Akademik araştırmalar, anlaşılır dil

Verianla | Akademik Araştırmalardan Türkçe Ekonomi ve Bilim İçerikleri

27 Eylül 2026, Pazar
VERİANLABağımsız bilim yayıncılığı
Menüyü aç veya kapat
...
Home / Sosyal Bilimler / Siyaset Bilimi / Yapay Zekâ ve Demokrasinin Geleceği: Seçimler, Dezenformasyon ve Anayasal Dayanıklılık
Siyaset Bilimi

Yapay Zekâ ve Demokrasinin Geleceği: Seçimler, Dezenformasyon ve Anayasal Dayanıklılık

Yapay zekâ tarafından üretilen sentetik ses, video ve görüntüler seçim dönemlerinde adayları, kamu görevlilerini ve seçim süreçlerini yanlış temsil edebilecek yeni bir düzenleme alanı oluşturmuştur.

14/09/2026  Veri Anla 85 görüntüleme
Yapay Zekâ ve Demokrasinin Geleceği: Seçimler, Dezenformasyon ve Anayasal Dayanıklılık

Yapay zekâ tarafından üretilen sentetik ses, video ve görüntüler seçim dönemlerinde adayları, kamu görevlilerini ve seçim süreçlerini yanlış temsil edebilecek yeni bir düzenleme alanı oluşturmuştur. Bu çalışma Brezilya, Avrupa Birliği, Amerika Birleşik Devletleri ve Güney Kore'nin 2023–2026 döneminde geliştirdiği farklı hukuki modelleri karşılaştırmaktadır. Brezilya'nın seçim yargısı etiketleme ve kaldırma yükümlülükleri geliştirmiş, Avrupa Birliği Digital Services Act kapsamında platformların seçim süreçlerine ilişkin sistemik riskleri değerlendirmesini ve azaltmasını istemiş, Güney Kore seçimlerden önceki 90 günlük dönemde belirli gerçekçi yapay zekâ üretimli kampanya içeriklerine geniş bir ceza yasağı getirmiş, California ise “maddi olarak aldatıcı” seçim içeriğine karşı sivil sorumluluk kurmuş ancak bu düzenleme Kohls v. Bonta davasında ifade özgürlüğü gerekçesiyle mahkeme tarafından durdurulmuştur. Kaynak, anayasal dayanıklılığı en iyi açıklayan değişkenin yaptırımın sertliği değil, düzenlemenin hedeflediği nesne olduğunu savunmaktadır: içeriğin doğru veya yanlış olduğuna hükmeden düzenlemeler daha yüksek anayasal risk taşırken, içeriğin sentetik kökeni, etiketlenmesi, dağıtım süreci ve platform risk yönetimine odaklanan düzenlemeler karşılaştırmalı olarak daha dayanıklı görünmektedir. Bu tez doğrultusunda çalışma Electoral Information Provenance Standard (EIPS) adlı, seçim içeriklerinde menşe, kademeli yükümlülük ve hızlı uygulama ilkelerine dayalı bir analitik çerçeve önermektedir.

Yapay zekâ seçim süreçleri için neden ayrı bir sorun yaratıyor?

Üretken yapay zekâ, ikna edici sentetik ses, video ve görsellerin üretim maliyetini büyük ölçüde düşürmüştür. Daha önce ileri teknik kapasite gerektiren sahte konuşma, video veya görüntüler artık çok daha geniş bir kullanıcı kitlesi tarafından üretilebilir hale gelmiştir.

Bu durum özellikle seçim dönemlerinde önemlidir; çünkü sentetik içerik:

  • bir adaya söylemediği bir sözü söylemiş gibi gösterebilir,
  • bir kamu görevlisini gerçekte gerçekleşmeyen bir eylem içinde gösterebilir,
  • oy verme süreci hakkında yanlış izlenim oluşturabilir,
  • mevcut siyasi içeriğin görünürlüğünü yapay biçimde artırabilir,
  • gerçek içeriklerin de “AI üretimi” olduğu iddiasıyla reddedilmesini kolaylaştırabilir.

Çalışma bu risklerin seçim sonuçlarını ne ölçüde değiştirdiğini ampirik olarak ölçmemektedir. İncelediği soru hukuki tasarımdır: devlet bu riske hangi araçlarla müdahale edebilir ve hangi düzenleme biçimi anayasal denetime daha dayanıklıdır?

Yapay Zekâ Destekli Seçim İçeriğinde Asıl Hukuki Ayrım Nedir?

Kaynağın temel ayrımı, düzenlemenin içeriğin “doğru veya yanlış” olmasına mı yoksa içeriğin nasıl üretildiği, etiketlendiği ve dağıtıldığına mı bağlandığıdır. Birinci yaklaşım siyasi ifadenin doğruluğunu devlet veya mahkeme tarafından değerlendirmeyi gerektirirken, ikinci yaklaşım içeriğin sentetik kökeni ve dağıtım altyapısı gibi daha nesnel teknik özelliklere odaklanır.

İçerik-merkezli düzenleme

Bir içerik-merkezli düzenleme, hukuki sonucu içeriğin anlamına bağlar.

Örneğin bir yasa şu soruyu sorabilir:

“Bu video seçmeni maddi olarak aldatacak kadar yanlış mı?”

Bu durumda mahkeme veya yetkili makam:

  • videoda ne söylendiğini,
  • gerçekte ne olduğunu,
  • izleyicinin nasıl algılayacağını,
  • ifadenin hiciv, parodi veya siyasi eleştiri olup olmadığını

değerlendirmek zorunda kalabilir.

Kaynağa göre bu tür doğruluk değerlendirmesi özellikle siyasi konuşmada ciddi ifade özgürlüğü sorunu doğurabilir.

Altyapı veya menşe-merkezli düzenleme

Menşe-merkezli yaklaşım farklı sorular sorar:

  • İçerik yapay zekâ tarafından mı üretildi?
  • Sentetik olduğu açık biçimde etiketlendi mi?
  • Bir kişinin görüntüsü için gerekli izin mevcut mu?
  • Platform seçim dönemindeki sistemik riskleri değerlendirdi mi?
  • Öneri algoritması etiketsiz sentetik içeriği aşırı biçimde güçlendiriyor mu?

Bu sorular içerikte ifade edilen siyasi görüşün doğru veya yanlış olduğuna karar vermeyi zorunlu kılmaz.

Neden “Bu İçerik Yanlış mı?” Sorusu Hukuken Daha Riskli Olabilir?

Çünkü siyasi söylemin doğru, yanlış, abartılı, hicivsel veya yanıltıcı olduğuna devletin karar vermesi, ifade özgürlüğünün merkezinde bulunan içerik temelli müdahale sorununu doğurabilir. Buna karşılık “Bu içerik yapay zekâ ile üretildi mi ve etiketlendi mi?” sorusu çoğu durumda siyasi fikrin doğruluğuna değil, doğrulanabilir bir üretim veya sunum özelliğine ilişkindir.

İfade özgürlüğü ve içerik tarafsızlığı

Çalışma, ABD'deki content neutrality doktrini ile diğer hukuk sistemlerindeki orantılılık analizleri arasında yapısal benzerlik kurmaktadır.

ABD'de siyasi konuşmayı içeriğine göre sınırlayan düzenlemeler genellikle sıkı anayasal denetime tabi olur. Devletin güçlü bir amacı bulunması yetmez; kullanılan aracın dar biçimde tasarlanması ve daha az sınırlayıcı alternatif bulunmaması gerekir.

Diğer hukuk sistemlerinde de “daha az hak sınırlayan alternatif” sorusu orantılılık analizinin temel bölümlerinden biridir.

Bu nedenle etiketleme, açıklama veya platform süreci gibi alternatifler mevcutsa geniş içerik yasağı daha zor savunulabilir.

Menşe ve doğruluk aynı şey değildir

Bir içerik tamamen yapay zekâ ile üretilmiş ancak doğru olabilir.

Örneğin gerçek ve doğrulanmış bir seçim sonucunu yapay sesle okutan bir video sentetik olabilir fakat yanlış olmak zorunda değildir.

Buna karşılık tamamen insan tarafından hazırlanmış bir siyasi içerik yanlış veya yanıltıcı olabilir.

Bu nedenle “AI üretimi” ile “dezenformasyon” birbirinin eş anlamlısı değildir.

Yapay Zekâ ile Üretilmiş Her Seçim İçeriği Dezenformasyon mudur?

Hayır. Yapay zekâ ile üretilmiş olmak içerik üretim biçimini tanımlar; dezenformasyon ise içeriğin yanıltıcı veya yanlış bilgi taşımasına ilişkin ayrı bir değerlendirmedir. Çalışmanın EIPS yaklaşımı bu nedenle sentetik kökenin açıkça bildirilmesini desteklerken, her yapay zekâ üretimi siyasi içeriğin otomatik olarak yasaklanmasını savunmamaktadır.

Brezilya modeli

Brezilya Superior Electoral Court (TSE), seçim propagandasını uzun süredir özel düzenleme alanı olarak yönetmektedir.

Kaynak özellikle şu düzenlemeleri inceler:

  • Resolução 23.610/2019,
  • Resolução 23.714/2022,
  • Resolução 23.732/2024,
  • Resolução 23.755/2026.

Resolução 23.732/2024

27 Şubat 2024'te kabul edilen düzenleme, 2024 belediye seçimlerinde yapay zekâ üretimli seçim içeriği için özel kurallar getirmiştir.

Kaynağın aktarımına göre Article 9-B, bir adayın görüntü veya sesini seçmeni yanıltabilecek biçimde oluşturmak, değiştirmek, çıkarmak veya birleştirmek amacıyla kullanılan belirli sentetik içerikleri sınırlar.

İzin verilen sentetik içeriklerin ise açık, belirgin ve erişilebilir biçimde yapay zekâ üretimi olarak işaretlenmesini gerektirir.

Açıkça hiciv veya sanatsal içerik niteliğinde olan ve aldatma niyeti taşımayan bazı içerikler için istisna öngörülmüştür.

Brezilya sisteminin neden hibrit olduğu

Brezilya modeli tamamen menşe-temelli değildir. Düzenlemede seçmeni yanıltma unsuru da bulunmaktadır.

Ancak çalışmaya göre sistemin pratik ağırlığının önemli bölümü:

  • etiketleme,
  • platform bildirimi,
  • hızlı kaldırma,
  • sentetik kökenin açık biçimde gösterilmesi

mekanizmalarında bulunmaktadır.

Bu nedenle kaynak Brezilya modelini içerik ve altyapı düzenlemesinin birleşimi olarak değerlendirmektedir.

2026 düzenlemesi

Kaynak, Resolução 23.755/2026'nın AI uygulama sağlayıcılarının ve konuşma asistanlarının seçim tercihi sıralaması, tavsiyesi veya benzeri biçimde siyasi yönlendirme üretmesine yönelik ek sınırlamalar getirdiğini aktarmaktadır.

Bu düzenleme, üretken yapay zekâ araçlarının artık yalnız içerik üreticisi değil aynı zamanda siyasi bilgi aracısı olabileceği varsayımına dayanmaktadır.

Brezilya'nın uygulama sorunu

2024 belediye seçimlerinde resmi yasaklara rağmen AI ile değiştirilmiş içerikler dolaşmaya devam etmiştir.

Kaynak bu durumu hukuki tasarımın anayasal dayanıklılığından ayrı bir mesele olarak değerlendirir.

Etiketleme ve kaldırma rejimi teorik olarak ayakta kalabilir; ancak platformlar yeterince hızlı tepki vermiyorsa seçim zararı yine oluşabilir.

Bir Düzenleme Anayasaya Uygun Olduğu Halde Pratikte Etkisiz Olabilir mi?

Evet. Çalışma anayasal dayanıklılık ile uygulama etkinliğini açık biçimde ayırmaktadır. Etiketleme veya platform risk yönetimi ifade özgürlüğü açısından daha savunulabilir olabilir; ancak platformun iş birliği yapmaması, denetim kapasitesinin sınırlı olması veya müdahalenin çok geç gerçekleşmesi durumunda seçim dönemindeki sentetik içerik zararını yeterince önleyemeyebilir.

Avrupa Birliği modeli

Avrupa Birliği, seçim deepfake'leri için ayrı tek bir yasaklayıcı yasa yerine Digital Services Act'in sistemik risk modelini kullanmaktadır.

Kaynak özellikle DSA'nın 34 ve 35. maddelerini incelemektedir.

DSA Article 34

Çok büyük çevrimiçi platformlar ve çok büyük arama motorları, hizmetlerinin tasarımı ve işleyişinden doğan sistemik riskleri değerlendirmek zorundadır.

Bunlar arasında:

  • sivil tartışma,
  • seçim süreçleri,
  • koordineli sahte davranış,
  • bot ağları,
  • manipüle edilmiş medya

gibi riskler bulunabilir.

DSA Article 35

Platformların tespit edilen risklere karşı makul, orantılı ve etkili azaltma önlemleri uygulaması gerekir.

Önemli nokta şudur: DSA'nın yapısı mahkemeye veya Komisyona her siyasi içeriğin doğru olup olmadığını tek tek belirleme görevi vermez.

Düzenleme daha çok şu süreçlere odaklanır:

  • öneri algoritmaları,
  • reklam sistemleri,
  • risk değerlendirmeleri,
  • içerik moderasyon mimarisi,
  • şeffaflık süreçleri.

DSA Neden EIPS Yaklaşımına Yakın Bir Modeldir?

Çünkü DSA'nın temel düzenleme nesnesi tek tek siyasi ifadelerin doğruluğundan çok platformun seçim risklerini nasıl tanımladığı, yönettiği ve azalttığıdır. Bu yapı, devletin doğrudan “siyasi hakikat hakemi” rolüne girmeden dağıtım altyapısını ve algoritmik güçlendirmeyi düzenlemeye çalışır.

DSA'nın zayıflığı

Kaynağa göre Avrupa modelinin anayasal açıdan daha dayanıklı görünmesi, pratikte kusursuz çalıştığı anlamına gelmemektedir.

2024–2025 dönemindeki Romanya, Almanya ve Polonya seçimleri üzerine aktarılan değerlendirmeler platform iş birliğinin değişken olduğunu ve düzenlemenin fiilî etkisinin düzenleyici baskıya bağlı kalabileceğini göstermektedir.

ABD ve California AB 2839

California Assembly Bill 2839, seçim döneminde “materially deceptive” olarak nitelenen dijital olarak oluşturulmuş veya değiştirilmiş ses ve görüntüler hakkında sivil tazminat ve ihtiyati tedbir mekanizmaları oluşturmuştur.

Düzenleme seçimden 120 gün önce başlayıp 60 gün sonrasına uzanan bir dönem için belirli seçim içeriklerini kapsamaktaydı.

Hiciv ve parodi için istisnalar bulunmasına rağmen, bunlara ayrıca disclaimer yükümlülükleri bağlanmıştı.

Kohls v. Bonta

Christopher Kohls, yapay zekâ ile değiştirilmiş ve o dönemde ABD Başkan Yardımcısı olan Kamala Harris'i içeren bir kampanya videosunun yaratıcısıydı.

Kohls, AB 2839'a karşı First Amendment temelli dava açmıştır.

California Eastern District federal mahkemesi ilk olarak düzenlemeye karşı ihtiyati tedbir vermiş, ardından esasa ilişkin değerlendirmede düzenlemeyi anayasaya aykırı bulmuştur.

Kohls v. Bonta Davasında California Yasası Neden Sorunlu Bulundu?

Mahkeme AB 2839'un belirli siyasi ifadeleri “maddi olarak aldatıcı” olup olmadıklarına göre ayırdığı için içerik temelli bir ifade sınırlaması olduğuna karar vermiştir. Seçim bütünlüğünü korumanın güçlü bir devlet amacı olduğunu kabul etmiş ancak hakaret, false light, telif hukuku ve daha dar platform veya açıklama mekanizmaları gibi daha az sınırlayıcı araçlar bulunduğundan yasanın yeterince dar tasarlanmadığı sonucuna ulaşmıştır.

Yaptırımın sivil olması neden yeterli değildi?

Çalışmanın önemli bulgularından biri, anayasal riskin yalnız yaptırımın sertliğine bağlı olmadığını göstermesidir.

California'nın yaptırımı ceza hapsi değil, sivil sorumluluk ve mahkeme emriydi.

Buna rağmen yasa içeriğin doğruluğuna ve aldatıcı karakterine bağlı olduğu için anayasal sorun yaşamıştır.

Böylece kaynak şu karşılaştırmalı sonuca ulaşmaktadır:

Yaptırımın ne kadar ağır olduğu kadar, hatta bazı durumlarda ondan daha fazla, düzenlemenin neyi hedeflediği önemlidir.

Yanlış oy verme bilgisi farklı değerlendirilebilir

Kaynak Kohls kararının bütün seçim dezenformasyonu düzenlemelerini yasaklamadığını özellikle belirtmektedir.

Örneğin oy verme:

  • tarihi,
  • saati,
  • yeri,
  • usulü

hakkındaki açık ve doğrulanabilir yanlış ifadeler için daha dar düzenlemelerin anayasal savunulabilirliği daha yüksek olabilir.

Çünkü burada siyasi görüşün doğruluğundan ziyade doğrudan seçim işleminin işleyişi söz konusudur.

Güney Kore modeli

South Korea Public Official Election Act'e Aralık 2023'te eklenen Article 82-8, Ocak 2024'te yürürlüğe girmiştir.

Düzenleme seçimlerden önceki 90 günlük dönemde gerçek olduğu sanılabilecek kadar gerçekçi AI üretimli ses, görüntü veya videoların seçim kampanyasında üretimini ve dağıtımını geniş biçimde yasaklamaktadır.

Kaynağa göre yaptırımlar yedi yıla kadar hapis veya yüksek para cezalarına ulaşabilmektedir.

90 günlük dönem dışında ise bu tür materyalin AI üretimi olduğunun açık biçimde belirtilmesi gerekir.

Güney Kore Düzenlemesi Doğrudan “Yanlış İçerik” mi Yasaklıyor?

Tam olarak değil. Article 82-8'in tetikleyici koşulu içeriğin doğruluğundan çok gerçekmiş gibi algılanabilecek sentetik yapısıdır. Ancak 90 günlük dönemde etiketli, hicivsel veya aldatıcı olmayan sentetik içerikleri de geniş biçimde kapsayabilmesi nedeniyle kaynak bu sistemi yine de aşırı genişlik ve daha az kısıtlayıcı etiketleme alternatifi bakımından anayasal risk altında görmektedir.

2011 Güney Kore emsali

Kaynak, Constitutional Court of Korea'nın 2011'de Public Official Election Act'in önceki Article 93(1) hükmündeki seçimlerden önce 180 günlük geniş internet kampanya yasağını iptal ettiğini hatırlatmaktadır.

Mahkeme meşru seçim bütünlüğü amacını kabul etmiş ancak genel yasağı daha az sınırlayıcı araçlar bulunduğu için aşırı bulmuştur.

Bu emsal, Article 82-8'e karşı 2025'te yapılan anayasa şikâyeti bakımından önemlidir.

Derdest anayasa şikâyeti

Open Net Korea, 1 Ekim 2025'te Article 82-8'e karşı anayasa şikâyeti başlatmıştır.

Kaynağın yazıldığı Ağustos 2026 itibarıyla dava henüz sonuçlanmamıştır.

Bu nedenle Güney Kore modelinin nihai anayasal dayanıklılığı hakkında kesin sonuç verilemez.

Çalışmanın Yöntemi ve Bulguları

Yöntem

Çalışma temel olarak üç yaklaşımı birleştirmektedir:

  1. Doktrinel hukuk analizi: seçim düzenlemeleri, ifade özgürlüğü, dar tasarım ve orantılılık.
  2. Karşılaştırmalı hukuk: Brezilya, AB, ABD ve Güney Kore'nin farklı modellerinin karşılaştırılması.
  3. Kurumsal analiz: seçim dönemindeki hızlı müdahale kapasitesi, platform iş birliği ve düzenleyici kurum yapıları.

Çalışma sentetik medyanın seçmen davranışına veya seçim sonucuna nedensel etkisini ölçen ampirik araştırma değildir.

Dört düzenleme modelinin karşılaştırması

Hukuk düzeniTemel modelAna düzenleme nesnesiKaynağın değerlendirmesi
BrezilyaEtiketleme + kaldırmaSentetik köken ve kısmen aldatmaAnayasal sorun yerine uygulama kapasitesi öne çıkıyor
Avrupa BirliğiPlatform sistemik risk yönetimiDağıtım ve platform süreçleriDoktrinel olarak dayanıklı, uygulamada platform iş birliğine bağlı
California / ABDSivil sorumluluk“Maddi olarak aldatıcı” içerikKohls v. Bonta'da anayasal olarak başarısız
Güney Kore90 günlük geniş ceza yasağıGerçekçi sentetik medya kategorisiAnayasa şikâyeti çalışma tarihinde derdest

Kurumsal hız problemi

Seçim dezenformasyonu sıradan yargı süreçlerinden farklı bir zaman ölçeğinde işler.

Bir deepfake'in en büyük etkisi ilk birkaç saat içinde gerçekleşebilir. Mahkeme kararı günler veya haftalar sonra verilirse hukuki sonuç doğru olsa bile seçim zararı çoktan ortaya çıkmış olabilir.

Bu nedenle kaynak “enforcement velocity”, yani uygulama hızını bağımsız bir tasarım parametresi olarak ele almaktadır.

Seçim Dezenformasyonunda Neden Uygulama Hızı Ayrı Bir Hukuki Tasarım Sorunudur?

Çünkü sentetik seçim içeriğinin etkisi çoğu zaman ilk yayılım saatlerinde yoğunlaşır. Standart dava veya idari inceleme süreçleri günler ya da haftalar alırsa içerik hakkında nihai karar doğru olsa bile koruma işlevini zamanında yerine getiremeyebilir; bu nedenle hızlı platform müdahale pencereleri düzenlemenin fiilî etkinliğinin parçasıdır.

Brezilya'daki kurumsal yapı

Brezilya TSE modeli, seçim uyuşmazlıklarında uzmanlaşmış yargısal kurum avantajına sahiptir.

Ancak AI içeriğinin teknik olarak doğrulanması için platform veya harici uzman desteğine ihtiyaç duyabilir.

AB'deki kurumsal yapı

DSA, sorumluluğu:

  • platformlar,
  • ulusal Digital Services Coordinator kurumları,
  • Avrupa Komisyonu

arasında dağıtmaktadır.

Bu dağıtılmış yapı tek bir kurumun siyasi ifade üzerinde aşırı güç kazanmasını sınırlayabilir; ancak koordinasyon maliyeti ve değişken platform uyumu ortaya çıkarabilir.

Güney Kore'deki kurumsal yapı

National Election Commission ile National Forensic Service'in geliştirdiği AI deepfake detection modelinin güçlü teknik kapasite sağladığı aktarılmaktadır.

Ancak hızlı tespit ve kaldırma yetkisi, aynı zamanda seçim döneminde devletin siyasi ifade üzerinde güçlü müdahale kapasitesine sahip olması anlamına gelir.

Kaynağa göre anayasal tartışma bu hız–etkinlik–özgürlük üçgeninde şekillenmektedir.

EIPS Nedir?

Electoral Information Provenance Standard (EIPS), yapay zekâ destekli seçim içeriği düzenlemelerini değerlendirirken siyasi ifadenin doğruluğuna hükmetmek yerine içeriğin menşei, üretim ve dağıtım zinciri ile müdahale hızını merkeze alan, kaynak çalışmanın önerdiği üç bileşenli analitik standarttır.

1. Menşe doğruluktan önce gelmelidir

EIPS'in ilk ilkesi provenance-over-veracity yaklaşımıdır.

Düzenleme mümkün olduğunca şu sorulara bağlanmalıdır:

  • İçerik AI üretimi mi?
  • AI üretimi olduğu açıklandı mı?
  • Kullanılan kişinin görüntü veya sesi için gerekli izin var mı?
  • Teknik etiket veya metadata mevcut mu?

ve mümkün olduğunca şu açık uçlu sorudan kaçınmalıdır:

“Bu siyasi ifade yeterince doğru mu?”

2. Kademeli yükümlülük

İkinci EIPS ilkesi, yükümlülüğü dağıtım zincirindeki aktörün konumuna göre belirlemektir.

AktörEIPS yaklaşımındaki temel yükümlülük
İçerik üreticisiSentetik içeriği açık biçimde etiketlemek
PlatformSeçim riskini ve algoritmik güçlendirmeyi değerlendirmek
Büyük / tekrarlayan dağıtıcıDaha yüksek özen ve hızlı müdahale yükümlülüğü
Seçim otoritesiSınırlı, hızlı ve belirli durumlarda müdahale

Böylece aynı yükümlülük küçük kullanıcı ile milyonlarca kişiye erişen platforma eşit biçimde uygulanmaz.

3. Uygulama hızı

EIPS'in üçüncü ilkesi seçim zamanlamasına uygun müdahaledir.

Yasal sistem, ihlalin tespitinden sonra platformların hangi süre içinde tepki vermesi gerektiğini mümkün olduğunca önceden tanımlamalıdır.

Kaynak Brezilya'daki platform mutabakatlarını bu yaklaşımın pratik örneklerinden biri olarak ele almaktadır.

EIPS dört modele uygulandığında

Brezilya: Etiketleme bölümü EIPS ile güçlü biçimde uyumludur; aldatma niyeti değerlendirmesi içeren kısımlar daha yüksek içerik-merkezli risk taşır.

Avrupa Birliği: DSA menşe ve kademeli yükümlülük ilkelerine yakındır ancak hızlı uygulama bakımından platform uyumu sorunu yaşayabilir.

California: AB 2839 içerik doğruluğu ve aldatıcılığı üzerine kurulduğundan EIPS'in ilk ilkesini karşılamaz.

Güney Kore: Düzenleme doğrudan doğruluk testi yapmasa da tüm gerçekçi sentetik içeriğe geniş ve tek tip yasak uyguladığı için kademeli yükümlülük ve daha az kısıtlayıcı alternatif ilkeleri bakımından sorunludur.

EIPS Deepfake'leri Tamamen Yasaklamayı mı Öneriyor?

Hayır. EIPS'in ana yaklaşımı bütün sentetik seçim içeriğinin yasaklanması değil, sentetik kökenin açık biçimde gösterilmesi, platformların dağıtım riskini yönetmesi ve daha ağır müdahalelerin daha açık ve sınırlı durumlara ayrılmasıdır. Kaynak özellikle açık uçlu “yanıltıcı siyasi içerik” yasaklarının ifade özgürlüğü açısından daha yüksek risk taşıdığını savunmaktadır.

EIPS'in güçlü karşı argümanı

Kaynak kendi önerisine karşı en güçlü itirazı da ayrıntılı biçimde ele almaktadır.

Bir aktör sentetik içeriği açıkça etiketlese bile:

  • kullanıcı etiketi görmezden gelebilir,
  • etiket kesilerek başka platforma yüklenebilir,
  • içerik kapalı mesajlaşma kanallarında dolaşabilir,
  • tek tek içeriklerden bağımsız olarak “hiçbir şeye güvenilemez” atmosferi oluşabilir.

Dolayısıyla menşe-temelli yaklaşım seçim bilgi ortamının bütün sistemik sorunlarını çözmeyebilir.

Atmosferik bilgi zararı

Makale özellikle tek tek yanlışların ötesindeki daha geniş soruna dikkat çekmektedir: çok sayıda sentetik içeriğin varlığı, gerçek görüntü ve kayıtların dahi kolayca “deepfake” olduğu iddiasıyla reddedilebildiği bir bilgi ortamı oluşturabilir.

EIPS'in tek içerik düzeyindeki etiketleme mekanizması bu sorunu tamamen ortadan kaldırmayabilir.

Kaynak DSA'nın platform ölçeğinde sistemik risk yaklaşımını bu daha geniş soruna verilen en güçlü karşılıklardan biri olarak görmektedir.

Çalışmanın desteklediği

  • 2023–2026 döneminde Brezilya, AB, ABD ve Güney Kore'nin yapay zekâ seçim içeriğine farklı hukuki modeller geliştirdiğini gösterir.
  • Düzenlemenin hedefinin, anayasal dayanıklılık bakımından yaptırımın sertliğinden bağımsız önemli değişken olduğunu savunur.
  • Menşe, etiketleme ve platform süreçlerine odaklanan modellerin karşılaştırmalı olarak daha dayanıklı göründüğünü ileri sürer.
  • Kohls v. Bonta'yı içerik-temelli düzenlemenin anayasal riskine güçlü örnek olarak kullanır.
  • Güney Kore'nin 90 günlük yasağının daha az sınırlayıcı etiketleme alternatifi bakımından anayasal risk taşıdığını belirtir.
  • Uygulama hızının bağımsız bir kurumsal tasarım sorunu olduğunu vurgular.
  • EIPS adlı üç bileşenli seçim bilgisi menşe standardı önerir.

Çalışmanın desteklemediği

  • Yapay zekâ deepfake'lerinin belirli seçimlerin sonucunu değiştirdiğini ampirik olarak kanıtlamaz.
  • Menşe temelli düzenlemelerin her zaman pratik olarak daha etkili olduğunu göstermez.
  • Bütün içerik temelli seçim düzenlemelerinin anayasaya aykırı olduğunu ileri sürmez.
  • Bütün yapay zekâ üretimli siyasi içeriğin yanlış veya zararlı olduğunu varsaymaz.
  • Brezilya veya AB modelinin uygulamada kusursuz olduğunu savunmaz.
  • Güney Kore Article 82-8'in kesin olarak anayasaya aykırı olduğunu söylemez; çalışma tarihinde dava derdesttir.
  • EIPS'in bugün yürürlükte bulunan bağlayıcı uluslararası hukuk standardı olduğunu iddia etmez.

Temel sınırlılıklar

Birinci sınırlılık, karşılaştırmalı örneklemin dört hukuk düzeniyle sınırlı olmasıdır. Birleşik Krallık, Hindistan veya diğer ABD eyaletleri gibi farklı modeller çalışmanın kapsamı dışındadır.

İkinci olarak çalışma doktrinel ve kurumsal niteliktedir; deepfake görülme sıklığı, erişim büyüklüğü veya seçmen davranışına etkisi hakkında özgün ampirik analiz yapmamaktadır.

Üçüncü olarak Güney Kore Article 82-8'e ilişkin anayasa şikâyeti kaynak yazıldığı sırada sonuçlanmamıştır.

Dördüncü olarak DSA'nın seçim risk yönetimi uygulaması hâlâ gelişmektedir; bu nedenle uzun vadeli hukuki ve kurumsal başarısı kesin değildir.

Beşinci olarak EIPS ampirik olarak test edilmiş bir seçim güvenliği modeli değil, karşılaştırmalı hukuk analizinden türetilen tanısal ve tasarımsal bir çerçevedir.

Kaynak ve Yöntem Notu

Özgün başlık:Artificial Intelligence and the Future of Democracy: Elections, Disinformation and Constitutional Resilience

Yazar: Northon Salomão de Oliveira.

ORCID: 0009-0007-4038-0609.

Kurumsal/mesleki tanım: OAB São Paulo, Brazil.

Yazım tarihi: 21 Ağustos 2026.

Kaynak türü: Doktrinel, karşılaştırmalı ve kurumsal seçim hukuku araştırması.

Dergi / DOI / yayınevi: Yüklenen belgede belirtilmemiştir.

Hakemlik durumu: Kaynak belgede hakem değerlendirmesini doğrulayan bilgi bulunmamaktadır.

İncelenen hukuk düzenleri: Brezilya, Avrupa Birliği, Amerika Birleşik Devletleri ve Güney Kore.

Başlıca düzenlemeler: TSE Resolutions 23.610/2019, 23.714/2022, 23.732/2024 ve 23.755/2026; Digital Services Act Articles 34–35; South Korea Public Official Election Act Article 82-8; California AB 2839.

Başlıca dava ve anayasal örnekler: Kohls v. Bonta; Constitutional Court of Korea'nın 2011 Article 93(1) kararı; Open Net Korea'nın Article 82-8'e karşı 2025 anayasa şikâyeti.

Özgün analitik ayrım: content-based regulation / infrastructure-based regulation — içerik-merkezli düzenleme / altyapı ve menşe-merkezli düzenleme.

Özgün öneri: Electoral Information Provenance Standard (EIPS).

EIPS temel ilkeleri: provenance-over-veracity, graduated obligation ve enforcement velocity.

Yapay zekâ kullanım bildirimi: Yazar, makalenin hazırlanması sırasında taslak desteği, araştırma organizasyonu, literatür keşfi, analitik yapılandırma, dil iyileştirme ve hukuki kaynakların web üzerinden doğrulanması amacıyla yapay zekâ tabanlı araçlardan yararlandığını; bütün hukuk analizini, yorumları ve sonuçları kendisinin kontrol edip sorumluluğunu üstlendiğini bildirmiştir.

Temel yöntemsel sınır: Çalışma, yapay zekâ destekli seçim dezenformasyonunun seçmen davranışına veya seçim sonuçlarına etkisini ölçen ampirik bir araştırma değildir; karşılaştırmalı anayasal dayanıklılık ve düzenleme tasarımını incelemektedir.


Paylaş:

Yorumlar incelendikten sonra yayımlanır.Gönderdiğiniz yorum onay sürecine alınır ve uygun bulunduğunda görünür hâle gelir.

Bir yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir

Your experience on this site will be improved by allowing cookies Cookie Policy