
Bu çalışma, uluslararası bilim ve yükseköğretim işbirliğinin yalnız devletler veya uluslararası kuruluşlar tarafından verilen resmî kararlarla yönetilmediğini; bilimsel normlar, uzman ağları, üniversite–sanayi–kamu ilişkileri, think tank'ler ve uluslararası üniversite sıralamaları gibi daha dağınık mekanizmaların da kurumların davranışını şekillendirdiğini savunan kavramsal bir rapordur.
Çalışmanın teorik omurgası iki ana yaklaşımdan oluşur. Robert Merton'ın bilimin normatif yapısı bilimsel faaliyetin hangi normlara dayanması gerektiğini açıklarken, Michel Foucault'nun governmentality yani yönetimsellik kavramı kurumların her zaman doğrudan emir yoluyla değil, belirli başarı standartlarını içselleştirerek kendi davranışlarını nasıl yeniden düzenleyebileceğini açıklamak için kullanılmaktadır.
Kaynak ayrıca üniversite, sanayi ve kamu otoriteleri arasındaki ilişkiyi Triple Helix modeliyle; UNESCO'nun bilim politikası üzerindeki tarihsel etkisini Martha Finnemore'un analiziyle; think tank'lerin küresel uzmanlık dolaşımındaki ara konumunu James McGann'ın çalışmalarından hareketle ele alır. Üniversite sıralamaları ise araştırma yoğun ve uluslararası görünürlüğü yüksek bir “başarılı üniversite” modelini görünür hale getirerek kurumların stratejilerini bu modele göre yeniden düzenlemelerine yol açabilen bir öz-yönetişim aracı olarak yorumlanır.
Çalışmanın sonucu, küresel bilim ve yükseköğretim yönetişiminin iki katmanı bulunduğu yönündedir: uluslararası kuruluşlar, istatistiksel koordinasyon ve uzman aracılığı gibi daha görünür ve formel mekanizmalar ile; karşılaştırma, sıralama ve standartların kurumlar tarafından içselleştirilmesine dayanan daha dağınık öz-yönetişim mekanizmaları. Bu çerçeve ampirik bir nedensellik testi değil, çağdaş bilim sisteminin nasıl koordine edildiğini açıklamaya çalışan teorik bir okumadır.
Merton'a Göre Bilimsel Faaliyeti Hangi Normlar Taşır?
Kaynağın kullandığı Robert Merton çerçevesinde bilimsel faaliyetin normatif yapısı dört birbirine bağlı ilkeye dayanır: evrenselcilik, komünalizm, çıkarsızlık ve örgütlü kuşkuculuk. Bu ilkeler bilim insanlarının her durumda fiilen nasıl davrandığını betimleyen değişmez doğa yasaları değil; bilimsel faaliyetin ideal işleyişine ilişkin normatif beklentilerdir.
| Norm | Temel anlamı | Bilimsel işbirliği açısından önemi |
|---|---|---|
| Evrenselcilik | Bilimsel iddiaların araştırmacının milliyeti veya kurumsal kimliğinden çok ortak bilimsel ölçütlerle değerlendirilmesi | Bilgi değerlendirmesini ulusal kökenden bağımsızlaştırarak uluslararası bilim topluluğunun ortak ölçüt geliştirmesini destekler. |
| Komünalizm | Bilimsel bilginin kolektif birikimin ürünü olması ve önceki çalışmaların uygun biçimde tanınması | Atıf, paylaşım ve ortak bilgi üretiminin kurumsal temelini oluşturur. |
| Çıkarsızlık | Bilimsel faaliyetin doğrudan kişisel veya ekonomik çıkarın ötesinde bilgi üretme amacı taşıması | Piyasa ve finansman baskılarının bilimsel gündemi nasıl etkileyebileceği sorusunu görünür hale getirir. |
| Örgütlü kuşkuculuk | Yeni iddiaların kabul edilmeden önce eleştirel bilimsel incelemeye açık tutulması | Bilginin otoriteye değil sınama ve eleştiriye dayanmasını gerektirir. |
Kaynak, örgütlü kuşkuculuk ilkesini Karl Popper'ın yanlışlanabilirlik düşüncesiyle ilişkilendirir. Bilimsel bir iddianın bilimsel niteliğinin önemli unsurlarından biri, yeni gözlem veya testler karşısında yanlış olduğunun gösterilebilmesine ilke olarak açık olmasıdır.
Bu normlar küresel bilim için neden önemlidir?
Bilimsel araştırma belirli ülkelerde, üniversitelerde veya laboratuvarlarda gerçekleştirilse de bilimsel iddialar çoğu durumda ulusal sınırlar içerisinde kapalı kalmaz. Araştırmacılar ortak yayınlar üretir, bulguları birbirlerinin çalışmalarıyla karşılaştırır, büyük altyapıları paylaşır ve benzer değerlendirme süreçlerine katılır.
Bu durum uluslararası koordinasyon için yalnız hukuki anlaşmaların değil, ortak bilimsel davranış normlarının da önemli olduğu anlamına gelir. Evrenselcilik farklı ülkelerden gelen çalışmaların ortak ölçütlerle değerlendirilmesini; komünalizm bilgi birikiminin dolaşımını; örgütlü kuşkuculuk ise uluslararası araştırma topluluğunun birbirini eleştirebilmesini mümkün kılan normatif zemini oluşturur.
Piyasa baskısı bilimsel normlarla nasıl gerilim oluşturabilir?
Kaynak, bilimsel faaliyetin ulusal bilim politikaları ve piyasa temelli uygulamalarla giderek daha yakın ilişkiler kurduğunu belirtir. Üniversiteler araştırma finansmanı, özel sektör ortaklıkları, patentler, uluslararası görünürlük ve rekabet gibi hedeflerle karşı karşıyadır.
Bu yapı bilimsel normların ortadan kalktığı anlamına gelmez. Çalışmanın sorusu, bilimsel bilgi üretiminin ortaklık ve açık eleştiri gibi normları ile ekonomik rekabet, kurumsal performans ve ulusal strateji baskılarının aynı sistem içinde nasıl birlikte var olduğudur.
Triple Helix Modelinde Üniversite, Sanayi ve Devlet Nasıl Birlikte Çalışır?
Triple Helix modeli yenilik üretimini üç temel kurumsal alan arasındaki etkileşimle açıklar: üniversiteler bilimsel bilgi üretir, sanayi bu bilgiyi uygulamalara ve ekonomik faaliyetlere dönüştürür, kamu otoriteleri ise araştırma ve yenilik için hukuki ve kurumsal ortamı sağlar.
| Aktör | Modeldeki temel işlev | Uluslararasılaşınca ortaya çıkan ihtiyaç |
|---|---|---|
| Üniversite | Bilimsel bilgi ve araştırma üretimi | Sınır aşan araştırma ortaklıkları, araştırmacı hareketliliği ve ortak altyapılar |
| Sanayi | Bilginin uygulamaya, teknolojiye ve yeniliğe dönüştürülmesi | Çok ülkeli Ar-Ge ağları ve uluslararası teknoloji ortaklıkları |
| Kamu | Hukuki, finansal ve kurumsal destek ortamının kurulması | Uluslararası politika koordinasyonu ve uyumluluk mekanizmaları |
Model bir ülke sınırında düşünüldüğünde üç aktör arasındaki etkileşimin büyük bölümü ulusal kurumlar tarafından koordine edilebilir. Ancak üniversiteler, şirketler ve kamu kuruluşları farklı ülkelerden geldiğinde yeni bir koordinasyon katmanı ortaya çıkar.
Kaynak bu noktada uluslararası kuruluşların önemini vurgular. Bu kuruluşlar farklı ulusal sistemlerin üniversiteleri, firmaları ve kamu otoriteleri arasında ortak bilgi, politika, veri ve işbirliği zemini oluşturabilir.
Araştırma yoğun üniversiteler neden farklı bir konuma sahiptir?
Kaynak Triple Helix modelini üniversitelerin uluslararası rekabet içindeki konumunu açıklamak için de kullanır. Araştırma üretimi, sanayi ilişkileri ve kamu destekli yenilik ekosistemlerine daha fazla entegre olan araştırma yoğun üniversiteler uluslararası bilim ağlarında daha merkezî konumlar elde edebilir.
Öncelikle eğitim vermeye odaklanan kurumların işlevi daha az önemli değildir; ancak araştırma çıktıları, uluslararası ortaklıklar ve atıf performansı gibi ölçütlerin öne çıktığı küresel rekabet ortamında aynı görünürlük mekanizmalarına sahip olmayabilirler.
UNESCO ve Think Tank'ler Küresel Bilim Yönetişiminde Nasıl Rol Oynar?
Kaynak UNESCO'yu devletlerin üzerinde doğrudan bilim politikası belirleyen küresel bir yönetim merkezi olarak değil; istatistik, uzmanlık, tavsiye ve ortak normların dolaşımı aracılığıyla ulusal bilim ve eğitim sistemlerinin koordinasyonuna katkıda bulunan uluslararası bir aktör olarak ele almaktadır.
UNESCO'nun tarihsel etkisi
Çalışma Martha Finnemore'un analizine dayanarak UNESCO'nun bilim ve eğitim yönetiminde bürokratik ve istatistik temelli yaklaşımların yaygınlaşmasına katkıda bulunduğunu aktarır.
Bu yaklaşımda ulusal yönetimler bilim ve eğitim hakkında düzenli veri toplar, ilgili bakanlık ve kamu kurumları oluşturur ve politika geliştirme süreçlerinde karşılaştırılabilir bilgi kullanır. Uluslararası kuruluşlar ise teknik uzmanlık, istatistiksel çerçeve ve danışmanlık sağlayabilir.
Ancak kaynak bu ilişkiyi ulusal egemenliğin ortadan kalkması şeklinde açıklamaz. Bilimin belirli bir ülkede nasıl örgütleneceği ve yönlendirileceği konusunda önemli yetkiler ulusal hükümetlerde kalmaya devam eder.
Açık bilim küresel koordinasyonda nereye oturur?
Çalışmanın kaynakları arasında UNESCO'nun 2021 Open Science Recommendation belgesi de bulunmaktadır. Açık bilim yaklaşımı bilimsel bilgi, veri, yayın, altyapı ve araştırma süreçlerine daha geniş erişim sağlamayı ve uluslararası bilgi eşitsizliklerini azaltmayı amaçlayan küresel bir normatif çerçeve sunar.
Bu durum Merton'ın ortak bilgi üretimi anlayışıyla çağdaş bilim politikaları arasında bağlantı kurulmasına imkan verir. Bununla birlikte açık bilimin uygulanma biçimi ulusal mevzuat, araştırma altyapısı, finansman kapasitesi ve disiplinlere göre farklılık gösterebilir.
Think tank nedir ve neden ara konumdadır?
Kaynak think tank'leri araştırma ve analiz üreten, fakat klasik üniversite yapısından farklı biçimde uzman toplulukları, politika yapıcılar, iş dünyası, medya ve sivil toplum arasında aracılık eden kurumlar olarak inceler.
Bir gazeteci güncel bir gelişme hakkında uzman görüşü aradığında, bir kamu kurumu belirli bir konuda politika analizi istediğinde veya uluslararası bir tartışma için karşılaştırmalı bilgi gerektiğinde think tank'ler bilgi aktarımının ara düğümleri haline gelebilir.
Bir think tank nasıl küresel hale gelebilir?
| Strateji | Nasıl çalışır? |
|---|---|
| Çok ülkeli fiziksel ağ | Farklı ülkelerde ofisler, çok uluslu personel ve çeşitlendirilmiş finansman yapısı oluşturulur. |
| Dijital ve çok dilli erişim | Fiziksel varlık sınırlı olsa bile çok dilli çevrimiçi yayınlarla uluslararası okuyucu ve uzman ağı oluşturulur. |
| Bağlı kuruluş ağı | Merkez kurumun adı, stratejik yaklaşımı veya örgütlenme modeli farklı ülkelerdeki bağlı yapılara aktarılır. |
Kaynak think tank sayısındaki artışı sivil toplumun bağımsız analiz talebi, işletmelerin sınır aşan faaliyetlerindeki büyüme ve modernleşmeyle birlikte uzman bilgiye yönelik talebin artmasıyla ilişkilendirir.
Altmetrics neyi değiştiriyor?
Bilimsel etkinin geleneksel ölçümünde atıf sayıları önemli bir yere sahiptir. Kaynak buna ek olarak araştırmanın kamusal alandaki dolaşımını izleyen altmetric göstergelerine değinir.
Bu göstergeler bir araştırmanın yalnız akademik makalelerde kaç kez atıf aldığını değil, ansiklopedik internet kaynakları veya sosyal medya gibi daha geniş kamusal ortamlarda ne ölçüde tartışıldığını izlemeye çalışır.
Bu ölçümlerin bilimsel kaliteyle aynı şey olduğu sonucu çıkarılmamalıdır. Kaynak bunları daha geniş kamusal erişimin ölçülmesine yönelik yeni bir gösterge kategorisi olarak ele almaktadır.
Uluslararası öğrenciler nasıl bir bağlantı oluşturabilir?
Çalışma uluslararası öğrenci hareketliliğini de bilim, eğitim ve daha geniş uluslararası ilişkiler arasındaki bağlantılardan biri olarak ele alır. Başka bir ülkede eğitim alan öğrencinin daha sonra kendi ülkesine dönmesi, eğitim aldığı kurum ve ülkeyle uzun süreli akademik ve toplumsal bağlar taşımasına yol açabilir.
Kaynak bunu zorlayıcı olmayan uzun dönemli bir etki mekanizması olarak tartışır. Bunun bütün öğrencilerde veya bütün ülkelerde aynı sonucu doğurduğunu gösteren ampirik bir analiz sunmamaktadır.
Üniversite Sıralamaları Neden Bir “Yönetimsellik” Mekanizması Olarak Yorumlanıyor?
Kaynak Michel Foucault'nun yönetimsellik kavramını kullanarak uluslararası üniversite sıralamalarının kurumlara doğrudan emir vermeden, başarılı üniversitenin nasıl görünmesi gerektiğine ilişkin karşılaştırılabilir bir model oluşturarak üniversitelerin kendi stratejilerini bu standartlara göre yeniden düzenlemelerine yol açabileceğini savunmaktadır.
Foucault'nun üç güç biçimi
| Güç biçimi | Kaynakta kullanılan temel özellik | Üniversite bağlamındaki karşılığı |
|---|---|---|
| Egemen güç | Görünür ve doğrudan otorite | Bir makamın açık bir emir veya zorunlu düzenleme getirmesi |
| Disipliner güç | Kurumların davranışı belirli standartlara göre şekillendirmesi | Üniversite içindeki yönetmelik, değerlendirme veya kurumsal disiplin mekanizmaları |
| Yönetimsellik | Dışarıdan tanımlanan normların aktör tarafından içselleştirilerek kendi davranışını düzenlemesi | Üniversitenin herhangi bir dış makam zorlamadan sıralama ölçütlerine uygun stratejiler geliştirmesi |
Sıralama doğrudan emir vermeden davranışı nasıl değiştirebilir?
Bir sıralama kuruluşu üniversiteye “daha fazla uluslararası ortak yayın yapmalısınız” veya “araştırma kapasitenizi artırmak zorundasınız” şeklinde hukuki emir vermeyebilir. Ancak araştırma üretimi, atıf görünürlüğü, uluslararasılaşma veya kurumsal itibar gibi göstergeleri prestijle ilişkilendirdiğinde üniversiteler bu performans alanlarını kendi stratejik hedefleri haline getirebilir.
Kaynak açısından yönetimsellik tam burada ortaya çıkar: dışarıdaki standardın sürekli doğrudan uygulanmasına gerek kalmadan kurum kendi davranışını standarda göre izlemeye ve yeniden düzenlemeye başlar.
“Dünya standartlarında üniversite” modeli
Çalışmanın yorumuna göre uluslararası sıralamalar belirli bir üniversite modelini görünür hale getirir: yüksek araştırma üretimi, uluslararası atıf görünürlüğü ve geniş sınır aşan akademik ilişkiler.
Bu durum tarihsel olarak ağırlıklı biçimde öğretime veya belirli mesleki uzmanlıklara odaklanan kurumların bile araştırma kapasitelerini artırmaya çalışmasına yol açabilir.
Ancak bu, sıralamaların bütün üniversiteleri mekanik olarak aynı yapıya dönüştürdüğünü göstermez. Kurumların kaynakları, tarihleri, görevleri ve ulusal yükseköğretim sistemleri birbirinden farklıdır. Kaynak da tam dönüşümün uzun ve zor bir süreç olabileceğini belirtir.
Sıralamalar yalnız araştırmayı mı ölçer?
Kaynağın vurgusu araştırma yoğun model üzerindedir. Bu vurgu üniversite sıralamalarının daha geniş performans sistemleri olduğu gerçeğiyle birlikte okunmalıdır. Kaynağın asıl teorik iddiası her sıralamanın tek bir gösterge kullandığı değil; uluslararası karşılaştırmanın kurumların hangi performans özelliklerini önemli görmesi gerektiği konusunda davranışsal bir referans oluşturabilmesidir.
Çalışmanın Yöntemi ve Bulguları
Bu Çalışma Küresel Bilim Yönetişimini Nasıl Analiz Ediyor?
Çalışma yeni anket, deney, görüşme, bibliyometrik veri seti veya istatistiksel model üretmemektedir. Yöntemi; bilim sosyolojisi, uluslararası ilişkiler, yenilik çalışmaları ve Foucauldian siyaset teorisinden seçilmiş literatürü tek bir kavramsal çerçevede birleştirmektir.
| Öğe | Durum |
|---|---|
| Çalışma türü | Kavramsal / teorik akademik rapor |
| Yeni örneklem | Yok |
| Yeni anket veya görüşme | Yok |
| Yeni bibliyometrik analiz | Yok |
| İstatistiksel hipotez testi | Yok |
| Ana teorik çerçeveler | Merton, Popper, Triple Helix, Finnemore ve Foucault |
| İncelenen kurumsal aktörler | Üniversiteler, sanayi, devletler, UNESCO, think tank'ler ve sıralama sistemleri |
| Ana soru | Uluslararası bilim ve yükseköğretim işbirliği hangi formel ve dağınık mekanizmalar aracılığıyla koordine edilmektedir? |
Kaynağın iki katmanlı yönetişim modeli
| Katman | Başlıca mekanizmalar | Nasıl işler? |
|---|---|---|
| Formel / kurumsal yönetişim | Uluslararası kuruluşlar, bilim politikası tavsiyeleri, istatistiksel koordinasyon, uzman kuruluşlar | Ortak veri, standart, politika dili ve işbirliği altyapısı üretir. |
| Dağınık öz-yönetişim | Uluslararası sıralamalar, performans karşılaştırmaları, prestij standartları | Kurumlar dışarıdan emir verilmeden kendi stratejilerini uluslararası standartlara göre yeniden düzenleyebilir. |
Kaynağın temel katkısı bu iki mekanizmayı birbirinin alternatifi olarak değil aynı küresel bilim sisteminin birlikte çalışan katmanları olarak göstermesidir.
Modelde aktörler arasındaki ilişki
Üniversiteler yeni bilgi üretir; sanayi bunun uygulama alanlarını genişletebilir; ulusal devletler hukuki ve mali koşulları düzenler; uluslararası kuruluşlar ortak norm ve veri sistemlerinin gelişmesini destekleyebilir; think tank'ler bilim ile kamu politikası arasında çeviri ve aracılık yapabilir; sıralamalar ise kurumların kendi performanslarını uluslararası karşılaştırma içinde değerlendirmesini teşvik edebilir.
Bu ilişkilerin hiçbirinin tek yönlü veya mekanik olduğu gösterilmemiştir. Rapor bunları birbiriyle bağlantılı yönetişim mekanizmaları olarak teorik biçimde düzenlemektedir.
Çalışmanın desteklediği yorumlar
- Uluslararası bilim işbirliği yalnız araştırmacılar arasındaki kişisel ilişkilere indirgenemeyecek kadar kurumsallaşmıştır.
- Bilimsel faaliyet ulusal sistemler içinde yürütülse bile değerlendirme ve işbirliği normları sınır aşan nitelik taşıyabilir.
- Uluslararası kuruluşlar bilim politikası koordinasyonu için veri, danışmanlık ve normatif çerçeveler sağlayabilir.
- Think tank'ler uzman toplulukları ile karar alıcılar ve kamusal tartışma arasında aracılık yapabilir.
- Uluslararası üniversite sıralamaları kurumların kendilerini küresel karşılaştırma ölçütleri üzerinden değerlendirmesine katkıda bulunabilir.
- Araştırma yoğun üniversite modeli uluslararası yükseköğretim rekabetinde önemli bir referans noktası haline gelebilir.
Çalışmanın kanıtlamadığı sonuçlar
- Uluslararası kuruluşların ulusal bilim politikalarını tamamen kontrol ettiği gösterilmemiştir.
- Üniversite sıralamalarının bütün üniversiteler üzerinde aynı etkiyi oluşturduğu ampirik olarak test edilmemiştir.
- Sıralamaların üniversite davranışının tek nedeni olduğu gösterilmemiştir.
- Araştırma yoğun üniversite modelinin eğitim ağırlıklı bütün kurumlardan daha üstün olduğu sonucuna ulaşılmamıştır.
- Think tank sayısındaki artışın tek bir nedene bağlı olduğu gösterilmemiştir.
- Uluslararası öğrenci hareketliliğinin her durumda belirli bir politik veya toplumsal etki ürettiği kanıtlanmamıştır.
- Formel yönetişim ile yönetimsellik arasındaki iki katmanlı ayrım ampirik bir ölçüm modeli olarak doğrulanmamıştır.
Temel gerilim: bilimsel normlar ile performans baskıları
Raporun genelinde tekrar eden sorun, bilimin ortak bilgi, evrensel değerlendirme ve eleştirel sınama normlarının rekabet, finansman, ulusal strateji, piyasa ihtiyaçları ve kurumsal prestij baskılarıyla aynı sistem içinde birlikte çalışmasıdır.
Uluslararası bilim yönetişiminin zorluğu bu baskılardan birini tamamen ortadan kaldırmak değildir. Kaynağın son bölümüne göre açık bilim ilkeleri, etik korumalar ve dengeli sıralama metodolojilerinin geliştirilmesi, bilimsel işbirliği ile performans sistemleri arasındaki gerilimi yönetmede önemli olmaya devam edecektir.
En önemli yorum sınırı
“Üniversite sıralamaları bir yönetimsellik mekanizmasıdır” cümlesi ölçülmüş bir fiziksel olgu veya istatistiksel sonuç değildir. Bu, Foucault'nun kavramının yükseköğretim alanına uygulanmasıyla oluşturulan teorik yorumdur.
Benzer biçimde UNESCO, think tank'ler veya uluslararası öğrenci hareketliliğine ilişkin bölümler de bu raporda yeni ampirik veriyle test edilmemiştir. Çalışmanın bilimsel değeri yeni veri üretmesinden değil, farklı literatürleri tek bir yönetişim mimarisinde bir araya getirmesinden kaynaklanmaktadır.
Kaynak ve Yöntem Notu
Özgün başlık:Global Governance and Governmentality in International Science and Higher Education Cooperation.
Yazar: Elizaveta Naumenko.
Belgede verilen akademik bilgi: Master's Degree in International Relations.
Kurum: MGIMO University.
Çalışma türü: Kavramsal / teorik akademik rapor.
Hakemlik durumu: Kaynak belgede hakemlik bilgisi verilmemiştir; hakemli makale olduğu varsayılmamıştır.
Yayın tarihi: Kaynak belgede açık tarih belirtilmemiştir.
DOI: Kaynak belgede belirtilmemiştir.
Dergi / cilt / sayı: Kaynakta verilmemiştir.
Lisans: Yüklenen belgede doğrulanabilir Creative Commons veya başka açık lisans beyanı bulunmadığından yeniden kullanım izni varsayılmamıştır.
Temel teorik kaynaklar: Robert K. Merton'ın bilimin normatif yapısı; Karl Popper'ın bilimsel yanlışlanabilirlik yaklaşımı; Henry Etzkowitz ve Loet Leydesdorff'un Triple Helix modeli; Martha Finnemore'un UNESCO ve bilim politikası üzerine çalışması; Michel Foucault'nun yönetimsellik kavramı.
Kurumsal kaynaklar: UNESCO Recommendation on Open Science; James G. McGann'ın 2020 Global Go To Think Tank Index Report'u; Times Higher Education World University Rankings.
Veri üretimi: Çalışma yeni deneysel, anket, görüşme veya bibliyometrik veri seti üretmemektedir.
Verianla yöntem notu: Bu içerik kaynak metnin tam çevirisi veya paragraf-paragraf yeniden yazımı değildir. Kaynağın teorik aktörleri, kavramları, mekanizmaları ve sonuç sınırları ayrıştırılmış; bağımsız öğretici bir açıklama mimarisinde yeniden düzenlenmiştir. Kaynakta ampirik olarak test edilmeyen Foucauldian yorumlar açıkça teorik yorum olarak korunmuş, kaynakta bulunmayan nedensel veya normatif sonuçlar eklenmemiştir.

Bir yorum bırakın
E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir