Akademik araştırmalar, anlaşılır dil

Verianla | Akademik Araştırmalardan Türkçe Ekonomi ve Bilim İçerikleri

13 Ekim 2026, Salı
VERİANLA Bağımsız bilim yayıncılığı
Menüyü aç veya kapat
...
Home / Sosyal Bilimler / Eğitim / Tek Anlatının Ötesinde: Öğretmen Adayları Erken Eğitimde Birincil Kaynakları Nasıl Seçiyor ve Düzenliyor?
Eğitim

Tek Anlatının Ötesinde: Öğretmen Adayları Erken Eğitimde Birincil Kaynakları Nasıl Seçiyor ve Düzenliyor?

Birincil kaynak kürasyonu (primary source curation), öğretmenin hangi tarihsel belge, görüntü, harita, ses kaydı, nesne veya başka özgün kaynağı öğretime dahil edeceğine ve bu kaynağı hangi amaçla çerçeveleyeceğine karar verdiği pedagojik seçim sürecidir.

09/10/2026  Veri Anla  137 görüntüleme
Tek Anlatının Ötesinde: Öğretmen Adayları Erken Eğitimde Birincil Kaynakları Nasıl Seçiyor ve Düzenliyor?

Birincil kaynak kürasyonu (primary source curation), öğretmenin hangi tarihsel belge, görüntü, harita, ses kaydı, nesne veya başka özgün kaynağı öğretime dahil edeceğine ve bu kaynağı hangi amaçla çerçeveleyeceğine karar verdiği pedagojik seçim sürecidir. Bu çalışma, erken çocukluk ve ilkokul sosyal bilgiler öğretimine hazırlanan 103 öğretmen adayının yaptığı 347 birincil kaynak seçimini nitel içerik analiziyle incelemektedir. Araştırmacıların kodlama şemasında 153 seçim (%44) baskın anlatı, 69 seçim (%20) karşı-anlatı ve 24 seçim (%7) kültürel sürekliliği destekleyen kaynak olarak sınıflandırılmış; kalan 101 seçim coğrafi/çevresel kaynaklar, kapsamlı kaynak setleri ve diğer kaynaklar altında toplanmıştır. Bulgular, daha kapsayıcı seçimlerin bulunduğunu, ancak Beyaz, erkek ve Avrupa merkezli tarihsel perspektiflerle uyumlu kaynakların veri kümesinde en büyük tek kategoriyi oluşturduğunu göstermektedir. Bununla birlikte çalışma tek bir üniversitedeki tek bir ders bağlamına dayanır; raporlanan yüzdeler betimseldir ve tüm öğretmen adaylarına genellenebilecek istatistiksel farklar veya nedensel ilişkiler olarak yorumlanmamalıdır.

Araştırmanın asıl odağı, birincil kaynakların sınıfta nasıl kullanılacağından önce hangi kaynakların seçildiği ve bu seçimin nasıl gerekçelendirildiğidir. Çalışma, kaynak seçimini yalnız teknik bir arama işi olarak değil, tarihsel görünürlüğü, temsil biçimini ve öğrencilerin hangi anlatılarla karşılaşacağını etkileyen bir karar olarak ele alır. Öğretmen adaylarının bazı seçimleri tarihsel olarak dışarıda bırakılmış sesleri öne çıkarırken, bazı seçimlerde kapsayıcılık yalnız yüzeysel temsil düzeyinde kalmış; arşiv erişimi, ders süresi, yerleşik müfredat alışkanlıkları ve seçimin nedenine ilişkin yetersiz yansıtma, ortaya çıkan örüntüleri etkileyen başlıca bağlamsal etmenler olarak tartışılmıştır.

Araştırma problemi: Kaynağı bulmak ile kaynağı seçmek aynı şey değildir

Birincil kaynaklar, geçmişe ait olayları ve yaşantıları öğrencilerin doğrudan belge, görüntü, harita, ses, nesne veya benzeri materyaller üzerinden incelemesine imkân verir. Çalışmanın literatür çerçevesi, öğretmen eğitimi araştırmalarının önemli bir bölümünün bu materyallerin sınıfta nasıl kullanılacağına odaklandığını; buna karşılık öğretmen adaylarının hangi kaynağı neden seçtiği sorusunun daha az incelendiğini vurgular. Araştırmacılar bu boşluğu önemser; çünkü öğretmen, erişilebilir binlerce tarihsel materyal arasından sınıfa yalnız sınırlı bir bölümünü taşır ve bu seçim öğrencinin geçmişe ilişkin karşılaşma alanını fiilen daraltır ya da genişletir.

Çalışmanın araştırma sorusu, öğretmen adaylarının seçtiği birincil kaynakların farklı bakış açılarını ne ölçüde temsil ettiği ve PreK–6 sosyal bilgiler etkinliklerinde kapsayıcı eğitime ne ölçüde katkı sağlayabildiğidir. Bu soru, kaynakların yalnız konusunu değil, seçimin arkasındaki pedagojik gerekçeyi de incelemeyi gerektirir. Bu nedenle araştırmada, seçilen materyalin kimleri görünür kıldığı kadar öğretmen adayının o materyali hangi amaçla kullanmayı düşündüğü de analizin bir parçasıdır.

Birincil Kaynak Seçimi Neden Tarafsız Bir Öğretim Kararı Değildir?

Bu çalışma, birincil kaynak seçimini tarafsız bir teknik işlem olarak değil, hangi tarihsel seslerin sınıfa girdiğini, hangilerinin arka planda kaldığını ve hangi anlatıların öğretim için “normal” başlangıç noktası kabul edildiğini etkileyen pedagojik ve ideolojik bir karar olarak inceler. Bu yorum, çalışmanın Eleştirel Eğitim Kuramı, Yansıtıcı Öğretim Uygulamaları ve Kültürel Sürekliliği Destekleyen Pedagoji çerçeveleri içinde yapılmıştır; dolayısıyla “baskın anlatı” gibi sınıflamalar araştırmanın kuramsal kodlama yapısına aittir.

Araştırmacılar, öğretmenlerin müfredatta bir tür seçici rol üstlendiğini belirtir: tarihsel materyal çok geniştir, ancak sınıfa getirilen kaynak sayısı sınırlıdır. Bu nedenle seçim; görünürlük, temsil, tarihsel önem ve öğrencilerin kimin deneyimini “öğrenilmeye değer tarih” olarak göreceği üzerinde etkili olabilir. Çalışmanın tartışmasına göre tanıdık kişilere, güvenli görülen anlatılara veya kolay bulunan arşiv materyallerine yönelme, kasıtlı dışlama olmasa bile yerleşik anlatıların yeniden üretilmesine yol açabilir.

Bu noktada dijital arşivlerin yapısı da önemlidir. Çalışma, sayısallaştırmanın erişimi artırmasının tek başına temsil eşitliği yaratmadığını savunan literatüre dayanır. Arşivlerde bazı topluluklara, dönemlere ve güç merkezlerine ilişkin malzeme daha görünür, daha kolay aranabilir ve öğretime daha kolay uyarlanabilir olabilir. Böyle bir ortamda öğretmen adayı eleştirel arama stratejileri geliştirmemişse “kolay bulunan” kaynak ile “tarihsel olarak yeterince temsil edici” kaynak birbirine karışabilir.

Çalışmanın üç kuramsal merceği

  • Eleştirel Eğitim Kuramı (Critical Educational Theory, CET): Kaynak seçiminin güç, dışlanma ve tarihsel görünürlükle ilişkisini incelemek için kullanılmıştır. Araştırmacılar bu mercekle, müfredat materyallerinin baskın tarih anlatılarını nasıl yeniden üretebildiğini veya bunlara nasıl alan açabildiğini değerlendirmiştir.
  • Yansıtıcı Öğretim Uygulamaları (Reflective Teaching Practices): Öğretmen adayının yalnız bir materyali seçmesine değil, seçimin nedenini açıklamasına odaklanır. Buradaki temel soru, adayın temsil, tarihsel önem ve pedagojik amaç üzerine ne kadar derin düşündüğüdür.
  • Kültürel Sürekliliği Destekleyen Pedagoji (Culturally Sustaining Pedagogy, CSP): Farklı kültürleri yalnız “ek bir örnek” olarak göstermekten öte, yaşayan kültürel kimlikleri, topluluk bilgisini, dili, geleneği ve direniş biçimlerini süreklilik içinde ele alan kaynakları değerlendirmek için kullanılmıştır.

Bu üç çerçeve birlikte kullanıldığında analiz iki düzeyi birleştirir: bir yanda arşivler ve müfredat gibi yapısal koşullar, diğer yanda öğretmen adayının kişisel ve pedagojik kararları. Araştırmacılar, kaynak seçimini bu iki düzeyin kesiştiği bir karar alanı olarak yorumlamıştır.

Karşı-Anlatı ile Kültürel Sürekliliği Destekleyen Kaynak Arasındaki Fark Nedir?

Çalışmanın kodlama mantığında karşı-anlatı kaynakları, ana akım tarih anlatılarında görece dışarıda bırakılmış kişi ve toplulukların deneyimlerini öne çıkararak baskın anlatıyı sorgulayan materyallerdir; kültürel sürekliliği destekleyen kaynaklar ise yaşayan kültürel kimlikleri, gelenekleri, dilleri, topluluk bilgisini ve süreklilik gösteren direniş pratiklerini yalnız geçmişe ait bir “çeşitlilik örneği” olarak değil, devam eden toplumsal gerçeklikler olarak görünür kılan materyallerdir. İki kategori kesişebilir, ancak karşı-anlatının temel işlevi baskın anlatıyı bozmak veya eksik bıraktığı sesi öne çıkarmakken, kültürel süreklilik yaklaşımı kültürün canlı ve devam eden niteliğini korumaya odaklanır.

İlk döngü kodlamasında Abraham Lincoln gibi geleneksel müfredatta merkezi konumdaki Beyaz erkek figürler baskın anlatı örnekleri arasında değerlendirilirken, Harriet Tubman gibi Siyah bir kadının direniş ve katkılarını öne çıkaran materyaller karşı-anlatı olarak ele alınmıştır. Día de los Muertos sunağı fotoğrafı ise yaşayan kültürel gelenekle bağlantısı nedeniyle kültürel sürekliliği destekleyen kaynak örneği olarak kodlanmıştır. Eleanor Roosevelt gibi bazı örneklerde ise birden fazla yorum çerçevesi aynı anda uygulanabilmiştir; bu, kaynakların tek bir görsel özelliğe bakılarak mekanik biçimde sınıflandırılmadığını gösterir.

Kapsayıcılık yalnız “farklı bir yüz” eklemek değildir

Çalışmanın önemli ayrımlarından biri, görünür temsil ile eleştirel pedagojik çerçeveleme arasındadır. Bir materyalde kadınların, Siyah toplulukların, Yerli toplulukların veya başka tarihsel olarak az temsil edilmiş grupların görünmesi, tek başına derin bir karşı-anlatı oluşturduğu anlamına gelmez. Öğretmen adayının kaynağı yalnız “ilgi çekici”, “tanıdık” veya “öğrencilerin ilişki kurabileceği” bir nesne olarak sunması; güç, bağlam, dışlanma, kolektif eylem veya kültürel anlam gibi katmanları görünmez bırakabilir.

Araştırmacılar bu farkı, yansıtmanın derinliği üzerinden tartışır. Bazı adaylar protesto, ayrımcılık, emek, yurttaşlık, topluluk direnci veya kültürel süreklilik gibi bağlamları öğretim gerekçesine açık biçimde bağlamıştır. Bazı adaylarda ise daha çeşitli bir kaynak seçilmiş olmasına rağmen açıklama estetik özellikler, tanıdıklık veya yüzeysel “ilişkilendirilebilirlik” düzeyinde kalmıştır. Bu nedenle çalışma, kaynak seçiminin kendisi kadar kaynağın nasıl çerçevelendiğinin de pedagojik anlamı belirlediğini savunur.

Arşiv, zaman ve müfredat alışkanlıkları

Çalışma, baskın anlatıların ağırlığını yalnız bireysel öğretmen adaylarının tutumlarına bağlamaz. Dijital arşivlerin tarihsel koruma örüntüleri, sosyal bilgilere ayrılan sınırlı ders zamanı, okuma ve matematik öncelikleri, eyalet standartları, tartışmalı konulara ilişkin çekinceler ve öğretmen adaylarının alışık oldukları müfredat şablonları seçimleri etkileyebilecek yapısal koşullar olarak tartışılır. Bu yaklaşım, “yanlış kaynağı seçen birey” açıklamasından daha geniştir: bazı materyaller sistem içinde daha kolay görünür ve kullanılabilir hale gelirken bazı tarihsel sesleri bulmak daha fazla arama ve bağlamlandırma gerektirebilir.

