
Erken boşalma ve erektil disfonksiyon, erkeklerde en sık görülen cinsel işlev bozuklukları arasında yer alır. Çalışmada erken boşalma, vajinal penetrasyondan yaklaşık bir dakika içinde sürekli ya da tekrarlayıcı biçimde ejakülasyon gerçekleşmesi ve kişinin ejakülasyon zamanını yeterince kontrol edememesiyle ilişkili bir durum olarak tanıtılır. Erektil disfonksiyon ise tatmin edici bir cinsel ilişki için yeterli sertlikte ereksiyonun sağlanamaması veya sürdürülememesi olarak ele alınır.
Bu iki durum klinik olarak birbirinden ayrı tanımlansa da, çalışma girişinde aralarında çift yönlü ve kendini besleyen bir ilişki olabileceği vurgulanır. Bir erkek ejakülasyonu kontrol etmeye çalışırken uyarılma düzeyini düşürebilir ve bu ereksiyon sorunlarını artırabilir. Tersine, ereksiyonu sürdürmeye çalışmak uyarılmayı artırarak erken boşalmayı tetikleyebilir. Bu nedenle PE ve ED bazı hastalarda birbirini güçlendiren bir döngüye dönüşebilir. Araştırmanın temel sorusu, bu klinik döngünün yalnızca psikolojik, vasküler veya hormonal etkenlerle değil, vücut yapısı ve gelişimsel biyobelirteçlerle de ilişkilendirilip ilişkilendirilemeyeceğidir.
Çalışmada özellikle üç biyolojik alan öne çıkar: el kavrama kuvveti, el morfometrisi ve 2D:4D parmak oranı. El kavrama kuvveti, el ve parmak kaslarının maksimum istemli kavrama gücünü gösterir. Dinamometre ile ölçülür; basit, ucuz, invaziv olmayan ve tekrarlanabilir bir ölçümdür. Klinik literatürde el kavrama kuvveti yalnızca kas gücü göstergesi olarak değil, genel fiziksel kapasite, kırılganlık, mortalite riski ve bazı sistemik hastalıklarla ilişkili bir belirteç olarak da değerlendirilmiştir.
El morfometrisi ise elin boyut, genişlik, parmak uzunlukları, bilek kalınlığı ve eklem referans noktalarına göre ölçülen anatomik yapısını ifade eder. Elin büyüklüğü, parmak uzunlukları ve avuç içi genişliği kavrama mekaniklerini etkileyebilir. Daha uzun parmaklar veya daha geniş el yüzeyi, nesne tutmayı kolaylaştırabilir ve aynı kavrama işini daha az kas eforuyla yapmaya katkı sağlayabilir. Ancak bu çalışma el morfometrisini yalnızca kavrama gücü açısından değil, erkek cinsel işlev bozukluklarıyla birlikte değerlendirilen bedensel yapı parametrelerinden biri olarak ele alır.
Çalışmanın en önemli gelişimsel göstergelerinden biri 2D:4D oranıdır. 2D ikinci parmağı, yani işaret parmağını; 4D ise dördüncü parmağı, yani yüzük parmağını ifade eder. Bu oran, işaret parmağı uzunluğunun yüzük parmağı uzunluğuna bölünmesiyle hesaplanır:
\[ 2D:4D = \frac{L_{2D}}{L_{4D}} \]
Burada L_{2D} işaret parmağının uzunluğunu, L_{4D} yüzük parmağının uzunluğunu gösterir. Oran 1’e yakınsa iki parmak uzunluğu birbirine yakındır. Oran daha düşükse yüzük parmağı işaret parmağına göre daha uzundur. Çalışmada 2D:4D oranı, literatürde prenatal androgen maruziyetinin dolaylı ve tartışmalı bir biyobelirteci olarak ele alınır. Yani bu oran erişkin dönemdeki testosteron düzeyini doğrudan göstermez; daha çok fetal gelişim sırasında maruz kalınan cinsiyet hormonlarıyla ilişkili olabileceği düşünülen gelişimsel bir ölçüdür.
Bu ayrım çok önemlidir. Çalışma, bir kişinin parmak oranına bakarak kesin hormonal geçmişini, cinsel işlevini veya hastalık riskini belirleyebileceğimizi söylemez. 2D:4D oranı biyolojik araştırmalarda kullanılan dolaylı bir gelişimsel göstergedir ve literatürde farklı el taraflarında, farklı popülasyonlarda ve farklı sonuç değişkenlerinde değişken bulgular bildirilmiştir. Bu nedenle çalışmadaki sol el 2D:4D bulgusu, “erken boşalmanın nedeni budur” şeklinde değil, “prenatal androgen etkileriyle ilişkili olabilecek gelişimsel bir parametre PE grubunda farklılık göstermiş olabilir” şeklinde dikkatli yorumlanmalıdır.
Çalışmanın katılımcıları, Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Üroloji polikliniğine başvuran erkeklerden oluşmuştur. Metne göre katılımcılar 20-50 yaş aralığında planlanmıştır; ancak sonuç tablolarında yaş aralıklarının daha geniş göründüğü değerler de yer almaktadır. Bu tür tutarsızlıklar, preprint metnin dikkatli okunması gerektiğini gösterir. Ana analizde üç grup karşılaştırılmıştır: 30 erken boşalma hastası, 34 erektil disfonksiyon hastası ve 41 kontrol bireyi.
Dahil edilme ölçütleri erkek olmak, 20-50 yaş arasında olmak ve PE veya ED tanısı almaktır. Kontrol grubu ise bu iki hastalığı olmayan, başka nedenle üroloji polikliniğine başvuran bireylerden oluşmuştur. Dışlama ölçütleri arasında inme ve spinal kord yaralanması gibi ağır nörolojik bozukluklar, ileri evre kanser, cinsel işlev bozukluğuyla doğrudan ilişkili tıbbi durumlar, son üç ay içinde büyük cerrahi veya kemoterapi ve cinsel işlevi belirgin etkileyebilecek psikiyatrik bozukluklar yer almıştır.
Çalışmada hormon düzeyleri olarak FSH, LH, prolaktin ve testosteron değerlendirilmiştir. Bu hormonlar erkek cinsel fonksiyonu ve gonadal aks açısından önemlidir. Total testosteron, erkek cinsel istek, erektil fonksiyon, kas kütlesi ve genel androgenik etki bağlamında değerlendirilir; ancak ED çoğu zaman yalnızca düşük testosteronla açıklanmaz. LH, hipofizden salgılanır ve Leydig hücrelerini testosteron üretimi için uyarır. FSH, Sertoli hücre fonksiyonu ve spermatogenezle ilişkilidir. Prolaktin yüksekliği bazı durumlarda cinsel istek ve erektil fonksiyon üzerinde etkili olabilir. Bu çalışmada ise bu hormonların grup düzeyindeki farkları sınırlı kalmıştır.
Omuz-kalça genişliği de değerlendirilmiştir. Çalışmada omuz genişliği ve kalça genişliği ölçülmüş; omuz/kalça oranı erkek vücut morfolojisi bağlamında ele alınmıştır. Bu oran açıklama amacıyla şöyle ifade edilebilir:
\[ R_{omuz/kalça} = \frac{\text{Omuz genişliği}}{\text{Kalça genişliği}} \]
Burada R_{omuz/kalça} omuz genişliğinin kalça genişliğine oranını gösterir. Çalışmada bu oran doğrudan ana sonuç olarak ayrıntılı raporlanmasa da omuz ve kalça genişliği ayrı ayrı karşılaştırılmıştır. Kontrol grubunda hem omuz hem kalça genişliği ED ve PE gruplarına göre daha yüksek bulunmuştur. Araştırmacılar bu sonucu genel vücut yapısı, fiziksel kapasite ve androgen etkilerinin olası morfolojik yansımaları bağlamında tartışır. Ancak bu bulgu da nedensel olarak okunmamalıdır.
El kavrama kuvveti dijital el dinamometresiyle ölçülmüştür. Katılımcılardan ayakta, dik pozisyonda, ayakları omuz genişliğinde açık, dirsekler tam ekstansiyonda ve bakış öne sabit olacak şekilde maksimal istemli kavrama yapmaları istenmiştir. Dinamometre tutamağı her katılımcının el boyutuna göre ayarlanmış, kişi 3 saniye boyunca maksimum kavrama kontraksiyonu uygulamıştır. Bu standartlaştırma önemlidir; çünkü kavrama kuvveti ölçümü vücut pozisyonu, tutamak açıklığı, motivasyon ve talimatlardan etkilenebilir.
El uzunluk ölçümleri oldukça ayrıntılı yapılmıştır. U1 başparmak uzunluğunu, U2 başparmak + avuç içi uzunluğunu, U3 işaret parmağı uzunluğunu, U4 işaret parmağı + avuç içi uzunluğunu, U5 orta parmak uzunluğunu, U6 orta parmak + avuç içi uzunluğunu, U7 yüzük parmağı uzunluğunu, U8 yüzük parmağı + avuç içi uzunluğunu, U9 serçe parmak uzunluğunu, U10 serçe parmak + avuç içi uzunluğunu, U11 ise avuç içi genişliğini ifade eder. Bu ölçümler hem sağ hem sol elde yapılmıştır.
Örneklem büyüklüğü G*Power 3.1 programıyla planlanmıştır. Araştırmacılar, üç grup arasında 2D:4D oranı gibi önemli çıktı değişkenlerinde fark saptamak için tek yönlü varyans analizi varsayımıyla, alfa 0,05, güç 0,8 ve etki büyüklüğü 0,35 olacak şekilde en az 84 katılımcı gerektiğini hesaplamıştır. Çalışmada toplam 105 katılımcı yer aldığı için bu minimum hedef aşılmıştır. Ancak alt grup korelasyonlarında örneklem büyüklüğü yine de sınırlı kalabilir.
İstatistiksel analizde normal dağılım Shapiro-Wilk testiyle değerlendirilmiş, dağılıma göre sürekli değişkenler ortalama ± standart sapma veya medyan ve minimum-maksimum şeklinde verilmiştir. İki bağımsız grup karşılaştırmalarında Mann-Whitney U testi, üç veya daha fazla grup karşılaştırmalarında Kruskal-Wallis testi kullanılmıştır. Kruskal-Wallis anlamlı olduğunda Bonferroni düzeltmeli ikili karşılaştırmalar yapılmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkiler Spearman korelasyon analiziyle incelenmiştir. Anlamlılık eşiği iki yönlü p<0,05 olarak belirlenmiştir.
Yaş bulguları, çalışmanın yorumlanması için önemlidir. ED grubunda medyan yaş 40,0 yıl, PE grubunda 34,5 yıl, kontrol grubunda 35,0 yıl bulunmuştur. Gruplar arasında yaş farkı istatistiksel olarak anlamlı değildir. Bu önemlidir; çünkü yaş hem erektil fonksiyon hem de el kavrama kuvveti üzerinde güçlü bir karıştırıcı değişken olabilir. Yaş gruplar arasında belirgin farklı olsaydı, kavrama kuvveti veya cinsel fonksiyonla ilgili sonuçları yorumlamak daha zor olurdu.
Genel tanımlayıcı sonuçlarda, sağ ve sol elde yüzük parmağı uzunluğunun işaret parmağından biraz daha yüksek olduğu görülmüştür. Sol el 2D:4D oranı ortalama 1,00±0,06, sağ el 2D:4D oranı 0,97±0,06 olarak raporlanmıştır. Bu, sağ elde 2D:4D oranının biraz daha düşük olduğunu gösterir. Sağ el kavrama kuvveti ortalaması 51,45±23,70 kg, sol el kavrama kuvveti ortalaması 50,51±31,48 kg’dır. Bu değerler sağ elde hafif daha yüksek ortalama olduğunu gösterse de grup karşılaştırmaları açısından anlamlı fark bildirilmemiştir.
Gruplar arası karşılaştırmalarda çoğu el antropometrik ölçümünde anlamlı fark bulunmamıştır. Bu, ED, PE ve kontrol grupları arasında genel el büyüklüğü veya U1-U11 ölçümlerinin büyük ölçüde benzer olduğunu gösterir. Sağ-sol el ölçümleri de gruplar içinde simetrik dağılım göstermiş, U1-U11 parametrelerinde sağ ve sol taraf arasında anlamlı fark saptanmamıştır. Dolayısıyla çalışmadaki farklılıklar genel el asimetrisi veya tüm el boyutlarının sistematik değişiminden çok, sınırlı bazı parametrelere yoğunlaşmıştır.
Anlamlı çıkan sınırlı el ölçümlerinden biri sol el 2D uzunluğudur. Sol el işaret parmağı uzunluğu ED grubunda PE grubuna göre anlamlı derecede daha yüksek bulunmuştur. Ancak sol 4D, sağ 2D ve sağ 4D ölçümlerinde gruplar arasında anlamlı fark yoktur. Bu nedenle tek başına sol 2D uzunluğu bulgusunu geniş bir morfometrik örüntü gibi yorumlamak doğru olmaz.
Omuz ve kalça genişliği bulguları daha güçlü görünmektedir. Kontrol grubunun omuz genişliği değerleri hem ED hem PE gruplarından anlamlı derecede yüksektir. Omuz genişliği için Kruskal-Wallis istatistiği H=39,891, p<0,001 ve etki büyüklüğü ε²=0,372 olarak raporlanmıştır. Bu etki büyüklüğü, çalışmadaki en dikkat çekici morfometrik farklardan biridir. Kalça genişliği de kontrol grubunda daha yüksek bulunmuştur; H=18,608, p<0,001 ve ε²=0,163 olarak verilmiştir. Bu bulgular, kontrol grubunda genel gövde genişliği veya vücut yapısı ölçümlerinin daha belirgin olduğunu düşündürür.
2D:4D oranında ana fark sol elde görülmüştür. Sol el 2D:4D oranı kontrol grubunda PE grubuna göre anlamlı derecede daha yüksektir. Tablo 3’te sol el 2D:4D oranı için H=6,657, p=0,036 ve ε²=0,064 verilmiştir. Sağ el 2D:4D oranında ise gruplar arasında anlamlı fark yoktur. Bu, çalışmanın prenatal androgen etkileriyle PE arasında olası ama sınırlı bir bağlantı kurmasına neden olmuştur. Ancak literatürde sağ el 2D:4D oranının daha duyarlı olabileceği yönünde bulgular bulunduğu için, yalnızca sol elde çıkan bu sonuç dikkatli değerlendirilmelidir.
El kavrama kuvveti açısından ED, PE ve kontrol grupları arasında anlamlı fark bulunmamıştır. Sol el kavrama kuvveti için p=0,124, sağ el kavrama kuvveti için p=0,341 raporlanmıştır. Bu bulgu, grup düzeyinde PE veya ED hastalarının kontrolden daha düşük kavrama kuvvetine sahip olduğunu göstermemektedir. Ancak korelasyon analizlerinde özellikle ED grubunda FSH ile kavrama kuvveti arasında negatif ilişkiler saptanmıştır. Bu, grup ortalamaları farklı olmasa bile belirli hormonal değişkenlerle kas fonksiyonu arasında ilişki olabileceğini düşündürür.
Serum hormon düzeylerinde de gruplar arasında anlamlı fark bulunmamıştır. Total testosteron ED grubunda 4,32±1,57 ng/mL, PE grubunda 5,08±1,79 ng/mL, kontrol grubunda 5,62±2,15 ng/mL olarak raporlanmıştır. p değeri 0,053’tür; bu istatistiksel anlamlılık eşiğinin hemen üzerindedir. LH için p=0,054, FSH için p=0,150, prolaktin için p=0,467 bulunmuştur. Bu nedenle çalışma, bu hormonlarda grup farkı olduğunu söylemez; yalnızca ED grubunda total testosteron ve LH açısından daha düşük eğilim gözlendiğini belirtir.
Korelasyon analizleri, çalışmanın keşifsel yönünü oluşturur. PE ve kontrol grubu karşılaştırmasında sağ el kavrama kuvveti ile sağ ve sol bilek genişliği arasında pozitif korelasyonlar bulunmuştur. Bu biyomekanik olarak anlaşılabilir bir ilişkidir; daha geniş bilek yapısı daha yüksek kavrama kuvvetiyle ilişkili olabilir. Ayrıca sol 2D:4D oranı ile sağ kavrama kuvveti arasında düşük-orta düzeyde pozitif korelasyon bildirilmiştir.
ED ve kontrol grubu analizlerinde ise kavrama kuvveti ile bazı parmak uzunlukları arasında negatif korelasyonlar bildirilmiştir. Sol el kavrama kuvveti sol 2D, sol 4D ve sağ 4D uzunluklarıyla negatif ilişkili bulunmuştur. Sağ el kavrama kuvveti de sol 2D, sol 4D ve sağ 4D uzunluklarıyla negatif korelasyon göstermiştir. Bu bulgular ilk bakışta beklenenden farklı olabilir; çünkü daha uzun parmakların kavrama mekaniklerini kolaylaştırabileceği düşünülebilir. Ancak korelasyonlar alt grup yapısına, vücut ölçülerine, yaşa, kas kütlesine, dominant ele, ölçüm varyasyonuna ve örneklem sınırlılığına duyarlı olabilir. Bu nedenle doğrudan biyomekanik nedensellik çıkarılmamalıdır.
ED ve PE grupları arasında korelasyon sayısı sınırlıdır. Sağ 4D parmak uzunluğu ile sağ kavrama kuvveti arasında pozitif ilişki, ayrıca el genişliği ölçümleri arasında pozitif ilişki bildirilmiştir. Bunun dışında anlamlı ilişki saptanmamıştır. Bu durum, ED ve PE’nin el morfometrisi-kavrama kuvveti açısından belirgin biçimde ayrılan iki morfolojik profil oluşturmadığını düşündürür.
Hormon-korelasyon analizlerinde tüm katılımcılar birlikte değerlendirildiğinde, yalnızca sağ el kavrama kuvveti ile FSH düzeyi arasında düşük düzeyli negatif korelasyon bulunmuştur. ED grubunda bu ilişki daha belirgin hale gelmiştir: sol el kavrama kuvveti ile FSH arasında r=-0,426, p=0,015; sağ el kavrama kuvveti ile FSH arasında r=-0,485, p=0,005 raporlanmıştır. Bu bulgu, ED grubunda FSH düzeyi yükseldikçe kavrama kuvvetinin azalma eğilimi gösterdiğini düşündürür.
Bu bulgunun biyolojik yorumu dikkat gerektirir. FSH, erişkin erkekte Sertoli hücre fonksiyonu ve spermatogenezle ilişkili bir gonadotropindir. Yüksek FSH bazı durumlarda testiküler fonksiyon bozulmasına işaret edebilir. Ancak bu çalışma doğrudan testiküler fonksiyonu ayrıntılı biçimde ölçmemiş; serbest testosteron, SHBG, inhibin B veya estradiol gibi parametreleri değerlendirmemiştir. Dolayısıyla FSH-kavrama kuvveti ilişkisi, gonadal aks değişiklikleri ile kas fonksiyonu arasında olası bir bağa işaret eden keşifsel bir bulgudur; klinik tanı veya mekanizma kanıtı değildir.
PE grubunda omuz genişliği ile LH arasında pozitif korelasyon; sol U11 ve sol el genişliği ile FSH arasında pozitif korelasyon bildirilmiştir. Araştırmacılar bu ilişkilerin sistematik bir örüntü oluşturmadığını ve PE’nin patofizyolojisinde serotonerjik sistem, ejakülasyon refleksi kontrolü, psikolojik faktörler ve otonom sinir sisteminin daha belirgin rol oynadığını vurgular. Bu nedenle PE grubundaki LH/FSH-antropometri ilişkileri doğrudan hastalık mekanizması olarak değil, gelecekte araştırılabilecek keşifsel ilişkiler olarak görülmelidir.
Kontrol grubunda total testosteron ile sağ el U9 ve U11 ölçümleri arasında negatif korelasyon bulunmuştur. U9 serçe parmak uzunluğunu, U11 ise avuç içi genişliğini temsil eder. Araştırmacılar bu ilişkinin biyolojik anlamının doğrudan yorumlanmaması gerektiğini belirtir. Çünkü parmak uzunlukları ve 2D:4D oranı çoğunlukla prenatal gelişimle ilişkilendirilen morfolojik ölçümlerdir; erişkin dönemde ölçülen total testosteronun bu yapıları doğrudan belirlemesi beklenmez. Bu nedenle kontrol grubundaki testosteron-U9/U11 ilişkileri bireysel biyolojik varyasyon veya istatistiksel rastlantı olasılığıyla ele alınmalıdır.
Çalışmanın geçmiş açısından önemi, erkek cinsel işlev bozukluklarının yalnızca erişkin dönemdeki hormon düzeyleri veya psikoseksüel faktörlerle değil, gelişimsel ve bedensel parametrelerle birlikte incelenebileceği fikrine katkı sunmasıdır. 2D:4D oranı gibi prenatal gelişim göstergeleri, omuz-kalça genişliği gibi vücut morfolojisi ölçümleri ve el kavrama kuvveti gibi fiziksel kapasite göstergeleri, cinsel fonksiyon araştırmalarında ek katmanlar sağlayabilir. Ancak bu katmanlar doğrudan tanı koydurucu değildir.
Bugün açısından çalışma, klinik değerlendirmede basit, hızlı ve invaziv olmayan ölçümlerin araştırma değerini hatırlatır. El kavrama kuvveti ölçümü, pahalı laboratuvar testleri gerektirmeyen bir fiziksel kapasite göstergesidir. Omuz ve kalça genişliği, el genişliği ve bilek kalınlığı gibi ölçümler de basit araçlarla yapılabilir. Araştırmacılar, bu tür ölçümlerin erkek cinsel işlev bozukluklarında tamamlayıcı bilgi sağlayabileceğini düşünmektedir. Fakat bu, üroloji pratiğinde bu ölçümlerin tek başına karar verdirici testler olarak kullanılabileceği anlamına gelmez.
Gelecek açısından en önemli ihtiyaç, daha büyük örneklemli, prospektif ve daha ayrıntılı metabolik-hormonal analizlerdir. Bu çalışma kesitseldir; yani değişkenler aynı zaman diliminde ölçülmüştür. Kesitsel tasarım, “A değişkeni B’ye neden olur” sonucunu vermez. Örneğin FSH ile kavrama kuvveti arasında negatif ilişki bulunması, FSH yüksekliğinin kas gücünü azalttığını kanıtlamaz. Tersine, genel sağlık, yaş, fiziksel aktivite, metabolik durum, vücut kompozisyonu veya başka hormonal faktörler bu ilişkiyi etkiliyor olabilir.
Gündelik yaşama etkisi açısından bu çalışma, erkek cinsel sağlığının tek bir hormona, tek bir ölçüme veya tek bir psikolojik etkene indirgenemeyeceğini gösterir. Cinsel işlev; damar sağlığı, sinir sistemi, hormonlar, psikolojik durum, ilişki dinamikleri, fiziksel kapasite, metabolik sağlık ve gelişimsel biyoloji gibi çok sayıda katmanın birleşimidir. Bu nedenle ED veya PE yaşayan bireyler için bilimsel mesaj, parmak oranına veya kavrama gücüne bakarak kendi kendine sonuç çıkarmak değil; cinsel işlev sorunlarının çok boyutlu değerlendirilmesi gerektiğidir.
Çalışmanın güçlü yönleri arasında ED, PE ve kontrol gruplarını aynı araştırma içinde karşılaştırması; el morfometrisi, 2D:4D oranı, kavrama kuvveti, omuz-kalça genişliği ve hormonları birlikte değerlendirmesi; ölçümlerde dijital kaliper ve dinamometre gibi standart araçlar kullanması; örneklem büyüklüğü için önceden güç analizi yapılması ve non-parametrik istatistiksel yöntemlerle dağılım özelliklerine göre analiz yürütmesi yer alır.
Sınırlılıkları ise önemlidir. Fiziksel aktivite düzeyi, egzersiz alışkanlığı, uyku düzeni, beslenme, sigara ve alkol kullanımı, psikolojik stres, ilaç kullanımı ve metabolik parametreler ayrıntılı değerlendirilmemiştir. Bu değişkenlerin hem hormon düzeylerini hem kavrama kuvvetini hem de cinsel işlevi etkileyebileceği açıktır. Çalışma yalnızca belirli bir yaş aralığındaki erkekleri kapsayacak şekilde planlanmıştır; farklı yaş, etnik grup, sistemik hastalık veya farklı klinik özelliklere sahip popülasyonlara genellenemez. Ayrıca serbest testosteron, SHBG, inhibin B ve estradiol gibi daha ayrıntılı hormonlar ölçülmediği için hormonal mekanizmalar sınırlı yorumlanabilir.
Çalışmanın söylediği şey şudur: ED, PE ve kontrol grupları arasında çoğu el morfometrik ölçüm ve kavrama kuvveti bakımından anlamlı fark bulunmamıştır. Kontrol grubunda omuz ve kalça genişliği daha yüksek ölçülmüştür. PE grubunda sol el 2D:4D oranı kontrol grubuna göre daha düşük bulunmuştur. ED grubunda FSH düzeyi ile bilateral kavrama kuvveti arasında negatif korelasyon saptanmıştır. Bu bulgular, erkek cinsel işlev bozukluklarında vücut yapısı, gelişimsel biyobelirteçler ve fiziksel kapasitenin birlikte incelenmesi gerektiğini düşündürür.
Çalışmanın söylemediği şey de nettir. Bu çalışma, parmak oranı veya el ölçümleriyle erken boşalma ya da erektil disfonksiyon tanısı konabileceğini göstermez. 2D:4D oranının PE’ye neden olduğunu kanıtlamaz. Kavrama kuvvetinin ED’yi belirlediğini kanıtlamaz. Total testosteron, LH, FSH veya prolaktin düzeylerinin bu gruplar arasında kesin olarak farklı olduğunu göstermez. Bulgular kesitsel ve keşifsel niteliktedir; klinik karar için doğrudan kullanılmamalıdır.
Çalışmanın Yöntemi ve Bulguları
Bu çalışma, PE ve ED tanılı hastalar ile kontrol bireylerini karşılaştıran kesitsel bir klinik gözlemsel araştırmadır. Ana amaç, PE ve ED’nin el morfometrisi, el kavrama kuvveti, 2D:4D oranı, omuz-kalça genişliği ve serum hormonlarıyla ilişkisini değerlendirmektir.
| Yöntem Bileşeni | Çalışmada Nasıl Uygulandı? | Bilimsel Anlamı |
|---|---|---|
| Araştırma tipi | Kesitsel karşılaştırmalı klinik gözlemsel çalışma | Değişkenler aynı zaman diliminde ölçülmüş, gruplar karşılaştırılmıştır; nedensellik kurulamaz. |
| Etik onay | Malatya Turgut Özal Üniversitesi Etik Kurulu; 2025/48, 13 Şubat 2025 | Çalışma başlamadan önce etik değerlendirme alınmıştır. |
| Gruplar | PE n=30, ED n=34, kontrol n=41 | İki cinsel işlev bozukluğu grubu kontrolle karşılaştırılmıştır. |
| 2D:4D ölçümü | Sağ ve sol elde 2. ve 4. parmak uzunlukları dijital kaliperle ölçülmüştür. | Prenatal androgen maruziyetiyle ilişkilendirilen dolaylı gelişimsel biyobelirteç değerlendirilmiştir. |
| El kavrama kuvveti | 5-100 kg aralığında, 0,1 kg duyarlıklı dijital dinamometreyle ölçülmüştür. | Kas gücü ve genel fiziksel kapasite göstergesi olarak kullanılmıştır. |
| El morfometrisi | U1-U11 ölçümleri, el genişliği ve bilek genişliği sağ-sol olarak ölçülmüştür. | Elin anatomik boyutları ve simetrisi ayrıntılı incelenmiştir. |
| Omuz ve kalça genişliği | Mezura ile posterior ölçüm yapılmıştır. | Genel vücut morfolojisi ve maskülen beden kompozisyonu göstergesi olarak değerlendirilmiştir. |
| Serum hormonları | Total testosteron, LH, FSH ve prolaktin düzeyleri karşılaştırılmıştır. | Gonadal aks ve cinsel işlevle ilişkili temel hormonal parametreler incelenmiştir. |
| İstatistiksel analiz | Shapiro-Wilk, Kruskal-Wallis, Mann-Whitney U, Bonferroni düzeltmesi, Spearman korelasyonu | Dağılıma uygun non-parametrik karşılaştırma ve korelasyon analizleri yapılmıştır. |
Çalışmada kullanılan temel oranlar şu şekilde açıklanabilir:
\[ 2D:4D = \frac{L_{2D}}{L_{4D}} \]
Burada L_{2D} işaret parmağı uzunluğunu, L_{4D} yüzük parmağı uzunluğunu ifade eder. Daha düşük 2D:4D oranı, yüzük parmağının işaret parmağına göre daha uzun olduğu anlamına gelir. Çalışmada bu oran, prenatal androgen maruziyetiyle ilişkili olabilecek gelişimsel bir gösterge olarak değerlendirilmiştir; erişkin testosteron düzeyinin doğrudan ölçüsü değildir.
\[ R_{omuz/kalça} = \frac{\text{Omuz genişliği}}{\text{Kalça genişliği}} \]
Bu oran, omuz genişliğinin kalça genişliğine göre göreli büyüklüğünü ifade eder. Çalışmada omuz ve kalça genişliği ayrı ayrı raporlanmış; kontrol grubunda bu değerlerin ED ve PE gruplarına göre yüksek olduğu bulunmuştur.
| Katılımcı Yapısı | ED Grubu | PE Grubu | Kontrol Grubu | Yorum |
|---|---|---|---|---|
| Örneklem sayısı | 34 | 30 | 41 | Toplam 105 katılımcı değerlendirilmiştir. |
| Medyan yaş | 40,0 yıl | 34,5 yıl | 35,0 yıl | Gruplar arasında yaş farkı anlamlı değildir. |
| Yaş karşılaştırması | H=4,620; p=0,099 | Yaş, ana grup karşılaştırmalarında belirgin karıştırıcı fark oluşturmamıştır. | ||
| Ana Morfometrik Bulgular | Sonuç | İstatistiksel Değer | Yorum |
|---|---|---|---|
| Sol el 2D uzunluğu | ED grubunda PE grubuna göre daha yüksek | H=6,737; p=0,034; ε²=0,046 | Sınırlı bir parmak uzunluğu farkıdır; genel el morfometrisi farkı olarak genişletilmemelidir. |
| Sol 4D, sağ 2D, sağ 4D | Anlamlı fark yok | p>0,05 | Parmak uzunluğu farkları yaygın değildir. |
| Omuz genişliği | Kontrol grubunda ED ve PE gruplarından daha yüksek | H=39,891; p<0,001; ε²=0,372 | Çalışmadaki en güçlü morfometrik farklardan biridir. |
| Kalça genişliği | Kontrol grubunda ED ve PE gruplarından daha yüksek | H=18,608; p<0,001; ε²=0,163 | Genel vücut yapısı ölçümlerinin cinsel işlev gruplarıyla farklılaşabileceğini düşündürür. |
| Sol el 2D:4D oranı | Kontrol grubunda PE grubundan daha yüksek | H=6,657; p=0,036; ε²=0,064 | PE grubunda daha düşük sol 2D:4D oranı prenatal androgen etkileriyle ilişkili olabilecek sınırlı bir bulgudur. |
| Sağ el 2D:4D oranı | Anlamlı fark yok | p>0,05 | 2D:4D bulgusunun yalnızca sol elde görülmesi yorumda dikkat gerektirir. |
| El kavrama kuvveti | Gruplar arasında anlamlı fark yok | Sol p=0,124; sağ p=0,341 | ED veya PE gruplarında kontrol grubuna göre grup düzeyinde düşük kavrama kuvveti gösterilmemiştir. |
| U1-U11 el ölçümleri | Genel olarak anlamlı fark yok | Çoğu p>0,05 | El morfometrisi büyük ölçüde gruplar arasında benzerdir. |
| Serum Hormon Bulguları | ED | PE | Kontrol | p Değeri | Yorum |
|---|---|---|---|---|---|
| Total testosteron | 4,32±1,57 ng/mL | 5,08±1,79 ng/mL | 5,62±2,15 ng/mL | 0,053 | ED grubunda daha düşük eğilim vardır; ancak istatistiksel olarak anlamlı değildir. |
| LH | 4,89 | 6,51 | 3,56 | 0,054 | Gruplar arası fark anlamlılık sınırına yaklaşmış fakat anlamlı kabul edilmemiştir. |
| FSH | 4,77 | 5,45 | 3,37 | 0,150 | Anlamlı grup farkı yoktur. |
| Prolaktin | 10,60 | 10,60 | 8,50 | 0,467 | Anlamlı grup farkı yoktur. |
Hormon tablolarında total testosteron ortalama ± standart sapma olarak, LH, FSH ve prolaktin ise medyan değerlerle sunulmuştur. Bu nedenle tabloda LH, FSH ve prolaktin için yalnızca medyan değerler gösterilmiştir. Bu değerler klinik tanı eşiği olarak değil, grupların karşılaştırmalı dağılımı olarak okunmalıdır.
| Korelasyon Bulgusu | Grup / Karşılaştırma | İstatistiksel Sonuç | Yorum |
|---|---|---|---|
| Sağ kavrama kuvveti ile sağ bilek genişliği | PE + kontrol karşılaştırması | r=0,379; p=0,039 | Bilek yapısı ile kavrama kuvveti arasında beklenebilir pozitif ilişki olabilir. |
| Sağ kavrama kuvveti ile sol bilek genişliği | PE + kontrol karşılaştırması | r=0,427; p=0,019 | El-bilek yapısı fiziksel kuvvetle ilişkili olabilir. |
| Sol 2D:4D oranı ile sağ kavrama kuvveti | PE + kontrol karşılaştırması | r=0,384; p=0,036 | Düşük-orta düzeyli keşifsel korelasyondur. |
| Sol kavrama kuvveti ile FSH | ED grubu | r=-0,426; p=0,015 | FSH arttıkça sol kavrama kuvveti azalma eğilimi göstermiştir. |
| Sağ kavrama kuvveti ile FSH | ED grubu | r=-0,485; p=0,005 | ED grubunda gonadal aks ve kas fonksiyonu arasında olası ilişkiye işaret eder; nedensellik kanıtı değildir. |
| Omuz genişliği ile LH | PE grubu | r=0,431; p=0,025 | PE grubunda sınırlı keşifsel hormonal-antropometrik ilişki bulunmuştur. |
| Sol el genişliği ile FSH | PE grubu | r=0,532; p=0,028 | Sistematik mekanizma kanıtı değildir; daha büyük çalışmalar gerektirir. |
| Right U9 ve U11 ile total testosteron | Kontrol grubu | U9: r=-0,539; p=0,038; U11: r=-0,514; p=0,049 | Erişkin testosteronun parmak morfolojisini doğrudan belirlediği şeklinde yorumlanmamalıdır. |
Çalışmanın teknik sonucu, ED ve PE’nin el morfometrisiyle güçlü ve yaygın biçimde ayrışmadığıdır. Anlamlı farklar daha çok omuz-kalça genişliği, sol el 2D:4D oranı ve sınırlı bazı korelasyonlarda yoğunlaşmıştır. Özellikle kontrol grubunun omuz ve kalça genişliğinin daha yüksek olması, genel vücut yapısı ve fiziksel kapasite parametrelerinin cinsel işlev bozuklukları araştırmalarında dikkate alınabileceğini düşündürür.
Ancak klinik açıdan en dikkatli okunması gereken nokta şudur: Bu bulgular hiçbir birey için parmak oranı, el ölçüsü veya kavrama kuvvetinden yola çıkarak ED ya da PE tanısı konabileceğini göstermez. El morfometrisi ve 2D:4D oranı, bireysel klinik karar aracı değil, grup düzeyinde araştırma değişkenleridir.
Kaynak ve Yöntem Notu
Bu makale, Muhammed Furkan Arpacı, İbrahim Nüvit Tahtalı, Gökçe Bağcı Uzun, Mine Arğalı Deniz, Ayla Arslan, İpek Balıkçı Çiçek ve Muhammet Çiçek tarafından hazırlanan “Evaluation of Hand Morphometry, Muscle Strength, and 2D:4D Ratios in Patients with Premature Ejaculation and Erectile Dysfunction” başlıklı çalışmaya dayanılarak hazırlanmıştır.
Kaynak metin bir preprint araştırma makalesidir ve metinde açıkça “This preprint research paper has not been peer reviewed” ifadesi yer almaktadır. Bu nedenle çalışma hakem değerlendirmesinden geçmemiştir. Bulgular, üroloji polikliniğine başvuran ED ve PE tanılı erkekler ile kontrol bireylerinin kesitsel karşılaştırmasına dayanmaktadır.
Çalışma bir tedavi araştırması değildir. Erken boşalma veya erektil disfonksiyon için yeni bir tedavi, ilaç, cihaz, cerrahi yaklaşım veya klinik müdahale test etmemektedir. El morfometrisi, 2D:4D oranı, kavrama kuvveti ve hormon düzeyleri yalnızca araştırma değişkenleri olarak değerlendirilmiştir.
Bu içerikte PDF’de olmayan tanı garantisi, tedavi önerisi, klinik tarama iddiası veya bireysel risk hesaplama iddiası eklenmemiştir. Çalışma, 2D:4D oranı, parmak uzunluğu, omuz-kalça genişliği veya el kavrama kuvvetinin ED ya da PE için tanı testi olduğunu göstermemektedir. Bulgular grup düzeyinde ve keşifsel niteliktedir.
Çalışmanın sınırlılıkları arasında fiziksel aktivite, egzersiz, uyku, beslenme, sigara, alkol, psikolojik stres ve ilaç kullanımı gibi karıştırıcı değişkenlerin ayrıntılı değerlendirilmemesi; kesitsel tasarım nedeniyle nedensellik kurulamaması; alt grup korelasyonlarında sınırlı örneklem büyüklüğü; yalnızca total testosteron, LH, FSH ve prolaktin ölçülmesi; serbest testosteron, SHBG, inhibin B ve estradiol gibi ek hormonal parametrelerin değerlendirilmemesi yer almaktadır.
Sonuç olarak çalışma, erkek cinsel işlev bozukluklarında vücut yapısı, gelişimsel biyobelirteçler, kas kuvveti ve gonadal aks parametrelerinin birlikte incelenebileceğini göstermektedir. Ancak bu sonuçların klinik uygulamaya aktarılabilmesi için daha büyük örneklemli, prospektif, metabolik ve vücut kompozisyonu değişkenlerini de içeren çalışmalara ihtiyaç vardır.

Bir yorum bırakın
E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir