Akademik araştırmalar, anlaşılır dil

Verianla | Akademik Araştırmalardan Türkçe Ekonomi ve Bilim İçerikleri

27 Eylül 2026, Pazar
VERİANLABağımsız bilim yayıncılığı
Menüyü aç veya kapat
...
Home / Sosyal Bilimler / Kadın ve Toplumsal Cinsiyet Çalışmaları / Kadınlar Matematik ve Bilimi Daha Az Sevdikleri İçin mi Kendilerini Daha Sert Değerlendiriyor?
Kadın ve Toplumsal Cinsiyet Çalışmaları

Kadınlar Matematik ve Bilimi Daha Az Sevdikleri İçin mi Kendilerini Daha Sert Değerlendiriyor?

Matematik, bilim, mühendislik ve teknoloji gibi alanlarda kadınların kendi performanslarını erkeklerden daha düşük değerlendirmesi sıklıkla özgüven, kariyer tercihi ve iş başvurusu davranışlarıyla ilişkilendirilmektedir.

21/07/2026  Veri Anla 41 görüntüleme
Kadınlar Matematik ve Bilimi Daha Az Sevdikleri İçin mi Kendilerini Daha Sert Değerlendiriyor?

Matematik, bilim, mühendislik ve teknoloji gibi alanlarda kadınların kendi performanslarını erkeklerden daha düşük değerlendirmesi sıklıkla özgüven, kariyer tercihi ve iş başvurusu davranışlarıyla ilişkilendirilmektedir. Ancak bu farkın neden ortaya çıktığı konusunda önemli bir alternatif açıklama vardır: Kadınlar ve erkekler matematik ve bilim alanlarını aynı ölçüde sevmiyor veya tercih etmiyor olabilir. İnsanlar hoşlandıkları bir alanda kendi yeteneklerini daha olumlu değerlendirdiği için gözlenen özgüven farkı, alanın toplumsal cinsiyet stereotipinden değil, kişisel tercih farklılığından kaynaklanıyor olabilir.

Billur Aksoy, Ian Chadd ve Boon Han Koh bu olasılığı doğrudan sınamak amacıyla Christine Exley ve Judd Kessler’in 2022 tarihli çalışmasındaki deneysel düzenin yakın bir tekrarını gerçekleştirmiştir. Araştırmacılar temel tasarıma yeni bir aşama ekleyerek katılımcıların matematik ve bilim sorularıyla sözel sorular arasındaki gerçek tercihlerini ölçmüştür.

Katılımcılara daha sonra tamamlayacakları altı soruluk testte hangi tür sorulardan hoşlanacakları sorulmuştur. Verdikleri cevap, testteki matematik-bilim ve sözel soru sayısını gerçekten belirlemiş; ancak bu son testteki başarıları kazançlarını etkilememiştir. Böylece katılımcıların seçimleri, para kazanma stratejisinden çok hangi görev türünü yapmaktan hoşlandıklarını yansıtan sonuç doğurucu bir tercih ölçüsüne dönüştürülmüştür.

Ardından bütün katılımcılar on soruluk ve parasal olarak ödüllendirilen matematik-bilim testini tamamlamıştır. Katılımcılar önce gerçek puanlarını bilmeden, daha sonra puanları kendilerine gösterildikten sonra performanslarını değerlendirmiştir.

Çalışmanın ilk önemli sonucu, erkeklerin aynı test performansına sahip kadınlardan daha güçlü matematik ve bilim tercihi bildirmesidir. Ancak ikinci ve daha kritik sonuç, bu tercih farklılığının özgüven ve öz değerlendirme farkını açıklamamasıdır.

Gerçek test puanı aynı olan kadınlar:

  • Kaç soruyu doğru yaptıkları konusunda daha düşük tahminde bulunmuş,
  • Performanslarını daha sert değerlendirmiş,
  • Matematik ve bilim becerisi gerektiren bir işe başvurmaya daha az istekli olmuş,
  • Böyle bir işte başarılı olacaklarına daha az inanmıştır.

Araştırmacılar matematik-bilim tercihini üç farklı yöntemle kontrol etmiştir:

  1. Gerçek test bileşimini belirleyen teşvikli tercih ölçüsü
  2. Matematik-bilim ve sözel görevlerden alınan keyfe ilişkin anket ölçüsü
  3. Katılımcının STEM alanında eğitim görüp görmediği

Bu kontrollerin hiçbiri kadınlarla erkekler arasındaki özgüven ve öz değerlendirme farkını anlamlı biçimde azaltmamıştır.

Sonuç, alan tercihinin önemsiz olduğu anlamına gelmemektedir. Matematik ve bilimi daha fazla tercih eden katılımcılar genel olarak daha yüksek özgüven ve daha olumlu öz değerlendirmeler bildirmiştir. Ancak erkeklerle kadınlar arasındaki ortalama tercih farkı, aynı performanstaki kadınların neden kendilerini daha sert değerlendirdiğini açıklamamaktadır.

Yazarlar bu bulguların, matematik ve bilim görevlerinin taşıdığı toplumsal cinsiyet stereotipleri gibi alanın başka özelliklerinin daha önemli olabileceği yorumuyla uyumlu olduğunu belirtmektedir. Bununla birlikte çalışma stereotipleri doğrudan değiştirmemiş veya ölçmemiştir. Bu nedenle sonuç “farkın nedeni kesinlikle stereotiptir” biçiminde yorumlanmamalıdır.

Özgüven ve öz değerlendirme neden ekonomik açıdan önemlidir?

Bir kişinin kendi performansını nasıl değerlendirdiği yalnızca psikolojik bir duygu değildir. Bu değerlendirme kişinin:

  • Rekabetçi bir programa başvurup başvurmayacağını,
  • Bir iş ilanında kendisini yeterli görüp görmeyeceğini,
  • Terfi istemesini,
  • Maaş pazarlığı yapmasını,
  • STEM eğitimi veya kariyerini sürdürmesini,
  • Kendi becerilerini başkalarına nasıl sunacağını

etkileyebilir.

İki kişi aynı yetenek ve performansa sahip olsa bile biri kendisini daha yetersiz değerlendirirse aynı fırsatlara başvurma ihtimalleri farklı olabilir. Bu nedenle öz değerlendirmedeki sistematik toplumsal cinsiyet farkları, eğitim ve işgücü piyasasındaki daha geniş eşitsizliklere katkıda bulunabilir.

Özgüven ile öz değerlendirme aynı şey midir?

Çalışma özgüven ve öz değerlendirmeyi birbiriyle ilişkili fakat ayrı ölçüler olarak ele almaktadır.

Özgüven

Katılımcının on soruluk matematik ve bilim testinde kaç soruyu doğru yanıtladığına ilişkin sayısal inancıdır. Katılımcılar 0 ile 10 arasında bir tahminde bulunmuştur. Tahminin doğruluğuna bağlı ek ödeme yapılmıştır.

Bu ölçü somut bir performans inancıdır:

“On sorunun kaçını doğru yaptım?”

Öz değerlendirme

Katılımcının performansına yüklediği daha genel ve öznel anlamdır. Araştırmada dört farklı öz değerlendirme ölçüsü kullanılmıştır:

  • Performansın “berbat” ile “olağanüstü” arasında yedi basamaklı değerlendirilmesi
  • “Bu testte iyi performans gösterdim” ifadesine katılım
  • “Bu testte iyi performans göstermeyi gerektiren bir işe başvururdum” ifadesine katılım
  • “Bu testte iyi performans göstermeyi gerektiren bir işte başarılı olurdum” ifadesine katılım

Son üç ölçü 0 ile 100 arasında puanlanmıştır.

Alan tercihi neden alternatif bir açıklamadır?

İnsanlar ilgi duydukları veya hoşlandıkları görevlerde kendilerini daha olumlu değerlendirebilir. Bunun birkaç nedeni olabilir:

  • Tercih edilen alanda daha fazla geçmiş deneyim bulunabilir.
  • Kişi alanla daha güçlü bir kimlik bağı kurmuş olabilir.
  • Görevi yaparken daha rahat veya motive hissedebilir.
  • Alanı sevmesi, kendi becerisi hakkında daha olumlu inançlarla ilişkili olabilir.

Erkekler matematik ve bilim alanlarını kadınlardan daha çok tercih ediyorsa, bu tercih farkı kadınların öz değerlendirmesinin daha düşük görünmesine yol açabilir.

Bu durumda araştırmacıların yalnızca matematik testindeki performansı kontrol etmesi yeterli olmayabilir. Aynı puanı alan fakat alanı farklı ölçüde seven iki kişinin öz değerlendirmesi de farklı olabilir.

Tercihe göre alan seçimi gerçek hayatta neden önemlidir?

Laboratuvar deneylerinde katılımcılar çoğunlukla kendilerine verilen görevi seçemez. Gerçek yaşamda ise insanlar eğitim alanı, meslek ve iş başvurularında belirli ölçüde kendi tercihlerine göre ayrışır.

Alan tercihi toplumsal cinsiyet farkını açıklayabiliyorsa, rastgele matematik-bilim görevi verilen deneyler gerçek işgücü piyasasındaki farkı olduğundan büyük gösterebilir. Çünkü gerçek hayatta bu alanı daha çok seven kişiler STEM görevlerine kendileri yönelebilir.

Buna karşılık fark tercih kontrol edildiğinde de sürüyorsa, STEM alanını seçmiş veya seven kadınlarla erkekler arasında bile öz değerlendirme farkı bulunabilir. Bu durumda yalnızca alan tercihini artırmaya yönelik politikalar farkı tamamen ortadan kaldırmayabilir.

Çalışma neden Exley ve Kessler’in araştırmasını tekrar ediyor?

Exley ve Kessler’in 2022 tarihli çalışması, kadınların erkeklerden daha düşük özgüven ve öz tanıtım sergilediğini; bu farkın özellikle erkeklerle ilişkilendirilen matematik ve bilim görevlerinde ortaya çıktığını göstermiştir.

Aynı çalışmada belirgin bir toplumsal cinsiyet stereotipi taşımayan sözel görevlerde benzer ölçekte fark görülmemiştir.

Aksoy, Chadd ve Koh bu temel sonucu yeniden sınamış, fakat deney tasarımına alan tercihini ölçen yeni aşamalar eklemiştir. Bu nedenle çalışma tam bir tekrar değil, “yakın tekrar” olarak tanımlanmaktadır.

Katılımcılar nasıl seçildi?

Araştırmacılar Haziran 2024’te Prolific platformu üzerinden ABD’de yaşayan 600 katılımcı toplamıştır. Örneklem biyolojik cinsiyet açısından dengeli olacak biçimde oluşturulmuştur.

Ana analizde:

  • 288 erkek,
  • 295 kadın

olmak üzere toplam 583 katılımcı bulunmaktadır.

Yedi katılımcı yalnızca “transgender, non-binary veya başka bir toplumsal cinsiyet” seçeneğini işaretlediği ve bu grubun örneklemi istatistiksel karşılaştırma için çok küçük olduğu için kadın-erkek analizlerine dâhil edilmemiştir.

Önceden belirlenmiş dışlama ölçütü uyarınca iki veya daha fazla dikkat kontrolünde başarısız olan on katılımcı da ana analizden çıkarılmıştır. Ek analizlerde bu on kişi yeniden dâhil edildiğinde sonuçların değişmediği gösterilmiştir.

Ödeme ve deney süresi

Deneyin ortanca tamamlanma süresi yaklaşık 11 dakikadır. Katılımcılara 2,50 dolar sabit ödeme yapılmış; deneyin rastgele seçilen bir bölümündeki karar veya başarılarına göre ek bonus kazanma fırsatı verilmiştir.

Yazarlar ortalama saatlik etkin ödemenin 13,30 dolar olduğunu bildirmektedir.

Deneyin beş bölümlü yapısı

Deney beş bölüm ve deney sonu anketinden oluşmaktadır.

Bölüm 1: Matematik-bilim ile sözel alan arasında tercih

Katılımcılara deneyin ilerleyen bölümünde altı soruluk bir test tamamlayacakları açıklanmıştır. Testin matematik-bilim ve sözel sorulardan oluşacağı belirtilmiştir.

Katılımcılar yedi seçenekli bir ölçekte hangi tür soruları cevaplamaktan daha çok hoşlanacaklarını belirtmiştir:

KodTercih
+3Yalnızca matematik ve bilim
+2Belirgin biçimde daha fazla matematik ve bilim
+1Biraz daha fazla matematik ve bilim
0İki tür eşit
−1Biraz daha fazla sözel
−2Belirgin biçimde daha fazla sözel
−3Yalnızca sözel

Bu seçim daha sonra katılımcının göreceği testin gerçek bileşimini belirlemiştir. Böylece tercih sorusu yalnızca varsayımsal bir anket maddesi değildir.

Tercih ölçüsü neden “teşvikli” olarak adlandırılıyor?

Katılımcının son testteki performansı için ek ödeme yapılmamıştır. Bu nedenle daha kolay olduğunu düşündüğü alanı seçerek para kazanma motivasyonu bulunmamaktadır.

Buna karşılık verdiği cevap, daha sonra gerçekten göreceği soruların türünü belirlemiştir. Katılımcı hoşlanmadığı soruları seçerse bu seçimin sonucunu deneyimleyecektir.

Buradaki teşvik para ödülü değil, seçimin gerçek ve sonuç doğurucu olmasıdır. Araştırmacılar böylece “hangi alanı sevdiğini söylüyor?” sorusundan daha güçlü bir davranışsal tercih ölçüsü elde etmeye çalışmıştır.

23. sayfadaki tercih ekranı ne gösteriyor?

Ek bölümün 23. sayfasında katılımcılara gösterilen gerçek tercih ekranı bulunmaktadır. Matematik ve bilim solda, sözel alan sağda yer almakta; aralarında yedi radyo düğmesi bulunmaktadır.

Aynı sayfanın alt bölümünde bütün katılımcıların tercihleri ne olursa olsun on matematik ve bilim sorusu cevaplayacağı açıklanmaktadır.

Bu ayrım önemlidir:

  • Birinci tercihin sonucu, deneyin sonundaki altı soruluk testi belirlemektedir.
  • Özgüven ve öz değerlendirme ölçümleri ise herkesin tamamladığı aynı matematik-bilim testine dayanmaktadır.

Bölüm 2: Teşvikli matematik ve bilim testi

Bütün katılımcılar on soruluk matematik ve bilim testini tamamlamıştır. Sorular ABD Silahlı Kuvvetler Mesleki Yetenek Bataryası’ndaki şu kategorilerden seçilmiştir:

  • Genel bilim
  • Aritmetik akıl yürütme
  • Matematik bilgisi
  • Mekanik kavrayış
  • Nesneleri birleştirme

Her soru için en fazla 30 saniye verilmiştir. Deneyin bu bölümü ödeme için seçilirse her doğru cevap 15 sent kazandırmıştır.

24. ve 30. sayfalardaki örnek sorular

24. sayfada, içinde sakız, şekerleme ve çikolata bulunan torbadan belirli bir şekerleme türünün çekilme olasılığını soran aritmetik akıl yürütme sorusu gösterilmektedir.

30. sayfada ise havayla dolu bir plaj topunu su altında tutmanın neden zor olduğu sorulan mekanik kavrayış sorusu bulunmaktadır.

Bu ekranlar, kullanılan matematik-bilim alanının yalnızca soyut cebirden oluşmadığını; sayısal akıl yürütme, temel bilim ve mekanik anlayış gibi farklı görevleri içerdiğini göstermektedir.

Bölüm 3: Puan bilinmeden yapılan değerlendirme

Katılımcılar testten hemen sonra, doğru cevap sayılarını öğrenmeden önce performanslarını değerlendirmiştir.

İlk olarak kaç soruyu doğru cevapladıklarını tahmin etmişlerdir. Bu özgüven ölçüsü, tahmin doğruluğuna göre ödeme sağlayan puanlama kuralıyla teşvik edilmiştir.

Daha sonra:

  • Performanslarını “berbat” ile “olağanüstü” arasında değerlendirmiş,
  • Testte iyi performans gösterdiklerini,
  • Benzer beceri gerektiren işe başvuracaklarını,
  • Böyle bir işte başarılı olacaklarını

ne ölçüde düşündüklerini belirtmiştir.

25. ve 26. sayfalardaki değerlendirme ekranları

25. sayfada katılımcının tahmin ettiği doğru cevap sayısını yazdığı kutu ve yedi basamaklı performans değerlendirme ölçeği görülmektedir.

26. sayfada ise 0’dan 100’e uzanan üç ayrı kaydırma ölçeği bulunmaktadır:

  • “Testte iyi performans gösterdim.”
  • “Bu performansı gerektiren işe başvururdum.”
  • “Bu performansı gerektiren işte başarılı olurdum.”

Bu ölçüler, araştırmanın yalnızca kişinin test puanına ilişkin inancını değil, o puanı gelecekteki kariyer yeterliliğine nasıl çevirdiğini de incelediğini göstermektedir.

Bölüm 4: Gerçek puan öğrenildikten sonra yapılan değerlendirme

Katılımcılara on sorudan kaçını doğru yanıtladıkları açıkça bildirilmiştir. Bilgiyi gördüklerini doğrulamak için puanlarını yeniden yazmaları istenmiştir.

Daha sonra aynı dört öz değerlendirme sorusu tekrar sorulmuştur.

Bu aşama önemli bir ayrımı mümkün kılmaktadır:

  • Bilgisiz değerlendirme, kişinin kendi performans inancını ve belirsizliğini içerir.
  • Bilgili değerlendirme, gerçek puan açıklandığı hâlde kişinin bu performansa yüklediği öznel anlamı gösterir.

Kadınlarla erkekler arasındaki fark puan açıklandıktan sonra da sürüyorsa sorun yalnızca “kadınlar kaç doğru yaptıklarını yanlış tahmin ediyor” açıklamasıyla sınırlandırılamaz.

Gerçek puanın gösterilmesi farkı tamamen kapattı mı?

Hayır. Gerçek performans gösterildikten sonra bazı farkların büyüklüğü azalmıştır; ancak kadınlar aynı puana sahip erkeklerden performanslarını daha düşük değerlendirmeye devam etmiştir.

Özellikle:

  • İş başvurusuna isteklilik,
  • İşte başarılı olacağına inanma

ölçülerindeki farklar gerçek puan bilgisi verildikten sonra da belirgin biçimde sürmüştür.

Bu sonuç, öz değerlendirme farkının yalnızca performans hakkındaki eksik bilgiden kaynaklanmadığını düşündürmektedir.

Bölüm 5: Tercihe göre oluşturulan test

Katılımcılar altı soruluk son testi tamamlamıştır. Matematik-bilim ve sözel soru sayısı, deneyin başındaki tercihlerine göre belirlenmiştir.

Örneğin daha fazla sözel soru tercih eden bir katılımcı iki matematik-bilim ve dört sözel sorudan oluşan test görebilmiştir.

Bu testte başarı ek kazancı etkilememiştir. Bölümün temel işlevi, başlangıçtaki alan tercihini gerçek bir seçime dönüştürmektir. Son testin performansı ana analizlerde kullanılmamıştır.

31. sayfadaki sözel soru örneği

31. sayfada kısa bir paragrafı okuyup metnin desteklediği sonucu seçmeyi gerektiren sözel kavrayış sorusu gösterilmektedir.

Böylece katılımcının başlangıçta yaptığı tercih, birbirinden gerçekten farklı bilişsel görev alanları arasında seçim anlamına gelmektedir.

Deney sonu anketindeki alternatif tercih ölçüleri

Araştırmacılar ana davranışsal tercih ölçüsünün yanında iki ek gösterge kullanmıştır.

Matematik-bilim ve sözel görevlerden alınan keyif

Katılımcılardan şu ifadelere 1 ile 7 arasında katılmaları istenmiştir:

  • “Genel olarak matematik ve bilim becerilerimi kullanan faaliyetlerden hoşlanırım.”
  • “Genel olarak sözel becerilerimi kullanan faaliyetlerden hoşlanırım.”

İki cevabın farkı, matematik ve bilime yönelik göreli anket tercihini oluşturmuştur.

STEM eğitim durumu

Katılımcılara en yüksek derecelerinin veya mevcut eğitim alanlarının STEM kapsamında olup olmadığı sorulmuştur.

STEM:

  • Bilim,
  • Teknoloji,
  • Mühendislik,
  • Matematik

alanlarını içermektedir.

Bu değişken, kişinin daha uzun dönemli eğitim ve alan seçimini temsil eden üçüncü tercih göstergesi olarak kullanılmıştır.

Birinci ana sonuç: Erkekler matematik ve bilimi daha çok tercih etti

Çalışmanın 5. sayfasındaki Şekil 1, erkek ve kadın katılımcıların tercih dağılımlarını göstermektedir.

Kadınlar sözel seçeneklerde daha yüksek oranlarda görünürken erkekler:

  • Biraz daha fazla matematik-bilim,
  • Belirgin biçimde daha fazla matematik-bilim,
  • Yalnızca matematik-bilim

seçeneklerinde daha yüksek oranlara sahiptir.

Dağılımlar arasındaki fark Wilcoxon sıra toplamı testinde istatistiksel olarak anlamlıdır:

\[ p<0{,}001 \]

Performans kontrol edildiğinde tercih farkı sürdü mü?

Evet. Tablo A.1’de kadın göstergesinin matematik-bilim tercihi üzerindeki katsayısı:

\[ -0{,}527 \]

olarak bulunmuştur.

Katılımcıların gerçek matematik-bilim puanları sabit tutulduğunda katsayı:

\[ -0{,}347 \]

olmuştur.

Yaş, eğitim düzeyi ve beyaz olup olmama gibi demografik değişkenler de eklendiğinde sonuç hemen hemen aynı kalmıştır:

\[ -0{,}345 \]

Son iki tahmin yüzde 5 düzeyinde istatistiksel olarak anlamlıdır.

Bu sonuç, erkeklerin daha yüksek matematik ve bilim tercihini yalnızca daha yüksek test performansıyla açıklamanın mümkün olmadığını göstermektedir.

Bu tercih farkı doğuştan gelen bir fark anlamına gelir mi?

Hayır. Yazarlar alan tercihlerinin doğuştan, doğal veya dışsal olduğunu ileri sürmemektedir.

Tercihler şu süreçlerden etkilenebilir:

  • Çocukluk ve eğitim deneyimleri
  • Toplumsal cinsiyet stereotipleri
  • Öğretmen ve aile beklentileri
  • Rol modeller
  • Beklenen ayrımcılık
  • Geçmiş başarı veya başarısızlık deneyimleri
  • İçsel motivasyon
  • İş ve eğitim alanlarının toplumsal yapısı

Çalışma tercih farkını belgelemekte, fakat bu tercihin nasıl oluştuğunu deneysel olarak açıklamamaktadır.

İkinci ana sonuç: Kadınlar aynı performansta kendilerini daha düşük değerlendirdi

Araştırmacılar her sonuç değişkeni için ayrı OLS regresyonları kullanmıştır. Bütün modellerde bireysel test puanı sabit etkileri bulunmaktadır.

Bu yöntem kadınlarla erkeklerin ortalama puanlarını basit biçimde karşılaştırmak yerine aynı doğru cevap sayısına sahip katılımcıları karşılaştırmaktadır.

Sonuçlar standartlaştırılmıştır. Bu nedenle kadın değişkeninin katsayısı, kadınların aynı performanstaki erkeklerden kaç standart sapma daha düşük değerlendirme bildirdiğini göstermektedir.

Puan bilinmeden önceki farklar

Alan tercihi kontrol edilmediğinde kadınların erkeklere göre farkları şöyledir:

Sonuç ölçüsüKadın katsayısı
Kaç doğru yapıldığına ilişkin özgüven−0,308 standart sapma
Yedi basamaklı performans değerlendirmesi−0,305 standart sapma
Sürekli performans öz değerlendirmesi−0,267 standart sapma
İşe başvurma isteği−0,388 standart sapma
İşte başarılı olacağına inanma−0,395 standart sapma

Bu katsayıların tamamı yüzde 1 düzeyinde istatistiksel olarak anlamlıdır.

Farkların en büyük olduğu alanlar, yalnızca mevcut testin değerlendirilmesi değil, performansın iş başvurusu ve gelecekteki başarı beklentisine çevrilmesidir.

Puan gösterildikten sonraki farklar

Gerçek puan bilgisi verildikten sonra kadınların erkeklere göre standartlaştırılmış farkları yaklaşık olarak:

Bilgili değerlendirme ölçüsüKadın katsayısı
Yedi basamaklı performans değerlendirmesi−0,150
Sürekli performans öz değerlendirmesi−0,128
İşe başvurma isteği−0,368
İşte başarılı olacağına inanma−0,363

Performansa ilişkin doğrudan değerlendirme farkı puan gösterildiğinde küçülmekte, ancak iş başvurusu ve mesleki başarı beklentisi farkları güçlü biçimde sürmektedir.

Üçüncü ana sonuç: Alan tercihi farkı açıklamadı

Araştırmacılar regresyonlara sırasıyla üç tercih göstergesi eklemiştir:

  1. Teşvikli matematik-bilim/sözel tercih ölçüsü
  2. Deney sonu anketindeki matematik-bilim/sözel keyif farkı
  3. STEM eğitimi göstergesi

Çalışmanın 6. sayfasındaki Şekil 2’de her sonuç için dört ayrı kadın katsayısı gösterilmektedir:

  • Tercih kontrolü yok
  • Teşvikli tercih kontrolü var
  • Anket tercihi kontrolü var
  • STEM kontrolü var

Dört nokta ve güven aralığı neredeyse aynı bölgede bulunmaktadır. Tercih değişkenleri eklendiğinde kadın katsayıları sıfıra yaklaşmamakta ve çoğu ölçüde istatistiksel anlamlılığını korumaktadır.

Örnek: Özgüven farkı

Puan bilinmeden ölçülen özgüven için kadın katsayısı:

  • Tercih kontrolü olmadan: −0,308
  • Teşvikli tercih kontrolüyle: −0,301
  • Anket tercihi kontrolüyle: −0,272
  • STEM kontrolüyle: −0,282

olmuştur.

Tercih göstergeleri katsayının büyüklüğünü bir miktar değiştirse de özgüven farkını ortadan kaldırmamıştır.

Örnek: İşe başvurma isteği

Puan bilinmeden önce işe başvurma isteğindeki kadın katsayısı:

  • Tercih kontrolü olmadan: −0,388
  • Teşvikli tercih kontrolüyle: −0,361
  • Anket tercihi kontrolüyle: −0,326
  • STEM kontrolüyle: −0,367

olarak raporlanmıştır.

Alan tercihinin farklı tanımları kullanıldığında da aynı performanstaki kadınlar ilgili işe başvurmaya daha az istekli görünmektedir.

Alan tercihi öz değerlendirmeyle hiç ilişkili değil miydi?

Alan tercihi bireysel düzeyde öz değerlendirmeyle ilişkilidir. Tablo A.3’te matematik ve bilimi daha fazla tercih eden katılımcıların genellikle:

  • Daha yüksek özgüven,
  • Daha olumlu performans değerlendirmesi,
  • Daha yüksek işe başvurma isteği,
  • Daha yüksek başarı beklentisi

bildirdiği görülmektedir.

Tercih katsayıları 27 karşılaştırmanın 24’ünde pozitif ve istatistiksel olarak anlamlıdır.

Dolayısıyla doğru yorum şudur:

Matematik ve bilim tercihi kişilerin öz değerlendirmesiyle ilişkilidir; ancak kadınlarla erkekler arasındaki öz değerlendirme farkını açıklayacak büyüklükte veya yapıda değildir.

Neden tercih kontrolü farkı kapatmadı?

Bu sonuç birkaç farklı olasılıkla uyumludur:

  • Görevin erkeklerle ilişkilendirilen stereotipi, kadınların aynı performansa farklı anlam yüklemesine yol açabilir.
  • Katılımcıların geçmiş geribildirim ve eğitim deneyimleri öz değerlendirmelerini etkileyebilir.
  • Kadınlar iş başvurusu ve mesleki başarı konusunda farklı sosyal maliyet veya ayrımcılık beklentileri taşıyabilir.
  • Matematik-bilim alanındaki başarı standardı kadınlar ve erkekler tarafından farklı uygulanabilir.
  • Alanı sevmek ile o alanda kendisini toplumsal olarak ait hissetmek aynı şey olmayabilir.

Çalışma bu olasılıkları birbirinden ayrıştırmamaktadır. Sonuç yalnızca alan tercihinin tek başına yeterli açıklama olmadığını göstermektedir.

Görev stereotipi ne anlama geliyor?

Görev stereotipi, belirli bir görevin veya alanın toplumda belirli bir grupla daha güçlü ilişkilendirilmesidir.

Matematik, mühendislik ve mekanik gibi görevler birçok toplumda erkeklerle; sözel iletişim veya bakım görevleri ise kadınlarla daha fazla ilişkilendirilebilir.

Bir kişi stereotiple uyumsuz grupta olduğunu düşündüğünde:

  • Aynı hatayı daha ağır yorumlayabilir.
  • Başarısını istikrarlı yeteneğe değil şansa bağlayabilir.
  • Yüksek puanı bile yeterlilik kanıtı olarak görmeyebilir.
  • Alana başvuru yaparken daha yüksek yeterlilik eşiği kullanabilir.

Yazarlar sonuçlarının bu yorumla uyumlu olduğunu belirtmektedir. Fakat deneyde görev stereotipi rastgele değiştirilmediği için doğrudan nedensel kanıt sunulmamaktadır.

Demografik kontroller sonucu değiştirdi mi?

Ek Şekil A.1’de yaş, eğitim düzeyi ve beyaz olup olmama değişkenleri regresyonlara eklendiğinde kadın katsayılarının temel sonuçlarla çok benzer kaldığı görülmektedir.

Bu nedenle bulgular yalnızca kadın ve erkek örneklemlerinin bu demografik özellikler bakımından farklı olmasına bağlanamamaktadır.

Dikkat kontrollerinde başarısız katılımcılar eklendiğinde ne oldu?

Ana analiz iki veya daha fazla dikkat kontrolünde başarısız olan on kişiyi dışlamıştır.

Ek Şekil A.2’de bu kişiler yeniden dâhil edilerek örneklem 593’e çıkarılmıştır. Kadın katsayıları ve tercih kontrollerinin etkisizliği büyük ölçüde değişmemiştir.

Bu sonuç ana bulgunun dikkat kontrolü dışlama kararına duyarlı olmadığını göstermektedir.

Yaşa göre farklılık var mı?

Ek Şekil B.1, örneklemi ortanca yaşın üstündeki ve altındaki katılımcılara ayırmaktadır.

Genel olarak yaş grupları arasında güçlü ve tutarlı bir farklılık bulunmamıştır. Bazı bilgili öz değerlendirme ölçülerinde genç gruptaki kadın-erkek farkı daha küçük görünse de etkileşim katsayıları çoğunlukla yalnızca sınırda anlamlıdır.

Yazarların raporladığı etkileşim p değerleri yaklaşık 0,048 ile 0,114 arasında değişmektedir.

Bu nedenle çalışma “öz değerlendirme farkı yalnızca belirli yaş grubunda vardır” sonucuna ulaşmamaktadır.

Cinsel yönelime göre farklılık var mı?

Ek Şekil B.2’de heteroseksüel katılımcılar ile cinsel azınlık grubundaki katılımcılar karşılaştırılmıştır.

Kadın-erkek öz değerlendirme farkının cinsel yönelime göre anlamlı biçimde değiştiğine ilişkin güçlü kanıt bulunmamıştır.

Bununla birlikte cinsel azınlık grubunun örneklemi daha küçük olduğu için güven aralıkları daha geniştir.

STEM eğitimi farkı azaltıyor mu?

Ek Şekil B.3, STEM derecesi olan ve olmayan katılımcıları ayrı ayrı göstermektedir.

STEM derecesine sahip katılımcılarda gerçek puan açıklandıktan sonraki bazı doğrudan performans değerlendirme farkları sıfıra yaklaşmaktadır.

Ancak kadın × STEM etkileşimleri:

  • İstatistiksel olarak kesin değildir veya
  • Yalnızca sınırda anlamlıdır.

İlgili p değerleri yaklaşık 0,068 ile 0,104 arasındadır.

Bu nedenle STEM eğitiminin farkı kesin olarak ortadan kaldırdığı söylenemez. Bulgular gelecekte daha büyük örneklemli araştırmalarla incelenmesi gereken bir olasılık sunmaktadır.

Çalışma kadınların matematikte daha düşük performans gösterdiğini mi söylüyor?

Çalışmanın temel analizi kadınlarla erkeklerin ortalama puan farkına dayanmamaktadır. Regresyonlarda bireysel test puanı sabit etkileri kullanılmaktadır.

Başka bir ifadeyle araştırmanın temel sorusu şudur:

On soruluk testte aynı sayıda doğru yapan bir kadın ile bir erkek kendilerini aynı biçimde mi değerlendiriyor?

Cevap genel olarak hayırdır. Aynı puana sahip kadınlar ortalamada daha düşük özgüven ve daha sert öz değerlendirme bildirmiştir.

Çalışma kadınların “özgüvensiz” olduğunu mu söylüyor?

Hayır. Araştırma grup ortalamalarını karşılaştırmaktadır. Kadınların ve erkeklerin dağılımları büyük ölçüde örtüşmektedir.

Örneklemde:

  • Birçok kadın yüksek özgüven bildirmiştir.
  • Birçok erkek düşük özgüven bildirmiştir.
  • Sonuçlar bireysel kişilik tanısı değildir.

“Kadınlar özgüvensizdir” biçimindeki genelleme, çalışmanın istatistiksel sonucundan daha geniş ve desteklenmeyen bir iddiadır.

Alan tercihi ve mesleki ayrışma

Alan tercihi öz değerlendirme farkını açıklamamış olsa da araştırmacılar tercih farkının başka ekonomik sonuçlar açısından önemli olabileceğini vurgulamaktadır.

Erkekler aynı beceri düzeyinde matematik ve bilimi daha fazla tercih ediyorsa bu fark:

  • Eğitim alanı seçimini,
  • STEM programlarına başvuruyu,
  • Mesleki ayrışmayı,
  • İşverenlerin karşılaştığı aday havuzunu

etkileyebilir.

Dolayısıyla iki ayrı politika sorusu bulunmaktadır:

  1. Kadınlarla erkeklerin alan tercihleri neden farklılaşıyor?
  2. Aynı alan tercihi ve aynı performansta öz değerlendirme farkı neden sürüyor?

Çalışmanın temel katkısı bu iki sorunun birbirine indirgenemeyeceğini göstermesidir.

Politika tasarımı açısından iki olası senaryo

Tercih farkı öz değerlendirme farkını açıklasaydı

Politikalar öncelikle:

  • Matematik ve bilime ilgiyi erken yaşta geliştirmeye,
  • Alan tercihinin nasıl oluştuğunu anlamaya,
  • STEM deneyimlerini daha kapsayıcı hâle getirmeye

odaklanabilirdi.

Tercih kontrol edildiğinde fark sürüyorsa

Bu çalışmada görüldüğü gibi fark devam ettiğinde ek politikalar gerekebilir:

  • Nesnel performans geribildiriminin daha açık verilmesi
  • Başvuru ve terfi eşiklerinin şeffaflaştırılması
  • Görev stereotiplerinin azaltılması
  • Öz değerlendirme kalibrasyonu
  • Rol modeller ve aidiyet müdahaleleri
  • Kadınların başvuru için erkeklerden daha yüksek yeterlilik eşiği kullanıp kullanmadığının izlenmesi

Çalışma bu müdahaleleri doğrudan test etmemiştir. Bunlar bulguların işaret ettiği araştırma ve politika alanlarıdır.

Öz değerlendirme ile gerçek performans arasındaki kalibrasyon

İdeal bir öz değerlendirme, kişinin performansındaki gerçek değişikliklere duyarlı olmalıdır. Ancak iki farklı kalibrasyon sorunu ortaya çıkabilir:

  • Aşırı değerlendirme: Kişinin becerisini gerçek düzeyin üzerinde görmesi
  • Eksik değerlendirme: Kişinin becerisini gerçek düzeyin altında görmesi

Eksik değerlendirme düşük riskli görünebilir; fakat kişi yeterli olduğu fırsatlara başvurmadığında ekonomik maliyet oluşturabilir.

Aşırı değerlendirme ise aşırı risk alma veya uygun olmayan görevlere girme maliyeti yaratabilir.

Çalışma kadınların bütün durumlarda eksik, erkeklerin bütün durumlarda aşırı değerlendirme yaptığını göstermemektedir. Bulgular, matematik-bilim görevindeki aynı performans düzeylerinde kadınların ortalamada daha olumsuz değerlendirme verdiğini göstermektedir.

İşe başvurma isteği neden ayrı bir sonuçtur?

Bir kişi performansını düşük değerlendirse bile bir işe başvurabilir veya performansını iyi görmesine rağmen başvurmamayı seçebilir. İş başvurusu:

  • Risk algısı,
  • Başarısızlık maliyeti,
  • İş ortamına aidiyet,
  • Beklenen ayrımcılık,
  • Kariyer tercihi

gibi ek faktörler içerir.

Çalışmada işe başvurma isteğindeki kadın-erkek farkının doğrudan performans değerlendirme farkından daha büyük olması, aynı puanın kariyer davranışına çevrilmesinde ek bir ayrışma olabileceğini düşündürmektedir.

Bilgi verilmesi neden işe başvuru farkını kapatmadı?

Katılımcı gerçek puanını öğrendiğinde kaç soruyu doğru yaptığına ilişkin belirsizlik ortadan kalkmaktadır. Ancak şu sorular açık kalabilir:

  • Bu puan bir iş için yeterli mi?
  • Benzer puandaki diğer insanlar başvurur mu?
  • Bu alanda başarılı olmam beklenir mi?
  • İşveren beni aynı performanstaki başka adaylarla aynı mı değerlendirir?

Dolayısıyla puanın bilinmesi nesnel bilgi eksikliğini azaltır; fakat yeterlilik eşiği ve toplumsal değerlendirme hakkındaki inançları ortadan kaldırmaz.

Çalışmanın ne söylediği

  • Erkek katılımcılar matematik ve bilim sorularını kadın katılımcılardan daha fazla tercih etmiştir.
  • Bu tercih farkı gerçek matematik-bilim performansı kontrol edildiğinde de sürmüştür.
  • Aynı puana sahip kadınlar erkeklerden daha düşük özgüven bildirmiştir.
  • Kadınlar performanslarını daha sert değerlendirmiştir.
  • Kadınlar ilgili bir işe başvurmaya ve o işte başarılı olacaklarına inanmaya daha düşük düzeyde katılmıştır.
  • Gerçek puanın gösterilmesi bazı farkları azaltmış, ancak tamamen ortadan kaldırmamıştır.
  • Teşvikli alan tercihi kontrolü toplumsal cinsiyet farkını açıklamamıştır.
  • Anketle ölçülen alan tercihi de farkı açıklamamıştır.
  • STEM eğitimi göstergesi eklendiğinde temel sonuçlar korunmuştur.
  • Alan tercihi bireysel öz değerlendirmeyle ilişkili olsa da grup farkının temel açıklaması değildir.

Çalışmanın ne söylemediği

  • Bütün kadınların matematik ve bilimi sevmediğini söylememektedir.
  • Bütün erkeklerin matematik ve bilimi tercih ettiğini ileri sürmemektedir.
  • Kadınların matematikte erkeklerden daha düşük yeteneğe sahip olduğunu göstermemektedir.
  • Alan tercihlerinin biyolojik veya doğuştan olduğunu söylememektedir.
  • Öz değerlendirme farkının kesin olarak stereotiplerden kaynaklandığını kanıtlamamaktadır.
  • Tek bir kısa testin bütün STEM yeterliliğini ölçtüğünü ileri sürmemektedir.
  • Kadınların bütün görev alanlarında kendilerini daha düşük değerlendirdiğini söylememektedir.
  • Alan tercihinin eğitim ve meslek seçimi için önemsiz olduğunu göstermemektedir.
  • STEM eğitiminin öz değerlendirme farkını kesin olarak ortadan kaldırdığını kanıtlamamaktadır.
  • Belirli bir politika müdahalesinin farkı azaltacağını deneysel olarak göstermemektedir.

Geçmiş açısından önemi

Toplumsal cinsiyet ve ekonomik davranış literatürü uzun süredir rekabet tercihi, özgüven, ücret pazarlığı ve öz tanıtım farklarını incelemektedir. Önceki araştırmalar, farkların görevin taşıdığı toplumsal cinsiyet stereotipine göre değişebildiğini göstermiştir.

Bu çalışma önceki bulguyu tekrar ederken önemli bir itirazı sınamaktadır: Fark gerçekten matematik ve bilim alanından mı, yoksa bu alanı tercih eden kadınlarla erkeklerin farklı kişiler olmasından mı doğmaktadır?

Bugün açısından önemi

Günümüzde STEM alanlarına katılımı artırmak amacıyla öğrencilerin matematik ve bilime ilgisini geliştiren çok sayıda program yürütülmektedir. Bu programlar alan tercihindeki farkı azaltabilir.

Ancak araştırmanın sonucu, ilgiyi artırmanın tek başına yeterli olmayabileceğini göstermektedir. Kadınlarla erkekler aynı alanı sevip aynı puanı aldığında bile öz değerlendirme ve başvuru davranışı farklılaşabilir.

Bu nedenle eğitim kurumları ve işverenler yalnızca “STEM’i sevdirmek” değil, nesnel performansın nasıl yorumlandığını ve fırsat eşiklerinin nasıl algılandığını da incelemelidir.

Gelecek açısından önemi

Yazarlar ve bulguların ortaya çıkardığı araştırma gündemi şu sorulara yönelmektedir:

  • Matematik ve bilim alanı tercihleri çocukluk ve eğitim sürecinde nasıl oluşmaktadır?
  • Görev stereotipi değiştirilirse öz değerlendirme farkı azalır mı?
  • Aynı matematik soruları farklı alan etiketiyle sunulduğunda sonuç değişir mi?
  • Nesnel performans dağılımı veya başvuru eşiği açıkça gösterilirse kadınlarla erkekler benzer karar verir mi?
  • Tekrarlanan başarı geribildirimi kalibrasyon farkını azaltır mı?
  • Gerçek öğrenci, çalışan ve iş başvurusu ortamlarında sonuçlar tekrar edilir mi?
  • Alan tercihi uzun dönemde mesleki ayrışmayı ne ölçüde açıklar?
  • Öz değerlendirme farkı maaş, terfi ve kariyer ilerlemesine nasıl dönüşür?

Çalışmanın Yöntemi ve Bulguları

Araştırma tasarımı

Çalışma, Exley ve Kessler’in 2022 tarihli “Private Study” deneyinin yakın bir tekrarıdır. Temel tasarıma alan tercihini ölçen bir başlangıç aşaması ve tercihe bağlı son test eklenmiştir.

Araştırmanın temel bağımsız değişkeni, katılımcının kadın veya erkek grubunda bulunmasıdır. Temel sonuç değişkenleri:

  • Özgüven
  • Yedi basamaklı performans öz değerlendirmesi
  • Sürekli performans öz değerlendirmesi
  • İşe başvurma isteği
  • İşte başarılı olacağına inanma

olarak belirlenmiştir.

Ön kayıt

Çalışma AsPredicted.org üzerinde 179043 numarasıyla önceden kaydedilmiştir.

Ön kayıt, araştırmacıların veri sonuçlarını görmeden önce:

  • Temel hipotezleri,
  • Örneklem planını,
  • Dışlama ölçütlerini,
  • Ana analizleri

belirlemesine yardımcı olur.

Bu uygulama sonuca göre analiz seçme riskini azaltır; ancak araştırmanın bütün yöntemsel sınırlılıklarını ortadan kaldırmaz.

Örneklem akışı

AşamaKatılımcı sayısı
İlk toplanan örneklem600
Kadın-erkek karşılaştırmasına dâhil edilmeyen diğer toplumsal cinsiyet grubu7
İki veya daha fazla dikkat kontrolünde başarısız olduğu için çıkarılanlar10
Ana analiz örneklemi583
Erkek288
Kadın295

Regresyon yöntemi

Araştırmacılar her sonuç için ayrı sıradan en küçük kareler regresyonu kullanmıştır.

Basitleştirilmiş model şu biçimde düşünülebilir:

\[ Y_i=\alpha+\beta Kadın_i+\text{Puan Sabit Etkileri}+\gamma Tercih_i+\varepsilon_i \]

Burada:

  • \(Y_i\), özgüven veya öz değerlendirme sonucudur.
  • \(Kadın_i\), katılımcının kadın grubunda olduğunu gösterir.
  • Puan sabit etkileri, on soruluk testteki her doğru cevap sayısını ayrı biçimde kontrol eder.
  • \(Tercih_i\), kullanılan matematik-bilim alan tercihi göstergesidir.
  • \(\beta\), aynı puan ve tercih düzeyindeki kadınlarla erkekler arasındaki ortalama farkı gösterir.

Neden puan sabit etkileri kullanıldı?

Basit doğrusal puan kontrolü, bir puanlık artışın bütün puan aralıklarında aynı etkiye sahip olduğunu varsayabilir. Puan sabit etkileri ise 0, 1, 2 ve diğer bütün puanları ayrı kategoriler olarak ele alır.

Böylece kadın ve erkek katılımcılar mümkün olduğunca aynı mutlak performans düzeyi içinde karşılaştırılır.

Sonuçların standartlaştırılması

Ölçüler farklı ölçeklere sahiptir:

  • Özgüven 0–10,
  • İkili olarak adlandırılan performans değerlendirmesi 1–7,
  • Diğer değerlendirmeler 0–100 ölçeğindedir.

Araştırmacılar karşılaştırmayı kolaylaştırmak için sonuçları standartlaştırmıştır. Katsayılar örneklem ortalamasından standart sapma birimleriyle uzaklığı göstermektedir.

Örneğin:

\[ \beta=-0{,}308 \]

değeri, aynı puana sahip kadınların ilgili sonuçta erkeklerden ortalama 0,308 standart sapma daha düşük olduğunu ifade etmektedir.

Temel tercih sonucu

Davranışsal tercih dağılımında erkekler matematik ve bilime daha fazla yönelmiştir. Fark hem parametrik olmayan dağılım testinde hem OLS modellerinde anlamlıdır.

Performans ve demografik kontroller sonrası kadın katsayısının yaklaşık −0,345 kalması, tercih farkının yetenek farkından bağımsız bir bileşeni bulunduğunu göstermektedir.

Temel öz değerlendirme sonucu

Tercih kontrolü bulunmayan modeller Exley ve Kessler’in temel bulgusunu tekrar etmiştir:

  • Kadınlar daha düşük özgüven bildirmiştir.
  • Kadınlar kendilerine daha sert performans notu vermiştir.
  • Kadınlar ilgili işe başvurmaya daha az istekli olmuştur.
  • Kadınlar ilgili işte başarı ihtimallerini daha düşük değerlendirmiştir.

Tercih kontrolü karşılaştırması

Kadın katsayıları dört model arasında büyük ölçüde sabit kalmıştır.

ModelEklenen tercih kontrolüGenel sonuç
Tekrar modeliYokBelirgin negatif kadın katsayıları
Davranışsal tercih modeliSon testin bileşimini belirleyen tercihKadın katsayıları büyük ölçüde değişmedi
Anket tercihi modeliMatematik-bilim ve sözel keyif farkıFarklar küçülse de devam etti
STEM modeliSTEM derecesi veya eğitim alanıTemel sonuçlar korundu

Sağlamlık analizleri

Sonuçlar şu alternatif analizlerde korunmuştur:

  • Yaş, eğitim ve beyaz olma durumunun kontrol edilmesi
  • Dikkat kontrolünde başarısız on kişinin örnekleme eklenmesi
  • Farklı tercih ölçülerinin kullanılması
  • Yaşa göre alt grup analizleri
  • Cinsel yönelime göre alt grup analizleri
  • STEM derecesine göre alt grup analizleri

Heterojenlik analizlerinin doğru yorumu

Bazı alt gruplarda katsayılar daha küçük veya daha büyük görünmektedir. Ancak gruplar arasındaki görsel fark, istatistiksel olarak anlamlı etkileşim bulunduğu anlamına gelmez.

Yazarlar genel olarak:

  • Yaş,
  • Cinsel yönelim,
  • STEM derecesi

bakımından güçlü ve tutarlı heterojenlik kanıtı bulmadıklarını belirtmektedir.

Çalışmanın güçlü yönleri

  • Çalışma önceden kaydedilmiştir.
  • Örneklem kadın ve erkek katılımcılar bakımından dengeli toplanmıştır.
  • Alan tercihi yalnızca varsayımsal anket sorusuyla değil, gerçek test bileşimini belirleyen seçimle ölçülmüştür.
  • Tercih testindeki performans kazancı etkilemediği için yetenek üzerinden para kazanma motivasyonu azaltılmıştır.
  • Matematik-bilim testi parasal olarak teşvik edilmiştir.
  • Özgüven tahmini doğruluğa bağlı ödeme içermektedir.
  • Öz değerlendirmeler hem puan bilinmeden hem puan açıklandıktan sonra ölçülmüştür.
  • Regresyonlar aynı gerçek performanstaki katılımcıları karşılaştırmıştır.
  • Alan tercihi üç farklı göstergeyle kontrol edilmiştir.
  • Demografik kontroller ve alternatif örneklemler kullanılmıştır.
  • Deney protokolü ve ekranlar ayrıntılı biçimde sunulmuştur.
  • Etik kurul ve finansman bilgileri açıklanmıştır.
  • Çıkar çatışması bulunmadığı bildirilmiştir.
  • Yapay zekâ destekli dil düzenlemesi şeffaf biçimde açıklanmıştır.

Çalışmanın temel sınırlılıkları

  • Örneklem yalnızca ABD’de yaşayan Prolific katılımcılarından oluşmaktadır.
  • Çevrim içi deney örneklemi bütün ABD nüfusunu veya diğer ülkeleri temsil etmeyebilir.
  • Deney yaklaşık 11 dakika sürmüş ve tek oturumda gerçekleştirilmiştir.
  • On soruluk ASVAB testi geniş matematik ve bilim yeteneğinin tamamını ölçemez.
  • Her soru için 30 saniyelik sınır, bilgi yanında hız ve zaman baskısına tepkiyi de ölçebilir.
  • Alan tercihi tek bir başlangıç seçimiyle ölçülmüştür.
  • Tercihin kendisi stereotip, geçmiş deneyim ve beklenen ayrımcılıktan etkilenmiş olabilir.
  • Alan tercihi kontrolü bu süreçleri ortadan kaldırmamaktadır.
  • Görev stereotipi doğrudan ölçülmemiş veya rastgele değiştirilmemiştir.
  • Sonuçlar stereotip mekanizmasını kanıtlamamakta, yalnızca onunla uyumlu kalmaktadır.
  • İş başvurusu ve başarı ölçümleri gerçek iş başvurusu değil, deney içi beyanlardır.
  • Gerçek ücret, terfi veya kariyer sonucu ölçülmemiştir.
  • Yedi transgender, non-binary veya başka toplumsal cinsiyet seçen katılımcı küçük örneklem nedeniyle ana analizden çıkarılmıştır.
  • Bu nedenle araştırma ikili olmayan toplumsal cinsiyet grupları hakkında sonuç sunamamaktadır.
  • STEM analizinde derecesi olmayan 142 katılımcı çıkarıldığı için örneklem 441’e düşmektedir.
  • Alt grup analizleri daha küçük örneklemler nedeniyle sınırlı istatistiksel güce sahiptir.
  • Makalenin nihai hakemli yayın statüsü PDF’den doğrulanamamaktadır.

Nedensellik açısından ne gösterildi?

Çalışma katılımcıların matematik-bilim tercihini deneysel olarak değiştirmemiştir. Bu nedenle:

“Matematik ve bilimi daha fazla sevmek özgüveni yükseltir”

şeklinde kesin nedensel sonuç üretmemektedir.

Araştırma, ölçülen tercih farkı istatistiksel olarak kontrol edildiğinde kadın katsayısının değişip değişmediğini incelemektedir.

Sonuç:

Ölçülen alan tercihi farkı, gözlenen öz değerlendirme farkının istatistiksel açıklaması değildir.

Stereotip açıklaması açısından ne gösterildi?

Matematik ve bilim görevinin stereotipi deneysel olarak değiştirilmediği için çalışma stereotip etkisini doğrudan tahmin etmemektedir.

Yazarların yorumu şu mantığa dayanmaktadır:

  1. Performans kontrol edildiğinde fark sürmektedir.
  2. Alan tercihi kontrol edildiğinde fark sürmektedir.
  3. Önceki çalışmalar görev stereotiplerinin benzer farklarla ilişkili olduğunu göstermektedir.
  4. Bu nedenle alanın stereotip gibi başka özellikleri olası açıklamalar arasında kalmaktadır.

Bu, kanıtlarla desteklenen bir çıkarımdır; doğrudan deneysel mekanizma kanıtı değildir.

Sonucun yanlışlanabileceği gelecek araştırmalar

Gelecekte daha güçlü değerlendirmeler şu tasarımlarla yapılabilir:

  • Aynı soruları “matematik testi” ve nötr bir adla rastgele sunmak
  • Görevin kadınlar, erkekler veya cinsiyetten bağımsız grupla ilişkilendirildiğini rastgele bildirmek
  • Alan tercihini eğitim müdahalesiyle değiştirmek
  • Gerçek iş başvurularını izlemek
  • Katılımcılara başvuru için gerekli gerçek başarı eşiğini göstermek
  • Aynı kişileri zaman içinde izleyen uzunlamasına çalışma yürütmek
  • Farklı ülke ve kültürlerde tekrar yapmak

Kaynak ve Yöntem Notu

Çalışmanın tam özgün adı:Does Domain Preference Explain Gender Gaps in Self-Evaluation?

Yazarlar: Billur Aksoy, Ian Chadd ve Boon Han Koh

Yazar sıralaması: Billur Aksoy birinci, Ian Chadd ikinci, Boon Han Koh üçüncü yazardır.

Sorumlu yazar: Boon Han Koh

Sorumlu yazar e-posta adresi:b.koh@exeter.ac.uk

Billur Aksoy kurumu: Department of Economics, Rensselaer Polytechnic Institute, Troy, New York, ABD

Ian Chadd kurumu: Department of Economics, Rensselaer Polytechnic Institute, Troy, New York, ABD

Boon Han Koh kurumu: Department of Economics, University of Exeter Business School, Exeter, Birleşik Krallık

Sürüm tarihi: Haziran 2026

Belge uzunluğu: 38 sayfa

JEL kodları: C91, D91, J16

Anahtar kelimeler: Alan tercihi, toplumsal cinsiyet, özgüven, öz değerlendirme

Dergi: PDF’de dergi adı belirtilmemiştir.

DOI: PDF’de DOI bilgisi bulunmamaktadır.

Yayınevi: PDF’de yayınevi belirtilmemiştir.

Hakemlik ve yayın durumu: Metin Haziran 2026 sürümü olarak sunulmaktadır. Hakemlik sürecini tamamlamış nihai dergi makalesi olduğu PDF üzerinden doğrulanamamaktadır.

Araştırma türü: Ön kayıtlı, parasal teşvikli çevrim içi davranış deneyi ve yakın tekrar çalışması

Temel karşılaştırma çalışması: Exley ve Kessler’in 2022 tarihli The Gender Gap in Self-Promotion

Ön kayıt: AsPredicted.org, 179043

Veri toplama zamanı: Haziran 2024

Katılımcı kaynağı: Prolific

Katılımcı ülkesi: Amerika Birleşik Devletleri

İlk örneklem: 600

Ana analiz örneklemi: 583

Ana analizdeki erkek katılımcılar: 288

Ana analizdeki kadın katılımcılar: 295

Diğer toplumsal cinsiyet kategorisi: Yedi katılımcı yalnızca transgender, non-binary veya başka toplumsal cinsiyet seçeneğini işaretlemiştir. Örneklem büyüklüğü yetersiz olduğu için kadın-erkek karşılaştırmalarına dâhil edilmemiştir.

Dikkat kontrolü dışlaması: İki veya daha fazla dikkat kontrolünde başarısız olan on katılımcı, önceden kaydedilmiş ölçüt uyarınca ana analizden çıkarılmıştır.

Ortanca deney süresi: Yaklaşık 11 dakika

Sabit katılım ücreti: 2,50 ABD doları

Bildirilen etkin ortalama saatlik ödeme: 13,30 ABD doları

Etik onay:

  • Rensselaer Institutional Review Board: 2166
  • University of Exeter Business School Ethics Committee: 5908434

Finansman: Rensselaer Polytechnic Institute ve University of Exeter

Çıkar çatışması: Yazarlar çıkar çatışması bulunmadığını bildirmiştir.

Aldatma: Deney açıklamalarında çalışmada aldatma kullanılmadığı belirtilmektedir.

Açık erişim bildirimi: Yazarların, çalışma sonucunda ortaya çıkacak kabul edilmiş makale sürümüne Creative Commons Attribution lisansı uyguladığı belirtilmektedir.

Yapay zekâ bildirimi: Yazarlar makalenin hazırlanması sırasında dilbilgisi ve okunabilirlik kontrolü için ChatGPT kullanmıştır. Metnin daha sonra yazarlar tarafından gözden geçirilip düzenlendiği ve içeriğin sorumluluğunun yazarlara ait olduğu açıklanmıştır.

Tercih ölçümü: Katılımcılar, performansları için ödeme yapılmayan gelecekteki testin matematik-bilim ve sözel soru bileşimini belirleyen yedi basamaklı tercih seçimi yapmıştır.

Matematik-bilim testi: ASVAB kaynağından seçilen on soru; soru başına 30 saniye; ödeme için seçilmesi hâlinde doğru cevap başına 15 sent

Özgüven ölçüsü: Katılımcının on soruda kaç doğru yaptığına ilişkin ödeme teşvikli tahmini

Öz değerlendirme ölçüleri:

  • Yedi basamaklı genel performans değerlendirmesi
  • Testte iyi performans gösterdiğine inanma
  • İlgili işe başvurma isteği
  • İlgili işte başarılı olacağına inanma

Bilgi aşamaları: Öz değerlendirmeler gerçek puan açıklanmadan önce ve açıklandıktan sonra ayrı ayrı ölçülmüştür.

Alternatif tercih kontrolleri:

  • Matematik-bilim ve sözel görevlerden alınan keyif farkı
  • STEM derecesi veya mevcut STEM eğitimi

Temel istatistiksel yöntem: Bireysel test puanı sabit etkileri içeren OLS regresyonları ve sağlam standart hatalar

Temel tercih bulgusu: Kadın katılımcıların matematik-bilim alanına göreli tercihi erkeklerden daha düşüktür. Performans ve demografik kontroller sonrasında kadın katsayısı yaklaşık −0,345’tir.

Temel öz değerlendirme bulgusu: Aynı test puanına sahip kadınlar daha düşük özgüven, daha sert performans değerlendirmesi, daha düşük iş başvurusu isteği ve daha düşük mesleki başarı beklentisi bildirmiştir.

Temel açıklama testi: Teşvikli tercih, ankete dayalı tercih ve STEM eğitimi kontrollerinin hiçbiri kadınlarla erkekler arasındaki öz değerlendirme farkını anlamlı biçimde ortadan kaldırmamıştır.

Temel yorum: Matematik ve bilim alanına yönelik göreli tercih, öz değerlendirmeyle ilişkili olmasına rağmen toplumsal cinsiyet farkının temel istatistiksel açıklaması değildir.

Stereotip yorumu: Sonuçlar görev stereotipleri gibi alanın diğer özelliklerinin önemli olabileceği yorumuyla uyumludur. Çalışma stereotip etkisini doğrudan deneysel olarak tahmin etmemiştir.

Başlıca sınırlılık: Kısa çevrim içi deney, gerçek eğitim ve çalışma ortamlarındaki uzun dönemli başvuru, ücret ve kariyer sonuçlarını doğrudan ölçmemektedir.

Bu Türkçe makale, yüklenen 38 sayfalık çalışmanın ana metni, iki temel şekli, üç regresyon tablosu, demografik ve heterojenlik analizleri, ayrıntılı beş bölümlü deney protokolü ve 20–38. sayfalardaki deney ekranları incelenerek hazırlanmıştır. Alan tercihiyle ilişkili bulgular nedensellik kanıtı, stereotiple uyumlu yorumlar ise doğrudan stereotip deneyi sonucu olarak aktarılmamıştır.

 


Paylaş:

Yorumlar incelendikten sonra yayımlanır.Gönderdiğiniz yorum onay sürecine alınır ve uygun bulunduğunda görünür hâle gelir.

Bir yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir

Your experience on this site will be improved by allowing cookies Cookie Policy