Çalışmanın Yöntemi ve Bulguları

Araştırma tasarımı ve örneklem

Araştırma, nitel içerik analizi tasarımına sahiptir. Katılımcılar, Amerika Birleşik Devletleri'nin güneydoğusundaki büyük bir devlet üniversitesinde 2022 güz dönemi ile 2024 bahar dönemi arasında öğretmen yetiştirme programına devam eden 103 öğretmen adayıdır. Örneklemde 101 kadın (%98) ve 69 Beyaz katılımcı (%67) bulunmuştur; ayrıca 22 Hispanik, 6 Siyah, 5 Asyalı veya Pasifik Adalı ve 1 Yerli Amerikalı katılımcı raporlanmıştır. Araştırma sırasında katılımcıların hiçbiri birincil kaynak pedagojisi konusunda daha önce resmî eğitim almamıştır.

Çalışma yalnızca anonimleştirilmiş ders verilerini analiz etmiştir. Üniversitenin Institutional Review Board değerlendirmesinde çalışma, ilgili federal tanıma göre insan denekleriyle araştırma sayılmadığı için etik kurul incelemesinden muaf tutulmuştur. Bireysel tanımlayıcılar saklanmamış; demografik bilgiler, kaynak seçimi örüntülerini keşifsel olarak incelemek için program kayıtlarından alınmıştır.

İki aşamalı öğretim müdahalesi

AşamaUygulamaAraştırmadaki işlev
1. Temel hazırlıkÖğretmen adayları, Library of Congress destekli TPS BASICS asenkron modüllerinde birincil kaynak bulma, analiz etme ve etik kullanım stratejileriyle çalıştı.Kaynaklarla çalışma için ortak bir başlangıç ve yansıtma zemini sağladı.
1. Yapılandırılmış sorgulama araçlarıCircle of Viewpoints, Reading Portraits ve Question Formulation Technique gibi araçlar kullanıldı; yönlendirilmiş yansıtma etkinlikleri tamamlandı.Perspektif, soru üretme ve üstbilişsel değerlendirme becerilerini destekledi.
2. Uygulamalı seçimHer aday, PreK–6 düzeyinde disiplinler arası bir sosyal bilgiler öğrenme deneyiminin merkezinde kullanılabilecek bir birincil kaynak seçti ve disiplinler arası bir müfredat ağı (curriculum web) tasarladı.Kaynak seçiminin öğretim amacı, temsil ve olası sınıf kullanımıyla nasıl ilişkilendirildiğini görünür hale getirdi.
AnalizKaynak seçimleri, yazılı gerekçeler ve ilgili ders ürünleri MAXQDA 24 ile çok döngülü nitel kodlamaya tabi tutuldu.Kaynakların temsil, güç, kültürel süreklilik ve pedagojik gerekçe bakımından örüntülerini belirledi.

Veri kümesi

Toplam 347 birincil kaynak seçimi analiz edilmiştir: 286 görüntü, 16 belge, 15 harita, 5 nesne/artefakt, 4 ses kaydı, 3 nota/müzik yazımı örneği, 2 video ve 16 kapsamlı kaynak seti. Kaynak türleri üniversitenin öğrenme yönetim sisteminden dışa aktarılmış ve anonimleştirilmiştir. TPS BASICS etkinlikleri temel analitik veri kaynağından çok öğretimsel hazırlık olarak kullanılmış; asıl analitik odak, seçilen kaynakların kendisi ve mümkün olduğunda seçim gerekçeleri olmuştur.

Çalışmada Kaynaklar Nasıl Kodlandı ve Altı Kategori Nasıl Oluşturuldu?

Kaynaklar MAXQDA 24 içinde çok döngülü nitel kodlamayla analiz edildi: ilk döngüde betimleyici kodlama kaynak türü, tarihsel bağlam ve konu gibi özellikleri; süreç kodlama ise baskın anlatıyı pekiştirme, direnişi öne çıkarma veya öğrenci kimliğini doğrulama gibi pedagojik/yorumlayıcı işlevleri yakaladı. Bir kaynağın birden fazla yorum çerçevesiyle ilişkili olabildiği durumlarda eşzamanlı kodlama kullanıldı; ikinci döngüde örüntü kodlama ve odaklı kodlama ile kodlar altı nihai tematik kategori etrafında düzenlendi. Araştırma ekibi kodları birlikte tartıştı, uyuşmazlıkları kuramsal çerçevelere ve katılımcı gerekçelerine dönerek çözdü, analitik notlar tuttu ve veri/çerçeve üçgenlemesi kullandı.

Analitik güvenirlik, kaynakta sayısal bir kodlayıcılar arası uyum katsayısı üzerinden raporlanmamıştır. Bunun yerine ortak kodlama, tartışma yoluyla uzlaşı, analitik memo tutma ve üçgenleme süreçleri vurgulanmıştır. Bu ayrım önemlidir: çalışma, kategorilerin nicel bir ölçüm aracının değişmez sınıfları olduğu iddiasında bulunmayan, kuramsal olarak yönlendirilmiş yorumlayıcı bir nitel analizdir.

Kaynak kategorilerinin dağılımı

KategoriSeçim sayısıTüm veri kümesindeki payÇalışmadaki temel analitik anlam
Baskın anlatı kaynakları153%44Araştırmacıların kodlama tanımında Beyaz, erkek ve Avrupa merkezli geleneksel tarih perspektiflerini merkezleyen materyaller.
Karşı-anlatı kaynakları69%20Ana akım tarih anlatılarında az temsil edilmiş sesleri ve deneyimleri öne çıkaran materyaller.
Kültürel sürekliliği destekleyen kaynaklar24%7Yaşayan kültürel kimlikleri, gelenekleri, topluluk bilgisini ve sürekliliği doğrulayan materyaller.
Coğrafi ve çevresel kaynaklar29%8Harita, peyzaj ve mekânsal temsiller.
Kapsamlı kaynak setleri13%4Birden fazla ses ve materyali birlikte sunan küratörlü koleksiyonlar.
Diğer kaynaklar59%17Diğer kategorilere açık biçimde yerleşmeyen ancak sorgulama veya eleştirel inceleme için kullanılabilen materyaller.
Toplam347%100Altı kategorinin tam veri kümesi.

Üç odak kategori olan baskın anlatı, karşı-anlatı ve kültürel sürekliliği destekleyen kaynaklar birlikte 246 seçimi kapsamıştır. Baskın anlatı kategorisi tek başına bu 246 seçimin %62'sini oluşturmuştur. Karşı-anlatı ile kültürel sürekliliği destekleyen kaynakların toplamı 93'tür ve tüm 347 seçimin %27'sine karşılık gelir. Çalışmanın yorumu, daha kapsayıcı seçimlerin belirgin biçimde var olduğunu ancak bunların dağılım ve yansıtma derinliği bakımından düzensiz olduğunu vurgular.

Baskın anlatı kategorisindeki birçok seçimde yazılı gerekçenin kısa veya hiç olmaması araştırmacılar için analitik bir örüntü haline gelmiştir. Yazarlar bunu adayların ilgisizliği olarak yorumlamamış; ödev tasarımının neden belirli bir kaynağın seçildiğini açıkça gerekçelendirmeyi her durumda zorunlu kılmadığını özellikle belirtmiştir. Buna rağmen tanıdık tarihsel figürlerin açıklamasız seçilebilmesi, bazı kaynakların “kendiliğinden uygun” kabul edilmesiyle ilişkili olabilecek bir işaret olarak tartışılmıştır.

Karşı-anlatı ve kültürel süreklilik kategorilerinde Siyah sünger dalgıçlarına ait fotoğraflar, Día de los Muertos görselleri, kadınların oy kullanmasına ilişkin materyaller, sivil haklar dönemi protesto kaynakları, Seminole topluluğuna ilişkin materyaller ve ayrımcılık döneminde Siyah çocuklar için inşa edilmiş bir yüzme havuzuna ilişkin yerel tarih kaynakları gibi örnekler yer almıştır. Ancak araştırmacılar, farklı bir topluluğu görünür kılan her seçimin otomatik olarak derin eleştirel pedagojik gerekçe taşımadığını; bazı gerekçelerin kültürel veya politik bağlam yerine yalnız estetik veya yüzeysel ilgi unsurlarına odaklandığını raporlamıştır.

Demografik örüntüler

Katılımcı grubuKatılımcı sayısıToplam seçimBaskın anlatıKarşı-anlatıKültürel süreklilikDiğer üç kategori toplamı
Beyaz69230111 (%48)39 (%17)14 (%6)66 (%29)
Hispanik227727 (%35)22 (%28)6 (%8)22 (%29)
Siyah6208 (%40)5 (%25)2 (%10)5 (%25)
Asyalı veya Pasifik Adalı5166 (%38)1 (%6)2 (%13)7 (%44)
Yerli Amerikalı141 (%25)1 (%25)1 (%25)1 (%25)

Bu tablodaki yüzdeler katılımcıların değil, ilgili demografik gruptaki kaynak seçimlerinin dağılımını gösterir. “Diğer üç kategori toplamı”, coğrafi/çevresel kaynaklar, kapsamlı kaynak setleri ve diğer kaynakların birlikte oluşturduğu odak dışı seçimleri ifade eder. Küçük alt gruplar nedeniyle bu örüntüler istatistiksel grup farkı olarak değerlendirilmemelidir.

Demografik Örüntüler Nasıl Yorumlanmalıdır?

Demografik örüntüler yalnız keşifsel ve bağlama özgü göstergeler olarak yorumlanmalıdır; çalışma, katılımcı kimliğinin kaynak seçimini belirlediğini veya gruplar arasında istatistiksel olarak güvenilir farklar bulunduğunu göstermemektedir. Özellikle bazı alt grupların çok küçük olması, yüzdelerin sabit grup özellikleri veya nedensel etkiler gibi okunmasını geçersiz kılar. Araştırmacıların daha sınırlı yorumu, kültürel kimliğin pedagojik anlamlandırmayı etkileyebilecek merceklerden biri olabileceği, ancak eleştirel pedagojiyi tek başına garanti etmediğidir.

Nitekim baskın anlatı kaynakları yalnız Beyaz katılımcılar tarafından seçilmemiş, karşı-anlatı veya kültürel süreklilik kaynakları da yalnız tarihsel olarak marjinalleştirilmiş gruplardan gelen katılımcılarla sınırlı kalmamıştır. Çalışmanın eğitimsel çıkarımı, bütün öğretmen adaylarının kaynak seçimini gerekçelendirme, arşiv sessizliklerini fark etme ve temsili sorgulama konusunda açık yapılandırmaya ihtiyaç duyabileceğidir.

Çalışmanın desteklediği sonuçlar

  • İncelenen 347 seçim içinde en büyük tek kategori 153 seçimle (%44) baskın anlatı kaynaklarıdır.
  • Karşı-anlatı ve kültürel sürekliliği destekleyen kaynaklar veri kümesinde anlamlı bir varlığa sahiptir, ancak toplam ağırlıkları baskın anlatı kategorisinden düşüktür.
  • Kaynak seçiminin pedagojik gerekçelendirilme derinliği katılımcılar arasında belirgin biçimde değişmektedir.
  • Arşiv görünürlüğü, ders tasarımı, zaman ve yerleşik müfredat alışkanlıkları, kaynak seçimini etkileyen bağlamsal koşullar olarak tartışılmaktadır.
  • Öğretmen eğitiminde kaynak seçiminin yalnız “materyal bulma” değil, temsil ve gerekçelendirme üzerine yansıtma gerektiren ayrı bir beceri olarak ele alınması gerektiği yönünde ders tasarımı çıkarımları sunulmaktadır.

Çalışmanın desteklemediği genellemeler

  • Sonuçlar bütün öğretmen adaylarına, bütün üniversitelere veya bütün ülkelerdeki öğretmen eğitimine genellenemez.
  • Demografik kimliğin belirli bir kaynak türünün seçilmesine neden olduğu gösterilmemiştir.
  • Çalışma, öğretmen adaylarının bu materyalleri gerçek sınıflarda nasıl uyguladığını veya öğrenciler üzerinde hangi öğrenme etkisini yarattığını test etmemiştir.
  • Çalışma, belirli bir pedagojik müdahalenin baskın anlatıları azaltmada nedensel olarak etkili olduğunu kanıtlamaz.
  • Yüzdeler istatistiksel anlamlılık testi, p değeri, güven aralığı veya etki büyüklüğü ile desteklenen nüfus tahminleri değildir; kaynak onları betimsel örüntüler olarak kullanır.

Sınırlılıklar ve gelecek araştırma

İlk temel sınırlılık, araştırmanın tek bir kurumda tek bir lisans düzeyi sosyal bilgiler yöntem dersinde yürütülmesidir. Örneklem ağırlıklı olarak Beyaz ve kadındır; ayrıca bazı demografik alt gruplar çok küçüktür. İkinci temel sınırlılık, ödevlerin her seçim için “neden bu kaynak?” sorusuna aynı ayrıntı düzeyinde yanıt vermeyi zorunlu kılmamasıdır. Bu nedenle bazı kaynaklarda pedagojik niyet ayrıntılı biçimde görünürken bazılarında gerekçe kısadır veya yoktur.

Araştırmacılar, gelecekte daha çeşitli örneklemlerle karşılaştırmalı çalışmalar, öğretmen yetiştirme süreci boyunca ve mesleğin ilk yıllarına uzanan boylamsal araştırmalar ve açık kaynak kürasyonu öğretiminin karar verme üzerindeki etkisini sınayan müdahale çalışmaları önermektedir. Ayrıca farklı eyalet standartları, yerel müfredatlar ve politika bağlamlarının kaynak seçimini nasıl şekillendirdiği ayrı araştırma konusu olarak ele alınmalıdır.

Kaynak ve Yöntem Notu

Özgün çalışma: Beyond the Single Story: How Preservice Teachers Curate Primary Sources in Early Education

Yazarlar: Paul G. Sauberer, Ilene R. Berson, Michael J. Berson. Sorumlu yazar: Ilene R. Berson.

Kurum: Department of Teaching and Learning, University of South Florida, Tampa, Florida, ABD.

Dergi / yayıncı: Education Sciences, MDPI. Cilt / sayı / makale no: 16(7), 1057. Yayın tarihi: 2 Temmuz 2026. DOI: 10.3390/educsci16071057.

Kaynak türü ve hakemlik: Araştırma makalesi; yayımlandığı Education Sciences hakemli, açık erişimli bir dergidir.

Lisans: Creative Commons Attribution 4.0 International (CC BY 4.0). Verianla metni, lisansın izin verdiği çerçeveye rağmen kaynak makalenin cümle ve sunum yapısını kopyalamadan, bilimsel olguları bağımsız öğretici mimari içinde yeniden açıklamaktadır. Kaynaktaki Figure 1 veya tabloların görsel tasarımı kopyalanmamış; sayısal bilgiler yeni HTML tablolarında bağımsız biçimde düzenlenmiştir.

Temel yöntem: 103 öğretmen adayının iki aşamalı ders etkinliği sırasında yaptığı 347 birincil kaynak seçiminin, MAXQDA 24 kullanılarak çok döngülü nitel içerik analiziyle incelenmesi. Betimleyici kodlama, süreç kodlama, örüntü kodlama ve odaklı kodlama; ortak kodlama tartışmaları, analitik memoing ve üçgenleme ile birlikte kullanılmıştır.

Finansman: Library of Congress Teaching with Primary Sources Program, Grant GA21C0117.

Etik / IRB: University of South Florida Institutional Review Board, faaliyetin ilgili DHHS ve FDA tanımları kapsamında insan denekleriyle araştırma oluşturmadığı sonucuna varmış; bu nedenle çalışma etik onay ve IRB incelemesinden muaf tutulmuştur. Katılımcılara sözlü bilgilendirilmiş onam metni sunulmuş ve katılımlarından önce sözlü olarak onayları alınmıştır.

Veri erişilebilirliği: Öğrenci bilgileri ve eğitim kayıtlarının gizliliğini korumak amacıyla bulguları destekleyen veriler kamuya açık değildir.

Çıkar çatışması: Yazarlar çıkar çatışması bildirmemiştir.

Yazar katkıları: Kavramsallaştırma ve metodoloji Ilene R. Berson ile Michael J. Berson; formel analiz Paul G. Sauberer ile Ilene R. Berson; veri kürasyonu ve özgün taslak yazımı Paul G. Sauberer; gözden geçirme ve düzenleme üç yazar; danışmanlık ve finansman temini Ilene R. Berson ile Michael J. Berson tarafından yürütülmüştür.

Yöntemsel yorum sınırı: Çalışma nitel ve bağlama özgüdür. Raporlanan yüzdeler betimseldir; demografik karşılaştırmalar keşifseldir; sınıf içi uygulama ve öğrenci öğrenme sonuçları doğrudan ölçülmemiştir. Kaynak seçim gerekçelerinin her katılımcıda aynı ayrıntıyla istenmemesi, pedagojik niyetin yorumlanmasında önemli bir sınırlılıktır.


Paylaş:

Yorumlar incelendikten sonra yayımlanır. Gönderdiğiniz yorum onay sürecine alınır ve uygun bulunduğunda görünür hâle gelir.

Bir yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir