Akademik araştırmalar, anlaşılır dil

Verianla | Akademik Araştırmalardan Türkçe Ekonomi ve Bilim İçerikleri

05 Ekim 2026, Pazartesi
VERİANLABağımsız bilim yayıncılığı
Menüyü aç veya kapat
...
Home / Sosyal Bilimler / Psikoloji / Psikiyatrik Değerlendirme Alan Ergenlerde Problemli Sosyal Medya Kullanımı: Klinik Kırılganlık ve Uyumsuz Etkileşim Örüntüleri
Psikoloji

Psikiyatrik Değerlendirme Alan Ergenlerde Problemli Sosyal Medya Kullanımı: Klinik Kırılganlık ve Uyumsuz Etkileşim Örüntüleri

Problemli sosyal medya kullanımı (Problematic Social Media Use, PSMU), sosyal medya kullanımını kontrol etmekte güçlük, kullanımla aşırı zihinsel meşguliyet ve psikolojik veya işlevsel olumsuz sonuçlara rağmen kullanımı sürdürme gibi özelliklerle tanımlanan uyumsuz bir kullanım örüntüsüdür.

04/10/2026  Veri Anla 54 görüntüleme
Psikiyatrik Değerlendirme Alan Ergenlerde Problemli Sosyal Medya Kullanımı: Klinik Kırılganlık ve Uyumsuz Etkileşim Örüntüleri

Problemli sosyal medya kullanımı (Problematic Social Media Use, PSMU), sosyal medya kullanımını kontrol etmekte güçlük, kullanımla aşırı zihinsel meşguliyet ve psikolojik veya işlevsel olumsuz sonuçlara rağmen kullanımı sürdürme gibi özelliklerle tanımlanan uyumsuz bir kullanım örüntüsüdür. Bu kesitsel çalışma, İtalya'daki bir üçüncü basamak çocuk ve ergen nöropsikiyatrisi merkezinde psikiyatrik değerlendirme alan 12–18 yaşlarındaki 265 ergende PSMU sıklığını, tanısal ve psikolojik ilişkilerini, ekran süresini, sosyal medya platformlarını, aktif-pasif kullanım biçimlerini ve içerik tercihlerini incelemiştir. Kaynakta PSMU prevalansı %14,4 olarak bildirilmiş; oran içselleştirme bozukluklarında %19,2'ye yükselmiştir. Daha yüksek PSMU düzeyleri daha fazla ekran süresi, depresif bozukluk varlığı ve daha yüksek algılanan stres ile bağımsız olarak ilişkili bulunmuştur. Ancak çalışma kesitsel olduğundan sosyal medya kullanımının psikolojik sıkıntıya neden olduğu veya psikolojik sıkıntının sosyal medya kullanımını artırdığı sonucuna varılamaz.

PSMU, Social Media Disorder Scale'ın 9 maddelik sürümü (SMDS-9) ile değerlendirilmiş ve ≥5 puan PSMU açısından önerici eşik olarak kullanılmıştır. Toplam 38 ergen bu eşiği karşılamıştır. PSMU oranları duygudurum bozukluklarında %21,1, kaygı bozukluklarında %23,6 ve yeme bozukluklarında %26,3 olarak bildirilmiştir. Kadın ergenlerin ve gender non-conforming olarak sınıflandırılan ergenlerin SMDS-9 puanları karşılaştırma gruplarından daha yüksek bulunmuştur. PSMU eşiğini karşılayan ergenlerde algılanan stres de daha yüksektir.

Çalışmanın dikkat çekici yönlerinden biri yalnız toplam ekran süresini değil, sosyal medyanın nasıl kullanıldığını da incelemesidir. Sosyal medya kullanımı genel olarak pasif tüketim ağırlıklıdır. TikTok kullanıcılarının %61'i esas olarak içerik kaydırmış, Instagram kullanıcılarının %29,8'i yalnız içerik tüketmiş ve örneklemde YouTube ile Twitch kullanımı bütünüyle görüntüleme yönünde raporlanmıştır. Depresif bozukluklar pasif TikTok kullanıcılarında daha sık, nörogelişimsel bozukluklar ise aktif kullanıcılar arasında daha sık görülmüştür. Bu ilişkiler klinik açıdan ilgi çekici olmakla birlikte nedensel mekanizma kanıtı değildir.

Problemli Sosyal Medya Kullanımı Nedir?

Problemli sosyal medya kullanımı, sosyal medyaya erişim süresinin tek başına uzun olmasından farklı olarak, kullanım üzerindeki kontrolün bozulması, sosyal medya ile aşırı meşguliyet ve olumsuz psikolojik veya işlevsel sonuçlara rağmen kullanımın sürdürülmesiyle karakterize edilen uyumsuz bir etkileşim örüntüsüdür. Kaynak çalışma PSMU'nun bağımlılık benzeri özellikler taşıyabileceğini tartışmakla birlikte, bunu tek başına ayrı ve kesin bir kategorik psikiyatrik bozukluk olarak kabul etmek yerine stres, duygu düzenleme ve uyumsuz başa çıkma süreçleriyle ilişkili daha geniş psikososyal bir çerçevede değerlendirmektedir.

Neden yalnız “kaç saat kullanıyor?” sorusu yeterli değil?

Sosyal medya kullanımında nicelik önemlidir, fakat çalışmanın bilimsel problemi nicelikle sınırlı değildir. İki ergen aynı süre boyunca çevrimiçi olabilir ancak kullanım biçimleri farklı olabilir. Biri arkadaşlarıyla doğrudan iletişim kurabilir veya içerik üretebilirken, diğeri uzun süre boyunca yalnız algoritmik içerik akışını kaydırabilir. İçeriğin türü, sosyal karşılaştırmanın yoğunluğu, kullanımın aktif veya pasif olması, kişinin duygusal durumu ve sosyal medyayı hangi amaçla kullandığı psikolojik anlamı değiştirebilir.

Kaynak çalışma bu nedenle ekran süresinin yanı sıra kullanılan platformları, içerik üretimini, pasif tüketimi ve çevrimiçi içerik tercihlerini de değerlendirmiştir. Yazarların sonuç bölümündeki temel çıkarımlarından biri, psikolojik ilişkilerin yalnız süreyle değil, sosyal medya ile kurulan ilişkinin niteliğiyle birlikte değerlendirilmesinin gerekli olduğudur.

Ergenlik neden özel bir dönem olarak değerlendiriliyor?

Ergenlik; aidiyet ihtiyacının, akran değerlendirmesine duyarlılığın ve sosyal ödüllere verilen tepkinin belirgin olduğu gelişimsel bir dönemdir. Sosyal medya bu sosyal süreçleri dijital ortama taşır. Çalışmanın teorik çerçevesine göre çevrimiçi aidiyet bazı durumlarda destekleyici olabilirken, çevrimdışı sosyal bağlantının zayıflığı ile çevrimiçi bağlılığın yoğunluğu arasındaki dengesizlik kırılganlık göstergesine dönüşebilir.

Psikiyatrik belirtileri olan ergenler açısından sosyal medya ayrıca duygu düzenleme, kaçınma veya güvence arama aracı olarak kullanılabilir. Kaynak özellikle depresif, kaygı ve yeme bozuklukları gibi içselleştirme tablolarında olumsuz duygulanım ve stresin uyumsuz başa çıkma davranışlarıyla kesişebileceğini tartışmaktadır. Bu mekanizma tartışması çalışma verileriyle doğrudan nedensel olarak kanıtlanmamıştır.

Araştırmanın temel boşluğu

Ergenlerde sosyal medya ve ruh sağlığı ilişkisini inceleyen geniş bir literatür bulunmasına rağmen çalışmaların önemli bölümü toplum örneklemlerine ve toplam ekran süresi gibi nicel göstergelere odaklanmıştır. Psikiyatrik değerlendirme için sağlık kuruluşuna başvuran ergenlerde PSMU'nun prevalansı ve farklı tanı gruplarına göre kullanım biçimleri hakkında veri daha sınırlıdır.

Bu çalışma üç ana soruya yönelmiştir: psikiyatrik değerlendirme alan ergenlerde PSMU ne kadar yaygındır; stres ve tanısal özellikler PSMU ile nasıl ilişkilidir; sosyal medya platformu, aktif-pasif kullanım ve içerik tercihleri bu klinik örneklemde nasıl bir örüntü göstermektedir?

Psikiyatrik Ergenlerde PSMU Hangi Gruplarda Daha Yüksekti?

Kaynakta bildirilen PSMU oranı bütün örneklemde %14,4'tür; oran içselleştirme bozukluklarında %19,2, duygudurum bozukluklarında %21,1, kaygı bozukluklarında %23,6 ve yeme bozukluklarında %26,3 olarak raporlanmıştır. Duygudurum ve kaygı bozuklukları için yapılan karşılaştırmalarda daha yüksek PSMU odds'ları istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur; ancak tanıların birbiriyle örtüşebilmesi, bazı alt grupların küçük olması ve çalışmanın kesitsel tasarımı bu oranların nedensel veya genellenebilir risk tahmini olarak kullanılmasını engeller.

Tanısal grupGrup büyüklüğüPSMU olanlarGrup içi oran
Tüm örneklem26538%14,4 kaynakta bildirilen değer
İçselleştirme bozuklukları17233%19,2
Duygudurum bozuklukları12326%21,1
Kaygı bozuklukları7217%23,6
Travma ve stresörle ilişkili bozukluklar213%14,3
Somatik belirti bozuklukları151%6,7
Yeme bozuklukları3810%26,3
Nörogelişimsel bozukluklar262%7,7
ADHD112%18,2
Otizm spektrum bozukluğu100Kaynakta “none”
Dışsallaştırma bozuklukları160Kaynakta “none”
Obsesif kompulsif bozukluk90Kaynakta “none”

Bu tablo yorumlanırken tanısal kategorilerin birbirini dışlamadığı unutulmamalıdır. Kaynak açıkça bir kişinin birden fazla tanı taşıyabileceğini ve bu nedenle tanı satırlarındaki toplamların 265'i, yüzdelerin toplamının ise %100'ü aşabileceğini belirtmektedir.

Duygudurum ve kaygı bozuklukları

Duygudurum bozukluğu olan ergenlerde PSMU oranı %21,1 olarak bildirilmiş ve diğer tanısal kategorilerle yapılan karşılaştırmada χ²=7,75, p=0,005 ve OR=3,86 raporlanmıştır. Kaygı bozukluklarında PSMU oranı %23,6; karşılaştırma sonucu χ²=5,65, p=0,017 ve OR=2,52'dir.

Bu odds oranları belirli çalışma örneklemindeki tanısal karşılaştırmaları temsil eder. “Duygudurum bozukluğu PSMU'ya 3,86 kat neden olur” şeklinde yorumlanamaz. Odds oranı bir ilişki ölçüsüdür; çalışma zaman sıralamasını veya nedensel yönü belirlememiştir.

Yeme bozuklukları

Tabloda en yüksek grup içi PSMU yüzdesi yeme bozukluklarında görülmüştür: 38 katılımcının 10'u, yani %26,3. Bununla birlikte alt grup büyüklüğü sınırlıdır. Kaynak bu bulguyu sosyal değerlendirmeye duyarlılık, beden ve sağlık içerikleri ile psikolojik kırılganlık bağlamında tartışsa da yeme bozukluğu ile PSMU arasında nedensel bir yön göstermemektedir.

Nörogelişimsel ve dışsallaştırma grupları

Nörogelişimsel bozukluk grubunda PSMU oranı %7,7'dir. ADHD alt grubunda 11 kişiden 2'si PSMU eşiğini karşılamış, otizm spektrum bozukluğu grubunda ise kaynakta PSMU vakası bildirilmemiştir. Dışsallaştırma bozukluğu bulunan 16 katılımcının hiçbiri SMDS-9 klinik eşiğini karşılamamıştır. Küçük alt grup büyüklükleri nedeniyle bu sıfır değerler “bu tanılarda PSMU görülmez” sonucuna dönüştürülemez.

Cinsiyet ve cinsiyet kimliğiyle ilişkili bulgular

Kadın ergenlerin SMDS-9 medyanı 3,00 ve IQR değeri 4,00; erkek ergenlerin medyanı 2,00 ve IQR değeri 2,25 olarak verilmiştir. Fark Mann–Whitney U=5538, p=0,010 ve r=0,20 ile raporlanmıştır.

Gender non-conforming olarak sınıflandırılan ergenler de cisgender akranlarına göre daha yüksek PSMU düzeyleri bildirmiştir; U=3195, p=0,047 ve r=0,21. Bu bulgular çalışma örneklemindeki istatistiksel ilişkileri gösterir; kimlik kategorisinin kendi başına nedensel bir risk faktörü olduğunu kanıtlamaz.

Pasif Sosyal Medya Kullanımı Bu Çalışmada Ne Anlama Geliyor?

Pasif sosyal medya kullanımı, kullanıcının içerik üretmek, paylaşmak veya yorum yapmak yerine ağırlıklı olarak akışı kaydırması, başkalarının içeriklerini izlemesi veya görüntülemesi biçimindeki etkileşimdir. Bu çalışmada sosyal medya kullanımı genel olarak pasif ağırlıklı bulunmuş; TikTok kullanıcılarının %61'i temel olarak içerik kaydırmış, Instagram kullanıcılarının %29,8'i yalnızca içerik tüketmiş ve YouTube ile Twitch kullanıcılarının tamamı bu platformları görüntüleme amacıyla kullandığını bildirmiştir.

Şekil 1'in anlattığı aktif-pasif kullanım yapısı

Kaynak çalışmanın sayfa 8'deki Şekil 1'i, her platformdaki içerik oluşturma yoğunluğunu karşılaştırmaktadır. Sınıflar pasif kullanım, günde 1'den az içerik, günde 1–3 içerik, günde 4–10 içerik ve günde 10'dan fazla içerik olarak gösterilmiştir. Grafiğin temel bilimsel mesajı platformların yalnız kullanım sıklığı açısından değil, içerik üretme biçimi açısından da farklılaşmasıdır.

PlatformKaynakta bildirilen kullanım özelliği
TikTokKullanıcıların %61'i esas olarak kaydırarak pasif içerik tüketmiştir.
InstagramKullanıcıların %29,8'i yalnız içerik tükettiğini bildirmiştir.
YouTubeÖrneklemde kullanım görüntüleme yönünde bildirilmiştir.
TwitchÖrneklemde kullanım görüntüleme yönünde bildirilmiştir.

Kadın ergenlerin erkeklere göre TikTok'u aktif kullanma odds'u daha yüksek bulunmuş; χ²=4,96, p=0,026 ve OR=7,30 raporlanmıştır. Instagram için de χ²=5,61, p=0,018 ve OR=2,88 bildirilmiştir. Kaynak diğer platformlarda cinsiyete göre anlamlı kullanım farkı bildirmemiştir.

Pasif kullanım ve depresif bozukluklar

Depresif bozukluklar pasif TikTok kullanıcılarında daha sık görülmüştür; χ²=7,02 ve p=0,015. Nörogelişimsel bozukluklar ise aktif kullanıcılar arasında daha sık raporlanmıştır; χ²=11,9 ve p=0,006.

Yazarlar pasif kaydırmanın kaçınmaya dayalı bir başa çıkma biçimi olabileceğini ve olumsuz duygulanım ile sosyal karşılaştırmayı sürdürebileceğini tartışmaktadır. Ancak çalışma bu mekanizmayı doğrudan test etmemiştir. Depresif belirtilerin pasif kullanıma yol açması, pasif kullanımın belirtileri güçlendirmesi veya iki yönlü bir ilişki bulunması bu kesitsel tasarımla birbirinden ayrılamaz.

Aktif kullanım her zaman koruyucu mudur?

Hayır. Çalışma aktif kullanımın otomatik olarak sağlıklı, pasif kullanımın da otomatik olarak patolojik olduğunu göstermemektedir. Aktif ve pasif sınıflandırması çevrimiçi davranışın yalnız bir boyutudur. Kullanılan içerik, kullanım nedeni, psikolojik durum, sosyal bağlam ve toplam yoğunluk gibi başka faktörlerin de değerlendirilmesi gerekir.

Platform tercihleri

Örneklemde günlük akıllı telefon kullanımı yaygındır. Katılımcıların %66,7'si telefonunu günde 3 saatten fazla kullandığını bildirmiş; %88,3'ü sosyal medyayı çevrimiçi faaliyetleri arasında belirtmiştir.

Kaynak ayrıca katılımcıların %66,7'sinin sosyal medyada günde 4 saatten fazla, yaklaşık %30'unun ise günde 1–3 saat geçirdiğini bildirmektedir. TikTok ve Instagram en yaygın platformlardır. Örneklemin %71,3'ü TikTok'u günde 3 saate kadar kullanırken %17'si 4 saati aşmıştır. Instagram'ı günde 3 saatten fazla kullananların oranı %36,6'dır.

Yöntem bölümünde “yoğun kullanıcı” sınıflaması genel ve platforma özgü ekran süresi için ≥3 saat/gün, “hafif kullanıcı” sınıflaması ise <3 saat/gün olarak tanımlanmıştır. Sonuçlardaki “4 saatten fazla” kategorisi ayrıca tanımlayıcı kullanım dağılımı olarak sunulmuştur; iki eşik aynı amaçla kullanılmamıştır.

TikTok bulgusunun doğru yorumu

Özet ve tartışma bölümleri, PSMU olan ergenlerde yoğun TikTok kullanım odds'unun yaklaşık üç kat daha yüksek olduğunu bildirmektedir. Ayrıca yalnız ağır TikTok kullanıcılarının SMDS-9 puanları hafif kullanıcılardan anlamlı olarak yüksek bulunmuştur.

Bununla birlikte çok değişkenli regresyonda platforma özgü kullanım bağımsız bir anlamlı yordayıcı olarak kalmamış; ekran süresi, depresif bozukluk ve stres öne çıkmıştır. Dolayısıyla çalışma “TikTok PSMU'nun bağımsız nedenidir” sonucunu desteklemez. Platform bulgusunun psikolojik kırılganlık ve genel kullanım yoğunluğuyla birlikte değerlendirilmesi gerekir.

Ekran Süresi Tek Başına PSMU Riskini Açıklıyor mu?

Hayır. Daha fazla ekran süresi PSMU ile ilişkili bulunmuş ve çok değişkenli modelde bağımsız bir ilişki göstermiştir; ancak aynı modelde depresif bozukluk ve algılanan stres de bağımsız katkı sağlamış, platforma özgü kullanım ise anlamlı kalmamıştır. Bu nedenle kaynak çalışma PSMU'nun yalnız “kaç saat çevrimiçi kalındığı” ile değil, psikolojik sıkıntı ve kullanım örüntüsüyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini desteklemektedir.

Stres ile sosyal medya kullanımı arasındaki ilişki

PSMU eşiğini karşılayan ergenlerde algılanan stres, PSMU eşiğini karşılamayanlara göre daha yüksektir; t(263)=−3,08, p=0,002 ve d=0,54 raporlanmıştır.

Kaynak ayrıca SMDS-9 ile PSS-10 arasında pozitif ilişki bildirmektedir. Bu bölümde istatistik U=3036, p=0,003 ve r=0,29 olarak sunulmuştur. Yöntem bölümünde korelasyonlar için Pearson veya Spearman yaklaşımı tanımlanmış olmasına rağmen sonuç metni burada Mann–Whitney U biçiminde bir istatistik vermektedir. Bu nedenle ilişkinin yönü ve anlamlılığı kaynakta belirtildiği biçimde korunmakta, istatistik türü kaynak adına yeniden yorumlanmamaktadır.

Sosyal medyada günde 4 saatten fazla zaman geçiren ergenlerin PSS-10 puanları, daha az kullananlardan ortalama 5,51 puan daha yüksektir; SE=1,12. İlişki t(263)=−4,93, p<0,001 ve d=0,64 ile raporlanmıştır.

TikTok'un daha yoğun kullanımı daha yüksek stres ile ilişkilidir; t(261)=−2,09, p=0,037 ve d=0,68. Instagram için Mann–Whitney U=6738 ve p=0,019 verilmiştir. YouTube ve Twitch kullanımı ise kaynakta stresle ilişkili bulunmamıştır.

Kadın ve erkek katılımcılarda stres

Kadın katılımcıların PSS-10 medyanı 27,00 ve IQR değeri 12,00; erkeklerin medyanı 19,00 ve IQR değeri 11,25 olarak verilmiştir. Duygudurum bozukluklarında medyan PSS-10 28, kaygı bozukluklarında 29 ve nörogelişimsel bozukluklarda 21'dir.

İçerik tercihleri neden önemli?

Sosyal medya maruziyeti yalnız platform adıyla tanımlanamaz; algoritmanın kullanıcıya sunduğu ve kullanıcının aradığı içerik de deneyimin bir parçasıdır. Kaynak çalışmanın sayfa 9'daki Şekil 2'si, ergenlerin çevrimiçi aradığı içerik kategorilerini karşılaştırmaktadır.

Müzik ve eğlence içerikleri en yaygın kategorilerdir. Kaynak metin yaklaşık %40'ın psikoloji ve ruh sağlığıyla ilgili içerikleri düzenli izlediğini, %53'ün ise fitness, diyet ve beslenmeyle ilişkili materyallerle etkileştiğini bildirmektedir.

Tanı gruplarına göre içerik tercihleri

Grupİçerik tercihiİstatistik
Kaygı bozukluklarıPsikoloji içeriklerini daha sık takip etmeχ²=7,26; p=0,007; OR=2,24
Travma ve stresörle ilişkili bozukluklarPsikoloji içeriklerini daha sık takip etmeχ²=5,68; p=0,017; OR=2,98
Nörogelişimsel bozukluklarEğlence içeriklerini daha sık tercih etmeχ²=4,77; p=0,029; OR=2,61
Nörogelişimsel bozukluklarÇizgi roman içeriklerini daha sık tercih etmeχ²=17,0; p<0,001; OR=5,42

Kadın ergenlerin psikolojiyle ilişkili içeriklere yönelme olasılığı daha yüksek bulunmuştur; χ²=12,5, p<0,001 ve OR=3,00. Kaynak erkek ergenlerin video oyunlarıyla ilişkili etkinliklere daha fazla yöneldiğini de bildirmektedir; χ²=15,3, p<0,001 ve OR=0,34.

Algılanan stresi daha yüksek ergenlerin psikoloji veya ruh sağlığı içerikleri tüketme olasılığı da daha yüksek bulunmuştur; χ²=8,63, p=0,004, OR=2,11.

Ruh sağlığı içeriği aramak iyi veya kötü müdür?

Çalışma bu davranışı tek yönlü olarak olumlu veya olumsuz sınıflandırmamaktadır. Yazarlar ruh sağlığı içeriklerinin duygusal doğrulama veya gündelik başa çıkma bilgisi sunabileceğini, ancak filtrelenmemiş veya yanıltıcı içeriklerin hassas bireylerde uyumsuz bilişleri de güçlendirebileceğini tartışmaktadır. Bu çalışma çevrimiçi ruh sağlığı içeriğinin tedavi edici veya zararlı etkisini doğrudan test etmemiştir.

Çalışmanın Yöntemi ve Bulguları

Araştırma tasarımı

Araştırma tek merkezli kesitsel tasarımla yürütülmüştür. Çalışma planlaması 2024–2025 döneminde yapılmış; veri toplama Mayıs 2025 ile Ocak 2026 arasında gerçekleştirilmiştir. Katılımcılar İtalya'daki üçüncü basamak çocuk ve ergen nöropsikiyatrisi merkezinde yatarak veya ayaktan psikiyatrik değerlendirmeye alınan ergenlerden oluşmaktadır.

Çalışma Latium Area 1 Territorial Ethics Committee tarafından 3 Mayıs 2025 tarihinde 7875 protokol koduyla onaylanmış ve Helsinki Bildirgesi ilkelerine uygun yürütülmüştür. Hastalar ile ebeveynleri veya yasal vasileri için gerekli bilgilendirilmiş onam süreci uygulanmış, veriler anonimleştirilerek parola korumalı veri tabanında saklanmıştır.

Dahil edilme ve dışlanma ölçütleri

Dahil edilme ölçütleri 12–18 yaş arasında olmak, yatarak veya ayaktan nöropsikiyatrik değerlendirmeyi tamamlamış olmak ve özbildirim anketlerini bağımsız doldurabilmektir.

IQ<70 olanlar ve şizofreni spektrum bozukluğu tanısı bulunanlar çalışma dışında bırakılmıştır.

Psikiyatrik değerlendirme

Tanılar merkezin standart psikodiagnostik değerlendirme sürecinden elde edilmiştir. Kaynak, klinik görüşmeler arasında Kiddie Schedule for Affective Disorders and Schizophrenia (K-SADS) kullanımını ve mevcut psikiyatrik durumun belirtilerini ve şiddetini değerlendirmek için uygun standart ölçeklerin uygulanmasını belirtmektedir. Nihai tanısal veriler hastane kayıtlarından çıkarılmıştır.

Örneklemin özellikleri

ÖzellikKaynakta bildirilen değer
Toplam katılımcı265 ergen
YaşMedyan 15; IQR=3,00; aralık 12–18
Kadın%72,8
Transgender veya gender non-conforming%13,2
Yatan hastan=192; kaynakta %72
Ayaktan hastan=73
İçselleştirme bozuklukların=172; %65
Nörogelişimsel bozukluklarn=26; %9,8
Yeme bozuklukların=38; %14,4
Dışsallaştırma bozuklukların=16; %6,1
OKBn=9; %3,4

Tanılar örtüşebildiğinden tanısal kategori sayı ve yüzdeleri toplam örneklem büyüklüğünü veya %100'ü aşabilir.

SMDS-9: ana sonuç ölçümü

Problemli sosyal medya kullanımı, Social Media Disorder Scale'ın 9 maddelik İtalyanca doğrulanmış sürümüyle ölçülmüştür. Ölçekteki maddeler son 12 ay içindeki davranışları evet/hayır biçiminde sorgular ve ≥5 puan PSMU açısından önerici eşik olarak kabul edilmiştir.

Kaynak, ölçeğin daha önceki çalışmalarda Cronbach α değerlerinin 0,76–0,82 arasında olduğunu, mevcut örneklemde ise α=0,75 bulunduğunu bildirmektedir.

PSS-10: algılanan stres ölçümü

Stresin şiddeti 10 maddelik Perceived Stress Scale'ın İtalyanca sürümüyle değerlendirilmiştir. Kaynak bu sürüm için α=0,74 iç tutarlılık ve r>0,60 test-tekrar test güvenilirliği bildirmektedir. Ergenler için tanımlanmış kesme değerleri bulunmadığından PSS-10 puanı kategorik “yüksek/düşük stres tanısı” olarak değil, sürekli bir algılanan stres ölçüsü olarak ele alınmıştır.

Ekran süresi ve kullanım biçimleri

Ekran süresi, çevrimiçi etkinlikler, kullanılan platformlar, içerik tercihleri ve aktif-pasif kullanım çalışmaya özgü, standartlaştırılmamış sorularla değerlendirilmiştir. Aktif kullanım paylaşım ve yorum yapma gibi davranışları; pasif kullanım ise temel olarak içerik kaydırma ve izlemeyi kapsamaktadır.

Yoğun kullanıcı sınıflaması ≥3 saat/gün, hafif kullanıcı sınıflaması <3 saat/gün biçiminde yapılmıştır. Bu eşik önceki literatürde ergenlerde içselleştirme belirtileriyle ilişkili klinik olarak anlamlı bir süre olarak tanımlanan günde üç saatlik kullanım temel alınarak seçilmiştir.

İstatistiksel analiz

Sürekli değişkenlerin normal dağılımı Shapiro–Wilk testiyle incelenmiştir. Dağılıma göre ortalama ve standart sapma veya medyan ve çeyrekler arası aralık kullanılmıştır. Gruplar bağımsız örneklem t testi veya Mann–Whitney U testiyle karşılaştırılmış, etki büyüklüğü olarak Cohen d raporlanmıştır.

Kategorik değişkenlerde Fisher exact veya ki-kare testleri kullanılmıştır. Korelasyonlar dağılıma göre Pearson veya Spearman yaklaşımıyla planlanmıştır. Çoklu test sorununu azaltmak için önceden tanımlanan analiz aileleri içinde Benjamini–Hochberg yanlış keşif oranı (FDR) düzeltmesi uygulanmıştır.

İstatistiksel anlamlılık eşiği iki yönlü p<0,05 olarak belirlenmiş, sonuçlar %95 güven aralıklarıyla değerlendirilmiştir. Eksik veriler düşük oran nedeniyle list-wise deletion ile ele alınmıştır. Analizler R tabanlı Jamovi yazılımıyla gerçekleştirilmiştir.

Örneklem büyüklüğü hesabı

Araştırmacılar genel İtalyan ergen popülasyonunda bildirilen %13,5 PSMU prevalansını muhafazakâr başlangıç tahmini olarak kullanmıştır. %95 güven düzeyinde ve ±%5 hata payıyla prevalans tahmini için standart oran formülünden minimum 180 katılımcı gereksinimi hesaplanmıştır. Nihai örneklem 265 kişidir.

Çok değişkenli model

SMDS-9 toplam puanı bağımlı değişken olarak kullanılarak çok değişkenli doğrusal regresyon gerçekleştirilmiştir. Artıkların normalliği Shapiro–Wilk testiyle, çoklu doğrusal bağlantı VIF ile ve hata bağımsızlığı Durbin–Watson istatistiğiyle incelenmiştir.

DeğişkenβSEp
Ekran süresi1,030,360,005
Depresif bozukluk varlığı0,860,390,028
Algılanan stres0,050,020,006

Yaş, cinsiyet ve platforma özgü kullanım çok değişkenli modelde anlamlı bağımsız etkiler göstermemiştir. Ek materyal açıklamasında model uyumu R²=0,25, düzeltilmiş R²=0,18 ve F=3,99, p<0,001 olarak verilmiş; VIF değerlerinin tamamı <2,00 bildirilmiştir.

Kaynak içindeki p=0,053 anlatımına ilişkin sınır

Kaynak sonuç bölümünde kaygı bozukluğu olan ergenler için yoğun ekran kullanımına ilişkin χ²=4,94, p=0,026 ve OR=2,10 bildirmektedir. İçselleştirme bozuklukları için ise χ²=4,12, p=0,053 ve OR=2,09 verilmiştir. Metin bu iki sonucu birlikte “anlamlı ilişkiler” başlığı altında sunmaktadır; ancak çalışmanın önceden belirlediği anlamlılık eşiği p<0,05'tir. Bu nedenle p=0,053 sonucu Verianla metninde kesin istatistiksel anlamlılık olarak yeniden etiketlenmemiştir.

Çevrimiçi etkinliklerin dağılımı

EtkinliknOran
Sosyal medya235%88,3
Müzik dinleme217%81,6
Film veya dizi izleme126%47,4
Video oyunu oynama97%36,5
Ders çalışma71%26,7
Podcast dinleme19%7,1
E-kitap okuma16%6,0
Diğer3%1,1

Bir katılımcı birden fazla etkinlik seçebildiğinden oranların toplamı %100'ü aşabilir.

Çalışmanın söylediği ve söylemediği

Çalışmanın desteklediğiÇalışmanın desteklemediği
Psikiyatrik değerlendirme alan bu örneklemde kaynakta bildirilen PSMU prevalansı %14,4'tür.Psikiyatrik ergenlerin tamamında prevalansın kesin olarak %14,4 olduğu.
İçselleştirme, duygudurum, kaygı ve yeme bozukluğu gruplarında daha yüksek PSMU oranları gözlenmiştir.Bu psikiyatrik bozuklukların PSMU'ya neden olduğu.
Daha fazla ekran süresi, depresif bozukluk ve algılanan stres çok değişkenli modelde SMDS-9 ile bağımsız ilişki göstermiştir.Ekran süresinin tek başına PSMU'nun nedeni olduğu.
Sosyal medya etkileşimi örneklemde ağırlıklı olarak pasiftir.Pasif kullanımın otomatik olarak psikiyatrik bozukluk oluşturduğu.
Pasif TikTok kullanımında depresif bozuklukların daha sık olduğu bildirilmiştir.Pasif TikTok kullanımının depresyona neden olduğu.
TikTok ve Instagram'ın yoğun kullanımı daha yüksek algılanan stresle ilişkilidir.TikTok veya Instagram'ın bağımsız olarak stresi artırdığı.
İçerik tercihleri tanı ve stres düzeylerine göre farklı örüntüler göstermiştir.Belirli bir içerik türünün tanısal belirteç olarak kullanılabileceği.
Nitel kullanım örüntülerinin değerlendirilmesi klinik araştırmada yararlı olabilir.Bu çalışmanın doğrulanmış bir bireysel risk tahmin aracı geliştirdiği.

Çalışmanın güçlü yönleri

Çalışmanın önemli güçlü yönlerinden biri toplum örneklemi yerine doğrudan psikiyatrik değerlendirme alan ergenleri incelemesidir. Tanısal bilgiler yalnız çevrimiçi özbildirimle değil, kapsamlı klinik değerlendirme ve hastane kayıtlarından alınmıştır.

PSMU değerlendirmesinde doğrulanmış SMDS-9 kullanılmış, algılanan stres standart PSS-10 ile ölçülmüş ve istatistiksel analizde FDR düzeltmesi ile çok değişkenli modelleme uygulanmıştır. Çalışmanın yalnız kullanım süresini değil aktif-pasif etkileşimi ve içerik tercihlerini de değerlendirmesi, sosyal medya davranışının nitel tarafını görünür kılmaktadır.

Temel sınırlılıklar

Kesitsel tasarım: Veriler tek zaman aralığında toplandığı için ilişkinin yönü belirlenemez. Sosyal medya kullanımının psikolojik sıkıntıyı artırması, psikolojik sıkıntının sosyal medya kullanımını artırması veya iki yönlü dinamik bulunması birbirinden ayrılamaz.

Tek merkezli klinik örneklem: Katılımcılar İtalya'daki tek bir üçüncü basamak nöropsikiyatri merkezinden alınmıştır. Sonuçlar toplumdaki bütün ergenlere veya farklı sağlık sistemlerine doğrudan genellenemez.

Tanısal kompozisyon: Örneklemde içselleştirme bozuklukları ve kadın ergenler ağırlıktadır. Bu klinik merkez kompozisyonu bazı ilişkilerin görünürlüğünü artırmış olabilir.

Özbildirim: Ekran süresi ve platform davranışları cihaz kayıtlarıyla doğrulanmamıştır. Hatırlama hatası veya özbildirim yanlılığı mümkündür.

Standartlaştırılmamış ikincil maddeler: Aktif-pasif kullanım ve içerik tercihleri için kullanılan sorular doğrulanmış psikometrik ölçekler değildir. Bu durum bu sonuçların güvenilirliği ve başka çalışmalarla karşılaştırılabilirliği üzerinde sınır oluşturur.

Klinik bağlam eksikleri: Veri toplama sıklıkla ilk değerlendirme veya yatış aşamasında gerçekleştiğinden sosyoekonomik durum, aile ortamı, sosyal işlevsellik, eş tanı yükü ve farmakolojik tedavi gibi bazı bağlamsal değişkenler tam olarak değerlendirilememiştir.

Gelecek araştırmalar

Yazarlar ilişkinin yönünü belirleyebilmek için uzun dönemli boylamsal çalışmalar önermektedir. Gelecek araştırmaların yalnız ekran süresini değil, içerik tercihlerini, etkileşim biçimini, duygu düzenlemeyi, kişilerarası işlevselliği, kişilik özelliklerini, aile ortamını, sosyoekonomik durumu ve tedavi bağlamını birlikte değerlendirmesi önerilmektedir.

Nesnel cihaz kayıtlarının kullanılması da önemlidir. Telefonun gerçek ekran süresi, platform bazlı oturum süresi ve zaman içinde değişen kullanım örüntülerinin özbildirimle birlikte değerlendirilmesi, nicelik ile psikolojik işlev arasındaki ilişkiyi daha güvenilir biçimde çözümlemeye yardımcı olabilir.

Kaynak ve Yöntem Notu

Özgün çalışma: Problematic Social Media Use in Psychiatric Adolescents: Clinical Vulnerability and Maladaptive Engagement Patterns.

Yazarlar: Sara Romano; Dario Esposito; Giorgia Di Iorio; Fabiola Panvino; Benedetta Altomonte; Dario Calderoni; Giulia Conte; Maria Pia Casini; Arianna Terrinoni.

Sorumlu yazar: Dario Esposito.

Kurum: Unit of Child and Adolescent Neuropsychiatry, Department of Human Neuroscience, Sapienza University of Rome, Roma, İtalya.

Dergi ve yayınevi: Psychiatry International; MDPI, Basel, Switzerland.

Yayın bilgisi: 2026; cilt 7; makale 125. Yayın tarihi: 4 Haziran 2026.

DOI: 10.3390/psychiatryint7030125

Kaynak türü: Tek merkezli, kesitsel, klinik gözlemsel çalışma.

Örneklem: Psikiyatrik değerlendirme alan 12–18 yaşlarında 265 ergen; yatan ve ayaktan hastalar.

Temel ölçüm araçları: Social Media Disorder Scale-9 (SMDS-9) ve Perceived Stress Scale-10 (PSS-10). Ekran süresi, platform kullanımı, aktif-pasif etkileşim ve içerik tercihleri çalışmaya özgü maddelerle ölçülmüştür.

SMDS-9 klinik eşiği: ≥5 puan PSMU açısından önerici eşik olarak kullanılmıştır. Bu eşik bağımsız bir DSM veya ICD tanısı değildir.

İstatistik: Shapiro–Wilk, bağımsız örneklem t testi, Mann–Whitney U, Fisher exact, ki-kare, Pearson/Spearman korelasyon yaklaşımı, Benjamini–Hochberg FDR düzeltmesi ve çok değişkenli doğrusal regresyon. Anlamlılık eşiği iki yönlü p<0,05'tir.

İstatistik yazılımı: Jamovi; yöntem bölümünde sürüm 2.3.28 olarak raporlanmıştır ve R dili altyapısını kullanmaktadır.

Etik kurul: Territorial Ethics Committee of Latium Area 1; protokol 7875; onay tarihi 3 Mayıs 2025.

Bilgilendirilmiş onam: Ebeveynler veya yasal vasilerden yazılı katılım onamı, ergenlerden katılım assent'i alınmıştır.

Veri erişilebilirliği: Veriler makul talep üzerine sorumlu yazardan istenebilir; etik ve gizlilik nedenleriyle kamuya açık değildir.

Finansman: Araştırma dış finansman almamıştır.

Çıkar çatışması: Yazarlar çıkar çatışması bildirmemiştir.

Yazar katkıları: Kavramsallaştırma S.R., D.E. ve G.D.I.; veri kürasyonu S.R., F.P., B.A., G.C. ve M.P.C.; özgün taslak D.E., G.D.I., F.P. ve B.A.; gözden geçirme/düzenleme S.R. ve A.T.; kaynaklar D.C.; süpervizyon D.C., G.C., M.P.C. ve A.T.; proje yönetimi A.T. tarafından gerçekleştirilmiştir.

Lisans: Kaynak PDF makaleyi Creative Commons Attribution (CC BY) lisanslı açık erişimli çalışma olarak tanımlar.

Temel yorum sınırı: Bulgular ilişkisel niteliktedir. Çalışma sosyal medya kullanımının psikiyatrik belirtilere neden olduğunu, belirli bir platformun bağımsız olarak zararlı olduğunu veya PSMU'nun ayrı bir kategorik psikiyatrik hastalık olduğunu kanıtlamaz.

Kaynak içi istatistik sunumu notu: Kaynak içselleştirme bozuklukları ile yüksek ekran süresi arasındaki χ²=4,12, p=0,053, OR=2,09 sonucunu anlamlı ilişkiler anlatımı içinde sunmaktadır; ancak yöntem bölümünde p<0,05 anlamlılık eşiği tanımlanmıştır. Ayrıca SMDS-9 ve PSS-10 arasındaki “pozitif korelasyon” için sonuç bölümünde U=3036, p=0,003 ve r=0,29 raporlanmaktadır. Verianla bu noktaları sessizce düzeltmemiş ve kaynakta verilen istatistikleri kendi adlarına yeniden sınıflandırmamıştır.


Paylaş:

Yorumlar incelendikten sonra yayımlanır.Gönderdiğiniz yorum onay sürecine alınır ve uygun bulunduğunda görünür hâle gelir.

Bir yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir

Your experience on this site will be improved by allowing cookies Cookie Policy