Akademik araştırmalar, anlaşılır dil

Verianla | Akademik Araştırmalardan Türkçe Ekonomi ve Bilim İçerikleri

27 Eylül 2026, Pazar
VERİANLABağımsız bilim yayıncılığı
Menüyü aç veya kapat
...
Home / Sosyal Bilimler / Kurumsal Yönetim / Şirketler SDG’lere Gerçekten Nasıl Katkı Sağlar? Nexus Yaklaşımı Ne Anlatıyor?
Kurumsal Yönetim

Şirketler SDG’lere Gerçekten Nasıl Katkı Sağlar? Nexus Yaklaşımı Ne Anlatıyor?

Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları, yoksulluğun azaltılması, sağlıklı yaşam, eğitim, temiz su, iklim eylemi, toplumsal eşitlik ve kapsayıcı kurumlar gibi 17 büyük hedefi kapsar. Bu hedeflerin başarısında devletler, sivil toplum ve uluslararası kurumlar kadar şirketler de önemli rol oynar.

05/06/2026  Veri Anla 53 görüntüleme
Şirketler SDG’lere Gerçekten Nasıl Katkı Sağlar? Nexus Yaklaşımı Ne Anlatıyor?

Bu yazı, Jan Anton van Zanten ve Rob van Tulder tarafından hazırlanan “Enhancing corporate contributions to sustainable development: A nexus approach to the SDGs” başlıklı çalışma üzerinden hazırlanmıştır. Metin, şirketlerin Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’na nasıl daha etkili katkı sağlayabileceğini tartışan akademik-politika odaklı bir rapor niteliğindedir.

Çalışma; sürdürülebilirlik, şirket stratejisi, yatırım analizi, ekonomik faaliyetler, SDG etkileşimleri, ağ analizi ve nexus yaklaşımı alanlarına temas eder. Bu yazı yatırım tavsiyesi, ESG puanlama önerisi, kurumsal danışmanlık tavsiyesi veya hukuki/finansal yönlendirme değildir. Amaç, çalışmanın ana fikrini Verianla okuyucusu için sade, özgün ve tarafsız bir Türkçe web makalesine dönüştürmektir.

Makalenin temel iddiası şudur: Şirketler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’na hem olumlu hem de olumsuz etkiler üretir. Bu etkiler tek tek hedefler üzerinden değil, hedefler arasındaki bağlantılarla birlikte okunmalıdır. Çünkü bir şirketin bir SDG’ye katkısı, başka bir SDG’de zarar veya risk üretebilir. Bu nedenle çalışma, şirketlerin SDG katkılarını “nexus yaklaşımı” ile, yani sinerjileri artırıp ödünleşimleri azaltacak bütünleşik bir sistem bakışıyla yönetmesini önerir.

Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları, yoksulluğun azaltılması, sağlıklı yaşam, eğitim, temiz su, iklim eylemi, toplumsal eşitlik ve kapsayıcı kurumlar gibi 17 büyük hedefi kapsar. Bu hedeflerin başarısında devletler, sivil toplum ve uluslararası kurumlar kadar şirketler de önemli rol oynar.

Ancak çalışmanın vurguladığı kritik nokta şudur: Şirketlerin SDG’lere katkısı sadece “hangi hedefleri destekliyoruz?” diye raporlama yapmakla ölçülemez. Bir şirketin ürünleri, hizmetleri, üretim biçimi, tedarik zinciri, yönetişim kalitesi, çevresel etkisi ve tartışmalı faaliyetleri aynı anda farklı SDG’lere olumlu veya olumsuz etkiler üretebilir.

Bu nedenle çalışma, şirketlerin SDG’leri ayrı ayrı kutucuklar gibi ele almasını eleştirir. Buna karşılık “nexus yaklaşımı” önerilir. Nexus yaklaşımı, sürdürülebilirlik konularını birbirinden kopuk hedefler olarak değil, birbirine bağlı bir sistem olarak okur. Amaç, bir hedefte ilerleme sağlarken başka bir hedefte zarar üretmemek; mümkünse aynı anda birden fazla hedefte ortak fayda yaratmaktır.

Çalışma, şirketlerin ekonomik faaliyetleri ile SDG hedefleri arasındaki bağlantıları inceleyerek dört tür kurumsal sürdürülebilirlik konumu tanımlar: çekirdek faaliyetler, karma faaliyetler, karşıt faaliyetler ve çevresel/periferik faaliyetler. Her konum, şirketlere farklı bir stratejik görev yükler: olumlu etkiyi büyütmek, olumsuz etkiyi ayrıştırmak, dönüşmek veya yeni katkı alanları keşfetmek.

Problem Ne?

Bugün pek çok büyük şirket sürdürülebilirlik raporlarında SDG ikonlarına yer verir. Raporlarda “SDG 8’e katkı sağlıyoruz”, “SDG 13 için çalışıyoruz” veya “SDG 5’i destekliyoruz” gibi ifadeler sık görülür. Fakat bu tür iletişim, şirketin gerçek etkisini göstermekte her zaman yeterli değildir.

Çünkü şirketler yalnızca iyi niyetli projelerle değil, temel ekonomik faaliyetleriyle sürdürülebilir kalkınmayı etkiler. Bir tarım şirketi gıda üretimiyle açlığın azaltılmasına katkı sağlayabilir; fakat aynı faaliyet su kullanımı, gübre, pestisit ve arazi baskısı nedeniyle çevresel SDG’leri olumsuz etkileyebilir. Bir enerji şirketi sanayileşme ve ekonomik büyümeyi destekleyebilir; fakat fosil yakıta dayalı üretim iklim, hava kalitesi ve sağlık açısından zarar oluşturabilir.

Bu nedenle şirketlerin SDG katkısı tek yönlü değildir. Aynı faaliyet hem fayda hem de zarar üretebilir. Çalışmanın ele aldığı temel sorun, şirketlerin bu karmaşıklığı çoğu zaman yeterince stratejik biçimde yönetmemesidir.

Bir diğer sorun “cherry picking” olarak adlandırılan seçmeci yaklaşımdır. Şirketler bazen kolayca ilişkilendirebildikleri veya olumlu görünmelerini sağlayan SDG’leri öne çıkarırken, zor ve olumsuz etkileri olan hedefleri geri planda bırakabilir. Bu durumda SDG kullanımı gerçek stratejik dönüşüm yerine vitrin süsü haline gelebilir.

Yöntem Ne Öneriyor?

Çalışma, şirketlerin SDG etkilerini anlamak için üç ana aşamalı bir yaklaşım sunar.

Birinci aşama, kanıt toplamaktır. Yazarlar, şirketlerin yaptığı ekonomik faaliyetlerin SDG hedefleriyle nasıl bağlantılı olduğunu anlamak için geniş bir literatür taraması yapar. Çalışmada 2005–2019 arasında yayımlanmış 876 makale incelenir ve 420 ekonomik faaliyet türü ele alınır. Amaç, şirket faaliyetlerinin hangi SDG hedeflerine olumlu veya olumsuz etki edebileceğine dair kanıt temeli oluşturmaktır.

İkinci aşama, ekonomik faaliyetleri SDG ağı içinde analiz etmektir. Yazarlar 67 ekonomik faaliyet ile 59 SDG hedefi arasındaki etkileşimleri değerlendirir. Bu etkileşimler yalnızca “olumlu” veya “olumsuz” olarak değil, farklı yoğunluk dereceleriyle puanlanır. Böylece hangi ekonomik faaliyetlerin daha çok olumlu, hangilerinin daha çok olumsuz veya karma etkiler taşıdığı görülebilir.

Üçüncü aşama, şirket stratejisini nexus mantığıyla kurmaktır. Şirketin doğrudan etkilediği SDG’ler, dolaylı etkilediği SDG’ler ve dönüşüm için kritik olan SDG’ler birlikte değerlendirilir. Ardından şirket operasyonlarını düzenler, ürün ve hizmetlerini yeniler ve değer zincirindeki paydaşlarla iş birliği yapar.

Bu yaklaşımın temel ilkesi şudur: Şirketler sadece pozitif katkılarını artırmaya değil, negatif etkilerini azaltmaya ve hedefler arası ödünleşimleri yönetmeye de odaklanmalıdır.

Formüller Ne Anlatıyor?

PDF’te klasik matematiksel model veya regresyon denklemi bulunmamaktadır. Ancak çalışma, SDG etkileşimlerini puanlamak için nitel bir skor mantığı kullanır. Bu skorlar MathJax uyumlu biçimde şöyle gösterilebilir:

\[ s_{a,t} \in \{-3,-2,-1,0,+1,+2,+3\} \]

Burada \(s_{a,t}\), bir ekonomik faaliyetin \(a\), belirli bir SDG hedefi \(t\) ile etkileşim puanını temsil eder. Skorlar şu anlama gelir: \(-3\) iptal edici/cancelling, \(-2\) karşıt/counteracting, \(-1\) kısıtlayıcı/constraining, \(0\) tutarlı/consistent, \(+1\) mümkün kılıcı/enabling, \(+2\) güçlendirici/reinforcing ve \(+3\) ayrılmaz/indivisible etkileşimdir.

\[ Positive\ Nexus = \sum_{t=1}^{n} \max(s_{a,t},0) \]

Bu kavramsal gösterim, bir ekonomik faaliyetin farklı SDG hedeflerinde ürettiği toplam olumlu etkiyi düşünmeyi kolaylaştırır. Çalışmanın mantığına göre şirketler yalnızca tek bir hedefte değil, birden fazla hedefte ortak fayda üretmeye çalışmalıdır.

\[ Negative\ Nexus = \sum_{t=1}^{n} \min(s_{a,t},0) \]

Bu gösterim, ekonomik faaliyetin SDG hedefleri üzerinde oluşturduğu olumsuz etki alanlarını temsil eder. Nexus yaklaşımı açısından sürdürülebilirlik stratejisi, yalnızca pozitif toplamı büyütmek değil, negatif etkileşimleri de azaltmaktır.

\[ SDG\ Strategy = Scale(Co\text{-}benefits) - Reduce(Trade\text{-}offs) \]

Bu ifade, çalışmanın ana stratejik mantığını sadeleştirir. Şirketler ortak faydaları artırmalı, yani bir hedefte ilerlerken başka hedefleri de desteklemeli; aynı zamanda bir hedefte ilerleme sağlarken başka hedeflerde zarar üretme riskini azaltmalıdır.

\[ Final\ SDG\ Score = \begin{cases} \min(SDG_i), & \text{if any } SDG_i < 0 \\ \max(SDG_i), & \text{if all } SDG_i \geq 0 \end{cases} \]

Bu gösterim, PDF’te aktarılan Robeco SDG Framework içindeki “min-max” mantığını açıklar. Eğer şirket herhangi bir SDG’de olumsuz etki yaratıyorsa, nihai skor en düşük SDG skoruna göre belirlenir. Eğer tüm etkiler nötr veya pozitifse, en yüksek pozitif skor nihai değerlendirmeye yansıtılır. Bu mantığın amacı, bir alandaki güçlü katkının başka bir alandaki ciddi zararı örtmesini engellemektir.

Grafik, Tablo ve Şema Ana Mesajı

PDF’in 1. sayfasındaki kapak görseli, SDG renk halkası ile hedefler arasındaki yoğun bağlantı ağını bir arada gösterir. Bu görsel, çalışmanın ana fikrini iyi özetler: SDG’ler tek tek ikonlar değil, birbirine bağlı bir sistemdir.

PDF’in 4. sayfasındaki Robeco SDG Framework görseli, şirketlerin SDG etkilerini üç soruyla değerlendiren bir yapı sunar: Şirketler ne üretiyor? Şirketler nasıl üretiyor? Bilinen tartışmalar veya skandallar var mı? Bu üçlü yapı, ürün-hizmet etkisi, operasyonel etki ve tartışma/controversy riskini birlikte düşünür.

PDF’in 6. sayfasındaki ağ grafiği, ekonomik faaliyetler ile SDG hedefleri arasındaki etkileşimleri gösterir. Gri düğümler ekonomik faaliyetleri, renkli düğümler SDG hedeflerini temsil eder. Yeşil çizgiler olumlu, kırmızı çizgiler olumsuz etkileşimleri anlatır. Düğüm büyüklüğü ise merkeziyet, yani o faaliyetin veya hedefin ağ içindeki etki yoğunluğu hakkında fikir verir.

PDF’in 8. sayfasındaki çerçeve, bir şirketin SDG etkileşimlerinin sosyal-ekolojik sistemlerin dayanıklılığına nasıl uzanabileceğini gösterir. Şirketler doğrudan olumlu veya olumsuz etkiler üretir; bu etkiler dolaylı etkileşimleri tetikler ve sonunda şehir, bölge, ülke veya gezegen ölçeğindeki sistem dayanıklılığını etkileyebilir.

PDF’in 9. sayfasındaki akış şeması, nexus yaklaşımını altı yönlendirici soru ile uygulamaya döker. Sol tarafta strateji aşaması vardır: doğrudan SDG’ler, dolaylı SDG’ler ve dönüştürücü SDG’ler belirlenir. Sağ tarafta uygulama aşaması vardır: operasyonlar uyarlanır, ürün ve hizmetler yenilenir, değer zinciri ve toplum paydaşlarıyla ortaklık kurulur. Şema döngüsel yapıdadır; yani şirketler SDG etkilerini bir kez ölçüp bırakmamalı, sürekli değerlendirmeli ve yönetmelidir.

Deneyler Nasıl Yapılmış?

Bu çalışma laboratuvar deneyi değildir. Rapor, yazarların 2015’ten bu yana şirketlerin SDG’lere etkisi üzerine yürüttüğü araştırmaları özetleyen akademik-politika odaklı bir sentezdir.

İlk araştırma hattında, ekonomik faaliyetlerin SDG hedefleriyle ilişkisini anlamak için sistematik literatür taraması yapılır. 2005–2019 arasında yayımlanmış 876 makale incelenir ve 420 ekonomik faaliyet türünün SDG hedefleriyle nasıl ilişkilendiği araştırılır.

İkinci araştırma hattında, 67 ekonomik faaliyet ile 59 SDG hedefi arasındaki etkileşimler nitel bir puanlama çerçevesiyle değerlendirilir. Bu puanlar daha sonra ağ analiziyle incelenir. Böylece hangi faaliyetlerin SDG gündemine daha çekirdek, hangilerinin karma, hangilerinin karşıt ve hangilerinin çevresel konumda olduğu belirlenir.

Üçüncü araştırma hattında ise şirketlerin bu bilgiyi stratejiye nasıl dönüştürebileceği tartışılır. Burada nexus yaklaşımı önerilir. Bu yaklaşım, şirketlerin doğrudan ve dolaylı SDG etkilerini bir portföy mantığıyla ele almasını ve bu portföyü operasyon, inovasyon ve ortaklıklarla yönetmesini ister.

Sonuçlar Ne Gösteriyor?

Çalışmanın ilk sonucu, şirketlerin SDG’ler üzerinde çok yönlü etkiler ürettiğidir. Bir şirketin ürünü, hizmeti veya faaliyeti bazı hedefleri desteklerken, başka hedeflerde risk oluşturabilir. Bu nedenle tek hedefli sürdürülebilirlik iddiaları yeterli değildir.

İkinci sonuç, ekonomik faaliyetlerin SDG gündemine göre dört gruba ayrılabileceğidir. Çekirdek faaliyetler, yüksek pozitif ve az negatif etki taşır; bu faaliyetlerde stratejik görev olumlu etkiyi büyütmektir. Eğitim, sağlık, sosyal hizmet, yenilenebilir enerji, sigorta ve bilimsel araştırma örnek olarak verilir.

Karma faaliyetler, hem pozitif hem de negatif etkiler üretir. Tarım bu gruba iyi bir örnektir: Gıda üretimi açlıkla mücadeleyi destekler; fakat su kullanımı, kimyasal kullanımı ve arazi etkileri çevresel hedefleri zorlayabilir. Bu gruptaki stratejik görev, olumlu katkıyı korurken olumsuz etkileri ayrıştırmak ve azaltmaktır.

Karşıt faaliyetler, SDG gündemine göre daha çok olumsuz etki taşır. Kömür, petrol, metal madenciliği, taş ve kum çıkarma, tütün veya alkol üretimi gibi faaliyetler çevre ve sağlık üzerinde ciddi negatif etkiler oluşturabilir. Bu grupta stratejik görev, faaliyetleri dönüştürmek ve daha olumlu hizalanan alanlara kaymaktır.

Çevresel/periferik faaliyetler, görece düşük pozitif ve düşük negatif etkiye sahiptir. Bu faaliyetler SDG gündemi açısından çok merkezi görünmeyebilir; fakat şirketlerin yeni katkı alanları keşfetmesi mümkündür.

Üçüncü sonuç, sürdürülebilirlik stratejisinin yalnızca raporlama veya iletişimle kurulamayacağıdır. Şirketler, SDG etkilerini ürün-hizmet tasarımı, operasyonel süreç, değer zinciri, yönetişim, inovasyon ve paydaş iş birliği düzeyinde yönetmelidir.

Dördüncü sonuç, nexus yaklaşımının şirketleri daha sistemli düşünmeye zorlamasıdır. Bir hedefteki ilerleme başka bir hedefte zarara yol açıyorsa bu gerçek sürdürülebilirlik başarısı değildir. Sürdürülebilir strateji, ortak faydaları büyütürken ödünleşimleri görünür ve yönetilebilir hale getirmelidir.

Bu Neden Önemli?

Şirketler küresel ekonominin en güçlü aktörleri arasındadır. Ürettikleri ürünler, kullandıkları kaynaklar, kurdukları tedarik zincirleri, yönetişim biçimleri ve yatırım kararları toplumların ve ekosistemlerin geleceğini etkiler.

Bu nedenle SDG’lere katkı yalnızca kamu politikası meselesi değildir. Şirketlerin ne ürettiği, nasıl ürettiği, hangi pazarlara hizmet ettiği, hangi kaynakları kullandığı ve hangi zararları önlediği sürdürülebilir kalkınmanın başarısı için kritiktir.

Çalışmanın önemi, şirketlerin SDG katkısını tek tek ikonlarla değil, etkileşim ağıyla düşünmesidir. Bu bakış, sürdürülebilirlik raporlarındaki basit “SDG eşleştirme” yaklaşımını aşar. Şirketlere daha zor ama daha gerçekçi bir soru sorar: Faaliyetleriniz hangi hedefleri destekliyor, hangilerini zorluyor ve bu bağlantıları nasıl yöneteceksiniz?

Verianla açısından bu çalışma, sürdürülebilirlik tartışmasında veri ve sistem düşüncesinin neden önemli olduğunu gösterir. Çünkü karmaşık toplumsal ve çevresel sorunlarda bir hedefe odaklanmak yetmez; hedefler arasındaki ilişkiyi yönetmek gerekir.

Dikkat Noktaları

Bu çalışmanın bazı önemli sınırlılıkları vardır.

İlk olarak, metin şirketlere uygulanabilecek genel bir stratejik çerçeve sunar; ancak her sektör, ülke ve şirket için aynı sonuçlar birebir geçerli olmayabilir.

İkinci olarak, ekonomik faaliyet-SDG etkileşimleri bağlama duyarlıdır. Bir faaliyetin etkisi coğrafyaya, teknolojiye, regülasyona, şirketin uygulama kalitesine ve zaman ufkuna göre değişebilir.

Üçüncü olarak, SDG skorları veya sınıflandırmaları kesin bilimsel etiket gibi okunmamalıdır. Bunlar stratejik düşünmeyi destekleyen araçlardır; şirketlerin gerçek etkisini anlamak için güncel veri, bağımsız değerlendirme ve yerel bağlam gerekir.

Dördüncü olarak, yatırım stratejileriyle ilgili örnekler yatırım tavsiyesi değildir. Bir şirketin SDG katkısı, finansal getiri veya yatırım uygunluğu anlamına otomatik olarak gelmez.

Beşinci olarak, nexus yaklaşımı uygulamada kolay değildir. Hedefler arası etkileşimleri yönetmek, farklı departmanları, tedarikçileri, yatırımcıları, kamu kurumlarını ve toplumsal paydaşları aynı stratejik çerçeveye dahil etmeyi gerektirir.

Sonuç

Enhancing corporate contributions to sustainable development çalışması, şirketlerin SDG katkısını daha gerçekçi ve sistemli biçimde anlamak için nexus yaklaşımını önerir. Bu yaklaşım, şirketlerin sürdürülebilirliği yalnızca iletişim dili veya raporlama başlığı olarak değil, faaliyetlerinin doğrudan ve dolaylı etkilerini yöneten stratejik bir alan olarak görmesini ister.

Makalenin en güçlü mesajı şudur: SDG’ler birbirinden kopuk hedefler değildir. Şirketlerin bir hedefe katkısı başka hedeflerde risk oluşturabilir. Bu nedenle sürdürülebilirlik stratejisi, ortak faydaları artırırken ödünleşimleri azaltmaya odaklanmalıdır.

Çekirdek faaliyetler olumlu etkilerini büyütmeli, karma faaliyetler negatif etkilerini ayrıştırmalı, karşıt faaliyetler dönüşmeli, çevresel faaliyetler ise yeni katkı alanları keşfetmelidir. Bu sınıflandırma, şirketlerin SDG gündemine göre kendi konumlarını daha dürüst biçimde değerlendirmesine yardımcı olabilir.

Verianla okuyucusu için ana mesaj şudur: Gerçek sürdürülebilirlik, renkli SDG ikonlarını rapora yerleştirmekle değil; şirketin ne ürettiğini, nasıl ürettiğini, hangi faydaları ve hangi zararları aynı anda oluşturduğunu sistem düzeyinde yönetmekle başlar.

Kaynak ve Yöntem Notu

Bu yazı, Jan Anton van Zanten ve Rob van Tulder’in “Enhancing corporate contributions to sustainable development: A nexus approach to the SDGs” başlıklı çalışmasına dayalı olarak hazırlanmıştır. İçerik birebir çeviri değildir; çalışmanın ana fikri, yöntem yaklaşımı, görselleri, sınıflandırmaları ve sınırlılıkları Verianla yayın çizgisine uygun şekilde sadeleştirilmiş ve özgün Türkçe editoryal makaleye dönüştürülmüştür.

Metinde şirket sürdürülebilirliği, SDG etkileri, yatırım stratejileri, ESG değerlendirmesi ve kurumsal dönüşüm gibi konulara temas edilmektedir. Bu içerik yatırım, hukuki uyum, ESG derecelendirme veya kurumsal danışmanlık tavsiyesi değildir. Somut uygulamalar için şirket bağlamı, sektör dinamikleri, yerel mevzuat, bağımsız veri ve uzman değerlendirmesi dikkate alınmalıdır.


Paylaş:

Yorumlar incelendikten sonra yayımlanır.Gönderdiğiniz yorum onay sürecine alınır ve uygun bulunduğunda görünür hâle gelir.

Bir yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir

Your experience on this site will be improved by allowing cookies Cookie Policy