Analitik kohort | 304 erkek |
| Çalışma dönemi | 2017–2023 |
| Medyan yaş | 57 yıl; IQR 40–68 |
| Medyan darlık uzunluğu | 15 mm; IQR 10–25; aralık 2–120 mm |
| İyatrojenik maruziyet | 119 hasta (%39,1) |
| Önceki endoskopik tedavi | 71 hasta (%23,4) |
| PFUI dışı travma | 64 hasta (%21,1) |
| İdiyopatik | 62 hasta (%20,4) |
| Hipospadias ilişkili hastalık | 48 hasta (%15,8) |
| Pelvik kırığa bağlı üretra yaralanması (PFUI) | 37 hasta (%12,2) |
| Birden fazla klinik katkısı bulunan | 108 hasta (%35,5) |
Klinik bağlam kategorileri birbirini dışlayan etiyolojik gruplar değildir. Aynı hastada örneğin travma öyküsü ve önceki endoskopik müdahale birlikte bulunabilir. Bu nedenle kategori yüzdelerinin toplamının %100'ü aşması beklenebilir ve gruplar klasik bağımsız kohortlar gibi karşılaştırılmamalıdır.
Kültürlerde hangi bakteriler bulundu?
304 hastanın 164'ünde kültür pozitifliği saptanmıştır. Bu 164 hastadan toplam 195 izolat elde edilmiştir; farkın nedeni bazı kültürlerin birden fazla mikroorganizma içermesidir.
| Mikroorganizma | İzolat sayısı | 195 izolat içindeki payı |
|---|---|---|
| Escherichia coli | 56 | %28,7 |
| Enterococcus faecalis | 37 | %19,0 |
| Klebsiella pneumoniae | 21 | %10,8 |
| Staphylococcus epidermidis | 19 | %9,7 |
| Proteus mirabilis | 15 | %7,7 |
| Diğer türler | 47 | %24,1 |
Polimikrobiyal kültür ne kadar yaygındı?
164 kültür pozitif hastanın 31'inde (%18,9) birden fazla mikroorganizma saptanmıştır. Bu 31 polimikrobiyal kültürün 19'unda (%61,3) iki Gram-negatif organizma birlikte izole edilmiştir. En sık tekrarlanan özgül kombinasyon üç kültürde görülen E. coli ile Pseudomonas aeruginosa birlikteliğidir.
Beş kültürde (%16,1) Gram-negatif bakteri ile Enterococcus birlikteliği görülmüş, bunların ikisinde E. coli ile E. faecalis birlikte saptanmıştır. Dört kültürde koagülaz-negatif stafilokok veya Staphylococcus epidermidis gibi deri/kontaminasyon örüntüsündeki flora Gram-negatif bakterilerle birlikte bulunmuştur; kaynak bunu kateter ilişkili kolonizasyonla uyumlu bir bulgu olarak değerlendirmektedir.
Suprapubik Kateter Kültür Pozitifliğiyle Nasıl İlişkiliydi?
Suprapubik kateter varlığı, bu retrospektif kohortta ameliyat öncesi kültür pozitifliğiyle güçlü ve bağımsız bir istatistiksel ilişki göstermiştir: tek değişkenli OR 4,83 iken yaş, darlık uzunluğu ve diğer klinik bağlam değişkenlerini içeren keşifsel modelde düzeltilmiş OR 4,41 olarak bulunmuştur; bu sonuç ilişkiyi gösterir ancak kateterin bakteriüriye nedensel olarak yol açtığını tek başına kanıtlamaz.
PFUI neden düzeltme sonrasında anlamlılığını kaybetti?
Pelvik kırığa bağlı üretra yaralanması (pelvic fracture urethral injury, PFUI) tek değişkenli analizde pozitif kültürle ilişkiliydi: OR 2,56, %95 güven aralığı 1,19–5,50 ve p = 0,02.
Ancak yaş, darlık uzunluğu, klinik bağlam bayrakları ve suprapubik kateter durumunun birlikte değerlendirildiği keşifsel çok değişkenli modelde PFUI için düzeltilmiş OR 1,51'e düşmüş, güven aralığı 0,50–4,58 olmuş ve p = 0,46'ya yükselmiştir.
Bu değişim, mevcut kohortta PFUI etiketiyle görülen ilk ilişkinin en azından bir bölümünün suprapubik kateterizasyon veya başka sağlık hizmeti ilişkili özelliklerle açıklanabileceğini düşündürür. Ancak retrospektif tasarım nedeniyle kesin nedensel yol çıkarılamaz.
Kateter biyofilmi neden olası bir açıklamadır?
Uzun süre vücutta kalan kateter yüzeyleri mikroorganizmaların tutunabileceği bir substrat oluşturabilir. Bakteriler yüzeye yapışıp biyofilm toplulukları oluşturduğunda standart idrar kültürü, kateter yüzeyindeki bütün mikrobiyal rezervuarı temsil etmeyebilir.
Kaynak çalışmanın tartışmasında kateter biyofilminin sürekli bakteriüri, polimikrobiyal kolonizasyon ve kültürle gerçek perioperatif mikrobiyolojik ortam arasındaki olası uyumsuzluğa katkıda bulunabileceği belirtilmektedir. Bununla birlikte çalışma biyofilmi doğrudan nicel olarak ölçmemiştir ve biyofilmin üretroplasti iyileşmesini veya darlık nüksünü bağımsız olarak kötüleştirdiğini kanıtlamamıştır.
Direnç yükü nasıldı?
Antimikrobiyal direnç sonuçları test edilen her sınıfta aynı sayıda izolatın değerlendirilmediğini göstermektedir. Bu nedenle yüzdelerin paydaları sınıflar arasında değişmektedir.
| Antimikrobiyal sınıf / direnç ölçütü | Dirençli / değerlendirilebilir | Oran |
|---|---|---|
| Sefalosporinler | 23/112 | %20,5 |
| Trimetoprim–sülfametoksazol | 18/125 | %14,4 |
| Florokinolonlar | 14/105 | %13,3 |
| MDR, en az üç antimikrobiyal kategori | 18/164 | %11,0 |
| Aminoglikozidler | 2/122 | %1,6 |
| Karbapenemler | 0/117 | %0,0 |
Çok ilaca direnç nasıl tanımlandı?
Çok ilaca direnç (multidrug resistance, MDR), uluslararası konsensüs tanımına uygun olarak klinik açıdan ilgili üç veya daha fazla antimikrobiyal kategorinin her birinde en az bir ajana duyarlı olmama durumu şeklinde sınıflandırılmıştır.
Beklenen intrinsik dirençler MDR hesabına katılmamıştır. Özellikle E. faecalis için sefalosporin direnci, düşük düzey intrinsik aminoglikozid direnci ve trimetoprim–sülfametoksazol duyarsızlığı MDR kategori sayımından çıkarılmıştır. Bu düzeltme sonrasında hiçbir E. faecalis izolatı MDR kriterlerini karşılamamıştır.
Özgül direnç fenotipleri
Yerel mikrobiyoloji raporlarında ESBL üreten E. coli izolatı bulunmamıştır. Buna karşılık iki K. pneumoniae izolatı laboratuvar tarafından ESBL üreticisi olarak raporlanmıştır.
Üçüncü kuşak sefalosporin duyarlılığı yorumlanabilir olan izolatlarda ceftriaxone veya ceftazidime direnci E. coli için 5/45 (%11,1), K. pneumoniae için 8/19 (%42,1) olarak bulunmuştur. Yorumlanabilir vankomisin duyarlılığı bulunan Enterococcus izolatlarında vankomisine dirençli Enterococcus raporlanmamıştır.
Klinik bağlam kategorilerindeki kültür ve MDR oranları
| Klinik bağlam | Kültür pozitifliği | Kültür pozitifler arasında MDR |
|---|---|---|
| PFUI | 27/37 (%73,0) | 6/27 (%22,2) |
| İyatrojenik | 80/119 (%67,2) | 9/80 (%11,3) |
| Önceki endoskopik tedavi | 46/71 (%64,8) | 6/46 (%13,0) |
| PFUI dışı travma | 35/64 (%54,7) | 8/35 (%22,9) |
| Hipospadias ilişkili | 18/48 (%37,5) | 1/18 (%5,6) |
| İdiyopatik | 26/62 (%41,9) | 2/26 (%7,7) |
Bu tablo inferansiyel bir grup karşılaştırması olarak kullanılmamalıdır. Aynı hasta birden fazla klinik bağlam bayrağına dahil olabildiğinden toplamlar 304'ü aşabilir ve kategoriler istatistiksel olarak bağımsız gruplar değildir.
Çalışmanın Yöntemi ve Bulguları
Çalışma tasarımı
Araştırmacılar erişkin erkeklerde üretra darlığı için yapılan üretroplasti veya açık üretral rekonstrüksiyon vakalarını retrospektif olarak incelemiştir. Çalışma iki referans merkezinde yürütülmüş ve 2017–2023 dönemini kapsamıştır.
Her iki merkezde de kateter durumu, semptom veya önceki enfeksiyon öyküsünden bağımsız olarak ameliyat öncesi idrar kültürü rutin olarak istenmiştir. Analize yalnız kurum içi klinik mikrobiyoloji laboratuvarında işlenen ve eksiksiz mikrobiyoloji raporu erişilebilir olan hastalar alınmıştır. Harici laboratuvarlarda işlenen örnekler analiz kapsamına dahil edilmemiştir.
Klinik bağlam nasıl sınıflandırıldı?
Hasta dosyaları yapılandırılmış biçimde incelenerek önceki üretral girişimler, endoskopik darlık tedavisi, travma, PFUI, üretrit veya lichen sclerosus/balanitis xerotica obliterans gibi inflamatuvar durumlar, hipospadias ilişkili hastalık ve açıklanabilir neden bulunmayan idiyopatik sunum kaydedilmiştir.
Bir hastada birden fazla katkı bulunabileceğinden araştırmacılar bunları birbirini dışlayan “etiyoloji grupları” yerine örtüşen klinik bağlam bayrakları olarak analiz etmiştir.
İdrar kültürü nasıl alındı?
Hastalardan hastaneye kabul sırasında idrar kültürü için örnek istenmiştir. İdrar yapabilen hastalarda spontan idrar örneği, suprapubik drenajı bulunan ve spontan örnek veremeyen hastalarda kateter kaynaklı idrar kullanılmıştır.
İlk örnek yoksa veya laboratuvar tarafından tanısal olmayan örnek olarak raporlanmışsa ameliyattan önceki 24 saat içinde ek kültür alınmıştır. Araştırmada “son ameliyat öncesi kültür”, cerrahi öncesindeki en güncel geçerli ve yorumlanabilir kültür sonucu olarak tanımlanmıştır.
Veri tabanı bütün örnek dizisini değil yalnız son raporlanan ameliyat öncesi sonucu içerdiğinden kaç hastada tekrar örnek alındığı ve kesin kontaminasyon sıklığı hesaplanamamıştır.
Mikrobiyolojik değerlendirme
Antimikrobiyal duyarlılık sonuçları European Committee on Antimicrobial Susceptibility Testing (EUCAST) klinik eşiklerine göre yorumlanmıştır. Laboratuvarın “susceptible” veya “susceptible, increased exposure” olarak bildirdiği izolatlar ilgili ajan açısından aktif kabul edilmiş, “resistant” sonuçları aktif olmayan olarak sınıflandırılmıştır.
Her iki merkez laboratuvarının çalışma dönemi boyunca EUCAST eşiklerini kullanması, iki merkezin analitik mikrobiyoloji yaklaşımında karşılaştırılabilirlik sağlamayı amaçlamıştır.
Ameliyat sırasındaki antibiyotik kararı
Cerrahi insizyon zamanında güncel mikroorganizma tanımlaması ve duyarlılık sonucu henüz mevcut değilse veya gönderilen örnek tanısal değilse perioperatif antibiyotik ampirik olarak seçilmiştir. Kaynak, rutin uygulamada kültür ve duyarlılık sonuçlarının örnek alındıktan yaklaşık 48–72 saat sonra ulaşabildiğini belirtmektedir.
Bu durum çalışmanın klinik problemini oluşturur: cerrahi karar zamanı ile kesin mikrobiyolojik bilginin ulaşma zamanı her zaman örtüşmemektedir.
Bu Çalışma Standart Ampirik Antibiyotik Profilaksisinin Üstün veya Yetersiz Olduğunu Kanıtlıyor mu?
Hayır. Çalışma farklı perioperatif antibiyotik rejimlerini randomize veya kontrollü biçimde karşılaştırmamış, ameliyat sonrası enfeksiyon veya cerrahi başarı açısından rejimler arasında etkinlik analizi yapmamıştır; bulguların desteklediği sonuç, mevcut kohorttaki yüksek bakteriüri ve belirli direnç yükü nedeniyle güncel kültür ve duyarlılık bilgisinin antimikrobiyal yönetim açısından önemli olduğudur.
İstatistiksel analiz
Sürekli değişkenler medyan ve çeyrekler arası aralık, kategorik değişkenler sayı ve yüzde olarak raporlanmıştır. Ameliyat öncesi kültür pozitifliğiyle ilişkiler Fisher kesin testiyle değerlendirilmiş ve odds ratio değerleri %95 güven aralıklarıyla birlikte verilmiştir.
Keşifsel çok değişkenli lojistik regresyon modeli yaş, darlık uzunluğu, klinik bağlam bayrakları ve suprapubik kateter durumunu içermiştir. Testler iki yönlüdür ve istatistiksel anlamlılık eşiği p < 0,05 olarak belirlenmiştir. Analizler Stata/BE 18.0 ile yapılmıştır.
Odds ratio nasıl yorumlanmalıdır?
Suprapubik kateter için düzeltilmiş OR 4,41 olması, modeldeki diğer değişkenler hesaba katıldığında kateter taşıyan hastalarda pozitif kültür odds'unun daha yüksek olduğunu gösterir. Odds ratio doğrudan risk oranı değildir ve retrospektif gözlemsel tasarımda tek başına nedensel etki büyüklüğü olarak yorumlanmamalıdır.
Çalışmanın temel sınırlılıkları
- Analiz yalnız eksiksiz ameliyat öncesi mikrobiyoloji raporu erişilebilir olan 304 hastayı içerdiğinden %53,9 bakteriüri oranı bütün cerrahi popülasyona genellenemez.
- Kontaminasyon işaretleri yalnız laboratuvar düzeyinde tutulmuş, araştırma veri tabanına ayrıntılı örnek dizisi aktarılmamıştır; kontamine örnek ve tekrar kültür sayıları bilinmemektedir.
- Örnekleme sırasındaki semptomlar tutarlı kaydedilmediği için bakteriüri ile semptomatik üriner sistem enfeksiyonu ayrılamamaktadır.
- İdrar örneğinin kaynağı çalışma dönemi boyunca tamamen standardize değildir.
- Standart klinik kültür, kateter biyofilminin veya üretral skar mikrobiyotasının bütün çeşitliliğini yakalamamaktadır.
- Çalışma ameliyat sonrası enfeksiyonları, yara iyileşmesini veya uzun dönem darlık nüksünü birincil sonuç olarak değerlendirmemiştir.
Gelecekte hangi çalışma öneriliyor?
Yazarlar özellikle uzun süreli suprapubik kateteri bulunan hastalarda ameliyat öncesi kateter değişimi yapıldıktan sonra yeni kateterden kültür alınmasının mikrobiyolojik açıdan daha anlamlı sonuç verip vermeyeceğinin prospektif olarak araştırılmasını önermektedir.
Bu yaklaşım kaynakta henüz doğrulanmış standart uygulama olarak sunulmamaktadır. Öneri, uzun süreli kateterlerde biyofilm ve polimikrobiyal kolonizasyonun mevcut kateterden elde edilen kültürün gerçek mesane bakteriyolojisini temsil etmesini bozabileceği hipotezine dayanmaktadır.
Çalışmanın desteklediği sonuçlar
Çalışma, eksiksiz mikrobiyoloji verisi bulunan 304 kişilik analitik kohortta ameliyat öncesi bakteriürinin sık olduğunu; suprapubik kateter durumunun kültür pozitifliğiyle bağımsız biçimde ilişkili kaldığını; kültür pozitif hastalarda %11,0 MDR yükü bulunduğunu ve mikroorganizma ile antimikrobiyal direnç profilinin heterojen olduğunu desteklemektedir.
Bulgular, üretra darlığı cerrahisi öncesinde mümkün olduğunca güncel idrar kültürü elde edilmesi ve perioperatif antibiyotik seçiminin antimikrobiyal yönetim ilkeleriyle, kültür/duyarlılık sonuçlarıyla ve yerel direnç örüntüsüyle uyumlandırılması gerektiği yönündeki yaklaşımı desteklemektedir.
Çalışmanın desteklemediği sonuçlar
Çalışma suprapubik kateterin bakteriüriye doğrudan neden olduğunu kanıtlamaz. Pozitif idrar kültürünün semptomatik üriner sistem enfeksiyonu olduğunu göstermez. %53,9 oranını üretra darlığı cerrahisi geçiren bütün erkekler için genel prevalans olarak belirlemez.
Çalışma belirli bir antibiyotiğin diğerlerinden üstün olduğunu, uzun profilaksinin daha etkili olduğunu veya belirli bir tedavi rejiminin ameliyat sonrası enfeksiyonu azalttığını test etmemiştir. Ayrıca kültür pozitifliğinin uzun dönem rekonstrüktif başarı veya darlık nüksünün bağımsız nedeni olduğunu göstermemiştir.
Kaynak ve Yöntem Notu
Özgün çalışma: Preoperative Bacteriuria and Antimicrobial Resistance in Men Undergoing Urethral Stricture Surgery
Yazarlar: Mikołaj Frankiewicz; Łukasz Białek; Adam Kaftan; Marta Rydzińska; Jakub Dobruch; Michał Skrzypczyk; Marcin Matuszewski.
Sorumlu yazar: Łukasz Białek.
Kurumlar: Department of Urology, Medical University of Gdansk, Gdansk, Poland; Department of Urology, Centre for Postgraduate Medical Education, Warsaw, Poland.
Dergi: Antibiotics.
Yayınevi: MDPI, Basel, Switzerland.
Yayın bilgisi: 2026; cilt 15; sayı 5; makale 472. Yayın tarihi: 6 Mayıs 2026.
DOI: 10.3390/antibiotics15050472
Kaynak türü: Hakemli bilimsel dergi makalesi; retrospektif iki merkezli kohort çalışması.
Lisans: Creative Commons Attribution (CC BY).
Çalışma dönemi: 2017–2023.
Analitik örneklem: Eksiksiz ameliyat öncesi mikrobiyoloji raporu kurum içi laboratuvar bilgi sisteminden erişilebilir olan 304 erişkin erkek.
Birincil mikrobiyolojik sonlanım: Yerel klinik mikrobiyoloji laboratuvarının pozitif olarak raporladığı ameliyat öncesi idrar kültürüyle tanımlanan bakteriüri.
Duyarlılık standardı: EUCAST klinik breakpoint'leri.
MDR tanımı: Beklenen intrinsik direnç örüntüleri hariç tutularak, klinik açıdan ilgili üç veya daha fazla antimikrobiyal kategorinin her birinde en az bir ajana non-susceptibility.
İstatistik: Medyan ve IQR; sayı ve yüzde; Fisher kesin testi; odds ratio ve %95 güven aralığı; keşifsel çok değişkenli lojistik regresyon; iki yönlü p < 0,05; Stata/BE 18.0.
Etik kurul: Centre of Postgraduate Medical Education Bioethics Committee; onay No. 44/2025, 14 Mayıs 2025.
Bilgilendirilmiş onam: Retrospektif ve anonimleştirilmiş araştırma verileri nedeniyle çalışma özelinde onamdan feragat edilmiştir; hastaların hastaneye yatış ve tedavi için standart kurumsal onam verdikleri belirtilmiştir.
Finansman: Dış finansman alınmamıştır.
Veri erişilebilirliği: Veriler makul talep üzerine sorumlu yazardan sağlanabilir; gizlilik ve etik kısıtlamalar nedeniyle kamuya açık değildir.
Çıkar çatışması: Yazarlar çıkar çatışması bildirmemiştir.
Yazar katkıları: Kavramsallaştırma Mikołaj Frankiewicz, Łukasz Białek, Adam Kaftan, Marta Rydzińska, Jakub Dobruch ve Marcin Matuszewski; metodoloji Mikołaj Frankiewicz, Łukasz Białek, Jakub Dobruch ve Michał Skrzypczyk; validasyon Adam Kaftan ve Marta Rydzińska; formal analiz Mikołaj Frankiewicz, Łukasz Białek ve Adam Kaftan; araştırma yedi yazarın tamamı; kaynaklar Marta Rydzińska, Jakub Dobruch ve Marcin Matuszewski; veri kürasyonu Mikołaj Frankiewicz, Łukasz Białek, Adam Kaftan ve Michał Skrzypczyk; görselleştirme Mikołaj Frankiewicz, Łukasz Białek ve Michał Skrzypczyk tarafından yürütülmüştür.
Temel yöntemsel sınırlılıklar: Retrospektif tasarım; yalnız eksiksiz mikrobiyoloji raporu erişilebilir hastaların analizi; semptom durumunun eksik belgelenmesi; örnekleme yolunun standart olmaması; kontaminasyon ve tekrar örnek sayılarının eksikliği; standart kültürün biyofilm ve üretral skar mikrobiyotasının bütün yapısını göstermemesi.
Verianla anlatım yöntemi: Bu içerik özgün makalenin abstract, results veya discussion bölümlerinin cümle cümle çevirisi değildir. Örneklem, kültür iş akışı, patojen dağılımı, direnç verileri, istatistiksel model, kaynak Şekil 1, Şekil 2, Tablo 1, Tablo 2 ve sınırlılıklar bilimsel öğelerine ayrılmış; ardından Verianla'nın bağımsız öğretici mimarisi içinde yeniden düzenlenmiştir. Kaynağın grafik ve tablo tasarımı kopyalanmamış, gerekli olgusal veriler yeni tablo yapılarıyla sunulmuştur.
Klinik yorum sınırı: Çalışma sonuçları bireysel hasta için antibiyotik reçetesi oluşturmaz. Perioperatif antibiyotik kararı güncel mikrobiyoloji, antimikrobiyal duyarlılık, yerel direnç örüntüsü, klinik durum ve ilgili klinik kılavuzlar çerçevesinde yetkili sağlık profesyonellerince verilmelidir.
Bir yorum bırakın
E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir