Kentsel taşkın kırılganlığı, bir şehirdeki insanların, yapıların, altyapının ve toplumsal sistemlerin taşkın tehlikesinin olumsuz sonuçlarına ne ölçüde açık ve duyarlı olduğuyla ilişkili bir değerlendirme alanıdır. Ahyahudin Sodri ve çalışma arkadaşlarının araştırması, taşkın kırılganlığını belirlemek için kullanılan teknolojilerle toplumun afete hazırlığı arasındaki ilişkinin bilimsel literatürde nasıl ele alındığını inceleyen bibliyometrik ve sistematik bir derlemedir. Scopus veri tabanından belirlenen 47 kayıt arasından seçilen 27 bilimsel çalışma değerlendirilmiş; coğrafi bilgi sistemleri (GIS), LiDAR, uzun-kısa süreli bellek ağları (LSTM), makine öğrenmesi, topluluk kaynaklı veri platformları ve blokzincir gibi teknolojilerin uygulamaları, toplum katılımı ve hazırlık araştırmalarıyla birlikte yorumlanmıştır.
Derleme, teknik taşkın değerlendirmesindeki gelişmelerin toplumun hazırlık kapasitesini kendiliğinden artırmadığını ortaya koyan mevcut araştırma bulgularını bir araya getirmektedir. Teknolojik tahmin, haritalama ve veri paylaşım sistemlerinin değerini belirleyen yalnız teknik performans değildir. Risk bilgisinin anlaşılması, güvenilir bulunması, yerel koşullara uygun olması ve insanların uygulanabilir koruyucu eylemler geliştirebilmesi de önem taşımaktadır.
Araştırmacılar, gelecekte geliştirilecek bütünleşik bir kentsel taşkın kırılganlığı indeksinin teknolojik kapasite, toplum katılımının niteliği, sosyoekonomik kırılganlık ve yönetişim hazırlığı olmak üzere dört tamamlayıcı boyutu içermesini önermektedir. Ancak araştırmada bu dört boyutu birleştiren nihai sayısal indeks formülü, doğrulanmış ağırlıklar veya bağımsız saha performansı sunulmamaktadır.
Bilimsel yorum sınırı: Makalede ele alınan LSTM, LiDAR, GIS, blokzincir ve sanal gerçeklik uygulamaları, sistematik derlemede incelenen önceki araştırmalara aittir. Bunların tamamı mevcut çalışmanın yazarları tarafından yeni bir deney düzeneğinde geliştirilmiş veya birlikte test edilmiş değildir.
1. Kentsel taşkınların sürdürülebilir şehir planlaması açısından önemi
Şehirlerde taşkın tehlikesi, yağışın miktarı ve şiddeti kadar kentsel yüzeylerin, drenaj altyapısının, doğal akarsu ağlarının ve yerleşim biçiminin özellikleriyle de ilişkilidir. Kaynak çalışma, iklim değişikliği ve aşırı meteorolojik olayların kentsel taşkın yönetimini daha karmaşık hale getirdiğini vurgulamaktadır.
Yol, otopark, bina ve diğer sert yüzeylerin yaygınlaşması yağmur suyunun toprağa sızabileceği alanları sınırlayabilir. Su yüzeyde biriktiğinde veya drenaj sistemine aktarıldığında, sistemin taşıma kapasitesi yoğun yağış sırasında yetersiz kalabilir.
Kentsel akarsuların doğal yataklarının değiştirilmesi, üzerlerinin kapatılması ve suyun kapalı kanallara yönlendirilmesi de hidrolojik davranışı etkileyebilir. Bu nedenle taşkın yönetimi yalnız bir kanalın veya borunun kapasitesinden ibaret değildir; bütün havzanın ve kentsel yerleşimin birlikte değerlendirilmesini gerektirir.
Kaynak, bu sorunlara karşı mavi-yeşil altyapılar ve doğa temelli çözümlerin önem kazandığını tartışmaktadır. Bu çözümler suyun tutulması, geciktirilmesi, toprağa sızması ve açık alanlarda yönetilmesi gibi işlevlerle ilişkili olabilir. Ancak belirli bir çözümün gerçek performansı yerel toprak, topografya, yağış ve tasarım koşullarına bağlıdır.
Plüvyal Taşkın Nedir ve Nehir Taşkınından Nasıl Ayrılır?
Plüvyal taşkın (pluvial flooding), yoğun yağışın yerel drenaj ve yüzey suyu uzaklaştırma kapasitesini aşması sonucunda oluşabilen yağış kaynaklı su baskınıdır. Bu tür taşkının gerçekleşmesi için mutlaka bir nehrin yatağından taşması gerekmez. Nehir taşkınında ise akarsu debisi ve su seviyesinin nehir yatağının taşıma koşullarını aşması belirleyicidir. Kaynak derleme özellikle yoğun yağış, yüzey akışı, kentsel drenaj ve ani taşkın tehlikeleriyle ilişkili araştırmaları değerlendirmektedir.
2. Yağış, yüzey akışı ve geçirimsiz yüzey ilişkisi
Bir yağış olayında suyun bir bölümü yüzeyde akabilir, bir bölümü toprağa sızabilir ve bir bölümü farklı geçici depolama süreçlerine katılabilir. Bu dağılım arazi örtüsü, eğim, toprak özellikleri, önceki nem koşulları ve altyapı tarafından etkilenir.
Geçirimsiz yüzeylerin artması, diğer koşullar aynı olduğunda, yüzey akışının önemini artırabilir. Bununla birlikte bütün yağışların aynı oranda yüzey akışına dönüşeceği varsayılamaz.
Taşkın değerlendirmelerinde yalnız toplam yağış miktarı değil, yağışın zaman içinde nasıl dağıldığı da önemlidir. Kısa sürede yüksek miktarda yağış, aynı toplam miktarın daha uzun süreye yayılmasından farklı hidrolik sonuçlar doğurabilir.
Kaynak derleme bu hidrolojik mekanizmaları önceki çalışmalar üzerinden tartışmaktadır. Derleme yazarları yeni bir yağış-akış deneyinin ölçüm sonuçlarını raporlamamıştır.
3. Taşkın tehlikesi, maruziyet, kırılganlık ve hazırlık arasındaki ayrımlar
| Kavram | Bilimsel anlamı | Değerlendirme konusu |
|---|---|---|
| Taşkın tehlikesi | Su baskınına yol açabilecek fiziksel olay ve özellikleri | Yağış, su seviyesi, taşkın yayılımı ve ilgili fiziksel koşullar |
| Maruziyet | Tehlikeden etkilenebilecek insanların veya varlıkların tehlike alanında bulunması | Nüfus, binalar, yollar ve diğer altyapı |
| Kırılganlık | Olumsuz etkilenme olasılığını ve sonuçlarının ağırlığını belirleyen duyarlılıklar | Fiziksel, sosyal, ekonomik ve kurumsal koşullar |
| Afete hazırlık | Tehlike öncesinde geliştirilen kapasite ve gerçekleştirilen koruyucu faaliyetler | Planlama, eğitim, uyarı sistemlerine erişim ve önlemler |
| Dayanıklılık | Olumsuz olayların etkilerini karşılama, bunlara uyum sağlama ve işlevleri sürdürebilme veya yeniden kazanabilme kapasitesi | Toplumsal ve altyapısal uyum ile toparlanma |
| Su güvenliği | Su ile ilişkili ihtiyaçların ve tehditlerin sürdürülebilir biçimde yönetilmesi | Suya erişim, kalite, altyapı ve su kaynaklı tehlikeler |
Bu kavramlar birbirleriyle ilişkili olsa da aynı büyüklüğü ölçmez. Bir bölgenin taşkın tehlikesi yüksek olabilir fakat maruz kalan nüfus veya altyapı sınırlı olabilir. Başka bir bölgede fiziksel tehlike daha düşük olsa bile sosyoekonomik kırılganlık nedeniyle sonuçlar ağırlaşabilir.
Kaynak çalışma, taşkın riskini yalnız fiziksel haritalarla değerlendirmeyen, toplumun hazırlık koşullarını da dikkate alan bir yaklaşımın gerekliliğini tartışmaktadır.
4. Su güvenliği ile taşkın yönetimi arasındaki bağlantı
Su güvenliği, yalnızca yeterli miktarda suyun bulunması anlamına indirgenemez. Kentlerde su sistemlerinin sürekliliği, altyapının korunması, su kalitesi ve suyla ilişkili tehlikelerin yönetilmesi de önemlidir.
Yoğun taşkınlar ulaşım ve kanalizasyon altyapısını etkileyebilir; su hizmetlerinde kesintilere ve çevresel kirlenme risklerine katkıda bulunabilir. Bu nedenle taşkınlara hazırlık ve sürdürülebilir su yönetimi ayrı alanlar olarak değil, ilişkili planlama gereksinimleri olarak değerlendirilebilir.
Kaynak derleme, taşkın kırılganlığı ile toplumun hazırlık düzeyini ortak değerlendirme sistemine yerleştirmenin uzun vadeli su güvenliğine katkı sağlayabilecek bir araştırma yönü olduğunu ileri sürmektedir. Ancak söz konusu katkının büyüklüğünü ölçen yeni bir su güvenliği saha deneyi bulunmamaktadır.
5. Literatürde belirlenen temel araştırma boşluğu
Mevcut araştırmaların bir bölümü taşkın tahmininin teknik doğruluğunu artırmaya, başka bir bölümü coğrafi kırılganlık haritaları geliştirmeye, diğerleri ise risk algısı ve toplumsal hazırlık düzeyini anlamaya odaklanmaktadır.
Bu araştırma çizgilerinin ayrı ilerlemesi, teknik bir sistemin ürettiği bilginin toplumda gerçekten kullanılabilir hazırlık kapasitesine dönüşüp dönüşmediğinin değerlendirilmesini zorlaştırabilir.
Örneğin yüksek çözünürlüklü bir taşkın haritasının bulunması, haritanın ilgili topluluk tarafından anlaşılmasını veya insanların hangi koruyucu önlemleri uygulayacaklarını bilmesini otomatik olarak sağlamaz.
Benzer biçimde bir tahmin algoritmasının teknik değerlendirmede başarılı olması, uyarıların düşük gelirli veya dijital erişimi sınırlı hanelere ulaştığını kanıtlamaz.
Derlemenin temel bilimsel sorusu, kentsel taşkın kırılganlığının teknolojik değerlendirme yöntemleriyle toplumun hazırlık kapasitesi bir arada dikkate alınarak nasıl incelenebileceğidir.
Taşkın Tahmininde LSTM, GIS ve LiDAR Nasıl Kullanılır?
Uzun-kısa süreli bellek ağları (Long Short-Term Memory, LSTM), birbirini izleyen hidrolojik ölçümlerden zamansal örüntüler öğrenmek amacıyla kullanılabilen sinir ağı modelleridir. Coğrafi bilgi sistemleri (Geographic Information Systems, GIS), konuma bağlı verilerin yönetilmesini, birleştirilmesini ve mekânsal olarak analiz edilmesini sağlar. LiDAR (Light Detection and Ranging) ise lazer temelli uzaklık ölçümleriyle yüzey geometrisinin ayrıntılı temsilini destekleyen bir algılama yöntemidir. Kaynak derleme bu teknolojilerin önceki araştırmalardaki kullanımını incelemiş, üç teknolojiyi tek bir doğrulanmış taşkın tahmin sisteminde birleştiren yeni bir uygulama sunmamıştır.
6. LSTM: Hidrolojik zaman serilerinin incelenmesi
LSTM, tekrarlayan sinir ağı ailesinde yer alan ve ardışık verilerdeki bağımlılıkları öğrenmek için tasarlanmış bir model türüdür. Su seviyesi, akış ve yağış gibi zaman içinde ölçülen değişkenlerin birlikte değerlendirilmesinde kullanılabilir.
Kaynakta incelenen çok değişkenli hidrolojik modelleme çalışmasında iki hidrolojik istasyondan elde edilen su seviyesi, akış ve yağış ölçümlerinden yararlanıldığı belirtilmektedir.
Modelin çok değişkenli olması, tek bir önceki su seviyesi değerine değil, farklı ölçüm türlerinden gelen bilgilere dayanarak tahmin ilişkileri kurabilmesi anlamına gelir.
LSTM mimarisindeki bellek ve kapı mekanizmaları, geçmiş bilgilerin sonraki tahminlerde kullanılmasına ve hangi bilgilerin tutulup güncelleneceğinin öğrenilmesine yardımcı olur.
Ancak ilgili derleme, bu model için yeni bir LSTM eğitimi gerçekleştirmediğinden öğrenme oranı, katman sayısı, hücre sayısı, tahmin ufku, eğitim-test ayrımı veya yeni hata değeri raporlamamaktadır.
LSTM sonuçları neyi kanıtlar?
Önceki hidrolojik araştırmalardan aktarılan bulgular, LSTM'nin belirli su seviyesi tahmin görevlerinde yararlı olabileceğini göstermektedir. Ancak belirli veri kümesinde elde edilmiş bir sonuç, modelin her havzada veya her aşırı yağışta aynı performansı göstereceğini kanıtlamaz.
Özellikle sürekli ve yeterli nitelikte hidrolojik zaman serisi bulunmayan bölgelerde modelin geliştirilmesi ve güvenilir biçimde sınanması daha güç olabilir.
7. GIS: Taşkın tehlikesinin coğrafi dağılımı
GIS, coğrafi konuma bağlı bilgileri katmanlar üzerinden değerlendirmeye olanak sağlar. Taşkın araştırmalarında arazi kullanımı, yükseklik, eğim, akarsu ağı, yerleşim alanı ve altyapı gibi veriler bir araya getirilebilir.
Örneğin aynı yağış koşullarına maruz kalan iki yerleşim bölgesinin topoğrafik ve altyapısal özellikleri farklı olabilir. GIS tabanlı analizler bu tür mekânsal farklılıkların belirlenmesine yardımcı olur.
GIS, tek başına belirli bir taşkının gerçekleşme zamanını kesin olarak söyleyen bir mekanizma değildir. Sonuçların kapsamı kullanılan veri, analiz yöntemi ve varsa hidrolojik modelin varsayımlarına bağlıdır.
8. LiDAR: Yüzey geometrisinin ölçülmesi
LiDAR sistemleri, gönderilen lazer ışığının geri dönüş özelliklerinden yararlanarak uzaklık ölçümleri elde eder. Bu ölçümler uygun işleme süreçlerinden geçirilerek üç boyutlu nokta bulutları ve arazi yüzeyi temsilleri oluşturulabilir.
Taşkın değerlendirmesinde arazi yüzeyinin geometrisi önemlidir; çünkü yükseklik farkları ve yerel topografya, suyun potansiyel akış yollarını ve birikme alanlarını etkileyebilir.
Yüksek ayrıntılı topografik veri, hidrolik veya mekânsal modeller için değerli bir girdi olabilir. Ancak LiDAR verisi tek başına bütün hidrolik parametreleri içermez. Yağış, yüzey pürüzlülüğü, drenaj ve diğer fiziksel koşullar da ilgili modele göre gerekli olabilir.
Derlemede incelenen Cape Girardeau araştırması, LiDAR ve GIS kullanımıyla jeolojik tehlikeleri de ele almaktadır. Bu çalışma doğrudan yalnız kentsel yağmur suyu baskınlarıyla sınırlı değildir. Dolayısıyla incelenen her LiDAR uygulaması aynı taşkın olgusunu ölçüyormuş gibi değerlendirilmemelidir.
9. Makine öğrenmesi, SHAP ve tahmin hata ölçütleri
Derlemede küçük akarsulardaki su seviyesi tahminine yönelik yapay sinir ağı (ANN) ve XGBoost karşılaştırmasını içeren bir araştırma da yer almaktadır.
Bu çalışmada yağış, su seviyesi, hava sıcaklığı ve çiy noktası sıcaklığı gibi meteorolojik ve hidrolojik değişkenler değerlendirilmiştir. Yöntemler arasında SHAP (Shapley Additive exPlanations) açıklama yaklaşımı da bulunmaktadır.
SHAP, bir modelin tahminiyle girdi değişkenleri arasındaki katkıların yorumlanmasını destekleyen yöntem ailesidir. Bir değişkenin tahmine katkısı, onun fiziksel dünyada doğrudan nedensel etken olduğunun tek başına kanıtı değildir.
Kaynağın özetlediği önceki araştırmada kök ortalama kare hata (RMSE) ve belirleme katsayısı (R²) gibi ölçütlerden yararlanılmıştır.
RMSE matematiksel olarak neyi ölçer?
RMSE, model tahminleri ile referans gözlemler arasındaki farkların karelerinin ortalamasının kareköküdür. Aşağıdaki standart eşitlik bu metriğin öğretici tanımıdır; derleme araştırmacılarının yeni bir deneyde hesapladığı sonuç değildir.
\[\mathrm{RMSE}=\sqrt{\frac{1}{n}\sum_{i=1}^{n}(y_i-\hat{y}_i)^2}\]
Burada \(n\) değerlendirilen gözlem sayısı, \(y_i\) ölçülen referans değer ve \(\hat{y}_i\) model tahminidir. Eğer değerlendirilen değişken metre cinsinden su seviyesi ise RMSE de metre birimindedir.
Kare alma işlemi büyük hatalara daha yüksek katkı verir. Karekök ise sonucun referans değişkenle aynı birime dönmesini sağlar.
RMSE'nin küçük olması genellikle daha küçük tahmin hatasına işaret eder; ancak tek başına farklı veri kümeleri veya farklı ölçüm aralıklarındaki modellerin mutlak üstünlüğünü kanıtlamaz.
Kaynak derlemede bu karşılaştırma için özgün bir RMSE sayı serisi verilmediğinden herhangi bir sayısal model başarısı eklenmemiştir.
R² nasıl yorumlanır?
Belirleme katsayısı, modelin tahmin performansını referans değişkenin değişkenliği bağlamında değerlendirmeye yardımcı olur. Yaygın hesaplama biçimi şöyledir:
\[R^2=1-\frac{\sum_{i=1}^{n}(y_i-\hat{y}_i)^2}{\sum_{i=1}^{n}(y_i-\bar y)^2}\]
Burada \(\bar y\), referans değerlerin aritmetik ortalamasıdır. Pay hata kareleri toplamını, payda ise referans değerlerin ortalamadan sapmalarının kareleri toplamını temsil eder.
Bu gösterimde referans değerler arasında değişkenlik bulunmalıdır. R² değeri 1 olabilir, 0 olabilir veya değerlendirme koşullarına göre negatif de olabilir. Negatif sonuç, kullanılan tahminlerin referans ortalamayı sürekli tahmin eden temel yaklaşımdan daha büyük kare hata ürettiğine işaret edebilir.
R² doğrudan nedensellik, taşkın uyarısı başarısı veya toplumun hazırlık düzeyini ölçmez.
10. Topluluk kaynaklı veriler ve trafik gözlemleri
Topluluk kaynaklı veri (crowdsourced data), kullanıcıların gözlem ve bildirimlerle bir veri toplama sürecine katkıda bulunmasıdır.
Kaynakta değerlendirilen bir araştırmada kullanıcı bildirimleri ile ayrıntılı trafik verileri, yolların taşkından etkilenme olasılığını belirlemek için birlikte kullanılmıştır.
Bu yaklaşım, resmi ölçüm ağlarına ek bir gözlem kanalı oluşturabilir. Ancak verinin kalitesi, katılımcı yoğunluğu ve insanların hangi bölgelerde bildirim yaptığıyla ilişkili olabilir.
Dolayısıyla fazla sayıda kullanıcı bildirimi bulunan bir mahalle, diğer mahallelere göre mutlaka daha yüksek fiziksel tehlikeye sahip değildir. Bildirim sayısı ile gerçek olay dağılımı farklılaşabilir.
Derleme, coğrafi ve demografik kullanıcı yanlılığını önemli bir sınırlılık olarak tanımlamaktadır.
11. Blokzincir ve veri bütünlüğü
Blokzincir, kayıtların paylaşılan bir yapı üzerinden izlenmesi ve sonradan değiştirilmesine ilişkin denetlenebilir mekanizmalar oluşturulması amacıyla kullanılabilen bir veri yönetim yaklaşımıdır.
Taşkın erken uyarı bağlamında blokzincir uygulamalarının olası katkısı, bilgilerin kökenini ve kayıt geçmişini daha izlenebilir hale getirmektir.
Bununla birlikte bir kaydın değiştirilmemiş olması, ilk girildiği anda doğru olduğunu garanti etmez. Yanlış bir sensör değeri veya hatalı insan bildirimi de teknik olarak bütünlüğü korunmuş biçimde kaydedilebilir.
Kaynak derleme, blokzincir temelli taşkın uygulamalarının hâlen geliştirme ve prototip aşamalarına ilişkin önemli sınırlılıklar taşıdığını belirtmektedir. Özellikle düşük bağlantı kapasitesi ve düşük dijital okuryazarlık koşulları erişilebilirliği etkileyebilir.
12. Sanal gerçeklik ve taşkın güvenliği eğitimi
Derlemede değerlendirilen araştırmalardan biri, tamamen içine girilen bir sanal ortam gerektirmeyen sanal gerçeklik tabanlı bir eğitim oyununu incelemektedir.
Bu tür uygulamalarda katılımcı, simüle edilmiş taşkın koşullarında yapılabilecek eylemleri öğrenebilir ve karar verme süreçlerini eğitim ortamında deneyimleyebilir.
Kaynak çalışmanın aktardığı araştırmada eğitim öncesi ve sonrası değerlendirmelerle bilgi, risk algısı ve tahliyeyle ilgili davranışsal niyet incelenmiştir.
Ancak simüle edilmiş eğitimde bilgi veya niyet artışı görülmesi, gerçek bir taşkında aynı davranışların mutlaka gerçekleşeceğini göstermez. Eğitimsel kazanım ve gerçek olay performansı farklı sonuç düzeyleridir.
13. Teknoloji türlerinin karşılaştırmalı bilimsel rolleri
| Teknoloji | Temel bilgi girdisi | İşlev | Önemli sınır |
|---|---|---|---|
| LSTM | Zamansal hidrolojik ölçümler | Ardışık veriler üzerinden tahmin | Yeterli ve kaliteli zaman serisi gereksinimi |
| GIS | Coğrafi ve tematik veriler | Mekânsal ilişki ve kırılganlık değerlendirmesi | Veri çözünürlüğü ve model varsayımları |
| LiDAR | Lazer temelli uzaklık ölçümleri | Ayrıntılı yüzey geometrisi | Tek başına hidrolik tahmin sistemi olmaması |
| ANN / XGBoost | Hidrolojik ve meteorolojik değişkenler | Veriye dayalı tahmin | Genelleme ve veri kalitesi koşulları |
| Topluluk kaynaklı platformlar | Kullanıcı bildirimleri | Yerel olay bilgisinin toplanması | Katılım ve bildirim yanlılığı |
| Blokzincir | Paylaşılan kayıt ve işlem geçmişi | Veri kökeninin ve kayıt bütünlüğünün izlenmesi | Girdi doğruluğunu garanti etmemesi |
| Sanal gerçeklik eğitimi | Eğitim senaryoları ve katılımcı etkileşimleri | Bilgi ve hazırlık eğitimi | Simülasyon kazanımlarının gerçek davranışla aynı olmaması |
Toplumun Taşkına Hazırlığı ile Teknolojik Risk Değerlendirmesi Nasıl Bütünleştirilebilir?
Teknolojik risk değerlendirmesi ile toplumun taşkına hazırlığı, teknik ölçümlerin insanların gerçek bilgi, kaynak, beceri ve karar süreçleriyle ilişkilendirilmesi yoluyla bütünleştirilebilir. Kaynak derleme, yalnız uyarı veya risk haritası paylaşmanın yeterli olmadığını; toplulukların yerel bilgi sağlayabilmesini, uygulamaların geliştirilmesine katkıda bulunabilmesini ve uygun koşullarda yönetişim kararlarına katılabilmesini önemli görmektedir. Önerilen bütünleşik çerçeve, teknolojik kapasitenin yanında katılım niteliğini, sosyoekonomik kırılganlığı ve yönetişim hazırlığını değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Bu çerçeve henüz ampirik olarak doğrulanmış sayısal bir indeks değildir.
14. Risk bilgisini almak ile hazırlanmak arasındaki fark
Bir topluluğun taşkın haritasını görmesi veya uyarı mesajı alması, hazırlık davranışının gerçekleştiğini kanıtlamaz.
Hazırlığın değerlendirilmesi, hangi koruyucu planların geliştirildiği, hangi becerilerin edinildiği, uyarılara erişim imkânı ve uygulanan önlemler gibi daha somut koşulları gerektirebilir.
Kaynakta incelenen araştırmalar, tehlike hakkında farkındalık ile fiilen gerçekleştirilen hazırlık arasında boşluk bulunabileceğine işaret etmektedir.
Bu durum, teknolojik uygulamaların başarısının yalnız doğruluk veya çözünürlük üzerinden tanımlanmasını sınırlar. Bir erken uyarı sisteminin faydalı olması için bilginin alıcı tarafından anlaşılması ve uygun eylemlere dönüştürülebilmesi de gerekir.
15. Toplum katılımının üç ayrı düzeyi
Kaynak tartışması, toplum katılımı kavramının birbirinden farklı üç uygulama biçimini kapsayabildiğini özellikle belirtmektedir.
| Düzey | Topluluğun rolü | Ayırt edici özellik |
|---|---|---|
| Pasif bilgi alımı | Uyarı ve haritaları alan kişi veya topluluk | Bilgiye maruz kalma ön plandadır. |
| Katılımcı veri ortak üretimi | Yerel gözlem, bilgi ve geri bildirim sağlayan topluluk | Bilgi üretimine aktif katkı bulunur. |
| Ortak yönetişim | Risk planlama ve kaynak kararlarında ortak rol üstlenen topluluk | Karar süreçlerine katılım söz konusudur. |
Bu üç biçim aynı şey değildir. Bir uygulamanın çok sayıda kişiye bilgi göndermesi, topluluklarla ortak karar verdiği anlamına gelmez.
Kaynakta, incelenen araştırmaların önemli bölümünün birinci düzeyde kaldığı tartışılmaktadır. Bazı çalışmalar katılım kavramını kullansa da uygulanan yöntemin yalnız bilgi aktarımına dayandığı belirtilmiştir.
Bu ayrım önerilen taşkın kırılganlığı indeksi açısından önemlidir. Eğer toplum katılımı yalnız uyarı mesajı alıp almama üzerinden ölçülürse gerçek hazırlık kapasitesinin önemli bölümleri değerlendirme dışında kalabilir.
16. Sosyoekonomik eşitsizlikler ve erişim sorunu
Taşkın kırılganlığı yalnız fiziksel yerleşim özellikleriyle ilişkili değildir. Gelir, eğitim, konut koşulları, sigortaya erişim, dijital bağlantı, toplumsal destek ve kurumsal hizmetlere erişim de önemli olabilir.
Özellikle teknolojiye dayalı uyarıların bütün insanlara aynı şekilde ulaşacağı varsayılamaz. Akıllı telefon, güvenilir internet bağlantısı veya teknik bilgisi bulunmayan gruplar farklı iletişim kanallarına ihtiyaç duyabilir.
Kaynakta tartışılan eşitlik sorunu, teknolojik çözümün yaygınlaştırılmasıyla birlikte erişim ve kullanım koşullarının da değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.
Araştırmacılar bu nedenle gelecekte geliştirilecek indeksin toplumun sosyal kırılganlığı ve yerel kurumların kapsayıcı uygulama kapasitesi hakkında göstergeler içermesini önermektedir.
17. Önerilen kentsel taşkın kırılganlığı indeksinin dört boyutu
Derlemenin kavramsal katkısı, teknoloji ile toplumsal ve kurumsal hazırlığı dört tamamlayıcı değerlendirme boyutunda bir araya getirme önerisidir.
| Boyut | Değerlendirilmesi önerilen temel konu |
|---|---|
| Teknolojik kapasite | Tahmin, mekânsal değerlendirme ve bilgi bütünlüğü araçlarının varlığı ve bütünleşmesi |
| Toplum katılımının niteliği | Pasif bilgi alma, veri ortak üretimi ve ortak yönetişim arasındaki farklılıklar |
| Sosyoekonomik kırılganlık | Gelir, eğitim, barınma ve diğer toplumsal duyarlılık koşulları |
| Yönetişim hazırlığı | Kurumların indeksi kapsayıcı ve uygulanabilir biçimde kullanma kapasitesi |
18. İndeksin hesaplama formülü neden henüz verilemiyor?
Birden fazla göstergeyi tek bir sayısal indeks altında birleştirmek için göstergelerin ölçülmesi, yönlerinin belirlenmesi, normalizasyon, ağırlıklandırma ve sonuçların doğrulanması gibi yöntemsel kararların verilmesi gerekir.
Ancak incelenen derleme, dört boyut için nihai gösterge listesi, ölçüm ölçekleri, ağırlık katsayıları veya doğrulanmış bileşik puan formülü sunmamaktadır.
Bu nedenle dört kavramın yan yana yerleştirilmesi, bilimsel olarak hesaplanabilir bir indeksin tamamlandığı anlamına gelmez.
Araştırmacılar gelecekteki çalışmalarda bileşik gösterge geliştirme yöntemlerinden yararlanılmasını, ağırlıklandırma kararlarının açık biçimde belirlenmesini, duyarlılık analizi yapılmasını ve farklı kentsel koşullarda pilot değerlendirmeler gerçekleştirilmesini önermektedir.
Kaynakta bulunmayan bir dört değişkenli toplama denklemi burada üretilmemiştir. Böyle bir denklem oluşturulması, araştırmacıların henüz tamamlamadığı model geliştirme adımını tamamlanmış gibi göstermeye yol açardı.
Çalışmanın Yöntemi ve Bulguları
19. Araştırma tasarımı: Bibliyometrik analiz ve sistematik inceleme
Çalışmada iki tamamlayıcı literatür inceleme yaklaşımı kullanılmıştır.
Bibliyometrik analiz, bilimsel yayın kayıtları arasındaki sayısal örüntüleri araştırır. Yayın sayısı, anahtar kelime sıklığı, yayıncı ülke bilgileri ve kavramların birlikte görünme ilişkileri gibi göstergeler aracılığıyla araştırma alanının yapısını görünür hale getirmeyi amaçlar.
Sistematik literatür incelemesi ise önceden tanımlanan araştırma sorusu ve seçim ölçütleri doğrultusunda ilgili yayınların belirlenmesini, değerlendirilmesini ve bulgularının bir arada yorumlanmasını sağlar.
Bu iki yöntem birbirinin yerine geçmez. Anahtar kelime sıklığı, belirli bir taşkın önleminin işe yaradığını kanıtlamaz. Benzer biçimde bir makalenin sık atıf alması, onun yöntemsel olarak kusursuz olduğunu göstermez.
20. Veri tabanı, tarih aralığı ve tarama koşulları
Kaynakta Scopus veri tabanı kullanılmıştır. Arama kapsamı 2014 ile Temmuz 2025 arasındaki yayınlara yöneliktir.
| Ölçüt | Kaynakta kullanılan koşul |
|---|---|
| Veri tabanı | Scopus |
| Anahtar kelime grubu 1 | urban AND flood |
| Anahtar kelime grubu 2 | community AND preparedness |
| Erişim türü | Açık erişim yayınlar |
| Yayın dönemi | 2014–2025; incelemenin açıklanan üst sınırı Temmuz 2025 |
| Belge türü | Article |
| Kaynak türü | Journal |
| Yayın dili | İngilizce |
Arama koşulları, taşkın teknolojileri ve toplum hazırlığı arasındaki bağlantıyı ele alan çalışmalara odaklanacak biçimde daraltılmıştır.
Bu seçim, araştırma sorusunun belirgin olmasına yardımcı olmakla birlikte ilgili konudaki bütün yayınların incelendiği anlamına gelmez. Diğer veri tabanlarındaki, farklı dillerdeki veya kapalı erişimli çalışmalar kapsam dışında kalmış olabilir.
21. Kullanılan bibliyometrik ve derleme yazılımları
Kaynakta Biblioshiny, VOSviewer 1.6.20 ve sistematik makale seçimi için metinde Convidence biçiminde anılan yazılım kullanımı belirtilmektedir.
Biblioshiny, bibliyometrik verilerin işlenmesini ve görselleştirilmesini destekleyen bir analiz ortamıdır.
VOSviewer, bilimsel kavramlar, yayınlar veya diğer bibliyometrik öğeler arasındaki ilişki ağlarının görselleştirilmesi için kullanılan yazılımdır.
Sistematik derleme yönetim yazılımı, araştırma kayıtlarının seçilmesi, eleme kararlarının izlenmesi ve inceleme iş akışının düzenlenmesine yardımcı olabilir.
Kaynakta bildirilmeyen yazılım ayarları, eş-oluşum eşikleri, ağ normalizasyon parametreleri veya kümeleme çözünürlükleri burada kesin değerlerle tamamlanmamıştır.
22. PICO ile araştırma sorusunun yapılandırılması
Kaynak sistematik incelemede PICO çerçevesinden yararlandığını belirtmektedir.
| Bileşen | Anlamı | Çalışmadaki karşılığı |
|---|---|---|
| P — Population / Problem | Toplum veya problem | Taşkına kırılgan kentsel alanlar |
| I — Intervention | Müdahale | Teknoloji kullanımı ve toplum hazırlığının bütünleştirilmesi |
| C — Comparison | Karşılaştırma | Taşkın hazırlığı ve kırılganlık düzeyleri |
| O — Outcome | Sonuç | Teknoloji ile toplum hazırlığı bütünleşmesinin kırılganlığı azaltmadaki etkinliğinin değerlendirilmesi |
PICO, araştırma sorusunu sistematik biçimde tanımlamaya yardımcı olur. Ancak PICO kullanılması, incelenen çalışmaların tamamının rastgele kontrollü deney olduğu veya ortak bir nedensel etki büyüklüğü hesaplandığı anlamına gelmez.
23. Makale seçim akışı: 47 kayıttan 27 çalışmaya
Kaynağın Şekil 1'inde 47 kaydın Scopus üzerinden belirlendiği, 20 çalışmanın uygunluk değerlendirmesinde dışlandığı ve 27 çalışmanın sistematik incelemeye alındığı gösterilmektedir.
Kaynakta 47 kaydın tamamının uygunluk değerlendirmesine ulaştığı, 20 kaydın dışlandığı ve 27 kaydın dahil edildiği belirtilir.
Bu sayısal akış, derlemeye dahil edilen çalışmaları tanımlar. Yalnızca 27 çalışma bulunmuş olması, konunun bütün uluslararası yayınlarının bu sayıyla sınırlı olduğu anlamına gelmez.
24. Makalelerin kalite değerlendirmesi
Kaynakta dahil edilen her çalışma, Q1–Q10 olarak adlandırılan on ölçütle değerlendirilmiştir. Ölçütler Evet/Hayır biçiminde puanlanmış; açık kanıt bulunmadığında olumlu karar verilmemesi gerektiği belirtilmiştir.
İki değerlendiricinin çalışmaları bağımsız biçimde incelediği ve anlaşmazlıkları görüşerek karara bağladığı ifade edilmiştir.
| Kod | Ölçülen kalite özelliği | Tablolardaki Evet sayısı |
|---|---|---|
| Q1 | Araştırma sorusunun konuya uygunluğu ve açıklığı | 24 |
| Q2 | Tasarım ve yöntemin açıklığı ve uygunluğu | 26 |
| Q3 | Teknolojik araçların açık, standartlaştırılmış ve geçerli biçimde tanımlanması | 12 |
| Q4 | Veri analizinin uygunluğu ve sonuçların doğru yorumlanması | 26 |
| Q5 | Örneklem büyüklüğü ve temsil uygunluğu | 13 |
| Q6 | Yöntem ve bulguların ayrıntılı açıklanması ve katkı | 26 |
| Q7 | Çıkar çatışması ve finansman şeffaflığı | 8 |
| Q8 | Araştırma sınırlılıklarının yeterli açıklanması | 20 |
| Q9 | Yeniden üretilebilirlik veya doğrulanabilirlik | 7 |
| Q10 | Taşkın riski ve hazırlığı için yöntem/araç uygunluğu | 23 |
Kaynak tutarlılık notu: Tabloda Q3 = 12, Q4 = 26, Q8 = 20 gösterilmesine rağmen tartışma metninde sırasıyla 11, 25 ve 21 ifadeleri yer almaktadır. Kaynak bu farklar için kesin bir düzeltme bildirmemektedir. Bu nedenle tablo değerleri kaynak tablolarına atfedilerek verilmiş, metindeki farklılık gizlenmemiştir.
25. Kalite değerlendirmesinde toplam puanın hesaplanması
Kaynakta her çalışma için olumlu yanıtların sayılmasıyla en fazla 10 puanlık bir toplam tanımlanmıştır.
Bu puan, her ölçütün eşit birimlik katkıyla sayılması anlamına gelir. Kaynak, ölçütlere farklı ağırlıklar atayan alternatif bir puan sistemi kullanıldığını belirtmemektedir.
Örneğin bir araştırma on ölçütten yedisinde Evet olarak değerlendirilmişse toplam puanı 7'dir. Bu, ilgili araştırmanın tüm bilimsel sonuçlarının %70 doğrulukla kanıtlandığı anlamına gelmez.
Benzer şekilde bir çalışmanın yüksek toplam puan alması, onun bütün bağlamlarda geçerli olduğu veya nedensel sonuçlarının kesinleştiği anlamına gelmez.
Kaynak Tablo 3'te değerlendirme puanlarının genel ortalaması yaklaşık 6,85 olarak raporlanmaktadır. Bu değer yalnız incelenen 27 araştırmanın uygulanan kalite ölçütlerindeki toplam puanlarıyla ilgilidir.
Q7 ve Q9 için olumlu sonuçların görece sınırlı olması, kaynakta incelenen çalışmaların bir bölümünde raporlama şeffaflığı ve yeniden üretilebilirlik bakımından geliştirilmesi gereken alanlar bulunabileceğine işaret etmektedir.
26. Çalışmaların yayın kalite dilimleri
Kaynakta 27 çalışmanın 15'inin Q1, sekizinin Q2 ve dördünün Q4 yayın dilimindeki dergilerde yayımlandığı belirtilmektedir.
| Dergi dilimi | Çalışma sayısı |
|---|---|
| Q1 | 15 |
| Q2 | 8 |
| Q3 | 0; dağılımda bildirilmemiştir |
| Q4 | 4 |
| Toplam | 27 |
Q1–Q4 dergi çeyreklikleriyle Q1–Q10 kalite değerlendirme soruları farklı sınıflandırma sistemleridir. Aynı Q harfini kullanmaları bunları aynı ölçüt haline getirmez.
Derginin çeyreklik sınıfı, ilgili yayın alanındaki göreli dergi konumuyla ilgilidir. Tek bir makalenin yönteminin veya bulgularının doğrudan doğruluk garantisi değildir.
27. Bibliyometrik anahtar kelime sıklıkları
Kaynak Şekil 3'te öne çıkan kavramların kullanım sıklıkları gösterilmektedir. İklim değişikliği 31, risk değerlendirmesi 28, flooding 26 ve floods 23 kez bildirilmiştir.
Flooding ve floods, İngilizce kaynak metinde ayrı anahtar kelime biçimleridir. Anlamca yakın olmalarına rağmen kaynak sayıları otomatik biçimde birleştirilmemelidir.
Kaynak Şekil 3'te ayrıca afet yönetimi, flood, flood control, disasters, human ve vulnerability gibi terimler de gösterilmektedir. Bunlar ilgili bilimsel yayınlarda iklim riski, tehlike değerlendirmesi ve insan kırılganlığının birlikte tartışıldığını yansıtan kavramlardır.
Anahtar kelime sıklıkları belirli konuların yayın kayıtlarında görünürlüğünü açıklamaya yardımcı olur. Ancak bir kavramın daha sık geçmesi, onun diğer kavramlardan bilimsel olarak daha önemli veya nedensel olarak daha etkili olduğunu kanıtlamaz.
28. Treemap: Araştırma alanlarının göreli görünürlüğü
Kaynak Şekil 4, anahtar kelimeleri kutu alanlarıyla temsil eden bir treemap görselleştirmesidir. Kutuların alanı ilgili kavramın bibliyometrik temsil büyüklüğünü göstermek için kullanılmaktadır.
Kaynak anlatımında çevresel izleme ve su kalitesi yaklaşık %6'şar payla, nehirler, nehir kirliliği ve risk değerlendirmesi ise yaklaşık %5'er payla öne çıkarılmaktadır.
| Tematik kavram | Kaynakta belirtilen yaklaşık pay |
|---|---|
| Çevresel izleme | %6 |
| Su kalitesi | %6 |
| Nehirler | %5 |
| Nehir kirliliği | %5 |
| Risk değerlendirmesi | %5 |
Bu yüzdeler, taşkın tehlikesinin fiziksel olasılıkları değildir. Yayınlarda kullanılan ilgili kavramların bibliyometrik dağılımını gösterir.
Treemap'in bütün ham kayıtları ve normalizasyon ayrıntıları kaynakta ayrı bir yeniden üretim tablosu halinde sunulmadığından, kalan tüm kutuların sayısal verileri tahmin edilerek yeni bir treemap oluşturulmamıştır.
29. Anahtar kelime ağları ve eş-oluşum analizi
Kaynak Şekil 5, kavramların yayınlarda birlikte görünme ilişkilerini ağ yapısıyla temsil eder.
Bir eş-oluşum ağı, iki terimin aynı yayın kaydı veya tanımlanmış analiz biriminde birlikte bulunmasına dayanabilir. Ağdaki bağlantılar, kullanılan bibliyometrik yöntem doğrultusunda kavramlar arasındaki ilişkisel yakınlığı temsil eder.
Kaynak bu ağda üç baskın kavramsal küme tanımlamaktadır:
- Taşkın riski, risk algısı, hazırlık ve risk yönetimiyle ilişkili kavramlar.
- Tehlike değerlendirmesi, kırılganlık ve afetlerin önlenmesi gibi değerlendirme ve politika kavramları.
- Coğrafi ve sosyoekonomik bağlamla ilişkili kavramlar.
Bu kümeler, alanın disiplinler arası yapısını göstermektedir. Fiziksel tehlike değerlendirmesi, toplumsal etkiler ve yönetişim konuları yayınlarda birbirleriyle bağlantılıdır.
Ancak ağda iki kavramın birbirine bağlanması, bu kavramlardan birinin diğerine neden olduğunu kanıtlamaz. Ayrıca ağın düğüm koordinatları kaynakta makine tarafından yeniden çizilebilecek kesin sayısal bir veri tablosu halinde sunulmadığından özgün ağ geometrisi taklit edilmemiştir.
30. Tematik değişim: 2014–2023 ve 2024–2025
Kaynak Şekil 6, farklı dönemlerdeki ana araştırma temalarının ilişkilerini Sankey diyagramıyla sunmaktadır.
İlk dönemde iklim değişikliği, afet riskinin azaltılması, iklim değişikliğine uyum ve hazırlık gibi daha geniş temalar yer alırken sonraki dönemde taşkın riski, risk yönetimi, risk algısı, hazırlık ve dayanıklılık gibi daha odaklı temalar görünmektedir.
| 2014–2023 dönemi | 2024–2025 döneminde öne çıkan temalar |
|---|---|
| İklim değişikliği | Taşkın riski ve iklim değişikliği |
| Afet riskinin azaltılması | Taşkın risk yönetimi |
| İklim değişikliğine uyum | Risk algısı ve dayanıklılık |
| Afet hazırlığı | Afet hazırlığı ve daha özgül müdahale konuları |
Tablo, kaynak Sankey diyagramının bilimsel mesajını dönemler arasında kavramsal olarak açıklar. Her satır belirli bir akışın sayısal büyüklüğünü veya birebir eşleşmesini temsil etmemektedir.
Sankey bağlantılarının kesin ağırlıkları yeterli biçimde raporlanmadığı için yeni bir nicel Sankey çizimi oluşturulmamıştır. Bu durum bilimsel verinin eksik bırakılması değil, bilinmeyen bağlantı ağırlıklarının uydurulmamasıdır.
31. Ülkeler arası yayın ve iş birliği örüntüleri
Kaynağın Şekil 2'si sorumlu yazarların ülkelerine ve tek ülke ile çok ülke yayınları arasındaki farklara odaklanmaktadır.
Kaynak anlatımında Amerika Birleşik Devletleri'nin yayın sayısında önde olduğu; Hindistan ve Endonezya'nın bağımsız araştırma katkılarıyla, Birleşik Krallık ve Pakistan'ın ise uluslararası iş birliği açısından dikkat çektiği ifade edilmektedir.
Bu sonuçlar belirli bibliyometrik veri kümesine aittir. Her ülkenin dünya genelindeki toplam taşkın araştırması kapasitesi veya bilimsel etkinliğinin kesin sıralaması değildir.
Ülke bazında bütün sayısal dağılımlar makale metninde açık bir kaynak tablosu halinde yer almadığından görselden kesin ülke değerleri tahmin edilmemiştir.
32. Sistematik incelemedeki araştırmaların ana temaları
Derlemenin 27 çalışma için sunduğu ayrıntılı karşılaştırmalar, birkaç önemli araştırma çizgisini görünür hale getirmektedir.
| Araştırma teması | İncelenen yöntem türleri | Derlemede aktarılan temel bilimsel sorun |
|---|---|---|
| Hidrolojik tahmin | LSTM, ANN, XGBoost ve diğer makine öğrenmesi yaklaşımları | Ölçüm kalitesi, tahmin ve genellenebilirlik |
| Coğrafi kırılganlık | GIS, LiDAR, mekânsal istatistik ve arazi kullanımı | Tehlikenin ve kırılganlığın yerel dağılımı |
| Toplumun risk algısı | Anket, görüşme, istatistiksel ilişki analizi | Farkındalık ile hazırlık arasındaki boşluk |
| Erken uyarı ve iletişim | Uyarı sistemleri, toplumsal değerlendirme, uzman görüşmeleri | Bilgiye güven, anlama ve erişim |
| Karar destek platformları | Veri bütünleştirme, izleme ve senaryo analizi | Teknik bilgilerin planlama kararlarında kullanılması |
| Toplum temelli uygulamalar | Katılımcı araştırma, ortak haritalama, eğitim | Yerel bilginin ve katılımın değerlendirilmesi |
| Afet hazırlığı ve dayanıklılık | Hane araştırmaları, yerel yönetim değerlendirmeleri | Kaynak, kapasite ve koruyucu davranış farklılıkları |
33. Seçilmiş araştırmaların bulguları nasıl ayrılmalıdır?
33.1. Büyük Akra'da hanelerin taşkın hazırlığı
Gana'nın Büyük Akra metropol alanını inceleyen çalışma, hanelerin taşkın hazırlığıyla ilişkili kararları ve kurumsal desteği ele almaktadır. Derleme, toplum görüşlerinin ve kurumsal koordinasyonun hazırlık stratejileri açısından önem taşıdığını aktarmaktadır.
Bu sonuç Gana çalışmasının bağlamına aittir. Aynı düzeyde katılım veya hazırlık bütün kentsel alanlar için varsayılamaz.
33.2. Kolombiya'da çok değişkenli hidrolojik tahmin
Kolombiya'daki LSTM araştırması, hidrolojik zaman serilerindeki karmaşık ilişkileri modellemeyi amaçlamaktadır. Derleme bu yaklaşımın su seviyesi tahmininde kullanılabileceğini öne çıkarır.
Ancak modelin performansı ilgili veri ve çalışma koşullarına bağlıdır. Derleme yazarlarının kendileri tarafından geliştirilen yeni bir Kolombiya taşkın tahmin modeli bulunmamaktadır.
33.3. İtalya'da iklim kaygısı ve hazırlık
Simeto Nehri havzasındaki araştırma, iklim değişikliği hakkındaki kaygıların pratik taşkın hazırlığıyla nasıl ilişkili olduğunu incelemektedir.
Derlemede bu araştırmanın önemli mesajı, iklim değişikliğine yönelik yüksek farkındalığın her zaman daha güçlü hazırlık veya sürdürülebilir uyum yatırımlarına istek anlamına gelmemesidir.
Bu bulgu, bilgi veya kaygıyı doğrudan tamamlanmış hazırlık davranışıyla eşitlememe gereğini destekler.
33.4. Pakistan'daki erken uyarı sistemleri
Pakistan'da erken uyarı sistemlerine odaklanan çalışma, teknik altyapının yanında toplumun uyarıları anlaması ve bu sistemlere güven duymasının önemini ele alır.
Kaynakta, teknoloji ve iletişim arasındaki sorunların erken uyarı sistemlerinin toplumsal kullanımını sınırlayabileceği vurgulanır.
Buradan tüm erken uyarı sistemlerinin etkisiz olduğu sonucu çıkarılamaz. Bulgular, etkinliğin teknik ve toplumsal koşullara birlikte bağlı olabileceğini göstermektedir.
33.5. Meksika'da toplumla birlikte taşkın görselleştirmesi
Tijuana'da gerçekleştirilen toplum temelli araştırma, yerel katılım ve taşkın modellemesini birlikte ele almıştır.
Derleme, kullanıcıların ihtiyaçları ve geri bildirimleri dikkate alındığında taşkın tehlikesi görselleştirmelerinin planlama açısından daha ilgili ve anlaşılır hale getirilebildiğini aktarmaktadır.
Bu örnek, yalnız bilgi sunumunun değil, bilginin birlikte geliştirilmesinin de bilimsel değerlendirmeye konu olabileceğini göstermektedir.
33.6. Tayland'da Ayutthaya çalışmaları
Ayutthaya üzerine incelenen araştırmalar, kentsel taşkın tehlikesi, arazi kullanımı, yüzey akışı, hazırlık eğitimi ve yerel yönetişim koşullarını değerlendirmektedir.
Kaynakta yer alan çalışmalardan biri 522 katılımcının verilerini kullanmaktadır. Derlemede yüzey akışı, arazi kullanımı ve yağış gibi göstergelerin taşkın tehlikesi açısından önem taşıdığı aktarılır.
Ancak bu 522 katılımcı, Verianla'nın temel aldığı sistematik derlemede yeni toplanmış bir örneklem değildir; incelenen özgün çalışmalardan birine aittir.
34. Araştırmanın bütünleşme düzeyine ilişkin yorumu
Kaynak tartışması, teknik tahmine odaklanan çalışmaların yüksek teknik performans bildirebildiğini ancak toplumla ortak üretimi sınırlı düzeyde ele alabildiğini; toplumsal katılım odaklı çalışmaların ise yerel görüşleri daha iyi kapsarken bazı teknik değerlendirme bileşenlerinden yoksun kalabildiğini belirtmektedir.
Bu ayrım, iki araştırma yaklaşımından birinin gereksiz olduğunu ifade etmez. Amaç, hidrolojik değerlendirme ile toplumsal kapasitenin birbirini tamamlayabileceği araştırma tasarımlarını geliştirmektir.
Derlemede Q3, Q5, Q7 ve Q9 gibi kalite ölçütlerinin birlikte yorumlanmasıyla yöntemsel titizlik ve toplum katılımı arasındaki ilişki tartışılmaktadır. Ancak bu yorum, söz konusu ilişkilerin nedensel olarak ölçüldüğü yeni bir meta-analiz sonucu değildir.
35. Veri bakımından sınırlı kentsel bölgeler
Kaynak, yüksek kaliteli ve sürekli veri gerektiren tekniklerin veri altyapısı sınırlı bölgelerde kullanılmasının daha zor olabileceğini belirtmektedir.
Özellikle gelişmekte olan şehirlerde sensör ağlarının kapsamı, ölçümlerin sürekliliği ve veri erişim düzenleri farklılaşabilir. Bu durum tahmin modellerinin eğitilmesi ve sınanması açısından önem taşır.
Bununla birlikte veri azlığı bulunan yerlerde yalnız teknolojik altyapıyı artırmak da yeterli olmayabilir. Yerel topluluklarla bilgi üretimi ve erişilebilir risk iletişimi, uygulamaların değerlendirilmesinde ayrı bir boyut olarak ele alınmalıdır.
36. Çalışmanın önerdiği yönetişim ve politika alanları
Derleme, önceki bulguların sentezinden hareketle üç temel politika yönünü tartışmaktadır.
Veri birlikte çalışabilirliği: Taşkınla ilgili kurumların ürettiği tahmin, mekânsal değerlendirme ve bilgi bütünlüğü sistemlerinin birbirinden kopuk kalmaması için uyumlu veri standartlarının öneminin değerlendirilmesi.
Toplum hazırlığının ölçülebilir bir sonuç olarak ele alınması: Hazırlık eğitimi, yerel katılım ve koruyucu kapasitenin yalnız altyapı yatırımlarının yan etkisi olarak değil, başlı başına değerlendirilmesi gereken unsurlar olarak görülmesi.
Kapsayıcı uygulama: Düşük gelirli, sınırlı dijital erişimi bulunan veya sosyal açıdan kırılgan toplulukların teknolojik uyarı sistemlerinin dışında kalmamasına yönelik önlemlerin geliştirilmesi.
Bunlar derleme yazarlarının literatüre dayalı önerileridir. Araştırmada bu üç politika seçeneğinin uygulandığı yeni bir şehir yönetimi deneyi veya maliyet-fayda sonucu raporlanmamaktadır.
37. Gelecek araştırmalar için beş öncelik
| Öncelik | Araştırma gereksinimi |
|---|---|
| 1 | Birden fazla teknoloji ve toplum hazırlığını ortak doğrulanmış araştırma tasarımında bütünleştirmek |
| 2 | Önerilen taşkın kırılganlığı indeksini göstergeler, ağırlıklar ve duyarlılık analiziyle geliştirmek ve doğrulamak |
| 3 | Veri ve altyapı kapasitesi sınırlı şehirleri araştırmalarda daha iyi temsil etmek |
| 4 | Yaş, toplumsal cinsiyet ve engellilik gibi sosyal kırılganlık boyutlarını değerlendirmeye dahil etmek |
| 5 | Görüntüye dayalı taşkın derinliği sınıflandırması gibi yeni yaklaşımların kullanımını araştırmak |
Kaynak gelecekteki indeks denemeleri için yüksek gelirli ve veri bakımından zengin şehirler, orta gelirli ve veri bakımından sınırlı şehirler ve kayıt dışı yerleşim bölgeleri gibi farklı kentsel koşulları değerlendirmeyi önermektedir.
Bu sınıflandırmalar yeni bir saha örneklemi olarak uygulanmış değildir; önerilen doğrulama programının parçalarıdır.
38. Görüntüye dayalı taşkın derinliği değerlendirmesi
Derleme, gelecekte araştırılabilecek teknolojiler arasında görüntülerden taşkın derinliği veya su baskını sınıfı çıkaran derin öğrenme yaklaşımlarına da değinmektedir.
CBAM ile geliştirilmiş ResNet50 gibi modeller, görsel veriden belirli sınıflandırma özelliklerini öğrenmek amacıyla kullanılabilecek mimari örnekleri olarak tartışılmaktadır.
Kaynak açıkça, sistematik incelemede değerlendirilen 27 çalışmanın bu belirli yaklaşımı kullanmadığını belirtmektedir.
Dolayısıyla görüntüye dayalı derinlik sınıflandırması, mevcut derlemenin test edilmiş ana bulgusu değil, gelecekte değerlendirilmesi önerilen teknoloji yönüdür.
39. Araştırmanın temel sınırlılıkları
Literatür kapsamı: Tarama tek bir bibliyografik veri tabanına, belirli yıllara, İngilizce dergi makalelerine ve açık erişimli yayınlara odaklanmıştır. Bu kapsamın dışında kalan araştırmalar dahil edilmemiş olabilir.
Çalışma sayısı: Sistematik inceleme 27 çalışmayı kapsamaktadır. Bu sayı karşılaştırmalı yorum için kullanılabilir; ancak bütün dünyadaki taşkın araştırmalarının eksiksiz temsili anlamına gelmez.
Heterojen yöntemler: İncelenen araştırmalarda hidrolojik modelleme, GIS, anket, görüşme ve farklı istatistiksel yöntemler bulunmaktadır. Bu çalışmaların bütün sonuçları tek ortak etki büyüklüğüne indirgenmemiştir.
Teknolojik bütünleşme: Kaynak, farklı teknoloji türlerini birlikte kullanan doğrulanmış uygulamaların sınırlı olduğunu belirtmektedir. Yeni bir bütünleşik uygulamanın başarısı doğrudan ölçülmemiştir.
Toplumsal sonuçların ölçülmesi: Risk farkındalığı, eğitim kazanımı, hazırlık niyeti ve gerçekleştirilen hazırlık davranışları birbirine karıştırılmamalıdır.
Coğrafi temsil: Farklı ülkelerin araştırma kapsamındaki temsili eşit değildir. Kaynak özellikle veri bakımından sınırlı ve düşük/orta gelirli bölgelerde ek araştırma ihtiyacını vurgulamaktadır.
Kalite tablosu tutarsızlıkları: Bazı kalite ölçütlerinin olumlu yanıt sayıları, tablolar ile tartışma metni arasında farklı verilmektedir. Bu farklar okuyucudan gizlenmemelidir.
İndeksin tamamlanmamış olması: Önerilen dört boyutlu kentsel taşkın kırılganlığı yaklaşımı henüz nihai matematiksel tanımı ve saha doğrulaması tamamlanmış bir ölçüm aracı değildir.
40. Çalışmanın desteklediği ve desteklemediği iddialar
| Kaynağın desteklediği | Kaynağın kanıtlamadığı |
|---|---|
| Scopus taraması sonucunda 27 çalışma sistematik olarak incelenmiştir. | Konuyla ilgili bütün dünya araştırmalarının eksiksiz incelendiği. |
| İncelenen çalışmalarda çeşitli teknolojiler kullanılmıştır. | Bütün teknolojilerin yeni ve ortak bir sistemde başarıyla test edildiği. |
| Teknolojik kapasite ile toplum hazırlığı arasında araştırma boşlukları tartışılmıştır. | Bu boşluğun belirli bir yeni uygulamayla tamamen ortadan kaldırıldığı. |
| Dört boyutlu kırılganlık indeksi için kavramsal yaklaşım önerilmiştir. | İndeksin nihai formülünün ve ölçüm geçerliğinin doğrulandığı. |
| Kaynakta kalite değerlendirmesi ve bibliyometrik dağılımlar raporlanmıştır. | Bütün yayınların aynı yöntemsel güçte olduğu veya nedensel sonuçlar verdiği. |
| Toplum katılımının farklı düzeyleri açıklanmıştır. | Yalnız uyarı almanın gerçek hazırlığı garanti ettiği. |
41. Araştırmanın bilimsel katkısının değerlendirilmesi
Bu derlemenin başlıca katkısı, kentsel taşkın riskini değerlendiren teknolojilerin yalnız teknik performans açısından incelenmemesi gerektiğini açıkça ortaya koyan literatür temelli bir araştırma çerçevesi sunmasıdır.
Taşkın tahmininin teknik olarak iyileştirilmesi, yüksek çözünürlüklü haritaların geliştirilmesi ve bilgi bütünlüğünün güçlendirilmesi önemli araştırma alanlarıdır. Ancak bu teknik sonuçların toplumun gerçek hazırlık kapasitesiyle ilişkilendirilmesi ayrı bir değerlendirme gerektirir.
Derleme, uyarı alan topluluk ile veri üretimine katkıda bulunan veya karar süreçlerine katılan topluluk arasındaki farkı belirginleştirmektedir. Ayrıca sosyoekonomik kırılganlık ve yerel yönetişim hazırlığının bu değerlendirmeye dahil edilmesini önermektedir.
Bu nedenle çalışma, teknoloji kullanımının tek başına toplumsal dayanıklılık olarak kabul edilmemesi gerektiği yönünde önemli bir bilimsel yorum sunmaktadır.
42. Genel sonuç
Sodri ve çalışma arkadaşlarının araştırması, sürdürülebilir kentsel taşkın yönetimi için hidrolojik, coğrafi, teknolojik, toplumsal ve yönetsel bilgilerin birlikte değerlendirilmesine ihtiyaç duyulduğunu göstermektedir.
İncelenen bilimsel literatür, taşkın tahmininde makine öğrenmesi, mekânsal analizde GIS ve LiDAR, topluluk verilerinin toplanmasında dijital platformlar ve eğitimde etkileşimli uygulamalar gibi farklı araçların kullanılabildiğini ortaya koymaktadır.
Ancak derlemenin temel sonucu, söz konusu teknolojilerin tek başına bütünleşik ve doğrulanmış bir taşkın yönetim sistemi oluşturmadığıdır.
Yazarların önerdiği dört boyutlu kentsel taşkın kırılganlığı yaklaşımı, gelecekte teknolojik kapasite, toplum katılımı, sosyoekonomik koşullar ve yönetişim hazırlığını birlikte değerlendiren daha kapsamlı araştırmalar için kavramsal bir başlangıç sunmaktadır.
Bu yaklaşımın gerçek bir ölçüm indeksine dönüşebilmesi için göstergelerin belirlenmesi, ağırlıklandırma ve normalizasyon işlemlerinin açıklanması, duyarlılık analizlerinin yapılması ve farklı kentsel bağlamlarda ampirik olarak doğrulanması gerekecektir.
Sonuç olarak araştırma, yeni bir taşkın tahmin performansının kanıtı değil; teknolojik risk değerlendirmesi ile toplumsal hazırlık arasındaki bilimsel ve uygulamalı boşlukları tanımlayan, bunları bir arada ele almak için geliştirilebilecek ölçüm çerçevesini açıklayan sistematik bir literatür incelemesidir.
Kaynak ve Yöntem Notu
Özgün akademik çalışmanın bibliyografik kimliği
Özgün başlık: Integrating Technology into Sustainable Urban Planning: Assessing Urban Flood Vulnerability and Strengthening Community Preparedness for Enhanced Water Security
Yazarlar: Ahyahudin Sodri; Mauliza Fatwa Yusdian; Haruki Agustina; Nuraeni Nuraeni; Riska Nur Azizah.
Sorumlu yazar: Ahyahudin Sodri.
Kurumlar: Department of Environmental Science, Graduate School of Sustainable Development, Universitas Indonesia; Social Environment, Community Engagement, and Environmental Economics Research Cluster, Universitas Indonesia; Magister Social Welfare Science, Faculty of Social and Political Science, Universitas Indonesia.
Dergi: Urban Science.
Yayınevi: MDPI, Basel, İsviçre.
Yayın kaydı: 2026, cilt 10, sayı 7, makale 404.
Gönderilme tarihi: 10 Mayıs 2026.
Revizyon tarihi: 3 Temmuz 2026.
Kabul tarihi: 8 Temmuz 2026.
Yayın tarihi: 12 Temmuz 2026.
DOI: 10.3390/urbansci10070404.
Resmî yayın bağlantısı: https://www.mdpi.com/2413-8851/10/7/404
DOI bağlantısı: https://doi.org/10.3390/urbansci10070404
Lisans: Creative Commons Attribution 4.0 International (CC BY 4.0). Lisans koşulları.
Makale türü: Hakemli akademik derleme; bibliyometrik analiz ve sistematik literatür incelemesi.
Finansman ve araştırma beyanları
Finansman: Research and Development (Risbang), Universitas Indonesia; PUTI Q1 2024 araştırma programı. Kaynakta NKB-552/UN2.RST/HKP.05.00/2024 sözleşme bilgisi verilmiştir.
Etik kurul: Kaynakta uygulanabilir olmadığı belirtilmiştir.
Aydınlatılmış onam: Kaynakta uygulanabilir olmadığı belirtilmiştir.
Veri erişilebilirliği: Araştırma verilerinin talep üzerine yazarlardan edinilebileceği bildirilmiştir. Ham veriler bu Verianla yazısında bağımsız olarak yeniden analiz edilmemiştir.
Çıkar çatışması: Yazarlar çıkar çatışması bulunmadığını beyan etmiştir.
Teşekkür: Çalışma, Universitas Indonesia'nın 2024 yılı Suburban Watershed, Water Security and Quality Index araştırma temasıyla ilişkili olarak yürütülmüş; Risbang Universitas Indonesia desteği belirtilmiştir.
Yazar katkıları
Kaynakta kavramsallaştırma beş yazarın tamamına; metodoloji Ahyahudin Sodri ve Mauliza Fatwa Yusdian'a; yazılım Mauliza Fatwa Yusdian ve Nuraeni Nuraeni'ye; doğrulama, biçimsel analiz ve araştırma Ahyahudin Sodri ile Mauliza Fatwa Yusdian'a atfedilmiştir.
Kaynak ve veri düzenleme çalışmalarında Mauliza Fatwa Yusdian ile Nuraeni Nuraeni katkı sağlamıştır. Özgün metin hazırlığı ve gözden geçirme çalışmalarına bütün yazarlar katılmıştır. Görselleştirme Ahyahudin Sodri, Mauliza Fatwa Yusdian ve Nuraeni Nuraeni'ye; denetim Ahyahudin Sodri ve Haruki Agustina'ya; proje yönetimi ve finansman edinimi Ahyahudin Sodri'ye atfedilmiştir.
Bir yorum bırakın
E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir