Akademik araştırmalar, anlaşılır dil

Verianla | Akademik Araştırmalardan Türkçe Ekonomi ve Bilim İçerikleri

03 Kasım 2026, Salı
VERİANLA Bağımsız bilim yayıncılığı
Verianla on Google Play
Menüyü aç veya kapat
...
Home / Sosyal Bilimler / Sosyoloji / İstemeye Değer Geleceklere Doğru: Geçiş Yönelimli Gelecek Kurmada Arzu Edilir Geleceklerin Üç Kavrayışı
Sosyoloji

İstemeye Değer Geleceklere Doğru: Geçiş Yönelimli Gelecek Kurmada Arzu Edilir Geleceklerin Üç Kavrayışı

Geçiş yönelimli gelecek kurma (transition-oriented futuring), daha sürdürülebilir toplumsal dönüşümlere yön vermek amacıyla alternatif geleceklerin eleştirel biçimde hayal edildiği, değerlendirildiği ve vizyonlara dönüştürüldüğü bir gelecek çalışması ve tasarım pratiğidir.

30/10/2026  Veri Anla  206 görüntüleme
İstemeye Değer Geleceklere Doğru: Geçiş Yönelimli Gelecek Kurmada Arzu Edilir Geleceklerin Üç Kavrayışı

Geçiş yönelimli gelecek kurma (transition-oriented futuring), daha sürdürülebilir toplumsal dönüşümlere yön vermek amacıyla alternatif geleceklerin eleştirel biçimde hayal edildiği, değerlendirildiği ve vizyonlara dönüştürüldüğü bir gelecek çalışması ve tasarım pratiğidir. Samuel Yu'nun bu kavramsal çalışması, geçiş tasarımında sık kullanılan “arzu edilir gelecek” ifadesinin aslında birbirinden farklı normatif anlamları kapsadığını savunmakta ve bunları üç kategoriye ayırmaktadır: istenen gelecekler (futures wanted), istenebilecek gelecekler (futures which could be wanted) ve istemeye değer gelecekler (futures worth wanting).

Çalışmanın çıkış noktası basittir fakat önemlidir: insanların bugün bir geleceği istemesi, o geleceğin gerçekten toplumsal dönüşümün hedefi olması gerektiğini kendiliğinden göstermez. Mevcut arzular; içinde yaşanan ekonomik, teknolojik, kültürel, politik ve maddi sistemler tarafından şekillendirilebilir. Dolayısıyla geçiş tasarımında vizyon oluşturmanın görevi yalnız “insanlar gelecekte ne istiyor?” sorusunu sormak değil, aynı zamanda “neden bunu istiyoruz?”, “başka neyi isteyebilirdik?” ve “hangi gelecekleri istemek için yeterli nedenimiz var?” sorularını da açmaktır.

Yazar bu ayrımı ontolojik tasarım (ontological design), defuturing ve sustain-ability kavramlarını birleştiren teorik bir çerçevede geliştirir. Ontolojik tasarımın temel düşüncesi, insanların dünyayı tasarlaması kadar tasarlanmış dünyanın da insanların davranışlarını, değerlerini, arzularını ve gelecek tasavvurlarını yeniden şekillendirmesidir. Bu nedenle geleceğin “arzu edilir” olup olmadığı, tasarlanmış mevcut dünyanın değerlerinden bağımsız, nötr bir değerlendirme değildir.

Üç kategori doğrusal ve mekanik bir karar algoritması değildir. Yazar bunları refleksif vizyon oluşturmanın üç eleştirel aşaması olarak önerir. İlk aşamada mevcut arzular görünür hale getirilir ve bunların nasıl şekillendiği sorgulanır. İkinci aşamada insanların başlangıçta istemedikleri fakat gerekçelerini anlayınca isteyebilecekleri alternatif gelecekler ciddi biçimde değerlendirilir. Üçüncü aşamada ise farklı seçenekler arasında, tek bir evrensel “en iyi gelecek” aramak yerine, yaşamı sürdürme kapasitesini destekleyen, aktörler arasında yeterli gerekçe ve uyum sağlayan ve dönüştürücü eylemi motive edebilen gelecekler tartışılır.

Çalışmanın önemli sınırı şudur: bu çerçeve ampirik bir deneyle test edilmemiştir. Kaynak, üç aşamalı modelin başka yaklaşımlara göre daha iyi toplumsal sonuçlar ürettiğini gösteren bir saha deneyi, karşılaştırmalı veri seti veya istatistiksel analiz sunmamaktadır. Makalenin katkısı, “arzu edilir gelecek” kavramını daha açık ve eleştirel biçimde düşünmeye yarayan teorik bir dil ve uygulama modeli önermesidir.

Geçiş tasarımı neden gelecek vizyonlarıyla ilgileniyor?

Geçiş tasarımı (transition design), tasarımın yalnız tekil ürün, hizmet veya kullanıcı deneyimleri üretmekle sınırlı kalmaması; uzun dönemli toplumsal ve sosyo-ekolojik dönüşümlere katkıda bulunması gerektiğini savunan tasarım yaklaşımıdır. Kaynağın aktardığı çerçevede tasarım, mevcut sürdürülemez sistemlerin küçük ayrıntılarını iyileştirmekten daha geniş bir görev üstlenir: toplumların daha sürdürülebilir ve adil yaşam biçimlerine yönelmesine katkı sağlayacak müdahalelerin ve dönüşüm yollarının tasarlanması.

Bu yaklaşımda vizyonların rolü, geleceği kesin biçimde tahmin etmek değildir. Vizyon, hangi yönde değişimin arzu edilebileceğine ilişkin normatif bir yönelim sağlar. Ardından tasarımcılar ve diğer geçiş aktörleri bugünkü koşullarla arzu edilen gelecek arasındaki olası yolları araştırabilir.

Kaynak bu bağlamda backcasting yaklaşımına da değinir. Backcasting, mevcut eğilimleri geleceğe doğru uzatıp “ne olacak?” diye sormaktan farklı olarak önce arzu edilen gelecekteki bir durumu düşünür ve ardından “o gelecekten bugüne geriye doğru baktığımızda hangi dönüşümlerin gerçekleşmesi gerekir?” sorusuyla olası geçiş yollarını araştırır.

Ancak yazarın temel problemi, backcasting veya vizyon oluşturma tekniğinden daha önce ortaya çıkar: başlangıçta hangi gelecek vizyonunu “arzu edilir” kabul edeceğiz?

Literatürdeki temel kavramsal sorun

Kaynak, gelecek çalışmaları ve geçiş tasarımı literatüründe desired, desirable, preferred ve preferable gibi ifadelerin çoğu zaman birbirine yakın veya eş anlamlı biçimde kullanıldığını belirtmektedir. Oysa bunlar aynı normatif iddiayı taşımak zorunda değildir.

Yazar özellikle iki temel kullanım biçimini ayırır:

  • Bir geleceğin insanlar veya kurumlar tarafından isteniyor olması.
  • Bir geleceğin insanların istemesi gereken veya yönelmesi için yeterli gerekçenin bulunduğu bir gelecek olması.

İlk yaklaşım mevcut tercihleri hedefe dönüştürür. İkinci yaklaşım ise mevcut tercihlerin kendisini değerlendirme konusu yapar. Makalenin teorik problemi tam burada oluşmaktadır: “istenen” ile “istemeye değer” aynı şey değildir.

Yazar John Dewey'in tartışmasından hareketle, bir şeyin fiilen arzu edilmesinin yalnızca onun gerçekten arzu edilmeye değer olup olmadığı sorusunu başlattığını; bu soruyu çözmediğini vurgular. Dolayısıyla vizyon oluşturma, katılımcıların mevcut arzularını toplayıp çoğunluk tercihini gelecek vizyonuna dönüştüren mekanik bir süreç olamaz.

Üç Arzu Edilir Gelecek Kategorisi Arasındaki Fark Nedir?

Üç kategori, insanların bugün ne istediğini kaydetmekten başlayıp alternatif arzuların gerçekten değerlendirilmesine ve sonunda dönüşüm için yeterli gerekçe, motivasyon ve aktör uyumu sağlayan geleceklerin seçilmesine uzanan üç refleksif aşamayı ayırır: futures wanted mevcut arzuları, futures which could be wanted kişinin henüz istemese bile istemek için neden görebileceği alternatifleri, futures worth wanting ise eleştirel ve bağlama duyarlı müzakere sonucunda dönüşüm için izlenmeye değer bulunan vizyonları ifade eder.

1. İstenen gelecekler — Futures wanted

İstenen gelecekler, bireylerin, toplulukların veya diğer aktörlerin şu anda gerçekleşmesini arzu ettiği gelecek durumlarıdır. Bir kişinin aynı anda birden fazla gelecek istemesi mümkündür ve bu arzular zaman içinde değişebilir.

Bu kategori ilk bakışta basit görünür: “İnsanlar gelecekte ne istiyor?” Ancak yazarın esas amacı bu cevabı doğrudan vizyona dönüştürmek değildir. Tam tersine, bu arzuların nasıl oluştuğunu açığa çıkarmaktır.

Ontolojik tasarım açısından insan arzuları tamamen bağımsız bir iç tercih alanından çıkmaz. İnsanların yaşadığı konutlar, şehirler, ulaşım sistemleri, tüketim piyasaları, teknolojiler, kurumlar ve gündelik pratikler hangi yaşam biçimlerinin normal, mümkün veya arzu edilir göründüğünü etkiler.

Bu nedenle bir kişi gelecekte belirli bir yaşam biçimini istemesinin nedenlerini hiçbir zaman sorgulamamış olabilir. Kaynak, bu noktada Sohail Inayatullah'ın “used futures” kavramına başvurur. “Kullanılmış gelecekler”, başka yerlerden devralınmış, yeterince sorgulanmadan benimsenmiş ve içinde bulunulan bağlam için uygunsuz, zararlı veya özgün olmayan gelecek imgelerini ifade eder.

Dolayısıyla “istenen gelecekler” aşamasındaki bilimsel ve etik görev, yalnız bir tercih listesi hazırlamak değildir. Aktörlerin mevcut arzularını, değerlerini ve sürdürülebilirlik anlayışlarını görünür hale getirmek ve bunların hangi ontolojik koşullar içinde şekillendiğini sorgulamaktır.

İstenmeyen gelecekler

Kaynak “istenen gelecekler” kavramının karşısında istenmeyen gelecekleri de düşünür. Bunlar aktörlerin gerçekleşmesini istemediği geleceklerdir. Geçiş tasarımı bağlamında sürdürülemez gelecekler genel olarak kaçınılması gereken gelecekler olarak değerlendirilir.

Ancak burada da sorun ortaya çıkar: sürdürülebilirliğin ne anlama geldiği konusunda bütün aktörler aynı anlayışa sahip değildir. Kaynak örnek olarak ekonomik büyümeyi çevreci teknolojilerle sürdürmeye çalışan green growth yaklaşımıyla ekonomik üretim ve tüketim ölçeğinin küçültülmesini tartışan degrowth perspektiflerinin aynı gelecek vizyonunu üretmeyebileceğine dikkat çeker.

Bu nedenle yalnız “hepimiz sürdürülebilir gelecek istiyoruz” demek normatif farklılıkları çözmez. İnsanların sürdürülebilirlikten ne anladığının da açılması gerekir.

2. İstenebilecek gelecekler — Futures which could be wanted

İstenebilecek gelecekler, kişinin henüz mevcut tercihi olmayan fakat gerekçelerini anlayabildiği ve gelecekte benimsemeyi düşünebileceği alternatif geleceklerdir.

Bu kategori, insanların değerlerinin ve tercihlerinin değişebilir olduğu varsayımına dayanır. İnsan yalnız mevcut tercihleriyle sınırlı değildir; başka ontolojik konumlarla, başka yaşam biçimleriyle ve başka değer sistemleriyle ciddi biçimde karşılaştığında neyi arzu edilir gördüğü değişebilir.

Kaynak bunu açıklamak için vegan gelecek örneğini kullanır. Bir kişi vegan bir yaşam biçimini şahsen istemeyebilir; fakat başka insanların bunu neden daha sürdürülebilir veya etik bir seçenek olarak gördüğünü anlayabilir. Bu durumda vegan gelecek onun mevcut “istenen geleceği” değildir, fakat “istenebilecek bir gelecek” haline gelebilir.

Buradaki kritik koşul alternatifle yalnız yüzeysel olarak karşılaşmak değildir. Yazar, alternatif geleceği savunan kişilerin onun neden arzu edilir olduğunu açıklayabilmesi ve diğer aktörlerin bu gerekçelerle anlamlı biçimde ilişki kurabilmesi gerektiğini belirtir.

Bir alternatifin gerekçesini anlamak, onu otomatik olarak benimsemek anlamına gelmez. Bu ayrım makalenin önemli taraflarından biridir. İnsan bir gelecek için nedenler bulunduğunu kabul ederken hâlâ onu kişisel olarak istemeyebilir.

Alternatif gelecekler neden çoğul tutuluyor?

Yazar tek bir alternatif vizyonun erken aşamada seçilmesini önermemektedir. Aynı anda birden fazla “istenebilecek gelecek” değerlendirilebilir. Bunun amacı olası dönüşüm alanını genişletmek ve mevcut tercihlerin geleceğe ilişkin hayal gücünü gereğinden fazla sınırlandırmasını önlemektir.

Bu çoğulluk daha sonra zorunlu olarak bir müzakere sorununa dönüşür. Birden fazla gelecek gerekçelendirilebiliyorsa, hangi geleceğin gerçekten dönüşüm vizyonu haline geleceğine karar verilmesi gerekir.

Değerler sabit değilse vizyonlar da sabit değildir

Ontolojik tasarım perspektifine göre insanlar yalnız dünyayı değiştirmez; değişen dünya da insanları değiştirir. Bir dönüşüm sürecinde yeni teknolojiler, kurumlar, gündelik pratikler ve sosyal ilişkiler oluştuğunda, insanların değerleri ve gelecek tercihleri de değişebilir.

Bu nedenle kaynak vizyonları değişmez nihai hedefler olarak değil, hareket edebilen idealler olarak düşünür. Vizyon oluşturma tek seferlik bir faaliyet değildir; değişen koşullar ve değişen aktörlerle tekrar tekrar değerlendirilmesi gereken iteratif bir süreçtir.

3. İstemeye değer gelecekler — Futures worth wanting

İstemeye değer gelecekler, farklı gelecek olasılıkları eleştirel ve refleksif biçimde değerlendirildikten sonra aktörlerin dönüşüm yönünde eyleme geçmesi için yeterli gerekçe ve motivasyon sağlayan, yaşamı sürdürme kapasitesiyle uyumlu gelecek vizyonlarıdır.

Bu kategori basitçe çoğunluğun istediği gelecek anlamına gelmez. Yazar açık biçimde “istemeye değer” geleceğin çoğunluğun başlangıçtaki tercihiyle belirlenmemesi gerektiğini savunur. Amaç katılımcılar arasında bağlama duyarlı bir alignment, yani yeterli yönsel uyum oluşturmaktır.

Bu uyumun oybirliği anlamına gelmesi de gerekmez. Yazar pluriversal geçişleri kabul ettiği için herkesin tek bir geleceği en iyi seçenek olarak görmesini beklemez. Birden fazla gelecek aynı anda yeterince gerekçelendirilmiş olabilir.

Dolayısıyla çalışma tek bir ideal dünya seçmeye çalışan klasik ütopya anlayışından uzaklaşır. “İstemeye değer gelecekler”, farklı bağlamlarda birbirinden farklı olabilecek bir pluriversal olarak tutarlı vizyonlar kümesi içinde düşünülebilir.

KavramEleştirel değerlendirmedeki görevi
Futures wanted — İstenen geleceklerAktörlerin mevcut arzularını, değerlerini ve sürdürülebilirlik çerçevelerini görünür hale getirmek ve bunların ontolojik olarak nasıl koşullandığını anlamak.
Futures which could be wanted — İstenebilecek geleceklerOntolojik farklılıklarla anlamlı biçimde ilişki kurarak gelecek için alternatif olanakları araştırmak.
Futures worth wanting — İstemeye değer geleceklerFarklı arzu edilir seçenekleri müzakere ederek aktörler arasında yeterli motivasyon ve uyum sağlayan, pluriversal olarak tutarlı vizyonları belirlemek.
Kaynak çalışmanın üç “arzu edilir gelecek” kategorisi ve sayfa 17'deki eleştirel değerlendirme tablosuna dayanarak Verianla için hazırlanmış ölçeksiz kavramsal şema. Oklar nicel nedensellik veya zorunlu doğrusal aşamalar değil, yazarın önerdiği refleksif değerlendirme mantığını gösterir.

Ontolojik Tasarım Bu Modelde Neden Önemlidir?

Ontolojik tasarım önemlidir çünkü çalışma, insanların gelecekte neyi arzu edilir gördüğünün yalnız bireysel tercihlerden doğmadığını; insanların içinde yaşadığı tasarlanmış nesneler, teknolojiler, kurumlar, altyapılar ve sosyal düzenlerin de insanları geri dönerek şekillendirdiğini savunur. Bu nedenle mevcut arzuların eleştirel değerlendirilmesi, onları üreten veya sürdüren tasarlanmış dünyaların da incelenmesini gerektirir.

“Biz tasarlarız, tasarladıklarımız da bizi tasarlar” düşüncesi

Ontolojik tasarımın çalışmadaki temel mantığı, tasarımın etkisinin ürün ortaya çıktıktan sonra sona ermemesidir. Tasarlanan nesneler, altyapılar ve kurumlar daha sonra insanların ne yapabileceğini, neyi normal gördüğünü ve hangi davranışların kolay veya zor olduğunu belirlemeye devam eder.

Örneğin ulaşımı ağırlıklı olarak otomobile göre tasarlanmış bir şehir, yalnız otomobil kullanımına izin veren fiziksel bir altyapı değildir. Böyle bir şehir günlük mesafe algısını, konut ve işyeri ilişkilerini, zaman kullanımını ve hatta gelecekteki “iyi ulaşım” anlayışını şekillendirebilir.

Bu örnek çalışmanın özgün deneysel bulgusu değildir; ontolojik tasarımın makalede kullanılan genel mantığını açıklayan öğretici bir örnektir.

Defuturing nedir?

Defuturing, Tony Fry'ın çalışmalarından kullanılan ve mevcut tasarlanmış dünyaların gelecekte yaşamın sürdürülebilme olanaklarını azaltan veya ortadan kaldıran yönünü ifade eden kavramdır. Türkçede tek sözcüklü yerleşik bir karşılığı olmadığı için kaynak terim korunmaktadır.

Kaynağın yaklaşımında sürdürülemez üretim, tüketim ve yaşam sistemleri yalnız bugünkü çevresel zararları nedeniyle problemli değildir; gelecekte hangi yaşam koşullarının mümkün olacağını da giderek sınırlar. Bu anlamda sürdürülemez tasarım gelecek olanaklarını “geri çeker”.

Redirective practice, yani yön değiştirici pratik ise defuturing üreten sosyo-maddi sistemlerden yaşamı daha uzun süre destekleyebilecek koşullara doğru yönelmeyi amaçlar.

Sustain-ability neden tireyle yazılıyor?

Kaynak Tony Fry'ın sustain-ability yazımını özellikle kullanır. İngilizcedeki tire, sürdürülebilirliği ulaşılacak sabit bir son durum gibi değil, yaşamı sürdürme yetisini zaman boyunca koruma ve yeniden üretme kapasitesi olarak düşünmeye dikkat çeker.

Bu çerçevede “sürdürülebilir olduk ve görev tamamlandı” türü bir nihai nokta yoktur. Ekolojik, toplumsal ve teknolojik koşullar değiştiği için yaşamı sürdürmenin yolları da sürekli yeniden değerlendirilmelidir.

Bu nedenle makalede sustain-ability, “istemeye değer gelecekler” için en temel normatif ölçütlerden biri haline gelir. Fakat yazar bunu sabit bir matematiksel optimizasyon kriterine dönüştürmez. Sustain-ability için bir puan, eşik veya formül verilmemektedir.

Pluriversality ne anlama geliyor?

Pluriversality, tek bir evrensel ontoloji, tek bir yaşam biçimi veya tek bir “doğru gelecek” anlayışı yerine farklı dünyaların, değer sistemlerinin ve varoluş biçimlerinin birlikte tanınmasına dayanan bir perspektiftir.

Makale bu kavramı önemli görür çünkü sürdürülebilirlik ve arzu edilirlik farklı toplumlar, kültürler ve aktörler için aynı biçimde tanımlanmayabilir. Dolayısıyla bütün dünyaya uygulanacak tek bir “istemeye değer gelecek” üretme iddiası, çalışmanın yaklaşımıyla uyumlu değildir.

Pluriversally coherent futures ifadesi bu nedenle bütün aktörlerin tamamen aynı değerleri benimsemesi anlamına gelmez. Daha ziyade farklı ontolojik konumların varlığını korurken birlikte hareket edilebilecek yeterli uyum alanlarının bulunmasına işaret eder.

Çoğunluk oyu neden tek başına yeterli görülmüyor?

Yazar “istemeye değer gelecekleri” çoğunluğun başlangıçta en çok istediği geleceklerle eşitlemez. Bunun temel nedeni, çoğunluğun mevcut tercihlerinin de içinde yaşanan tasarlanmış sistemler tarafından şekillendirilmiş ve yeterince sorgulanmamış olabileceğidir.

Bunun yerine vizyon oluşturma süreci, katılımcıların mevcut değerlerini görünür hale getirmelerini, alternatiflerle karşılaşmalarını, gerekçeleri karşılıklı olarak tartışmalarını ve dönüşüm için yeterli ortak yönelim geliştirmelerini hedefler.

Bu yaklaşım çoğunluk oylamasını yasaklayan bir prosedür önerisi değildir. Kaynak, belirli karar mekanizmalarının teknik kurallarını vermemektedir. Savunulan şey daha temel bir normatif ilkedir: mevcut tercih sayımı, eleştirel müzakerenin yerine geçmemelidir.

Vizyon neden sabit bir nihai hedef değildir?

İnsanlar geçiş sürecinde değiştiği için geleceğe ilişkin istekleri de değişebilir. Yeni kurumlar, teknolojiler, davranışlar ve sosyal ilişkiler farklı değerleri mümkün hale getirebilir. Bu nedenle yazarın modelinde vizyonlar, bir kez yazılıp değişmeden izlenecek katı son noktalar değildir.

Vizyon oluşturma tekrar edilen ve koşullara yanıt veren bir süreçtir. Bir gelecek başlangıçta “istenebilecek” görünürken deneyim ve dönüşüm sonucunda daha güçlü biçimde istenebilir hale gelebilir; tersine başlangıçta cazip görülen bir vizyon yeni sonuçlar ortaya çıktığında yeniden sorgulanabilir.

Deneysel gelecek pratiklerinin rolü

Kaynak alternatif geleceklerin yalnız sözel tartışmada bırakılmaması gerektiğini de savunur. Experiential futures ve living labs gibi ön-figüratif uygulamalar, insanların alternatif yaşam biçimlerini kısmen deneyimlemesine ve onların gerçekten istemeye değer olup olmadığını daha somut biçimde değerlendirmesine yardımcı olabilir.

Yazar günlük ulaşım üzerinden bir örnek verir: bir kişi otomobil kullanmayı bırakıp bisikletle işe gitmeyi başlangıçta arzulamayabilir; ancak bu seçeneğin sürdürülebilirlik gerekçelerini yeterince anlaması, onu geçici olarak denemeye açık hale getirebilir. Böyle bir deneyim kişinin arzusunu değiştirebilir veya değiştirmeyebilir.

Bu örnek modelin önemli yönünü gösterir: alternatif geleceği tamamen benimsemek, onunla deney yapmanın ön koşulu değildir.

Radikal Pragmatizm Bu Çalışmada Ne Anlama Geliyor?

Radikal pragmatizm, çalışmada bütün katılımcıların kusursuz ve nihai bir gelecek vizyonunda anlaşmasını beklemek yerine, mevcut sosyo-ekolojik krizler karşısında yeterli gerekçe ve ortak motivasyon taşıyan alternatifleri deneyerek daha sürdürülebilir ontolojik koşullar oluşturmaya yönelen pratik felsefedir; “pragmatik” burada yalnız kısa vadeli kolay çözüm bulmak anlamına gelmez, “radikal” boyut mevcut sürdürülemez sistemlerin temel koşullarını da dönüştürme gereğini ifade eder.

“Good enough” ilkesi

Kaynak vizyon oluşturmayı kusursuz değer uyumuna ulaşılması gereken idealist bir süreç olarak görmez. Yazar bir “good enough”, yani “yeterince iyi” ilkesinden söz eder.

Bu yaklaşım, “hangi gelecek mutlak olarak en iyidir?” sorusu üzerinde sonsuza kadar tartışmak yerine, mevcut kriz koşullarında dönüşümü başlatmak için yeterli gerekçeyi ve motivasyonu sağlayan seçeneklerle deney yapmayı öne çıkarır.

Ancak “yeterince iyi” gelişigüzel veya etik değerlendirmeden vazgeçilmiş anlamına gelmez. Tam tersine, öncesinde mevcut arzuların sorgulanması, alternatiflerin değerlendirilmesi, sürdürülebilirlik çerçevelerinin açığa çıkarılması ve aktörler arasında müzakere yapılması gerekir.

Generative potency — üretici/dönüştürücü potansiyel

Kaynak Gümüsay ve Reinecke'nin generative potency kavramına da başvurur. Bu ifade bir gelecek fikrinin düşünme veya pratik biçimlerinde dönüşümü tetikleyebilme potansiyeline işaret eder.

Bu bakış açısından bir vizyon yalnız “ne kadar güzel görünüyor?” sorusuyla değerlendirilmez. İnsanların problemi farklı biçimde anlamasına, mevcut değerleri sorgulamasına veya yeni davranışları deneyebilmesine yol açıp açmadığı da önemlidir.

Çalışma bu üretici potansiyeli nicel bir ölçekle ölçmez. Kavram teorik değerlendirme ölçütlerinden biri olarak kullanılır.

Radikal pragmatizm neden sıradan kısa vadeli pragmatizm değildir?

Kaynak Tony Fry'ın kısa vadeli ve araçsal pragmatizm eleştirisini aktarır. Eğer pragmatizm yalnız mevcut sistem içinde en kolay çalışan küçük iyileştirmeleri seçmek anlamına gelirse, defuturing üreten temel kurumlar ve ontolojiler değişmeden kalabilir.

Radikal pragmatizm ise deney yapmayı mevcut sistemin sınırlarını korumak için değil, gerektiğinde bu sınırların kendisini dönüştürmek için kullanır. Dolayısıyla çalışma incremental küçük iyileştirmeler ile daha temel ontolojik dönüşümler arasındaki farkı önemser.

Tek gelecek yerine dönüşüm portföyü

Makalenin sonuçlarından biri, geçiş yönelimli gelecek kurmanın tek bir vizyona kilitlenmek zorunda olmadığıdır. Birden fazla “istenebilecek gelecek” yeterli gerekçe taşıyabilir ve bunlara yönelik farklı deneysel dönüşüm yolları aynı anda araştırılabilir.

Bu nedenle yazar diverse portfolios of transformative action, yani çeşitli dönüştürücü eylem portföylerine alan açar. Bu yaklaşım geleceğin belirsizliğini ve insanların değerlerinin değişebilirliğini kabul eder.

Çalışmanın Yöntemi ve Bulguları

Çalışmanın yöntemi neden klasik “Materials and Methods” biçiminde değil?

Kaynak yeni bir deney, anket, görüşme, odak grup, saha uygulaması veya veri analizi yürütmemektedir. Ayrı bir “Materials and Methods” bölümü de bulunmamaktadır. Çalışma, geçiş tasarımı, gelecek çalışmaları, ontolojik tasarım, sürdürülebilirlik, etik, pragmatizm ve pluriversal tasarım literatüründen hareketle kavramsal bir ayrım ve teorik model geliştirmektedir.

Bu nedenle çalışmanın yöntemini en doğru biçimde literatürle temellendirilmiş kavramsal kuram geliştirme ve normatif sentez olarak tanımlamak mümkündür. Bu ifade yeni bir ampirik yöntem adı değildir; kaynakta gerçekleştirilen bilimsel faaliyetin niteliğini açıklamaktadır.

Kavramsal inşa hangi sırayla ilerliyor?

  1. Geçiş tasarımında vizyon oluşturmanın merkezi rolü tanımlanır.
  2. “Arzu edilir gelecek” kavramının farklı anlamlarda kullanıldığı gösterilir.
  3. Mevcut arzular ile “istenmesi gereken” gelecekler arasındaki normatif fark belirginleştirilir.
  4. Ontolojik tasarım, insanların arzularının tasarlanmış dünyalar tarafından şekillendirildiğini açıklayan teorik çerçeve olarak kullanılır.
  5. Defuturing ve sustain-ability kavramları geçiş tasarımının normatif yönünü açıklamak için bağlanır.
  6. “İstenen”, “istenebilecek” ve “istemeye değer” geleceklerden oluşan üçlü ayrım önerilir.
  7. Bu ayrım bir refleksif vizyon oluşturma sürecine dönüştürülür.
  8. Radikal pragmatizm, alternatif gelecekler üzerinde deneysel eyleme geçmek için pratik felsefe olarak önerilir.

Kaynakta örneklem veya veri seti var mı?

Hayır. Kaynakta araştırma katılımcısı, deney örneklemi, görüşme grubu veya sayısal veri seti bulunmamaktadır. Dolayısıyla örneklem büyüklüğü, kontrol grubu, randomizasyon, veri bölme veya benzeri yöntemsel öğeler bu çalışma için uygulanabilir değildir.

İstatistiksel analiz var mı?

Hayır. Kaynak p-değeri, güven aralığı, etki büyüklüğü, regresyon, hipotez testi, korelasyon veya başka bir nicel istatistiksel yöntem kullanmamaktadır.

Matematiksel formül veya denklem var mı?

Hayır. Çalışmanın katkısı matematiksel model değildir. “İstenen → istenebilecek → istemeye değer” ayrımını sayısal bir skor, optimizasyon fonksiyonu veya karar denklemi olarak ifade eden bir formül kaynakta bulunmamaktadır.

Bu nedenle Verianla makalesinde “geleceğin arzu edilirlik puanı” veya benzeri uydurma bir denklem oluşturulmamıştır.

Üç kategori kesin ardışık basamaklar mıdır?

Kaynak üç kategoriyi refleksif pratiğin üç aşaması olarak sunmaktadır; ancak model mekanik bir algoritma değildir. İnsanların değerleri ve ontolojik koşulları değiştikçe değerlendirme tekrar edebilir. Bu nedenle Verianla şemasındaki geri dönüş oku, çalışmanın iteratif vizyon anlayışını açıklayan kavramsal bir gösterimdir; kaynakta tanımlanmış matematiksel döngü veya zorunlu prosedürel akış değildir.

Ana teorik sonuç 1: Mevcut arzu yeterli normatif kanıt değildir

Bir geleceğin bugün isteniyor olması, onun geçiş tasarımının hedefi olması için yeterli görülmemektedir. Arzunun nasıl üretildiği ve hangi sistemleri yeniden üretebileceği sorgulanmalıdır.

Ana teorik sonuç 2: İnsanların başka şeyleri istemesi mümkündür

Değerler ve tercihler değişmez değildir. İnsanlar alternatif ontolojik konumlarla anlamlı biçimde ilişki kurduğunda başka geleceklerin neden arzu edilir olabileceğini görebilir ve zamanla mevcut tercihlerini değiştirebilir.

Ana teorik sonuç 3: “İstemeye değer” çoğunluk tercihi değildir

Yazarın modelinde “istemeye değer gelecek”, başlangıçtaki çoğunluk arzusunun adı değildir. Farklı seçenekler arasındaki refleksif müzakere, sürdürülebilirlik gerekçeleri, pluriversal farklılıklar ve aktörler arasında yeterli uyum dikkate alınmalıdır.

Ana teorik sonuç 4: Tek bir evrensel gelecek zorunlu değildir

Pluriversal yaklaşım, farklı bağlamların farklı gelecek vizyonları üretebileceğini kabul eder. Dolayısıyla çalışma bütün toplumların kabul edeceği tek bir ideal gelecek tanımlamamaktadır.

Ana teorik sonuç 5: Vizyon geçici ve deneysel olmalıdır

Vizyonlar değişen değerler ve koşullar karşısında yeniden değerlendirilebilir. Bu nedenle geçiş yönelimli gelecek kurma yalnız geleceği düşünme faaliyeti değil, alternatif ontolojik koşulları kısmen deneyleme ve bu deneyimlerden öğrenme pratiği olarak ele alınmaktadır.

Ana teorik sonuç 6: Eylem için kusursuz uzlaşma beklenmemelidir

Yazar sosyo-ekolojik krizler karşısında sonsuz normatif müzakerenin eylemsizliğe dönüşebileceğini savunur. Yeterli gerekçe, motivasyon ve aktör uyumu varsa alternatiflerin kontrollü biçimde denenmesi radikal pragmatizmin merkezine yerleştirilir.

Çalışmanın desteklediği yorumlar

  • Geçiş tasarımında “arzu edilir gelecek” kavramı farklı normatif anlamlarda kullanılabilmektedir.
  • “İstenen” ile “istemeye değer” gelecek arasında kavramsal ayrım yapmak mümkündür ve yazar bunu gerekli görmektedir.
  • Ontolojik tasarım, mevcut arzuların nasıl şekillendiğini sorgulamak için teorik bir çerçeve sağlar.
  • Üç kavram refleksif vizyon oluşturma süreci için teorik bir yapı olarak önerilmektedir.
  • Sustain-ability, yazarın redirective practice yaklaşımındaki temel normatif yönelimdir.
  • Pluriversality tek bir evrensel gelecek vizyonu yerine çoğul ve bağlama duyarlı gelecekleri dikkate almayı destekler.
  • Radikal pragmatizm, yeterince gerekçelendirilmiş alternatif gelecekler üzerinde deneysel eyleme geçmeyi teşvik eden felsefe olarak önerilmektedir.

Çalışmanın desteklemediği yorumlar

  • Üç aşamalı çerçevenin ampirik olarak diğer vizyon yöntemlerinden üstün olduğu gösterilmemiştir.
  • Modelin toplumsal uzlaşmayı kesin olarak artırdığı ölçülmemiştir.
  • “İstemeye değer” geleceği otomatik olarak hesaplayan objektif bir puanlama sistemi bulunmamaktadır.
  • Her katılımcının refleksif süreç sonunda aynı değerleri benimseyeceği iddia edilmemektedir.
  • Pluriversal uyumun bütün çatışmaları ortadan kaldıracağı gösterilmemiştir.
  • Radikal pragmatizmin belirli politika sonuçlarında daha başarılı olduğu bu makalede test edilmemiştir.
  • Kaynak tek bir siyasi, ekonomik veya toplumsal gelecek modelini “doğru gelecek” olarak önermemektedir.

Çalışmanın yöntemsel ve yorum sınırları

İlk sınır, çerçevenin kavramsal olmasıdır. Kaynak kendi önerdiği üç kategoriyle yürütülmüş yeni bir katılımcı çalışması veya uygulama projesi sunmamaktadır. Dolayısıyla modelin gerçek vizyon oluşturma süreçlerinde nasıl davranacağı bu makalenin içinde ampirik olarak ölçülmemiştir.

İkinci sınır, “yeterli uyum”, “yeterli motivasyon” ve “pluriversal tutarlılık” gibi kavramların nicel karar eşiklerine dönüştürülmemiş olmasıdır. Bu durum kavramsal esneklik sağlarken, uygulamada farklı kolaylaştırıcıların kavramları farklı yorumlayabileceği anlamına da gelebilir. Kaynak bunlar için standart bir ölçüm ölçeği geliştirmemektedir.

Üçüncü sınır, çalışmanın etik ve normatif nitelikte olmasıdır. Sustain-ability'nin temel normatif yönelim olarak seçilmesi, ampirik bir laboratuvar bulgusundan değil çalışmanın teorik çerçevesinden kaynaklanmaktadır.

Dördüncü sınır, makalenin belirli bir saha bağlamında denenmiş uygulama protokolü vermemesidir. Geçiş tasarımı projelerinde hangi katılımcı seçimi, hangi kolaylaştırma yöntemi veya hangi karar prosedürünün en uygun olduğu kaynakta standartlaştırılmamaktadır.

Çalışmanın güçlü yönü

Çalışmanın temel güçlü yönü, geçiş tasarımında sıklıkla tek bir kelimeyle ifade edilen “desirable” kavramını üç farklı normatif duruma ayırarak tartışmanın nerede gerçekleştiğini görünür hale getirmesidir. Bu ayrım, “insanlar ne istiyor?” sorusu ile “başka neyi isteyebilirler?” ve “neyi istemek için yeterli gerekçeleri var?” sorularının birbirine karıştırılmasını azaltmayı amaçlar.

Model ayrıca tasarımın yalnız gelecek çözümleri üretmediğini; insanların gelecek hakkında neyi düşünebildiğini ve neyi arzu edilebilir gördüğünü de şekillendirdiği fikrini vizyon oluşturma sürecinin merkezine taşır.

Verianla Live / Live Figure uygunluğu

Çalışma Live Process için kısmen uygundur. Üç kavramsal aşama sırayla vurgulanabilir ve mevcut arzuların sorgulanmasından alternatiflerin değerlendirilmesine, oradan istemeye değer vizyonların müzakeresine uzanan süreç hareketli olarak gösterilebilir. Ancak kaynak zaman serisi, nicel veri veya ölçülmüş geçiş olasılığı sunmadığından Live Data, nicel grafik veya simülasyon üretmek bilimsel olarak uygun değildir.

Kaynak ve Yöntem Notu

Özgün başlık: Towards futures worth wanting: Three notions of desirable futures in transition-oriented futuring

Türkçe yayın başlığı: İstemeye Değer Geleceklere Doğru: Geçiş Yönelimli Gelecek Kurmada Arzu Edilir Geleceklerin Üç Kavrayışı

Yazar: Samuel Yu.

Afiliasyon: Transdisciplinary School, University of Technology Sydney.

İletişim: PDF'de Samuel Yu'nun University of Technology Sydney e-posta adresi verilmiştir. Ayrı bir “corresponding author” etiketi bulunmamaktadır; çalışma tek yazarlıdır.

Platform: SSRN.

SSRN abstract numarası: 7624999.

DOI: 10.2139/ssrn.7624999.

SSRN yayın/yükleme tarihi: 17 Ekim 2026.

Sayfa sayısı: 25.

Kaynak türü: Teorik/kavramsal araştırma preprinti. Yeni deneysel veya ampirik veri üretmemektedir.

Hakemlik durumu: Yüklenen PDF açık biçimde “This preprint research paper has not been peer reviewed” ifadesini taşımaktadır. 30 Ekim 2026 itibarıyla yapılan tam başlık bibliyografik kontrolünde aynı çalışmanın ayrı hakemli dergi sürümü tespit edilmemiştir.

Dergi / cilt / sayı: Yoktur; yüklenen çalışma SSRN preprintidir.

Yayınevi: Kaynakta bir dergi yayınevi kaydı bulunmamaktadır.

Resmî bağlantı: https://ssrn.com/abstract=7624999

Lisans: Yüklenen PDF'de ve incelenen görünür SSRN bibliyografik kaydında açık bir Creative Commons veya başka yeniden kullanım lisansı belirtilmemektedir. Bu nedenle kaynak sayfa tasarımı veya tablo görseli birebir kopyalanmamış; bilimsel kavramsal ilişkiler bağımsız HTML tablo ve ölçeksiz SVG olarak yeniden ifade edilmiştir.

Kaynakça: SSRN bibliyografik kaydı 64 kaynak göstermektedir. Kaynaklar gelecek çalışmaları, geçiş tasarımı, ontolojik tasarım, pragmatizm, etik, sustainability transitions, pluriversal tasarım ve deneyimsel gelecekler gibi alanları kapsamaktadır.

Formal yöntem bölümü: Ayrı bir Materials and Methods bölümü bulunmamaktadır. Çalışma literatür destekli teorik/kavramsal sentez yoluyla yeni bir kategorik çerçeve önermektedir.

Örneklem: Yoktur.

Kontrol grubu: Yoktur.

Veri seti: Yeni bir ampirik veri seti bulunmamaktadır.

İstatistiksel analiz: Yoktur.

Formül ve denklem: Kaynakta matematiksel formül veya denklem bulunmamaktadır.

Finansman: Yüklenen PDF'de ayrı bir finansman beyanı tespit edilmemiştir.

Çıkar çatışması: Yüklenen PDF'de ayrı bir çıkar çatışması beyanı tespit edilmemiştir.

Veri erişilebilirliği: Yeni veri seti olmadığı gibi PDF'de ayrı bir data availability beyanı da tespit edilmemiştir.

Yazar katkıları: Tek yazarlı çalışma olup ayrı bir CRediT/yazar katkıları bölümü bulunmamaktadır.

Kaynak içi editoryal not: Preprintte bazı yazım ve dilbilgisi sorunları bulunmaktadır. Bir atıf içinde “(PAGE)” yer tutucusu kalmıştır; bazı kaynak DOI'lerinde “https://doi.org/https://doi.org/...” biçiminde tekrarlanan URL yapısı görülmektedir. Bu editoryal sorunlar Verianla tarafından yeni bilimsel içerik üretilerek tamamlanmamıştır.

Kaynak tablo: Sayfa 17'de üç arzu edilir gelecek kavrayışını ve her birinin eleştirel değerlendirme görevini özetleyen iki sütunlu bir tablo bulunmaktadır. Bu bilgi Verianla makalesinde bağımsız HTML tablo ve özgün ölçeksiz süreç şemasıyla yeniden ifade edilmiştir.

Temel bilimsel yorum sınırı: Üçlü çerçeve teorik bir öneridir. Çalışma çerçevenin saha uygulamasında etkinliğini, katılımcı uzlaşmasını artırma derecesini veya sürdürülebilirlik sonuçlarını deneysel olarak ölçmemektedir.


Paylaş:

Yorumlar incelendikten sonra yayımlanır. Gönderdiğiniz yorum onay sürecine alınır ve uygun bulunduğunda görünür hâle gelir.

Bir yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir