Jeoekonomik parçalanma, uluslararası ticaret, yatırım, teknoloji, enerji ve tedarik zinciri ilişkilerinin yalnız ekonomik verimlilik tarafından değil, giderek daha fazla jeopolitik rekabet, güvenlik kaygıları ve stratejik bağımlılıkların yönetimi tarafından şekillendiği bir ekonomik ortamı ifade eder. Tomáš Peráček, Daniela Gregušová ve Michal Kaššaj tarafından hazırlanan çalışma, Avrupa Birliği'nin rekabetçilik anlayışının bu yeni ortamda nasıl dönüşmekte olduğunu kavramsal ve nitel bir araştırma tasarımıyla incelemektedir.
Makalenin temel tezi, Avrupa rekabetçiliğinin geleneksel belirleyicileri olan verimlilik, piyasa etkinliği, ticari açıklık ve inovasyonun önemini kaybetmediği; ancak artık bunların ekonomik güvenlik, dayanıklılık, teknolojik egemenlik, stratejik özerklik ve uzun dönemli uyum kapasitesiyle birlikte değerlendirildiğidir. Buna göre rekabetçilik yalnız mümkün olan en düşük maliyetle üretme veya küresel değer zincirlerine mümkün olduğunca derin biçimde katılma meselesi değildir. Bir ekonominin dış şokları absorbe edebilmesi, kritik işlevleri sürdürebilmesi, aşırı bağımlılıkları azaltabilmesi ve stratejik teknolojik kapasitesini koruyabilmesi de rekabetçiliğin parçası hâline gelmektedir.
Çalışma, Avrupa Birliği'nin ekonomik yönetişiminde tamamen korumacı veya dışa kapalı bir modele geçildiğini savunmamaktadır. Bunun yerine AB'nin hibrit bir yönetişim modeline doğru ilerlediğini öne sürmektedir. Bu model, piyasa açıklığı ve küresel entegrasyonu korurken stratejik koordinasyon, sanayi politikası, kamu yatırımı, tedarik zinciri çeşitlendirmesi, de-risking ve ekonomik güvenlik araçlarını daha fazla kullanmaktadır.
Araştırmada Avrupa rekabetçiliği beş bağlantılı boyut üzerinden kavramsallaştırılmaktadır: verimlilik ve ekonomik performans; inovasyon ve teknolojik kapasite; dayanıklılık ve ekonomik güvenlik; stratejik özerklik ve yönetişim kapasitesi; sürdürülebilir kalkınma. Jeopolitik parçalanma, teknolojik rekabet ve küresel değer zincirlerindeki bozulmalar bu beş boyutun tamamını etkileyen dış koşullar olarak ele alınmaktadır.
Çalışmanın sonuçları, yarı iletkenler, yapay zekâ, dijital altyapı, temiz enerji, enerji kaynakları ve kritik hammaddeler gibi alanların hem ekonomik performans hem de stratejik özerklik bakımından giderek daha önemli hâle geldiğini göstermektedir. European Chips Act, Critical Raw Materials Act, REPowerEU, European Economic Security Strategy ve European Green Deal gibi politika araçları bu dönüşümün örnekleri olarak ele alınmaktadır.
Bununla birlikte dayanıklılık ve stratejik özerklik ücretsiz değildir. Tedarik zincirlerinin çeşitlendirilmesi, stratejik stoklama, reshoring, teknolojik kapasite oluşturma ve kamu destekli sanayi politikaları üretim maliyetlerini ve kamu harcamalarını yükseltebilir. Aşırı güvenlikleştirme ise piyasa açıklığını, rekabeti ve inovasyon teşviklerini zayıflatabilir. Bu nedenle araştırmanın ana sonucu, Avrupa rekabetçiliğinin geleceğinin verimlilik ile dayanıklılık, açıklık ile stratejik esneklik ve piyasa entegrasyonu ile kamu koordinasyonu arasında kurulacak dengeye bağlı olduğudur.
Çalışma ayrıca AB içinde bu dönüşümün eşit ilerlemediğini vurgulamaktadır. Üye devletler arasında sanayi kapasitesi, inovasyon performansı, mali alan, teknolojik gelişmişlik ve dış şoklara dayanıklılık bakımından önemli farklar bulunmaktadır. Bu asimetriler, ortak Avrupa stratejilerinin uygulanmasını zorlaştırmakta ve daha fazla kamu desteği sağlayabilen ülkelerin stratejik sektörlerde avantaj kazanması riskini doğurmaktadır.
Avrupa rekabetçiliğinin geleneksel modeli neye dayanıyordu?
Soğuk Savaş sonrası dönemde Avrupa rekabetçiliği büyük ölçüde liberal ekonomik paradigma içinde değerlendirilmiştir. Bu yaklaşımda üretkenlik artışı, maliyet etkinliği, ticaretin serbestleştirilmesi, teknolojik inovasyon ve küresel pazarlara entegrasyon uzun dönemli ekonomik başarının temel belirleyicileri olarak görülmektedir.
Küresel değer zincirlerine katılım, üretimin farklı aşamalarının maliyet avantajının en yüksek olduğu ülkelere dağıtılmasını sağlamış; ekonomik karşılıklı bağımlılık ise hem verimlilik hem de karşılıklı ekonomik kazanç kaynağı olarak değerlendirilmiştir.
Bu çerçevede rekabetçilik genellikle işgücü verimliliği, ihracat performansı, inovasyon kapasitesi, yatırım ortamı ve makroekonomik istikrar gibi göstergelerle ölçülmektedir.
Jeoekonomik parçalanma rekabetçilik kavramını nasıl değiştiriyor?
Jeoekonomik parçalanma, ekonomik karşılıklı bağımlılığın yalnız kazanç ve verimlilik üretmediğini; aynı zamanda kritik sektörlerde bağımlılık, tedarik kesintisi ve siyasi baskı riski yaratabileceğini görünür hâle getirmektedir. Bu nedenle rekabetçilik artık yalnız maliyet ve verimlilik üzerinden değil, ekonominin stratejik şoklara karşı dayanıklılığı ve uyum kapasitesi üzerinden de değerlendirilmektedir.
COVID-19 neden önemli bir dönüm noktasıydı?
COVID-19 pandemisi yüksek ölçüde optimize edilmiş küresel tedarik zincirlerinin kesintilere karşı kırılgan olabileceğini göstermiştir. Belirli girdilerin az sayıda üretici veya coğrafyaya yoğunlaşması, maliyet açısından verimli olsa bile ciddi bir arz kesintisinde sistemik risk oluşturabilir.
Bu deneyim, tedarik zinciri dayanıklılığını, çeşitlendirmeyi ve kritik ürünlerin güvenli erişimini rekabetçilik tartışmasının merkezine taşımıştır.
Rusya-Ukrayna savaşı ve enerji güvenliği
Rusya'nın Ukrayna'yı işgalinin ardından ortaya çıkan enerji krizi, Avrupa'nın dış enerji tedarikçilerine bağımlılığının sanayi rekabetçiliğiyle doğrudan bağlantılı olduğunu göstermiştir.
Kaynak çalışma özellikle savaş öncesinde Almanya ve İtalya dahil bazı üye devletlerin Rus doğal gazına yüksek ölçüde bağımlı olduğunu belirtmektedir. Enerji akışlarındaki bozulma enerji maliyetlerinin yükselmesine, enerji yoğun sanayilerde üretim baskısına ve Avrupa imalat sanayisinin uzun dönem rekabetçiliğine ilişkin endişelere katkıda bulunmuştur.
REPowerEU çerçevesi, enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesi ile enerji güvenliğinin artık Avrupa'nın rekabetçilik ve dayanıklılık stratejilerinin ayrılmaz bir parçası hâline gelmesinin örneklerinden biri olarak değerlendirilmektedir.
Ekonomik güvenlik ekonomik izolasyon anlamına mı geliyor?
Hayır. Çalışmadaki ekonomik güvenlik yaklaşımı ekonomik kendi kendine yeterlilik veya küresel piyasalardan çekilme anlamına gelmemektedir. Amaç, uluslararası açıklığın faydalarını korurken enerji, kritik hammaddeler, yarı iletkenler, dijital altyapı ve diğer stratejik alanlardaki aşırı bağımlılıkların yönetilmesidir.
Ekonomik güvenliğin temel unsurları
AB bağlamında ekonomik güvenlik, ekonomik istikrarı koruma, kritik sektör ve altyapıları güvence altına alma, stratejik bağımlılıkları yönetme ve jeopolitik belirsizlik altında uzun dönemli ekonomik dayanıklılığı sürdürme kapasitesiyle ilişkilendirilmektedir.
Bu çerçevede dikkate alınan göstergeler arasında kritik sektörlerde ithalat bağımlılığı, tedarikçi yoğunlaşması, dış enerji tedarikçilerine bağımlılık, teknolojik bağımlılık, kritik hammaddelerde dışa bağımlılık, yabancı yatırım incelemeleri, yerli üretim kapasitesi, yarı iletken üretim kapasitesi ve kritik teknolojilerde Ar-Ge harcamaları yer almaktadır.
De-risking nedir?
De-risking veya risk azaltma, geniş çaplı ekonomik ilişkileri kesmeyi ifade eden decoupling yaklaşımından farklı olarak, küresel entegrasyonun faydalarını korurken stratejik açıdan aşırı bağımlılıkların azaltılmasını amaçlamaktadır.
Uygulamada bu yaklaşım tedarik zinciri çeşitlendirmesi, alternatif tedarikçiler, stratejik kaynak sağlama, kritik üretim kapasitesinin güçlendirilmesi ve hassas teknolojilerde bağımlılıkların azaltılması gibi araçları içerebilir.
Açık stratejik özerklik nedir?
Açık stratejik özerklik (open strategic autonomy), Avrupa Birliği'nin küresel ekonominin parçası olmaya devam ederken kritik alanlarda bağımsız hareket etme, aşırı bağımlılıkları azaltma ve stratejik esnekliğini koruma kapasitesini güçlendirmeyi amaçlayan yönetişim yaklaşımıdır.
Bu yaklaşım korumacı izolasyon anlamına gelmez. Ticaret ve uluslararası yatırımlar devam ederken kritik teknolojiler, enerji kaynakları, tedarik zincirleri ve üretim kapasitesi gibi alanlarda risklerin daha aktif biçimde yönetilmesini öngörmektedir.
Stratejik özerklik ve sanayi politikası arasındaki ilişki
Stratejik özerklik tartışması, Avrupa'da sanayi politikasının rolünü yeniden güçlendirmiştir. Yarı iletkenler, yapay zekâ, yenilenebilir enerji, bataryalar, dijital altyapı, gelişmiş üretim teknolojileri ve kritik hammaddeler yalnız ticari sektörler olarak değil, uzun dönem ekonomik güvenlik ve teknolojik egemenliğin unsurları olarak değerlendirilmektedir.
Bu dönüşümle birlikte kamu yatırımları, stratejik finansman, Ar-Ge destekleri ve AB düzeyindeki koordinasyon mekanizmaları klasik piyasa temelli politika araçlarını tamamlamaya başlamıştır.
Avrupa rekabetçiliğinin beş temel boyutu
| Boyut | Temel işlev | Jeoekonomik ortamda anlamı |
|---|---|---|
| Verimlilik ve ekonomik performans | Uzun dönem büyüme, sanayi etkinliği ve makroekonomik performans | Verimliliğin dayanıklılık ve stratejik esneklikle birlikte korunması |
| İnovasyon ve teknolojik kapasite | Ar-Ge, teknolojik gelişme, dijitalleşme ve sanayi modernizasyonu | Teknolojik egemenlik ve kritik teknolojilerde dış bağımlılığın azaltılması |
| Dayanıklılık ve ekonomik güvenlik | Şokların absorbe edilmesi ve kritik işlevlerin sürekliliği | Tedarik zinciri çeşitlendirmesi ve stratejik kırılganlıkların yönetimi |
| Stratejik özerklik ve yönetişim kapasitesi | Kurumsal uyum, sanayi politikası ve stratejik yatırım | Kritik alanlarda hareket kapasitesinin korunması |
| Sürdürülebilir kalkınma | Çevresel, demografik ve sosyal sürdürülebilirlik | Uzun dönem rekabetçiliğin yeşil ve sosyal dönüşümle ilişkilendirilmesi |
Çalışmanın Yöntemi ve Bulguları
Araştırma tasarımı
Çalışma kavramsal olarak yönlendirilmiş nitel araştırma tasarımı kullanmaktadır. Amaç ekonomik göstergeler arasında nedensel katsayılar tahmin etmek veya istatistiksel hipotezleri test etmek değil, Avrupa rekabetçiliğinin değişen anlamını ve bu değişimi şekillendiren yönetişim süreçlerini açıklamaktır.
Metodolojik yaklaşım dört bağlantılı aşamada yürütülmektedir:
- Rekabetçilik, politik ekonomi, jeoekonomi, ekonomik güvenlik, dayanıklılık ve stratejik özerklik literatürünün incelenmesi ve sentezi.
- AB kurumları ve uluslararası kuruluşların stratejik belgeleri, mevzuatı ve politika çerçevelerinin değerlendirilmesi.
- Verimlilik, inovasyon, teknolojik gelişme, ticari açıklık ve sürdürülebilirlik göstergelerinin bağlamsal referans olarak incelenmesi.
- Teorik, politika ve ampirik gözlemlerin makalede geliştirilen bütünleşik analitik çerçeve içinde bir araya getirilmesi.
Araştırma ayrıca analytically focused comparison yaklaşımının unsurlarını kullanmaktadır. Ancak üye devletleri sistematik biçimde tek tek karşılaştırmamaktadır; AB düzeyindeki temel rekabetçilik ve yönetişim boyutlarını analiz etmektedir.
Kullanılan kaynak türleri
Çalışmanın bilgi tabanı üç temel kaynak grubunun triangulation'ına dayanmaktadır.
| Kaynak kategorisi | Kapsam | Araştırmadaki işlev |
|---|---|---|
| Akademik literatür | Rekabetçilik, politik ekonomi, Avrupa entegrasyonu, jeoekonomi, ekonomik güvenlik | Kavramsal ve teorik temel |
| Stratejik ve hukuki belgeler | AB stratejileri, mevzuat, ekonomik güvenlik ve rekabetçilik politika belgeleri | Yönetişim dönüşümünü incelemek |
| Toplulaştırılmış göstergeler | Verimlilik, Ar-Ge, inovasyon, dijitalleşme, ticaret, enerji ve sürdürülebilirlik göstergeleri | Yapısal eğilimler için ampirik bağlam |
Başlıca kurumsal kaynaklar arasında Eurostat, OECD veri setleri, European Innovation Scoreboard, World Economic Forum rekabetçilik göstergeleri ve çeşitli AB rekabetçilik raporları bulunmaktadır.
Bu göstergeler ekonometrik nedensellik testi için kullanılmamaktadır. Amaç Avrupa ekonomisinin yapısal eğilimlerini ve politika dönüşümünü somut ampirik referanslarla desteklemektir.
Rekabetçiliğin eski ve yeni mantığı
| Belirleyici | Geleneksel rekabetçilik mantığı | Dayanıklılık odaklı yeni mantık | AB yönetişimine yansıması |
|---|---|---|---|
| Verimlilik | Etkinlik, maliyet optimizasyonu, işgücü verimliliği | Dayanıklılık, uyum kapasitesi ve stratejik esneklikle bağlantılı verimlilik | Üretkenlik yatırımları, sanayi modernizasyonu ve işgücü uyumu |
| İnovasyon | Piyasa kaynaklı teknolojik ilerleme | Dayanıklılık, teknolojik egemenlik ve stratejik özerklik kaynağı | Ar-Ge, inovasyon ekosistemleri ve stratejik teknolojilere destek |
| Ticari açıklık | Liberalizasyon, ihracat ve küresel değer zincirleri | De-risking ve çeşitlendirmeyle birlikte seçici açıklık | Açıklık ile dayanıklılık odaklı ticaret ve sanayi politikasını dengeleme |
| Teknolojik kapasite | Teknoloji yayılımı ve verimlilik kazanımları | Teknolojik egemenlik ve kritik alanlarda bağımlılıkların azaltılması | Yarı iletkenler, AI, dijital altyapı ve temiz teknolojilere yatırım |
| Enerji güvenliği | Küresel pazarlardan uygun fiyatlı enerji | Çeşitlendirme, dayanıklılık ve sürdürülebilir enerji dönüşümü | Yenilenebilir enerji sistemleri ve dış kırılganlığın azaltılması |
| Tedarik zincirleri | Maliyet açısından optimize edilmiş küresel ağlar | Dayanıklılık, yedeklilik ve stratejik çeşitlendirme | Strategic stockpiling, reshoring, nearshoring ve çeşitlendirme |
| Sanayi politikası | Sınırlı kamu müdahalesi | Kritik sektörlere stratejik koordinasyon ve destek | Daha aktif sanayi politikası ve kamu destekli stratejik yatırım |
| Stratejik özerklik | Küresel karşılıklı bağımlılık ve açık piyasalar | Aşırı stratejik bağımlılıkların azaltılması | Açık stratejik özerklik mekanizmaları |
| Sürdürülebilirlik | Çevresel ve düzenleyici hedef | Rekabetçilik ve dayanıklılığın bileşeni | Yeşil dönüşümün sanayi ve inovasyon politikalarıyla birleştirilmesi |
| Ekonomik güvenlik | İkincil yönetişim konusu | Dayanıklılık ve rekabetçiliğe bağlı merkezi yönetişim ilkesi | Ekonomik güvenliğin AB ekonomik politikalarına entegrasyonu |
Avrupa Birliği neden teknolojik kapasiteyi artık yalnız verimlilik konusu olarak görmüyor?
Çünkü yarı iletkenler, yapay zekâ, dijital altyapı ve temiz enerji teknolojileri yalnız üretkenliği belirleyen girdiler değil; aynı zamanda kritik ekonomik işlevlerin sürekliliğini, teknolojik egemenliği ve jeopolitik hareket kapasitesini etkileyen stratejik varlıklardır. Çalışma bu nedenle inovasyon ile ekonomik güvenliği giderek daha bağlantılı alanlar olarak değerlendirmektedir.
Verimlilik sorunu
Kaynak çalışma, OECD göstergelerinin son on yılda Avrupa Birliği'nin özellikle teknoloji yoğun sektörlerde bazı büyük küresel rakiplere göre daha zayıf işgücü verimliliği artışı gösterdiğine işaret ettiğini belirtmektedir.
Bu sorunun arkasında üye devletler arasındaki farklı inovasyon performansı, parçalı sermaye piyasaları, yaşlanan nüfus, düzenleyici karmaşıklık ve stratejik alanlardaki yetersiz yatırım gibi yapısal sorunlar tartışılmaktadır.
European Chips Act
2023'te kabul edilen European Chips Act, yarı iletken araştırma, inovasyon, üretim kapasitesi ve stratejik yatırımları destekleyerek Avrupa yarı iletken ekosistemini güçlendirmeyi amaçlamaktadır.
Çalışma, AB'nin küresel yarı iletken üretimindeki payını 2030'a kadar %20'ye yükseltme hedefini teknolojik kapasiteyi ve stratejik özerkliği güçlendirme çabasının göstergelerinden biri olarak ele almaktadır.
Bu politika örneği, inovasyon politikası, sanayi politikası ve ekonomik güvenliğin giderek nasıl iç içe geçtiğini göstermektedir.
Kritik hammaddeler neden rekabetçilik konusu hâline geliyor?
Bataryalar, yenilenebilir enerji teknolojileri, yarı iletkenler ve gelişmiş üretim sistemleri lityum, kobalt, grafit, nadir toprak elementleri ve başka kritik hammaddelere bağımlıdır.
Bu malzemelerin madencilik ve özellikle işleme kapasitesinin küresel olarak sınırlı sayıda ülke veya tedarikçide yoğunlaşması AB açısından stratejik kırılganlık yaratabilmektedir.
2024'te yürürlüğe giren Critical Raw Materials Act, Avrupa'daki madencilik, işleme ve geri dönüşüm kapasitesini güçlendirmeyi ve dış tedarik kaynaklarını çeşitlendirmeyi hedefleyen düzenleyici yanıtlardan biri olarak ele alınmaktadır.
Ticari açıklık artık neden tek başına yeterli değil?
Ticari açıklık AB ekonomisine pazar erişimi, teknoloji transferi, yatırım ve uluslararası inovasyon ağlarına katılım gibi önemli avantajlar sağlamaya devam etmektedir.
Ancak aynı ağların belirli tedarikçilere aşırı bağımlı hâle gelmesi, jeopolitik şoklarda üretim sürekliliğini tehlikeye sokabilir. Bu nedenle çalışma açıklığın terk edilmesini değil, açıklığın stratejik bağımlılıkların aktif yönetimiyle birleştirilmesini savunan yönetişim dönüşümünü tanımlamaktadır.
Ekonomik açıklık, teknoloji ve ekonomik güvenlik arasındaki temel ödünleşimler
| Boyut | Rekabetçiliğe katkısı | Temel risk | AB yönetişim yanıtı |
|---|---|---|---|
| Ekonomik açıklık | Ticaret, verimlilik ve pazar erişimi | Dış bağımlılıklar ve tedarik zinciri kesintileri | De-risking ve çeşitlendirme |
| İnovasyon ve teknoloji | Verimlilik, sanayi modernizasyonu ve teknolojik egemenlik | Teknolojik bağımlılık ve eşitsiz inovasyon kapasitesi | Ar-Ge, AI, yarı iletken ve dijital altyapı desteği |
| Sanayi politikası | Stratejik sektörlerin ve uzun dönem dayanıklılığın güçlendirilmesi | Piyasa bozulmaları ve mali kapasite asimetrileri | Koordineli sanayi yatırımı ve stratejik finansman |
| Enerji ve sürdürülebilirlik | Yeşil rekabetçilik ve sanayi modernizasyonu | Dönüşüm maliyetleri ve kritik hammadde bağımlılıkları | Yenilenebilir enerji yatırımları ve dayanıklı enerji yönetişimi |
| Ekonomik güvenlik | Kritik sektörlerin korunması ve uyum kapasitesi | Aşırı güvenlikleştirme ve ekonomik parçalanma | Açıklık ile dayanıklılık odaklı yönetişimin dengelenmesi |
Sürdürülebilirlik neden artık yalnız çevre politikası olarak görülmüyor?
Çünkü düşük karbonlu üretim, yenilenebilir enerji, batarya teknolojileri, hidrojen ve sürdürülebilir imalat aynı zamanda yeni teknoloji pazarları, sanayi modernizasyonu ve enerji güvenliğiyle ilişkilidir. Çalışmada sürdürülebilirlik, uzun dönem rekabetçiliğinin çevresel olduğu kadar teknolojik ve ekonomik bir boyutu olarak ele alınmaktadır.
European Green Deal
2019'da başlatılan European Green Deal, Avrupa Birliği'nin 2050'de iklim nötrlüğüne ulaşma hedefini ekonomik ve sanayi dönüşümüyle ilişkilendiren temel politika çerçevelerinden biridir.
Temiz enerji, sanayinin karbonsuzlaştırılması, sürdürülebilir ulaşım ve döngüsel ekonomi gibi alanlardaki yatırımlar bir yandan önemli adaptasyon maliyetleri yaratırken diğer yandan yenilenebilir enerji, batarya, hidrojen ve sürdürülebilir imalat gibi sektörlerde yeni rekabet avantajları oluşturabilir.
Yeşil dönüşümün rekabetçilik maliyeti var mı?
Olabilir. Kaynak çalışma daha katı çevre düzenlemelerinin ve enerji dönüşümünün yüksek maliyetlerinin özellikle enerji yoğun sektörlerde kısa dönem rekabet baskıları yaratabileceğini belirtmektedir.
Bu nedenle sürdürülebilirlik politikası yalnız karbon azaltımı değil; enerji güvenliği, sanayi dayanıklılığı, inovasyon kapasitesi ve uzun dönem üretkenlik arasında denge kurulmasını gerektirmektedir.
Demografi ve sosyal dayanıklılık
Sürdürülebilir rekabetçilik yalnız teknoloji ve enerjiyle ilgili değildir. Yaşlanan nüfus, işgücü açığı ve beceri eksiklikleri üretkenlik artışını ve kamu maliyesinin sürdürülebilirliğini olumsuz etkileyebilir.
Bu nedenle eğitim, mesleki beceri geliştirme ve işgücü piyasasının uyum kapasitesi de uzun dönem rekabetçiliğinin bileşenleri arasında değerlendirilmektedir.
AB neden hibrit bir ekonomik yönetişim modeline doğru ilerliyor?
Çünkü jeopolitik ve teknolojik rekabet altında yalnız piyasa fiyatlarına dayalı koordinasyonun kritik teknolojiler, enerji güvenliği, tedarik zincirleri ve stratejik hammaddeler gibi alanlardaki bütün riskleri yönetemediği düşünülmektedir. AB bu nedenle piyasa mekanizmalarını terk etmeden bunları sanayi politikası, kamu yatırımı, de-risking, stratejik koordinasyon ve ekonomik güvenlik araçlarıyla tamamlamaktadır.
Hibrit yönetişimin temel özellikleri
- Piyasa açıklığının korunması.
- Stratejik sektörlere kamu desteğinin artması.
- Kritik tedarik zincirlerinin çeşitlendirilmesi.
- Teknolojik egemenlik kapasitesinin geliştirilmesi.
- Ekonomik güvenlik risklerinin politika kararlarına dahil edilmesi.
- Yeşil ve dijital dönüşümün sanayi politikasıyla ilişkilendirilmesi.
- Ulusal politikalar ile AB düzeyindeki koordinasyonun güçlendirilmesi.
Bu modelin temel riski nedir?
Aşırı müdahale ve aşırı ekonomik güvenlikleştirme piyasa parçalanmasına, üretim maliyetlerinin yükselmesine, mali baskılara ve rekabetin zayıflamasına neden olabilir.
Çalışma bu nedenle ekonomik güvenlik ile rekabetçiliği ne tamamen birbirinin karşıtı ne de otomatik olarak birbirini güçlendiren kavramlar olarak görmektedir. İki alan hem tamamlayıcı hem de gerilim üreten yönetişim boyutlarıdır.
Üye devletler arasındaki farklar AB rekabetçiliğini neden sınırlıyor?
Üye devletler sanayi kapasitesi, Ar-Ge yoğunluğu, inovasyon ekosistemleri, mali alan, teknolojik gelişmişlik ve dış bağımlılık açısından aynı başlangıç noktasında değildir. Bu nedenle aynı jeoekonomik şoka karşı uyum kapasitesi de ülkeler arasında önemli ölçüde değişmektedir.
İnovasyon ve mali alan asimetrisi
Kaynak çalışma, Kuzey ve Batı Avrupa ekonomilerinin genel olarak daha güçlü inovasyon sistemlerine ve daha geniş mali esnekliğe sahip olduğunu; çeşitli Orta ve Güney Avrupa ekonomilerinin ise daha düşük araştırma yoğunluğu ve daha yavaş sanayi modernizasyonuyla karşı karşıya olduğunu belirtmektedir.
Bu durum ortak AB stratejilerinin uygulanmasını zorlaştırabilir. Özellikle daha büyük mali alanı olan devletler stratejik sektörlere daha yüksek kamu desteği verebilir ve yeni yatırımları kendi ekonomilerine çekebilir.
Sanayi politikası iç farklılıkları büyütebilir mi?
Evet, bu kaynakta açık bir yönetişim riski olarak tartışılmaktadır. Sanayi politikası AB'nin teknolojik kapasitesini ve dayanıklılığını güçlendirebilir; ancak ülkelerin mali olanakları çok farklı olduğunda stratejik sektörleri en fazla destekleyebilen devletler daha büyük avantaj elde edebilir.
Bu nedenle Avrupa rekabetçiliğinin geleceği yalnız dış bağımlılıkların azaltılmasına değil, üye devletler arasındaki uyum, koordinasyon ve yakınsamanın güçlendirilmesine de bağlıdır.
Araştırmanın temel sonuçlarının özeti
- Avrupa rekabetçiliği yalnız maliyet, verimlilik ve açıklık üzerinden açıklanamayacak kadar çok boyutlu hâle gelmiştir.
- Verimlilik, inovasyon ve ticari açıklık önemini korumaktadır.
- Bu geleneksel faktörlerin stratejik anlamı ekonomik güvenlik ve dayanıklılık çerçevesinde yeniden tanımlanmaktadır.
- Kritik teknolojilerde kapasite artık hem verimlilik hem stratejik özerklik unsurudur.
- Ekonomik açıklık korunurken aşırı bağımlılıkları azaltmaya yönelik de-risking yaklaşımı güçlenmektedir.
- Sanayi politikası ve stratejik kamu yatırımları Avrupa ekonomik yönetişiminde daha görünür hâle gelmiştir.
- Yeşil dönüşüm rekabetçilik için hem maliyet hem inovasyon fırsatı yaratmaktadır.
- AB içindeki mali, teknolojik ve endüstriyel asimetriler ortak stratejik uyumu sınırlamaktadır.
Çalışmanın yöntemsel sınırlılıkları
Nedensellik testi yapılmamaktadır: Çalışma ekonometrik model kullanmamakta ve stratejik politikaların rekabetçiliğe belirli büyüklükte nedensel etkisini tahmin etmemektedir.
İkincil kaynaklara dayanmaktadır: Akademik literatür, stratejik politika belgeleri, kurumsal raporlar ve toplulaştırılmış göstergeler temel veri kaynaklarıdır.
Kavramsal soyutlama bulunmaktadır: Rekabetçilik, ekonomik güvenlik, dayanıklılık, stratejik özerklik ve sürdürülebilirlik çok boyutlu ve kısmen örtüşen kavramlardır. Sınırları akademik ve politik tartışmalarda tamamen sabit değildir.
AB düzeyi analize odaklanılmaktadır: Üye devletlerin ayrıntılı karşılaştırması veya sektör bazında kapsamlı ampirik vaka analizi yapılmamaktadır.
Jeoekonomik ortam hızla değişmektedir: Ekonomik güvenlik, sanayi politikası ve teknolojik rekabet dinamik alanlardır; dolayısıyla makaledeki yapıların gelecekte değişmeye devam etmesi mümkündür.
Gelecek araştırmalar için öneriler
Kaynak çalışma gelecekte daha ayrıntılı sektör analizleri, üye devletlerin karşılaştırmalı değerlendirilmesi ve ekonomik güvenlik ile dayanıklılık yönetişiminin daha ayrıntılı ampirik incelemelerini önermektedir.
Bu tür çalışmalar yarı iletkenler, enerji, kritik hammaddeler, dijital altyapı veya temiz teknolojiler gibi sektörlerde stratejik bağımlılıkların ekonomik maliyetlerini daha doğrudan karşılaştırabilir.
Genel bilimsel sonuç
Çalışmanın temel sonucu, Avrupa Birliği'nin rekabetçilik anlayışının geleneksel verimlilik odaklı yapıdan tamamen vazgeçmediği, fakat bunu ekonomik güvenlik ve dayanıklılık mantığıyla genişlettiğidir.
Üretkenlik, inovasyon ve ticaret hâlâ rekabetçiliğin temel bileşenleridir. Ancak bunların değeri artık yalnız kısa dönem etkinlikle ölçülmemekte; bir ekonominin kritik teknolojileri geliştirebilmesi, tedarik zinciri şoklarına dayanabilmesi, enerji ve hammadde bağımlılıklarını yönetebilmesi ve jeopolitik baskılar altında stratejik hareket kapasitesini koruyabilmesi de önem kazanmaktadır.
Bu dönüşüm Avrupa Birliği'ni daha intervention-oriented ancak tamamen korumacı olmayan bir modele yöneltmektedir. Sanayi politikası, stratejik yatırım ve risk yönetimi klasik piyasa mekanizmalarını tamamlamaktadır.
Buna karşılık dayanıklılığın artırılması kısa dönem verimlilik kaybı, daha yüksek üretim maliyeti ve kamu maliyesi baskısı yaratabilir. Ekonomik güvenliğin aşırı genişletilmesi ise küresel ekonomik parçalanmayı ve iç piyasa gerilimlerini artırabilir.
Bu nedenle Avrupa rekabetçiliğinin geleceği tek bir hedefin maksimumlaştırılmasına değil, verimlilik ile dayanıklılık, açıklık ile stratejik kontrol, teknolojik modernizasyon ile ekonomik güvenlik ve yeşil dönüşüm ile sanayi rekabetçiliği arasındaki dengelerin birlikte yönetilmesine bağlıdır.
Kaynak ve Yöntem Notu
Özgün çalışma başlığı: Transforming European Competitiveness Under Conditions of Geoeconomic Fragmentation
Yazarlar: Tomáš Peráček; Daniela Gregušová; Michal Kaššaj.
Corresponding author: Tomáš Peráček.
Kurumlar: Faculty of Management, Comenius University Bratislava, Bratislava, Slovakia; Daniela Gregušová bağımsız araştırmacı olarak belirtilmiştir.
Dergi: Economies
Yayınevi: MDPI, Basel, Switzerland.
Bibliyografik kayıt: Economies 2026, 14, 248.
DOI: 10.3390/economies14070248
Gönderim tarihi: 17 Mayıs 2026
Revizyon tarihi: 17 Haziran 2026
Kabul tarihi: 22 Haziran 2026
Yayın tarihi: 2 Temmuz 2026
Kaynak türü: Kavramsal ve nitel araştırma; yorumlayıcı analiz, analitik odaklı karşılaştırma, akademik literatür, AB strateji ve mevzuat belgeleri ile toplulaştırılmış göstergelerin bütünleşik değerlendirmesi.
Temel araştırma sorusu: Jeopolitik parçalanma, ekonomik güvenlikleştirme ve dayanıklılık ile stratejik özerklik üzerindeki artan baskı koşullarında AB rekabetçiliği nasıl değişmektedir?
Analitik çerçevenin beş boyutu: Verimlilik ve ekonomik performans; inovasyon ve teknolojik kapasite; dayanıklılık ve ekonomik güvenlik; stratejik özerklik ve yönetişim kapasitesi; sürdürülebilir kalkınma.
Başlıca akademik ve kurumsal veri tabanları/kaynakları: Web of Science, Scopus, Eurostat, OECD veri setleri, European Innovation Scoreboard, World Economic Forum Competitiveness Indicators ve AB rekabetçilik raporları.
Başlıca politika belgeleri ve düzenleyici örnekler: European Economic Security Strategy, EU Long-Term Competitiveness Strategy, Draghi Report on the Future of European Competitiveness, European Chips Act, Critical Raw Materials Act, REPowerEU ve European Green Deal.
Nedensellik sınırı: Araştırma ekonometrik modelleme veya formal causal hypothesis testing gerçekleştirmemektedir. Toplulaştırılmış göstergeler yalnız yapısal eğilimleri bağlamsallaştırmak için kullanılmaktadır.
Yazar katkıları: Kavramsallaştırma: T.P. ve M.K.; metodoloji: M.K.; yazılım: M.K.; doğrulama: T.P.; formal analiz: M.K.; araştırma: T.P.; kaynaklar: T.P.; veri düzenleme: M.K.; ilk taslak: T.P.; gözden geçirme ve düzenleme: T.P.; görselleştirme: T.P.; supervision: D.G.; proje yönetimi: T.P.; finansman edinimi: D.G. Tüm yazarlar yayımlanan sürümü okuyup onaylamıştır.
Finansman: Çalışma EU NextGenerationEU aracılığıyla, Slovakya Recovery and Resilience Plan kapsamında Smart Transformation and Innovation Consortium Slovakia (STICS), No. 09102-03-V01-00011 projesi tarafından desteklenmiştir.
Etik kurul: Uygulanamaz.
Bilgilendirilmiş onam: Uygulanamaz.
Veri erişilebilirliği: Araştırmada yeni bir veri seti oluşturulmadığı veya analiz edilmediği; dolayısıyla veri paylaşımının uygulanabilir olmadığı belirtilmiştir.
Çıkar çatışması: Yazarlar çıkar çatışması olmadığını bildirmiştir.
Lisans: Creative Commons Attribution (CC BY).
Temel yöntemsel sınırlılıklar: Çalışma ikincil kaynaklara ve toplulaştırılmış göstergelere dayanmaktadır; ekonometrik nedensellik testi yapmamaktadır; AB'yi bütünleşik yönetişim sistemi olarak ele aldığı için ulusal ve sektör düzeyindeki farklılıkları ayrıntılı biçimde tahmin etmemektedir. Ayrıca jeopolitik ve jeoekonomik ortam hızla değiştiğinden çalışmada tanımlanan dinamiklerin zaman içinde evrilmesi mümkündür.
Bir yorum bırakın
E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir