
Bu çalışma, Hindistan’ın Odisha eyaletinde transgender bireylere yönelik kapsamlı refah politikalarının hukuki tanınmayı artırmasına rağmen, neden geniş bir kesimin fiilen sosyal yardım sisteminin dışında kaldığını incelemektedir. Yazar bu durumu “exclusion machine”, yani “dışlanma makinesi” kavramıyla açıklamaktadır. Çalışmaya göre belge gereklilikleri, aile hukukunun heteronormatif yapısı, fiziksel altyapı eksiklikleri, dijital refah sistemlerine erişim sorunları ve seks işçiliğine yönelik damgalayıcı uygunluk kriterleri birbirinden bağımsız engeller değildir; birbirlerini besleyen bir döngü oluştururlar. Odisha’nın Sweekruti programı emeklilik benzeri yardımlar, konut, gıda güvenliği, burs, beceri eğitimi ve sağlık desteği gibi geniş haklar vaat ederken, çalışmada kullanılan idari ve ikincil verilere göre resmi kayıt düzeyi tahmini nüfusun çok gerisinde kalmaktadır. Metnin temel tezi, hukuki tanınmanın çevresindeki bürokratik, toplumsal, dijital ve altyapısal sistemler dönüşmeden gerçek kapsayıcılığa dönüşmeyebileceğidir.
Çalışma, transgender refahına yalnız “politika var mı?” sorusuyla yaklaşmak yerine “hak sahibi kişi sisteme gerçekten girebiliyor mu?” sorusunu merkeze almaktadır. Bu nedenle analiz, politika tasarımı ile uygulama arasındaki boşluğu tek bir başarısızlık noktasına değil, birbirine bağlı çoklu engellere bağlamaktadır.
Odisha neden önemli bir örnek?
Kaynak, Odisha’yı Hindistan’da transgender refah politikaları açısından öncü eyaletlerden biri olarak tanımlamaktadır. Sweekruti çerçevesi; emeklilik/aylık yardım, konut, gıda güvenliği, burs, beceri eğitimi, sağlık desteği ve kendi işini kurmaya yönelik çeşitli destekler içermektedir.
Buna rağmen çalışma, resmî kayıtların tahmini transgender nüfusla büyük ölçüde örtüşmediğini belirtmektedir. 2011 Census verisinde Odisha’da 20.332 transgender kişi kaydedildiği; topluluk temelli tahminlerde gerçek sayının 70.000’in üzerinde olabileceği ve 2022 itibarıyla yalnız yaklaşık 2.000 kişinin resmen transgender olarak kayıtlı bulunduğu aktarılmaktadır.
Yazar bu farkı yalnız “insanlar kayıt olmadı” şeklinde açıklamaz. Asıl soru, kayıt olmanın neden bu kadar zor veya erişilemez hale geldiğidir.
“Dışlanma Makinesi” Ne Anlama Geliyor?
“Dışlanma makinesi”, bir kişinin tek bir noktada reddedilmesinden daha geniş bir durumu anlatmaktadır. Yazarın çerçevesinde belge eksikliği banka hesabını veya refah başvurusunu engelleyebilir; aile yapısının resmî sistem tarafından tanınmaması belge üretimini zorlaştırabilir; fiziksel ve dijital erişim sorunları başvuruyu daha da güçleştirebilir; ekonomik dışlanma kişiyi damgalanmış geçim biçimlerine yönlendirebilir ve bu durum bazı programların uygunluk kriterleri nedeniyle yeni bir dışlanmaya yol açabilir. Böylece engeller birbirlerini yeniden üretir.
Birinci mekanizma: Belgeleme paradoksu
Çalışma, devlet desteklerinden yararlanmak için kimlik belgesi, banka kaydı ve çeşitli resmî belgelerin gerekli olabildiğini; buna karşılık bazı transgender bireylerin natal ailelerinden kopmuş olmaları nedeniyle bu belgeleri edinmekte zorlanabildiğini belirtmektedir.
