Akademik araştırmalar, anlaşılır dil

Verianla | Akademik Araştırmalardan Türkçe Ekonomi ve Bilim İçerikleri

27 Eylül 2026, Pazar
VERİANLABağımsız bilim yayıncılığı
Menüyü aç veya kapat
...
Home / Sosyal Bilimler / Psikoloji / Sosyal Medyanın Ruh Sağlığı Üzerindeki Etkisiyle İlişkili Psikopatolojik Belirtiler
Psikoloji

Sosyal Medyanın Ruh Sağlığı Üzerindeki Etkisiyle İlişkili Psikopatolojik Belirtiler

Bu çalışma, yoğun veya problemli sosyal medya kullanımının ruh sağlığıyla nasıl ilişkilendirildiğini mevcut psikoloji literatürü üzerinden değerlendiriyor.

13/08/2026  Veri Anla 48 görüntüleme
Sosyal Medyanın Ruh Sağlığı Üzerindeki Etkisiyle İlişkili Psikopatolojik Belirtiler

Bu çalışma, yoğun veya problemli sosyal medya kullanımının ruh sağlığıyla nasıl ilişkilendirildiğini mevcut psikoloji literatürü üzerinden değerlendiriyor. Yazarlar özellikle depresif belirtiler, anksiyete, sosyal kaygı, düşük benlik saygısı, duygusal tükenme, dürtüsellik, dikkat ve bellek sorunları, uyku bozuklukları, sosyal çekilme ve siber zorbalıkla ilişkili travmatik tepkileri öne çıkarıyor. Bununla birlikte çalışma yeni bir klinik örneklem üzerinde deney veya anket gerçekleştirmiyor; önceki araştırmaları anlatısal biçimde bir araya getiriyor.

Makalenin temel yaklaşımına göre sosyal medya kullanımının psikolojik etkisi yalnız ekranda geçirilen süreyle açıklanamıyor. Sosyal karşılaştırma, çevrimiçi onay arayışı, FOMO, bildirimlere sürekli tepki verme, idealize edilmiş yaşam sunumları, gece kullanımı, bilgi aşırı yüklenmesi ve siber zorbalık gibi kullanım biçimleri riskin anlaşılmasında daha önemli değişkenler olarak tartışılıyor. Yaş, psikolojik dayanıklılık, sosyal destek ve duygusal düzenleme becerisinin de bu ilişkileri değiştirebileceği belirtiliyor.

Kaynakta sosyal medya kullanımı ile depresif belirtiler arasında r = 0,30–0,55, FOMO ile anksiyete arasında r = 0,45–0,60 ve problemli sosyal medya kullanımı ile dürtüsellik arasında r = 0,50'nin üzerinde ilişkiler bulunduğu ifade ediliyor. Ancak bunlar makale yazarlarının kendi örneklemlerinden hesapladığı sonuçlar değildir. Çalışmada söz konusu korelasyonların hangi araştırmalardan hangi yöntemle bir araya getirildiğini gösteren meta-analitik hesaplama bulunmadığından rakamların doğrudan genellenmesi uygun değildir.

Çalışmanın önemli mesajlarından biri de sosyal medyanın tek yönlü biçimde zararlı kabul edilmemesidir. Çevrimiçi sosyal destek, iletişim ve duygusal paylaşım bazı kullanıcılar açısından yararlı olabilir. Risk daha çok kontrolsüz kullanım, yoğun sosyal karşılaştırma, problemli kullanım davranışı, gece kullanımı ve olumsuz çevrimiçi deneyimlerle birlikte ele alınmaktadır.

Türkiye açısından bu çalışma doğrudan Türk toplumundan toplanmış veri sunmamaktadır. Azerbaycan merkezli iki psikoloji araştırmacısının uluslararası literatürü değerlendirdiği anlatısal bir çalışmadır. Bulguların Türkiye'deki ergenler, üniversite öğrencileri veya yetişkinler için nicel risk değerleri olarak kullanılabilmesi için Türkçe geçerlik-güvenirliği yapılmış psikometrik araçlarla, yaş ve kullanım biçimlerini ayrıştıran yerel örneklemlerde yeniden doğrulama gerekir. Çalışmadan “günde belirli bir saat sosyal medya kullanan herkes psikiyatrik bozukluk geliştirir” veya “sosyal medya doğrudan depresyona neden olur” sonucu çıkarılamaz.

Çalışma hangi soruya odaklanıyor?

Araştırmanın temel sorusu, sosyal medya kullanımının ruh sağlığıyla ilişkili olabilecek psikolojik belirtilerinin hangi başlıklarda toplandığı ve bu ilişkinin hangi mekanizmalar üzerinden açıklanabileceğidir.

Yazarlar sosyal medya platformlarını yalnız iletişim ortamı olarak değil; bireyin kendisini başkalarıyla karşılaştırdığı, sosyal onay aldığı veya alamadığı, sürekli değişen bilgi akışına maruz kaldığı ve çevrimiçi kimliğini yönettiği psikososyal bir ortam olarak ele alıyor.

Sosyal karşılaştırma neden önemli görülüyor?

Çalışmanın öne çıkardığı temel mekanizmalardan biri sosyal karşılaştırmadır. Kullanıcılar sosyal medyada çoğunlukla diğer insanların seçilmiş, düzenlenmiş ve olumlu yönleri öne çıkarılmış yaşam görüntüleriyle karşılaşabilir.

Makale, kişinin kendi gündelik yaşamını bu idealize edilmiş görüntülerle karşılaştırmasının benlik saygısını ve kendini kabul düzeyini olumsuz etkileyebileceğini tartışıyor. Özellikle ergenler, genç yetişkinler ve benlik saygısı düşük bireylerin bu karşılaştırmalara daha duyarlı olabileceği ileri sürülüyor.

Burada dikkat edilmesi gereken nokta, çalışmanın bu mekanizmayı yeni bir deneyle sınamamasıdır. Açıklama daha önce yayımlanmış psikoloji araştırmalarının sentezine dayanmaktadır.

Çevrimiçi onay ve FOMO nasıl değerlendiriliyor?

“Beğeni”, yorum ve paylaşım gibi çevrimiçi geri bildirimler makalede sosyal onay mekanizmasının parçaları olarak ele alınıyor. Kullanıcının kendi sosyal değerini bu göstergelere aşırı ölçüde bağlaması, düşük etkileşim aldığında olumsuz duygusal tepki vermesine yol açabilecek bir risk faktörü olarak tartışılıyor.

FOMO — Fear of Missing Out, yani gelişmeleri veya sosyal deneyimleri kaçırma korkusu — sürekli çevrimiçi kalma ihtiyacını güçlendiren başka bir mekanizma olarak sunuluyor. Bildirimleri sürekli kontrol etme, çevrimdışı kalırken huzursuzluk duyma ve başkalarının sosyal etkinliklerini izleme davranışlarının anksiyete ve psikolojik gerginlikle ilişkili olabileceği belirtiliyor.

Makale FOMO ile anksiyete arasında r = 0,45–0,60 aralığında pozitif korelasyonlar bildirildiğini ifade etmektedir. Ancak bu aralık makalenin kendi örnekleminden üretilmiş değildir ve hangi tekil araştırmaların bu aralığı oluşturduğu açık bir veri tablosuyla gösterilmemektedir.

Dopamin ve ödüllendirme döngüsü iddiası nasıl yorumlanmalı?

Çalışmada beğeni, yorum, paylaşım ve sürekli yeni içerik sunumu gibi özelliklerin “dopamin temelli ödüllendirme mekanizmaları” ile ilişkilendirildiği görülüyor. Problemli kullanım davranışının klasik davranışsal bağımlılıklara bazı yönlerden benzediği ileri sürülüyor.

Ancak bu makale beyinde dopamin salınımını ölçmemiştir. Nörogörüntüleme, nörokimyasal ölçüm veya deneysel ödül devresi analizi bulunmamaktadır. Bu nedenle dopamin açıklaması çalışma tarafından doğrudan gösterilmiş biyolojik bir bulgu değil, literatürden aktarılan kuramsal bir mekanizmadır.

Duygusal belirtiler nelerdir?

Kaynakta sosyal medya kullanımına eşlik edebileceği belirtilen duygusal sonuçlar şu başlıklarda toplanıyor:

  • depresif belirtiler,
  • anksiyete ve sürekli kaygı,
  • sosyal kaygı ve reddedilme korkusu,
  • düşük benlik saygısı,
  • duygusal tükenme,
  • duygusal dengesizlik,
  • yalnızlık ve sosyal çekilme.

Çalışmada sosyal medya kullanımı ile depresif belirtiler arasında r = 0,30–0,55 düzeyinde pozitif ilişkiler rapor edildiği ifade ediliyor. Korelasyonun pozitif olması değişkenlerin birlikte yükselme eğilimini gösterir; sosyal medya kullanımının depresyonun tek veya doğrudan nedeni olduğunu göstermez.

Üç saatten fazla kullanım iddiası ne anlama geliyor?

Makale, günlük üç saatten fazla sosyal medya kullanımının depresyon riskindeki artışla ilişkilendirildiğini ifade ediyor. Ancak çalışma kendi katılımcılarını üç saat eşiğine göre sınıflandırmamış ve bu eşik için özgün risk oranı hesaplamamıştır.

Bu nedenle “3 saat” klinik tanı sınırı, güvenli kullanım sınırı veya herkes için geçerli biyolojik eşik olarak değerlendirilmemelidir. Kaynağın aktardığı literatür bağlamındaki bir gözlem olarak ele alınmalıdır.

Aktif ve pasif kullanım arasında fark var mı?

Çalışma, kullanıcıların yalnızca toplam kullanım süresine değil, nasıl kullandıklarına da dikkat çekiyor. Özellikle aktif iletişim kurmadan başkalarının içeriklerini sürekli izleme biçimindeki pasif kullanımın sosyal karşılaştırmayı güçlendirebileceği ve depresif belirtilerle daha olumsuz ilişkilere sahip olabileceği ifade ediliyor.

Bu ayrım, yalnız “ekran süresi” üzerinden yapılan yorumların neden yetersiz olabileceğini gösteren önemli bir noktadır.

Problemli sosyal medya kullanımı nasıl tanımlanıyor?

Kaynakta sosyal medya bağımlılığı veya problemli kullanım; kullanım üzerinde kontrolün azalması, sürekli çevrimiçi olma isteği, zaman yönetiminin bozulması, gerçek yaşam etkinliklerinden uzaklaşma ve kullanımın gündelik işlevselliği etkilemesiyle ilişkilendiriliyor.

Makale problemli kullanım ile dürtüsellik arasında r = 0,50'nin üzerinde ilişkiler rapor edildiğini belirtiyor. Fakat bu değer de çalışmanın kendi hesaplaması değildir.

Ayrıca “sosyal medya bağımlılığı” teriminin burada çalışmanın kullandığı kavramsal çerçeve olduğu unutulmamalıdır; bu makale herhangi bir katılımcıya klinik tanı koymamaktadır.

Bilişsel etkiler nasıl açıklanıyor?

Çalışmada yoğun bildirim akışı, hızlı içerik değişimi ve çoklu görev alışkanlığının dikkat kaynaklarını parçaladığı ileri sürülüyor. Tartışılan bilişsel belirtiler:

  • dikkat dağınıklığı,
  • uzun süre odaklanmada güçlük,
  • kısa süreli bellek sorunları,
  • bilgi aşırı yüklenmesi,
  • yürütücü işlevlerde zorlanma.

Özellikle eğitim çağındaki gençlerde bu süreçlerin akademik performansla ilişkili olabileceği tartışılmaktadır. Ancak çalışma öğrenciler üzerinde bilişsel test uygulamadığı için bu bölüm de önceki literatürün anlatısal değerlendirmesidir.

Uyku neden ayrı bir risk alanı?

Gece saatlerinde sosyal medya kullanımı çalışmanın tekrar tekrar vurguladığı kullanım biçimlerinden biridir. Makaleye göre yatmadan önce çevrimiçi kalmak, ekran ışığı, duygusal uyarılma ve bilişsel aktivasyon yoluyla uykuya geçişi geciktirebilir ve uyku kalitesini azaltabilir.

Kaynak, uyku bozukluklarının değerlendirilmesinde Pittsburgh Sleep Quality Index (PSQI) gibi psikometrik araçların literatürde kullanıldığını belirtiyor. Ancak PSQI bu makalenin kendi katılımcılarına uygulanmamıştır.

Siber zorbalık nasıl ele alınıyor?

Siber zorbalık, çevrimiçi hakaret, sosyal dışlanma ve grup baskısı çalışmada ayrı bir psikolojik risk alanı olarak değerlendiriliyor. Yazarlar bu deneyimlerin bazı bireylerde:

  • hiperuyarılmışlık,
  • sosyal kaçınma,
  • güvensizlik,
  • agresif tepkiler,
  • duygusal dengesizlik

gibi travma sonrası stres tepkilerini andıran belirtilerle ilişkili olabileceğini aktarıyor.

Bu ifade, siber zorbalığa maruz kalan her kişinin travma sonrası stres bozukluğu geliştirdiği anlamına gelmez. Kaynak tanısal psikiyatri değerlendirmesi gerçekleştirmemiştir.

Sosyal medya yalnızca olumsuz mu değerlendiriliyor?

Hayır. Makale sosyal medyanın uygun biçimde kullanıldığında sosyal destek, iletişim, duygusal paylaşım ve psikolojik kaynaklara erişim için yarar sağlayabileceğini de vurguluyor.

Dolayısıyla çalışma “sosyal medya kötüdür” şeklinde tek yönlü bir sonuç üretmiyor. Psikolojik sonucun kullanım süresi, kullanım motivasyonu, içerik türü, sosyal çevre, yaş, psikolojik dayanıklılık ve destek sistemi gibi faktörlerle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini savunuyor.

Korelasyon ile nedensellik neden ayrılmalı?

Kaynağın aktardığı çalışmaların önemli bir bölümü sosyal medya kullanım düzeyi ile psikolojik belirti ölçekleri arasındaki istatistiksel ilişkileri inceler. Böyle bir korelasyon iki değişkenin birlikte değiştiğini gösterebilir; hangi değişkenin diğerini oluşturduğunu tek başına göstermez.

Örneğin yüksek sosyal medya kullanımı depresif belirtilerle birlikte görülebilir. Bunun en az üç farklı açıklaması mümkündür:

  • yoğun kullanım psikolojik belirtileri artırıyor olabilir,
  • psikolojik sıkıntısı yüksek kişiler sosyal medyayı daha fazla kullanıyor olabilir,
  • üçüncü değişkenler her ikisini birlikte etkiliyor olabilir.

Bu çalışma bu nedensel seçenekleri kendi verisiyle ayırmamaktadır.

Çalışmanın desteklediği sonuçlar

  • Mevcut literatürde sosyal medya kullanımı ile çeşitli ruh sağlığı göstergeleri arasında ilişkiler raporlanmaktadır.
  • Risk yalnız toplam ekran süresiyle değil; sosyal karşılaştırma, FOMO, gece kullanımı, problemli kullanım ve siber zorbalık gibi kullanım özellikleriyle birlikte değerlendirilmelidir.
  • Ergenler ve gençler çalışmada özellikle dikkat edilmesi gereken gruplar olarak tartışılmaktadır.
  • Depresif belirtiler, anksiyete, uyku sorunları, dikkat sorunları ve problemli kullanım literatürde sık incelenen sonuç değişkenleridir.
  • Sosyal destek, psikolojik dayanıklılık ve duygusal düzenleme gibi bireysel faktörler ilişkinin gücünü değiştirebilir.
  • Sosyal medya bazı koşullarda sosyal destek ve iletişim olanağı da sağlayabilir.

Çalışmanın kanıtlamadığı sonuçlar

  • Sosyal medyanın tek başına depresyon, anksiyete veya başka bir psikiyatrik bozukluğa neden olduğu kanıtlanmamıştır.
  • Çalışma kendi örnekleminde herhangi bir ruhsal bozukluğun prevalansını ölçmemiştir.
  • Belirtilen korelasyon aralıkları yazarların yürüttüğü özgün istatistiksel analiz değildir.
  • Günlük üç saatlik kullanım klinik bir eşik olarak doğrulanmamıştır.
  • Dopamin mekanizması bu çalışmada biyolojik olarak ölçülmemiştir.
  • Türkiye toplumuna özgü risk oranı veya kullanım sınırı hesaplanmamıştır.
  • Çalışma sosyal medya kullanan kişilere psikiyatrik tanı koymak için kullanılamaz.

Çalışmanın Yöntemi ve Bulguları

Gerçekte hangi yöntem kullanılmıştır?

Makalenin bir bölümünün başlığında sosyal medya kullanımının psikopatolojik belirtilere etkisinin “empirik araştırılması” ifadesi bulunsa da çalışma yeni bir ampirik çalışma yürütmemektedir.

Kaynakta:

  • katılımcı sayısı,
  • örneklem seçimi,
  • yaş ortalaması,
  • cinsiyet dağılımı,
  • etik kurul onayı,
  • araştırma protokolü,
  • uygulanan özgün ölçekler,
  • ham veri,
  • istatistiksel yazılım,
  • güven aralığı veya p değeri

sunulmamaktadır. Bunun yerine literatürde kullanılan araştırma tasarımları ve psikometrik araçlar açıklanmaktadır.

Kaynağın tartıştığı ampirik tasarım türleri

Araştırma türüMakalede açıklanan amaçBu çalışmada uygulanmış mı?
Kesitsel çalışmaBelirli bir zamanda sosyal medya kullanımı ve psikolojik belirtiler arasındaki ilişkiyi incelemekHayır
Boylamsal çalışmaKullanım ve belirtilerin zaman içindeki değişimini izlemekHayır
Deneysel tasarımSosyal medya maruziyetindeki değişimin kısa dönem psikolojik etkilerini sınamakHayır
Yapısal eşitlik modellemesiDoğrudan ve aracılı ilişkileri modellemekHayır; literatürde kullanılan yöntem olarak tartışılıyor

Literatürde kullanılan psikometrik araçlar

Makale, sosyal medya ve ruh sağlığı araştırmalarında aşağıdaki araçların kullanıldığını belirtiyor:

Ölçülen alanKaynakta adı geçen araç
Depresif belirtilerBDI
AnksiyeteBAI
Depresyon, anksiyete ve stresDASS-21
Uyku kalitesiPSQI
Sosyal medya bağımlılığı/problemli kullanımSMAS
Benlik saygısıRosenberg ölçeği

Bu araçların hiçbiri mevcut makalenin kendi örneklemine uygulanmamıştır; yazarlar bunları alan yazındaki yaygın ölçüm yöntemlerini anlatmak amacıyla sıralamaktadır.

Makalenin bildirdiği sayısal ilişkiler

İlişkiMakalede bildirilen değerYorum sınırı
Sosyal medya kullanımı – depresif belirtilerr = 0,30–0,55Kaynak-eşleştirilmiş meta-analiz hesabı verilmemiştir.
FOMO – anksiyeter = 0,45–0,60Makalenin kendi örnekleminden hesaplanmamıştır.
Problemli kullanım – dürtüsellikr = 0,50+Tekil çalışmalara göre ayrıntılandırılmamıştır.

Bu rakamlar görünürde nicel olmakla birlikte çalışmada birleştirme yöntemi, heterojenlik analizi, örneklem büyüklüğüne göre ağırlıklandırma veya güven aralığı bulunmamaktadır. Bu nedenle meta-analitik etki büyüklüğü gibi değerlendirilmemelidir.

Kaynak listesinin kapsamı

Çalışma toplam 10 kaynak kullanmaktadır. Kaynakların önemli bölümü 2011–2018 dönemindeki sosyal medya, depresyon, psikolojik iyi oluş, problemli kullanım ve sosyal izolasyon araştırmalarıdır.

Kaynaklar arasında sistematik derleme, meta-analiz ve gözlemsel araştırmalar bulunmaktadır. Ancak mevcut makale bu kaynakları önceden tanımlanmış sistematik arama stratejisiyle seçtiğini bildirmemektedir.

Sistematik derleme neden değildir?

Bir sistematik derlemede genellikle veri tabanları, arama terimleri, tarih aralığı, dahil etme ve dışlama ölçütleri, kayıt eleme süreci ve çalışmaların kalite değerlendirmesi açıklanır.

Bu kaynakta böyle bir protokol bulunmadığı için çalışma sistematik derleme veya meta-analiz değil, anlatısal literatür değerlendirmesi olarak sınıflandırılmalıdır.

Yöntemsel güçlü yönler

  • Sosyal medya–ruh sağlığı ilişkisini yalnız depresyon üzerinden değil, birden fazla psikolojik alan üzerinden ele almaktadır.
  • Duygusal, davranışsal, bilişsel, psikosomatik ve travmatik belirti alanlarını ayrı başlıklar altında tartışmaktadır.
  • Kullanım süresinin yanında kullanım motivasyonu ve kullanım biçimini de dikkate almaktadır.
  • Sosyal karşılaştırma, FOMO ve sosyal destek gibi aracı değişkenlere dikkat çekmektedir.
  • Sosyal medyanın olası olumlu işlevlerini tamamen dışlamayan dengeli bir genel çerçeve sunmaktadır.

Temel yöntemsel sınırlılıklar

  • Özgün veri veya yeni katılımcı örneklemi bulunmamaktadır.
  • Sistematik literatür tarama yöntemi tanımlanmamıştır.
  • Çalışmaların dahil edilme ve dışlanma kriterleri açıklanmamıştır.
  • Kaynakların metodolojik kalite veya bias değerlendirmesi yapılmamıştır.
  • Aktarılan korelasyon aralıklarının hangi çalışmaların sonuçları olduğu açık biçimde eşleştirilmemiştir.
  • Korelasyon ve nedensellik zaman zaman kaynak metinde birbirine fazla yaklaştırılmaktadır.
  • Kaynak havuzu oldukça sınırlıdır ve büyük ölçüde 2011–2018 dönemindeki çalışmalardan oluşmaktadır.
  • Çalışmanın kendi tanısal değerlendirmesi bulunmadığı hâlde “psikopatolojik” terimi geniş bir belirti grubunu kapsayacak biçimde kullanılmaktadır.

Kaynak ve Yöntem Notu

Özgün başlık:Sosial medianın psixi sağlamlığa təsiri nəticəsində aşkarlanan psixopatoloji simptomlar.

İngilizce başlık:Psychopathological Symptoms Revealed as a Result of the Impact of Social Media on Mental Health.

Yazarlar: Sevinc Ağavəli qızı Allahyarova; Lətifə Raci qızı Rzayeva.

Kurumlar: Sevinc Allahyarova — Bakı Dövlət Universiteti, Psixologiya kafedrası, dosent. Lətifə Rzayeva — Qərbi Kaspi Universiteti, Psixologiya və Sosial İş kafedrası, magistrant.

Eş birinci yazar/eş katkı: Kaynakta böyle bir beyan bulunmamaktadır.

Sorumlu yazar: Kaynakta ayrı bir corresponding-author işareti bulunmamaktadır; yalnız iki yazarın e-posta adresleri verilmiştir.

Dergi:Elmi Xəbərlər / Scientific Bulletin, Humanities Sciences Series.

Yayın kimliği: 15(2), 2026, s. 27–33.

DOI: 10.54414/DBBQ7621.

Makalenin kayda giriş tarihi: Kaynağın son sayfasında “Daxil olub: 06.04.2026” bilgisi yer almaktadır.

Kesin çevrimiçi yayın tarihi: Yüklenen kaynakta ayrıca belirtilmemiştir.

Resmî bağlantı:https://doi.org/10.54414/DBBQ7621.

Kaynak türü: Anlatısal/analitik literatür değerlendirmesi. Metin içinde ampirik araştırma yöntemleri tartışılmasına rağmen çalışma yeni ampirik veri toplamamaktadır.

Hakemlik durumu: Derginin yayın politikası, gönderilen çalışmaların profesyonel uzman değerlendirmesine gönderildiğini belirtmektedir. Ancak bu spesifik çalışmaya ilişkin kamuya açık ayrı hakem raporu kaynakta bulunmamaktadır.

Lisans: Yüklenen makalede açık bir Creative Commons lisans beyanı görülmemektedir. Bu nedenle makale içeriği için CC BY veya benzeri bir açık lisans varsayılmamıştır.

Finansman: Kaynakta finansman beyanı bulunmamaktadır.

Çıkar çatışması: Kaynakta ayrı çıkar çatışması beyanı bulunmamaktadır.

Etik kurul: Kaynakta etik kurul beyanı bulunmamaktadır. Çalışmanın yeni insan katılımcısı içeren özgün ampirik araştırma olmaması bu bağlamda dikkate alınmalıdır.

Veri erişilebilirliği: Özgün veri seti veya data availability beyanı bulunmamaktadır.

Yazar katkıları: Kaynakta CRediT veya ayrıntılı yazar katkı bildirimi bulunmamaktadır.

Yakın temalı önceki çalışma: Aynı yazarların “Sosial media asılılığının psixi sağlamlığa təsiri” başlıklı ve DOI 10.54414/HWDT7158 olan başka bir 2026 yayını bulunmaktadır. Mevcut çalışma bununla aynı başlık veya DOI'ye sahip değildir; dolayısıyla bibliyografik olarak ayrı bir yayındır. Bununla birlikte konu, kavramsal çerçeve ve kullanılan literatür bakımından belirgin yakınlık bulunmaktadır.

Sayısal sonuç uyarısı: Makalede verilen r = 0,30–0,55, r = 0,45–0,60 ve r = 0,50+ gibi korelasyon değerlerinin hangi tekil kaynaklardan ve hangi örneklem büyüklüklerinden türetildiği açık biçimde gösterilmemektedir. Bu nedenle söz konusu değerler bu Verianla metninde meta-analitik sonuç olarak sunulmamıştır.

Bilimsel yorum sınırı: Çalışma sosyal medya kullanımı ile çeşitli psikolojik belirtiler arasındaki literatür ilişkilerini tartışmaktadır. Yeni klinik tanı, prevalans hesabı, nedensellik testi veya tedavi deneyi sunmamaktadır. İçerik herhangi bir birey için ruhsal hastalık tanısı koymak veya kişisel klinik değerlendirme yapmak amacıyla kullanılmamalıdır.

Bilimsel içerik kaynağı: Bu Verianla makalesindeki psikolojik mekanizmalar, korelasyon aralıkları, kullanılan ölçek isimleri, belirti sınıflandırmaları ve yöntemsel açıklamalar yalnız incelenen kaynakta yer alan bilgiye dayandırılmıştır. Dış doğrulama yalnız DOI, dergi politikası ve yakın temalı önceki yayın gibi bibliyografik noktalar için kullanılmıştır.


Paylaş:

Yorumlar incelendikten sonra yayımlanır.Gönderdiğiniz yorum onay sürecine alınır ve uygun bulunduğunda görünür hâle gelir.

Bir yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir

Your experience on this site will be improved by allowing cookies Cookie Policy