Akademik araştırmalar, anlaşılır dil

Verianla | Akademik Araştırmalardan Türkçe Ekonomi ve Bilim İçerikleri

27 Eylül 2026, Pazar
VERİANLABağımsız bilim yayıncılığı
Menüyü aç veya kapat
...
Home / Sağlık Bilimleri / Tıp Araştırmaları / Tükürükte Biyobelirteçlerin ve Patojenlerin Ağız Dışı Tespiti: Kapsamlı, Panoramik Bir Derleme
Mühendislik

Tükürükte Biyobelirteçlerin ve Patojenlerin Ağız Dışı Tespiti: Kapsamlı, Panoramik Bir Derleme

Bu çalışma, insan tükürüğünün ağız dışında analiz edilerek virüslerin, bakterilerin, kanser ve kanser dışı hastalık biyobelirteçlerinin saptanmasında kullanılabilecek yöntemleri kapsamlı biçimde karşılaştırmaktadır.

19/08/2026  Veri Anla 61 görüntüleme
Tükürükte Biyobelirteçlerin ve Patojenlerin Ağız Dışı Tespiti: Kapsamlı, Panoramik Bir Derleme

Bu çalışma, insan tükürüğünün ağız dışında analiz edilerek virüslerin, bakterilerin, kanser ve kanser dışı hastalık biyobelirteçlerinin saptanmasında kullanılabilecek yöntemleri kapsamlı biçimde karşılaştırmaktadır. İncelenen teknolojiler arasında polimeraz zincir reaksiyonu (PCR), döngü aracılı izotermal amplifikasyon (LAMP), kütle spektrometrisi, ELISA ve diğer immünoassay yöntemleri, elektrokimyasal sensörler, Raman ve yüzey güçlendirilmiş Raman saçılması (SERS) tabanlı sistemler bulunmaktadır. Çalışmanın karşılaştırmalı değerlendirmeleri, analitik performansta düşük tespit sınırının tek başına yeterli olmadığını; klinik kullanım açısından duyarlılık, özgüllük, AUC, tekrarlanabilirlik, örnek matrisi, maliyet, taşınabilirlik ve standardizasyonun birlikte ele alınması gerektiğini göstermektedir.

Derlemede kortizol, farklı analitik yöntemlerin tespit sınırlarını ortak bir analit üzerinden karşılaştırmak için model biyobelirteç olarak kullanılmıştır. Kaynağın özetinde elektrokimyasal platformlar için geometrik ortalama tespit sınırı 11 pM, voltametrik yöntemler için yaklaşık 6 pM, immünoassay tabanlı yöntemler için 39,1 pM ve kütle spektrometrisi tabanlı yöntemler için 171 pM olarak bildirilmektedir. Bununla birlikte bu değerler, tüm tükürük biyobelirteçlerinin veya tüm klinik durumların aynı performans sıralamasına sahip olduğu anlamına gelmez; derlemenin kendisi biyobelirteç türünün, örneklem özelliklerinin ve kullanılan istatistiksel yöntemin sonuçları önemli ölçüde değiştirebildiğini vurgulamaktadır.

Klinik kanser ve kanser dışı biyobelirteç çalışmalarının karşılaştırıldığı Tablo 12'de Direct SERS için dengeli doğruluk %87,4, SERS ve Raman grubu için %86,6, ELISA için %86,2, PCR için %84,3 ve kütle spektrometrisi için %83,2 olarak hesaplanmıştır. Ancak Direct SERS, SERS/Raman sınıfıyla kavramsal olarak örtüşen bir alt kategoridir; dolayısıyla bu değerler bağımsız, aynı protokolle yürütülmüş klinik deneylerin doğrudan yarışması olarak yorumlanmamalıdır.

Neden tükürük?

Tükürük; antikorlar, enzimler, hormonlar, proteinler, nükleik asitler, metabolitler ve mikroorganizmalar gibi çok farklı biyolojik bileşenleri içeren karmaşık bir biyolojik sıvıdır. Derlemenin çıkış noktası, bu moleküler çeşitliliğin hastalıklarla veya enfeksiyonlarla ilişkili analitlerin invaziv olmayan biçimde araştırılmasına olanak sağlayabilmesidir.

Kan veya doku biyopsisine kıyasla tükürük örneği toplamak daha kolaydır ve özellikle örnek alınmasının tekrarlanması gereken durumlarda önemli pratik avantajlar sağlayabilir. Çalışma ayrıca tükürük örneğinin bazı bulaşıcı hastalık senaryolarında hasta tarafından alınabilmesinin personel ihtiyacını ve yakın teması azaltabilecek bir özellik olduğunu belirtmektedir. Bununla birlikte tükürük, kanın basit bir kopyası değildir. Belirli bir biyobelirtecin kandaki ve tükürükteki düzeyleri arasındaki ilişki biyobelirteçten biyobelirtece değişebilir.

Analitik performans ile klinik performans aynı şey değildir

Derlemenin önemli katkılarından biri, bir sensörün veya testin ne kadar düşük konsantrasyonu ölçebildiği ile gerçek hastaları ne kadar başarılı ayırdığı arasındaki farkı görünür hâle getirmesidir. Analitik çalışmalarda başlıca karşılaştırma ölçütü tespit sınırı, yani limit of detection (LOD) iken klinik çalışmalarda duyarlılık, özgüllük ve ROC eğrisi altında kalan alan (AUC) ön plana çıkmaktadır.

Çok düşük bir LOD, özellikle düşük konsantrasyondaki hedeflerin saptanmasında avantajdır; ancak tek başına klinik tanı başarısını garanti etmez. Tükürüğün karmaşık matrisi, spesifik olmayan bağlanma, sensör yüzeyinde kirlenme, antikor kararlılığı, nanoparçacık agregasyonu, biyobelirtecin hastalıkla ilişkisi ve kullanılan istatistiksel sınıflandırma yöntemi gibi birçok unsur gerçek performansı değiştirebilir.

Virüs ve bakterilerin tükürükten belirlenmesi

Çalışma, virüs ve bakterilerin tükürükten saptanmasında PCR ve LAMP gibi nükleik asit çoğaltma yöntemlerinden elektrokimyasal sensörlere, kemilüminesans sistemlerine ve SERS tabanlı platformlara kadar geniş bir teknoloji grubunu inceliyor. Bu çalışmaların LOD değerleri CFU/mL, PFU/mL, kopya sayısı, hücre/mL ve kütle konsantrasyonu gibi birbirinden farklı birimlerde raporlandığı için yazarlar bu grubun tamamı için ortak bir ortalama LOD hesaplamamıştır. Bu tercih önemlidir; farklı fiziksel büyüklükleri tek bir sayıya dönüştürmek yanıltıcı bir yöntem sıralaması oluşturabilirdi.

Derlemedeki görsel örnekler, tükürük tanısının yalnız klasik laboratuvar tüplerinden ibaret olmadığını gösterir. Zika virüsü için RT-LAMP uygulamalarında mikroakışkan kartuşlar, kimyasal olarak ısıtılan taşınabilir düzenekler, akıllı telefonla floresans okuma ve örnek hazırlama adımlarının tek platformda birleştirildiği sistemler incelenmiştir. SERS bölümünde ise SARS-CoV-2 proteinlerinin immünoassay temelli tespiti, altın nanoyıldızlar, mikroakışkan SERS sistemleri ve Grup A streptokok için lateral-flow/SERS kombinasyonları gösterilmektedir.

Kütle spektrometrisi ne sağlıyor?

Kütle spektrometrisi, tükürükteki proteinlerin ve metabolitlerin yüksek analitik seçicilikle karakterize edilmesine olanak veren güçlü bir yöntem ailesidir. Derlemede sıvı kromatografisi-kütle spektrometrisi, MALDI ve MALDI-TOF tabanlı yaklaşımlarla kanser, nörodejeneratif hastalıklar ve başka biyobelirteç uygulamaları ele alınmaktadır.

Bu yöntemlerin önemli gücü çok sayıda molekülün yapısal veya kütlesel özelliklerinin ayrıntılı olarak analiz edilebilmesidir. Buna karşılık cihaz maliyeti, laboratuvar altyapısı, örnek hazırlama gereksinimi ve uzman personel ihtiyacı, kütle spektrometrisini taşınabilir günlük test platformlarından farklı bir konuma yerleştirmektedir.

ELISA ve diğer immünoassay yöntemleri

ELISA, tükürük biyobelirteç araştırmalarında uzun süredir kullanılan antijen-antikor temelli yöntemlerden biridir. Çalışmada klasik ELISA'nın yanı sıra nanoparçacıklarla sinyal güçlendirme, lateral-flow formatları ve farklı immünoassay mimarileri incelenmektedir.

Kaynakta klasik 96 kuyucuklu ELISA için 4–12 saate ulaşabilen analiz süreleri, örnek ve reaktif tüketimi, enzim etiketlerinin çevresel koşullarda aktivite kaybetmesi ve antikorların kısmi denatürasyonunun spesifik olmayan bağlanmayı artırabilmesi temel sınırlılıklar arasında gösterilmektedir. Nanoyapılar sinyal güçlendirmeye yardımcı olsa da yeni yüzey kimyası ve nanoparçacık kullanımı, agregasyon ve tekrarlanabilirlik gibi yeni kontrol gereksinimleri oluşturabilir.

Elektrokimyasal sensörlerin öne çıktığı alan

Elektrokimyasal biyosensörler derlemede voltametri, elektrokimyasal empedans spektroskopisi (EIS), amperometri ve başka elektriksel okuma yaklaşımları altında incelenmektedir. Kanser ve kanser dışı tükürük biyobelirteçlerine ilişkin analitik çalışmaları toplayan Tablo 5'te 38 çalışma bulunmaktadır: 14'ü voltametri, 14'ü EIS, 8'i amperometri ve 2'si diğer elektrokimyasal yöntemler olarak sınıflandırılmıştır.

EIS grubunda geometrik ortalama LOD 1,96 × 10−14 M, medyan LOD ise 2,35 × 10−15 M olarak raporlanmıştır. Bu değerler, derlemenin analitik hassasiyet açısından elektrokimyasal platformlara özel önem vermesinin nedenlerinden biridir. Ancak analitik sensör hassasiyeti ile klinik tanı başarısı birbirine eşit değildir; elektrot yüzeyi, biyolojik matris etkileri, spesifik olmayan adsorpsiyon ve cihazlar arası standardizasyon gerçek kullanımda ayrıca çözülmelidir.

Kortizol neden özel olarak karşılaştırıldı?

Çok farklı biyobelirteçleri doğrudan karşılaştırmanın yarattığı sorunu azaltmak için yazarlar kortizolü ortak bir model analit olarak ele almıştır. Kaynağın özetinde elektrokimyasal yöntemlerin geometrik ortalama LOD'si yaklaşık 11 pM, immünoassay yöntemlerinin 39,1 pM ve kütle spektrometrisi yöntemlerinin 171 pM olarak bildirilmektedir. Elektrokimyasal alt gruplar içinde voltametri için yaklaşık 6 pM düzeyinde geometrik ortalama LOD raporlanmıştır.

Bu karşılaştırmanın anlamı, “elektrokimya bütün tanısal uygulamalarda diğer yöntemlerden üstündür” değildir. Kortizol yalnızca yöntemleri daha ortak bir analitik zemin üzerinde değerlendirmek için seçilen bir modeldir. Farklı biyobelirteçlerin moleküler özellikleri, fizyolojik konsantrasyonları ve hastalıkla ilişkileri değişmektedir.

SERS ve Raman spektroskopisi

Raman spektroskopisi moleküllerin titreşimsel özelliklerinden kimyasal bilgi elde eder; ancak doğal Raman saçılması zayıf bir sinyal oluşturur. Yüzey güçlendirilmiş Raman saçılması, metal nanoyapıların yakınındaki elektromanyetik güçlendirmeden yararlanarak Raman sinyalini önemli ölçüde artırmayı amaçlar.

Derlemede SERS'in antikor kullanan formatları kadar doğrudan biyolojik örnek spektrumlarından sınıflandırma yapan yaklaşımlar da incelenmektedir. Direct SERS'in önemli yönlerinden biri, bazı tasarımlarda antikora gereksinim duymadan moleküler spektral imzaları kullanabilmesidir. Bu durum antikorların parti değişkenliği, soğuk zincir ve stabilite gibi sorunlarını azaltma potansiyeli taşır.

Bununla birlikte çalışma, SERS'in klinik uygulamalarında standardizasyonun henüz önemli bir sorun olduğunu vurgulamaktadır. Ölçüm noktası sayısı, lazer dalga boyu, lazer gücü, pozlama süresi, nanoparçacık özellikleri ve kontrolsüz agregasyon farklı laboratuvarlar arasında sonuçları değiştirebilir. Bu nedenle güçlü AUC değerleri doğrudan yaygın klinik kullanım kanıtı olarak yorumlanmamalıdır.

Klinik yöntemlerin karşılaştırılması

Kanser ve kanser dışı biyobelirteçleri içeren klinik çalışmaların özetlendiği Tablo 12, yöntemleri ortalama duyarlılık, özgüllük, medyan değerler, AUC ve dengeli doğruluk açısından karşılaştırmaktadır. Tabloya göre Direct SERS %87,4 ile en yüksek dengeli doğruluk değerine sahiptir. SERS ve Raman grubu %86,6, ELISA %86,2, PCR %84,3 ve kütle spektrometrisi %83,2 olarak raporlanmıştır.

Verianla Live: Klinik tükürük analizlerinde dengeli doğruluk

Veriler çalışmanın Tablo 12'sindeki kanser ve kanser dışı biyobelirteçlere ilişkin klinik çalışma özetlerinden alınmıştır. Direct SERS, daha geniş SERS ve Raman kategorisiyle kısmen örtüşen bir alt gruptur; değerler bağımsız ve aynı protokolle yürütülmüş klinik deneylerin doğrudan karşılaştırması olarak yorumlanmamalıdır.

YöntemDengeli doğruluk (%)ÖlçütKaynak
Kütle spektrometrisi83,2Dengeli doğrulukTablo 12
PCR84,3Dengeli doğrulukTablo 12
ELISA86,2Dengeli doğrulukTablo 12
Diğer immünoassay yöntemleri78,4Dengeli doğrulukTablo 12
SERS ve Raman86,6Dengeli doğrulukTablo 12
Direct SERS87,4Dengeli doğrulukTablo 12
Diğer yöntemler78,1Dengeli doğrulukTablo 12
 

Tablo 12'de Direct SERS için ortalama duyarlılık %84,1 ve ortalama özgüllük %90,7; SERS ve Raman grubu için sırasıyla %83,6 ve %89,6; ELISA için %88,3 ve %84,1; PCR için %84,9 ve %83,8; kütle spektrometrisi için %78,8 ve %87,5 olarak verilmiştir. Direct SERS'in ortalama AUC değeri 0,96'dır. Aynı tabloda SERS ve Raman için AUC 0,94, ELISA için 0,89, PCR ve kütle spektrometrisi için 0,84 olarak raporlanmaktadır.

Bu karşılaştırmanın önemli bir metodolojik sınırı vardır: çalışma, klinik duyarlılık ve özgüllük ortalamalarını hesaplarken örneklem büyüklüklerini ağırlık olarak kullanmamıştır. Ayrıca 40'tan az katılımcı içeren veya duyarlılık/özgüllüğü tek değer yerine aralık biçiminde raporlayan çalışmalar bazı ortalama hesaplarından çıkarılmıştır. Farklı çalışmaların farklı hastalıkları, biyobelirteçleri ve istatistiksel sınıflandırıcıları kullanması da yöntemler arasındaki farkların yalnız cihaz teknolojisinden kaynaklandığı sonucunu engellemektedir.

İstatistiksel model bile klinik sonucu değiştirebilir

Derlemenin “Challenges and Outlook” bölümü, aynı biyolojik verinin farklı istatistiksel analizlerle farklı klinik performans gösterebildiğine dikkat çekmektedir. Verilen örneklerden birinde mesane kanseri ayrımı için genetik algoritma ile doğrusal diskriminant analizi kombinasyonu (GA-LDA) %90,9 duyarlılık ve %100 özgüllük verirken, temel bileşen analizi (PCA) aynı karşılaştırmada %74,6 duyarlılık ve %97,2 özgüllük vermiştir.

Biyobelirtecin kendisi de en az ölçüm platformu kadar önemlidir. Derlemede aynı qPCR yaklaşımıyla pankreas kanseri için gen temelli tespitte %96, mRNA temelli tespitte ise %71 duyarlılık raporlanan çalışmalara dikkat çekilmektedir. Dolayısıyla “hangi cihaz daha iyi?” sorusu tek başına yeterli değildir; “hangi biyobelirteç, hangi hastalık, hangi hasta grubu ve hangi analiz yöntemiyle ölçüldü?” soruları da cevaplanmalıdır.

Türkiye açısından ne ifade ediyor?

Kaynak çalışma Türkiye'ye özgü hasta verisi, sağlık sistemi maliyeti veya ulusal tanı altyapısı analizi sunmamaktadır. Bu nedenle derlemeden Türkiye için doğrudan klinik üstünlük veya maliyet-etkinlik sonucu çıkarılamaz. Bununla birlikte çalışmanın ortaya koyduğu genel teknik çerçeve; invaziv olmayan örnekleme, taşınabilir elektrokimyasal sistemler, hızlı moleküler testler ve standardize edilebilirse SERS tabanlı platformlar gibi araştırma alanlarının yerel klinik doğrulama çalışmaları açısından incelenebileceğini göstermektedir.

Çalışmanın desteklediği sonuçlar

  • Tükürük; virüsler, bakteriler, proteinler, nükleik asitler, hormonlar ve metabolitler gibi çok çeşitli hedeflerin araştırılabileceği karmaşık ve kolay toplanabilen bir biyolojik sıvıdır.
  • PCR, LAMP, ELISA, kütle spektrometrisi, elektrokimyasal yöntemler ve SERS/Raman platformları tükürük analizinde farklı avantaj ve sınırlılıklara sahiptir.
  • Analitik LOD ile klinik duyarlılık, özgüllük ve AUC birbirinden farklı performans boyutlarıdır.
  • Kortizolün ortak analit olarak incelendiği karşılaştırmada elektrokimyasal yöntemler düşük pikomolar düzeyde LOD değerleri göstermiştir.
  • Tablo 12 kapsamındaki klinik çalışmalarda Direct SERS, SERS/Raman ve ELISA yüksek dengeli doğruluk değerleri göstermiştir.
  • Elektrokimyasal ve SERS tabanlı platformların taşınabilirlik, hassasiyet ve çoklu analiz potansiyeli dikkat çekicidir; fakat matris etkileri, stabilite ve standardizasyon sorunları devam etmektedir.

Çalışmanın desteklemediği sonuçlar

  • Derleme, tek bir tükürük testinin kan veya doku biyopsisinin bütün kullanım alanlarının yerini alabileceğini göstermemektedir.
  • Bir yöntemin düşük LOD değerine sahip olması, o yöntemin otomatik olarak en yüksek klinik tanı doğruluğuna sahip olduğunu kanıtlamamaktadır.
  • Direct SERS'in tabloda yüksek AUC ve dengeli doğruluk göstermesi, yöntemin bugün bütün hastanelerde kullanıma hazır ve standardize olduğu anlamına gelmemektedir.
  • Derleme yeni hasta kohortu üzerinde prospektif klinik doğrulama yapmamıştır.
  • Farklı hastalıklar, biyobelirteçler ve örneklem büyüklükleri üzerinden elde edilmiş sonuçlar tek bir evrensel yöntem sıralaması olarak yorumlanamaz.
  • Çalışma Türkiye'deki klinik kullanım, maliyet-etkinlik veya düzenleyici uygunluk hakkında doğrudan veri sunmamaktadır.

Çalışmanın Yöntemi ve Bulguları

Derlemenin yapısı

Çalışma, tükürükte biyobelirteç ve patojen tespitine ilişkin geniş bir yayın kümesini panoramik biçimde bir araya getirmektedir. Analitik çalışmalar için ağırlıklı olarak LOD, analitik aralık, geri kazanım, bağıl standart sapma ve analiz süresi gibi performans ölçütleri; klinik çalışmalar için duyarlılık, özgüllük ve AUC değerleri derlenmiştir.

Özette 149 analitik makalenin LOD değerlerinin ve 118 klinik çalışmadan duyarlılık, özgüllük ve bazı durumlarda AUC değerlerinin tablolandığı belirtilmektedir. Bununla birlikte makalenin sonraki bölümlerinde klinik çalışma sayıları farklı alt kümeler ve hesaplamalar için farklı biçimlerde raporlanmıştır. Bu nedenle 118 sayısı tüm tabloların tek ve tekrarsız nihai klinik örneklem sayısı şeklinde yorumlanmamalıdır.

Virüs ve bakteriler

Virüs ve bakterilere ilişkin bölüm PCR, LAMP, elektrokimyasal, SERS, kemilüminesans ve başka platformları hem analitik hem klinik açıdan ele almaktadır. Analit ve ölçüm birimlerinin büyük farklılık göstermesi nedeniyle bu grubun tamamı için tek ortalama LOD üretilmemiştir. Bu metodolojik tercih, PFU/mL ile CFU/mL veya moleküler kopya sayısını yapay biçimde tek ölçeğe zorlamaktan kaçınmaktadır.

Çalışmadaki şekiller, moleküler çoğaltma tabanlı testlerin mikroakışkan sistemler ve mobil okuma düzenekleriyle birleştirilebildiğini; SERS platformlarında ise metal nanoyapıların sinyal güçlendirme amacıyla kullanılabildiğini göstermektedir. Ancak bu örnekler farklı araştırma ekiplerinin farklı hedefler üzerinde yaptığı çalışmalardır ve tek bir standardize klinik deney dizisi değildir.

Kanser ve kanser dışı biyobelirteçler

Kütle spektrometrisi bölümünde proteomik ve metabolomik hedefler; immünoassay bölümünde ELISA ve türevleri; elektrokimyasal bölümde voltametri, EIS ve amperometri; optik bölümde ise SERS ve Raman başta olmak üzere çok sayıda yaklaşım karşılaştırılmıştır.

Elektrokimyasal çalışmaların analitik LOD değerleri birçok örnekte çok düşük seviyelere ulaşırken, klinik Tablo 12'de “diğer yöntemler” grubu altında yer alan elektrokimyasal klinik çalışmaların ortalaması aynı ölçüde üstün görünmemektedir. Bu ayrım, analitik sensör performansının klinik sınıflandırma performansına otomatik olarak dönüşmediğini gösteren makalenin en öğretici yönlerinden biridir.

Kortizol karşılaştırması

Kortizol üzerinden yapılan analitik karşılaştırmada kaynak, elektrokimyasal yöntemler için yaklaşık 11 pM geometrik ortalama LOD bildirmektedir. Voltametri alt grubunun geometrik ortalama LOD'si yaklaşık 6,25 × 10−12 M düzeyindedir. Elektrokimyasal empedans spektroskopisi için Tablo 7'de 2,10 × 10−11 M geometrik ortalama, 4,41 × 10−11 M medyan değer raporlanmıştır. Kütle spektrometrisi ve immünoassay gruplarının kaynak özetindeki geometrik ortalama LOD değerleri sırasıyla 171 pM ve 39,1 pM'dir.

Bu veriler analitik hassasiyet açısından önemli bir karşılaştırma sunsa da derleme, ölçüm teknolojisinin tek belirleyici olmadığını açıkça göstermektedir. Kortizolün dışında farklı hedef moleküller için antikor afinitesi, molekül boyutu, matristeki konsantrasyon, yüzey kimyası ve ön işlem gereksinimleri değişebilir.

Tablo 12'nin klinik sonuçları

YöntemOrtalama duyarlılıkOrtalama özgüllükOrtalama AUCDengeli doğruluk
Kütle spektrometrisi%78,8%87,50,84%83,2
PCR%84,9%83,80,84%84,3
ELISA%88,3%84,10,89%86,2
Diğer immünoassay yöntemleri%73,6%83,10,71%78,4
SERS ve Raman%83,6%89,60,94%86,6
Direct SERS%84,1%90,70,96%87,4
Diğer yöntemler%73,6%82,60,80%78,1

Tablo 12 yalnız kanser ve kanser dışı biyobelirteç çalışmalarının özetidir; virüs ve bakteri çalışmalarını kapsamaz. Ayrıca Direct SERS satırı daha geniş SERS/Raman grubuyla örtüştüğü için satırlar birbirinden tamamen bağımsız araştırma kümeleri olarak değerlendirilmemelidir.

Sınırlılıklar

Yazarlar klinik çalışmaların örneklem büyüklüklerinin heterojen olduğunu ve duyarlılık/özgüllük ortalamaları hesaplanırken örneklem büyüklüğüne göre ağırlıklandırma yapılmadığını belirtmektedir. Farklı çalışmalarda PCA, LDA, GA-LDA, parametrik olmayan testler ve başka çok değişkenli analizlerin kullanılması da yöntemler arasında görülen performans farklarına katkıda bulunabilir.

Derleme ayrıca biyobelirteç seçiminin karşılaştırmaları önemli ölçüde etkileyebileceğini kabul etmektedir. Bu nedenle çalışma, klasik anlamda tek bir ortak etki büyüklüğünü hesaplayan meta-analiz değildir. Çok sayıda analitik ve klinik çalışmanın raporlanmış performans değerlerini bir araya getiren geniş kapsamlı karşılaştırmalı bir derlemedir.

Kaynak içinde bazı sayısal ve editoryal tutarsızlıklar da bulunmaktadır. Klinik çalışma toplamları farklı bölümlerde farklı verilmiş, kortizol analizindeki yayın sayısı 28 ve 29 olarak iki biçimde geçmiştir. Tablo 12'deki AUC değerleriyle özet ve sonuç bölümündeki bazı AUC cümleleri birbiriyle tam olarak uyuşmamaktadır. Ayrıca elektrokimyasal ve kütle spektrometrisi yöntemlerinin RSD değerlerine ilişkin sözel karşılaştırma, aynı cümlede verilen %9 ve %2,5 rakamlarıyla matematiksel olarak uyumlu değildir. Bu nedenle bu makalede kesin nicel karşılaştırmalar için doğrudan tablo hücreleri tercih edilmiştir.

Kaynak ve Yöntem Notu

Kaynak çalışma: Dyussupova, A.; Ilyas, A.; Boranova, A.; Shevchenko, Y.; Terzapulo, X.; Seitkali, A.; Gaipov, A.; Filchakova, O.; Bukasov, R. “Extraoral Detection of Biomarkers and Pathogens in Saliva: Comprehensive, Panoramic Review.” Biosensors, 2026, 16(6), 345.

DOI:10.3390/bios16060345

Yayın türü ve hakemlik durumu: Çalışma Biosensors dergisinde yayımlanmış kapsamlı bir derlemedir; preprint değildir. Makale 14 Nisan 2026'da alınmış, 26 Mayıs 2026'da revize edilmiş, 2 Haziran 2026'da kabul edilmiş ve 19 Haziran 2026'da yayımlanmıştır.

Lisans: Makale Creative Commons Attribution (CC BY) lisansı altında açık erişim olarak yayımlanmıştır.

Finansman: Araştırma Nazarbayev University Collaborative Research Program 2024–2026 kapsamında, 211123CPR1603 referans numarasıyla desteklenmiştir.

Veri durumu: Yazarlar bu derleme kapsamında yeni deneysel veri oluşturulmadığını bildirmektedir. Makaledeki nicel değerlendirmeler, incelenen önceki yayınlarda raporlanan analitik ve klinik performans ölçütlerinin derlenmesi ve karşılaştırılmasına dayanmaktadır.

Yöntemsel sınır: Bu çalışma yeni bir hasta kohortu, randomize klinik çalışma veya prospektif tanı deneyi sunmamaktadır. Sonuçlar, farklı hastalıkları, farklı biyobelirteçleri, farklı örneklem büyüklüklerini ve farklı istatistiksel analizleri kullanan yayınların karşılaştırmalı sentezidir. Bu nedenle tablolar yöntemlerin literatürde bildirilen performansını özetler; tek bir ortak protokol altında gerçekleştirilmiş başa baş klinik karşılaştırma değildir.

Kaynak içi tutarsızlık notu: Makalenin farklı bölümlerinde toplam klinik çalışma sayıları, kortizol analitik çalışma sayıları, bazı AUC değerleri ve RSD karşılaştırmasına ilişkin uyumsuz ifadeler bulunmaktadır. Bu içerikte söz konusu tutarsızlıklar sessizce düzeltilmemiş; kesin sayısal karşılaştırmalarda mümkün olduğunda doğrudan kaynak tablolarındaki değerler temel alınmıştır.

Verianla Live veri kaynağı: Etkileşimli çubuk gösterimindeki dengeli doğruluk değerleri yalnızca çalışmanın Tablo 12'sindeki yayımlanmış değerlerden alınmıştır. Grafik için ara değer, tahmini veri veya interpolasyon üretilmemiştir. Görünür HTML tablosu bilimsel veri kaynağı olarak korunmuş; görselleştirme site düzeyindeki Verianla Live v0.2 motoruna bırakılmıştır.


Paylaş:

Yorumlar incelendikten sonra yayımlanır.Gönderdiğiniz yorum onay sürecine alınır ve uygun bulunduğunda görünür hâle gelir.

Bir yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir

Your experience on this site will be improved by allowing cookies Cookie Policy