Bu tetḳīḳ, Richard J. Arneson’un refâh naẓariyyesinin sübjektivizmden ṣırf objektivizme intikālini, bu taḥavvülün paternalizm cihetinden tevlîd ettiği naẓarî netîceleri ve bu müşkilâtı bertaraf etmek üzere teklif olunan şarṭlı objektivizm yaklaşımını tedḳīḳ eder. Şarṭlı objektivizm, objektif sûrette ḳıymetli olan ḫayrların ferdin mevcûd tercih ve arzûlarından müstaḳil olarak mevcûd olabileceğini ḳabûl eden; lâkin bu ḫayrların muʿayyen bir şahsın refâhına ḫidmet etmiş sayılması için o şahsın, maʿlûmât noḳṣânı, idrâkî taḥrîf ve ġayr-ı ʿaḳlî rûḥî teʾsîrlerden âzâde teʾemmül ve muḥâkeme şerâʾiṭinde onları ʿaḳlen reddetmemesini isteyen bir refâh naẓariyyesi teklifidir. Xian ve Mao, Arneson’un uyarlanmış tercihler, yanlış iʿtiḳādlar ve ferdin kendi refâhına müteʿalliḳ olmayan arzûlar sebebiyle sübjektivist refâh telâḳḳīsinden vazgeçmesinin mühim esbâba dayandığını ḳabûl eder; lâkin Arneson’un bilâḫare sübjektif tavırların refâhta hiçbir müʾessis rolü olmadığını müdâfaa etmesinin, şedîd paternalizmi taḥdîd etmek için kâfî naẓarî menbaʿ bırakmadığını ileri sürer.
Maḳālenin başlıca ḫidmeti, sübjektif taṣdîḳı bütün objektif ḫayrlar için lâzım ḳılan ḳavî taṣdîḳ ḳaydı ile ferdin naẓarını tamâmen ḫâricde bırakan ṣırf objektivizm arasında üçüncü bir mevḳiʿ geliştirmesidir. Bu mevḳiʿde ferdin bir ḫayrı fiʿlen istemesi şart değildir; taʿyîn edici ḥadd, şahsın mevzûʿ-bahis ḫayrı kâfî maʿlûmât ve teʾemmül altında ʿaḳlen reddedip reddetmediğidir. Müʾellifler bu yaklaşımı menfî taṣdîḳ ḳaydı diye ṣūretlendirirler. Tetḳīḳ tecrübî veri istihsâl etmez; teklifin ḳuvveti, refâh naẓariyyesi, muḫtâriyet, paternalizm ve tevzîʿî ʿadâlet arasındaki mefhûmî insicâmı artırma iddiʿâsına dayanır.
Refâh naẓariyyesindeki esâs suʾâl: Bir şahsın ḥayâtını onun için iyi ḳılan nedir?
Refâh felsefesinde esâs iḫtilâflardan biri, bir şahsın ḥayâtının kendi cihetinden iyi gitmesini neyin temîn ettiğidir. Sübjektivist yaklaşımlar şahsın arzûları, tercihleri veya müsbet tavırlarıyla ḳavî bir râbıṭa kurarken objektivist yaklaşımlar, bazı şeylerin şahıs onları istemese veya ḳıymetli bulmasa bile onun için iyi olabileceğini müdâfaa eder. Arneson’un fikrî tekâmülü bu iki ḳuṭub arasındaki gerilim üzerine kuruludur.
Arneson’un evvelki devrindeki “refâh için müsâvî fırsat” yaklaşımında refâh büyük ölçüde tercihlerin tatmîni üzerinden anlaşılır. Buradaki tercihler âdî ve ânî arzûlarla maḥdûd değildir; şahıs tam maʿlûmâta mâlik olduğunda, sükûnetle düşündüğünde ve muḥâkeme ḫaṭâlarından âzâde olduğunda sâhib olacağı “ideal sûrette taḳdîr edilmiş” tercihler mühimdir. Bu bünye ferdin kendi ḥayâtına dâʾir taḳdîrine merkezî bir mevḳiʿ verirken aynı zamanda yanlış maʿlûmât veya düşüncesizlikten doğan tercihlerden ictinâb etmeye çalışır.
Arneson niçin sübjektivizmden ṣırf objektivizme yöneldi?
Arneson’un sübjektivizmden uzaklaşmasının esâsında üç müşkil vardır: uyarlanmış tercihler, yanlış iʿtiḳādlar ve ferdin kendi refâhıyla alâḳalı olmayan arzûlar. Bu müşkilât, yalnız şahsın ne istediğine bakmanın onun için ḥaḳīḳaten neyin iyi olduğunu taʿyîn etmek üzere emin bir esâs olmayabileceğini gösterir. Xian ve Mao’nun yeniden kurduğu ḥüccete göre Arneson bu müşkilâtı yalnız teknik noḳṣânlar olarak değil, sübjektif tavırları refâhın müʾessis esâsı yapan yaklaşımın daha derin müşkilâtı olarak telâḳḳī etmiş ve netîcede objektif liste naẓariyyesine yönelmiştir.
Uyarlanmış tercihler
Uyarlanmış tercihler, şahsın arzûlarını içinde yaşadığı muḳayyed veya ġayr-ı ʿâdil şerâʾiṭe göre aşağı doğru ayarlaması müşkilidir. Bir insan uzun müddet şiddetli maḥrûmiyet, taḥakküm veya fırsat noḳṣânı içinde yaşarsa daha geniş bir ḥayât ufḳunu istememeyi öğrenebilir. Böyle bir ḥâlde mevcûd tercihlerin tatmînini doğrudan refâhla bir tutmak, kötü şerâʾiṭin şahsın beklentilerini küçültmesinden doğan netîceyi “iyi ḥayât” diye taḳdîr etme ḫaṭarını taşır.
İdeal düşünme imtiḥânı bu müşkili belli derecede düzeltebilir: yanlış maʿlûmât veya muḥâkeme bozukluğu giderildiğinde şahıs başka tercihlere ulaşabilir. Lâkin Arneson’un karşılaştığı daha güç suʾâl, ġayr-ı ʿâdil şerâʾiṭin şahsın tercihlerinin teşekkülünü dâʾimî sûrette değiştirdiği ve şahsın ideal düşünme şerâʾiṭinde bile bu maḥdûd tercihleri benimsemeye devâm ettiği ḥâllerdir. Bu durumda sübjektivist naẓariyye kendi vâsıṭalarıyla taṣḥîḥ edici bir ḥüküm veremez.
Yanlış iʿtiḳādlar
İkinci müşkil, ferdin kendi ḫayrı ḥaḳḳında yanılabilmesidir. Şahsın bir ḥayât planını serbestçe seçmesi ile o seçimin ḥaḳīḳaten ḥayâtını daha iyi hâle getirmesi aynı ḳażiyye değildir. Arneson’a göre ferdin kendi ḥayâtı üzerindeki ḥâkimiyeti, refâh mesʾelesinde maʿrifet bakımından ḫaṭâdan maṣûn olduğunu göstermez. Bu tefrîḳ, sübjektif tercih ile ferdin ḫayrına müteʿalliḳ ḥaḳīḳī ḳıymet arasında mesâfe açar.
Ferdin kendi ḫayrına müteʿalliḳ olmayan arzûlar
Üçüncü müşkil, insanların kendi ḫayrlarının çok ötesine uzanan arzûlara mâlik olabilmesidir. Bir insan başḳa insanların, uzak cemʿiyetlerin veya muʿayyen bir umûmî ġāyenin ḥâline dâʾir pek ḳavî arzûlar taşıyabilir. Bu arzûnun taḥaḳḳuḳu şahsın memnûn olacağı bir ḥâl yaratabilir; lâkin arzûnun taḥaḳḳuḳ etmiş olması tek başına, ḥâdisenin doğrudan o şahsın refâhının bir cüzʾü olduğunu göstermez. Böylece “arzû tatmîni = refâh” müsâvâtı, hangi arzûların ḥaḳīḳaten şahsın kendi ḫayrıyla alâḳalı olduğunu îżâḥ etmekte müşkil çeker.
| Müşkil | Esâs güçlük | Sübjektivizm cihetinden netîce |
|---|---|---|
| Uyarlanmış tercihler | Şahıs kötü şerâʾiṭe uyum sağlayarak beklentilerini ve arzûlarını azaltabilir. | Tercih tatmîni, ġayr-ı ʿâdil veya maḥrûm bir ḥayâtı olduğundan daha iyi gösterebilir. |
| Yanlış iʿtiḳādlar | Şahıs kendi ḫayrı ḥaḳḳında maʿlûmât veya taḳdîr ḫaṭâsı yapabilir. | Serbest seçim ile ḥaḳīḳaten şahsın menfaʿatine olan netîce birbirinden ayrılır. |
| Ferdin kendi ḫayrına müteʿalliḳ olmayan arzûlar | Her arzû şahsın kendi refâhına müteveccih değildir. | Arzû tatmînini bütün refâhın esâsı yapmak mefhûm bakımından ziyâdesiyle geniş kalır. |
Objektif liste naẓariyyesine intikāl
Bu müşkilât Arneson’u, bir şahsın ḫayrına dâʾir ḥaḳīḳatlerin onun mevcûd arzûlarından müstaḳil olabileceği fikrine götürür. Objektif liste yaklaşımında maʿrifet, dostluk, muvaffaḳıyet, ṣıḥḥat veya muḫtâriyet gibi baʿżı insânî ḫayrların ferdin ḫayrına müteʿalliḳ ḳıymeti yalnız şahsın onları istemesinden neşʾet etmez. Bir insan muʿayyen bir ḫayrın ḳıymetini göremeyebilir ve yine de o ḫayr onun ḥayâtını objektif maʿnâda terakkî ettirebilir.
Bu noḳṭada münâḳaşa “listede hangi ḫayrlar vardır?” suʾâlinden daha derin bir suʾâle geçer: Bir objektif ḫayrın muʿayyen şahsın refâhına ḫidmet etmesini sağlayan nedir? Sübjektivist ve objektivist yaklaşımlar baʿżan aynı ḫayrları ḳıymetli görebilir; esâs fark, bu ḫayrların niçin şahıs için iyi sayıldığı mesʾelesinde ortaya çıkar.
Taṣdîḳ ḳaydı nedir?
Taṣdîḳ ḳaydı, objektif bir ḫayrın muʿayyen şahsın refâhını artırması için o şahsın mevzûʿ-bahis ḫayra muʿayyen bir müsbet tavır göstermesi lâzım geldiğini müdâfaa eden yaklaşımlar zümresidir. Kymlicka’nın şahsın ḥayâtını “içeriden” yaşaması fikri, Dworkin’in müʾessis görüşü ve Griffin’in idealize edilmiş arzûnun gerçek arzûya dönüşmesini isteyen yaklaşımı bu fikri muḫtelif şekillerde ifâde eder.
Dworkin’in müʾessis yaklaşımında şahsın bir ḥayât unsurunu taṣdîḳ etmesi yalnız ḳıymete ilâve olunan bir ziyâde değildir; alâḳalı unsurun şahsın ḥayâtına dâḫilî ḫidmet edebilmesinin şartıdır. Griffin’in maʿlûmâtlandırılmış arzû yaklaşımında ise ideal şerâʾiṭteki şahsın bir şeyi arzû edecek olması tek başına kâfî değildir; ideal arzû, taḥaḳḳuḳ ânında şahsın gerçek arzûsu hâline gelmelidir.
Arneson bu yaklaşımların müşterek cevherine iʿtirâż eder: şahsın müsbet tavrının bulunmamasını, objektif bir ḫayrın refâh ḳıymetini ortadan kaldıran mutlaḳ bir veto saymak ona göre mübâlaġalıdır. Bir şahıs bir muvaffaḳıyetin ḳıymetini żaʿîf, düşünülmemiş veya ḫaṭâlı esbâb ile reddedebilir. Böyle bir ḥâlde yanlış taḳdîr, muvaffaḳıyetin şahıs için taşıdığı ḳıymeti ṣıfırlamamalıdır.
Samantha tefekkür tecrübesi
Arneson bu noḳṭayı Samantha nâmında farżî bir şahıs üzerinden îżâḥ eder. Samantha keyfiyetli bir şiʿr yazmış, lâkin düşünülmemiş ve żaʿîf bir bedîʿî görüş sebebiyle bu muvaffaḳıyetin kendisi için hiçbir ḳıymet taşımadığını düşünmektedir. Arneson’a göre Samantha’nın muvaffaḳıyetini kâfî derecede taḳdîr etmemesi, muvaffaḳıyetin onun ḥayâtına yaptığı ḫidmeti ortadan kaldırmaz. Samantha’nın muvaffaḳıyetinden ayrıca memnûniyet duyması refâhını daha da artırabilir; lâkin müsbet taṣdîḳ, muvaffaḳıyetin herhangi bir refâh ḳıymeti taşımasının mukaddem şartı değildir.
Arneson daha żaʿîf taṣdîḳ ḳaydlarına karşı da benzer bir ḫaṭṭı devâm ettirir. Şahıs dostluk, maḥabbet veya muvaffaḳıyet gibi objektif ḫayrlara karşı müsbet tavır göstermese bile ḥayâtında kâfî başḳa sübjektif tatmîn şekilleri bulunabilir. Bu sebeple objektif ḫayrların her birini şahsın müsbet ḥissi veya arzûsuyla bağlamayı lâzım görmek ona göre gereksizdir.
Ṣırf objektivizm niçin şedîd paternalizme tebrîr baskısı tevlîd eder?
Ṣırf objektivizmde ferdin bir şeyi istememesi veya kendisi için ḳıymetli bulmaması, o şeyin onun refâhına ḫidmet edemeyeceğini göstermez. Bu sebeple ferd kendi ḫayrı ḥaḳḳında yanılabiliyorsa ve devlet yahut başḳa bir ḳarâr sâḥibi muʿayyen bir tercihin onun objektif refâhını artıracağını düşünüyorsa, şahsın kendi rıżâsıyla reddi tek başına müdâḫaleye karşı uṣûlî bir mâniʿ teşkîl etmez. Arneson bu netîceyi gizlemek yerine, şedîd paternalizmin baʿżı ḥâllerde uṣûl bakımından müdâfaa edilebileceğini ḳabûl eder; lâkin fiʿlî müdâḫalenin yine de mühim ḥudûdları olması gerektiğini savunur.
Yumuşaḳ ve şedîd paternalizm tefrîḳi
Yumuşaḳ paternalizm, şahsın seçimi kâfî derecede ihtiyârî, maʿlûmâtlı veya ehliyetli değilse müdâḫaleyi ḳabûl eder. Şedîd paternalizm ise şahıs ne yaptığını bilip ḳarârını kendi rıżâsıyla verse bile, kendi ḫayrı nâmına baʿżı müdâḫaleleri uṣûlen mümkün görür. Arneson yalnız ihtiyârîliğin bütün müdâḫaleleri menʿ eden mutlaḳ bir ḥadd olamayacağını müdâfaa eder; zîrâ ihtiyârî bir ḳarâr ferdin ḫayrı bakımından yine de pek kötü olabilir.
Arneson bu noḳṭayı, geri döndürülemez bir nefse-żarar ḳarârı veren fakat ḳarâr ehliyeti yerinde olan genç bir bâliġe dâʾir tefekkür tecrübesiyle imtiḥân eder. Maḳṣad, “tamâmen ihtiyârî” ile “şahsın ḫayrı bakımından maʿḳūl” mefhûmlarının aynı olmadığını göstermektir. Arneson’a göre baʿżı ifrâṭ ḥâllerde ferdin ihtiyârî ḳarârı onun objektif ḫayrına o derece ağır żarar verebilir ki müdâḫale uṣûl bakımından müdâfaa edilebilir hâle gelir.
Tevzîʿî ʿadâlet bakımından paternalizm
Arneson ayrıca insanların tedbîrli tercih yapma ḳābiliyetlerinin müsâvî olmadığını ileri sürer. Maʿlûmât toplama, seçenekleri taḳdîr etme ve uzun müddetli menfaʿatlerini taʿḳîb etmede daha żaʿîf olan insanlar, ḥayât boyunca daha kötü netîcelerle karşılaşabilir. Eğer daha kötü durumda olanların refâhındaki iyileşmeye daha fazla aḫlâḳî ağırlıḳ veren öncelikçi bir tevzîʿî ʿadâlet yaklaşımı ḳabûl edilirse, baʿżı paternalist siyâsetler en nâzik zümrelere nisbetsiz derecede fâʾide sağlayabilir. Bu, paternalizm münâḳaşasını yalnız ḥürriyet mesʾelesi olmaktan çıkarıp tevzîʿî ʿadâlet müşkiline de dönüştürür.
Arneson paternalizmi niçin ḥudsuz bırakmaz?
Arneson şedîd paternalizmin uṣûl bakımından mümkün olduğunu müdâfaa etse de üç mühim amelî ḥadd taʿyîn eder. Evvelâ, muḫtâriyet objektif refâhın kendisinin mühim bir cüzʾü olabilir. Bir müdâḫale ṣıḥḥati, emniyeti veya başḳa bir ḫayrı artırırken şahsın muḫtâriyetini azaltıyorsa toplam refâh kazancı kendiliğinden doğmaz. Sâniyen, devletin maʿlûmât ve tatbîḳ ḳābiliyeti maḥdûddur; umûmî ḳāʿideler ferdî ḥâlleri kâfî incelikle ayıramaz ve yanlış müdâḫaleler doğurabilir. Sâlisen, baʿżı insanları umûm önünde “kötü ḳarâr vericiler” diye ayırmak damġalanma, öz-iḥtirâm ḳaybı ve şahsî ehliyet hissinde żarar yaratabilir.
Xian ve Mao’nun insicâm iʿtirâżı
Maḳālenin ḫuṣûṣî tenḳīdi tam bu noḳṭada başlar. Xian ve Mao’ya göre Arneson’un paternalizmi taḥdîd etmek için kullandığı esbâb, naẓariyyenin ṣırf objektivist esâsından beklendiği kadar müstaḳil değildir. Bilḫâṣṣa muḫtâriyet, Arneson’un kendi taʿrîfinde, şahsın teʾemmül ile benimsemiş olduğu maḳṣadları taʿḳîb etmesini ihtivâ eder. Böyle taʿrîf olunan muḫtâriyet, şahsın kendi maḳṣadlarına dâʾir fikrî taṣdîḳını mefhûmun içine yerleştirir.
Bu durumda bir mütenâḳıża ẓâhir olur. Ḳıymet naẓariyyesinde ferdin sübjektif tavırlarının refâha müʾessis ḫidmeti reddedilirken, paternalizmi taḥdîd eden en mühim objektif ḫayrlardan biri olan muḫtâriyet zâten şahsın teʾemmülî tavrına dâḫilen bağlıdır. Müʾelliflerin iʿtirâżına göre ṣırf objektivizm, siyâsî seviyede ḥadd taʿyîn etmeye çalışırken ḳıymet naẓariyyesinde ḫâricde bıraktığı ferdî naẓarı dolaylı sûrette yeniden kullanmaktadır.
Benzer bir müşkil siyâḳa ḥassâs taḳdîrde görülür. Bir ḫayrın “objektif listede bulunması”, onun muʿayyen bir şahıs için muʿayyen bir durumda ferdin ḫayrına müteʿalliḳ ne ḳadar ḳıymet taşıdığını tek başına taʿyîn etmez. Aynı objektif ḫayr, muḫtelif ḥayât şerâʾiṭinde pek farklı masraf ve imkânlarla alâḳadar olabilir. Bu sebeple taḳdîr yalnız “X objektif bir ḫayr mıdır?” suʾâliyle tamamlanamaz; “X, bu şahsın müşahhaṣ şerâʾiṭinde ne ifâde eder?” suʾâline de iḥtiyâc vardır.
Damġalanma masrafları da aynı gerilimi daha żaʿîf lâkin teyîd edici sûrette gösterir. Damġalanmanın żararlarından biri, şahsın kendisini nasıl gördüğünü ve şahsî ehliyet hissini nasıl yaşadığını değiştirmesidir. Bu ḥâl, sübjektif tavırların bütün refâh taḥlîlinden tamâmen çıkarılmasının tatbîḳ seviyesinde güç olduğunu gösterir.
Şarṭlı objektivizm nedir?
Şarṭlı objektivizm, objektif sûrette ḳıymetli ḫayrların mevcûdiyetini ve ferdin kendi ḫayrı ḥaḳḳında yanılabileceğini ḳabûl eder; lâkin bir objektif ḫayrın muʿayyen şahsın refâhına ḫidmet etmiş sayılmasını ilâve bir menfî şarta bağlar: şahıs kâfî maʿlûmâta mâlik, idrâkî ḫaṭâlardan ve rûḥî taḥrîflerden âzâde teʾemmül şerâʾiṭinde mevzûʿ-bahis ḫayrın kendi ḥayâtı için ḳıymet taşıdığını ʿaḳlen reddetmemelidir. Bu sebeple naẓariyye müsbet taṣdîḳı lâzım görmez; yalnız ʿaḳlî ve teʾemmül edilmiş reddi ḥaḳīḳī bir ḥadd olarak ḳabûl eder.
Dört tavır şekli
| Tavır | Taʿrîf | Menfî taṣdîḳ ḳaydı bakımından durum |
|---|---|---|
| Fiʿlî taṣdîḳ | Şahıs teʾemmül netîcesinde ḫayrı kendisi için ḳıymetli görür ve onu elde etmek ister. | ʿAḳlî red yoktur; ḫayr refâha ḫidmet edebilir. |
| Pasif taṣdîḳ | Şahıs ḫayrın ḳıymetini ḳabûl eder lâkin onu elde etmek için bâriz bir arzû taşımaz. | ʿAḳlî red yoktur; fiʿlî arzû şart değildir. |
| Bî-ṭaraf tavır | Şahıs ḫayrın kendisi için bâriz fâʾide veya żarar getirdiğini düşünmez. | ʿAḳlî red taḥaḳḳuḳ etmediğinden menfî şart iḫlâl edilmez. |
| Red | Şahıs teʾemmülî taḳdîr netîcesinde ḫayrın kendi ḥayâtına ḳıymet ḳatmadığını düşünür. | Red ʿaḳlî ise mâniʿ teşkîl eder; ġayr-ı ʿaḳlî veya taḥrîf edilmiş ise kendiliğinden veto teşkîl etmez. |
Menfî taṣdîḳ ḳaydı nasıl işler?
Menfî taṣdîḳ ḳaydı, bir şahsın objektif bir ḫayrı sevmesini, istemesini veya fiʿlen taṣdîḳ etmesini istemez; yalnız şahsın alâḳalı ḫayr ḥaḳḳında kâfî derecede maʿlûmâtlandıktan ve idrâkî yahut rûḥî taḥrîflerden âzâde sûrette düşündükten sonra onu kendi ḥayâtı için ʿaḳlen reddedip reddetmediğini sorar. ʿAḳlî red varsa, o ḫayrın yalnız “objektif listede bulunduğu” gerekçesiyle şahsa cebren yüklenmesinin uṣûlî esâsı żaʿîflar. Red cehâlet, yanlış iʿtiḳād, uyarlanmış tercih veya başḳa ġayr-ı ʿaḳlî mekanizmalardan doğuyorsa aynı veto vazîfesini görmez.
Ḳavî taṣdîḳ ḳaydı ile farkı
Ḳavî taṣdîḳ ḳaydı, şahsın müsbet tavır göstermediği objektif bir ḫayrın onun refâhına ḫidmet edemeyeceğini söyler. Şarṭlı objektivizm bundan daha żaʿîf bir ḥadd kullanır. Fiʿlî arzu, leẕẕet veya taṣdîḳın bulunmaması tek başına refâh ḫidmetini ipṭâl etmez. Böylece Samantha misâlindeki gibi, żaʿîf bir gerekçeyle ḳıymetini göremediği gerçek bir muvaffaḳıyet yine de şahıs için iyi sayılabilir.
Ṣırf objektivizm ile farkı
Ṣırf objektivizmde şahsın ʿaḳlî ve teʾemmül edilmiş reddi bile objektif ḫayrın refâha ḫidmetini uṣûl seviyesinde ortadan kaldırmaz. Şarṭlı objektivizm ise bu noḳṭada ferdin naẓarına ḥaḳīḳī bir taḥdîd edici rol verir. Böylece naẓariyyenin objektif ḫayrlar telâḳḳīsi muḥâfaẓa edilirken, devlet veya başḳa ḳarâr sâḥiblerinin bir yaşayış tarzını sırf objektif sûrette ḳıymetli gördükleri için şahsa cebren yüklemelerine karşı daha ḳavî bir ḥadd teşkîl edilmeye çalışılır.
Ḳıymet çoğulluğu bakımından farkın ẓâhir olduğu saha
Müʾellifler iki naẓariyye arasındaki farkın ṣıḥḥat, esâs taʿlîm veya emniyet gibi birçok mutad durumda küçük kalabileceğini ḳabûl ederler. İnsanların kâfî maʿlûmât ve teʾemmül altında bu nevʿ esâs ḫayrları tamâmen ḳıymetsiz görmesi daha az muḥtemeldir. Esâs fark derin ḳıymet iḫtilâflarında ortaya çıkar.
Meselâ “maʿnâlı yaḳın münâsebetler” objektif bir ḫayr ḳabûl edilse bile, bu ḫayrın yegâne taḥaḳḳuḳ şeklinin muʿayyen bir âʾile modeli olduğu netîcesine varılamaz. Şahıs muḫtelif münâsebet şekillerini kâfî derecede tanıyıp üzerlerinde ciddî sûrette düşündükten sonra devletin tercih ettiği modeli kendi ḥayâtı için maʿnâlı bulmuyorsa, şarṭlı objektivizm bu ʿaḳlî reddi naẓar-ı iʿtibâra alır. Böylece “objektif ḫayr” ile “o ḫayrı taḥaḳḳuḳ ettirmenin yegâne meşrûʿ şekli” müsâvî tutulmaz.
Uṣûlî maʿḳūliyet
Menfî taṣdîḳ ḳaydının işleyebilmesi için hangi reddin ʿaḳlî sayılacağını taʿyîn etmek lâzımdır. Müʾellifler burada uṣûlî maʿḳūliyet teklif ederler. Mîzân, şahsın ulaştığı netîcenin muʿayyen bir aḫlâḳ veya ḥayât felsefesine muvâfıḳ olup olmaması değildir. Mühim olan, ḳarârın maʿlûmât ḫaṭâsı, idrâkî taḥrîf, uyarlanmış tercih, şiddetli rûḥî müdâfaa veya düşünülmeden benimsenmiş taʿaṣṣub gibi süreçler tarafından bozulmamış olmasıdır.
Bu tercih bilḫâṣṣa mühimdir. Eğer “ʿaḳlî red” yalnız devletin veya filozofun doğru ḳabûl ettiği ḳıymetlere dayanan red demek olsaydı, menfî taṣdîḳ ḳaydı yeniden objektif listenin tek ṭaraflı taʿyînine dönüşürdü. Uṣûlî yaklaşım ise şahsın gerekçelerinin doğru felsefeyi temsil edip etmediğini değil, düşünme sürecinin idrâk bakımından kâfî ve taḥrîften âzâde olup olmadığını imtiḥân eder.
İdeal müşâvir modellerinden farkı
Railton ve Brandt gibi mütefekkirlerin idealize edilmiş taḳdîr modellerinde tam maʿlûmât ve idrâkî taṣḥîḥ, şahsın gerçekte neyi istemesi veya neyin onun için iyi sayılması lâzım geldiğini müsbet sûrette taʿyîn etmeye yardım eder. Xian ve Mao’nun menfî taṣdîḳ ḳaydı ise daha dar bir vazîfe üstlenir. Objektif ḫayrların muḥtevâsını istihsâl etmez; bu işi objektif listeye bırakır. Yalnız muʿayyen bir objektif ḫayr ile muʿayyen bir şahıs arasına “ʿaḳlî red var mı?” kontrol noḳṭası yerleştirir.
Tetḳīḳin Uṣûlü ve Netîceleri
Bu tetḳīḳin uṣûlü tecrübî veri taḥlîli değil, mefhûmî yeniden inşâ, dâḫilî insicâm taḥlîli ve normatif naẓariyye taʿdîlidir. Müʾellifler evvelâ Arneson’un ilk devrindeki sübjektivist refâh telâḳḳīsini ve bu telâḳḳīden uzaklaşmasına sebeb olan üç müşkili yeniden kurarlar. Ardından Arneson’un Dworkin, Griffin ve başḳa mütefekkirlerde görülen taṣdîḳ ḳaydlarına yönelttiği iʿtirâżları taḥlîl ederler. Üçüncü merḥalede ṣırf objektivizm ile şedîd paternalizm arasındaki râbıṭayı tedḳīḳ ederler; dördüncü merḥalede Arneson’un paternalizmi taḥdîd etmek için kullandığı muḫtâriyet, devlet ḳudreti ve damġalanma esbâbının ṣırf objektivizmle ne derece insicâmlı olduğunu suʾâl ederler. Son merḥalede bu îżâḥ boşluğunu gidermek üzere şarṭlı objektivizm ve menfî taṣdîḳ ḳaydı teklif olunur.
| Merḥale | Tedḳīḳ olunan müşkil | Müʾelliflerin vardığı naẓarî netîce |
|---|---|---|
| 1 | Tercih tatmînine dayanan sübjektivist refâh telâḳḳīsi | Uyarlanmış tercihler, yanlış iʿtiḳādlar ve ferdin kendi ḫayrına müteʿalliḳ olmayan arzûlar ciddî müşkilât doğurur. |
| 2 | Objektif liste ve taṣdîḳ ḳaydı | Arneson, müsbet sübjektif tavrı refâhın lâzım şartı yapan yaklaşımları reddeder. |
| 3 | Ṣırf objektivizm ve paternalizm | Ferdin kendi ḫayrına dâʾir ḥükmünün yanılabilir olduğu ḳabûl edilince şedîd paternalizm uṣûl seviyesinde mümkün hâle gelir. |
| 4 | Paternalizmin ḥudûdları | Muḫtâriyet, devletin maḥdûd ḳudreti ve damġalanma müdâḫaleyi taḥdîd etmek için kullanılır. |
| 5 | Ṣırf objektivizmde îżâḥ boşluğu | Bu ḥudûdların baʿżıları ferdin naẓarını yeniden ḥesâba katmadan kâfî derecede îżâḥ edilemez. |
| 6 | Şarṭlı objektivizm | Objektif ḫayrlar muḥâfaẓa edilir; lâkin ʿaḳlî ve teʾemmül edilmiş red menfî bir ḥadd hâline getirilir. |
Birinci esâs netîce: Arneson’un objektivizmi bilinçli sûrette ḳavîdir
Tetḳīḳin yeniden inşâsına göre Arneson yalnız “objektif ḫayrlar da vardır” diyen mutedil bir objektivizmi benimsemez. Onun yaklaşımı daha ḳavîdir: arzû, leẕẕet veya başḳa müsbet sübjektif tavırlar, bir unsurun şahsın refâhını dâḫilen artırması için ne lâzımdır ne de tek başına kâfîdir. Bu görüş, ferdin ḫayrları yanlış taḳdîr edebileceğini ḳabûl etmek için ḳavî bir naẓarî vâsıṭa sağlar.
İkinci esâs netîce: Aynı ḳuvvet paternalizm müşkilini büyütür
Sübjektif tavır refâhın taʿyîn edici ḥaddi değilse, ferdin “bunu istemiyorum” demesi de refâh gerekçeli müdâḫaleyi kendiliğinden menʿ etmez. Müʾelliflerin taḥlîli, Arneson’un şedîd paternalizmi uṣûl seviyesinde müdâfaaya açık olmasının tesâdüf olmadığını; bunun ṣırf objektivist refâh telâḳḳīsinin tabiʿî siyâsî netîcelerinden biri olduğunu gösterir.
Üçüncü esâs netîce: Paternalizmi taḥdîd eden esbâb ṣırf objektivizm üzerinde baskı yaratır
Muḫtâriyetin Arneson’un kendi istiʿmâlinde teʾemmül ile benimsenmiş maḳṣadları ihtivâ etmesi, ferdî naẓarın naẓariyyeden tamâmen çıkarılmasını güçleştirir. Benzer sûrette muʿayyen bir ḫayrın şahsın müşahhaṣ ḥayâtında ne ḳadar ḳıymet taşıdığını taḳdîr ederken yalnız objektif listenin mevcûdiyeti kâfî değildir. Damġalanma taḥlîlinde de şahsın kendisini nasıl tecrübe ettiği ehemmiyet kazanır. Xian ve Mao bu unsurları, ṣırf objektivizmin siyâsî tatbîḳda kendi naẓarî ḥudûdlarına vardığının alâmetleri olarak yorumlar.
Dördüncü esâs netîce: Müsbet taṣdîḳ yerine menfî filtre teklif olunabilir
Müʾelliflerin ḥalli, ferdin her objektif ḫayrı fiʿlen istemesini lâzım ḳılmak değildir. Bu, Arneson’un taṣdîḳ ḳaydına yönelttiği birçok tenḳīdi yeniden doğururdu. Bunun yerine yalnız ʿaḳlî red bir ḥadd olarak ḳabûl edilir. Böylece ġayr-ı ʿaḳlî veya kâfî olmayan maʿlûmâta dayanan reddin objektif ḫayrları kendiliğinden ḳıymetsizleştirmesi önlenirken, şahsın derin ve düşünülmüş ḳıymet ḥükmüne de tamâmen bî-gâne kalınmaz.
Uṣûlî maʿḳūliyet menfî taṣdîḳ ḳaydı için niçin mühimdir?
Uṣûlî maʿḳūliyet, şahsın reddinin “doğru” ḳıymetlere dayanmasını şart ḳılmadan, maʿlûmât noḳṣânı, idrâkî ḫaṭâ ve rûḥî taḥrîf altında teşekkül edip etmediğini taḳdîr etmeye çalışır. Bu tefrîḳ şarṭlı objektivizmin müstaḳil vazîfesini muḥâfaẓa eder: eğer maʿḳūliyet “objektif sûrette doğru ḥayât telâḳḳīsini ḳabûl etmek” diye taʿrîf edilseydi, şahsın naẓarı yeniden objektif listenin ḥükmüne bağlanmış olurdu. Buna muḳābil yalnız ḳarâr sürecinin maʿlûmât bakımından kâfî, idrâk bakımından açık ve rûḥen taḥrîf edilmemiş olmasını istemek, şahsın ḳıymet çoğulluğu içinde muḫtelif netîcelere ulaşmasına meydan verir.
Tetḳīḳin mühim maḥdûdiyeti
Şarṭlı objektivizmin en mühim açık müşkili, ʿaḳlî red ile ġayr-ı ʿaḳlî red arasındaki ḥadddir. Açık maʿlûmât ḫaṭâsı veya şiddetli idrâkî taḥrîfin bulunduğu baʿżı ḥâller kolay taḳdîr edilebilir. Keẕâ uzun teʾemmül netîcesinde teşekkül etmiş, maʿlûmâta dayalı bir ḥayât görüşü ḳavî bir ʿaḳlî red misâli olabilir. Lâkin bu iki ucu arasında geniş bir gri saha vardır.
Müʾellifler bu belirsizliğin menfî taṣdîḳ ḳaydına maḫṣûṣ olmadığını belirtirler. Tam maʿlûmât, ideal müşâvir veya idrâkî taṣḥîḥ kullanan başḳa refâh naẓariyyeleri de “ne ḳadar maʿlûmât kâfîdir?” yahut “hangi iʿtiḳād idrâkî taḥrîf sayılır?” gibi benzer ḥadd müşkilâtıyla karşılaşır. Binâʾenaleyh teklif bütün ḥâller için mekanik bir ḳarâr algoritması değildir.
Tevzîʿî ʿadâlet bakımından netîce
Şarṭlı objektivizm Arneson’un refâh için müsâvî fırsat yaklaşımına tatbîḳ edilirse, yalnız şahsın objektif ḫayrlara erişme imkânına bakmak kâfî olmaz. Şahsın kâfî teʾemmül şerâʾiṭinde mevzûʿ-bahis ḫayrı ʿaḳlen reddedip reddetmeyeceği de mühim olur.
Bu fark bilḫâṣṣa ḳıymet çoğulluğunda mühimdir. Muʿayyen bir yaşayış tarzını kâfî derecede tanıyıp ʿaḳlen reddeden şahıs ile yalnız cehâlet, yanlış iʿtiḳād veya uyarlanmış tercih sebebiyle aynı imkândan istiʿfâde etmeyen şahıs aynı refâh maḥrûmiyetine mâlik sayılmamalıdır. Müʾelliflerin maḳṣadı böylece refâhçılığın cevherini muḥâfaẓa ederken maʿḳūl ḳıymet çoğulluğunu daha ziyâde naẓar-ı iʿtibâra almaktır.
Tetḳīḳin desteklediği yorumlar
- Arneson’un refâh naẓariyyesinin sübjektivizmden ḳavî bir objektif liste yaklaşımına geçtiği müdâfaa olunur.
- Uyarlanmış tercihler, yanlış iʿtiḳādlar ve ferdin kendi ḫayrına müteʿalliḳ olmayan arzûlar bu taḥavvülün başlıca esbâbı olarak yeniden kurulur.
- Ṣırf objektivizmin şedîd paternalizm lehine mühim naẓarî baskı tevlîd ettiği gösterilmeye çalışılır.
- Arneson’un muḫtâriyet, devlet ḳudreti ve damġalanma üzerinden getirdiği ḥudûdların ṣırf objektivizmle tam îżâḥında müşkil bulunduğu ileri sürülür.
- Şarṭlı objektivizm, objektif ḫayrları muḥâfaẓa edip ʿaḳlî ve teʾemmül edilmiş reddi menfî ḥadd olarak kullanan alternatif bir naẓariyye diye teklif olunur.
- Uṣûlî maʿḳūliyet, menfî taṣdîḳ ḳaydının ferdin ḳıymet ḥükmünü tamâmen objektif bir mîzâna teslîm etmesini önleyen mekanizma olarak geliştirilmiştir.
Tetḳīḳin desteklemediği yorumlar
- Şarṭlı objektivizmin tecrübî deneylerle isbât edilmiş üstün bir refâh naẓariyyesi olduğu netîcesini desteklemez.
- Hangi ḫayrların eksiksiz sûrette objektif listeye dâḫil edilmesi gerektiğini nihâʾî olarak ḥalletmez.
- ʿAḳlî red ile ġayr-ı ʿaḳlî red arasındaki bütün ḥadd ḥâlleri için ḳaṭʿî ve mekanik bir imtiḥân sağlamaz.
- Her paternalist siyâsetin meşrûʿ veya her paternalist siyâsetin ġayr-ı meşrûʿ olduğu netîcesine varmaz.
- Devletin muʿayyen yaşayış şekillerini tatbîḳda nasıl tanẓîm etmesi gerektiğine dâʾir tafṣîlâtlı bir siyâset modeli sunmaz.
- Felsefî insicâm ḥüccetini davranışsal, rûḥî veya ictimâʿî illiyet delîli olarak sunmaz.
Menbaʿ ve Uṣûl Ḥaḳḳında Ḥâşiye
Aṣlî çalışma: From Subjectivism and Pure Objectivism to Conditional Objectivism: A Criticism and Revision of Richard Arneson’s Theory of Welfare.
Müʾellifler: Chenju Xian; Xinggui Mao.
Mesʾûl müʾellif: Xinggui Mao.
Müʾesseseler: Department of Philosophy, College of State Governance, Southwest University, Chongqing, China; Institute of Logic and Intelligence, Southwest University, Chongqing, China.
Mecmûʿa: Philosophies.
Nâşir: MDPI.
Bibliyografik ḳayd: Philosophies 2026, 11(3), 95.
DOI: 10.3390/philosophies11030095.
Resmî neşr râbıṭası: https://www.mdpi.com/2409-9287/11/3/95
Neşr târîḫi: 10 Ḥazîrân 2026. Maḳāle 25 Mart 2026’da alınmış, 28 Mayıs 2026’da taʿdîl edilmiş ve 5 Ḥazîrân 2026’da ḳabûl edilmiştir.
Menbaʿ nevʿi: Ḥakemli naẓarî ve normatif felsefe maḳālesidir. Tecrübî, klinik, müşâhedeye dayalı veya kemmî bir araştırma değildir.
Esâs uṣûl: Richard J. Arneson’un refâh naẓariyyesinin târîḫî ve mefhûmî sûrette yeniden inşâsı; sübjektivizm, objektif liste naẓariyyesi ve taṣdîḳ ḳaydı arasındaki münâsebetin taḥlîli; ṣırf objektivizmin paternalizm cihetinden dâḫilî insicâm tenḳīdi; ardından şarṭlı objektivizm ve menfî taṣdîḳ ḳaydı ṣūretinde normatif naẓariyye taʿdîli.
Ruḫṣat: Menbaʿ PDF, maḳālenin Creative Commons Attribution (CC BY) ruḫṣatı altında açık erişimle neşr olunduğunu bildirir. Verianla metni, ruḫṣatın izin verdiği istiʿmâlden müstaḳil olarak menbaʿ ibârelerini mekanik sûrette yeniden üretmez; ilmî ve felsefî ḥüccetleri müstaḳil öğretici bir bünye içinde îżâḥ eder.
Müʾellif ḫidmetleri: Mefhûmlaştırma Chenju Xian ve Xinggui Mao; uṣûl, formel taḥlîl ve araştırma Chenju Xian; menâbiʿ Xinggui Mao; ilk müsvedde Chenju Xian; gözden geçirme ve taḥrîr iki müʾellif; müşâvere, proje idâresi ve mâlî destek temîni Xinggui Mao tarafından icrâ edilmiştir.
Mâlî destek: Araştırma, Southwest University Innovation Research 2035 Pilot Plan tarafından SWUPilotPlan018 hibe numarasıyla desteklenmiştir.
Aḫlâḳ heyʾeti: Tatbîḳ edilemez olarak bildirilmiştir.
Maʿlûmâtlandırılmış muvâfaḳat: Tatbîḳ edilemez olarak bildirilmiştir.
Veri erişilebilirliği: Çalışmada yeni veri teşkîl edilmemiş veya taḥlîl olunmamıştır; veri paylaşımı tatbîḳ edilemez.
Menfaʿat çatışması: Müʾellifler menfaʿat çatışması olmadığını beyân etmişlerdir.
Esâs uṣûlî maḥdûdiyet: Teklif olunan şarṭlı objektivizm tecrübî taḥḳīḳe dayanan bir model değildir. Naẓarî muvaffaḳıyeti, refâh naẓariyyesinin objektif unsurları ile ferdin teʾemmül edilmiş naẓarı arasında daha insicâmlı bir münâsebet kurup kuramadığı üzerinden taḳdîr olunur. Menfî taṣdîḳ ḳaydının en mühim açık suʾâli, uṣûl bakımından ʿaḳlî ve ġayr-ı ʿaḳlî red arasındaki ḥadd ḥâllerinin nasıl taḳdîr edileceğidir.
İlmî istiʿmâl ḥaddi: Bu Verianla metni çalışmanın felsefî ḥüccetini öğretici ve müstaḳil sûrette îżâḥ eder; aṣlî maḳālenin yerine geçmez. Tafṣîlâtlı ḥüccet yapısı, aṣlî tefekkür tecrübeleri ve akademik atıf için resmî DOI ḳaydı tedḳīḳ edilmelidir.
Bir yorum bırakın
E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir