Akademik araştırmalar, anlaşılır dil

Verianla | Akademik Araştırmalardan Türkçe Ekonomi ve Bilim İçerikleri

27 Eylül 2026, Pazar
VERİANLABağımsız bilim yayıncılığı
Menüyü aç veya kapat
...
Home / Sağlık Bilimleri / Tıp Araştırmaları / Diyabetli Gebelerde Tedaviye Uyum ve Öz Yeterliliği Neler Öngörüyor?
Tıp Araştırmaları

Diyabetli Gebelerde Tedaviye Uyum ve Öz Yeterliliği Neler Öngörüyor?

Gebelik döneminde diyabet yönetimi yalnızca kan şekeri ölçümü, beslenme düzeni, fiziksel aktivite veya ilaç kullanımından oluşmaz. Gebenin kaygısı, depresif belirtileri, hipoglisemi korkusu, kendi sağlık davranışlarını yönetebileceğine ilişkin inancı ve eşinden gördüğü destek de tedavi sürecinin nasıl yürütüldüğüyle bağlantılı olabilir.

23/07/2026  Veri Anla 27 görüntüleme
Diyabetli Gebelerde Tedaviye Uyum ve Öz Yeterliliği Neler Öngörüyor?

Gebelik döneminde diyabet yönetimi yalnızca kan şekeri ölçümü, beslenme düzeni, fiziksel aktivite veya ilaç kullanımından oluşmaz. Gebenin kaygısı, depresif belirtileri, hipoglisemi korkusu, kendi sağlık davranışlarını yönetebileceğine ilişkin inancı ve eşinden gördüğü destek de tedavi sürecinin nasıl yürütüldüğüyle bağlantılı olabilir.

Zainab Alimoradi, Zahra Mazhari, Fatemeh Alsadat Rahnemaei, Maryam Keshavarz, Mark D. Griffiths ve Fatemeh Abdi tarafından hazırlanan çalışma, Tahran’daki sağlık merkezlerinden seçilen 455 diyabetli gebe kadında partner sosyal desteği ile ruh sağlığı göstergelerinin iki sonuçla ilişkisini incelemiştir:

  • Tedaviye veya ilaç kullanımına uyum,
  • Genel öz yeterlilik.

Araştırmacılar kaygı, depresyon, hipoglisemi korkusu ve partner desteğini aynı regresyon modeli içinde değerlendirmiş; demografik ve klinik özellikleri de istatistiksel olarak kontrol ettiklerini bildirmiştir.

Çalışmanın en belirgin sonucu, daha yüksek partner desteğinin hem daha iyi tedavi uyumu hem de daha yüksek öz yeterlilikle ilişkili olmasıdır. Partner sosyal desteğindeki her bir puanlık artış, tedavi uyumsuzluğunu gösteren ölçekte yaklaşık 2 puanlık azalma ve genel öz yeterlilik ölçeğinde yaklaşık 0,50 puanlık artışla bağlantılı bulunmuştur.

Depresyon ise iki sonuçta da olumsuz yönde ilişki göstermiştir. Daha yüksek depresyon puanı:

  • Daha düşük tedavi uyumu,
  • Daha düşük öz yeterlilik

ile bağlantılıdır.

Hipoglisemi korkusu yükseldikçe tedavi uyumunun azaldığı bulunmuştur. Araştırmacıların kullandığı tedavi uyumu ölçeğinde yüksek puan daha düşük uyumu gösterdiği için, hipoglisemi korkusunun pozitif regresyon katsayısı uyumsuzluğun arttığı anlamına gelmektedir.

Çalışmanın dikkat çekici ve ilk bakışta ters görünen sonucu kaygıyla ilgilidir. Daha yüksek kaygı, daha düşük öz yeterlilikle bağlantılı olmasına rağmen tedavi uyumu ölçeğinde daha düşük puanla, yani daha iyi uyumla ilişkili bulunmuştur. Ancak kaygının tedavi uyumu üzerindeki standartlaştırılmış etkisi küçüktür ve istatistiksel anlamlılığı sınırdadır:

\[ \beta=-0{,}10,\quad p=0{,}044 \]

Bu bulgu kaygının yararlı olduğu, gebelerin daha kaygılı hâle getirilmesi gerektiği veya kaygının tedaviyi iyileştirdiği anlamına gelmez. Kesitsel araştırma kaygının önce mi, tedavi davranışının sonra mı ortaya çıktığını gösterememektedir. Sağlığı konusunda daha dikkatli olan kadınların aynı zamanda daha fazla kaygı bildirmesi, ölçülmeyen başka etkenler veya kullanılan ölçeğin puanlama yapısı sonucu etkilemiş olabilir.

Tedavi uyumu modelinde partner desteği, hipoglisemi korkusu, kaygı ve depresyon birlikte sonuçtaki değişimin %43,1’ini açıklamıştır. Öz yeterlilik modelinde partner desteği, kaygı ve depresyon değişimin %32,8’ini açıklamıştır. Bu oranlar nedensel etki yüzdesi değildir; regresyon modelinin örneklemdeki puan farklılıklarını ne ölçüde açıklayabildiğini gösterir.

Bilimsel uyarı: Araştırma hakem değerlendirmesinden geçmemiş, tek şehirde yürütülmüş, kesitsel ve öz bildirime dayalı bir çalışmadır. Sonuçlar partner desteğinin tedavi uyumunu kesin olarak artırdığını veya depresyonun doğrudan uyumsuzluğa neden olduğunu kanıtlamamaktadır.

Araştırmanın temel sorusu

Diyabetli gebeler gebeliğin olağan fiziksel ve psikolojik yüklerinin yanında sürekli kan şekeri takibi, beslenme planlaması, olası insülin kullanımı, hipoglisemi riski ve bebeğin sağlığına ilişkin kaygılarla da karşılaşabilir.

Bu nedenle araştırmanın temel sorusu şöyledir:

Kaygı, depresyon, hipoglisemi korkusu ve eşten algılanan sosyal destek, diyabetli gebelerin tedaviye uyumunu ve kendilerini sağlık davranışlarını yönetme konusunda ne kadar yeterli gördüklerini öngörüyor mu?

Çalışma keşifsel olarak tanımlanmıştır. Yazarlar araştırmaya başlamadan önce yönü belirlenmiş hipotezler kurmadıklarını bildirmiştir.

Gebelikte diyabet neden çok boyutlu yönetim gerektiriyor?

Çalışmada diyabet üç ana kategori altında ele alınmaktadır:

  • Tip 1 diyabet,
  • Tip 2 diyabet,
  • Gestasyonel diyabet.

Gebelikten önce bulunan tip 1 veya tip 2 diyabet ile gebelik sırasında tanılanan diyabet aynı klinik geçmişe sahip değildir. Bununla birlikte çalışmaya bu grupların tamamı dahil edilmiştir.

Makalenin giriş bölümünde kontrol altında tutulmayan gebelik diyabetinin anne ve bebek açısından çeşitli risklerle ilişkilendirildiği aktarılmaktadır. Bunlar arasında gebelik hipertansiyonu, preeklampsi, sezaryen doğum, doğum sonrası kanama, makrozomi, yenidoğan hipoglisemisi ve başka gebelik sonuçları sayılmaktadır.

Araştırma bu sonuçları doğrudan ölçmemiştir. Katılımcıların kan şekeri, HbA1c değeri, doğum şekli, bebeğin doğum ağırlığı veya yenidoğan sağlık sonuçları analiz edilmemiştir. Bu klinik riskler çalışmanın gerekçesini oluşturmaktadır; araştırmanın sonuç değişkenleri değildir.

Tedaviye uyum ne anlama geliyor?

Diyabet yönetiminde “uyum” kavramı hastanın önerilen tedavi planını ne ölçüde uyguladığını ifade edebilir. Bu plan:

  • İlaç veya insülin kullanımı,
  • Kan şekeri takibi,
  • Beslenme önerileri,
  • Fiziksel aktivite,
  • Sağlık kontrollerine devam

gibi birden fazla davranışı içerebilir.

Ancak bu araştırmada kullanılan ölçek özellikle ilaç uyumuna odaklanan Medication Adherence Rating Scale olarak tanımlanmıştır. Bu nedenle sonuçları bütün diyabet öz bakım davranışlarına otomatik olarak genişletmek doğru değildir.

Ölçeğin çalışmadaki puanlama yönü kritik önemdedir:

  • Düşük puan daha iyi tedavi uyumunu,
  • Yüksek puan daha düşük tedavi uyumunu göstermektedir.

Dolayısıyla regresyon tablosundaki negatif katsayılar daha iyi uyum, pozitif katsayılar ise daha kötü uyum yönünde yorumlanmaktadır.

Öz yeterlilik nedir?

Öz yeterlilik, kişinin zorlu bir durumla karşılaştığında gerekli davranışları gerçekleştirebileceğine ilişkin inancıdır. Diyabet yönetiminde bu kavram:

  • Kan şekerini düzenli ölçebilme,
  • Beslenme planını sürdürebilme,
  • İlaç veya insülin düzenini yönetebilme,
  • Beklenmeyen sorunlarla başa çıkabilme,
  • Sağlık ekibiyle etkili iletişim kurabilme

gibi davranışlarla ilişkili düşünülebilir.

Çalışmada diyabete özgü bir öz yeterlilik ölçeği yerine 10 maddelik Genel Öz Yeterlilik Ölçeği kullanılmıştır. Bu ölçek, kişinin genel yaşam sorunlarıyla başa çıkma güvenini değerlendirir. Dolayısıyla sonuçlar doğrudan “diyabet tedavisinde öz yeterlilik” değil, daha geniş bir genel öz yeterlilik yapısını temsil etmektedir.

Partner sosyal desteği neden önemli olabilir?

Gebelik ve diyabet yönetimi günlük yaşamda önemli bir iş yükü yaratabilir. Partner desteği şu biçimlerde ortaya çıkabilir:

  • Duygusal destek ve empati,
  • Sağlık kararları hakkında birlikte düşünme,
  • Ev işleri ve günlük sorumluluklarda yardım,
  • Kontrollere eşlik etme,
  • Beslenme planının birlikte uygulanması,
  • İlaç ve kan şekeri takibi konusunda hatırlatma,
  • Hipoglisemi sırasında yardım sağlama.

Araştırmada partner desteği bu farklı boyutları ayrı ayrı ölçen doğrulanmış çok maddeli bir ölçekle değerlendirilmemiştir. Katılımcılara yalnızca şu anlama gelen tek bir soru yöneltilmiştir:

“Özellikle gebelik sırasında empatiye, birlikte düşünmeye veya günlük faaliyetlerde yardıma ihtiyaç duyduğunuz durumlarda eşinizden ne ölçüde destek alıyorsunuz?”

Yanıtlar 0 ile 10 arasında puanlanmıştır. Ortalama partner desteği puanı:

\[ 7{,}00\pm2{,}65 \]

olarak bildirilmiştir.

Tek soruluk ölçüm araştırmanın uygulanmasını kolaylaştırsa da desteğin duygusal, pratik, ekonomik ve bilgiye dayalı boyutlarını birbirinden ayıramaz. Ölçeğin bu örneklemde geçerlik ve güvenirlik analizi de sunulmamıştır.

Hipoglisemi korkusu nedir?

Hipoglisemi korkusu, kan şekerinin tehlikeli düzeyde düşebileceğine ilişkin kaygı ve buna karşı geliştirilen davranışları kapsar.

Belgede bu korkunun bazı kişilerde şu davranışlara yol açabileceği aktarılmaktadır:

  • İnsülin dozunu azaltmak,
  • Gereğinden fazla karbonhidrat tüketmek,
  • Fiziksel aktiviteyi sınırlamak,
  • Kan şekerini yüksek tutmaya çalışmak.

Bu davranışlar hipoglisemiyi önlemeye yönelik olsa da uzun dönemli glisemik kontrolü bozabilir.

Çalışmada hipoglisemi korkusunun tedavi uyumsuzluğuyla pozitif ilişkili bulunması, bu açıklamayla uyumludur. Ancak araştırma katılımcıların gerçekten insülin dozunu değiştirip değiştirmediğini veya karbonhidrat alımını artırıp artırmadığını ölçmemiştir.

Araştırmanın yapıldığı yer ve dönem

Çalışma 2024 yılında İran’ın Tahran kentinde gerçekleştirilmiştir. Veri toplama için Iran University of Medical Sciences ile bağlantılı on kapsamlı sağlık merkezine gidildiği belirtilmiştir.

Katılımcılar sağlık merkezlerindeki diyabetli gebe listelerinden seçilmiş, telefonla aranmış ve sağlık merkezlerinde veri toplama görüşmelerine davet edilmiştir.

Nihai örneklem 455 diyabetli gebe kadından oluşmaktadır.

Kimler araştırmaya dahil edildi?

Dahil edilme ölçütleri geniş tutulmuştur. Aşağıdaki gruplar araştırmaya alınmıştır:

  • Gebelikten önce tip 1 veya tip 2 diyabeti bulunan kadınlar,
  • Gebelik sırasında diyabet tanısı alan kadınlar,
  • Yalnızca beslenme düzenlemesiyle izlenenler,
  • İnsülin kullananlar,
  • Beslenme ve ilaç tedavisini birlikte kullananlar.

Katılım için yazılı bilgilendirilmiş onam alınmıştır. Onam vermeyenler araştırmaya dahil edilmemiştir.

Örneklem büyüklüğü nasıl hesaplandı?

Araştırmacılar regresyon analizinde incelenen her değişken başına en az 15 katılımcı öngörmüştür. Yirmi değişken için başlangıç hesabı:

\[ 20\times15=300 \]

katılımcıdır.

Küme örneklemesinden kaynaklanabilecek benzerliği dikkate almak için 1,5 tasarım katsayısı kullanılmıştır:

\[ 300\times1{,}5=450 \]

Böylece hedef örneklem 450 olarak belirlenmiş, çalışma 455 katılımcıyla tamamlanmıştır.

Bununla birlikte makalede regresyonda kontrol edilen bütün 20 değişkenin katsayıları gösterilmemiştir. Tablo 2 yalnızca partner desteği ve ruh sağlığı göstergelerinin katsayılarını sunmaktadır.

Örnekleme yöntemindeki iç tutarsızlık

Yöntem bölümünde hem küme örneklemesi hem de rastgele seçimin kullanıldığı yazmaktadır. Sağlık merkezlerinden alınan listelerden katılımcıların rastgele seçildiği belirtilmiştir.

Buna karşılık sınırlılıklar bölümünde çalışmanın kolayda örnekleme kullandığı ifade edilmiştir. Bunlar aynı örnekleme yöntemi değildir.

Ayrıca on merkezin her birinden 30 kadının görüşmeye alındığı açıklaması:

\[ 10\times30=300 \]

katılımcıya karşılık gelmektedir. Nihai örneklem ise 455’tir. Kalan 155 katılımcının merkezlere nasıl dağıldığı veya “her merkezden 30 kişi” ifadesinin neden toplamla uyuşmadığı açıklanmamıştır.

Bu tutarsızlık, örneklemin nasıl oluşturulduğunu ve seçilme olasılıklarının nasıl hesaplandığını değerlendirmeyi güçleştirmektedir.

Veriler nasıl toplandı?

Katılımcılar önce telefonla bilgilendirilmiş, ardından sağlık merkezlerinde yüz yüze buluşmalar planlanmıştır. Standartlaştırılmış psikometrik araçların öz bildirime dayalı yanıtlarla ve yüz yüze görüşmeler sırasında uygulandığı belirtilmiştir.

Bununla birlikte veri erişimi açıklamasında “çalışmanın herhangi bir görüşme içermediği” yazmaktadır. Bu ifade yöntem bölümündeki yüz yüze görüşme açıklamasıyla çelişmektedir.

Bu çelişki, çalışmanın yapılandırılmış görüşme mi, araştırmacı eşliğinde anket mi yoksa yalnızca öz doldurmalı form mu kullandığı konusunda belirsizlik yaratmaktadır.

Kaygı ve depresyon nasıl ölçüldü?

Kaygı ve depresyon için 14 maddelik Hospital Anxiety and Depression Scale kullanılmıştır:

  • Yedi madde kaygıyı,
  • Yedi madde depresyonu ölçmektedir.

Her alt ölçek 0 ile 21 arasında puanlanmıştır. Çalışmada belirtilen yorum eşikleri şöyledir:

  • 0–7: Normal aralık,
  • 8–10: Sınırda düzey,
  • 11 ve üzeri: Anormal düzey.

Örneklem ortalamaları:

ÖlçümOrtalamaStandart sapma
Kaygı8,783,64
Depresyon9,093,89

İki ortalama da ölçeğin “sınırda” olarak tanımlanan puan aralığındadır. Ancak bir grubun ortalama puanının sınırda olması, katılımcıların tamamının veya belirli bir yüzdesinin klinik düzeyde kaygı ya da depresyon yaşadığı anlamına gelmez. Çalışma bu örneklem için normal, sınırda ve anormal kategorilerdeki kişi sayılarını vermemiştir.

Bu çalışmadaki Cronbach alfa değerleri:

  • Kaygı alt ölçeği için 0,80,
  • Depresyon alt ölçeği için 0,81

olarak bildirilmiştir.

Genel öz yeterlilik nasıl ölçüldü?

On maddelik Genel Öz Yeterlilik Ölçeğinde her madde 1 ile 4 arasında puanlanmıştır. Toplam puan:

\[ 10\leq GSEQ\leq40 \]

aralığındadır. Yüksek değer daha yüksek öz yeterliliği ifade etmektedir.

Örneklem ortalaması:

\[ 24{,}20\pm7{,}21 \]

olarak bulunmuştur.

Ölçeğin bu çalışmadaki Cronbach alfa değeri 0,95’tir. Bu değer maddelerin örneklem içinde yüksek iç tutarlılık gösterdiğini belirtmektedir.

Bununla birlikte ölçek genel öz yeterliliği ölçmektedir. Diyabete özgü davranışlar, gebelikte insülin yönetimi veya hipoglisemiyle başa çıkma güveni ayrı ayrı ölçülmemiştir.

Tedavi uyumu nasıl ölçüldü?

Tedavi uyumu için 10 maddelik Medication Adherence Rating Scale kullanılmıştır. Makalede her maddenin 0 ile 10 arasında puanlandığı, toplam puanın 0 ile 100 arasında değiştiği belirtilmiştir.

Puan yönü şöyledir:

\[ \text{Yüksek MARS puanı}=\text{daha düşük tedavi uyumu} \]

Örneklem ortalaması:

\[ 29{,}67\pm15{,}03 \]

olarak bildirilmiştir.

Çalışma belirli bir puanın “iyi” veya “yetersiz” uyum olarak sınıflandırılacağı klinik bir eşik vermemiştir. Bu nedenle ortalama 29,67 puan üzerinden katılımcıların uyumunun yeterli veya yetersiz olduğu söylenemez.

Ölçeğin Cronbach alfa değeri 0,76’dır.

Yalnızca diyet uygulayanlarda ilaç uyumu sorunu

Katılımcıların %35,8’i diyabetini yalnızca diyetle yönettiğini bildirmiştir. Buna rağmen temel sonuç değişkeni “ilaç uyumu” ölçeğinden elde edilmiştir.

Çalışma, herhangi bir diyabet ilacı veya insülin kullanmayan bu kadınların ilaç unutma ve ilaç kullanımıyla ilgili maddelere nasıl yanıt verdiğini açıklamamaktadır.

Bu durum şu soruları doğurmaktadır:

  • Yalnızca diyetle izlenen kadınlara ölçek uygulanmış mıdır?
  • Uygulanmadıysa analizde kaç kişi kalmıştır?
  • Uygulandıysa ilaç kullanmayanların yanıtları nasıl puanlanmıştır?
  • Ölçek “tedavi uyumu” olarak yeniden yorumlandıysa beslenme ve fiziksel aktiviteyi gerçekten ölçmekte midir?

PDF bu sorulara yanıt vermemektedir. Bu belirsizlik, tedavi uyumu modelinin ölçüm geçerliliği açısından önemli bir sınırlılıktır.

Hipoglisemi korkusu nasıl ölçüldü?

Hipoglisemi Korku Ölçeği 36 maddeden oluşan ve endişe ile davranış alt boyutlarını içeren bir araç olarak tanımlanmıştır. Her maddenin 0 ile 4 arasında puanlandığı belirtilmiştir.

Ancak metin aynı zamanda toplam puanın 0 ile 72 arasında değiştiğini söylemektedir. Otuz altı maddenin her biri 0–4 arasında puanlanıyorsa teorik toplam:

\[ 36\times4=144 \]

olmalıdır.

Belirtilen 0–72 aralığı ise 18 maddelik tek bir alt ölçeğin en yüksek puanına karşılık gelmektedir:

\[ 18\times4=72 \]

Bu nedenle çalışmada:

  • Ölçeğin yalnızca bir alt boyutunun mu kullanıldığı,
  • İki alt ölçek puanının ortalamasının mı alındığı,
  • Yoksa toplam puan aralığının yanlış mı yazıldığı

açık değildir.

Örneklemde bildirilen hipoglisemi korkusu ortalaması:

\[ 15{,}29\pm14{,}21 \]

ve Cronbach alfa değeri 0,96’dır. Fakat puan aralığındaki belirsizlik, bu ortalamanın klinik ve ölçeksel yorumunu sınırlandırmaktadır.

Katılımcıların temel özellikleri

ÖzellikSonuç
Katılımcı sayısı455
Yaş aralığı20–49 yıl
Ortalama yaş31,11 ± 4,86 yıl
Gebelik haftası aralığı8–42 hafta
Ortalama gebelik haftası29,91 ± 4,69 hafta
Lise altı eğitim171 kişi, %37,5
Lise mezunu159 kişi, %34,9
Akademik derece125 kişi, %27,5
Çalışan84 kişi, %18,5
Ev kadını olarak sınıflandırılan371 kişi, %81,5
Ekonomik durumunu kötü olarak değerlendiren89 kişi, %19,6
Ekonomik durumunu orta olarak değerlendiren298 kişi, %65,5
Ekonomik durumunu iyi olarak değerlendiren68 kişi, %14,9
İnfertilite öyküsü77 kişi, %16,9
Gebelik öncesi diyabet125 kişi, %27,5
24. haftadan önce gebelik diyabeti tanısı220 kişi, %48,4
24. haftadan sonra gebelik diyabeti tanısı110 kişi, %24,2
Yalnızca diyet tedavisi163 kişi, %35,8
İnsülin tedavisi187 kişi, %41,1
Diyet ve ilaç tedavisi105 kişi, %23,1
Hipoglisemi öyküsü176 kişi, %38,7

Gebelik sayısı tablosunda üçüncü kategori “≤3” olarak basılmıştır. İlk iki kategorinin “1” ve “2” olması nedeniyle bu ifadenin neyi temsil ettiği açık değildir. Belge düzeltilmediği için veri burada olduğu gibi aktarılmıştır.

İstatistiksel analiz nasıl yapıldı?

Veriler IBM SPSS Statistics 27 ile analiz edilmiştir. Sürekli değişkenler ortalama ve standart sapmayla, kategorik değişkenler sayı ve yüzdeyle özetlenmiştir.

İki ayrı çok değişkenli doğrusal regresyon modeli kurulmuştur:

  1. Tedavi uyumu puanını açıklayan model,
  2. Genel öz yeterlilik puanını açıklayan model.

Değişkenler modele ENTER yöntemiyle aynı anda dahil edilmiştir. Araştırmacılar modellerin demografik ve klinik özellikler için düzeltildiğini bildirmiştir.

Normal dağılım, aykırı değer ve çoklu doğrusal bağlantı varsayımlarının kontrol edildiği belirtilmiştir. Ancak:

  • Artık grafiklerinin,
  • Değişen varyans testlerinin,
  • Aykırı gözlem ölçülerinin,
  • Her değişkenin tam VIF ve tolerans değerlerinin

sonuçları gösterilmemiştir.

Tablo 2’de tedavi uyumu modeli için VIF değerlerinin 3’ün altında, öz yeterlilik modeli için 2’nin altında olduğu yazmaktadır. Tolerans için yalnızca üst sınır verilmiştir; düşük toleransın sorun oluşturabileceği düşünüldüğünde asgari tolerans değerinin ayrıca gösterilmesi daha açıklayıcı olurdu.

Tedavi uyumu modelinin sonuçları

Tedavi uyumu ölçeğinde yüksek puan daha kötü uyumu gösterdiği için katsayıların yönü dikkatle okunmalıdır.

ÖngörücüB katsayısı%95 güven aralığıStandartlaştırılmış βp değeriYorum
Partner sosyal desteği−2,00−2,45 ile −1,55−0,35<0,001Daha yüksek destek, daha iyi uyumla ilişkili
Hipoglisemi korkusu+0,17+0,09 ile +0,25+0,16<0,001Daha yüksek korku, daha düşük uyumla ilişkili
Kaygı−0,43−0,84 ile −0,01−0,100,044Daha yüksek kaygı, daha iyi uyumla ilişkili görünmektedir
Depresyon+1,28+0,87 ile +1,68+0,33<0,001Daha yüksek depresyon, daha düşük uyumla ilişkili

Standartlaştırılmış katsayılara göre modeldeki en güçlü iki ilişki:

  • Partner desteği: \(|\beta|=0{,}35\),
  • Depresyon: \(|\beta|=0{,}33\)

olarak görülmektedir.

Partner desteğinin negatif B katsayısı, destek puanı bir birim arttığında tedavi uyumsuzluğu puanının ortalama 2 puan azalmasıyla ilişkilidir. Bu yorum diğer model değişkenleri sabit tutulduğunda geçerlidir.

Depresyon puanındaki her bir birim artış ise uyumsuzluk puanında yaklaşık 1,28 puanlık artışla ilişkilidir.

Tedavi uyumu modelinin açıklama gücü

Model için düzeltilmiş R kare:

\[ R^2_{adj}=0{,}431 \]

olarak bildirilmiştir.

Bu, kullanılan değişkenler ve modele eklenen kontrollerin tedavi uyumu puanındaki örneklem içi değişimin yaklaşık %43,1’ini istatistiksel olarak açıklayabildiği anlamına gelir.

Şu anlamlara gelmez:

  • Tedavi uyumunun %43,1’ine ruh sağlığı neden olmaktadır.
  • Partner desteği artırılırsa uyum kesin olarak aynı oranda değişir.
  • Model yeni bir hasta grubunda aynı doğrulukla tahmin yapar.

Model için Durbin–Watson değeri 1,77’dir.

Kaygının daha iyi uyumla ilişkili bulunması nasıl yorumlanmalı?

Bu, çalışmanın en dikkatli değerlendirilmesi gereken sonucudur. Kaygı puanındaki artış daha düşük tedavi uyumsuzluğu puanıyla ilişkili bulunmuştur.

Ancak bu ilişkinin standartlaştırılmış büyüklüğü küçüktür:

\[ \beta=-0{,}10 \]

ve güven aralığının üst sınırı sıfıra çok yakındır:

\[ B=-0{,}43,\quad \%95\ GA=-0{,}84\ \text{ile}\ -0{,}01 \]

Çalışma bu sonucun neden ortaya çıktığını doğrudan test etmemiştir. Aşağıdaki olasılıklar araştırma verisiyle birbirinden ayrılamamaktadır:

  • Sağlık sonuçlarından kaygı duyan bazı kadınlar tedavi talimatlarını daha dikkatli uyguluyor olabilir.
  • Daha yoğun tedavi uygulayan kadınlar hastalık risklerinin daha fazla farkında olduğu için daha fazla kaygı bildirmiş olabilir.
  • Kaygı ile uyum arasındaki ilişki doğrusal olmayabilir.
  • Depresyon, hipoglisemi korkusu ve başka değişkenlerle ortak varyans katsayının yönünü etkilemiş olabilir.
  • Öz bildirim ve puanlama özellikleri ilişkiye katkıda bulunmuş olabilir.
  • Ölçülmeyen klinik şiddet veya sağlık eğitimi gibi değişkenler her ikisini de etkilemiş olabilir.

Dolayısıyla sonuç “kaygı tedaviyi iyileştirir” veya “kaygı azaltılmamalıdır” biçiminde yorumlanamaz. Aynı araştırmada kaygının daha düşük öz yeterlilikle bağlantılı olması da kaygının genel olarak yararlı bir durum olmadığını göstermektedir.

Depresyon ile tedavi uyumu arasındaki ilişki

Depresyon tedavi uyumsuzluğunun güçlü öngörücülerinden biridir:

\[ B=1{,}28,\quad \beta=0{,}33,\quad p<0{,}001 \]

Depresif belirtiler enerji, motivasyon, dikkat, karar verme ve düzenli sağlık davranışlarını sürdürme kapasitesiyle bağlantılı olabilir. Ancak araştırma bu aracı süreçleri ayrı ayrı ölçmemiştir.

Kesitsel tasarım nedeniyle yön de belirsizdir:

  • Depresif belirtiler tedavi uyumunu zorlaştırabilir.
  • Tedaviye uymakta güçlük yaşamak suçluluk, endişe veya depresif belirtileri artırabilir.
  • Ağır diyabet veya ekonomik güçlük gibi üçüncü değişkenler ikisini birlikte etkileyebilir.

Hipoglisemi korkusu ile uyum arasındaki ilişki

Hipoglisemi korkusu puanındaki her bir birim artış, uyumsuzluk puanında 0,17 puanlık artışla ilişkili bulunmuştur:

\[ B=0{,}17,\quad \beta=0{,}16,\quad p<0{,}001 \]

Bu ilişki, hipoglisemiden kaçınmak amacıyla insülin veya beslenme düzenini değiştiren kişilerin tedavi planından sapabileceği görüşüyle uyumludur.

Ancak ölçeğin toplam puan aralığına ilişkin iç tutarsızlık ve katılımcıların %35,8’inin yalnızca diyetle izlenmesi, bu sonucun ölçüm düzeyindeki yorumunu sınırlandırmaktadır.

Öz yeterlilik modelinin sonuçları

ÖngörücüB katsayısı%95 güven aralığıStandartlaştırılmış βp değeriYorum
Partner sosyal desteği+0,50+0,26 ile +0,73+0,18<0,001Daha yüksek destek, daha yüksek öz yeterlilikle ilişkili
Kaygı−0,32−0,53 ile −0,11−0,160,003Daha yüksek kaygı, daha düşük öz yeterlilikle ilişkili
Depresyon−0,47−0,67 ile −0,27−0,25<0,001Daha yüksek depresyon, daha düşük öz yeterlilikle ilişkili

Öz yeterlilik modelinde en büyük standartlaştırılmış ilişki depresyona aittir:

\[ \beta=-0{,}25 \]

Partner desteği pozitif, kaygı ve depresyon negatif yönde ilişki göstermiştir.

Öz yeterlilik modelinin açıklama gücü

Düzeltilmiş R kare:

\[ R^2_{adj}=0{,}328 \]

olarak bildirilmiştir. Model öz yeterlilik puanındaki örneklem içi değişimin yaklaşık %32,8’ini açıklamaktadır.

Durbin–Watson değeri 1,90’dır.

Partner desteği iki sonuçta da neden öne çıkıyor?

Partner sosyal desteği:

  • Tedavi uyumu modelinde en büyük mutlak standartlaştırılmış katsayıya,
  • Öz yeterlilik modelinde pozitif ve istatistiksel olarak güçlü bir katsayıya

sahiptir.

Bu örüntü, eş desteğinin hem davranışsal hem psikolojik kaynaklarla bağlantılı olabileceğini düşündürmektedir. Partner:

  • Tedavi görevlerini hatırlatabilir,
  • Beslenme düzenine katılabilir,
  • Kontrollere eşlik edebilir,
  • Gebenin yalnızlık ve yük algısını azaltabilir,
  • Zor bir sağlık durumuyla başa çıkabileceğine ilişkin güvenini destekleyebilir.

Fakat araştırma bu mekanizmaları ölçmemiştir. Tek soruluk destek ölçümü, desteğin hangi türünün etkili olduğunu göstermez.

Partner desteği bir müdahale etkisi olarak görülebilir mi?

Hayır. Çalışma partner desteğini değiştiren bir müdahale uygulamamıştır. Katılımcılar rastgele olarak yüksek veya düşük destek grubuna atanmamıştır.

Daha yüksek destek bildiren kadınlar aynı zamanda:

  • Daha iyi ekonomik koşullara,
  • Daha istikrarlı ilişkilere,
  • Daha kolay sağlık hizmeti erişimine,
  • Daha düşük hastalık şiddetine,
  • Daha güçlü aile ağlarına

sahip olabilir. Bu özelliklerin tamamının modelde ne ölçüde kontrol edildiği Tablo 2’den görülememektedir.

Dolayısıyla partner desteği önemli bir müdahale hedefi olabilir; ancak bu çalışma desteğin artırılmasının tedavi uyumunda tam olarak ne kadar değişiklik yaratacağını belirleyemez.

Çalışmanın klinik mesajı

Yazarlar sağlık çalışanlarının diyabetli gebelerde yalnızca biyolojik göstergelere değil psikolojik ve sosyal koşullara da dikkat etmesi gerektiğini savunmaktadır.

Çalışmadan doğrudan çıkarılabilecek ihtiyatlı uygulama mesajları şunlardır:

  • Depresyon ve kaygı belirtileri prenatal bakımda göz ardı edilmemelidir.
  • Hipoglisemi korkusu tedavi planına uyumu etkileyebilecek bir konu olarak konuşulmalıdır.
  • Gebenin partnerinden ne ölçüde destek aldığı değerlendirilmelidir.
  • Gebenin onayıyla partnerler diyabet eğitimi ve öz bakım görüşmelerine dahil edilebilir.
  • Öz yeterlilik ve günlük öz yönetim güçlükleri sağlık ekibi tarafından ayrıca ele alınabilir.

Bu çalışma belirli bir psikolojik müdahale, çift danışmanlığı programı veya eğitim modelinin etkinliğini test etmemiştir. Bu nedenle herhangi bir programın anne veya bebek sonuçlarını iyileştirdiği iddia edilemez.

Çalışmanın güçlü yönleri

  • Örneklem büyüklüğü araştırmacıların önceden yaptığı 450 kişilik hesabı aşmıştır.
  • Kaygı, depresyon, hipoglisemi korkusu ve partner desteği aynı modeller içinde değerlendirilmiştir.
  • Tedavi uyumu ve öz yeterlilik ayrı sonuç değişkenleri olarak incelenmiştir.
  • Çoğu psikolojik ölçüm için daha önce doğrulanmış Farsça ölçekler kullanılmıştır.
  • Ölçeklerin örneklem içi Cronbach alfa değerleri bildirilmiştir.
  • Regresyon katsayıları, güven aralıkları, standartlaştırılmış katsayılar ve p değerleri birlikte verilmiştir.
  • Etik kurul onayı ve yazılı bilgilendirilmiş onam bildirilmiştir.
  • Gebelik öncesi ve gebelik sırasında tanılanan diyabet grupları aynı saha çalışmasında incelenmiştir.
  • Hipoglisemi öyküsü ve tedavi türü gibi klinik özellikler toplanmıştır.

Çalışmanın sınırlılıkları

  • Çalışma hakem değerlendirmesinden geçmemiş bir preprinttir.
  • Kesitsel tasarım değişkenlerin zaman sırasını ve nedenselliği belirleyemez.
  • “Öngörücü” ifadesi istatistiksel ilişkiyi belirtmektedir; geleceğe dönük klinik tahmin anlamına gelmez.
  • Çalışma yalnızca Tahran’daki sağlık merkezlerinde yürütülmüştür.
  • Örneklemin İran’daki veya başka ülkelerdeki bütün diyabetli gebeleri temsil ettiği gösterilmemiştir.
  • Yöntemde küme ve rastgele örnekleme, sınırlılıklarda ise kolayda örnekleme yazmaktadır.
  • On merkezden 30’ar kişi açıklaması 300 katılımcıya karşılık gelmekte, nihai 455 kişilik örneklemle uyuşmamaktadır.
  • Yöntemde yüz yüze görüşme yapıldığı, veri açıklamasında ise görüşme kullanılmadığı belirtilmektedir.
  • Bütün değişkenler öz bildirime dayanmıştır.
  • Partner desteği doğrulanmış çok maddeli ölçek yerine tek ve araştırmacıların geliştirdiği soruyla ölçülmüştür.
  • Partner desteğinin duygusal, pratik, mali ve bilgiye dayalı boyutları ayrılamamıştır.
  • Genel öz yeterlilik ölçeği kullanılmış; diyabete veya gebelik diyabetine özgü öz yeterlilik ölçülmemiştir.
  • İlaç uyumu ölçeğinin yalnızca diyet kullanan %35,8’lik grupta nasıl uygulandığı açıklanmamıştır.
  • Tedavi uyumu beslenme, egzersiz ve kan şekeri ölçümü gibi davranışların tamamını kapsamamaktadır.
  • Hipoglisemi korkusu ölçeğinin madde sayısı ile belirtilen toplam puan aralığı uyuşmamaktadır.
  • Regresyona dahil edilen bütün demografik ve klinik kontrol değişkenlerinin katsayıları gösterilmemiştir.
  • Doğrusal ilişki varsayımı özellikle kaygı için ayrıntılı biçimde sınanmamıştır.
  • Katılımcıların HADS kategorilerine göre normal, sınırda ve anormal dağılımları verilmemiştir.
  • HbA1c, açlık glukozu veya sürekli glukoz ölçümü gibi nesnel glisemik veriler kullanılmamıştır.
  • İlaç kayıtları, reçete yenileme veya elektronik takip gibi nesnel uyum ölçümleri kullanılmamıştır.
  • Anne ve yenidoğan sağlık sonuçları izlenmemiştir.
  • Partnerlerin kendi destek davranışları veya değerlendirmeleri alınmamıştır.
  • İlişki kalitesi, aile içi çatışma ve partner kontrolü gibi desteğin niteliğini etkileyebilecek değişkenler ölçülmemiştir.
  • Kaygı ile daha iyi tedavi uyumu arasındaki ters yönlü bulgunun mekanizması araştırılmamıştır.

Çalışma ne söylüyor?

