Akademik araştırmalar, anlaşılır dil

Verianla | Akademik Araştırmalardan Türkçe Ekonomi ve Bilim İçerikleri

04 Kasım 2026, Çarşamba
VERİANLA Bağımsız bilim yayıncılığı
Verianla on Google Play
Menüyü aç veya kapat
...
Home / Sağlık Bilimleri / Tıp Araştırmaları / Diyabet Taramasında Biyobelirteç Ölçümü ve Değerlendirilmesinde Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar
Tıp Araştırmaları

Diyabet Taramasında Biyobelirteç Ölçümü ve Değerlendirilmesinde Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar

Diyabet taramasında kullanılan biyobelirteçler, yalnızca belirli bir eşikle karşılaştırılan sayılardan ibaret değildir. Açlık plazma glukozu (fasting plasma glucose; FPG), hemoglobin A1c (HbA1c), oral glukoz tolerans testi (oral glucose tolerance test; OGTT), açlık insülini, Homeostasis Model Assessment for Insulin Resistance (HOMA-IR) ve trigliserit-glukoz indeksi (triglyceride-glucose index; TyG

22/10/2026  Veri Anla  216 görüntüleme
Diyabet Taramasında Biyobelirteç Ölçümü ve Değerlendirilmesinde Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar

Diyabet taramasında kullanılan biyobelirteçler, yalnızca belirli bir eşikle karşılaştırılan sayılardan ibaret değildir. Açlık plazma glukozu (fasting plasma glucose; FPG), hemoglobin A1c (HbA1c), oral glukoz tolerans testi (oral glucose tolerance test; OGTT), açlık insülini, Homeostasis Model Assessment for Insulin Resistance (HOMA-IR) ve trigliserit-glukoz indeksi (triglyceride-glucose index; TyG), glukoz metabolizması veya insülin direncinin farklı yönlerini değerlendiren ölçüm ve hesaplama araçlarıdır. Takao Kimura'nın narratif derlemesi, diyabet ve prediyabet taramasında bu göstergelerin nasıl kullanıldığını; kan alma ve numune işleme koşullarının, demir eksikliğinin, hemolizin, hemoglobin varyantlarının, insülin ölçüm sistemleri arasındaki farklılıkların, vücut kompozisyonunun ve bireysel metabolik özelliklerin sonuçların yorumunu nasıl değiştirebildiğini incelemektedir.

Derlemenin temel mesajı, tek bir biyobelirtecin veya yalnızca beden kitle indeksinin bütün metabolik riski güvenilir biçimde temsil edemeyebileceğidir. Özellikle 40 yaşın altındaki bazı kişilerde normal veya yüksek olmayan BMI değerlerine rağmen insülin direnci, hiperinsülinemi veya bozulmuş glukoz toleransı bulunabilir. Bununla birlikte çalışma, bütün asemptomatik gençlerin rutin olarak geniş bir biyokimyasal test panelinden geçirilmesini destekleyen kanıtın henüz yeterli olmadığını özellikle vurgular. Bu nedenle risk değerlendirmesinin antropometrik ölçümler, aile öyküsü ve diğer klinik/sosyoekonomik faktörlerle başlaması; FPG ve HbA1c gibi biyobelirteçlerin risk bağlamında değerlendirilmesi ve OGTT'nin klinik gereklilik bulunduğunda kullanılması önerilmektedir.

Diyabet taramasında “ölçüm yapmak” ile “ölçümü doğru yorumlamak” aynı işlem değildir. Bir laboratuvar sonucu, biyolojik durumu olduğu kadar numunenin nasıl alındığını, hangi tüpte tutulduğunu, analiz öncesinde ne kadar beklediğini, kullanılan ölçüm yöntemini ve kişinin eşlik eden fizyolojik veya hematolojik özelliklerini de yansıtabilir. Bu nedenle glukoz metabolizmasının değerlendirilmesi yalnızca laboratuvar raporundaki değerin referans aralığının içinde veya dışında olmasına indirgenemez.

Derleme özellikle üç düzeyi birbirinden ayırmayı gerekli kılar: ilk risk taraması, diyabet/prediyabet tanısında kullanılan biyokimyasal ölçümler ve insülin direnci ya da hastalık patofizyolojisini değerlendirmeye yardımcı göstergeler. BMI, bel çevresi (waist circumference; WC) ve bel-boy oranı (waist-to-height ratio; WHtR) ucuz ve kolay uygulanabilen antropometrik araçlardır. FPG, HbA1c ve OGTT glisemik durumun değerlendirilmesinde daha doğrudan bilgi sağlar. Açlık insülini, HOMA-IR ve TyG ise özellikle insülin direncinin değerlendirilmesi veya metabolik durumun daha ayrıntılı incelenmesi için kullanılabilir; ancak bunların her birinin kendi sınırlılıkları vardır.

Tarama, tanı ve metabolik risk değerlendirmesi birbirinden ayrılmalıdır

Bir testin metabolik risk hakkında bilgi vermesi, o testin tek başına tanı testi olduğu anlamına gelmez. Benzer biçimde bir indeksin araştırmalarda insülin direnciyle ilişkili olması, toplum düzeyinde birinci basamak tarama testi olarak yeterince doğrulandığı anlamına gelmez. Kaynak bu ayrımı özellikle HOMA-IR, TyG ve genç nüfusta biyokimyasal tarama tartışmalarında korumaktadır.

Kaynakta özetlenen diyabet tanı eşikleri

ÖlçümKaynakta verilen eşikYorumlama notu
HbA1c≥6,5% (48 mmol/mol)HbA1c'nin eritrosit ömrü, demir durumu, hemoglobin varyantı ve ölçüm yönteminden etkilenebileceği ayrıca değerlendirilmelidir.
Açlık plazma glukozu (FPG)≥126 mg/dL (7,0 mmol/L)Doğru açlık ve numune işleme koşulları gereklidir.
2 saatlik OGTT glukozu≥200 mg/dL (11,1 mmol/L)OGTT, açlık glukozu normal görünürken yükleme sonrası hiperglisemiyi ortaya çıkarabilir.
Rastgele plazma glukozu≥200 mg/dL (11,1 mmol/L)Kaynakta WHO için klasik hiperglisemi belirtileri; ADA için klasik belirtiler veya hiperglisemik kriz bağlamında ele alınmıştır.

Derlemede WHO ve ADA'nın temel diyabet tanı eşiklerinin büyük ölçüde benzer olduğu, fakat hangi nüfusların taranmasının önerildiği konusunda farklılık bulunduğu belirtilmektedir. Kaynağın aktardığı çerçevede ADA daha geniş yaş temelli rutin tarama yaklaşımı kullanırken WHO toplumun tamamına yönelik tarama yerine yüksek riskli bireylerin erken belirlenmesine daha fazla ağırlık vermektedir.

Prediyabet ve yüksek risk aralıkları neden kurumdan kuruma farklı görünebilir?

GöstergeWHO yüksek risk aralığıADA prediyabet aralığı
HbA1c6,0–6,4% (42–46 mmol/mol)5,7–6,4% (39–46 mmol/mol)
FPG110–125 mg/dL (6,1–6,9 mmol/L)100–125 mg/dL (5,6–6,9 mmol/L)
2 saatlik OGTT140–199 mg/dL (7,8–11,0 mmol/L)140–199 mg/dL (7,8–11,0 mmol/L)

Kaynak, ADA'nın prediyabet kategorisinin hem HbA1c hem de FPG açısından WHO'nun yüksek risk tanımından daha geniş olduğunu vurgulamaktadır. Bu nedenle “prediyabet” veya “yüksek risk” oranları karşılaştırılırken yalnız nüfus değil, kullanılan tanım da dikkate alınmalıdır. Bir çalışmanın veya sağlık sisteminin daha düşük bir eşik kullanması, aynı biyolojik dağılım içinde daha fazla kişiyi risk kategorisine sokabilir.

HbA1c Tek Başına Neden Yanıltıcı Olabilir?

HbA1c, son haftalar ve aylar boyunca eritrositlerin maruz kaldığı glukozu dolaylı olarak yansıtan önemli bir biyobelirteçtir; ancak eritrosit yaşam süresini veya ölçüm yöntemini değiştiren durumlar HbA1c'yi gerçek glisemiden bağımsız olarak yükseltebilir ya da düşürebilir. Derleme özellikle demir eksikliği, hemoliz, hemoglobin varyantları, yüksek fetal hemoglobin ve yöntemler arası analitik farklılıkların HbA1c yorumunda dikkate alınması gerektiğini belirtmektedir.

Demir eksikliği glukoz değişmeden HbA1c'yi yükseltebilir

Kaynakta değerlendirilen çalışmalar, demir eksikliğinin özellikle ergen kızlarda ve premenopozal kadınlarda önemli bir karıştırıcı olabileceğini göstermektedir. Diyabet bulunmasa bile demir eksikliği HbA1c değerini yükseltebilir; buna karşılık açlık glukozu veya HOMA-IR aynı yönde yükselmeyebilir. Böyle bir uyumsuzluk, yüksek HbA1c'nin gerçek hiperglisemiyi ne ölçüde yansıttığının ayrıca araştırılmasını gerektirir.

Derleme, HbA1c ile kan glukozu arasında açıklanamayan uyumsuzluk olduğunda tam kan sayımı ve demir parametrelerinin değerlendirilmesini; yakın zamanda transfüzyon veya hemoliz olup olmadığının sorgulanmasını ve eritrosit bozukluğu bulunan kişilerde FPG, OGTT veya fruktozamin gibi alternatif değerlendirmelerin düşünülmesini tartışmaktadır.

Hemoglobin varyantları ve analiz yöntemi

HbS, HbC, HbD ve HbE gibi hemoglobin varyantlarının ölçüme etkisi kullanılan analitik sisteme göre değişebilir. Derlemede karşılaştırılan literatür, bazı modern yöntemlerde varyant girişiminin sınırlı olduğunu fakat belirli yüksek performanslı sıvı kromatografisi (HPLC) sistemlerinde klinik açıdan anlamlı girişim görülebildiğini; yüksek HbF düzeylerinin de yöntemler arasında negatif sapmaya yol açabildiğini aktarmaktadır.

HPLC, immünoassay ve enzimatik HbA1c yöntemlerinin aynı örnekte her zaman tamamen aynı sonucu vermemesi, sonuç karşılaştırmalarında kullanılan yöntemin bilinmesini önemli hale getirir. HbA1c ölçümü için açlık gerekmez. Kaynak ayrıca HbA1c analizinde hemoliz riskine dikkat çekmekte ve bu amaçla EDTA içeren tüplerin kullanımını tartışmaktadır.

Kan glukozunda preanalitik hata neden önemlidir?

Kan alındıktan sonra hücrelerde glikoliz devam ederse örnekteki glukoz tüketilebilir. Kaynak bu nedenle glukoz toleransı, diyabet tanısı veya insülin duyarlılığı/direncinin değerlendirilmesi amacıyla plazma glukozu ölçümünde glikolizi baskılayan sitrat ve sodyum florür (NaF) içeren tüplerin kullanılmasını öne çıkarmaktadır.

Serum oda sıcaklığında ve glikoliz inhibitörü olmadan ayrıldığında ölçülen glukoz, uygun inhibitörlü plazmaya göre daha düşük bulunabilir. Derlemede tartışılan bir çalışmada oda sıcaklığında ayrılmış serum glukozunun inhibitörlü plazmadan yaklaşık 4 mg/dL daha düşük olabildiği ve farkın insülin direnci yükseldikçe büyüyebildiği bildirilmiştir. Serum glukozu kullanılacaksa kan alımından sonra örneğin soğuk tutulması ve serumun hızla ayrılması bu nedenle önemlidir.

HOMA-IR ve TyG İndeksi Neyi Gösterir?

HOMA-IR ve TyG indeksi insülin direncini dolaylı olarak değerlendirmek için kullanılan iki hesaplama yaklaşımıdır. HOMA-IR açlık glukozu ile açlık insülinini birlikte kullanırken TyG indeksi açlık trigliseridi ile açlık glukozunu kullanır; bu nedenle iki indeks aynı biyolojik girdilere ve aynı sınırlılıklara sahip değildir.

HOMA-IR formülü

Kaynakta verilen formül:

\(\mathrm{HOMA\!-\!IR} = \dfrac{\text{Açlık plazma glukozu (mg/dL)} \times \text{Açlık immünreaktif insülin (µU/mL)}}{405}\)

HOMA-IR'ın matematiksel girdileri açlık plazma glukozu ve açlık insülinidir. İndeks, insülin direncini doğrudan ölçen bir klemp testi değildir; homeostatik açlık durumundan türetilen bir vekil göstergedir. HOMA-IR yükseldikçe insülin direncinin daha yüksek olduğu yönünde yorum yapılabilir, ancak bu yorum kullanılan insülin ölçüm yönteminden ve kişinin insülin salgılama kapasitesinden etkilenir.

Kaynağın önemli uyarılarından biri, pankreatik β-hücre işlevi bozulup insülin salgılama kapasitesi azaldığında açlık insülini ve HOMA-IR'ın gerçek insülin direncini yeterince yansıtamayabilmesidir. Ayrıca HOMA-IR için evrensel bir kesme değeri belirlemek, insülin analiz sistemlerinin standardizasyon sorunları nedeniyle güçtür.

TyG indeksi formülü

Kaynakta verilen formül:

\(\mathrm{TyG} = \ln\left[\dfrac{\text{Açlık trigliseridi (mg/dL)} \times \text{Açlık glukozu (mg/dL)}}{2}\right]\)

TyG indeksinde insülin konsantrasyonu kullanılmaz. Bu özellik, insülin analizinin standardizasyon sorunlarından ve azalan insülin salgılama kapasitesinden kısmen bağımsız bir değerlendirme sağlar. Bunun karşılığında TyG, trigliserit düzeyini kullandığı için anormal lipid metabolizmasından etkilenebilir. Kaynak bu nedenle HOMA-IR ile TyG'yi birbirinin kusursuz alternatifi olarak değil, farklı sınırlılıkları bulunan göstergeler olarak ele almaktadır.

İnsülin ölçümündeki standardizasyon problemi

İnsan insülininin laboratuvar ölçümü için WHO referans materyali bulunmasına rağmen farklı ölçüm sistemleri arasında anlamlı farklar devam etmektedir. Derleme, ADA ve International Federation of Clinical Chemistry and Laboratory Medicine (IFCC) öncülüğündeki standardizasyon girişimlerine karşın rutin klinik uygulamada tam uyumun henüz sağlanmadığını belirtmektedir.

İmmünoassaylerde çapraz reaksiyon, analog ve ilişkili peptitlerle özgüllük sorunları, referans materyali ile hasta örneği arasındaki matriks farkları, hemoliz ve insülinin kısa yarı ömrü gibi faktörler ölçümlerin karşılaştırılmasını zorlaştırabilir. Bu nedenle farklı laboratuvar veya farklı analiz platformlarında ölçülmüş insülin değerlerini ve bu değerlerden hesaplanan HOMA sonuçlarını doğrudan karşılaştırmak dikkat gerektirir.

Biyobelirteçlerin güçlü yönleri ve sınırlılıkları

AraçBaşlıca bilimsel kullanımTemel avantajÖnemli yorum sınırı
BMIFazla kilo/obezite ve ilk metabolik risk taramasıUcuz, tekrarlanabilir, kan gerektirmezKas ve yağ kütlesini ayıramaz; yaş ve etnik farklılıklar önemlidir.
WC / WHtRMerkezi yağlanma ve antropometrik risk değerlendirmesiBasit, ucuz ve kan örneği gerektirmezYaş, cinsiyet, bölge ve etnik özelliklere göre yorumlanmalıdır.
İdrar glukozuBazı bölgelerde ilk taramaUcuz ve noninvazivKan glukozu genellikle yaklaşık 160–180 mg/dL veya üzerine çıkmadan pozitif olmayabilir; küresel birincil tarama için kanıt yetersizdir.
FPGAçlık glisemisinin değerlendirilmesiTek kan örneğiEn az 8 saatlik açlık ve doğru numune işleme gerekir; yükleme sonrası hiperglisemiyi kaçırabilir.
Rastgele glukozGliseminin açlıktan bağımsız değerlendirilmesiAçlık gerektirmezTek ölçümün tanısal bağlamı ve semptomlarla ilişkisi önemlidir.
HbA1cDaha uzun dönemli glisemik maruziyetin değerlendirilmesiAçlık gerektirmez, tek örnek yeterlidirDemir eksikliği, hemoliz, eritrosit yaşam süresi, hemoglobin varyantları ve yöntemden etkilenebilir.
OGTTGlukoz toleransının ayrıntılı sınıflandırılmasıYükleme sonrası glukoz yanıtını ve eşzamanlı insülin yanıtını gösterebilir8–12 saat açlık, birden fazla kan örneği ve iki saatten uzun test süresi gerektirir.
Açlık insüliniİnsülin salgısı ve insülin direncinin değerlendirilmesine destekGlukozla birlikte metabolik değerlendirmeyi genişletirÖlçüm sistemleri tam standardize değildir; hemoliz ve yöntem farklılıkları önemlidir.
HOMA-IRİnsülin direncinin vekil değerlendirmesiAçlık glukozu ve insülinden hesaplanabilirİnsülin salgılama kapasitesi, cinsiyet/etnik özellikler ve insülin analiz yönteminden etkilenir.
TyG indeksiİnsülin ölçmeden insülin direncinin dolaylı değerlendirilmesiGlukoz ve trigliserit kullanır; insülin analizi gerektirmezAnormal lipid metabolizması sonucu etkileyebilir.

40 Yaş Altındaki Herkese Biyokimyasal Diyabet Taraması Yapılmalı mı?

Hayır; kaynak derleme, 40 yaş altında normal BMI değerlerine rağmen insülin direnci veya prediyabet bulunabileceğini gösteren literatürü tartışmakla birlikte, asemptomatik genç nüfusun tamamında kan veya idrar biyobelirteçleriyle genişletilmiş rutin taramayı destekleyecek kanıtın henüz yeterli olmadığını açıkça belirtmektedir. Kaynağın yaklaşımı, bireysel risk faktörlerini önce değerlendiren ve biyokimyasal testleri klinik risk bağlamında kullanan basamaklı bir taramadır.

Normal BMI metabolik riski tamamen dışlamaz

BMI, nüfus taramasında kullanışlıdır fakat vücut kompozisyonunu doğrudan ölçmez. Aynı BMI değerine sahip iki kişinin visceral yağ miktarı veya insülin duyarlılığı farklı olabilir. Derlemede özellikle Güney Asya kökenli bazı gençlerde daha düşük BMI düzeylerinde dahi daha yüksek toplam veya merkezi yağlanma ve daha düşük insülin duyarlılığı bildiren çalışmalar tartışılmaktadır.

Kaynak ayrıca Hindistan ve başka bölgelerde normal ağırlıktaki veya obez olmayan gençlerde hiperinsülinemi ve yüksek insülin direnci göstergelerinin görülebildiğini aktarır. Bu nedenle BMI'nin normal olması, bireyin insülin direncinden kesin biçimde uzak olduğu anlamına gelmez.

Irksal, etnik ve bölgesel farklılıklar

Antropometrik eşiklerin ve metabolik risk ilişkilerinin bütün nüfuslarda aynı olmadığı derlemenin temel noktalarından biridir. BMI için erişkin sınıflamaları yaygın olsa da bel çevresi ve bel-boy oranı gibi merkezi yağlanma göstergelerinde cinsiyet, bölge ve etnik farklılıkların dikkate alınması gerekir. Bazı Asya, Afrika ve Güney Amerika çalışmalarında uluslararası BMI eşiklerinin yüksek vücut yağı veya kardiyometabolik riski bulunan bazı gençleri yeterince duyarlı biçimde yakalayamadığı bildirilmiştir.

Bu durum “ırk tek başına biyolojik tanı belirler” şeklinde yorumlanmamalıdır. Derlemenin aktardığı literatürde vücut yağ dağılımı, çevresel ve sosyoekonomik faktörler, yaşam biçimi ve insülin salgılama dinamikleri gibi çok sayıda değişken birlikte rol oynar.

Sosyoekonomik koşullar da metabolik riskle ilişkilidir

Derleme, düşük ebeveyn eğitimi, düşük sosyoekonomik statü ve çocukluk dönemindeki psikososyal stres ile insülin direnci arasında ilişki bildiren çalışmaları da ele almaktadır. Bazı genç nüfus çalışmalarında düşük gelir, yüksek TyG indeksi, obezite ve yüksek serbest şeker tüketimi birlikte görülmektedir.

Bu bulgular sosyoekonomik durumun tek başına biyolojik bir test gibi kullanılabileceği anlamına gelmez. Kaynaktaki işlevi, metabolik riskin yalnız bireysel laboratuvar sonuçları veya beden ölçülerinden oluşmadığını; sosyal ve çevresel koşulların risk değerlendirmesinin arka planına dahil edilmesi gerektiğini göstermektir.

ABD, İtalya ve Hindistan örnekleri

Derlemede aktarılan ABD verilerinde prediyabet prevalansı 12–18 yaş grubunda yaklaşık %18, 19–34 yaş grubunda yaklaşık %24 olarak verilmiştir. İtalya'da fazla kilolu veya obez gençler üzerinde değerlendirilen çalışmalarda yaklaşık %3 oranında bozulmuş açlık glukozu ve yaklaşık %5 oranında bozulmuş glukoz toleransı bildirilmiştir. Hindistan'da 16–25 yaşındaki gençlerde kullanılan tanım ve ölçütlere göre prediyabet prevalansı yaklaşık %4,5–9,9 arasında değişmiştir.

Bu oranlar farklı çalışmaların, farklı popülasyonların ve farklı tanı ölçütlerinin sonuçlarıdır; tek bir küresel prevalans değeri gibi birleştirilemez. Tam tersine, derlemenin ana mesajlarından biri eşiklerin, popülasyon yapısının ve kullanılan yöntemin prevalans yorumunu önemli ölçüde değiştirebilmesidir.

İdrar glukoz taramasının yeri

Japonya başta olmak üzere bazı Asya ülkelerinde okul veya periyodik sağlık kontrolleri sırasında idrar glukoz testi kullanılmıştır. İdrar test şeritleri ucuz, basit ve noninvazivdir. Bununla birlikte idrarda glukozun belirginleşmesi için kan glukozunun çoğu durumda daha yüksek düzeylere ulaşması gerekir; bu nedenle erken metabolik bozulmayı yakalama kapasitesi sınırlıdır.

Kaynak, bazı programların asemptomatik diyabet olgularını bulmada yarar gösterebildiğini kabul etmekle birlikte 40 yaş altı kişiler için idrar glukozunu küresel bir birincil diyabet tarama standardı haline getirmeyi destekleyecek kanıtın yeterli olmadığı sonucunu korumaktadır.

Kan akışı ve hematolojik göstergeler ne anlama geliyor?

Derleme, insülin direnci ile hematokrit, hemoglobin, eritrosit ve lökosit gibi hematolojik göstergeler ve kan akışkanlığı arasındaki ilişkileri bildiren literatürü tartışmaktadır. Daha yüksek insülin direncinin daha düşük kan akışkanlığıyla ilişkili olduğu; azalmış periferik kan akımının iskelet kasına glukoz taşınmasını azaltarak insülin direnciyle bağlantılı olabileceği ve pankreatik β-hücre kan akımındaki azalmaların β-hücre işlevi açısından önem taşıyabileceği aktarılmaktadır.

Ancak bu ilişkiler, tam kan sayımı parametrelerinin diyabet taraması için doğrulanmış bağımsız biyobelirteçler olduğu anlamına gelmez. Kaynak açıkça, hematolojik göstergelerin yüksek diyabet riskiyle ilişkili olabilmesine karşın diyabet taramasının bu göstergeler kullanılarak yapılamayacağını belirtmektedir.

Çalışmanın desteklediği ve desteklemediği sonuçlar

Çalışmanın desteklediği: Diyabet taramasında kullanılan biyobelirteçlerin ölçüm ve yorum koşulları önemlidir. Serum/plazma hazırlama yöntemi glukoz ölçümünü değiştirebilir. HbA1c demir durumu, eritrosit özellikleri ve analiz yönteminden etkilenebilir. İnsan insülini için laboratuvarlar arası tam standardizasyon henüz sağlanmamıştır. HOMA-IR ve TyG insülin direnci hakkında yardımcı bilgi sunar fakat kusursuz veya evrensel göstergeler değildir. Normal BMI, özellikle bazı genç veya farklı popülasyon gruplarında metabolik riski tamamen dışlamaz.

Çalışmanın desteklemediği: Bütün 40 yaş altı bireylerin rutin olarak HOMA-IR, TyG, insülin veya OGTT ile taranması gerektiği; tek bir HOMA-IR kesme değerinin bütün ülkeler ve etnik gruplar için geçerli olduğu; HbA1c'nin tek başına bütün bireylerde gerçek glisemiyi kusursuz yansıttığı; normal BMI'nin diyabet riskini ortadan kaldırdığı veya hematolojik parametrelerin diyabet tanısı için tek başına kullanılabileceği bu derleme tarafından gösterilmemektedir.

Çalışmanın Yöntemi ve Bulguları

Bu çalışma yeni hasta örneklemi, laboratuvar deneyi veya klinik müdahale üretmeyen bir narratif literatür derlemesidir. Literatür taraması 1 Mart–10 Eylül 2026 tarihleri arasında PubMed/MEDLINE, Scopus, Web of Science, CINAHL ve Cochrane Library veri tabanlarında yapılmıştır. Uygun çalışmaların ve ilgili derlemelerin kaynakçaları ayrıca elle taranmış; potansiyel olarak gözden kaçan yayınların bulunması için Google Scholar kullanılmıştır.

Tarama 1985–2026 dönemindeki İngilizce yayınlarla sınırlandırılmıştır. MeSH terimleri ve serbest metin terimleri; tip 2 diyabet, prediyabet, insülin direnci, BMI, glukoz toleransı, OGTT, açlık glukozu, HbA1c, hemoglobin varyantları, demir eksikliği, insülin, HOMA-IR, TyG, bel çevresi, WHO, ADA, IFCC ve standardizasyon dahil geniş bir kavram kümesini kapsamıştır.

Yazar, klinik uygulama kılavuzlarına, sistematik derlemelere, meta-analizlere ve uzun dönemli gözlemsel çalışmalara öncelik verdiğini ve prediyabet/diyabet taramasına ilişkin tanımlanabilir hakemli klinik çalışmaları değerlendirdiğini belirtmektedir. Bununla birlikte çalışma sistematik derleme olarak tasarlanmamıştır; formal risk-of-bias değerlendirmesi, PRISMA tipi çalışma seçimi raporlaması veya meta-analitik etki büyüklüğü sentezi yapılmamıştır.

Kaynağın tarama mantığı

AşamaDeğerlendirilen unsurBilimsel amaç
1Klinik ve antropometrik riskBMI, bel çevresi, aile öyküsü ve sosyoekonomik/kişisel risk bağlamıyla yüksek risk olasılığını belirlemek.
2FPG ve HbA1cGlisemik bozukluk açısından biyokimyasal değerlendirme yapmak.
3Uyumsuz veya yüksek riskli durumların değerlendirilmesiHbA1c ile glukoz arasındaki uyumsuzlukta demir durumu, eritrosit bozukluğu, hemoliz veya ölçüm yöntemini değerlendirmek.
4Klinik olarak gerekli olduğunda OGTTAçlık değerlerinin göstermediği yükleme sonrası glukoz bozukluğunu ve glukoz toleransını daha ayrıntılı değerlendirmek.
5Seçilmiş durumlarda insülin direnci göstergeleriAçlık insülini, HOMA-IR, TyG ve ilgili metabolik göstergeleri araştırma veya ayrıntılı patofizyolojik değerlendirme bağlamında kullanmak.

Kaynak içi terminoloji notu: Makalenin sonuç bölümünde ilk basamak risk faktörleri arasında “pre-pregnancy education” ifadesi de yer almaktadır. Bu ifade bağlam içinde alışılmadık olduğundan Verianla bunu sessizce başka bir kavrama dönüştürmemiştir. Ana bilimsel anlatımda, kaynağın daha geniş tartışmasıyla açık biçimde desteklenen aile öyküsü, antropometrik ölçümler ve sosyoekonomik/klinik risk bağlamı korunmuştur.

Ölçüm öncesi koşulların karşılaştırılması

ÖlçümAçlıkBaşlıca preanalitik/analitik dikkat noktası
FPGEn az 8 saatGlikolizin baskılanması ve plazmanın uygun şekilde hazırlanması önemlidir.
OGTT8–12 saat veya daha uzunBirden fazla kan alımı gerekir; test iki saatten uzun sürer.
HbA1cGerekmezEritrosit yaşam süresi, demir eksikliği, hemoliz, hemoglobin varyantları ve analiz yöntemi dikkate alınmalıdır.
Açlık insüliniEn az 8 saatAnaliz sistemleri arasındaki standardizasyon sorunu ve hemoliz önemlidir.
HOMA-IRAçlık glukozu ve açlık insülini gerektirirİnsülin salgılama kapasitesi ve insülin analiz sistemi sonucu etkiler.
TyGAçlık glukozu ve trigliserit gerektirirLipid metabolizması bozukluğu indeksi etkileyebilir.

Derlemenin güçlü yönü

Makalenin önemli katkısı, diyabet taramasını tek bir laboratuvar değerine indirmek yerine antropometri, biyokimya, preanalitik süreç, laboratuvar standardizasyonu ve popülasyon farklılıklarını aynı değerlendirme çerçevesinde bir araya getirmesidir. Özellikle HbA1c, insülin ve HOMA-IR gibi sık kullanılan değerlerde “ölçüm sonucu doğru sayı olarak raporlandıysa biyolojik yorum da otomatik olarak doğrudur” varsayımının güvenilir olmadığını göstermektedir.

Derlemenin yöntemsel sınırları

Narratif derleme olması nedeniyle çalışma sistematik literatür taramasının tüm yöntemsel güvence mekanizmalarını kullanmamıştır. Formal risk-of-bias değerlendirmesi yoktur; çalışma seçiminin her aşamasını nicel olarak gösteren sistematik akış raporu verilmemiştir ve sonuçlar meta-analizle birleştirilmemiştir. Bu nedenle derleme geniş ve klinik açıdan öğretici bir sentez sunarken belirli bir tarama stratejisinin diğerinden ne kadar üstün olduğunu tek bir toplu etki büyüklüğüyle hesaplamaz.

Derlemede kullanılan literatür çok farklı yaş grupları, coğrafyalar, etnik gruplar, laboratuvar sistemleri ve çalışma tasarımlarını içermektedir. Bu çeşitlilik çalışmanın geniş perspektif sağlamasına yardımcı olur; aynı zamanda tek bir biyobelirteç eşiğinin veya tarama algoritmasının bütün nüfuslara otomatik olarak uygulanmasını engelleyen temel nedenlerden biridir.

Son bilimsel sentez

Kaynak, 40 yaş altında insülin direnci, bozulmuş glukoz toleransı, prediyabet veya diyabet bulunabilmesinin giderek daha önemli bir halk sağlığı sorunu olduğunu vurgulamaktadır. Özellikle yalnız yaş ve BMI gibi basit ölçütlere dayanan tarama yaklaşımları bazı yüksek riskli bireyleri kaçırabilir.

Bununla birlikte çözüm, bütün genç nüfusa sınırsız biyokimyasal test uygulamak olarak sunulmamaktadır. Derlemenin vardığı daha ölçülü sonuç; risk değerlendirmesinin klinik ve antropometrik faktörlerle başlaması, uygun bireylerde FPG ve HbA1c'nin ölçülmesi, sonuçların preanalitik ve bireysel biyolojik etkenlerle birlikte yorumlanması ve OGTT gibi daha kapsamlı testlerin klinik gereklilik bulunduğunda kullanılmasıdır.

Kaynak ve Yöntem Notu

Özgün çalışma: Points to Consider Regarding Biomarker Measurement and Evaluation in Diabetes Screening.

Yazar: Takao Kimura.

Kurumlar: Department of Integrated Health Science, Graduate School of Food and Population Health Science, Gunma University, Maebashi, Gunma, Japonya; General Health Support Center, Gunma University, Maebashi, Gunma, Japonya.

Dergi: Diabetology.

Yayınevi: MDPI, Basel, Switzerland.

Cilt / makale numarası: 7 / 192.

Yayın tarihi: 1 Ekim 2026.

Editoryal tarihler: Alındı: 30 Ağustos 2026; revize edildi: 22 Eylül 2026; kabul edildi: 23 Eylül 2026.

Academic Editor: Marc Rendell.

DOI: 10.3390/diabetology7100192.

Kaynak türü: Narratif derleme makalesi. Özgün klinik deney veya sistematik derleme/meta-analiz değildir.

Lisans: Creative Commons Attribution (CC BY). Verianla anlatımı, kaynak metnin paragraf ve cümle dizisini yeniden üretmek yerine derlemedeki bilimsel olguları bağımsız eğitimsel yapıda açıklamaktadır. Kaynak tablo tasarımları kopyalanmamış; bilimsel olarak gerekli eşikler ve karşılaştırmalar yeni HTML tablolarında yeniden düzenlenmiştir.

Literatür tarama dönemi: 1 Mart–10 Eylül 2026.

Veri tabanları: PubMed/MEDLINE, Scopus, Web of Science, CINAHL ve Cochrane Library; ek olarak referans listesi taraması ve Google Scholar.

Yayın dönemi: 1985–2026 arasında yayımlanmış İngilizce çalışmalar.

Tarama yaklaşımı: MeSH ve serbest metin terimleri; klinik kılavuzlar, sistematik derlemeler, meta-analizler ve uzun süreli gözlemsel çalışmalar öncelikli olarak değerlendirilmiştir.

Formal risk-of-bias değerlendirmesi: Yapılmamıştır.

Meta-analiz: Yapılmamıştır.

Finansman: Japonya Ministry of Education, Culture, Sports Science, and Technology tarafından Grants-in-Aid 26K11461 (T.K.) ile desteklenmiştir.

Etik kurul: Uygulanamaz; çalışma yeni insan veya hayvan verisi üretmeyen derlemedir.

Bilgilendirilmiş onam: Uygulanamaz.

Veri erişilebilirliği: Çalışmada yeni veri oluşturulmadığı veya analiz edilmediği için veri paylaşımı uygulanabilir değildir.

Çıkar çatışması: Yazar çıkar çatışması bildirmemiştir.

Yazar katkıları: Kaynak PDF'de ayrı bir yazar katkıları/CRediT bölümü bulunmamaktadır; çalışma tek yazarlıdır.

Görsel yeniden inşa notu: Kaynakta bağımsız grafik veya bilimsel şekil bulunmamaktadır. Ana görsel kanıt Tablo 1–3'tür. Bu Verianla makalesinde kaynak tabloların özgün görsel düzeni kopyalanmamış; tanı eşikleri, biyobelirteç karşılaştırmaları ve tarama mantığı bilimsel olgular korunarak yeni HTML yapılarında sunulmuştur.

Verianla Live / Live Figure uygunluğu: Kısmen uygun. Biyobelirteçlerin avantaj-sınırlılık karşılaştırması Live Compare, riskten teste ilerleyen yapı Live Process, HOMA-IR ve TyG denklemleri ise Live Equation için uygundur. Kaynakta zaman serisi veya fiziksel hareketli süreç bulunmadığından Live Figure animasyonu gerekli değildir. Live motorunun güncel teknik sözleşmesi doğrulanmadığından makale içine özel JavaScript veya doğrulanmamış data-vlive öznitelikleri eklenmemiştir.

Osmanlı Türkçesi (OTA) uygunluğu: Koşullu Uygun. Genel tıp, teşhis, kan tahlili ve metabolizma anlatısı aktarılabilir; HbA1c, HOMA-IR, OGTT, TyG, IFCC gibi modern canonical teknik tokenlar özgün biçimleriyle korunabilir. İnsülin direnci, prediyabet, glikoz toleransı ve laboratuvar standardizasyonu gibi merkezî modern kavramların tarihî veya açıklayıcı OTA karşılıkları güvenilir sözlük/korpus doğrulaması gerektirir.

Temel yorum sınırı: Bu makale bir tarama yönteminin klinik etkinliğini yeni bir popülasyonda test etmemiştir. Kaynak, literatürdeki kanıt ve sınırlılıkları sentezleyen narratif bir derlemedir. Özellikle asemptomatik 40 yaş altı nüfusta genişletilmiş biyokimyasal taramanın rutin uygulanmasını destekleyen kanıtın yetersiz olduğu sınırı korunmalıdır.


Paylaş:

Yorumlar incelendikten sonra yayımlanır. Gönderdiğiniz yorum onay sürecine alınır ve uygun bulunduğunda görünür hâle gelir.

Bir yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir