Akademik araştırmalar, anlaşılır dil

Verianla | Akademik Araştırmalardan Türkçe Ekonomi ve Bilim İçerikleri

02 Ekim 2026, Cuma
VERİANLABağımsız bilim yayıncılığı
Menüyü aç veya kapat
...
Home / Sağlık Bilimleri / Tıp Araştırmaları / LL-37: Antimikrobiyal Savunmadan Bağışıklık Düzenlenmesine ve Yara İyileşmesine Uzanan Çok Odaklı Bir İnsan Katelisidini
Tıp Araştırmaları

LL-37: Antimikrobiyal Savunmadan Bağışıklık Düzenlenmesine ve Yara İyileşmesine Uzanan Çok Odaklı Bir İnsan Katelisidini

LL-37, insanlarda bilinen tek cathelicidin ailesi üyesi olan, 37 amino asitten oluşan katyonik ve amfipatik bir antimikrobiyal peptittir. hCAP18 adlı öncül proteinin proteolitik işlenmesiyle oluşan LL-37 yalnız mikroorganizmaları doğrudan hedeflemez

02/10/2026  Veri Anla 12 görüntüleme
LL-37: Antimikrobiyal Savunmadan Bağışıklık Düzenlenmesine ve Yara İyileşmesine Uzanan Çok Odaklı Bir İnsan Katelisidini

LL-37, insanlarda bilinen tek cathelicidin ailesi üyesi olan, 37 amino asitten oluşan katyonik ve amfipatik bir antimikrobiyal peptittir. hCAP18 adlı öncül proteinin proteolitik işlenmesiyle oluşan LL-37 yalnız mikroorganizmaları doğrudan hedeflemez; biofilm oluşumunu etkileyebilir, viral ve fungal yapılara karşı deneysel aktivite gösterebilir, doğuştan ve adaptif bağışıklık yanıtlarını düzenleyebilir, neutrophil extracellular trap (NET) biyolojisine katılabilir ve yara iyileşmesinin farklı aşamalarında rol oynayabilir. Eleutherios Tzortzis ve çalışma arkadaşlarının derlemesi, LL-37'nin bu çok odaklı mekanizmalarını ve potansiyel klinik kullanım alanlarını bir araya getirmektedir.

Antibakteriyel mekanizmanın merkezinde, LL-37'nin negatif yüklü bakteriyel membranlarla elektrostatik olarak etkileşmesi ve belirli bir yüzey yoğunluğuna ulaştığında membran yapısını bozarak geçici toroidal gözenekler oluşturması yer alır. Kaynak aynı zamanda enzim inhibisyonu, DNA/RNA bağlanması ve non-lytic ATP kaybı gibi membran dışı etkiler de bildirmektedir. Biofilm düzeyinde peptit adezyonu, extracellular polymeric substance üretimini ve quorum-sensing ağlarını etkileyebilir.

LL-37'nin biyolojik işlevleri yalnız yararlı değildir. Peptidin insan hücre membranları üzerindeki sitotoksik etkisi, proteolitik yıkıma açık olması, hemolitik potansiyeli, yüksek sentez maliyeti ve bazı otoimmün veya kronik inflamatuar süreçlerde patolojik sinyali güçlendirebilmesi klinik kullanımın temel sınırlarıdır. Bu nedenle LL-37 geniş terapötik potansiyeli olan bir araştırma hedefidir; fakat bütün bu mekanizmalar için rutin klinik tedavi ajanı olarak kabul edilmiş değildir.

Antimikrobiyal peptitler nedir?

Antimikrobiyal peptitler (antimicrobial peptides, AMPs), birçok canlı grubunda bulunan küçük biyolojik peptitlerdir. Kaynak, günümüzde doğal veya sentetik olarak 5000'den fazla AMP tanımlandığını belirtmektedir. Çoğu AMP yaklaşık 5–100 amino asit içerir; bunların yaklaşık %90'ı 50 amino asitten kısadır. AMP'lerin önemli bir bölümü pozitif net yüke ve yüksek oranda hidrofobik amino asit kalıntısına sahiptir.

Memeli kökenli başlıca AMP aileleri cathelicidinler ve defensinlerdir. Bu moleküller mikroorganizmaları hücre duvarını, membranı veya hücre içi hedefleri etkileyerek baskılayabilir. Bazı AMP'ler ayrıca biofilm oluşumunu ve inflamatuar sinyal yollarını düzenler.

LL-37 nasıl oluşur?

LL-37, CAMP geni tarafından kodlanan human cationic antimicrobial peptide 18 (hCAP18) öncülünden oluşur. CAMP geni kromozom 3 üzerinde bulunur. hCAP18'in C-terminal bölümünün proteolitik olarak ayrılması bioaktif LL-37 peptidini açığa çıkarır.