Bu durum yazar tarafından bir paradoks olarak tanımlanır: kişi refah sistemine girebilmek için belgeye ihtiyaç duyar, fakat refah sistemi dışında kalmış olmak o belgeyi edinmesini de zorlaştırır.
Hijra guru–chela akrabalık yapısı
Çalışmada hijra topluluklarında görülen guru–chela ilişkisi, devletin varsaydığı geleneksel aile yapısıyla uyuşmayan alternatif bir sosyal ve akrabalık düzeni olarak tartışılmaktadır.
Yazar, bazı bireylerin topluluğa katıldıktan sonra farklı isim ve sosyal kimlikler kullandığını ve bunun natal aileye bağlı belgeler ile devlet kayıtları arasında uyuşmazlık yaratabildiğini belirtmektedir.
Bu noktada temel sorun, sosyal gerçeklikle idari sistemin varsaydığı aile modelinin aynı olmamasıdır.
Hukuki Tanınma Neden Tek Başına Refah Erişimi Sağlamıyor?
Çalışmaya göre bir kişinin transgender kimliğinin hukuk tarafından tanınması, banka hesabı, aile bağı, dijital kimlik, ulaşım, sağlık hizmeti, barınma veya sosyal yardım başvurusu gibi diğer sistemlerin otomatik olarak uyumlu hale geldiği anlamına gelmemektedir. Tanınma bir başlangıç noktasıdır; erişimin gerçekleşmesi için çevredeki idari ve kurumsal sistemlerin de aynı tanımayı işlevsel biçimde kabul etmesi gerekir.
Aile hukuku ve hane tanımı
Kaynak, birçok refah programının hukuken tanınmış aile veya hane yapılarına dayandığını ve bu durumun bazı transgender kişilerin fiilî aile ilişkileriyle uyuşmayabildiğini savunmaktadır.
Çalışma özellikle evlilik, evlat edinme, bağımlı aile üyesi, dul veya terk edilmiş kişi gibi idari kategorilerin çoğunlukla geleneksel aile varsayımı üzerine kurulu olduğuna dikkat çekmektedir.
Bu nedenle sosyal yaşamda var olan bazı ilişkiler, refah sistemindeki resmî kategoriler içinde görünmez hale gelebilir.
Fiziksel altyapı dışlanması
Çalışma, sosyal yardım sistemine erişimin yalnız form doldurma meselesi olmadığını vurgular. Bir kişinin devlet binasına, sağlık tesisine, okula veya toplu taşımaya güvenli biçimde erişebilmesi gerekir.
Kaynakta gender-neutral tuvalet, hostel, soyunma alanı ve sağlık tesisi eksiklikleri; transgender kişilerin kamusal alanlarda bulunmasını zorlaştıran örnekler olarak tartışılmaktadır.
Yazarın yaklaşımına göre fiziksel ortamın kapsayıcı olmaması, başvuru hakkı hukuken mevcut olsa bile fiilî erişimi azaltabilir.
Dijital refah ve yeni erişim bariyeri
Sosyal yardım hizmetlerinin dijital portallara taşınması çoğu vatandaş için kolaylık sağlayabilir. Ancak çalışma, internet bağlantısı, cihaz erişimi veya dijital okuryazarlığı olmayan kişiler açısından aynı dönüşümün yeni bir bariyer üretebileceğini savunmaktadır.
Kaynak, National Portal for Transgender Persons’ın 2020’de devreye alınmasını bu tartışmanın örneği olarak kullanmaktadır.
Yazarın aktardığı ikincil kaynaklara göre transgender topluluk içinde dijital erişim ve okuryazarlık sorunları yüksek düzeydedir. Bu oranların çalışmanın kullandığı literatürden aktarıldığı ve bağımsız olarak bu working paper içinde ölçülmediği önemlidir.
Dijitalleşme Refah Sistemini Herkes İçin Daha Erişilebilir Hale Getirir mi?
Hayır, otomatik olarak değil. Dijital hizmetler bazı kullanıcılar için işlem maliyetini düşürebilirken internet, cihaz, dijital okuryazarlık veya doğru kimlik belgelerine erişimi olmayan gruplar için ek bir eşik yaratabilir. Çalışmanın “dijital dışlanma” argümanı, teknolojik modernleşmenin kapsayıcılık ile aynı şey olmadığını göstermeyi amaçlamaktadır.
Seks işçiliği ve uygunluk kriterleri
Çalışmanın beşinci ana boyutu, ekonomik dışlanma ile sosyal yardım kriterleri arasındaki gerilimdir.
Yazar, ekonomik marjinalleşmenin bazı transgender kişileri kayıt dışı ve damgalanan geçim alanlarına yöneltebildiğini belirtmektedir. Bunlar arasında begging, ceremonial dancing ve sex work örnekleri verilmektedir.
Kaynakta Garima Greh benzeri bazı programların belirli geçmişleri olan kişiler için dışlayıcı koşullar yaratabileceği ileri sürülmektedir. Yazar burada bir politika paradoksuna dikkat çeker: yardım programı, ekonomik kırılganlığı azaltmayı amaçlarken hayatta kalma stratejisi olarak kullanılan bazı geçim biçimleri nedeniyle en kırılgan başvuru sahiplerini dışarıda bırakabilir.
Tarihsel ve kurumsal miras
Çalışma, güncel bürokratik davranışların tarihsel hukuk mirasından bağımsız değerlendirilemeyeceğini savunmaktadır.
British colonial dönemindeki Criminal Tribes Act ve eski Section 377 düzenlemeleri, hijra ve LGBT topluluklarına yönelik tarihsel kriminalizasyon örnekleri olarak tartışılmaktadır.
Bu düzenlemeler yürürlükte olmasa da yazar, geçmişteki kriminalizasyonun sosyal damgalama ve kurumsal şüphe biçimlerinde iz bırakabildiğini ileri sürmektedir.
Çalışmanın Yöntemi ve Bulguları
Araştırma yöntemi
Çalışma kendisini mixed-methods araştırma olarak tanımlamaktadır ve beş ana veri/analiz kaynağı kullanmaktadır:
- Sweekruti Scheme ve Odisha Transgender Persons Policy 2017 gibi temel politika belgelerinin eleştirel analizi,
- faydalanıcı kayıtları, başvuru kayıtları, kimlik sertifikaları ve sosyal yardım erişimi gibi resmî idari verilerin değerlendirilmesi,
- Odisha’nın Kerala ve Karnataka ile karşılaştırıldığı eyaletler arası politika açığı analizi,
- ikincil akademik literatür incelemesi,
- medya ve sivil toplum kaynaklarının değerlendirilmesi.
Yazar bu yöntemle hem “supply-side”, yani devlet/politika kaynaklı engelleri, hem de “demand-side”, yani farkındalık, belge yetersizliği, dijital okuryazarlık ve toplumsal damgalama gibi erişim sorunlarını birlikte değerlendirmektedir.
Kaynakta bildirilen temel sayısal göstergeler
| Gösterge | Kaynakta verilen değer | Yorum sınırı |
|---|---|---|
| 2011 Census transgender nüfusu | 20.332 | Resmî census değeri olarak aktarılıyor |
| Topluluk temelli tahmini nüfus | 70.000+ | Aktivist/topluluk tahmini |
| 2022’de resmen kayıtlı kişi | Yaklaşık 2.000 | Çalışmanın kullandığı idari veri |
| Ebeveyne aylık destek | ₹1.000 | Sweekruti kapsamında kaynakta aktarılıyor |
| Beceri eğitimi desteği | ₹15.000 / kişi | Program değeri olarak aktarılıyor |
| Grup self-employment desteği | ₹20 lakh'a kadar | Program üst sınırı olarak aktarılıyor |
| 18 yaş üstü aylık yardım | ₹1.000 | Kaynakta verilen program değeri |
Kaynağın “%97 kayıt dışı” ifadesi, yaklaşık 70.000 tahmini nüfus ile yaklaşık 2.000 resmî kayıt arasındaki farktan türetilmektedir. Bu nedenle burada aynı değeri bağımsız bir nüfus sayımı sonucu değil, çalışma içindeki tahmin temelli gösterge olarak değerlendirmek gerekir.
Birbirine bağlı beş dışlanma mekanizması
| Mekanizma | Temel sorun | Diğer bariyerlerle bağlantısı |
|---|---|---|
| Belgeleme paradoksu | Kimlik ve banka belgelerine erişememe | Refah başvurusunu ve finansal erişimi engelleyebilir |
| Aile hukuku uyumsuzluğu | Fiilî aile yapılarının resmî kategorilerle örtüşmemesi | Hane ve bağımlılık belgelerini zorlaştırabilir |
| Fiziksel altyapı | Kapsayıcı tesis eksikliği | Devlet, sağlık ve eğitim alanlarına erişimi azaltabilir |
| Dijital dışlanma | İnternet, cihaz ve dijital okuryazarlık eşiği | Online refah başvurularını engelleyebilir |
| Damgalama ve uygunluk | Geçim biçimlerinin uygunluk kriterleriyle çatışması | Ekonomik dışlanmayı yeniden üretebilir |
Neden tek tek bariyerlerden daha fazlası?
Çalışmanın teorik katkısı, bu mekanizmaların ayrı sorunlar olmadığını ileri sürmesidir.
Örneğin:
Belge eksikliği → banka/refah erişim sorunu → ekonomik dışlanma → kayıt dışı geçim → damgalama → belirli programlardan dışlanma → belge ve ekonomik güvencesizlik.
Bu tür geri besleme döngülerini yazar “recursive cycles of exclusion” olarak adlandırmaktadır.
Politika tanınması ile gerçek erişim arasındaki fark
Çalışma, progresif bir politika metninin varlığı ile politikanın hedef topluluğa ulaşması arasında büyük fark olabileceğini göstermeyi amaçlamaktadır.
Bu nedenle yazarın ana değerlendirme ölçütü “program var mı?” değil, “programa ulaşması gereken kişi gerçekten kayıt olabiliyor, başvurabiliyor ve yardımı alabiliyor mu?” sorusudur.
Çalışmanın desteklediği temel çıkarımlar
- Odisha’da kapsamlı transgender refah programları bulunmaktadır.
- Kaynakta kullanılan veriler, tahmini nüfus ile resmî kayıt arasında büyük fark olduğunu göstermektedir.
- Çalışma bu farkı tek bir bürokratik problem yerine çoklu ve birbirine bağlı bariyerlerle açıklamaktadır.
- Belgeleme, aile yapısı, fiziksel altyapı, dijital erişim ve sosyal damgalama birbirini güçlendirebilir.
- Hukuki tanınma, çevresindeki kurumlar dönüşmediğinde gerçek refah erişimine otomatik olarak dönüşmeyebilir.
- Yazar, politika reformunun eş zamanlı olarak birden fazla sistemde yapılması gerektiğini savunmaktadır.
Çalışmanın kanıtlamadığı şeyler
- Her transgender kişinin aynı dışlanma deneyimini yaşadığı gösterilmemektedir.
- Kaynakta verilen bütün oranlar çalışma tarafından yeni saha araştırmasıyla ölçülmüş değildir.
- “Dışlanma makinesi” doğrudan ölçülmüş tek bir istatistiksel değişken değil, yazarın analitik çerçevesidir.
- Odisha’daki durumun Hindistan’ın bütün eyaletleri için birebir aynı olduğu gösterilmemektedir.
- Önerilen reformların hangi maliyetle ve ne ölçüde etkili olacağı ampirik olarak test edilmemiştir.
Çalışmanın reform önerisi
Sonuç bölümünde yazar, tek bir program değişikliği yerine eş zamanlı reform önerir:
- belgeleme sistemlerinin uyumlaştırılması,
- aile hukukunda reform,
- gender-inclusive fiziksel altyapı yatırımları,
- dijital okuryazarlık programları,
- bürokratik eğitim ve uygulama kapasitesinin geliştirilmesi.
Çalışma ayrıca 2024’te Odisha State Transgender Welfare Board’un oluşturulmasını yeni politika ilgisinin işareti olarak yorumlamakta; ancak gerçek ölçütün bu kurumsal adımın fiilî erişime dönüşüp dönüşmeyeceği olduğunu vurgulamaktadır.
Temel sınırlılıklar
Birinci olarak çalışma bağımsız büyük ölçekli saha araştırması sunmamaktadır. Analizin önemli bölümü resmî veriler, daha önce yayımlanmış araştırmalar ve sivil toplum kaynaklarının sentezine dayanmaktadır.
İkinci olarak bazı önemli nicel iddiaların veri yılı, örneklem yöntemi ve ölçüm yaklaşımı çalışma içinde ayrıntılı biçimde yeniden kurulmamaktadır. Bu nedenle bu değerlerin kullanımında kaynak bağlamı korunmalıdır.
Üçüncü olarak farklı transgender toplulukları, coğrafyalar, sınıflar ve yaşam deneyimleri arasında önemli çeşitlilik bulunabilir. Tek bir analitik çerçeve bu çeşitliliğin tümünü açıklamayabilir.
Dördüncü olarak Odisha–Kerala–Karnataka karşılaştırması yöntem bölümünde belirtilmesine rağmen metnin kısa working-paper biçimi nedeniyle ayrıntılı karşılaştırmalı veri tabloları sunulmamaktadır.
Kaynak ve Yöntem Notu
Özgün başlık: The Exclusion Machine: Recognition without Acceptance in Odisha’s Transgender Welfare Policies
Yazar: Bibhu Kalyan Pradhan.
Kurum: Manipal Institute of Social Sciences, Humanities and Arts (MISSHA), Manipal Academy of Higher Education, Manipal, Karnataka, India.
Belge türü: Working Paper.
Tarih: Haziran 2026.
Hakemlik durumu: Kaynak hakemli dergi makalesi olarak sunulmamaktadır.
AI disclosure: Yazar, çalışmanın yazımı, araştırması veya analizinde yapay zekâ aracı kullanmadığını beyan etmektedir.
Ana araştırma alanları: Transgender refah politikası, Odisha, politika uygulama açığı, dijital dışlanma, aile hukuku, altyapı ve sosyal dışlanma.
Ana yöntem: Politika belgesi analizi, resmî idari veri değerlendirmesi, eyaletler arası karşılaştırma, ikincil literatür incelemesi ve medya/sivil toplum kaynaklarının entegrasyonu.
Temel kavramsal katkı: Hukuki tanınma ile fiilî refah erişimi arasındaki açığı birbirine bağlı çoklu bariyerlerden oluşan “exclusion machine” modeliyle açıklamak.
Başlıca kaynaklar: Barik ve Sharma (2020), Behera (2022), CLPR (2023), Government of Odisha (2025), Hinchy (2019), Raj ve Juned (2022), Saxena (2011) ve diğer kaynaklar.
Yöntemsel uyarı: Çalışmadaki bazı nicel göstergeler özgün saha ölçümünden değil, idari veriler ve ikincil literatürden alınmıştır. Bu nedenle rakamlar working paper bağlamı içinde değerlendirilmelidir.

Bir yorum bırakın
E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir