Akademik araştırmalar, anlaşılır dil

Verianla | Akademik Araştırmalardan Türkçe Ekonomi ve Bilim İçerikleri

27 Eylül 2026, Pazar
VERİANLABağımsız bilim yayıncılığı
Menüyü aç veya kapat
...
Home / Sağlık Bilimleri / Hemşirelik / Destek, Tükenmişlik ve Mesleki Gelecek Arasında Bir Nitel Çalışma
Hemşirelik

Destek, Tükenmişlik ve Mesleki Gelecek Arasında Bir Nitel Çalışma

Hemşire ve ebe-hemşirelerin iş doyumu, yalnızca çalışan memnuniyetiyle sınırlı bir konu değildir. Sağlık sisteminin niteliği, hasta güvenliği, hizmet sürekliliği, sağlık çalışanlarının elde tutulması, mesleki motivasyon ve bakım kalitesi üzerinde doğrudan etkisi olan bir yapısal göstergedir.

30/06/2026  Veri Anla 87 görüntüleme
Destek, Tükenmişlik ve Mesleki Gelecek Arasında Bir Nitel Çalışma

Hemşire ve ebe-hemşirelerin iş doyumu, yalnızca çalışan memnuniyetiyle sınırlı bir konu değildir. Sağlık sisteminin niteliği, hasta güvenliği, hizmet sürekliliği, sağlık çalışanlarının elde tutulması, mesleki motivasyon ve bakım kalitesi üzerinde doğrudan etkisi olan bir yapısal göstergedir. Çalışmanın girişinde iş doyumu, çalışanın işiyle ilgili hissettiği memnuniyet düzeyi olarak tanımlanır. Hemşirelik ve ebelik bağlamında bu memnuniyet; profesyonel tanınma, çalışma koşulları, kişilerarası ilişkiler, kaliteli hasta bakımı verebilme kapasitesi ve mesleğin kişide yarattığı anlamla yakından ilişkilidir.

Bu araştırmanın temel problemi, Malavi’de hemşire ve ebe-hemşirelerin sağlık sisteminin bel kemiği olmasına rağmen, birçok çalışma koşulu nedeniyle yeterli iş doyumuna ulaşamamasıdır. Çalışmada özellikle CHAM tesisleri üzerinde durulmaktadır. CHAM, Malavi’de sağlık hizmeti sunumunda önemli rol oynayan inanç temelli sağlık tesislerini temsil eder. Bu tesisler özellikle kırsal ve yarı kırsal bölgelerde sağlık hizmetine erişim açısından kritik önemdedir. Ancak bu tesislerde çalışan hemşire ve ebelerin deneyimleri, kamu hastaneleriyle karşılaştırıldığında bazı farklı insan kaynağı ve motivasyon sorunları içerebilir.

Çalışma, iş doyumunu anlamak için yalnızca “hemşireler memnun mu?” sorusunu sormaz. Daha ayrıntılı olarak şu sorulara yaklaşır: Hemşire ve ebe-hemşireler iş doyumunu nasıl algılıyor? Hangi çalışma koşulları iş doyumunu artırıyor? Hangi yapısal engeller onları işlerinden soğutuyor? Mesleki gelişim ve terfi engelleri bakım kalitesini nasıl etkiliyor? Personel eksikliği günlük bakım pratiğinde neye dönüşüyor? CHAM sisteminde kalmak ya da ayrılmak konusunda hemşirelerin kararlarını hangi faktörler şekillendiriyor?

Makalenin arka plan bölümünde iş doyumu, Herzberg’in motivasyon ve hijyen faktörleri ayrımıyla ilişkilendirilir. Bu yaklaşıma göre bazı faktörler çalışanın işiyle anlamlı bağ kurmasını ve motive olmasını sağlar; örneğin başarı, beceri geliştirme, tanınma ve mesleki gelişim. Diğer faktörler ise iş ortamının temel koşullarıyla ilgilidir; örneğin maaş, yan haklar, çalışma ortamı, yönetim ve iş güvenliği. Bu ayrım, çalışmanın bulgularını anlamak için yararlıdır. Çünkü CHAM tesislerinde hem motivasyon sağlayabilecek unsurlar hem de doyumsuzluk yaratan hijyen faktörleri birlikte görülmektedir.

Çalışmanın temel mantığı şu ilişkiyle açıklanabilir. Bu ifade çalışmada matematiksel denklem olarak verilmemiştir; iş doyumunu etkileyen faktörlerin nasıl birlikte çalıştığını açıklamak için kullanılan kavramsal bir gösterimdir:

\[ \text{İş doyumu} \approx \text{Destekleyici liderlik} + \text{Tanınma} + \text{Mesleki gelişim} + \text{Yeterli personel} + \text{Adil ücret ve güvence} - \text{Ağır iş yükü} - \text{Tükenmişlik} - \text{Terfi engelleri} \]

Bu ilişkide iş doyumu tek bir unsurdan doğmaz. Örneğin hemşire hasta bakımını anlamlı bulabilir, fakat sürekli tek başına vardiya tutuyorsa, öğle molası veremiyorsa, terfi alamıyorsa ve eğitim için istifa etmesi söyleniyorsa iş doyumu zayıflar. Tersine, ücretler yüksek olmasa bile destekleyici liderlik, ekip dayanışması, tanınma ve eğitim fırsatları iş doyumunu artırabilir. Çalışmanın bulguları, bu çok katmanlı yapıyı sahadaki hemşire ve ebelerin kendi sözleriyle görünür kılar.

Araştırma nitel bir yaklaşımla yürütülmüştür. Nitel tasarım seçimi, bu konu için uygundur; çünkü iş doyumu yalnızca sayısal bir memnuniyet puanı değildir. Hemşirelerin iş doyumu, kurum içinde nasıl görüldükleri, yöneticilerle ilişkileri, hasta bakımına verdikleri anlam, çalışma yükünü bedensel olarak nasıl yaşadıkları, eğitim hayallerinin nasıl engellendiği ve geleceklerini nerede gördükleriyle ilgilidir. Bu tür deneyimler, derinlemesine görüşmelerle daha iyi anlaşılabilir.

Çalışma üç CHAM tesisinde yapılmıştır: David Gordon Memorial Hospital, Ekwendeni Mission Hospital ve St. John’s Hospital. Araştırma evreninde bu üç tesiste toplam 116 hemşire ve ebe-hemşire bulunduğu belirtilmiştir. Bunların 17’si çalışmaya katılmıştır. David Gordon Memorial Hospital’da 39 hemşire ve ebe-hemşireden 6’sı, Ekwendeni Mission Hospital’da 41 kişiden 5’i, St. John’s Hospital’da 38 kişiden 6’sı görüşmelere dahil edilmiştir.

Katılımcılar amaçlı örnekleme ile seçilmiştir. Çalışmaya CHAM tesislerinde iki yıldan uzun süredir çalışan hemşire ve ebe-hemşireler dahil edilmiştir. Öğrenci hemşireler, stajyerler ve CHAM’de iki yıldan az çalışanlar dışlanmıştır. Bu seçim, katılımcıların kurum koşullarını kısa süreli izlenimle değil, belirli bir deneyim birikimiyle değerlendirmesini sağlamayı amaçlar.

Veriler derinlemesine görüşmelerle toplanmıştır. Görüşmeler özel bir odada yapılmış, katılımcı izniyle ses kaydı alınmış ve her görüşme yaklaşık 30-40 dakika sürmüştür. Görüşme rehberi üç ana odak etrafında hazırlanmıştır: hemşire ve ebe-hemşirelerin iş doyumuna yönelik algıları, iş doyumunu azaltan zorluklar ve CHAM hastanelerinde iş doyumunu artırabilecek önlemler. Katılımcı gizliliği kodlar kullanılarak korunmuştur.

Veriler indüktif tematik analizle değerlendirilmiştir. Araştırmacı, ses kayıtlarını dinleyip transkripsiyon yapmış, veriyi temizlemiş, katılımcı etiketlerini tutarlı hale getirmiş ve Braun ile Clarke’ın altı aşamalı tematik analiz yaklaşımını izlemiştir. Bu süreç; veriye aşina olma, ilk kodları üretme, temaları oluşturma, temaları gözden geçirme, temaları tanımlama/adlandırma ve raporu yazma aşamalarını içerir. Bu yöntem, görüşmelerdeki tekrar eden anlam örüntülerini sistematik biçimde ortaya çıkarmaya yöneliktir.

Çalışmanın ilk ana olumlu bulgusu, bazı katılımcıların hemşirelik liderleriyle iyi ilişkiler yaşamasıdır. Özellikle principal nursing officer gibi yakın yöneticilerin bölümdeki sorunları takip etmesi, personel açığı olduğunda destek sağlaması veya saha çalışmalarında doğrudan görev alması katılımcılar tarafından motive edici bulunmuştur. Bir katılımcı, yöneticinin personel açığını görüp görev kapsamına destek verdiğini belirtirken, başka bir katılımcı yöneticinin outreach kliniklerinde fiilen görev almasını “liderimiz bizim için var” duygusuyla ilişkilendirmiştir.

Bu bulgu, destekleyici liderliğin iş doyumu açısından ne kadar güçlü olduğunu gösterir. Hemşireler yoğun iş yükü altında çalışırken, yönetici yalnızca denetleyen veya hata arayan bir figür değil, sahadaki yükü anlayan ve gerektiğinde ekibin yanında duran bir kişi olarak görüldüğünde motivasyon artar. Bu tür liderlik, maaş sorunlarını tek başına çözmese de çalışanların kuruma bağlılığını ve bakım verme enerjisini güçlendirebilir.

Ancak liderlik deneyimi tüm tesislerde aynı değildir. Bazı katılımcılar yöneticilerle ilişkilerinin zayıf olduğunu, yöneticilerin bölüme geldiğinde çalışanların kaygılandığını ve bunun çoğu zaman destekleyici denetimden çok hata bulma amacı taşıdığını ifade etmiştir. Bu, aynı CHAM yapısı içinde bile yönetim tarzının iş doyumunu farklı biçimde etkileyebildiğini gösterir. Bir yönetici varlığı destek duygusu yaratırken, başka bir yönetici varlığı kontrol ve korku duygusu yaratabilir.

İkinci olumlu unsur tanınma ve ödüllendirmedir. Bazı hastanelerde sağlık çalışanlarının katkıları yıllık en iyi çalışan ödülleri, hediyeler veya alışveriş kuponlarıyla tanınmıştır. Katılımcılar bu tür uygulamaların kendilerini daha fazla çalışmaya ve hasta bakımına katkı sunmaya motive ettiğini belirtmiştir. Ancak çalışma, tanınma uygulamalarının tüm tesislerde tutarlı olmadığını da göstermektedir. Bazı yerlerde tanınma daha sistematikken, bazı yerlerde yalnızca özel günlerde veya dış meslek örgütü aracılığıyla görünür hale gelmektedir.

Tanınmanın önemi şuradadır: Hemşirelik ve ebelik emeği çoğu zaman fiziksel, duygusal ve görünmeyen iş yükü taşır. Hastanın iyileşmesi, ailenin rahatlatılması, acil durumların yönetilmesi, gece vardiyası, doğum desteği, yoğun bakım takibi ve kronik bakım süreçleri yalnızca teknik görevler değildir. Çalışanın katkısı görülmediğinde, özellikle düşük ücret ve ağır iş yüküyle birleştiğinde, mesleki tükenmişlik artabilir. Bu nedenle küçük ödüller bile sembolik olarak “emeğin görülmesi” anlamına gelebilir.

Çalışmada hastane ek ödemeleri de ele alınmıştır. Tüm çalışma alanlarında katılımcıların aylık maaşa ek olarak hastane top-up allowance aldığı belirtilmiştir. Ancak bu ek ödeme miktarı çok düşük bulunmuştur. Katılımcılar bazı tesislerde MK4.500 veya yaklaşık MK5.000 gibi tutarlardan söz etmiş; vergi kesintisi sonrası elde kalan miktarın MK2.300 civarına düştüğünü ve bunun ev için anlamlı bir şey almaya yetmediğini söylemiştir. Dolayısıyla ek ödeme varlığı tek başına motivasyon yaratmamaktadır; miktarın yaşam maliyetine göre çok düşük olması, beklentiyi karşılamamaktadır.

İş doyumunu azaltan ilk büyük yapısal sorun, mesleki gelişim ve eğitim fırsatlarının sınırlılığıdır. Katılımcılar, mesleklerinde yükselmek veya eğitimlerine devam etmek istediklerinde kurum tarafından serbest bırakılmadıklarını, bazen istifa etme ya da hafta sonu/gece vardiyasıyla eğitim yürütme gibi zor seçeneklerle karşılaştıklarını belirtmiştir. Bazı katılımcılar hangi çalışanın eğitim için serbest bırakıldığı konusunda belirsizlik ve yanlılık algısı olduğunu da ifade etmiştir.

Bu bulgu, iş doyumunun yalnızca mevcut çalışma koşuluyla ilgili olmadığını gösterir. Hemşire için mesleki gelecek çok önemlidir. Bir hemşire diploma düzeyinden derece düzeyine yükselmek, bilgi ve becerisini geliştirmek, daha yüksek pozisyonlara hazırlanmak isteyebilir. Eğer kurum bu gelişimi engellerse, çalışan kendisini çıkışsız hisseder. Mesleki gelişim engeli yalnızca bireysel kariyeri etkilemez; güncel bilgiye erişimi, klinik yetkinliği ve hasta bakım kalitesini de etkileyebilir.

Katılımcılar, kısa süreli mesleki eğitimler ve atölye çalışmalarına erişimin de sınırlı olduğunu belirtmiştir. Bir katılımcı yedi yıldır hastanede çalıştığını ve yalnızca 2018’de bir kez atölyeye katıldığını söylemiştir. Başka bir katılımcı, kamu hastanelerindeki meslektaşların daha sık atölyelere katıldığını, CHAM çalışanlarının ise çoğu zaman yalnızca maaşa bağlı kaldığını ve bu durumun demotive edici olduğunu belirtmiştir. Bazıları aynı kişilerin sürekli eğitim fırsatlarına gönderildiğini, diğerlerinin ise yıl boyunca hiç katılmadığını ifade etmiştir.

Bu bulgu, eğitim fırsatlarının yalnızca sayıca az değil, dağıtım açısından da adalet algısına konu olduğunu gösterir. Eğitim fırsatı sınırlı olduğunda, hangi çalışanın seçildiği daha hassas hale gelir. Eğer seçim şeffaf değilse, çalışanlar arasında güvensizlik ve kayırmacılık algısı gelişebilir. Bu da iş doyumunu azaltır ve ekip içinde sessiz kırgınlıklar oluşturabilir.

İkinci büyük sorun insan kaynağı yetersizliği ve ağır iş yüküdür. Katılımcılar birçok vardiyada tüm servise yalnızca bir hemşirenin baktığını, bunun aşırı yorucu olduğunu ve hasta bakım kalitesini de etkilediğini belirtmiştir. Bir katılımcı, eve her gün tükenmiş döndüğünü ve hastaların hak ettikleri ilgiyi alamadığını bilmenin iş doyumunu zorlaştırdığını söylemiştir. Başka bir katılımcı, maternitede istisnalar olsa da çoğu bölümde tek hemşireyle çalışıldığını, çok hasta olduğunda öğle molasına çıkamadığını ve hastaları serviste yalnız bırakamayacağını ifade etmiştir.

Bu ifadeler, personel eksikliğinin soyut bir “insan kaynağı açığı” olmadığını gösterir. Personel eksikliği, hemşirenin yemek yiyememesi, dinlenememesi, yıllık izin kullanamaması, hasta başında yeterli zaman geçirememesi, eve bedensel ve duygusal tükenmiş dönmesi anlamına gelir. Daha önemlisi, hemşire işini iyi yapmak istediği halde koşullar buna izin vermediğinde mesleki suçluluk ve çaresizlik yaşayabilir. Bu da tükenmişliği artırır.

Katılımcılar personel eksikliğini yalnızca işe alım yavaşlığıyla değil, liderlik ve kurum kültürüyle de ilişkilendirmiştir. Bazıları hemşirelerin CHAM tesislerinden ayrılmasının nedenlerinden biri olarak yöneticilerin çalışanlara yaklaşımını ve hata arayıcı tutumları göstermiştir. Bazıları da kurumun dini/diocesan kontrol yapısı nedeniyle çalışanların dışarıda locum duty yapmasının bile izne bağlandığını belirtmiştir. Bu ifadeler, iş doyumunun sadece ücret veya sayısal kadro meselesi olmadığını, çalışan özerkliği ve kurum içi muameleyle de ilişkili olduğunu gösterir.

Üçüncü büyük sorun takdir eksikliği, terfi engelleri ve düşük emeklilik güvencesidir. Katılımcılar uzun yıllar çalıştıkları halde terfi alamadıklarını, lisans derecesi edinmiş olmalarına rağmen hâlâ diploma düzeyi teknisyen maaşıyla veya eski kadro düzeyiyle çalıştıklarını belirtmiştir. Bazıları kamu hastanelerindeki meslektaşlarının aynı dönemde daha üst kademelere terfi ettiğini, CHAM’de ise benzer ilerleme olanağı bulamadığını söylemiştir.

Terfi yalnızca maaş artışı değildir. Hemşire için terfi; deneyimin, eğitimin, sorumluluğun ve mesleki gelişimin kurum tarafından tanındığını gösterir. Terfi olmadığında çalışan “dokuz yıl çalıştım ama olduğum yerde kaldım” duygusuna kapılır. Özellikle kişi eğitimini yükselttiği halde pozisyonu değişmiyorsa, kurumda kalmanın anlamı zayıflar. Bu nedenle katılımcılar üst pozisyonların artırılmasını ve CHAM tesislerinde daha fazla nursing officer, senior nursing officer veya chief nursing officer gibi basamakların açılmasını önermiştir.

Emeklilik/pansiyon konusu da iş doyumunu uzun vadeli bir güvenlik meselesi haline getirir. Katılımcılar CHAM’den emekli olan hemşirelerin kamu hastanelerinden emekli olan meslektaşlarına göre çok daha düşük paket aldığını belirtmiştir. Bir katılımcı, 30 yıldan fazla çalışan bir hemşirenin yaklaşık 8 milyon Malavi Kwacha civarında bir emeklilik paketi aldığını aktarmış; başka bir katılımcı kamu çalışanlarının emeklilik sonrası düzenli aylık ödeme alabildiğini, CHAM’de ise bir kez alınan gratuity/pension sonrası sürecin bittiğini ifade etmiştir.

Bu bulgu, hemşirelerin yalnızca bugünkü maaşa değil, mesleki yaşamlarının sonunda nasıl korunacaklarına da baktığını gösterir. Eğer bir çalışan uzun yıllar hizmet ettikten sonra emeklilikte yetersiz güvence alacağını düşünüyorsa, daha erken dönemde kamu hastanesine geçme veya farklı ülkeye göç etme isteği artabilir. Bu, sağlık sisteminde deneyimli personelin elde tutulması açısından ciddi bir risktir.

Çalışmada katılımcıların önerdiği ilk politika çözümü, CHAM emeklilik sisteminin kamu çalışanı emeklilik sistemiyle birleştirilmesidir. Katılımcılar, maaşların hükümet tarafından yönetilmesiyle gecikmelerin azaldığını ve benzer bir düzenlemenin emeklilik için de yapılmasını istediklerini belirtmiştir. Bu öneri, CHAM çalışanlarının kamu sistemiyle daha eşit sosyal güvenceye sahip olma beklentisini yansıtır.

İkinci öneri, CHAM tesislerinde hemşire alımına Sağlık Bakanlığı’nın daha doğrudan dahil olmasıdır. Katılımcılara göre geçmişte hükümet hem kamu hem CHAM tesislerine personel gönderirken, şu anda CHAM sekreterliği hükümet onayından sonra işe alım sürecini yürütmektedir ve bu süreç zaman alabilmektedir. Geciken personel alımı, mevcut çalışanların üzerinde daha fazla iş yükü yaratmaktadır. Bu nedenle doğrudan veya daha hızlı işe alım mekanizması, personel eksikliğini azaltabilecek önemli bir çözüm olarak görülmektedir.

Üçüncü öneri, CHAM tesislerinde daha fazla üst hemşirelik pozisyonunun açılmasıdır. Katılımcılar, kamu hastanelerinde daha çok nursing officer pozisyonu bulunduğunu, CHAM tesislerinde ise kadro yapısının daha statik olduğunu belirtmiştir. Bir hemşire diploma düzeyinden derece düzeyine yükseldiğinde, uygun pozisyon yoksa kurumdan ayrılmayı düşünebilir. Bu nedenle kadro yapısının gözden geçirilmesi, yalnızca bireysel terfi değil, kurumun nitelikli insan kaynağını elde tutma kapasitesi açısından da önemlidir.

Dördüncü öneri, terfi süreçlerinin açılması ve adil hale getirilmesidir. Katılımcılar Sağlık Bakanlığı tarafından açılan terfi mülakatlarına katılmalarının kısıtlandığını, uzun yıllar aynı seviyede kaldıklarını ve eğitimlerini yükseltseler bile bunun pozisyona yansımadığını ifade etmiştir. Bu durum, çalışanlarda kurumsal bağlılığı zayıflatır. Terfi politikalarının açık, öngörülebilir ve performans/eğitimle ilişkili olması iş doyumunu artırabilir.

Beşinci öneri, ek ödemelerin artırılmasıdır. Katılımcılar mevcut top-up allowance miktarının yaşam standartlarıyla uyumlu olmadığını belirtmiştir. Bu, küçük mali teşviklerin ancak anlamlı düzeye ulaştığında motivasyon sağlayabileceğini gösterir. Eğer ödeme miktarı sembolik düzeyde kalıyor ve hatta vergi sonrası çok düşük hale geliyorsa, çalışan için takdir değil, yetersizlik duygusu yaratabilir.

Altıncı öneri, hemşirelerin mesleki yükseltme eğitimlerine izin verilmesidir. Katılımcılar, eğitim almak istediklerinde istifa etmeye zorlanmalarının veya çok ağır çalışma koşullarıyla birlikte eğitim yürütmelerinin gerçekçi olmadığını belirtmiştir. Bu noktada kurumların personel açığı gerekçesiyle eğitimi engellemesi anlaşılabilir bir kısa vadeli refleks gibi görünse de, uzun vadede daha nitelikli personelin kurumdan ayrılmasına yol açabilir. Eğitim planlaması, rotasyon, çalışma izinleri ve geri dönüş yükümlülüğü gibi daha dengeli modeller geliştirilebilir.

Çalışmanın tartışma bölümü, bulguları daha geniş literatürle ilişkilendirir. Destekleyici liderlik ve iyi çalışan-yönetici ilişkisinin iş doyumunu artırdığı, tanınma ve ödüllendirmenin psikolojik iyi oluş ve iş doyumu üzerinde olumlu etkiler yarattığı, personel eksikliği ve ağır iş yükünün tükenmişliği artırdığı, eğitim ve kariyer gelişimi fırsatlarının çalışan bağlılığı için önemli olduğu, terfi ve emeklilik güvencesi gibi motivasyon faktörlerinin çalışan elde tutmada belirleyici olduğu vurgulanır.

Geçmiş açısından bu çalışma, Malavi’de hemşire ve ebe-hemşire iş doyumu üzerine mevcut literatüre CHAM tesisleri bağlamında nitel veri ekler. Daha önce Malavi’de kamu hastaneleri veya genel hemşire iş doyumu üzerine çalışmalar yapılmış olsa da, CHAM tesislerinin özgül insan kaynağı, terfi, emeklilik ve liderlik koşullarını anlamak sağlık politikası açısından önemlidir. CHAM tesisleri sağlık sisteminde önemli bir hizmet yükü taşıdığı için, bu tesislerde çalışanların doyumsuzluğu doğrudan hizmet sürekliliğini etkileyebilir.

Bugün açısından çalışma, sağlık çalışanı göçü ve elde tutma sorunlarının yalnızca ulusal maaş düzeyleriyle açıklanamayacağını gösterir. Hemşireler daha iyi ücret için ayrılabilir; fakat aynı zamanda eğitim alamadıkları, terfi edemedikleri, desteklenmedikleri, takdir görmedikleri, emeklilik güvencesi zayıf olduğu veya sürekli aşırı yük altında çalıştıkları için de ayrılmayı düşünebilir. Bu nedenle sağlık çalışanı elde tutma politikaları çok boyutlu olmalıdır.

Gelecek açısından en önemli ders, CHAM ve kamu sağlık sistemi arasındaki çalışma koşulu farklarının daha sistematik incelenmesi gerektiğidir. Eğer CHAM tesisleri hemşirelerin eğitim, terfi, emeklilik ve personel desteği bakımından daha zayıf algılandığı yerler haline gelirse, bu tesislerde deneyimli personeli elde tutmak zorlaşabilir. Bu da özellikle kırsal ve ihtiyaç düzeyi yüksek bölgelerde bakım kalitesini etkileyebilir. Gelecekte daha büyük, çok merkezli, karma yöntemli ve nicel iş doyumu ölçekleriyle desteklenen araştırmalar yapılması yararlı olacaktır.

Gündelik sağlık hizmeti açısından çalışmanın mesajı çok açıktır: Bir hemşirenin iş doyumu, hastaya nasıl bakım verdiğini etkileyen görünmez ama güçlü bir faktördür. Tek başına servise bakan, eğitim fırsatı bulamayan, terfi alamayan, emekliliğini güvencede görmeyen ve yöneticisinden destek yerine hata arama bekleyen bir hemşirenin tükenmesi şaşırtıcı değildir. Buna karşılık ekip desteği, adil yönetim, açık kariyer yolu, yeterli personel, gerçekçi ek ödeme ve mesleki gelişim fırsatı hem çalışanı hem hastayı korur.

Çalışmanın güçlü yönleri, sahadaki hemşire ve ebe-hemşirelerin kendi deneyimlerini doğrudan aktarması, üç farklı CHAM tesisini içermesi, iki yıldan uzun süredir çalışan katılımcılara odaklanması, derinlemesine görüşme yöntemi kullanması ve tematik analizle iş doyumunun hem olumlu hem olumsuz boyutlarını görünür hale getirmesidir.

Sınırlılıkları da önemlidir. Çalışma yalnızca 17 katılımcıyla ve Kuzey Malavi’deki üç CHAM tesisinde yürütülmüştür. Bu nedenle tüm CHAM tesislerine veya tüm Malavi sağlık sistemine doğrudan genellenemez. Veriler öznel görüşmelere dayanır; nicel iş doyumu ölçeği kullanılmamış, hasta bakım sonuçları ölçülmemiş, yöneticiler veya politika yapıcılarla karşılaştırmalı görüşmeler yapılmamıştır. Çalışma hakem değerlendirmesinden geçmemiş preprint olduğu için bulgular dikkatli okunmalıdır.

Çalışmanın söylediği şey şudur: Malavi’nin kuzeyindeki seçili CHAM tesislerinde hemşire ve ebe-hemşirelerin iş doyumu, destekleyici liderlik ve tanınma gibi olumlu faktörlerle güçlenebilmekte; ancak personel eksikliği, ağır iş yükü, sınırlı eğitim fırsatları, terfi engelleri, düşük ek ödemeler, zayıf emeklilik güvencesi ve bazı yönetim ilişkileri nedeniyle ciddi biçimde zayıflamaktadır.

Çalışmanın söylemediği şey ise nettir. Bu çalışma belirli bir politikanın iş doyumunu kesin artırdığını kanıtlamaz. CHAM tesislerinin tamamının aynı durumda olduğunu göstermez. Hemşire iş doyumunun hasta sonuçlarını bu örneklemde doğrudan ölçmez. Katılımcı önerilerini uygulanmış ve etkisi gösterilmiş müdahaleler olarak sunmaz. Bulgular, nitel görüşmelere dayalı deneyim ve algılar olarak değerlendirilmelidir.

Çalışmanın Yöntemi ve Bulguları

Bu çalışma, Kuzey Malavi’de seçili CHAM sağlık tesislerinde çalışan hemşire ve ebe-hemşirelerin iş doyumuna ilişkin deneyimlerini ve algılarını inceleyen nitel, keşfedici bir vaka çalışmasıdır. Yeni bir müdahale test edilmemiş, nicel ölçek uygulanmamış ve hasta sonucu ölçülmemiştir. Araştırmanın odağı, çalışanların kendi anlatıları üzerinden iş doyumunu artıran ve azaltan faktörleri anlamaktır.

Yöntem BileşeniÇalışmada Nasıl Uygulandı?Bilimsel Anlamı
Araştırma yaklaşımıNitel araştırma yaklaşımıHemşire ve ebelerin iş doyumu deneyimlerini ayrıntılı anlamaya yöneliktir.
Araştırma tasarımıKeşfedici tasarım / vaka çalışmasıBelirli CHAM tesislerinde yaşanan deneyimler derinlemesine incelenmiştir.
Çalışma ortamıDavid Gordon Memorial Hospital, Ekwendeni Mission Hospital ve St. John’s HospitalKuzey Malavi’deki üç seçili CHAM sağlık tesisi değerlendirilmiştir.
Çalışma evreniÜç tesiste toplam 116 hemşire ve ebe-hemşireAraştırma, nitel örneklemle bu evrenden deneyim toplamıştır.
Katılımcı sayısı17 hemşire ve ebe-hemşireNitel görüşmeler için küçük ama derinlemesine örneklem kullanılmıştır.
Katılımcı dağılımıDGMH: 6, EMH: 5, SJH: 6Üç tesisin her birinden katılım sağlanmıştır.
Örnekleme yöntemiAmaçlı örneklemeCHAM’de en az iki yıl çalışan ve deneyimi olan katılımcılar seçilmiştir.
Dahil edilme ölçütüCHAM çalışma sahalarında hemşire veya ebe-hemşire olmak, iki yıldan fazla çalışmış olmak, yazılı ve sözlü onam vermekKurumsal deneyimi yeterli olan çalışanlara odaklanılmıştır.
Dışlama ölçütüCHAM’de iki yıldan az çalışanlar, öğrenci hemşireler ve stajyerlerKısa süreli veya eğitim aşamasındaki deneyimler dışarıda bırakılmıştır.
Veri toplamaDerinlemesine görüşme rehberi, ses kaydı, özel odada 30-40 dakikalık görüşmelerKatılımcıların algıları ve deneyimleri ayrıntılı biçimde kaydedilmiştir.
Analiz yöntemiİndüktif tematik analiz; Braun ve Clarke’ın altı aşamalı yaklaşımıVeriden tekrar eden tema ve alt temalar türetilmiştir.
Etik onayNONM ve Mzuzu University Research Committee; ayrıca hastane direktörlerinden izinÇalışma için kurumsal ve etik izinler alınmıştır.

Çalışmanın iş doyumunu artıran ve azaltan ana temaları şu şekilde özetlenebilir:

Ana AlanAlt Tema / BulgularKatılımcı Deneyiminin Anlamı
Liderlerle ilişkiBazı tesislerde destekleyici süpervizyon; bazı tesislerde hata arayıcı yönetim algısıYönetim tarzı iş doyumunu doğrudan etkiler.
Tanınma ve ödülEn iyi çalışan ödülleri, hediyeler veya kuponlar; ancak tutarsız uygulamaEmeğin görülmesi motivasyon yaratır, fakat tüm tesislerde eşit değildir.
Ek ödemeAylık hastane top-up allowance; ancak çok düşük ve bazen vergi sonrası daha da azalıyorMaddi teşvik var olsa da yaşam maliyetiyle uyumsuz olduğunda doyum sağlamaz.
Mesleki gelişimYükseltme eğitimine izin verilmemesi, atölye ve eğitimlere sınırlı erişimKariyer gelişimi engellendiğinde çalışan bağlılığı ve motivasyon düşer.
Personel yetersizliğiTek hemşireyle vardiya, mola verememe, yıllık izin zorluğu, tükenmişlikAğır iş yükü hem çalışan sağlığını hem hasta bakım kalitesini etkileyebilir.
Terfi engelleriUzun yıllar çalışmaya ve eğitim yükseltmeye rağmen terfi alamamaDeneyim ve eğitim tanınmadığında kurumdan ayrılma eğilimi artabilir.
Emeklilik/pansiyonCHAM emeklilik paketlerinin kamu hastanelerine göre zayıf algılanmasıUzun vadeli güvence eksikliği elde tutma sorununu derinleştirir.

Katılımcıların iş doyumunu artırmak için önerdiği önlemler şöyle düzenlenebilir:

Önerilen ÖnlemKatılımcıların GerekçesiPolitika / Yönetim Açısından Anlamı
CHAM emeklilik sisteminin kamu çalışanı emeklilik sistemiyle birleştirilmesiCHAM emeklilik paketleri kamu çalışanlarına göre düşük algılanmaktadır.Uzun vadeli güvence iyileştirilirse deneyimli çalışanların kurumda kalması desteklenebilir.
CHAM tesislerine hemşire alımında Sağlık Bakanlığı’nın doğrudan rol almasıMevcut işe alım süreci yavaş ilerleyebilir ve personel açığı yaratabilir.Daha hızlı ve koordineli işe alım, vardiya yükünü ve tükenmişliği azaltabilir.
Daha fazla üst hemşirelik pozisyonu açılmasıCHAM kadro yapısı kamu hastanelerine göre daha statik algılanmaktadır.Kariyer basamakları genişletilirse nitelikli personelin ayrılması önlenebilir.
Terfi süreçlerinin iyileştirilmesiUzun hizmet ve eğitim yükseltmesi terfiye yansımamaktadır.Adil, açık ve öngörülebilir terfi sistemi iş doyumunu artırabilir.
Hastane ek ödemelerinin artırılmasıMK4.500 veya vergi sonrası MK2.300 gibi tutarlar motivasyon için yetersiz görülmektedir.Ek ödemelerin yaşam maliyetine göre güncellenmesi çalışan motivasyonunu destekleyebilir.
Hemşirelerin eğitim yükseltmesine izin verilmesiEğitim için istifa etmeye zorlanmak çalışanları sistemden uzaklaştırabilir.Planlı eğitim izinleri ve geri dönüş düzenlemeleri uzun vadeli insan kaynağı niteliğini artırabilir.

Çalışmadaki liderlik bulguları daha ayrıntılı değerlendirildiğinde, iki zıt yönetim deneyimi ortaya çıkar:

Liderlik DeneyimiKatılımcıların Anlattığı Durumİş Doyumuna Etkisi
Destekleyici liderlikYönetici bölümü ziyaret eder, personel açığında destek sağlar, outreach görevlerinde doğrudan görev alır.Çalışan kendini yalnız hissetmez; liderin sahayı anladığını düşünür.
Hata arayıcı denetimYönetici bölüme geldiğinde çalışanlar “ne hata arıyor?” kaygısı yaşar.Güven azalır, çalışma ortamı gerilir ve iş doyumu zayıflar.

İnsan kaynağı yetersizliğinin günlük bakım üzerindeki etkisi de çalışmada güçlü biçimde görünür hale gelmektedir:

Personel Eksikliği SonucuGörüşmelerdeki KarşılığıOlası Bakım Etkisi
Tek hemşireyle vardiyaBazı servislerde tüm vardiyada yalnızca bir hemşirenin çalıştığı belirtilmiştir.Hasta takibi, bakım süresi ve acil yanıt kapasitesi zorlanabilir.
Öğle molası kullanamamaHemşire, hastaları yalnız bırakmamak için yemek molasına çıkamadığını belirtmiştir.Fiziksel yorgunluk ve hata riski artabilir.
Yıllık izin ve dinlenme zorluğuPersonel açığı nedeniyle dinlenme ve izinler sınırlanabilir.Tükenmişlik ve kurumdan ayrılma isteği güçlenebilir.
Hasta bakımına yeterli zaman ayıramamaKatılımcılar hastaların hak ettikleri ilgiyi alamadığını bilmenin moral bozucu olduğunu söylemiştir.İş doyumu, mesleki suçluluk ve bakım kalitesi birbirine bağlanır.

Çalışmanın genel bulgusu, iş doyumunun hem içsel hem dışsal faktörlere bağlı olduğudur:

Faktör TürüÇalışmadaki ÖrneklerYorum
İçsel / mesleki anlam faktörleriHasta bakımına bağlılık, topluma hizmet etme, meslekte gelişme isteği, iyi ekip ilişkileriHemşireler ve ebeler işlerini anlamlı bulabilir; bu, zorluklara rağmen meslekte kalmayı destekleyebilir.
Dışsal / yapısal faktörlerMaaş ve ek ödeme, emeklilik paketi, terfi, personel sayısı, eğitim izni, yönetim tarzıBu faktörler zayıf olduğunda mesleki anlam tek başına iş doyumunu korumaya yetmeyebilir.

Teknik olarak çalışmanın en önemli sonucu, CHAM tesislerinde iş doyumunun yalnızca bireysel motivasyonla değil, kurum ve sağlık sistemi düzeyindeki düzenlemelerle ilişkili olduğudur. Destekleyici yönetim, tanınma ve ekip dayanışması olumlu etki yaratırken; personel açığı, kariyer gelişimi engeli, terfi belirsizliği ve zayıf sosyal güvence iş doyumunu derinden zayıflatmaktadır.

Kaynak ve Yöntem Notu

Bu makale, Blessings Gondwe ve Dr. Tamara Phiri tarafından hazırlanan “Experiences and Perceptions of Nurses and Midwives Working in CHAM Facilities Towards Job Satisfaction: A Case Study of Selected CHAM Facilities in Northern Malawi” başlıklı çalışmaya dayanılarak hazırlanmıştır.

Kaynak metin bir preprint nitel araştırma / keşfedici vaka çalışmasıdır. Metinde açıkça “This preprint research paper has not been peer reviewed” ifadesi yer almaktadır. Bu nedenle çalışma hakem değerlendirmesinden geçmemiştir. Çalışma, Kuzey Malavi’deki üç seçili CHAM tesisinde çalışan 17 hemşire ve ebe-hemşireyle yapılan derinlemesine görüşmelere dayanmaktadır.

Bu çalışma klinik tedavi araştırması, hasta sonucu analizi, randomize müdahale denemesi veya nicel iş doyumu ölçeği çalışması değildir. Bulgular, katılımcıların iş doyumu, çalışma koşulları, liderlik, eğitim, terfi, personel yetersizliği ve emeklilik güvencesine ilişkin deneyim ve algılarını yansıtmaktadır.

Bu içerikte PDF’de olmayan etki iddiası, politika uygulamasının kesin başarı sağlayacağı iddiası, tüm CHAM tesislerine doğrudan genelleme veya hasta sonuçlarında ölçülmüş iyileşme iddiası eklenmemiştir. Katılımcıların önerdiği çözümler, çalışmada sahadan gelen öneriler olarak aktarılmıştır; bu önerilerin uygulanmış ve etkisi ölçülmüş müdahaleler olduğu söylenmemiştir.

Çalışmanın güçlü yönleri arasında üç farklı CHAM tesisinden veri toplanması, en az iki yıl deneyimi olan hemşire ve ebe-hemşirelerin dahil edilmesi, derinlemesine görüşme yöntemi, tematik analiz yaklaşımı ve katılımcıların doğrudan deneyimlerine yer verilmesi bulunmaktadır. Sınırlılıkları ise küçük örneklem, tek bölgesel bağlam, nitel öz-bildirim verisi, nicel ölçüm eksikliği, hasta bakım sonuçlarının değerlendirilmemesi ve hakem değerlendirmesinden geçmemiş preprint niteliğidir.

Sonuç olarak çalışma, Malavi’de CHAM sağlık tesislerinde hemşire ve ebe-hemşirelerin iş doyumunun destekleyici liderlik, tanınma ve mesleki anlamla güçlenebildiğini; fakat personel yetersizliği, ağır iş yükü, sınırlı eğitim fırsatları, terfi engelleri, düşük ek ödeme, zayıf emeklilik güvencesi ve bazı yönetim sorunları nedeniyle ciddi biçimde zayıfladığını göstermektedir. Sağlık çalışanlarını elde tutmak ve hasta bakım kalitesini korumak için insan kaynağı yönetimi, kariyer gelişimi, sosyal güvence ve liderlik uygulamalarının birlikte ele alınması gerekmektedir.


Paylaş:

Yorumlar incelendikten sonra yayımlanır.Gönderdiğiniz yorum onay sürecine alınır ve uygun bulunduğunda görünür hâle gelir.

Bir yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir

Your experience on this site will be improved by allowing cookies Cookie Policy