“LL-37” adı, N-terminal uçtaki iki leucine kalıntısından ve peptidin 37 amino asit uzunluğundan gelir.

Kaynakta verilen birincil amino asit dizisi şöyledir:

NH2-LLGDFFRKSKEKIGKEFKRIVQRIKDFLRNLVPRTES-COOH

Aktif LL-37 amfipatik α-helikal yapı kazanabilir. Yaklaşık fizyolojik pH 7,4 koşullarında 16 yüklü kalıntısı ve toplam +6 net yükü vardır. Bu pozitif yük, bakteriyel membranlar ve nükleik asitler gibi negatif yüklü biyolojik yapılara bağlanmasının temel fizikokimyasal nedenlerinden biridir.

LL-37 nerelerde bulunur?

Kaynak LL-37/hCAP18 ekspresyonunun birçok bağışıklık ve epitel hücresinde görüldüğünü bildirmektedir. Hücresel kaynaklar arasında neutrophil, monocyte, macrophage, dendritic cell, NK cell, lymphocyte, mast cell ve plateletler bulunmaktadır.

LL-37 ayrıca bone marrow, breast milk, neonatal skin, sweat, wound fluid, ocular surface, synovial membrane, respiratory epithelium, bronchoalveolar lavage fluid, saliva, gingiva, colon mucosa, testis, spermatozoa, seminal plasma, vernix caseosa ve amniotic fluid dahil çok sayıda doku veya vücut sıvısında tanımlanmıştır.

LL-37 üretimi nasıl düzenlenir?

Pathogen-associated molecular patterns (PAMPs), lipopolysaccharide (LPS), lipoteichoic acid ve mycobacterial DNA gibi mikrobiyal bileşenler LL-37/hCAP18 ekspresyonunu etkileyebilir.

Vitamin D3, CAMP ekspresyonunun önemli düzenleyicilerinden biridir. CAMP promoter bölgesindeki vitamin D response elements, vitamin D receptor aracılı transkripsiyonel kontrol sağlar. Mycobacterial bileşenlerin TLR1/2'yi aktive etmesi de VDR ve Cyp27B1 ekspresyonunu artırarak bioaktif vitamin D oluşumunu ve bunun üzerinden hCAP18 ekspresyonunu destekleyebilir.

Hypoxia-inducible factor 1α (HIF-1α) aracılı hipoksi sinyali de bazı dokularda CAMP ekspresyonunu artırabilir.

LL-37 bakteriyel membranı nasıl bozar?

LL-37'nin temel doğrudan antibakteriyel mekanizması, pozitif yüklü peptidin negatif bakteriyel membran yüzeyine bağlanması, yüzeyde birikmesi ve kritik yoğunluk aşıldığında lipid tabakayı eğerek geçici toroidal gözenekler oluşturmasıdır. Bu gözenekler membran bütünlüğünü bozar, hücre içeriğinin sızmasına ve bakteriyel yaşam için gerekli iyon ve enerji dengesinin kaybolmasına yol açar.

Toroidal pore mekanizmasının adımları

  1. LL-37 monomer veya oligomerleri bakteriyel dış membrana ulaşır.
  2. Pozitif yüklü kalıntılar negatif phospholipid baş gruplarıyla etkileşir.
  3. Peptit molekülleri lipid bilayer'e başlangıçta paralel biçimde yerleşir.
  4. Yüzeydeki LL-37 yoğunluğu arttıkça membranda pozitif eğrilik gerilimi oluşur.
  5. Peptit ve lipidlerin birlikte katıldığı geçici toroidal pore yapıları ortaya çıkar.
  6. Membran geçirgenliği artar ve hücresel bileşenler dışarı sızabilir.
  7. LL-37 iç membrana ulaşarak yeni bir carpet-like tabaka oluşturabilir.
  8. Membran bozulması hücre içi DNA gibi başka hedefleri LL-37 etkileşimine açık hale getirir.

Kaynak bu mekanizmayı Shai–Matsuzaki–Huang modeliyle uyumlu biçimde açıklamaktadır.

Membran dışı mekanizmalar

Kaynak Figure 1, antibakteriyel aktiviteyi yalnız membran perforasyonuyla sınırlamaz. LL-37 için üç önemli non-membrane yol ayrıca gösterilmektedir:

  • enzim inhibisyonu,
  • DNA ve/veya RNA bağlanması,
  • hücreyi doğrudan lizise uğratmadan ATP kaybı.

Bu nedenle LL-37'nin antibakteriyel biyolojisi tek bir “zar delen peptit” mekanizmasından daha geniştir.

Hangi bakteriler hedeflenebilir?

Derlemede LL-37 ile ilişkili antibakteriyel literatür kapsamında Escherichia coli, Pseudomonas aeruginosa, Klebsiella pneumoniae, Staphylococcus aureus, methicillin-resistant S. aureus ve Neisseria gonorrhoeae dahil çok sayıda klinik açıdan önemli patojen yer almaktadır.

Multidrug-resistant bakteriler

Kaynak özellikle ESKAPE grubunu klinik açıdan önemli bir direnç kümesi olarak tartışmaktadır: Enterococcus faecium, Staphylococcus aureus, Klebsiella pneumoniae, Acinetobacter baumannii, Pseudomonas aeruginosa ve Enterobacter türleri.

LL-37'nin kendisi ve ondan türetilen sentetik kısa peptitler, bu türlerin bazılarına karşı in vitro veya in vivo modellerde değerlendirilmiştir. Bununla birlikte “LL-37 bütün MDR enfeksiyonlarını tedavi eder” sonucu çıkarılamaz.

Bakteriler LL-37'den nasıl kaçabilir?

Mikroorganizmalar LL-37'ye karşı pasif hedef değildir. Kaynak birkaç kaçış mekanizması tanımlar.

  • S. aureus aureolysin salgılayarak LL-37'yi parçalayabilir.
  • S. aureus V8 protease ile LL-37'yi daha küçük fragmanlara ayırabilir.
  • P. aeruginosa elastase aracılığıyla peptidi degrade edebilir.
  • Proteus mirabilis, Enterococcus faecalis ve Tannerella forsythia proteolitik enzimlerle LL-37'yi hedefleyebilir.
  • Streptococcus pneumoniae ABC transporter sistemleriyle LL-37'yi hücre dışına taşıyabilir.
  • Bazı enterik patojenlerin toksinleri intestinal LL-37 ekspresyonunu azaltabilir.

Bu kaçış mekanizmaları, gelecekte proteazlara daha dayanıklı LL-37 analogları geliştirilmesinin neden önemli olduğunu açıklar.

LL-37 biofilmleri nasıl etkiler?

LL-37 biofilmi yalnız oluştuktan sonra parçalamakla sınırlı değildir; bakteri yüzeye tutunmadan başlayarak biofilm yaşam döngüsünün birden fazla aşamasını etkileyebilir. Adezyonu azaltabilir, EPS üretimiyle ilişkili genlerin ekspresyonunu baskılayabilir, quorum-sensing iletişimini bozabilir ve oluşmuş matriksi destabilize edebilir.

Biofilm oluşumunun erken evresi

LL-37 bakterinin biyotik veya abiyotik yüzeylere adezyonunu baskılayarak stabil microcolony oluşumunu geciktirebilir.

Extracellular polymeric substance

Biofilm matriksinin temel bileşenlerinden extracellular polymeric substance (EPS) üretimine katılan genlerin ekspresyonunun azalması, koruyucu matriksin oluşmasını zorlaştırabilir.

Quorum sensing

LL-37 bazı bakterilerde quorum-sensing ağlarını bozarak biofilm olgunlaşması ve virülans faktörlerinin koordineli ekspresyonunu etkileyebilir.

Oluşmuş biofilm

Kaynak LL-37'nin mevcut biofilm yapısındaki EPS bileşenlerini destabilize ederek matriks bütünlüğünü bozabildiğini ve embedded bacterial cells'in antimikrobiyal baskıya duyarlılığını artırabildiğini aktarmaktadır.

Bununla birlikte small colony variants gibi yavaş büyüyen bakteri alt popülasyonları biofilm içinde LL-37 etkisine karşı daha dayanıklı fenotipler geliştirebilir.

Antiviral aktivite

LL-37'nin antiviral etkileri virüs türüne göre farklı mekanizmalarla ortaya çıkmaktadır. Enveloped viruses'ta viral envelope bütünlüğünün bozulması önemli bir mekanizmadır; başka virüslerde viral genome replication veya virus–host interaction aşamaları etkilenebilir.

Virüs grubuKaynakta listelenen örnekler
DNA virüsleriHSV-1, VZV, CMV, KSHV, Vaccinia, HAdV-19, HAdV-3, HAdV-8
RNA virüsleriHRV, VEEV, DENV, HCV, HIV, SARS-CoV-2, Influenza A, RSV

Bu liste, LL-37'nin klinik olarak bu enfeksiyonların tedavisinde onaylandığını göstermez; derlemenin kapsadığı deneysel literatürü ifade eder.

Influenza ve NET bağlantısı

Influenza A modellerinde LL-37'nin virüs partikülüne bağlanabildiği, formyl peptide receptor üzerinden intracellular calcium sinyali oluşturabildiği, neutrophillerde hydrogen peroxide ve NET oluşumunu artırabildiği bildirilmiştir. Kaynak ayrıca peptidin influenza envelope yapısını doğrudan bozabildiğini ve viral yaşam döngüsünü RNA sentezinden önce etkileyebildiğini aktarmaktadır.

Antifungal aktivite

LL-37 ve türevlerinin fungal membran ve hücre duvarlarındaki negatif yüklü yapılarla etkileşebilmesi, geniş gözenek veya kanal oluşumuna katkıda bulunabilir. Hidrofobik ve amfipatik özellikler peptidin fungal membrana yerleşmesini kolaylaştırabilir.

Candida modellerinde LL-37 analoglarının reactive oxygen species oluşumunu artırdığı ve yeast proliferation'ı baskılayabildiği çalışmalar kaynakta tartışılmaktadır.

Antiparaziter aktivite

LL-37 kökenli sentetik fragmanların Entamoeba histolytica trophozoites üzerinde in vitro amoebicidal aktivite gösterebildiği raporlanmıştır. Bununla birlikte parazit tarafından üretilen cysteine proteases peptidi parçalayarak konak savunmasından kaçış sağlayabilir.

Kaynak ayrıca LL-37'nin antimalarial efektör olarak değerlendirildiği daha yeni literatüre de atıf yapmaktadır.

LL-37 doğuştan bağışıklığı nasıl etkiler?

LL-37 monocyte ve neutrophil fonksiyonlarını cytokine ve chemokine ağları üzerinden değiştirebilir. Kaynakta GM-CSF, IL-1β, IL-8, AKT, CREB ve NF-κB ile ilişkili yanıtlar tartışılmaktadır.

LL-37 aynı zamanda LPS'ye bağlanabilir ve TLR4-dependent proinflammatory gene expression'ı azaltabilir. Bu nedenle LL-37'nin etkisi her durumda inflamasyonu artırmak değildir.

Dendritic cell yanıtlarında da bağlama göre zıt sonuçlar görülebilir. Bazı TLR ligandlarına karşı maturation ve activation baskılanabilirken başka uyaranlarda IL-6 veya type-I interferon sinyali artabilir.

NET'lerde LL-37

Neutrophil extracellular traps, DNA temelli extracellular ağlardır ve histone, elastase, myeloperoxidase ve LL-37 gibi antimikrobiyal bileşenler taşıyabilir.

LL-37 NET-DNA'ya bağlanarak DNA'yı nuclease degradation'dan koruyabilir. DNA ile kompleks oluşturduğunda extracellular DNA'nın macrophage gibi hücrelere internalization'ını da kolaylaştırabilir.

Bu özellik antimikrobiyal savunma açısından yararlı olabilir; fakat uzun süreli DNA–LL-37 kompleksleri TLR-mediated inflammatory signaling'i artırarak otoimmün veya kronik inflamatuar süreçlere katkıda bulunabilir.

Adaptif bağışıklık

Kaynak LL-37'nin T-cell activation, regulatory T cells ve B-cell biology ile de ilişkili olduğunu aktarmaktadır. Bazı deneylerde Treg hücrelerinin LL-37'ye diğer hücre tiplerinden daha yüksek duyarlılık gösterdiği bildirilmiştir.

Plateletlerin LL-37 ile etkileşimi de antigen presentation ve inflammatory receptor expression açısından adaptif bağışıklıkla bağlantı kurabilir.

Plateletler ve trombo-inflamasyon

LL-37 plateletlerde P-selectin, CD40L, IL-1β ve HMGB1 gibi inflamatuar mediatörlerin salınmasını uyarabilir. Kaynak bu aktivasyonun klasik platelet aggregation ile aynı mekanizma olmadığını özellikle belirtmektedir.

GPVI, intracellular calcium, phospholipase C, Src-family kinases, Syk ve STAT3 gibi sinyal bileşenleri LL-37 ile ilişkili platelet yanıtlarında rol oynayabilir.

Bu mekanizmalar LL-37'nin fizyolojik onarım ile patolojik thrombo-inflammation arasında concentration-dependent bir moleküler anahtar gibi davranabileceği fikrini desteklemektedir.

LL-37 yara iyileşmesinde nasıl rol oynar?

LL-37 yara iyileşmesinin hemostaz, inflamasyon, proliferasyon ve remodeling aşamalarının birden fazlasına katılır. Platelet priming, büyüme faktörü salınımı, fibroblast proliferation, re-epithelialization ve angiogenesis ile ilişkileri nedeniyle antimikrobiyal savunma ile doku rejenerasyonu arasında işlevsel bir köprü oluşturabilir.

Akut yaralar

Akut yaralarda LL-37 ekspresyonu yara kenarında erken dönemde artabilir. Burn tissue çalışmalarında başka host-defense peptides ile birlikte LL-37 ekspresyonunun yükseldiği raporlanmıştır.

Aktivasyon transcription factor 3 (ATF3), HBD-2, HBD-3, LL-37 ve VEGF gibi yara iyileşmesiyle ilişkili genlerin ekspresyonunu etkileyebilir.

Kronik yaralar

Kronik yaralarda LL-37 ekspresyonu veya fonksiyonu daha düşük olabilir. Kaynak özellikle diabetic foot ulcer bağlamında kronik inflamasyon, yüksek TNF-α, IL-1β ve matrix metalloproteinase aktivitesi ile extracellular matrix hasarı, azalmış angiogenesis ve fibroblast dysfunction arasında bağlantı kurmaktadır.

Diyabetik neutrophiller LL-37 ile kaplı NET'ler oluşturabilse de bu yapıların antibakteriyel işlevi bozulabilir. Kaynakta önceki bir çalışmanın clarithromycin'in NET üzerindeki LL-37 externalization'ını artırabildiği ve antibacterial capacity ile fibroblast activation'ı destekleyebildiği aktarılmaktadır.

Re-epitelizasyon ve remodeling

LL-37 insan derisinde yara kenarlarında ve göç eden epidermal hücrelerde yüksek düzeyde görülebilir. Kronik ve iyileşmeyen yaralarda daha düşük LL-37 düzeyi, epitel kapanmasının gecikmesiyle ilişkilendirilmiştir.

Angiogenesis

Hayvan modellerinde LL-37 administration neovascularization artışıyla ilişkilendirilmiştir. FPRL-1/FPR2 signaling, VEGF-A ve HIF-1α bu proangiogenic etkilerle ilişkilendirilen mekanizmalardandır.

Otoimmün hastalıklarda neden aynı molekül sorun yaratabilir?

LL-37'nin DNA ve RNA'ya güçlü biçimde bağlanması mikroplara karşı savunmada yararlı olabilir; ancak self-DNA veya self-RNA ile oluşturduğu kompleksler plasmacytoid dendritic cells ve başka immune cells üzerinde TLR7, TLR8 veya TLR9 gibi sensörleri aktive ettiğinde otoimmün inflamasyonu güçlendirebilir.

Psoriasis

Psoriasis bağlamında LL-37/self-DNA kompleksleri PDC'lerde interferon production'ı uyarabilir. Self-RNA–LL-37 kompleksleri de myeloid dendritic cells üzerinde TLR7/TLR8 üzerinden etkili olabilir.

Systemic lupus erythematosus

SLE'de LL-37/self-DNA kompleksleri NET'lerle birlikte PDC activation ve type-I interferon sinyaline katkıda bulunabilir. Kaynak LL-37'nin aynı zamanda autoantigen olabileceğini ve anti-LL-37 antibodies ile LL-37-specific T-cell responses raporlandığını aktarmaktadır.

Derlemede SLE hastalarının yaklaşık %45'inde dolaşımda LL-37'yi tanıyan T lymphocytes bulunduğu bir çalışmaya atıf yapılmaktadır. Bu oran derlemenin yeni hasta verisi değil, kaynak literatürden aktardığı bulgudur.

Rheumatoid arthritis

RA'da LL-37 düzeylerinin ve LL-37'yi aktive eden proteazların artabileceği raporlanmıştır. Osteoblast apoptosis, NETosis ve macrophage activation gibi mekanizmalar olası bağlantılar arasında tartışılmaktadır.

Astım

Astım ve COPD bağlamında sputum LL-37 düzeylerinin artabildiği bildirilmiştir. LL-37 ve HMGB1 bazı koşullarda alveolar damage ile ilişkilendirilirken LL-37'nin TNFα-mediated MMP9 ve MMP13 yanıtlarını baskıladığı çalışmalar da vardır.

Bu farklı etkiler, LL-37'nin hastalık bağlamından bağımsız biçimde yalnız “anti-inflammatory” veya yalnız “pro-inflammatory” olarak sınıflandırılamayacağını gösterir.

LL-37'nin klinik kullanımını ne sınırlar?

LL-37'nin klinik kullanımındaki başlıca sorunlar proteolitik yıkım, insan hücre membranlarına karşı seçiciliğin sınırlı olması, yüksek konsantrasyonda sitotoksisite ve hemoliz, uzun peptit yapısının sentez maliyeti ve bağlama bağlı olarak istenmeyen inflamatuar veya proangiogenic yanıtlar oluşturabilmesidir.

Proteolitik kararsızlık

LL-37 biyolojik sıvılarda hızla parçalanabilir ve birçok patojen LL-37'yi hedefleyen proteazlar üretir. Bu durum peptidin enfeksiyon bölgesindeki yarı ömrünü azaltabilir.

Sitotoksisite

Membran bozucu mekanizma mikroorganizmalara tamamen özgü değildir. Yüksek konsantrasyonlarda LL-37 eukaryotic cell membrane üzerinde de zarar oluşturabilir.

Kaynak cholesterol-poor membrane domains'in LL-37 kaynaklı membran destabilization'a daha duyarlı olabileceğini tartışmaktadır.

Hemoliz

LL-37 ile bacterial LPS etkileşiminin hemolysis'i artırabileceğine ilişkin deneysel bulgular bulunmaktadır. Kaynak bunu özellikle terapötik geliştirme açısından önemli bir toksisite problemi olarak değerlendirmektedir.

Proinflamatuar ve proangiogenic etkiler

FPRL-1/FPR2 aracılı chemotaxis ve angiogenesis bazı bağlamlarda doku onarımı için yararlı olabilir. Ancak aynı sinyal sistemi kontrolsüz local inflammation veya istenmeyen neoangiogenesis açısından risk oluşturabilir.

Çalışmanın Yöntemi ve Bulguları

Derlemenin yöntemi

Bu yayın bir review makalesidir. Kaynakta ayrı bir “Materials and Methods” veya sistematik review metodolojisi bulunmamaktadır. Veri tabanları, arama tarihleri, anahtar kelimeler, PRISMA akışı, dahil etme/dışlama kriterleri veya study-quality assessment protokolü raporlanmamıştır.

Bu nedenle makalenin bilimsel yöntemi, yazarların LL-37 literatürünü biyolojik işlevlere göre konu başlıkları altında sentezlemesine dayanan anlatı derlemesi yaklaşımı olarak tanımlanmalıdır. Sistematik derleme veya meta-analysis olarak yeniden sınıflandırılması doğru değildir.

Kaynağın bilimsel örgütlenmesi

  1. Antimicrobial peptides'in genel yapısı ve LL-37'nin moleküler özellikleri.
  2. LL-37'nin ekspresyonu ve hücresel kaynakları.
  3. Antibakteriyel mekanizmalar.
  4. MDR bakterilerle ilişkili aktivite.
  5. Antibiofilm aktivite.
  6. Antiviral aktivite.
  7. Antifungal ve antiparaziter aktivite.
  8. Innate ve adaptive immune modulation.
  9. NET biology.
  10. Platelet ve vascular microenvironment.
  11. Akut ve kronik yara iyileşmesi.
  12. Otoimmün ve kronik inflamatuar hastalıklar.
  13. Toksisite ve klinik kısıtlar.
  14. Mevcut klinik protokoller ve gelecek uygulamalar.

Figure 1'in bilimsel mesajı

Kaynak Figure 1 iki ana antibakteriyel yol tanımlar. Birinci yol LL-37'nin bacterial envelope üzerinde membran bozulmasına yol açmasıdır. İkinci yol membranı doğrudan parçalamadan enzyme inhibition, DNA/RNA binding ve ATP loss yoluyla hücre fonksiyonunun bozulmasıdır.

Bu şekil, LL-37'nin antibakteriyel etkisinin yalnız fiziksel membrane rupture olmadığı mesajını vermektedir.

Figure 2'nin bilimsel mesajı

Kaynak Figure 2, hCAP18'den LL-37'ye uzanan biyolojik eksenin çok farklı işlevlere ayrıldığını göstermektedir.

İşlev alanıKaynakta gösterilen başlıca süreçler
Antimikrobiyal savunmaBakterisidal aktivite, Gram-positive/Gram-negative hedefler
Antiviral aktiviteViral yapı veya yaşam döngüsünün etkilenmesi
BiofilmBiofilm disruption
Toxin neutralizationLPS etkisinin azaltılması
ImmunomodulationCytokines, macrophage activation, dendritic cells, T-cell activation
NET biologyNET formation ve LL-37–DNA ilişkisi
Platelet biologyPlatelet activation/autophagy ile ilişkili işlevler
Doku yeniden yapılanmasıOsteoclast differentiation, angiogenesis, wound healing
OtoimmüniteLL-37'nin autoantigen olarak işlev görmesi

Mevcut klinik örnek: diyabetik ayak ülseri

Derlemede aktarılan bir klinik çalışmada 18–60 yaş aralığındaki diabetic foot ulcer hastalarında LL-37-enriched cream kullanılmıştır.

ÖğeKaynak bilgisi
PreparatLL-37-enriched cream
Uygulama miktarı0,025 mL/cm²
SıklıkHaftada iki kez
Süre4 hafta
Granulation bulgusuLL-37 grubunda placebo'ya göre daha yüksek granulation index
Zaman noktaları14. ve 28. günlerde erken granulation
Wound-area reductionLL-37 grubunda yalnız hafif derecede daha yüksek

Derleme bu sonucu LL-37'nin early proliferative wound-healing phase üzerindeki etkisiyle ilişkilendirmektedir; ancak daha fazla çalışmanın gerektiğini açıkça belirtmektedir.

LL-37 türevi P60.4Ac klinikte ne gösterdi?

Derlemede aktarılan chronic suppurative otitis media çalışmasında LL-37 türevi sentetik P60.4Ac peptidi ototopikal damla olarak günde iki kez iki hafta uygulanmış; ürün güvenli ve iyi tolere edilmiş, tedavi başarısı peptit grubunda %47 ve placebo grubunda %6 olarak raporlanmıştır. Bu sonuç P60.4Ac için ileri klinik geliştirmeyi destekleyen bir sinyal olsa da doğrudan doğal LL-37'nin bütün enfeksiyonlarda aynı etkinliği göstereceği anlamına gelmez.

ÖğeKaynak bilgisi
MolekülLL-37 kökenli sentetik P60.4Ac
EndikasyonChronic suppurative otitis media
UygulamaOtotopikal damla
SıklıkGünde iki kez
Süre2 hafta
Peptit grubu tedavi başarısı%47
Placebo tedavi başarısı%6

Klinik geliştirme açısından ana engeller

  • LL-37 uzun bir peptittir ve sentezi maliyetlidir.
  • Proteolitik enzimler tarafından hızla parçalanabilir.
  • Yüksek konsantrasyonlarda host-cell cytotoxicity görülebilir.
  • Hemolytic activity terapötik pencereyi sınırlayabilir.
  • Bağlama göre inflamasyonu artırabilir veya azaltabilir.
  • Proangiogenic etkiler bütün hastalık bağlamlarında yararlı değildir.
  • Otoimmün hastalıklarda LL-37 autoantigen olarak davranabilir.
  • İndikasyona göre güvenli delivery ve dozlama ayrıca doğrulanmalıdır.

Kaynağın gelecek araştırma yönü

Yazarlar özellikle peptide engineering ile daha stabil, daha düşük sitotoksisiteli ve daha hedefli LL-37 analoglarının geliştirilmesini önemli bir gelecek araştırma alanı olarak görmektedir.

İyi tasarlanmış klinik çalışmaların; güvenlik, etkinlik, uygun doz, delivery sistemi ve hastalık-bağımlı yarar/risk profilini ayrı ayrı değerlendirmesi gerekmektedir.

Çalışmanın desteklediği sonuçlar

  • LL-37 insanlardaki tek bilinen cathelicidin peptididir.
  • LL-37 doğrudan membran bozucu antibakteriyel aktivite gösterebilir.
  • LL-37'nin membran dışı antibakteriyel mekanizmaları da vardır.
  • LL-37 farklı bakteriler, virüsler ve mantarlar üzerinde deneysel aktivite gösteren geniş spektrumlu bir host-defense peptide'dir.
  • Biofilm oluşumunun birden fazla basamağını etkileyebilir.
  • LL-37 innate ve adaptive immune signaling içinde düzenleyici rol oynayabilir.
  • NET biyolojisinde DNA binding, stabilization ve internalization süreçlerine katılabilir.
  • Platelet ve vascular microenvironment üzerinde işlevsel etkileri vardır.
  • Wound healing'in hemostasis, inflammation, proliferation ve remodeling aşamalarının birden fazlasıyla ilişkilidir.
  • Otoimmün hastalıklarda aynı molekül patolojik immune activation ve autoantigenicity ile ilişkilendirilebilir.
  • LL-37 ve LL-37-derived peptides için sınırlı fakat klinik translasyon açısından ilgi çekici insan çalışmaları vardır.

Çalışmanın desteklemediği sonuçlar

  • LL-37'nin rutin klinik antibiyotik olduğu gösterilmemiştir.
  • LL-37'nin bütün multidrug-resistant enfeksiyonları tedavi ettiği gösterilmemiştir.
  • Kaynakta listelenen bütün virüslerde klinik tedavi etkinliği kanıtlanmamıştır.
  • LL-37'nin bütün kronik yaralarda standart tedavi olarak kullanılabileceği gösterilmemiştir.
  • Wound-healing mekanizmalarının tamamının insanlarda aynı büyüklükte klinik etki oluşturduğu kanıtlanmamıştır.
  • LL-37 her zaman anti-inflammatory değildir.
  • LL-37 her zaman pro-inflammatory değildir.
  • LL-37'nin proangiogenic özelliği bütün klinik koşullarda yararlı değildir.
  • Doğal LL-37 ile sentetik LL-37-derived peptides'in klinik etkinliği birbirine eşit kabul edilemez.
  • Derleme formal systematic review veya meta-analysis değildir.

Derlemenin yöntemsel sınırlılıkları

Kaynak ayrı bir sistematik review metodolojisi raporlamamaktadır. Literatür taramasının hangi veri tabanlarında, hangi tarihler arasında, hangi anahtar kelimelerle yürütüldüğü ve çalışma seçiminin kaç araştırmacı tarafından gerçekleştirildiği belirtilmemiştir.

Çalışma kalite değerlendirme aracı veya risk-of-bias protokolü raporlamamaktadır. Bu nedenle dahil edilen literatürün kanıt kalitesi tek bir formal ölçekte karşılaştırılamaz.

Derleme çok farklı kanıt seviyelerini aynı biyolojik çerçevede tartışmaktadır: in vitro deneyler, hayvan modelleri, insan doku çalışmaları, gözlemsel bulgular ve sınırlı klinik protokoller. Bu bulgular klinik geçerlilik açısından eşdeğer değildir.

LL-37'nin etkileri yüksek derecede bağlam bağımlıdır. Aynı molekül enfeksiyon savunmasında yararlı olurken psoriasis, SLE veya aşırı thrombo-inflammatory süreçlerde patolojik yanıtın parçası olabilir.

Kaynak ve Yöntem Notu

Özgün başlık: LL-37 as a Bioactive Peptide with Multifocal Mechanisms of Action

Yazarlar: Eleutherios Tzortzis; Aikaterini Skeva; Georgios Euthymiou; Dimitrios Themelidis; Giousouf Giousouf; Dimitrios Chronopoulos; Aikaterini Papamichail; Evdoxia Kyrkou-Brakatsoula; Georgia Mamali; Dimitrios C. Cassimos; Theocharis G. Konstantinidis; Georgia Vrioni; Maria Panopoulou.

Corresponding author: Theocharis G. Konstantinidis.

Kurumlar: Laboratory of Microbiology, Democritus University of Thrace, Alexandroupolis, Greece; Pediatric Department, Democritus University of Thrace, Alexandroupolis, Greece; Medical School, National & Kapodistrian University of Athens, Athens, Greece.

Dergi: Acta Microbiologica Hellenica.

Yayınevi: MDPI, Hellenic Society for Microbiology adına.

Bibliyografik kayıt: Acta Microbiol. Hell. 2026, Volume 71, Article 24.

DOI: 10.3390/amh71030024

Yayın tarihi: 13 Temmuz 2026.

Editoryal tarihler: Received 16 May 2026; Revised 5 July 2026; Accepted 10 July 2026.

Kaynak türü: Hakemli anlatı derlemesi.

Lisans: Creative Commons Attribution (CC BY).

Merkezi biyolojik varlık: Human cathelicidin LL-37; hCAP18 öncülünün proteolitik işlenmesiyle oluşan, 37 amino asitli, katyonik ve amfipatik bioactive peptide.

Derlemenin ana kapsamı: Antibacterial activity, multidrug-resistant pathogens, antibiofilm activity, antiviral activity, antifungal activity, antiparasitic activity, innate/adaptive immunomodulation, NET biology, platelet/vascular interaction, wound healing, autoimmune/inflammatory disease ve clinical translation.

Review metodolojisi: Kaynakta formal systematic-search veya PRISMA tabanlı yöntem bölümü raporlanmamıştır. Bu nedenle yayın anlatı derlemesi olarak değerlendirilmiştir.

Finansman: Harici finansman yoktur.

Institutional Review Board: Not applicable.

Informed Consent: Not applicable.

Veri erişilebilirliği: Çalışmada yeni veri oluşturulmamış veya analiz edilmemiştir; data sharing uygulanabilir değildir.

Çıkar çatışması: Yazarlar çıkar çatışması bildirmemiştir.

Yazar katkıları: Conceptualization: Eleutherios Tzortzis; methodology: Theocharis G. Konstantinidis; software: Aikaterini Skeva; validation: Eleutherios Tzortzis, Dimitrios Chronopoulos, Aikaterini Skeva ve Giousouf Giousouf; formal analysis: Dimitrios Themelidis ve Georgia Mamali; investigation: Eleutherios Tzortzis; resources: Evdoxia Kyrkou-Brakatsoula, Aikaterini Papamichail ve Georgios Euthymiou; original draft: Eleutherios Tzortzis; review/editing: Dimitrios C. Cassimos, Aikaterini Skeva, Georgia Vrioni ve Theocharis G. Konstantinidis; visualization: Theocharis G. Konstantinidis; supervision: Theocharis G. Konstantinidis ve Maria Panopoulou; project administration: Maria Panopoulou.

Temel yorum sınırı: Makale LL-37 hakkında geniş biyolojik ve klinik literatürü derlemektedir; ancak formal systematic review/metaanaliz değildir ve farklı kanıt seviyelerindeki çalışmalar tek bir nicel etki büyüklüğünde birleştirilmemiştir. Özellikle in vitro veya hayvan verileri insan klinik etkinliği olarak yorumlanmamalıdır.


Paylaş:

Yorumlar incelendikten sonra yayımlanır.Gönderdiğiniz yorum onay sürecine alınır ve uygun bulunduğunda görünür hâle gelir.

Bir yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir

Your experience on this site will be improved by allowing cookies Cookie Policy