  • Tahran’daki bu örneklemde daha yüksek partner desteği daha iyi tedavi uyumuyla ilişkilidir.
  • Daha yüksek partner desteği daha yüksek genel öz yeterlilikle ilişkilidir.
  • Daha yüksek depresyon puanı daha düşük tedavi uyumu ve daha düşük öz yeterlilikle ilişkilidir.
  • Daha yüksek hipoglisemi korkusu daha düşük tedavi uyumuyla ilişkilidir.
  • Daha yüksek kaygı daha düşük öz yeterlilikle ilişkilidir.
  • Kaygı, aynı modelde küçük bir katsayıyla daha iyi tedavi uyumuyla ilişkili bulunmuştur.
  • Tedavi uyumu modeli puan değişiminin %43,1’ini açıklamıştır.
  • Öz yeterlilik modeli puan değişiminin %32,8’ini açıklamıştır.
  • Diyabetli gebelerin psikolojik ve sosyal koşulları prenatal bakımda dikkate alınmalıdır.

Çalışma ne söylemiyor?

  • Partner desteği tedavi uyumunu kesin olarak artırır.
  • Depresyon tedavi uyumsuzluğunun doğrudan nedenidir.
  • Kaygı gebeler için yararlıdır veya tedavi amacıyla artırılmalıdır.
  • Kaygılı kadınların kan şekeri kontrolü daha iyidir.
  • Partner desteği anne veya bebeğin klinik sonuçlarını bu çalışmada iyileştirmiştir.
  • Çalışmanın sonuçları bütün ülkelerdeki diyabetli gebelere aynen uygulanabilir.
  • Tek soruyla ölçülen partner desteği gerçek destek davranışlarının tamamını göstermektedir.
  • Öz bildirime dayalı ilaç uyumu gerçek ilaç kullanımını kusursuz biçimde ölçmektedir.
  • Yüksek öz yeterlilik doğrudan daha düşük HbA1c sağlamıştır.
  • Eşlerin bütün sağlık görüşmelerine otomatik olarak dahil edilmesi her gebe için uygundur.

Gelecek araştırmalar için sorular

  • Partner desteği zaman içinde tedavi uyumundaki değişimi gerçekten öngörüyor mu?
  • Çift temelli eğitim veya danışmanlık rastgele kontrollü çalışmalarda uyumu artırıyor mu?
  • Duygusal, pratik ve ekonomik destek türlerinden hangisi daha etkilidir?
  • Kaygı ile tedavi uyumu arasında doğrusal olmayan bir ilişki var mı?
  • Orta düzey sağlık kaygısı ile klinik kaygı bozukluğu farklı sonuçlar mı doğuruyor?
  • Hipoglisemi korkusu insülin kullananlar ile yalnızca diyet uygulayanlarda farklı mı çalışıyor?
  • Öz bildirim uyumu reçete kayıtları, glukoz ölçümleri ve HbA1c ile uyumlu mu?
  • Partner desteğinin etkisi diyabet türüne göre değişiyor mu?
  • Gebeliğin erken ve geç dönemlerinde ruh sağlığı–uyum ilişkisi farklı mı?
  • Depresyon tedavisi veya psikososyal destek, diyabet öz yönetimini ve doğum sonuçlarını iyileştiriyor mu?
  • Sonuçlar farklı kültürel ve sağlık sistemi bağlamlarında tekrarlanıyor mu?

Çalışmanın Yöntemi ve Bulguları

Teknik araştırma özeti

Çalışma tasarımıKesitsel, gözlemsel anket/görüşme araştırması
Araştırma yılı2024
Araştırma yeriTahran, İran
Katılımcı sayısı455 diyabetli gebe kadın
Sağlık merkezleriIran University of Medical Sciences ile bağlantılı on kapsamlı sağlık merkezi
Diyabet gruplarıGebelik öncesi diyabet ve gebelik sırasında tanılanan diyabet
Tedavi gruplarıDiyet, insülin, diyet ve ilaç
Ana sonuç 1Tedavi/ilaç uyumu puanı
Ana sonuç 2Genel öz yeterlilik puanı
Temel öngörücülerPartner desteği, kaygı, depresyon ve hipoglisemi korkusu
AnalizENTER yöntemiyle çok değişkenli doğrusal regresyon
YazılımIBM SPSS Statistics 27
Anlamlılık eşiğip<0,05
Etik onayIR.IUMS.REC.1403.191

Ölçüm araçları

YapıÖlçekPuan aralığıYüksek puanın anlamıCronbach alfa
KaygıHospital Anxiety and Depression Scale, kaygı alt ölçeği0–21Daha yüksek kaygı0,80
DepresyonHospital Anxiety and Depression Scale, depresyon alt ölçeği0–21Daha yüksek depresyon0,81
Öz yeterlilikGeneral Self-Efficacy Questionnaire10–40Daha yüksek öz yeterlilik0,95
Tedavi uyumuMedication Adherence Rating Scale0–100 olarak bildirilmişDaha düşük tedavi uyumu0,76
Hipoglisemi korkusuHypoglycemia Fear Scale0–72 olarak bildirilmiş; madde sayısıyla uyumsuzDaha yüksek korku0,96
Partner desteğiAraştırmacıların geliştirdiği tek soru0–10Daha yüksek algılanan destekBildirilmemiş

Örneklem puanlarının özeti

ÖlçümOrtalamaStandart sapma
Tedavi uyumu/uyumsuzluğu puanı29,6715,03
Hipoglisemi korkusu15,2914,21
Genel öz yeterlilik24,207,21
Kaygı8,783,64
Depresyon9,093,89
Partner sosyal desteği7,002,65

İki modelin toplu karşılaştırması

DeğişkenTedavi uyumuyla ilişkiÖz yeterlilikle ilişki
Partner desteğiDaha iyi uyumDaha yüksek öz yeterlilik
DepresyonDaha düşük uyumDaha düşük öz yeterlilik
KaygıKüçük ölçekte daha iyi uyumla ilişkiliDaha düşük öz yeterlilik
Hipoglisemi korkusuDaha düşük uyumÖz yeterlilik modelinde yer almamış veya anlamlı sonuç bildirilmemiş

Sonuçların kanıt düzeyi

Çalışmanın bulguları aynı zaman noktasında ölçülen değişkenler arasındaki düzeltilmiş ilişkileri göstermektedir. Kanıt düzeyini sınırlandıran temel nokta zaman sırasının bilinmemesidir.

Örneğin partner desteği ile öz yeterlilik arasında şu olasılıkların tamamı mümkündür:

  • Partner desteği öz yeterliliği güçlendiriyor olabilir.
  • Öz yeterliliği yüksek kadınlar partnerlerinden daha etkili destek talep ediyor olabilir.
  • İyi ilişki kalitesi her ikisini birlikte artırıyor olabilir.

Aynı durum depresyon, kaygı ve tedavi uyumu ilişkileri için de geçerlidir.

Bu nedenle makaledeki “predictive role” ifadesi zamansal veya nedensel öngörü değil, çok değişkenli regresyonda bağımsız istatistiksel ilişki anlamında okunmalıdır.

Kaynak ve Yöntem Notu

Çalışmanın tam özgün adı: Investigating the Predictive Role of Mental Health and Partner Social Support in Self-Efficacy and Treatment Adherence Among Diabetic Pregnant Women

Yazarlar ve sıraları:

  1. Zainab Alimoradi
  2. Zahra Mazhari
  3. Fatemeh Alsadat Rahnemaei
  4. Maryam Keshavarz
  5. Mark D. Griffiths
  6. Fatemeh Abdi

Eş katkı veya eş birinci yazarlık: PDF’de eş katkı ya da eş birinci yazarlık açıklaması bulunmamaktadır.

Sorumlu yazar: Fatemeh Abdi

Sorumlu yazar e-postaları: Fatemeh.abdi87@yahoo.com; abdi.fh@iums.ac.ir

Yazar katkıları: F.A., Z.M. ve F.R. ana makale metnini yazmıştır. Z.A. ve M.G. Tablo 1 ile Tablo 2’yi hazırlamıştır. Bütün yazarlar makaleyi gözden geçirmiştir. Maryam Keshavarz için genel gözden geçirme dışında ayrı bir katkı rolü belirtilmemiştir.

Kurumsal bağlantılar:

  1. Zainab Alimoradi — Social Determinants of Health Research Center, Research Institute for Prevention of Non-Communicable Diseases, Qazvin University of Medical Sciences, Qazvin, İran
  2. Zahra Mazhari — Department of Pediatric Nursing, Iran University of Medical Sciences, Tahran, İran
  3. Fatemeh Alsadat Rahnemaei — Student Scientific Research Center, Tehran University of Medical Sciences, Tahran, İran
  4. Maryam Keshavarz — Reproductive Sciences and Technology Research Center, Department of Anatomy, School of Medicine, Iran University of Medical Sciences, Tahran, İran
  5. Mark D. Griffiths — International Gaming Research Unit, Psychology Department, Nottingham Trent University, Nottingham, Birleşik Krallık
  6. Fatemeh Abdi — Nursing and Midwifery Care Research Center, Health Management Research Institute, Iran University of Medical Sciences, Tahran, İran

PDF’de bildirilen ORCID numaraları:

  • Zainab Alimoradi — 0000-0001-5327-2411
  • Zahra Mazhari — 0009-0006-2781-345X
  • Fatemeh Alsadat Rahnemaei — 0000-0002-1149-8057
  • Maryam Keshavarz — 0000-0001-7776-8171
  • Fatemeh Abdi — 0000-0001-8338-166X

DOI:10.2139/ssrn.7034762

SSRN kayıt numarası: 7034762

Yayın platformu: SSRN

Yayın yılı: 2026

Dergi veya konferans: PDF’de hakemli dergi veya konferans yayını belirtilmemiştir.

Yayınevi: Ayrı bir akademik yayınevi belirtilmemiştir; çalışma SSRN preprinti olarak sunulmaktadır.

Kaynak türü: Kesitsel, öz bildirime dayalı gözlemsel preprint araştırma makalesi

Hakemlik durumu: Çalışma hakem değerlendirmesinden geçmemiştir. PDF’nin her sayfasında “Preprint not peer reviewed” uyarısı bulunmaktadır.

Resmî yayın bağlantısı:SSRN üzerindeki resmî çalışma kaydı

Etik kurul: Iran University of Medical Sciences, IR.IUMS.REC.1403.191

Katılımcı onamı: Her katılımcıdan yazılı bilgilendirilmiş onam alındığı belirtilmiştir.

Finansman: Finansman alınmadığı bildirilmiştir.

Çıkar çatışması: Yazarlar çıkar çatışması bulunmadığını beyan etmiştir.

Teşekkür: Yazarlar Iran University of Medical Sciences’a teşekkür etmiştir.

Veri erişimi: Veri setinin makul talep üzerine sorumlu yazardan istenebileceği belirtilmiştir.

Yöntemsel iç tutarsızlıklar:

  • Yöntem bölümünde küme ve rastgele örnekleme, sınırlılıklarda kolayda örnekleme yazmaktadır.
  • On merkezden 30’ar kişi ifadesi 300 katılımcıya karşılık gelirken nihai örneklem 455’tir.
  • Yöntemde yüz yüze görüşmelerden söz edilirken veri açıklamasında çalışmanın görüşme içermediği belirtilmiştir.
  • Hipoglisemi korkusu ölçeğinin 36 maddelik 0–4 puan yapısı ile bildirilen 0–72 toplam aralığı uyuşmamaktadır.
  • Yalnızca diyetle izlenen kadınlarda ilaç uyumu ölçeğinin nasıl uygulandığı açıklanmamıştır.
  • Gebelik sayısı tablosundaki üçüncü kategori “≤3” olarak basılmış ve anlamı netleştirilmemiştir.

Bu Türkçe makale yüklenen PDF’nin başlık ve yazar sayfası, araştırma özeti, giriş, amaç, örneklem hesabı, sağlık merkezi uygulaması, bütün ölçek açıklamaları, Tablo 1’deki demografik ve klinik özellikler, Tablo 2’deki regresyon katsayıları, tartışma, sınırlılıklar, sonuç, etik bildirimler ve kaynakça incelenerek hazırlanmıştır.

PDF dışında yeni bir klinik sonuç, tedavi önerisi, doğum sonucu veya nedensellik iddiası eklenmemiştir. Dış kaynaklar yalnızca SSRN kaydının, DOI’nin ve eser kimliğinin doğrulanması amacıyla kullanılmıştır.

Sağlık uyarısı: Bu içerik bireysel tıbbi danışmanlık değildir. Gebelikte diyabet, hipoglisemi, kaygı veya depresyon belirtileri kişinin kadın hastalıkları ve doğum uzmanı, endokrinoloji ekibi ve uygun ruh sağlığı uzmanıyla değerlendirilmelidir. İlaç veya insülin dozu sağlık profesyonelinin yönlendirmesi olmadan değiştirilmemelidir.


Paylaş:

Yorumlar incelendikten sonra yayımlanır.Gönderdiğiniz yorum onay sürecine alınır ve uygun bulunduğunda görünür hâle gelir.

Bir yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir

Your experience on this site will be improved by allowing cookies Cookie Policy