Akademik araştırmalar, anlaşılır dil

Verianla | Akademik Araştırmalardan Türkçe Ekonomi ve Bilim İçerikleri

27 Eylül 2026, Pazar
VERİANLABağımsız bilim yayıncılığı
Menüyü aç veya kapat
...
Home / Uygulamalı Bilimler / Tarım Bilimi / Tuzdan Etkilenen Toprak Koşullarında Buğday Verimliliğini Artırmak İçin Entegre Organik ve Biyostimülan Stratejiler
Tarım Bilimi

Tuzdan Etkilenen Toprak Koşullarında Buğday Verimliliğini Artırmak İçin Entegre Organik ve Biyostimülan Stratejiler

Toprak tuzluluğu, özellikle kurak ve yarı kurak tarım alanlarında bitkilerin su ve besin alımını sınırlandıran önemli bir stres faktörüdür. Aşırı Na⁺ birikimi besin dengelerini bozabilir, fotosentezi ve kardeşlenmeyi baskılayabilir ve sonuçta dane oluşumunu azaltabilir.

13/08/2026  Veri Anla 13 görüntüleme
Tuzdan Etkilenen Toprak Koşullarında Buğday Verimliliğini Artırmak İçin Entegre Organik ve Biyostimülan Stratejiler

Toprak tuzluluğu, özellikle kurak ve yarı kurak tarım alanlarında bitkilerin su ve besin alımını sınırlandıran önemli bir stres faktörüdür. Aşırı Na⁺ birikimi besin dengelerini bozabilir, fotosentezi ve kardeşlenmeyi baskılayabilir ve sonuçta dane oluşumunu azaltabilir. Bu araştırmada tuzluluktan etkilenmiş toprakta yetiştirilen ekmeklik buğdayın, toprağa uygulanan sıvı organik gübre ile yapraktan uygulanan farklı biyostimülanlara nasıl yanıt verdiği kontrollü sera deneyiyle incelenmiştir.

Deney, dört SOLF dozu ile altı yaprak uygulamasının oluşturduğu 4 × 6 faktöriyel yapıdadır. Her kombinasyon dört kez tekrarlanmış ve toplam 96 saksı kullanılmıştır. SOLF dozları 0, 50, 100 ve 200 L/ha eşdeğeridir. Yaprak uygulamaları ise kontrol, bitkisel amino asit, hayvansal amino asit, deniz yosunu ekstraktı, bitkisel amino asit + deniz yosunu ve hayvansal amino asit + deniz yosunu olmak üzere altı gruptur.

En yüksek dane verimi D₃F₅ grubunda ölçülmüştür. Bu grup 26,80 g/saksı dane üretirken kontrol grubu D₀F₀'da değer 16,90 g/saksı olmuştur. Kaynak bu farkı yaklaşık %58,7 verim artışı olarak bildirmektedir. Aynı uygulamada bitki boyu 67,40 cm'ye, kardeş sayısı 5,20 bitki⁻¹'e, SPAD indeksi 47,80'e, yaprak alanı 22,80 cm²'ye, başak sayısı 18,00 saksı⁻¹'e ve başak başına dane sayısı 36,30'a ulaşmıştır.

Toprak özelliklerinde de belirgin değişimler kaydedilmiştir. Hasat sonrası kontrol grubunda elektriksel iletkenlik 5,10 dS/m iken D₃F₅ grubunda 3,85 dS/m'ye düşmüştür. Organik madde aynı karşılaştırmada %0,84'ten %1,32'ye, değişebilir K 0,42'den 0,62 cmolc/kg'a, Ca 4,50'den 5,15 cmolc/kg'a ve Mg 1,32'den 1,68 cmolc/kg'a yükselirken değişebilir Na 16,40'tan 12,60 cmolc/kg'a düşmüştür.

Bitki dokusundaki N, P ve K değerleri de en yüksek D₃F₅ kombinasyonunda raporlanmıştır: N 26,20 g/kg, P 3,42 g/kg ve K 20,10 g/kg. Kontrol değerleri sırasıyla 17,20; 2,41 ve 14,80 g/kg'dır.

Çalışmanın bulguları, tuzluluk altında yalnız yapraktan biyostimülan kullanımından ziyade önce kök bölgesindeki toprak koşullarının organik maddeyle iyileştirilmesinin ve ardından bitki metabolizmasının yaprak uygulamalarıyla desteklenmesinin daha güçlü sonuçlar oluşturabileceğini göstermektedir. Ancak araştırma saksı ve sera ölçeğindedir; farklı tarla toprakları, iklimler, tuzluluk seviyeleri ve ekonomik koşullarda aynı sonuçların elde edileceği henüz gösterilmemiştir.

Türkiye açısından ne ifade ediyor?

Çalışmanın yazarları arasında Ondokuz Mayıs Üniversitesi Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Bölümünden bir araştırmacı bulunmaktadır ve deneyde kullanılan ticari biyostimülanların üreticisi Türkiye merkezlidir. Bununla birlikte kaynak, deney toprağının alındığı tarımsal alanın kesin koordinatını veya lokasyonunu vermemektedir; dolayısıyla denemenin Türkiye toprağında gerçekleştirildiği sonucuna varılamaz.

Türkiye açısından asıl önem, özellikle sulanan kurak ve yarı kurak bölgelerde tuzluluk yönetimine yönelik iki katmanlı yaklaşımın sınanabilir olmasıdır: toprağa organik karbon kazandırılarak EC ve değişebilir Na'nın azaltılması, ardından amino asit ve deniz yosunu esaslı yaprak uygulamalarıyla bitkinin fizyolojik performansının desteklenmesi. Ancak Türkiye'de gerçek uygulama için farklı toprak bünyeleri, tuzluluk ve sodiklik seviyeleri, sulama suyu kalitesi, buğday çeşidi ve ekonomik girdi maliyetleri altında tarla denemeleri yapılması gerekir.

Tuzluluk buğdayı neden baskılıyor?

Tuzlu toprakta bitkinin karşılaştığı sorun yalnız “fazla tuz” değildir. Yüksek çözünmüş tuz konsantrasyonu toprağın ozmotik potansiyelini değiştirerek kökün su almasını zorlaştırabilir. Aynı zamanda özellikle Na⁺ ve Cl⁻ gibi iyonların artışı K⁺, Ca²⁺ ve diğer besinlerin alınmasıyla rekabet ederek iyonik dengesizlik oluşturabilir.

Bu koşullar klorofil sentezini, yaprak alanını, kardeşlenmeyi ve fotosentetik aktiviteyi sınırlandırabilir. Dolayısıyla çözümün yalnız daha fazla gübre vermek olmadığı; hem kök çevresindeki toprak kimyasının hem de bitkinin fizyolojik stres yanıtının birlikte ele alınması gerektiği düşüncesi çalışmanın temel çıkış noktasıdır.

Araştırmacılar neyi birlikte denedi?

Çalışmanın birinci bileşeni, toprağa verilen bitkisel kökenli sıvı organik gübredir. Kaynakta SOLF olarak adlandırılan bu ürünün %40 organik madde, %2 N ve %3 K₂O içerdiği belirtilmektedir.

İkinci bileşen ise yapraktan uygulanan biyostimülanlardır:

  • P-AA: Bitkisel kökenli amino asit ürünü; %25 organik madde, %10 serbest amino asit, %3 N ve %1 K₂O.
  • A-AA: Hayvansal kökenli amino asit ürünü; %55 organik madde, %12 serbest amino asit ve %7 N.
  • SW: Deniz yosunu esaslı ürün; %20 organik madde ve kaynakta %8 alginik/argilik asit olarak verilen bileşen.

Araştırmacıların hipotezi, SOLF'nin toprağı iyileştirmesiyle kök sisteminin daha elverişli bir ortam kazanması ve yaprak biyostimülanlarının bu temel üzerinde fotosentez, besin asimilasyonu ve stres toleransını desteklemesidir.

Verianla Live: Deneyin iki katmanlı uygulama modeli

Aşağıdaki süreç, kaynakta kullanılan uygulama düzenini özetlemektedir. Kaynakta belirtilmeyen doz veya işlem eklenmemiştir.

AşamaUygulamaKaynakta verilen ayrıntı
1. Tuzlu toprağın hazırlanmasıYaklaşık 8 kg toprak saksıya yerleştirildi.Başlangıç EC: 5,2 dS/m; pH: 8,3; OM: %0,82
2. SOLF uygulamasıD₀, D₁, D₂ ve D₃ dozları uygulandı.0, 50, 100 ve 200 L/ha eşdeğeri
3. Ekim ve yetiştirme10 tohum ekildi, iki yaprak döneminde 5 bitkiye seyreltildi.Nem yaklaşık tarla kapasitesinin %65–70'i
4. Birinci yaprak uygulamasıF₀–F₅ biyostimülan grupları uygulandı.Erken kardeşlenme, GS 22–25
5. İkinci yaprak uygulamasıAynı foliar uygulama tekrarlandı.Erken sap uzaması, GS 30–32
6. Hasat ve analizBitki gelişimi, dane verimi, N-P-K ve toprak kimyası ölçüldü.İki yönlü ANOVA ve Pearson korelasyonu
 

SOLF dozları nasıl uygulandı?

SOLF için dört seviye tanımlanmıştır:

  • D₀: 0 L/ha
  • D₁: 50 L/ha
  • D₂: 100 L/ha
  • D₃: 200 L/ha

Her SOLF dozunun yarısı ekim öncesinde toprağa karıştırılmış, diğer yarısı erken kardeşlenme döneminde sulama suyuyla verilmiştir. Böylece bütün organik girdi tek seferde değil iki farklı gelişim dönemine bölünmüştür.

Kaynak içi tablo notu: Çalışmanın deney tasarımını açıklayan Tablo 1 ve yöntem bölümü dozları açık biçimde 0, 50, 100 ve 200 L/ha verirken, büyüme verilerinin yer aldığı Tablo 2'nin “SOLF” sütununda gruplar 0, 5, 10 ve 20 olarak yazılmıştır. Kaynak bunun birim veya dönüşüm açıklamasını vermemektedir. Bu nedenle Verianla açıklamasında deney tasarımında açıkça tanımlanan D₀–D₃ kodları ve 0–200 L/ha değerleri esas alınmıştır; Tablo 2'deki 5/10/20 gösterimi sessizce düzeltilmiş veri olarak sunulmamıştır.

Yaprak uygulamalarının altı grubu

KodYaprak uygulaması
F₀Su püskürtme kontrolü
F₁Bitkisel kökenli amino asit (P-AA)
F₂Hayvansal kökenli amino asit (A-AA)
F₃Deniz yosunu ekstraktı (SW)
F₄P-AA + SW, 1:1 karışım
F₅A-AA + SW, 1:1 karışım

Yaprak uygulamaları iki kez gerçekleştirilmiştir. Birincisi erken kardeşlenmede GS 22–25, ikincisi erken sap uzamasında GS 30–32 yapılmıştır.

Kaynak ürünlerin “önerilen dozda” kullanıldığını söylemesine rağmen foliar uygulamanın örneğin mL/L, L/ha veya her saksıya düşen gerçek ürün miktarını bildirmemektedir. Bu eksiklik, deneyin başka bir araştırma grubu tarafından tam olarak tekrar edilmesi açısından önemli bir yöntemsel sınırlılıktır.

D₃F₅ neden öne çıktı?

D₃F₅, en yüksek SOLF seviyesi olan D₃ ile hayvansal amino asit + deniz yosunu kombinasyonu olan F₅'in birlikte uygulanmasıdır.

Kontrol D₀F₀ ile D₃F₅ karşılaştırıldığında:

ÖzellikD₀F₀D₃F₅
Bitki boyu47,20 cm67,40 cm
Kardeş sayısı3,10 bitki⁻¹5,20 bitki⁻¹
SPAD34,6047,80
Yaprak alanı14,80 cm²22,80 cm²
Başak sayısı12,60 saksı⁻¹18,00 saksı⁻¹
Başak uzunluğu8,67 cm10,80 cm
Dane / başak26,4036,30
Bin dane ağırlığı37,50 g42,40 g

Verimdeki temel sonuç

Verianla Live: Dane veriminin entegre uygulamalarla değişimi

Aynı F₅ yaprak kombinasyonunun artan SOLF seviyelerinde verdiği dane verimi gösterilmektedir. Değerler kaynak Tablo 4'ten alınmıştır.

UygulamaDane verimi (g/saksı)SOLF seviyesiYaprak uygulaması
D₀F₀ kontrol16,900 L/haSu kontrolü
D₁F₅22,0050 L/haA-AA + SW
D₂F₅24,30100 L/haA-AA + SW
D₃F₅26,80200 L/haA-AA + SW
 

D₃F₅'in 26,80 g/saksı verimi kontrolün 16,90 g/saksı değerine göre yaklaşık %58,6'lık matematiksel artışa karşılık gelmektedir; kaynak bunu %58,7 olarak raporlamaktadır. Bu iki değer yuvarlama açısından uyumludur.

Kaynak bu saksı verimini yaklaşık 5,42 t/ha olarak da vermektedir. Ancak saksı başına gram değerinin hektar verimine dönüştürülmesinde kullanılan alan ve bitki yoğunluğu formülü yöntem kısmında ayrıntılı olarak sunulmadığından, 5,42 t/ha değeri bağımsız bir tarla verimi ölçümü değil, araştırmacıların yaptığı ölçeklendirmedir.

D₃F₀ hakkındaki yüzde problemi

Kaynak metin D₃F₀ uygulamasının SOLF tek başına kullanıldığında kontrolün üzerinde yaklaşık %39,5 verim artışı oluşturduğunu söylemektedir. Ancak Tablo 4'te:

  • D₀F₀ = 16,90 g/saksı
  • D₃F₀ = 20,20 g/saksı

verilmiştir. Bu iki ham değere göre artış yaklaşık %19,5'tir. Dolayısıyla %39,5 ifadesi ile tablodaki sayılar arasında aritmetik bir uyuşmazlık bulunmaktadır. Verianla'da ham tablo değerleri korunmuş ve kaynak metnindeki yüzde ayrı bir tutarsızlık olarak işaretlenmiştir.

Yaprak alanındaki yüzde problemi

Benzer biçimde kontrol yaprak alanı 14,80 cm², D₃F₅ değeri 22,80 cm²'dir. Kaynak bunu %35,6 artış olarak tanımlamaktadır. Ancak ham değerler arasındaki fark kontrol değerine göre yaklaşık %54,1'dir.

Bu nedenle makalede 14,80 ve 22,80 cm² ham değerleri güvenilir kaynak verisi olarak aktarılırken, %35,6 ifadesi hesaplama bakımından uyumsuz kabul edilmiştir.

Bitkinin N, P ve K içeriği

D₃F₅ grubunda bitki besin elementlerinin tümü kontrolün üzerinde ölçülmüştür:

Besin elementiD₀F₀D₃F₅
N17,20 g/kg26,20 g/kg
P2,41 g/kg3,42 g/kg
K14,80 g/kg20,10 g/kg

Burada bir raporlama ayrıntısı önemlidir: yöntem kısmı dane ve saman örneklerinin ayrı ayrı öğütülerek N, P ve K açısından analiz edildiğini söylüyor. Ancak Tablo 4 yalnız “Plant N”, “Plant P” ve “Plant K” sütunlarını veriyor ve bu değerlerin dane, saman veya bunların başka bir temsili örneklemesine ait olduğunu açıkça belirtmiyor. Dolayısıyla rakamların hangi bitki fraksiyonuna ait olduğu kaynakta tamamen net değildir.

Toprak tuzluluğu nasıl değişti?

Deney öncesi kompozit toprak örneğinin EC değeri 5,2 dS/m, organik maddesi %0,82 olarak ölçülmüştür.

Hasat sonrasında ise D₀F₀ kontrolü ile D₃F₅ karşılaştırıldığında:

Toprak özelliğiD₀F₀D₃F₅
pH8,328,06
EC5,10 dS/m3,85 dS/m
Organik madde%0,84%1,32
Değişebilir Na16,40 cmolc/kg12,60 cmolc/kg
Değişebilir K0,42 cmolc/kg0,62 cmolc/kg
Değişebilir Ca4,50 cmolc/kg5,15 cmolc/kg
Değişebilir Mg1,32 cmolc/kg1,68 cmolc/kg

Kontrol-sonuç karşılaştırmasına göre EC'deki düşüş yaklaşık %24,5, organik maddedeki artış yaklaşık %57,1 ve değişebilir Na'daki azalma yaklaşık %23,2'dir.

Özet bölümünün “0,82 → 1,32% organik madde” ve “5,2 → 3,8 dS/m EC” ifadesi ise deney öncesi başlangıç toprağını en güçlü uygulamanın hasat sonrası değerleriyle karşılaştırmaktadır. Bu, hasat sonrası D₀F₀ kontrolüyle karşılaştırmadan farklı bir referans noktasıdır. İki karşılaştırmanın birbirine karıştırılmaması gerekir.

Toprağın kullanılabilir N, P ve K düzeyi

D₀F₀ ile D₃F₅ arasında:

  • Kullanılabilir N: 24 → 38 mg/kg
  • Kullanılabilir P: 6,20 → 8,30 mg/kg
  • Kullanılabilir K: 113 → 132 mg/kg

değişimi görülmüştür. Bunlar yaklaşık olarak N için %58,3, P için %33,9 ve K için %16,8 artışa karşılık gelir.

Kaynağın sonuç anlatısında kullanılabilir K'nın “en büyük oransal artışı” gösterdiği ifade edilmektedir. Ancak Tablo 7'nin ham değerleri oransal olarak en büyük artışın N'de olduğunu göstermektedir. Bu nedenle bu ifade de kaynak içi sayısal anlatım tutarsızlığı olarak değerlendirilmelidir.

Korelasyonlar ne gösteriyor?

Değişken çiftiPearson r
Kardeş sayısı – Dane verimi0,86
SPAD – Dane verimi0,78
Yaprak alanı – Başak başına dane0,72
SOLF dozu – Toprak organik maddesi0,89
Toprak organik maddesi – Dane verimi0,90
Toprak EC – Dane verimi−0,64
Bitki N – Dane verimi0,98
Bitki K – Dane verimi0,97

Özellikle bitki N ve K içeriği ile verim arasındaki çok yüksek pozitif korelasyonlar dikkat çekicidir. Ancak korelasyon nedenselliği tek başına kanıtlamaz. Örneğin daha sağlıklı ve yüksek verimli bitkilerin daha fazla besin alması ile daha fazla besin alımının verimi yükseltmesi aynı veri setinde birlikte görülebilir.

Ayrıca kaynak anlatısında yaprak alanının r≈0,72 ile verimle ilişkili olduğu ifade edilmektedir; fakat Tablo 5'te r=0,72 değeri açıkça “Leaf area – Grains spike⁻¹” çifti için verilmiştir. Bu nedenle Verianla'da tablo değeri esas alınmıştır.

ANOVA ne söylüyor?

İki yönlü ANOVA, birçok bitki özelliğinde hem SOLF dozunun hem yaprak uygulamasının güçlü ana etkileri olduğunu göstermektedir.

ÖzellikSOLFYaprak uygulamasıEtkileşim
Bitki boyup<0,001p<0,001p<0,01
Kardeş sayısıp<0,001p<0,001p<0,01
SPADp<0,001p<0,001p<0,05
Yaprak alanıp<0,001p<0,001p<0,05
Başak sayısıp<0,001p<0,001p<0,01
Başak uzunluğup<0,01p<0,01Anlamlı değil
Bin dane ağırlığıp<0,01p<0,05Anlamlı değil

Toprak analizlerinde SOLF'nin etkisi daha da belirgindir. EC için SOLF F=86,70; organik madde için F=152,10; değişebilir Na için F=94,60 ve kullanılabilir N için F=128,10 olarak raporlanmıştır. Bu değerler SOLF'nin sera koşullarında toprak kimyasındaki değişimin başlıca faktörü olduğunu göstermektedir.

“Sinerji” iddiası ne ölçüde destekleniyor?

Çalışmada orta ve yüksek SOLF düzeylerinde biyostimülanların daha güçlü etki vermesi ve birçok değişkende SOLF × foliar etkileşiminin istatistiksel olarak anlamlı olması, iki uygulama grubunun birlikte etkisinin basit tek faktörlü yaklaşımdan daha güçlü olabileceğini desteklemektedir.

Ancak her özellikte etkileşim anlamlı değildir. Örneğin başak uzunluğu ve bin dane ağırlığında A×B etkileşimi anlamlı değildir; toprak pH'sında da etkileşim anlamlı bulunmamıştır. Dolayısıyla “her özellikte güçlü sinerji vardır” şeklindeki genelleme kaynağın istatistikleri tarafından desteklenmez.

Çalışmanın desteklediği sonuçlar

  • Kontrollü sera koşullarında artan SOLF dozları buğday gelişimi ve birçok toprak parametresinde iyileşmeyle ilişkilidir.
  • Hayvansal amino asit + deniz yosunu F₅ uygulaması birçok göstergede en güçlü foliar uygulamalardan biridir.
  • D₃F₅ kombinasyonu deneyde en yüksek dane verimini vermiştir.
  • D₃F₅'te EC ve değişebilir Na kontrolün altında, toprak organik maddesi ise kontrolün üzerinde ölçülmüştür.
  • Bitki N, P ve K konsantrasyonları entegre uygulamalarda yükselmiştir.
  • SOLF dozu ile toprak organik maddesi ve toprak organik maddesi ile dane verimi arasında güçlü pozitif korelasyonlar vardır.
  • Toprak EC'si ile dane verimi arasında negatif korelasyon raporlanmıştır.

Çalışmanın kanıtlamadığı sonuçlar

  • D₃F₅'in tarla koşullarında kesin olarak 5,42 t/ha buğday üreteceği kanıtlanmamıştır.
  • 200 L/ha SOLF'nin her tuzlu toprakta optimum ekonomik doz olduğu gösterilmemiştir.
  • Aynı sonuçların Türkiye'nin tüm tuzlu veya sodik tarım arazilerinde oluşacağı gösterilmemiştir.
  • Uygulamaların uzun yıllar sonunda tuzluluğu kalıcı olarak düzelttiği kanıtlanmamıştır.
  • Ekonomik kârlılık, ürün maliyeti veya hektar başına net gelir deneysel olarak analiz edilmemiştir.
  • Deniz yosunu ve amino asit ürünlerinin tüm ticari formülasyonlarının aynı etkiyi göstereceği sonucuna varılamaz.
  • Korelasyon sonuçları tek başına neden-sonuç ilişkisini kanıtlamaz.

Çalışmanın Yöntemi ve Bulguları

Sera koşulları

ParametreKaynakta verilen koşul
Deney yılı2024 yetiştirme sezonu
Gündüz sıcaklığı22–26 °C
Gece sıcaklığı16–18 °C
Bağıl nem%60–70
Minimum fotoperiyot14 saat
Saksı toprağıYaklaşık 8 kg
Saksı ölçüsü25 cm yükseklik × 25 cm çap
Bitki sayısı10 tohum ekimi → 5 bitkiye seyreltme
Toprak nemiTarla kapasitesinin yaklaşık %65–70'i

Başlangıç toprağı

ÖzellikBaşlangıç değeri
pH8,3
EC5,2 dS/m
Organik madde%0,82
Kullanılabilir N22 mg/kg
Kullanılabilir P6 mg/kg
Kullanılabilir K110 mg/kg
Değişebilir Na16,4 cmolc/kg

Toprak 0–20 cm katmanından alınmış kompozit örnektir. Ancak kaynağın yöntem bölümünde tarlanın açık adresi, koordinatı veya hangi ülke/bölgedeki tarla olduğu belirtilmemiştir.

Tüm saksılara verilen temel mineral gübreleme

Organik uygulamaların yanında tüm saksılar aynı mineral temel gübrelemeyi almıştır:

  • 120 kg N/ha eşdeğeri
  • 60 kg P₂O₅/ha eşdeğeri
  • 60 kg K₂O/ha eşdeğeri

Azot üre, fosfor monoamonyum fosfat (MAP), potasyum ise potasyum sülfat biçiminde verilmiştir. Dolayısıyla D₀F₀ grubu “hiç gübre uygulanmamış toprak” değildir; SOLF ve biyostimülan açısından kontrol olup temel mineral gübrelemeyi almıştır. Bu ayrım sonuçların doğru yorumlanması açısından önemlidir.

Deney tasarımı

Deney randomize tam blok deseninde iki faktörlü faktöriyel olarak yürütülmüştür:

  • 4 SOLF dozu
  • 6 foliar uygulama
  • 24 kombinasyon
  • 4 tekrar
  • Toplam 96 saksı

Bitki ölçümleri

Bitki boyu toprak yüzeyinden en yüksek yaprak veya ilerleyen dönemde başak ucuna kadar ölçülmüştür. Kardeş sayısı tüm bitkilerde sayılmıştır.

Klorofil durumu SPAD-502 cihazıyla en genç tam gelişmiş yaprak üzerinde değerlendirilmiş ve saksı başına üç okumanın ortalaması alınmıştır.

Yaprak alanı şu yaklaşık formülle hesaplanmıştır:

\[ \text{Yaprak alanı}=\text{uzunluk}\times\text{maksimum genişlik}\times0{,}75 \]

Hasatta başak sayısı, başak uzunluğu, dane/başak, bin dane ağırlığı, dane verimi ve saman verimi değerlendirilmiştir. Dane ve saman örnekleri 65 °C'de sabit ağırlığa kadar kurutulmuştur.

Bitki besin analizleri

  • N: Kjeldahl yöntemi
  • P: Molibdo-vanadat spektrofotometrik yöntem
  • K: Alev fotometresi

Toprak analizleri

  • pH: 1:2,5 toprak-su
  • EC: Kaynakta doygunluk ekstraktında ölçüm olarak tanımlanmıştır
  • Organik madde: Walkley–Black yaş oksidasyon yöntemi
  • Değişebilir Na, K, Ca ve Mg: 1 M nötr NH₄OAc ekstraksiyonu
  • Kullanılabilir N: 1 N KCl ekstraksiyonu ve Kjeldahl distilasyonu
  • Kullanılabilir P: Olsen yöntemi
  • Kullanılabilir K: NH₄OAc ekstraksiyonu

İstatistiksel yöntem

SOLF ana etkisi, foliar ana etkisi ve SOLF × foliar etkileşimi iki yönlü ANOVA ile test edilmiştir. Anlamlı F testlerinden sonra ortalamalar Tukey HSD, p<0,05 ile ayrılmıştır.

Değişkenler arasındaki ilişkiler Pearson korelasyonuyla incelenmiştir. İstatistiksel analizler SPSS 26.0 ve R 4.3 kullanılarak yapılmıştır.

En güçlü uygulamanın sayısal profili

ParametreKontrol D₀F₀D₃F₅
Dane verimi16,90 g/saksı26,80 g/saksı
Bitki boyu47,20 cm67,40 cm
Kardeş sayısı3,105,20
SPAD34,6047,80
Başak başına dane26,4036,30
Bin dane ağırlığı37,50 g42,40 g
Toprak EC5,10 dS/m3,85 dS/m
Toprak organik maddesi%0,84%1,32
Değişebilir Na16,40 cmolc/kg12,60 cmolc/kg

Temel yöntemsel sınırlılıklar

  • Deney kontrollü sera koşullarındadır; tarla deneyi değildir.
  • Toprağın alındığı tarlanın açık lokasyonu veya koordinatları verilmemiştir.
  • Buğday çeşidinin ticari veya genetik adı verilmemiş; yalnız bölgeye uyarlanmış, orta düzeyde tuza hassas ekmeklik buğday olarak tanımlanmıştır.
  • Foliar biyostimülanların gerçek mL/L veya L/ha uygulama dozları verilmemiştir.
  • Saksı dozlarının saha eşdeğerine nasıl dönüştürüldüğü ayrıntılı hesapla gösterilmemiştir.
  • 26,80 g/saksının yaklaşık 5,42 t/ha'ya dönüşüm yöntemi açıklanmamıştır.
  • Saman biyokütlesinin ham verileri tabloda verilmemiş, yalnız eğilimin dane verimine paralel olduğu belirtilmiştir.
  • Hasat indeksinin yaklaşık 0,41'den 0,47'ye yükseldiği metinde belirtilmesine rağmen ayrıntılı tablo gösterilmemiştir.
  • Tablo 2'de SOLF doz kodlaması yöntem bölümündeki 50–100–200 L/ha değerleriyle sayısal olarak uyuşmamaktadır.
  • D₃F₀ verim artışı ve yaprak alanı artışı için verilen bazı yüzde hesapları ham tablo değerleriyle uyuşmamaktadır.
  • Korelasyon tablosu ile anlatı metni arasında yaprak alanı–verim ilişkisi konusunda ifade uyumsuzluğu vardır.
  • Plant N/P/K tablosunun dane mi, saman mı yoksa başka bir bitki fraksiyonunu mu temsil ettiği açık değildir.

Kaynak ve Yöntem Notu

Tam özgün çalışma adı: Integrated organic and biostimulant strategies to improve wheat productivity under salt-affected soil conditions

Yazarlar: Liza Zhussupova; Bakhytkul Kenzhaliyeva; Jansulu Yessenbayeva; Khansulu Kuspangaliyeva; Bakhytzhan Shayanbekova; Galiya Omarova; Ashirali Smanov; Rahila İslamzade; Rıdvan Kızılkaya.

Sorumlu yazar: Bakhytkul Kenzhaliyeva.

Kurumlar:

  • Korkyt Ata Kyzylorda University, Kyzylorda, Kazakhstan
  • Kazakh National Agrarian Research University, Almaty, Kazakhstan
  • Kh. Dosmukhamedov Atyrau University, Atyrau, Kazakhstan
  • National Institute of Water Management and Irrigation of M.H. Dulaty Taraz Regional University, Taraz, Kazakhstan
  • Azerbaijan State Oil and Industry University, Baku, Azerbaijan
  • Sumgayit State University, Sumgayit, Azerbaijan
  • Ondokuz Mayıs University, Faculty of Agriculture, Department of Soil Science and Plant Nutrition, Samsun, Türkiye

Dergi: Eurasian Journal of Soil Science.

Yayınevi / yayın kuruluşu: Federation of Eurasian Soil Science Societies.

Cilt / sayı: 15(1), 2026.

Sayfalar: 113–125.

DOI:10.18393/ejss.1840946

Resmî makale bağlantısı:Eurasian Journal of Soil Science resmî kayıt sayfası

Alınma tarihi: 2 Mayıs 2025.

Kabul tarihi: 6 Aralık 2025.

Çevrimiçi erişim tarihi: 12 Aralık 2025.

Kaynak türü ve hakemlik: Hakemli bilimsel araştırma makalesidir.

Lisans notu: Derginin güncel web sayfalarında açık lisans ifadesi tutarlı değildir. Genel Open Access Policy sayfası makaleleri CC BY olarak tanımlarken bazı diğer dergi sayfalarında CC BY-SA 4.0 ifadesi yer almaktadır. İncelenen makalenin PDF'sinin ilk sayfasında telif sahipleri belirtilmekle birlikte lisans sürümü açık metin halinde gösterilmemektedir. Bu nedenle lisans sürümü kesinleştirilmeden dergideki özgün görsellerin birebir yeniden kullanımından kaçınılması uygundur.

Finansman: İncelenen kaynakta ayrı bir finansman beyanı görülmemektedir.

Çıkar çatışması: İncelenen metinde ayrı ve açık bir çıkar çatışması bölümü görülmemektedir.

Veri erişilebilirliği: Kaynakta bağımsız ham veri deposuna yönlendiren ayrı bir veri erişilebilirliği beyanı görülmemektedir.

Yazar katkıları: İncelenen kaynak metinde ayrıntılı CRediT katkı tablosu bulunmamaktadır.

Kaynak içi veri tutarlılığı notu

  • Yöntem ve Tablo 1 SOLF dozlarını 0, 50, 100 ve 200 L/ha verirken Tablo 2'de SOLF sütunu 0, 5, 10 ve 20 biçimindedir.
  • D₃F₀ dane verimi 20,20 g/saksı olmasına rağmen metinde kontrol karşısındaki artış %39,5 olarak verilmiştir; ham sayılar yaklaşık %19,5'e karşılık gelir.
  • Yaprak alanı 14,80'den 22,80 cm²'ye çıkmasına rağmen metinde artış %35,6 olarak yazılmıştır; ham değerler yaklaşık %54,1 artışa karşılık gelir.
  • Tablo 5'te r=0,72 “yaprak alanı–başak başına dane” korelasyonudur; anlatıda bu değer yer yer yaprak alanı–verim ilişkisi biçiminde ifade edilmiştir.
  • Kullanılabilir N, P ve K'nın ham değerleri arasında en büyük oransal artış N'de olmasına rağmen anlatıda K için “en büyük oransal artış” ifadesi kullanılmıştır.
  • Özet, başlangıç toprağındaki 0,82% OM ve 5,2 dS/m EC'yi D₃F₅ hasat sonrası değerleriyle karşılaştırırken sonuç tabloları D₀F₀ hasat sonrası kontrol değerlerini 0,84% ve 5,10 dS/m olarak vermektedir. Bunlar farklı referans noktalarıdır.

Bilimsel yorum sınırı

Çalışma, tuzluluktan etkilenmiş toprakta organik toprak girdileriyle foliar biyostimülanların birlikte kullanımının potansiyelini güçlü biçimde gösteren kontrollü bir sera deneyidir. Ancak bu deney, tarla koşullarındaki çok yıllı tuzluluk yönetimi, ekonomik uygulanabilirlik veya farklı toprak ve iklimlerde optimum doz belirleme çalışması değildir.

D₃F₅'in en yüksek sonuçları vermesi, bu kombinasyonun incelenen deney koşullarında en iyi performansı gösterdiğini kanıtlar; 200 L/ha SOLF + A-AA + deniz yosununun evrensel optimum reçete olduğu anlamına gelmez.

Çalışmanın kendi sonuç bölümü de tarla ölçekli doğrulama, farklı toprak tipleri ve tuzluluk gradyanları, uzun dönem toprak etkileri, ürün rotasyonu ve ekonomik fizibilite çalışmalarına ihtiyaç bulunduğunu açıkça belirtmektedir.

Kaynak sadakati notu: Bu Verianla açıklamasındaki deney tasarımı, ürün bileşimleri, toprak ve bitki ölçümleri, istatistikler ve sayısal sonuçlar yalnız incelenen araştırmaya dayanmaktadır. Kaynakta bulunmayan yeni tarımsal doz, verim değeri veya biyolojik mekanizma eklenmemiştir. Ham verilerle anlatıdaki yüzde ifadeleri uyuşmadığında fark açıkça belirtilmiş, kaynak sessizce düzeltilmemiştir.


Paylaş:

Yorumlar incelendikten sonra yayımlanır.Gönderdiğiniz yorum onay sürecine alınır ve uygun bulunduğunda görünür hâle gelir.

Bir yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir

Your experience on this site will be improved by allowing cookies Cookie Policy