Akademik araştırmalar, anlaşılır dil

Verianla | Akademik Araştırmalardan Türkçe Ekonomi ve Bilim İçerikleri

05 Ekim 2026, Pazartesi
VERİANLABağımsız bilim yayıncılığı
Menüyü aç veya kapat
...
Home / Sosyal Bilimler / Psikoloji / Meme ve Jinekolojik Kanserli Kadınlarda Travmayla İlişkili Psikolojik Sıkıntı, Bağlanma Örüntüleri ve Kümülatif Stres: Keşifsel Klinik Bir Çalışma
Halk Sağlığı

Meme ve Jinekolojik Kanserli Kadınlarda Travmayla İlişkili Psikolojik Sıkıntı, Bağlanma Örüntüleri ve Kümülatif Stres: Keşifsel Klinik Bir Çalışma

Travmayla ilişkili psikolojik sıkıntı, bu çalışmada olumsuz veya potansiyel olarak travmatik yaşam deneyimleriyle birlikte görülebilen anksiyete, depresif belirtiler ve posttravmatik stres belirtilerinin oluşturduğu geniş bir psikolojik yanıt alanını ifade etmektedir.

05/10/2026  Veri Anla 12 görüntüleme
Meme ve Jinekolojik Kanserli Kadınlarda Travmayla İlişkili Psikolojik Sıkıntı, Bağlanma Örüntüleri ve Kümülatif Stres: Keşifsel Klinik Bir Çalışma

Travmayla ilişkili psikolojik sıkıntı, bu çalışmada olumsuz veya potansiyel olarak travmatik yaşam deneyimleriyle birlikte görülebilen anksiyete, depresif belirtiler ve posttravmatik stres belirtilerinin oluşturduğu geniş bir psikolojik yanıt alanını ifade etmektedir. Araştırma, meme, serviks, over veya endometrium kanseri tanısı bulunan 135 kadında bu belirti örüntülerini yetişkin bağlanma biçimleri ve yaşam boyunca biriken stresli/travmatik olay yüküyle birlikte inceleyen kontrolsüz, gözlemsel ve kesitsel bir klinik çalışmadır. HAM-A, HAM-D, PCL ve Adult Attachment Scale kullanılmış; kümülatif stres ise Lazarus temelli yapılandırılmış ancak formel olarak standardize edilmemiş bir yaşam olayı checklist'iyle değerlendirilmiştir.

Örneklemde ortalama HAM-A puanı 18.6 ± 6.9, HAM-D 17.2 ± 6.1 ve PCL 36.8 ± 11.4'tür. Bağlanma örüntülerinde anksiyöz %37.8, kaçıngan %30.4, karma anksiyöz–kaçıngan %8.1 ve güvenli bağlanma %23.7 oranında raporlanmıştır. Katılımcıların %41.5'i 2–3, %34.1'i en az dört stresli veya potansiyel olarak travmatik yaşam olayı bildirmiştir. PCL ile HAM-A arasındaki keşifsel ilişkinin Spearman katsayısı yaklaşık ρ=0.45'tir.

Bulgular, travmayla ilişkili belirtilerin, emosyonel sıkıntının, güvensiz bağlanmanın ve kümülatif stres yükünün bu klinik örneklemde birlikte kümelenebildiğini göstermektedir. Ancak çalışma travmanın kanseri başlattığını veya ilerlettiğini göstermez. Tasarım kesitseldir, kontrol grubu yoktur, biyolojik stres/immünite belirteçleri ölçülmemiştir ve formal inferans çalışmanın birincil amacı değildir. Makalede tartışılan HPA ekseni, inflamasyon, immün düzenleme ve travma–kanser–yeniden travmatizasyon yolları bu örneklemde doğrudan test edilmiş biyolojik mekanizmalar değil, gözlemsel bulguları yorumlamak için kullanılan kavramsal çerçevelerdir.

Araştırmanın temel problemi

Kanser tanısı ve tedavisi, yalnız biyolojik bir hastalık süreci değildir; ciddi belirsizlik, fiziksel yük, yaşam kaybı korkusu, ilişkisel değişimler ve tedaviye bağlı stres gibi psikolojik deneyimler de oluşturabilir. Bununla birlikte hastaların kanser tanısına verdikleri psikolojik yanıtlar birbirine benzemez. Bazı kişiler görece uyumlu bir başa çıkma gösterirken, başka kişilerde anksiyete, depresyon, travmayla ilişkili belirtiler ve ilişkisel güvenlik sorunları daha belirgin olabilir.

Kaynak çalışmanın araştırma boşluğu, psikoonkoloji literatürünün çoğu zaman anksiyete, depresyon veya stres gibi değişkenleri ayrı ayrı ele almasına dayanır. Araştırmacılar bunun yerine travma öyküsü, kümülatif stres ve yetişkin bağlanma örüntülerini aynı klinik psikolojik profil içinde değerlendirmeyi amaçlamıştır.

Travmayla İlişkili Psikolojik Sıkıntı Bu Çalışmada Ne Anlama Geliyor?

Travmayla ilişkili psikolojik sıkıntı, bu çalışmada olumsuz veya potansiyel olarak travmatik yaşantılarla birlikte görülebilen anksiyete, depresif belirti ve posttravmatik stres belirtilerini kapsayan geniş bir psikolojik yanıt alanıdır; araştırmacılar bunu tek başına PTSD tanısı olarak değil, birden fazla psikometrik ölçümle tanımlanan keşifsel psikolojik kırılganlık profili olarak ele almıştır.

PCL puanı ile PTSD tanısı arasındaki fark

PCL, posttravmatik stres belirtilerini öz-bildirim yoluyla nicelleştiren bir ölçüm aracıdır. PCL'de yüksek puan alınması klinik açıdan önemli travmayla ilişkili belirti yükü gösterebilir; ancak tek başına yapılandırılmış klinik görüşmeyle konmuş PTSD tanısına eşit değildir.

Kaynak çalışmada ortalama PCL puanı 36.8 ± 11.4'tür ve yazarlar bunu klinik açıdan anlamlı, eşik-altı ile orta düzey arasında posttravmatik stres belirti yükü şeklinde yorumlamaktadır. Bu değer örneklem ortalamasıdır; bütün katılımcıların aynı belirti şiddetine sahip olduğu anlamına gelmez.

HAM-A ve HAM-D neyi değerlendirdi?

Hamilton Anxiety Rating Scale (HAM-A), psikolojik ve somatik anksiyete belirtilerinin şiddetini değerlendiren klinisyen tarafından uygulanan bir ölçektir. Hamilton Depression Rating Scale (HAM-D) ise depresif belirtilerin affektif, bilişsel ve bedensel boyutlarını değerlendiren klinisyen tarafından uygulanan bir ölçektir.

ÖlçümOrtalama ± SDKaynakta verilen yorum
HAM-A18.6 ± 6.9Orta düzey anksiyete
HAM-D17.2 ± 6.1Orta düzey depresif belirti
PCL36.8 ± 11.4Klinik açıdan anlamlı travmayla ilişkili/posttravmatik stres belirti yükü
AAS — Bağlanma anksiyetesi3.6 ± 0.8Yükselmiş bağlanma anksiyetesi
AAS — Kaçınma3.2 ± 0.7Orta düzey kaçınma
AAS — Yakınlık2.9 ± 0.6Daha düşük ilişkisel güvenlik/yakınlık

Bağlanma örüntüsü neden değerlendirildi?

Yetişkin bağlanma kuramı, kişinin yakın ilişkilerde güven, yakınlık, terk edilme kaygısı ve duygusal mesafe gibi ilişkisel düzenleme örüntülerini anlamaya yönelik bir çerçevedir. Kaynak çalışma, ciddi hastalık döneminde sosyal destek isteme, duyguları düzenleme ve tehdit algısıyla ilişkili olabilecek bu boyutların travmayla ilişkili psikolojik yükle birlikte kümelenip kümelenmediğini araştırmıştır.

Bağlanma örüntüsüOran
Anksiyöz%37.8
Kaçıngan%30.4
Karma anksiyöz–kaçıngan%8.1
Güvenli%23.7

Kaynak, örneklemin dörtte üçünden fazlasında güvensiz bağlanma özellikleri bulunduğunu ve bağlanma anksiyetesi ile kaçınmanın daha yüksek psikolojik sıkıntıyla aynı yönde seyrettiğini belirtmektedir. Bununla birlikte bağlanma boyutları için ayrıntılı regresyon katsayıları veya bütün ikili ilişkilerin p değerleri sunulmamıştır.

Kümülatif Stres Bu Çalışmada Nasıl Ölçüldü?

Kümülatif stres, bu çalışmada yaşam boyunca bildirilen önceden tanımlanmış stresli veya potansiyel olarak travmatik olayların var/yok biçiminde kodlanıp toplamlarının alınmasıyla oluşturulan Trauma Event Count üzerinden değerlendirilmiştir; kullanılan Lazarus temelli checklist formel olarak standardize veya valide edilmiş bağımsız bir psikometrik ölçek değildir.

Checklist hangi yaşam olaylarını kapsıyordu?

  • Ölüm ve yas
  • Boşanma veya ayrılık
  • Kronik evlilik/partner çatışması
  • Ebeveyn çatışması
  • Çocuklukta istismar veya ihmal
  • Cinsel travma
  • Fiziksel şiddet
  • Duygusal istismar
  • Reddedilme veya terk edilme
  • Ağır finansal stres
  • Bakım verme stresi
  • Diğer büyük yaşam stresörleri

Her olay 0=hayır ve 1=evet olarak kodlanmış, işaretlenen olayların toplamı kümülatif yük göstergesi olarak kullanılmıştır. Bu yöntem stresörlerin sayısını görünür hale getirir; fakat olayların süresini, kişinin olaya verdiği öznel anlamı, olayın şiddetini veya yaşandığı gelişim dönemini aynı hassasiyetle ölçmez.

Olay sayısıGrupÖrneklem oranı
0–1Düşük maruziyet%24.4
2–3Orta maruziyet%41.5
≥4Yüksek maruziyet%34.1

Katılımcıların yaklaşık dörtte üçü orta veya yüksek kümülatif maruziyet grubundadır. Kaynak bu dağılımı önemli bir psikolojik yük göstergesi olarak yorumlamaktadır; ancak kontrol grubu bulunmadığından aynı yaşam olayı dağılımının benzer yaş ve sosyodemografik yapıdaki kanser tanısı olmayan kadınlardan ne ölçüde farklı olduğu belirlenemez.

ACE ölçeği kullanıldı mı?

Hayır. Adverse Childhood Experiences (ACE) için standardize edilmiş özel bir envanter uygulanmamıştır. Araştırmacılar daha geniş yaşam seyri boyunca yetişkin ilişkisel ve bağlamsal stresörleri de yakalamak istedikleri için kendi Lazarus temelli klinik checklist yaklaşımını kullanmıştır.

Bu tercih kapsamı genişletmiş olsa da standardizasyon ve çalışmalar arası karşılaştırılabilirlik açısından sınırlılık yaratmaktadır. Kaynak gelecekte standardize ACE ölçümünün geniş yaşam-seyri stres değerlendirmesiyle birlikte kullanılmasını önermektedir.

“Çözülmemiş travma” doğrudan ölçüldü mü?

Hayır. Çalışma travmatik veya stresli yaşam olaylarının varlığını ve psikolojik belirti düzeyini ölçmüş, ancak bir travmatik yaşantının psikolojik olarak ne ölçüde işlendiğini, bütünleştirildiğini veya çözüldüğünü ayrı bir ölçekle değerlendirmemiştir.

Bu nedenle makaledeki “çözülmemiş travma” ifadeleri, doğrudan ölçülmüş bir değişken değil, yazarların psikodinamik ve travma-bilgili kavramsal yorumunun parçasıdır.

Örneklemin onkolojik yapısı

Kanser türünOran
Meme kanseri82%60.7
Serviks kanseri28%20.7
Over kanseri17%12.6
Endometrium kanseri8%5.9
EvrenOran
I–II54%40.0
III49%36.3
IV32%23.7

Over kanseri grubunda 17 hastanın 12'si Evre IV iken, meme kanseri grubunda 82 hastanın 40'ı Evre I–II'dir. Kanser türleri arasındaki evre dağılımının farklı olması, psikolojik alt grup sonuçlarının yalnız kanser türüne bağlanmasını güçleştiren önemli bir klinik heterojenlik kaynağıdır.

Çalışmanın Yöntemi ve Bulguları

Çalışma tasarımı

Araştırma devam eden bir doktora projesi kapsamında yürütülen gözlemsel ve kesitsel bir çalışmadır. Katılımcılar aktif tedavi veya klinik takip sırasında onkoloji kliniklerinden alınmıştır. Kontrol grubu bulunmamaktadır.

Dahil edilme ölçütleri kadın olmak, en az 18 yaşında olmak, doğrulanmış meme/serviks/over/endometrium kanseri tanısına sahip olmak ve psikolojik değerlendirme araçlarını anlayıp tamamlayabilmektir. Ağır bilişsel bozukluk, aktif psikotik bozukluk veya geçerli katılımı engelleyen tıbbi/psikiyatrik durumlar dışlama ölçütleridir.

Psikolojik değerlendirme araçları

AraçTemel alanUygulama biçimi
HAM-AAnksiyete belirti şiddetiKlinisyen tarafından uygulanan ölçek
HAM-DDepresif belirti şiddetiKlinisyen tarafından uygulanan ölçek
PCLPosttravmatik stres / travmayla ilişkili belirtilerÖz-bildirim
Adult Attachment Scale (AAS)Bağlanma anksiyetesi, kaçınma ve ilişkisel yakınlıkÖz-bildirim
Lazarus temelli yaşam olayı checklist'iKümülatif stresli/potansiyel travmatik olay yüküYapılandırılmış klinik araç; formel olarak standardize/valide değil

Ölçekler Romence uygulanmıştır. Kaynak, klinik uygulamada kullanılan sürümlerden yararlanıldığını, ancak bütün araçların formal olarak yayımlanmış ve valide edilmiş Romence adaptasyonlara karşılık gelmediğini belirtmektedir.

İstatistiksel yaklaşım

İstatistiksel analiz ağırlıklı olarak betimseldir. Sürekli değişkenler ortalama ± standart sapma; kategorik değişkenler sayı ve yüzde olarak sunulmuştur. Araştırmacılar anksiyete, depresyon, travmayla ilişkili belirtiler ve bağlanma boyutları arasındaki klinik açıdan anlamlı olabilecek örüntüleri keşifsel olarak değerlendirmiştir.

Formal inferans testleri çalışmanın temel amacı değildir. Bu nedenle çok sayıda alt grup sonucu p değeri veya güven aralığıyla doğrulanmış karşılaştırma değil, yönsel/betimsel gözlem niteliğindedir.

PCL ile anksiyete arasındaki ilişki

Kaynak Figure 2'de PCL travmayla ilişkili belirti puanı ile HAM-A anksiyete puanı arasında yaklaşık Spearman ρ=0.45 bildirmektedir. Pozitif katsayı, PCL puanı daha yüksek olan katılımcıların genel olarak daha yüksek HAM-A puanları gösterme eğilimi taşıdığını ifade eder.

Katsayı orta büyüklükte bir monoton ilişkiye işaret eder; ancak korelasyon tek başına travmanın anksiyeteye neden olduğunu veya anksiyetenin travma belirtilerini oluşturduğunu göstermez. Kaynak bu katsayı için aynı sonuç sunumunda p değeri veya güven aralığı vermemektedir.

Hastalık evresiyle psikolojik puanlar

ÖlçümEvre I–II, n=54Evre III–IV, n=81
HAM-A17.0 ± 7.019.7 ± 6.7
HAM-D15.8 ± 6.218.1 ± 5.9
PCL34.5 ± 11.838.4 ± 11.0

Üç ortalama da ileri evre grubunda daha yüksektir. Bununla birlikte kaynak bu tabloyu betimsel karşılaştırma olarak sunmaktadır ve farkların istatistiksel olarak anlamlı olduğu sonucunu çıkarmamaktadır.

Tedavi grubuyla psikolojik puanlar

Ölçüm“Non-multimodal”, n=111“Multimodal (all)”, n=24
HAM-A18.2 ± 7.020.1 ± 6.5
HAM-D16.9 ± 6.218.3 ± 5.8
PCL36.0 ± 11.539.3 ± 10.8

Kaynak, “non-multimodal” grubuna ameliyat + kemoterapi, yalnız kemoterapi ve radyoterapi ± kemoterapi kategorilerini dahil etmektedir; “multimodal (all)” ayrı 24 kişilik kategoridir. Bu isimlendirme kaynakta bu biçimde kullanıldığı için Verianla tedavi sınıflarını yeniden tanımlamamıştır.

Serviks kanseri alt grubuna ilişkin gözlem

Yazarlar serviks kanserli katılımcılarda kümülatif travma/stres maruziyetinin diğer bazı gruplardan betimsel olarak daha yüksek göründüğünü tartışmaktadır. Bu gözlem, kronik stres–immün düzenleme–HPV kalıcılığı literatürüyle kavramsal olarak ilişkilendirilmiştir.

Ancak serviks kanseri alt grubu yalnız 28 kişiden oluşmaktadır ve çalışma bu karşılaştırma için yeterli istatistiksel güce sahip değildir. Dolayısıyla sonuç “travma HPV'yi kalıcı hale getirir” veya “travma serviks kanserine neden olur” şeklinde yorumlanamaz.

Travma–Kanser–Yeniden Travmatizasyon Döngüsü Neyi İfade Ediyor?

Travma–kanser–yeniden travmatizasyon döngüsü, yazarların önceki travmatik deneyimler ve kronik stresin psikolojik kırılganlık yaratabileceğini, kanser tanısı ve tedavisinin daha sonra yeni bir ciddi stresör olarak mevcut travmayla ilişkili belirtileri yeniden etkinleştirebileceğini anlatmak için önerdiği kavramsal modeldir; model bu çalışmada biyolojik veya zamansal olarak doğrudan test edilmiş nedensel bir yol değildir.

Modelin kavramsal akışı

  1. Önceki travmatik yaşantılar, kayıplar veya uzun süreli ilişkisel stres psikolojik kırılganlıkla birlikte bulunabilir.
  2. Süregelen stres ve yetersiz emosyonel düzenleme allostatik yük kavramıyla ilişkilendirilebilir.
  3. Literatür düzeyinde HPA ekseni, kortizol, inflamasyon ve immün düzenleme olası biyolojik aracılar olarak tartışılır.
  4. Kanser tanısı, cerrahi, kemoterapi, radyoterapi ve nüks korkusu yeni güçlü stresörler haline gelebilir.
  5. Yeni hastalık deneyimi önceki tehdit, kayıp veya kontrolsüzlük örüntülerini yeniden etkinleştirebilir.
  6. Böylece psikolojik sıkıntı ve uyum güçlüğü zaman içinde birbirini besleyen bir döngü biçiminde kavramsallaştırılabilir.

Bu zincirin 2. ve 3. adımlarındaki biyolojik süreçler mevcut örneklemde ölçülmemiştir. Çalışmada kortizol, sitokinler, natural killer cell aktivitesi, HPA ekseni testi, genomik/epigenetik belirteç veya tümör mikroçevresi ölçümü bulunmamaktadır.

Bu Çalışma Travmanın Kanserin Nedeni Olduğunu Gösteriyor mu?

Hayır. Araştırma zaten kanser tanısı bulunan 135 kadının psikolojik özelliklerini tek zaman noktasında değerlendirdiği, kanser tanısı olmayan kontrol grubu veya kanser gelişimini önceden izleyen prospektif tasarım içermediği için travmanın kanseri başlattığını, ilerlettiğini veya tedavi sonucunu doğrudan değiştirdiğini gösteremez.

Çalışmanın desteklediği sonuçlar

  • Bu klinik örneklemde anksiyete, depresif belirtiler ve travmayla ilişkili belirtiler belirgin bir psikolojik yük oluşturmaktadır.
  • Güvensiz bağlanma örüntüleri güvenli bağlanmadan daha sık raporlanmıştır.
  • Katılımcıların yaklaşık dörtte üçü iki veya daha fazla stresli/potansiyel travmatik yaşam olayı bildirmiştir.
  • PCL ile HAM-A arasında yaklaşık ρ=0.45 düzeyinde pozitif keşifsel ilişki görülmüştür.
  • Daha yüksek kümülatif olay yükü ve güvensiz bağlanma özellikleri daha yüksek psikolojik sıkıntıyla aynı yönde görünmektedir.
  • İleri evre kanser grubunda HAM-A, HAM-D ve PCL ortalamaları erken evre grubundan betimsel olarak daha yüksektir.
  • Kaynağın “multimodal (all)” grubunda da üç psikolojik ölçüm ortalaması karşılaştırma grubundan daha yüksektir.
  • Bu örüntüler, travma-bilgili psikoonkolojik değerlendirme için hipotez üretici klinik gerekçe sağlamaktadır.

Çalışmanın desteklemediği sonuçlar

  • Psikolojik travmanın meme veya jinekolojik kansere neden olduğu gösterilmemiştir.
  • Güvensiz bağlanmanın kanser riskini artırdığı gösterilmemiştir.
  • Kümülatif stresin tümör evresini veya kanser progresyonunu belirlediği gösterilmemiştir.
  • PCL puanı klinik PTSD tanısıyla eşit değildir.
  • “Çözülmemiş travma” ayrı ve valide edilmiş bir değişken olarak ölçülmemiştir.
  • HPA ekseni, inflamasyon, kortizol veya immün sistem mekanizmaları bu örneklemde ölçülmemiştir.
  • Travma-bilgili psikolojik müdahalenin sağkalımı, tümör yanıtını veya nüksü iyileştirdiği bu çalışmada test edilmemiştir.
  • İleri hastalık evresinin psikolojik sıkıntıya neden olduğu formal inferansla gösterilmemiştir.
  • Serviks kanseri alt grubundaki stres eğilimi HPV kalıcılığına yönelik nedensel sonuç üretmez.
  • Bulgular aynı biçimde erkek kanser hastalarına, başka ülkelere veya kanser tanısı olmayan genel nüfusa genellenemez.

Başlıca sınırlılıklar

Kesitsel tasarım: Psikolojik ölçümler tek zaman noktasında yapıldığı için değişkenlerin zamansal sıralaması belirlenemez.

Kontrol grubu yoktur: Kanser tanısı olmayan benzer kadınlarda aynı travma, bağlanma ve sıkıntı dağılımının nasıl olacağı bilinmemektedir.

Formal inferans sınırlıdır: Çalışmanın ana yaklaşımı betimsel ve hipotez üreticidir; alt grup farklılıklarının önemli bölümü formal istatistiksel testlerle doğrulanmamıştır.

Küçük alt gruplar: Özellikle over ve endometrium kanseri alt grupları güçlü alt grup karşılaştırmaları için küçüktür.

Kanser heterojenliği: Dört farklı kanser türü, farklı hastalık evreleri ve farklı tedavi yükleri aynı örneklemde bulunmaktadır.

Standart yaşam-boyu travma görüşmesi yoktur: Travma öyküsü özel bir yapılandırılmış lifetime trauma interview ile değerlendirilmemiştir.

Lazarus temelli checklist valide değildir: Kümülatif olay sayımı klinik olarak yapılandırılmış olsa da formel bir standardize psikometrik ölçek değildir.

Romence ölçek sürümleri: Kullanılan araçların tamamı formal olarak yayımlanmış ve valide edilmiş Romence adaptasyonlara karşılık gelmemektedir.

Hatırlama ve sosyal beğenirlik yanlılığı: Yaşam boyu olaylar geriye dönük öz-bildirime dayandığından aşırı veya eksik bildirim mümkündür.

“Çözülmemiş travma” doğrudan ölçülmemiştir: Travma olaylarının psikolojik bütünleşme/çözülme düzeyi ayrı araçla değerlendirilmemiştir.

Biyolojik belirteç yoktur: Psikonöroimmünolojik mekanizmalar doğrudan test edilmemiştir.

Psikotrop ilaçlar: Antidepresan veya anksiyolitik gibi ilaçların olası etkisi sistematik biçimde değerlendirilmemiştir.

Klinik anlam nasıl sınırlandırılmalıdır?

Kaynak, travmayla ilişkili belirtiler, depresif belirti yükü, kümülatif stres ve bağlanma kırılganlığının rutin onkolojik bakımda gözden kaçırılmamasını önermektedir. Bu öneri, psikolojik değerlendirmeyi kanserin biyolojik tanı veya tedavisinin yerine koymaz; amaç psikoonkolojik destek ihtiyacı daha yüksek olabilecek kişilerin daha erken fark edilmesidir.

Trauma-informed care yaklaşımı özellikle psikolojik güvenlik, geçmiş travmanın yeniden etkinleşmesini azaltma, hastanın kontrol ve tercih duygusunu destekleme, iletişimi kişiselleştirme ve gerektiğinde uzman psikoonkoloji desteğine yönlendirme açısından klinik değer taşıyabilir. Mevcut çalışma bu yaklaşımın onkolojik sağkalım üzerindeki etkisini test etmemiştir.

Kaynak ve Yöntem Notu

Özgün başlık: Trauma-Related Distress, Attachment Patterns and Cumulative Stress in Women with Breast and Gynecological Cancers: An Exploratory Clinical Study

Yazarlar: Mădălina Daniela Meoded; Mariana Tănase; Mihai Covaci; Claudia Mehedințu; Aida Petca; Ciprian Cirimbei.

Sorumlu yazarlar: Mariana Tănase ve Ciprian Cirimbei.

Kurumlar: Doctoral School, “Carol Davila” University of Medicine and Pharmacy; Outpatient Psychology Department, Bucharest Institute of Oncology “Prof. Dr. Al. Trestioreanu”; Faculty of Psychology and Educational Sciences, “Hyperion” University; Department of Obstetrics and Gynaecology, “Carol Davila” University of Medicine and Pharmacy; “Filantropia” Clinical Hospital; Elias University Emergency Hospital; Department of Surgery, “Carol Davila” University of Medicine and Pharmacy; Bucharest Institute of Oncology “Prof. Dr. Al. Trestioreanu”, Bucharest, Romania.

Dergi: Women.

Yayıncı: MDPI, Basel, Switzerland.

Bibliyografik kayıt: Women, 2026, 6(2), 32.

DOI: 10.3390/women6020032

Yayın tarihçesi: Alınma 2 Nisan 2026; revizyon 26 Nisan 2026; kabul 28 Nisan 2026; yayın 6 Mayıs 2026.

Kaynak türü: Kontrol grubu bulunmayan, gözlemsel, kesitsel, keşifsel klinik psikoonkoloji çalışması.

Hakemlik durumu: Yayımlanmış version of record.

Örneklem: N=135 yetişkin kadın; meme kanseri n=82, serviks n=28, over n=17, endometrium n=8.

Yaş: 49.8 ± 11.2 yıl; kaynak aralığı 23–72 yıldır.

Hastalık evresi: Evre I–II n=54; Evre III n=49; Evre IV n=32.

Temel psikolojik araçlar: Hamilton Anxiety Rating Scale (HAM-A), Hamilton Depression Rating Scale (HAM-D), PTSD Checklist (PCL) ve Adult Attachment Scale (AAS).

Kümülatif stres yaklaşımı: Lazarus stress and coping modelinden ve multimodal yaşam öyküsü yaklaşımından esinlenen, yaşam olaylarının var/yok biçiminde kodlandığı yapılandırılmış klinik checklist ve Trauma Event Count.

Checklist standardizasyonu: Kaynak, Lazarus temelli yaşam olayı listesinin formel olarak standardize veya valide edilmiş bir ölçek olmadığını açıkça belirtmektedir.

ACE ölçümü: Standardize Adverse Childhood Experiences questionnaire kullanılmamıştır.

İstatistiksel yaklaşım: Öncelikle betimsel analiz; sürekli değişkenler ortalama ± SD, kategorik değişkenler sayı ve yüzde. Keşifsel ilişkiler ve klinik örüntüler incelenmiş, formal inferans birincil amaç olmamıştır.

Sayısal korelasyon: PCL–HAM-A için kaynak Figure 2'de Spearman ρ≈0.45 raporlanmıştır; aynı sunumda p değeri veya güven aralığı verilmemiştir.

Ana psikolojik ortalamalar: HAM-A 18.6 ± 6.9; HAM-D 17.2 ± 6.1; PCL 36.8 ± 11.4.

Bağlanma dağılımı: Anksiyöz %37.8; kaçıngan %30.4; karma anksiyöz–kaçıngan %8.1; güvenli %23.7.

Kümülatif olay yükü: 0–1 olay %24.4; 2–3 olay %41.5; ≥4 olay %34.1.

Kavramsal model: Kaynak Figure 4, “trauma–cancer–retraumatization cycle” modelini önermektedir. Model kavramsaldır ve mevcut örneklemde biyolojik aracılar doğrudan ölçülmemiştir.

“Çözülmemiş travma” notu: Makale bu ifadeyi tartışma ve sonuçta kullanmakla birlikte travmanın psikolojik çözülme/bütünleşme derecesini doğrudan ölçmemiştir; yazarlar bunun kavramsal yorum olduğunu ayrıca belirtmektedir.

Romence adaptasyon notu: Psikolojik araçlar Romence uygulanmıştır; kaynak bütün sürümlerin formal olarak yayımlanmış ve valide edilmiş Romence adaptasyon olmadığını belirtmektedir.

İstatistik yazılımı: Kaynak yayımlanan yöntem metninde kullanılan istatistik yazılımını belirtmemektedir.

Veri toplama dönemi: Kaynak yayımlanan yöntem metninde katılımcı veri toplama tarih aralığını açık biçimde belirtmemektedir.

Etik: Institutional Ethics Committee of Bucharest Oncological Institute “Prof. Dr. Alexandru Trestioreanu”; Approval No. 8; 2 Nisan 2026.

Bilgilendirilmiş onam: Tüm katılımcılardan yazılı onam alınmıştır.

Finansman: Dış finansman alınmamıştır.

Veri erişilebilirliği: Kişisel veri ve gizlilik nedeniyle veri seti kamuya açık değildir; sorumlu yazara talep üzerine erişim belirtilmiştir.

Çıkar çatışması: Yazarlar çıkar çatışması bildirmemiştir.

Yazar katkıları: Kavramsallaştırma Mădălina Daniela Meoded ve Ciprian Cirimbei; yöntem Ciprian Cirimbei; araştırma Mădălina Daniela Meoded, Mariana Tănase ve Mihai Covaci; veri kürasyonu Mariana Tănase ve Mihai Covaci; ilk taslak Mădălina Daniela Meoded, Ciprian Cirimbei, Mihai Covaci ve Mariana Tănase; gözden geçirme/düzenleme Mădălina Daniela Meoded, Mariana Tănase, Mihai Covaci, Aida Petca ve Claudia Mehedințu tarafından yürütülmüştür.

Temel yorum sınırı: Çalışma, meme ve jinekolojik kanser tanısı bulunan kadınlarda travmayla ilişkili belirtiler, emosyonel sıkıntı, bağlanma güvensizliği ve kümülatif stresin birlikte görülebildiğini gösteren keşifsel psikolojik veriler sunmaktadır. Travmanın kansere neden olduğunu, belirli biyolojik mekanizmaları oluşturduğunu veya psikolojik müdahalenin tümör sonucu ve sağkalımı değiştirdiğini göstermez.


Paylaş:

Yorumlar incelendikten sonra yayımlanır.Gönderdiğiniz yorum onay sürecine alınır ve uygun bulunduğunda görünür hâle gelir.

Bir yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir

Your experience on this site will be improved by allowing cookies Cookie Policy