Akademik araştırmalar, anlaşılır dil

Verianla | Akademik Araştırmalardan Türkçe Ekonomi ve Bilim İçerikleri

27 Eylül 2026, Pazar
VERİANLABağımsız bilim yayıncılığı
Menüyü aç veya kapat
...
Home / Uygulamalı Bilimler / Mühendislik / Vanadyum Redoks Akış Bataryası Sistemlerinin Model Tabanlı Ölçek Büyütülmesi: Mühendislik Zorlukları ve Çözümleri
Mühendislik

Vanadyum Redoks Akış Bataryası Sistemlerinin Model Tabanlı Ölçek Büyütülmesi: Mühendislik Zorlukları ve Çözümleri

Bu çalışma, vanadyum redoks akış bataryalarının birkaç kilovatlık sistemlerden yüzlerce kilovatlık sistemlere büyütülürken elektriksel verimin, pompa tüketiminin, termal yönetim gereksiniminin ve toplam sistem veriminin nasıl değiştiğini ayrıntılı bir çok-fizikli modelle araştırmaktadır.

07/08/2026  Veri Anla 19 görüntüleme
Vanadyum Redoks Akış Bataryası Sistemlerinin Model Tabanlı Ölçek Büyütülmesi: Mühendislik Zorlukları ve Çözümleri

Bu çalışma, vanadyum redoks akış bataryalarının birkaç kilovatlık sistemlerden yüzlerce kilovatlık sistemlere büyütülürken elektriksel verimin, pompa tüketiminin, termal yönetim gereksiniminin ve toplam sistem veriminin nasıl değiştiğini ayrıntılı bir çok-fizikli modelle araştırmaktadır. Araştırmacılar 4 kW/16 kWh ile 400 kW/1600 kWh arasında değişen 10 güç-kapasite ölçeğinde toplam 180 konfigürasyon simüle etmiştir. Aynı hedef güç, farklı hücre sayıları ve 50–250 A arasındaki farklı deşarj akımlarıyla sağlanmış; yüksek güçlerde fiziksel olarak aşırı uzun tek yığınlar yerine çok yığınlı düzenlere geçilmiştir.

Sonuçların temel mesajı, yalnızca batarya hücresinin elektriksel verimine bakmanın sistem performansını ciddi biçimde olduğundan iyi gösterebilmesidir. Düşük akımlı konfigürasyonlarda omik kayıpların azalmasıyla elektriksel verim yaklaşık %68–89 aralığında değişirken, pompalar, inverter, fanlar, klima ve bekleme dönemindeki elektrolit dolaşımı hesaba katıldığında net sistem verimi yaklaşık %43–66 aralığına düşmektedir. Düşük deşarj akımı ve yüksek hücre sayısı genel olarak elektriksel verim açısından avantaj sağlasa da yardımcı sistemlerin sabit veya yarı sabit tüketimleri özellikle küçük güçlerde bu avantajın önemli bölümünü tüketmektedir.

Termal yönetim sisteminin etkisi çalışmanın merkezindedir. Vanadyum elektrolitinin güvenli işletim açısından yaklaşık 5–40 °C aralığında tutulması gerektiğinden model; fanları, klimayı, açılabilir hava damperlerini, periyodik elektrolit dolaşımını, konteyner duvarlarından ısı geçişini, bileşenler arasındaki termal radyasyonu ve gerçek ortam sıcaklığı ile güneş ışınımını birlikte hesaplamaktadır. Araştırmanın sonuçlarına göre termal yönetim kayıpları düşük güç sistemlerinde toplam verimi yaklaşık %7,5–17 azaltabilirken yüksek güç konfigürasyonlarında bu aralık yaklaşık %6–14,2'ye gerilemektedir.

Çalışmanın önemli mühendislik sonucu, “en yüksek hücre verimi” ile “en yüksek sistem verimi”nin aynı tasarım problemi olmadığıdır. Çok düşük akım omik kayıpları azaltırken daha fazla hücre, daha uzun yığınlar ve farklı soğutma gereksinimleri doğurabilir. Çok yüksek akım ise Joule ısısını ve hücre gerilim kaybını artırır. Bu nedenle araştırma, güç elektroniği, pompalama ve termal yönetimin birlikte optimize edilmesi gerektiğini göstermektedir.

Türkiye açısından çalışma; güneş ve rüzgâr üretiminin şebekeye entegrasyonu için değerlendirilen uzun süreli enerji depolama sistemlerinin boyutlandırılmasında önem taşımaktadır. Bununla birlikte sonuçlar fiziksel olarak kurulmuş 400 kW'lık bir bataryanın saha ölçümleri değildir. Simülasyonda çevresel sınır koşulları için Budapeşte'deki gerçek meteorolojik veriler kullanılmıştır ve güncel modelin tamamı yeni bir fiziksel prototiple deneysel olarak doğrulanmamıştır. Türkiye'deki sıcaklık, güneş ışınımı, rakım, kurulum biçimi ve işletme profilleri kullanılarak yeniden simülasyon ve saha doğrulaması yapılmadan sonuçların yerel tesislere doğrudan aktarılması uygun değildir.

Vanadyum redoks akış bataryalarının ölçek büyütülmesi neden farklı bir mühendislik problemidir?

Vanadyum redoks akış bataryasında enerji, klasik lityum iyon hücrelerde olduğu gibi elektrot malzemesinin içinde depolanmaz. Pozitif ve negatif vanadyum elektrolitleri ayrı tanklarda tutulur ve pompalar aracılığıyla elektrokimyasal hücrelerden geçirilir. Bu mimari sayesinde enerji kapasitesi büyük ölçüde elektrolit miktarıyla, güç ise hücre ve yığın yapısıyla ayrı ayrı ölçeklenebilir.

Bu özellik büyük ölçekli enerji depolama için önemli bir tasarım özgürlüğü sağlar. Fakat batarya büyüdükçe yalnızca daha fazla hücre eklenmez. Aynı zamanda:

  • Daha büyük elektrolit tankları gerekir.
  • Daha yüksek toplam debiler ortaya çıkar.
  • Pompalama enerjisi değişir.
  • Yığınların fiziksel uzunluğu artar.
  • Tek yığın yerine çok yığın kullanılması gerekebilir.
  • Şönt akımları ve bunların oluşturduğu ısı önem kazanabilir.
  • Konteyner içindeki bileşen konumları sıcaklık dağılımını etkileyebilir.
  • Fan ve klima tüketimi toplam verimin önemli bir bölümünü oluşturabilir.

Dolayısıyla araştırmanın temel sorusu yalnızca “VRFB büyütülebilir mi?” değildir. Asıl soru, aynı hedef güç farklı akım-hücre-yığın kombinasyonlarıyla sağlandığında hangi konfigürasyonun bütün yardımcı tüketimler dâhil en yüksek sistem verimini verdiğidir.

Çalışmanın literatürde doldurmayı amaçladığı boşluk nedir?

Önceki modeller hücre elektrokimyası, akış, şönt akımları veya termal yönetimin belirli bölümlerini değerlendirmiştir. Araştırmacılar özellikle büyük konteyner sistemlerinde bileşenler arasındaki termal radyasyonun, güneş ışınımının, konteyner duvarları arasındaki ısı iletiminin ve gerçek zaman çözünürlüklü meteorolojik koşulların sistem sıcaklıklarına etkisinin yeterince ayrıntılı ele alınmadığını belirtmektedir.

Çalışmanın geliştirdiği model bu nedenle yalnızca hücre veya yığın seviyesinde değildir. Modelde pozitif ve negatif elektrolit tankları, giriş-çıkış boruları, her yığın, konteyner havası, yardımcı ekipman ve konteynerin ayrı duvarları termal düğümler olarak tanımlanmaktadır. Yığın sayısına bağlı olarak model toplam 14–27 yoğunlaştırılmış parametre düğümü içermektedir.

Ayrıca aynı gücü sağlayan farklı hücre sayısı ve akım kombinasyonları sistematik olarak taranarak ölçek büyütmenin verim üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Bu amaçla 10 güç seviyesi ve her güç seviyesi için 18 akım-hücre kombinasyonu kullanılmıştır.

Vanadyum redoks akış bataryasında elektrik nasıl üretilmektedir?

Negatif yarı hücre için kaynakta verilen temel redoks reaksiyonu şöyledir:

\[ \mathrm{V^{2+} \rightleftharpoons V^{3+} + e^-} \]

Pozitif yarı hücre reaksiyonu ise:

\[ \mathrm{VO_2^+ + e^- + 2H^+ \rightleftharpoons VO^{2+} + H_2O} \]

Şarj ve deşarj yönünde reaksiyonların yönü değişmektedir. Membran, pozitif ve negatif elektrolitlerin doğrudan karışmasını sınırlandırırken protonların geçişine izin verir. Ancak membran tamamen seçici değildir. Vanadyum iyonlarının karşı tarafa geçmesi kendi kendine deşarj reaksiyonlarına ve ek ısı üretimine yol açabilmektedir.

Neden sıcaklık bu kadar kritik bir değişkendir?

Çalışmada elektrolitin güvenli işletim için yaklaşık 5–40 °C aralığında tutulması gerektiği kabul edilmektedir. Özellikle 40 °C'nin üzerindeki sıcaklıklarda vanadyum türlerinin termal çökelmesi ciddi bir işletme riski oluşturabilir.

Yığın sıcaklığını aynı anda çok sayıda süreç değiştirmektedir:

  • Elektrolitin tanklardan yığına taşıdığı ısı
  • Akıma bağlı Joule ısısı
  • Ana elektrokimyasal reaksiyonların entropik ısısı
  • Membran geçişi nedeniyle oluşan kendi kendine deşarj reaksiyonları
  • Konteyner havasıyla taşınım
  • Diğer bileşenlerle termal radyasyon
  • Pompalama kayıplarının elektrolite aktardığı ısı
  • Dış ortam sıcaklığı
  • Konteyner duvarlarının soğurduğu güneş ışınımı

Bu nedenle sistemin sıcaklığını yalnızca elektriksel kayıplardan hesaplamak yeterli değildir.

Yığın sıcaklığı hangi enerji dengesiyle modellenmiştir?

Kaynakta yığın için verilen enerji dengesi, giriş elektrolitinin taşıdığı ısıyı, hava ile taşınımı, Joule ısısını, yan reaksiyonların ısısını, ana reaksiyonların entropik katkısını ve termal radyasyonu aynı denklemde birleştirmektedir. Denklem yapısal olarak şu terimleri içerir:

\[ \rho_e(T_s)c_{p,e}V_s\frac{dT_s}{dt} = \dot Q_{flow,p} + \dot Q_{flow,n} + \dot Q_{conv} + I^2R_s + \dot Q_{side} + \dot Q_{entropy} - \dot Q_{rad,s} \]

Burada ρe elektrolit yoğunluğunu, cp,e özgül ısı kapasitesini, Vs yığın içindeki elektrolit hacmini, Ts yığın sıcaklığını, I akımı ve Rs yığın elektrik direncini temsil etmektedir.

I²R terimi, akım yükseldikçe Joule ısısının ikinci dereceden arttığını göstermesi açısından özellikle önemlidir. Bu nedenle aynı gücü daha yüksek akım ve daha az hücreyle üretmek elektriksel ve termal açıdan düşük akımlı bir tasarımla eşdeğer değildir.

Termal radyasyon modele nasıl eklenmiştir?

Konteyner içerisindeki bileşenlerin yüzey alanları büyük olduğundan araştırmacılar termal radyasyonu ihmal etmemiştir. Ansys Fluent 2023 R1 kullanılarak konteynerin basitleştirilmiş üç boyutlu geometrisi oluşturulmuş ve bileşenlerin birbirini ne oranda “gördüğünü” tanımlayan görüş faktörü matrisi hesaplanmıştır.

Bir bileşenin radyatif ısı alışverişi şu ilişkiyle modellenmiştir:

\[ \dot Q_{rad,i} = \sum_j \sigma \varepsilon_i \varepsilon_j \varphi_{i,j} A_i \left(T_i^4-T_j^4\right) \]

Burada σ Stefan–Boltzmann sabitini, ε yüzey yayma katsayısını, φi,j iki yüzey arasındaki görüş faktörünü, Ai yüzey alanını ve T mutlak sıcaklığı temsil etmektedir.

Dördüncü kuvvet sıcaklık bağımlılığı nedeniyle radyatif ısı alışverişi sıcak yüzeylerde hızla önem kazanabilmektedir. Konteyner çatısının güneş ışınımını doğrudan alması bu bağlamda özellikle önemlidir.

Konteyner duvarları neden ayrı ayrı modellenmiştir?

Çatı ve dört yan yüzey aynı miktarda güneş ışınımına maruz kalmaz. Bu nedenle konteyner tek bir sıcaklık düğümü olarak tanımlanırsa yönsel güneş yükünün etkisi kaybolabilir.

Çatı için kullanılan enerji dengesi genel olarak:

\[ C_{roof}\frac{dT_{roof}}{dt} = \dot Q_{conv,o} + \dot Q_{conv,i} + G_hA_{roof}a_{cont,out} - \dot Q_{rad} - \dot Q_{cond} \]

biçimindedir. Burada Gh yatay global güneş ışınımını, a dış yüzey soğurma katsayısını ve iletim terimleri duvarların kaynaklı bağlantıları üzerinden birbirine aktardığı ısıyı ifade etmektedir.

Çalışmada konteyner için 10 cm yalıtım varsayılmıştır. Dış yüzey soğurma katsayısı 0,5, dış yayma katsayısı 0,86, iç yüzey yayma katsayısı 0,75 olarak kullanılmıştır.

Modelde hangi başlangıç varsayımları yapılmıştır?

Model varsayımıUygulanan kabul
Başlangıç sıcaklığı23 °C
Elektrolit hacmiSabit; genleşme tankı varsayılmıştır
Tank karışımıSürekli karıştırılan tank reaktörü (CSTR)
Yan reaksiyonlardan gaz oluşumuİhmal edilmiştir
Hücre sıcaklığıHücre içinde uniform kabul edilmiştir
İyon derişimiHücre içinde uniform kabul edilmiştir
Elektrolit2 M vanadyum, 4,4 M toplam sülfat

Bu kabuller sistem düzeyindeki hesaplamayı mümkün kılmaktadır; ancak gerçek bir büyük yığın içinde oluşabilecek yerel sıcaklık, debi ve konsantrasyon farklılıklarını çözmemektedir.

10 ölçek büyütme durumu nasıl oluşturulmuştur?

Güç seviyeleri Renard serisi yaklaşımıyla 4 kW'tan 400 kW'a çıkarılmıştır:

\[ P_n=P_1r^n \]

Ortak ölçek oranı kaynakta:

\[ r=\left(\frac{400}{4}\right)^{1/(10-1)}=1.668 \]

olarak hesaplanmıştır.

DurumNominal güçNominal kapasiteYığın sayısıTank hacmi
14 kW16 kWh1256 L
27 kW28 kWh1448 L
311 kW44 kWh1704 L
419 kW76 kWh11216 L
531 kW124 kWh11984 L
652 kW208 kWh23328 L
786 kW344 kWh45504 L
8144 kW576 kWh69216 L
9240 kW960 kWh815.360 L
10400 kW1600 kWh1425.598 L

Bütün durumlarda nominal enerji/güç oranı 4 saattir. 31 kW'ın üzerinde tek yığının fiziksel uzunluğu pratik olmaktan çıktığı için Durum 6'dan itibaren çok yığınlı mimariye geçilmiştir.

Neden aynı güç için 18 farklı akım kullanılmıştır?

Bir batarya yığınının gücü hücre sayısı, hücre gerilimi ve akımın birleşimiyle belirlenmektedir. Çalışmada kullanılan temel güç ilişkisi:

\[ P_u=N_sN_cIE_c \]

ve iç direnç dâhil edildiğinde:

\[ P_u=N_sN_cI(E_c^{OCV}-R_{c,dch}I) \]

biçimindedir.

Burada Ns yığın sayısı, Nc yığın başına hücre sayısı, I akım ve Ec hücre gerilimidir.

Akım arttığında R·I gerilim kaybı yükseldiğinden hücre çıkış gerilimi düşmektedir. Bu etki özellikle düşük şarj durumunda, yani düşük SoC'de daha belirginleşmektedir.

Araştırmacılar her güç düzeyinde 50, 60, 70, 80, 90, 100, 110, 120, 130, 140, 150, 160, 170, 180, 190, 200, 225 ve 250 A olmak üzere 18 akım düzeyine karşılık gelen hücre sayılarını incelemiştir.

Günlük çalışma profili nasıl modellenmiştir?

Bataryanın bir fotovoltaik santralle birlikte çalıştığı örnek günlük profil kullanılmıştır. Batarya yaklaşık 09:00–15:00 arasında şarj edilmekte, 18:00–22:00 arasında ise sabit güçte deşarj edilmektedir.

Şarj başlangıcında SoC düşük olduğundan yığın gerilimi daha düşüktür ve sabit gücü sağlayabilmek için giriş akımı daha yüksektir. SoC yükseldikçe gerilim artmakta ve gerekli akım düşmektedir.

Deşarjda ters davranış görülmektedir. SoC düştükçe hücre gerilimi azalır ve aynı çıkış gücünü sürdürebilmek için akımın mutlak değeri yükselir. Bu durum deşarjın ilerleyen bölümünde Joule ısısının da yükselmesine neden olmaktadır.

Gerçek hava koşulları nasıl kullanılmıştır?

Çevre koşulları sabit sıcaklık olarak tanımlanmamıştır. Baseline Surface Radiation Network'ün Budapeşte istasyonundan bir dakikalık çözünürlükte gerçek ortam sıcaklığı ve yönlere göre güneş ışınımı kullanılmıştır.

Son mevcut tam yılın en sıcak 20 günlük bölümü seçilmiş; simülasyon sonuçları için 4. günden 14. güne kadar olan dönem kullanılmıştır. İlk dört gün başlangıçta tekrar edilerek farklı sistem büyüklüklerinin termal ataletten kaynaklanan başlangıç etkileri azaltılmış ve bu başlangıç bölümü son enerji hesaplarından çıkarılmıştır.

Bu seçim çalışmayı özellikle sıcak dönem açısından bir “kötü durum” termal değerlendirmesine dönüştürmektedir.

Şönt akımları neden önemlidir?

Birden fazla hücre ortak elektrolit dağıtım kanallarına bağlandığında iyonik iletken elektrolit istenmeyen paralel elektrik yolları oluşturabilir. Bu akımlara şönt akımları denir.

Model, Kirchhoff akım ve gerilim yasaları kullanılarak hücre besleme boruları ve manifoldlarındaki şönt akımları çözmektedir. Şönt akımlar yalnızca enerji kaybı yaratmaz; aynı zamanda ısı üretir.

Çalışmanın haritalarında çoğu konfigürasyonda şönt ısısının toplam ısı üretimine katkısı düşük kalmıştır. Ancak düşük akım ve yüksek hücre sayısında bu pay belirgin biçimde artmaktadır. Şarj sırasında bazı konfigürasyonlarda şönt akımlarının toplam ısı üretimindeki payı %22'ye kadar ulaşmıştır.

Araştırmacılar bu nedenle tek bir ortak besleme borusu sistemine yaklaşık 10–15'ten fazla hücre bağlanmamasını önermektedir.

Tek yığınlı sistemlerin elektriksel verimi nasıl değişmiştir?

Tek yığınlı Durum 1–5 için elektriksel verim:

  • En düşük: %67,92 — 250 A, 154 hücre
  • En yüksek: %86,18 — 50 A, 60 hücre

olarak hesaplanmıştır.

Aynı akım düzeyinde güç ve hücre sayısındaki artış elektriksel verimi çok az değiştirmiştir. Sabit akımda elektriksel verimde görülen en büyük fark yaklaşık 1,3 yüzde puandır. Bu, elektriksel verimin temel belirleyicisinin sistem gücünden çok akıma bağlı omik kayıp olduğunu göstermektedir.

Elektriksel verim ile sistem verimi arasındaki fark ne kadar büyüktür?

Elektriksel verim yalnızca hücre/yığın içindeki elektriksel kayıpları dikkate alırken sistem verimi pompalar, inverter, fanlar, klima, kontrol sistemi ve bekleme dolaşımının tüketimini de içermektedir.

Tek yığınlı konfigürasyonlarda sistem verimi:

  • En düşük: %43,25 — 250 A, 20 hücre
  • En yüksek: %63,63 — 50 A, 280 hücre

arasında değişmiştir.

Bu fark, yalnızca hücre verimine dayalı bir tasarım değerlendirmesinin yardımcı ekipmanın gerçek enerji maliyetini gizleyebileceğini göstermektedir.

Neden daha büyük sistemlerde yardımcı ekipmanların göreli kaybı azalabilmektedir?

Pompa ve bazı kontrol bileşenlerinin enerji tüketimi batarya gücüyle bire bir orantılı büyümemektedir. Örneğin kullanılan pompanın minimum yükte dahi yaklaşık 64 W tüketimi bulunmaktadır.

Çalışmada 50 A ve 456 hücreli konfigürasyonun toplam debisi ve çıkış gücü, 50 A ve 60 hücreli sisteme göre sırasıyla yaklaşık 7,6 ve 7,76 kat artarken maksimum pompa tüketimi yalnızca 1,25 kat yükselmiştir.

Bu nedenle küçük sistemlerde pompanın sabit tüketimi toplam enerjiye göre daha büyük bir pay oluştururken yüksek güçlerde aynı tür yardımcı tüketim göreli olarak küçülmektedir.

İnverter kaybı ne düzeydedir?

Çalışmada inverter nedeniyle toplam verimde yaklaşık %11–12 azalma hesaplanmıştır. Sabit şarj ve deşarj gücü kullanıldığı için aynı nominal güç seviyesindeki farklı akım-hücre konfigürasyonlarında inverter kaybı benzer kalmaktadır.

Kaynak içinde burada dikkat çekici bir bibliyografik tutarsızlık bulunmaktadır. İnverter verim yaklaşımının açıklandığı paragrafta kaynak [29]'a atıf yapılırken kaynakça içindeki [29] bir Grundfos pompa ürün sayfasıdır. Bu nedenle inverter verim modelinin [29] ile desteklenmesi kaynak içi atıf açısından belirsizdir; bu tutarsızlık sessizce düzeltilmemiştir.

Termal yönetim sistemi nasıl çalışmaktadır?

Hibrit termal yönetim sistemi dört temel yaklaşımı birleştirmektedir:

  • Açılabilir kontrol damperleri
  • Yığın ve tank fanları
  • Klima sistemi
  • Bekleme sırasında periyodik elektrolit dolaşımı

Yığın fanları, duvar üzerindeki ısı taşınım katsayısını 10 W/(m²K) üzerinde tutacak biçimde yığından yaklaşık 10 cm önce konumlandırılmış ve her fan için 45 W elektrik tüketimi kullanılmıştır. Her tankın yanlarına üç ve üstüne bir olmak üzere dört ek fan tanımlanmıştır.

Termal yönetim denetiminin kendi tüketimi 10 W olarak kabul edilmiştir. Kontrol mantığı, sıcaklık sınırını sağlayabilen seçenekler arasından o anda en yüksek etkin performans katsayısını, yani COP değerini sunan soğutma yöntemini tercih etmektedir.

Bekleme sırasında elektrolit neden dolaştırılmaktadır?

Batarya elektrik alışverişi yapmadığı zaman bile membran üzerinden gerçekleşen kendi kendine deşarj reaksiyonları ısı üretmeye devam edebilir. Pompalar tamamen kapatılırsa bu ısı yığının içinde birikebilir.

Çalışmada sürekli pompalama yerine periyodik “flushing” uygulanmıştır. Bir döngü:

  • Yığın içindeki elektrolitin bir kez tamamen değişmesi kadar süren dolaşım süresi
  • Bunun iki katı uzunluğunda pompasız bekleme süresi

olarak tanımlanmıştır.

Bu strateji, sürekli dolaşıma göre pompa enerjisini yaklaşık üçte bir oranında azaltırken maksimum sıcaklığı sisteme bağlı olarak yalnızca yaklaşık 0,3–0,4 °C yükseltmiştir.

Termal yönetim verimi ne kadar düşürmektedir?

Tek yığınlı sistemlerde çalışmanın sonuç bölümünde termal yönetim kaybı yaklaşık %7,5–17 olarak özetlenmiştir. Çok yığınlı ve yüksek güç sistemlerinde bu aralık %6–14,2'ye düşmektedir.

Metnin çok yığın sonuçlarının tartışıldığı bölümünde tek yığın için alt sınır %7,2 olarak da yazılmıştır; sonuç bölümünde aynı aralık %7,5–17 olarak özetlenmektedir. Kaynak içindeki bu küçük alt sınır farklılığı nedeniyle burada sonuç bölümündeki %7,5–17 değeri ana özet değeri olarak korunmuş, %7,2 ifadesinin de metinde bulunduğu ayrıca belirtilmiştir.

Neden en düşük termal yönetim kaybı her zaman en düşük akımda değildir?

Elektriksel verim açısından düşük akım açık biçimde avantajlıdır. Termal yönetim açısından ise daha karmaşık bir denge oluşmaktadır.

Yığın içindeki toplam ısı:

  • Akıma bağlı Joule ısısı,
  • Akım ve hücre sayısına bağlı entropik ısı,
  • Hücre sayısına bağlı kendi kendine deşarj ısısı,
  • Elektrolit debisinin taşıdığı soğutma veya ısıtma etkisi

arasında oluşmaktadır.

Bu nedenle Durum 1–5'te en düşük toplam termal yönetim kayıpları sırasıyla yaklaşık 70, 90, 90, 110 ve 110 A gibi orta akımlarda ortaya çıkmıştır. Bununla birlikte elektriksel kayıp avantajı dikkate alındığında toplam sistem verimi açısından düşük akım-yüksek hücre sayısı konfigürasyonları yine genel olarak en avantajlı bölgeyi oluşturmuştur.

Çok yığınlı sistemlerin verimi nasıldır?

52–400 kW aralığındaki çok yığınlı konfigürasyonlarda:

Verim türüEn düşükEn yüksek
Elektriksel verim%68,8 — 250 A, toplam 1972 hücre%88,8 — 50 A, toplam 766 hücre
Sistem verimi%53,1 — 250 A, toplam 1972 hücre%65,8 — 50 A, toplam 650 hücre

Bu sonuçlar makalenin özetinde verilen yaklaşık %68–89 elektriksel ve %43–66 sistem verimi aralığıyla uyumludur.

Çok yığında pompaların etkisi nedir?

Çalışmada güvenilirlik amacıyla her yığını ayrı bir pompanın beslediği mimari kullanılmıştır. Böylece tek bir pompa arızasının bütün sistemin akışını kesmesi önlenebilir; ancak pompa sayısının artması yatırım maliyetini yükseltebilir.

Çok yığınlı konfigürasyonlarda pompaların sistem verimini azaltma etkisi yaklaşık %0,96–2,32 aralığında kalmıştır. Sonuç bölümünde yüksek güç sistemleri için pompa kaybı yaklaşık %1–2 olarak özetlenmektedir.

Çok yüksek hücre sayısının dezavantajı var mıdır?

Evet. Model düşük akım ve yüksek hücre sayısının verim açısından avantajını gösterse de araştırmacılar bunun sınırsız biçimde uygulanabileceğini söylememektedir.

Çok uzun yığınlarda:

  • Elektrolit sızıntısını önlemek zorlaşabilir.
  • Daha büyük fiziksel alan gerekir.
  • Yığın üretim ve montaj maliyetleri artabilir.
  • Manifold ve akış dağılımı daha karmaşık hâle gelebilir.
  • Şönt akım kontrolü daha önemli olur.

Bu nedenle elektriksel optimum ile üretilebilir mühendislik tasarımı arasında bir uzlaşma gerekmektedir.

Konteyner içinde yığınların konumu sıcaklığı etkiliyor mu?

Evet. Çalışmanın radyasyon ağı, özellikle bekleme dönemlerinde yığın konumunun ölçülebilir sıcaklık farkı oluşturabileceğini göstermiştir.

14 yığınlı bir konfigürasyonda toplam 1972 hücre bulunduğunda yığınlar arasındaki maksimum sıcaklık farkı uzun sabah bekleme döneminin sonunda 5,7 °C, akşamdaki daha kısa bekleme döneminin sonunda 2,4 °C olmuştur.

Toplam hücre sayısı 5880 olduğunda karşılık gelen farklar yaklaşık 3 °C ve 1,1 °C'ye gerilemiştir.

Elektrolit yeniden dolaştırıldığında yığınlar arasındaki sıcaklık farkı azalmaktadır.

En sıcak yığın neden üstteki yığın olmuştur?

Konteyner çatısı doğrudan güneş ışınımının önemli bölümünü soğurur. Bu nedenle çatının yakınında bulunan üst yığın daha yüksek radyatif ısı yüküne maruz kalmıştır.

Araştırmacılar bu sonuçtan hareketle yığınların mümkün olduğunca konteynerin zeminine yakın yerleştirilmesini önermektedir.

Bu sonuç kullanılan konteyner geometrisi ve Budapeşte meteorolojik sınır koşulları için elde edilmiştir; bütün konteyner tasarımlarında aynı sıcaklık farkının oluşacağı anlamına gelmez.

Şarj sırasında yığının termal davranışı nasıldır?

Şarj başlangıcında ana elektrokimyasal reaksiyonların endotermik etkisi aniden ortaya çıkarken tanktan gelen elektrolitin yığına ulaşması belirli bir zaman almaktadır. Bu nedenle kısa süreli bir başlangıç soğuması görülebilmektedir.

SoC yükseldikçe hücre gerilimi artar. Sabit şarj gücünü koruyabilmek için akım azaltılır. Aynı zamanda modelde hücre direnci de SoC ile azaldığından Joule ısısı geriler.

Kendi kendine deşarj reaksiyonlarının ısı üretimi ise yüksek SoC'de bazı vanadyum iyonlarının derişimlerinin artmasına bağlı olarak yükselmektedir.

Deşarj sırasında ne değişmektedir?

Deşarj başladığında ekzotermik ana reaksiyonlar ve Joule ısısı nedeniyle toplam ısı üretimi aniden yükselmektedir.

SoC azaldıkça hücre gerilimi düşer. Sabit çıkış gücünü koruyabilmek için akımın mutlak değeri yükselir. Bunun sonucunda:

  • Joule ısısı artar.
  • Entropik ısı değişir.
  • Gerekli elektrolit debisi yükselir.
  • Tanktan gelen daha soğuk elektrolitin yığını soğutma etkisi güçlenir.

Yüksek akımlı konfigürasyonlarda hücre gerilimindeki düşüş daha büyük olduğu için bu termal değişimler daha belirgindir.

Elektrolit akışı termal yönetimde ne kadar önemlidir?

Model sonuçları, yığın sıcaklığı üzerinde en güçlü süreçlerden birinin yığına pompalanan elektrolitin taşıdığı ısı olduğunu göstermektedir.

Çalışmada şarj sırasında akış faktörü 2, deşarj sırasında 5 kullanılmıştır. Amaç şarjda sıcaklık yükseltici akış etkisini azaltmak, deşarjda ise tanktaki daha soğuk elektrolitten daha fazla yararlanmaktır.

İncelenen bütün sistemlerde gerekli debi yaklaşık 0,6–30 m³/saat, pompa basma yüksekliği ise yaklaşık 0,2–15 m arasında değişmiştir.

Bu geniş çalışma aralığı tek bir pompanın her koşulda ideal çalışmasını zorlaştırmaktadır. Araştırmacılar iki kademeli bir pompa sistemi veya çalışma durumuna göre dinamik olarak ayarlanan akış faktörünü gelecek geliştirmeler arasında göstermektedir.

Termal yönetimde elektrolit dolaşımının COP değeri neden çok yüksek olabiliyor?

Bekleme sırasında yığın ile giriş elektroliti arasında yaklaşık 4 °C sıcaklık farkı ve 0,5 L/s dolaşım debisi bulunduğunda kaynakta geçici olarak 130'un üzerinde COP hesaplanabileceği belirtilmektedir.

Buradaki COP, klasik bir soğutma makinesinin termodinamik çevrim performansıyla bire bir aynı fiziksel mekanizmayı temsil etmez; düşük pompa gücüyle tanktaki daha soğuk elektrolitin taşıdığı büyük ısı miktarının oranıdır.

Modelde flushing için görülen en düşük COP yaklaşık 3'tür.

Çalışmanın güçlü yönleri nelerdir?

  • Elektriksel, kimyasal, hidrolik ve termal süreçler aynı sistem modelinde birleştirilmiştir.
  • 4–400 kW arasında iki mertebeyi kapsayan ölçek büyütme yapılmıştır.
  • Toplam 180 farklı akım-hücre-yığın konfigürasyonu karşılaştırılmıştır.
  • Tek yığın ve çok yığın mimarileri ayrı ayrı değerlendirilmiştir.
  • Yardımcı ekipman tüketimleri sistem verimine dâhil edilmiştir.
  • Şönt akımları ve şönt akımlarından kaynaklanan ısı hesaba katılmıştır.
  • Konteyner duvarları ayrı termal düğümler olarak modellenmiştir.
  • Bileşenler arasındaki radyasyon için üç boyutlu görüş faktörü matrisi kullanılmıştır.
  • Gerçek, bir dakikalık çevresel sıcaklık ve güneş ışınımı verileri kullanılmıştır.
  • Fan, klima ve periyodik elektrolit dolaşımını birleştiren hibrit termal kontrol değerlendirilmiştir.
  • Yığın konumunun konteyner içindeki sıcaklık farklarına etkisi incelenmiştir.

Çalışmanın temel sınırlılıkları nelerdir?

  • Çalışma fiziksel 4–400 kW batarya deneyleri değil, sistem düzeyi modelleme ve simülasyondur.
  • Yeni model sürümünün bütünü için bağımsız bir fiziksel deneysel doğrulama sunulmamıştır.
  • Elektriksel, kimyasal ve hidrolik alt modellerin önemli bölümü daha önceki model sürümüne dayanmaktadır; mevcut çalışmada tekrar doğrulama verilmemiştir.
  • Hücre sıcaklığı ve iyon derişimi hücre içinde uniform kabul edilmiştir.
  • Yan reaksiyonlardan gaz oluşumu ihmal edilmiştir.
  • Yığınlar arasında üretim toleranslarından kaynaklanan direnç veya geçirgenlik farklılıkları modellenmemiştir.
  • Çok yığınlı sistemlerde yığınların özdeş olduğu kabul edilmiştir.
  • Konteyner yalıtım kalınlığı 10 cm olarak sabitlenmiş; soğuk dönem optimizasyonu çalışmanın kapsamı dışında bırakılmıştır.
  • Çevresel analiz Budapeşte meteorolojik verisine dayanmaktadır.
  • Özellikle sıcak dönem için kötü durum senaryosu seçilmiş, bütün yıl performansı raporlanmamıştır.
  • Enerji/güç oranı bütün sistemlerde 4 saat olarak sabitlenmiştir.
  • Şarj ve deşarj sabit güç profiliyle modellenmiştir; gerçek şebeke hizmetleri daha değişken olabilir.
  • Ekonomik yatırım maliyeti optimizasyonu yapılmamıştır.
  • Pompa başına yığın yaklaşımının sermaye maliyetine etkisi hesaplanmamıştır.
  • Termal yönetim ile sistem ömrü arasında doğrudan yaşlanma modeli kurulmamıştır.
  • Elektrolit çökelmesi doğrudan kinetik bir çökelme modeliyle hesaplanmamış; sıcaklık sınırı işletme kısıtı olarak kullanılmıştır.
  • Kaynak içinde termal yönetim kaybının tek-yığın alt sınırı %7,2 ve sonuç bölümünde %7,5 olarak iki farklı şekilde verilmiştir.
  • İnverter verim modeline ilişkin metin içi [29] atfı ile kaynakçadaki [29] pompa kaynağı arasında olası bir referans uyumsuzluğu vardır.

Çalışmanın desteklediği sonuçlar

  • Aynı güçte deşarj akımı düştükçe omik kayıplar azalmakta ve elektriksel verim artmaktadır.
  • Modelde elektriksel verim yaklaşık %68–89 aralığındadır.
  • Yardımcı tüketimler dâhil edildiğinde sistem verimi yaklaşık %43–66 aralığına düşmektedir.
  • Düşük akım ve yüksek hücre sayısı genel olarak en yüksek sistem verimini sağlamaktadır.
  • Yüksek güçte yardımcı ekipmanın göreli enerji tüketimi azalabilmektedir.
  • Termal yönetim toplam sistem verimini birkaç yüzde puandan fazla etkileyen temel kayıp kaynaklarından biridir.
  • Çok yığın sistemlerinde pompaların göreli etkisi yaklaşık %0,96–2,32 aralığındadır.
  • Şönt akımlarının ısı katkısı belirli düşük-akım/yüksek-hücre koşullarında şarj sırasında %22'ye ulaşabilmektedir.
  • Konteyner içindeki yığın konumu bekleme dönemlerindeki sıcaklık dağılımını etkileyebilmektedir.
  • Elektrolit debisinin dinamik yönetimi termal kontrol için önemli bir optimizasyon değişkenidir.

Çalışmanın kanıtlamadığı sonuçlar

  • 400 kW/1600 kWh fiziksel bir prototipin %65,8 sistem verimiyle çalıştığı deneysel olarak gösterilmemiştir.
  • Bütün iklimlerde aynı akım-hücre kombinasyonunun optimum olacağı kanıtlanmamıştır.
  • Düşük akımlı ve çok hücreli tasarımın ekonomik olarak en ucuz çözüm olduğu gösterilmemiştir.
  • Önerilen termal kontrolün uzun süreli saha kullanımında bakım veya güvenilirlik üstünlüğü doğrulanmamıştır.
  • Yığınların zemine yerleştirilmesinin her konteyner geometrisinde aynı termal avantajı vereceği gösterilmemiştir.
  • Dinamik akış faktörü önerisinin enerji tasarrufu mevcut çalışmada ayrı optimizasyon deneyiyle nicel olarak doğrulanmamıştır.
  • Oluşan atık ısının termal rejeneratif elektrokimyasal çevrimle geri kazanılması mevcut modelde uygulanmış bir sonuç değildir; gelecek çalışma önerisidir.

Büyük ölçekli enerji depolama tasarımı açısından ana mesaj nedir?

Çalışma, bir vanadyum redoks akış bataryasını büyütmenin yalnızca tank hacmini ve hücre sayısını artırmak anlamına gelmediğini göstermektedir. Akım seviyesi elektriksel kayıpları, hücre sayısı şönt akımlarını ve fiziksel yığın boyutunu, pompa düzeni hidrolik kayıpları, konteyner geometrisi ise termal yönetimi değiştirmektedir.

Bu nedenle tasarımın yalnızca hücre verimi veya nominal güç üzerinden değil, batarya + pompalar + inverter + fanlar + klima + borulama + konteyner bütünü üzerinden yapılması gerekir.

Araştırmanın geleceğe yönelik önerileri arasında değişken akış faktörü kontrolü, geniş debi aralığını daha verimli karşılayabilecek iki kademeli pompalama ve sistemde oluşan düşük sıcaklıklı atık ısının elektrik üretiminde değerlendirilmesi bulunmaktadır. Bunlar mevcut çalışmanın doğrulanmış performans sonuçları değil, model sonuçlarından türetilen gelecek araştırma yönleridir.

Çalışmanın Yöntemi ve Bulguları

Model altyapısı

BileşenÇalışmada kullanılan yaklaşım
Ana simülasyon ortamıMATLAB/Simulink R2024a
Termal modelYoğunlaştırılmış parametreli çok düğümlü enerji dengesi
3B geometriAnsys Fluent 2023 R1
Elektrokimyasal modelSoC ve iyon derişimine bağlı hücre/yığın modeli
Şönt akımıKirchhoff akım ve gerilim denklemleri
Hidrolik modelInterdigitated akış alanı, manifold ve boru basınç kayıpları
Tank modeliCSTR
Termal radyasyonGörüş faktörü matrisi
Çevresel veriBir dakikalık gerçek sıcaklık ve güneş ışınımı

Hücre açık devre gerilimi ve yük altındaki güç

Çalışmada hücre gerilimi Nernst bağıntısını ve iç direnci birlikte dikkate almaktadır:

\[ P_u=N_sN_cI\left(E_c^0+\frac{\mathcal{R}T}{zF} \ln\left( \frac{c_{V^{2+}}c_{VO_2^+}c_{H^+}^2} {c_{V^{3+}}c_{VO^{2+}}} \right)-R_{c,dch}I \right) \]

𝓡 = 8,314 J/(mol·K) evrensel gaz sabiti, F = 96.485 C/mol Faraday sabiti, z aktarılan elektron sayısı, c iyon derişimi, Rc,dch deşarjdaki hücre direncidir.

Denklem aynı hedef gücün neden farklı akım ve hücre sayılarıyla üretilebildiğini, fakat akım yükseldikçe omik gerilim kaybının büyüdüğünü göstermektedir.

Akış direnci ve pompa basma yüksekliği

Pompanın sağlaması gereken basma yüksekliği:

\[ H=\frac{\Delta p_s+\Delta p_p}{\rho_e g} \]

olarak hesaplanmıştır.

Δps yığın basınç kaybını, Δpp boru basınç kaybını, ρe elektrolit yoğunluğunu ve g yerçekimi ivmesini ifade etmektedir.

Yığın basınç kaybı ise giriş manifoldu, hücre ve çıkış manifoldu kayıplarının toplamıdır:

\[ \Delta p_s=\Delta p_{man,i}+\Delta p_c+\Delta p_{man,o} \]

Başlıca termofiziksel parametreler

ParametreDeğer
Elektrolit özgül ısısı3200 J/(kg·K)
Elektrolit ısıl iletkenliği0,33 W/(m·K)
Elektrolit dinamik viskozitesi4,928 × 10-3 kg/(m·s)
Elektrolit ısıl genleşme katsayısı4,488 × 10-4 K-1
Grafit elektrot porozitesi0,68
Yalıtım ısıl iletkenliği0,025 W/(m·K)
Konteyner çeliği ısıl iletkenliği46 W/(m·K)
Konteyner dış yayma katsayısı0,86
Konteyner dış soğurma katsayısı0,5
Konteyner iç yayma katsayısı0,75

İncelenen güç ve akım alanı

  • Nominal güç: 4–400 kW
  • Nominal kapasite: 16–1600 kWh
  • Enerji/güç oranı: 4 saat
  • Güç durumu sayısı: 10
  • Her durumda akım/hücre konfigürasyonu: 18
  • Toplam simülasyon konfigürasyonu: 180
  • Deşarj akımı: 50–250 A
  • Yığın sayısı: 1–14
  • Başlangıç düğüm sıcaklığı: 23 °C

Tek yığın ve çok yığın verim sonuçları

Sistem grubuElektriksel verimSistem verimi
Tek yığın%67,92–86,18%43,25–63,63
Çok yığın%68,8–88,8%53,1–65,8
Çalışmanın genel yuvarlanmış aralığıYaklaşık %68–89Yaklaşık %43–66

Başlıca yardımcı sistem kayıpları

Kayıp kaynağıÇalışmada bildirilen aralık veya etki
İnverterYaklaşık %11–12 verim azalması
Pompa — düşük güçYaklaşık %2–6,5
Pompa — yüksek güçYaklaşık %1–2
Pompa — çok yığın ayrıntılı sonuç%0,96–2,32
Termal yönetim — düşük güçYaklaşık %7,5–17
Termal yönetim — yüksek güçYaklaşık %6–14,2
Elektrolit flushing — çok yığınYaklaşık %0–1

Şönt akımlarının termal sonucu

Şarj sırasında düşük akım-yüksek hücre sayısı bölgesinde şönt akımlarından kaynaklanan ısı toplam yığın ısısının yaklaşık %22'sine kadar ulaşmıştır. Deşarj sırasında maksimum katkı daha düşüktür.

Bu nedenle araştırmacılar ortak besleme hattına yaklaşık 10–15'ten fazla hücre bağlanmamasını önermektedir.

Termal yerleşim sonuçları

Çok yığın koşuluUzun sabah beklemesiKısa akşam beklemesi
14 yığın, toplam 1972 hücreMaksimum sıcaklık farkı 5,7 °C2,4 °C
Toplam 5880 hücreli düzen3,0 °C1,1 °C

Çatı en yüksek güneş yükünü aldığı için üst yığın en sıcak konuma gelmiştir. Elektrolit dolaşımı yığınlar arasındaki sıcaklık farklarını azaltmıştır.

Akış ve pompalama çalışma alanı

ParametreModel aralığı
Şarj akış faktörü2
Deşarj akış faktörü5
Toplam hacimsel debi0,6–30 m³/saat
Pompa basma yüksekliği0,2–15 m

Model doğrulama sınırı

Çalışmanın elektriksel, kimyasal ve hidrolik alt modellerinin önemli bölümü araştırmacıların önceki model sürümüne dayanmaktadır. Kaynak, önceki modelin başka doğrulanmış modellerin sonuçlarıyla karşılaştırıldığını belirtmekte ve bu nedenle mevcut makalede doğrulama bölümünü tekrar vermemektedir.

Bu yaklaşım mevcut modelin geçmiş bir temele dayandığını göstermektedir; ancak bu çalışmada eklenen ayrıntılı radyasyon ağı, yeni termal yönetim düzeni ve 4–400 kW ölçek büyütme sonuçlarının tamamının bağımsız fiziksel prototip ölçümleriyle doğrulandığı anlamına gelmemektedir.

Gelecek çalışmalarda araştırmacıların önerdiği yönler

  • Elektrolit debisinin çalışma anına göre dinamik olarak ayarlanması
  • Geniş debi aralığı için iki kademeli pompa sistemi
  • Düşük güç yığınlarında flushing'in yüksek COP avantajından daha etkin yararlanılması
  • Oluşan atık ısının termal rejeneratif elektrokimyasal çevrimle elektrik üretiminde değerlendirilmesi

Kaynak ve Yöntem Notu

Çalışmanın tam özgün adı: Model-based upscaling of vanadium redox flow battery systems: engineering challenges and solutions

Yazarlar ve doğru sıraları: Bence Sziffer; Viktor Józsa.

Birinci yazar: Bence Sziffer.

Eş birinci yazarlık/eş katkı: Kaynakta belirtilmemiştir.

Sorumlu yazar: Bence Sziffer.

Sorumlu yazar e-posta adresi: sziffer@energia.bme.hu

Kurumsal bağlantılar:

  • Bence Sziffer — Department of Energy Engineering, Faculty of Mechanical Engineering, Budapest University of Technology and Economics, Budapest, Macaristan.
  • Bence Sziffer — MTA-BME Lendület “Momentum” Renewable Energy Systems Research Group, Budapest, Macaristan.
  • Viktor Józsa — Department of Energy Engineering, Faculty of Mechanical Engineering, Budapest University of Technology and Economics, Budapest, Macaristan.

Kaynak türü: Vanadyum redoks akış bataryalarının ölçek büyütülmesini çok-fizikli yoğunlaştırılmış parametre modeliyle inceleyen modelleme ve simülasyon araştırması.

Hakemlik durumu: Bu çalışma bir preprinttir ve hakem değerlendirmesinden geçmemiştir.

Yüklenen sürümün platformu: SSRN, abstract numarası 7199677.

SSRN'nin konumu: SSRN, Elsevier'in preprint ve erken araştırma platformudur; SSRN'nin kendisi nihai hakemli dergi yayınevi olarak değerlendirilmemelidir.

Ayrıca doğrulanan preprint kaydı: arXiv:2602.12776, Applied Physics.

arXiv kayıt tarihi: 13 Şubat 2026.

DOI: Yüklenen SSRN sürümünde ayrı bir DOI yazılmamaktadır. Aynı çalışma için doğrulanan arXiv kayıt DOI'si 10.48550/arXiv.2602.12776'dır. Bu bir arXiv kayıt DOI'sidir ve hakemli dergi DOI'si değildir.

Hakemli dergi: Aynı başlık için ayrı bir hakemli nihai dergi sürümü doğrulanamamıştır.

Özgün hakemli yayınevi: Doğrulanamamıştır.

Yayın yılı: 2026.

Resmî kaynak kayıtları: SSRN abstract 7199677 ve arXiv:2602.12776.

Finansman: Çalışma; 2021-2.1.1-EK-00001 projesi, DKÖP-25-1-BME-84 ve Macaristan National Research, Development and Innovation Fund tarafından finanse edilen NKKP ADVANCED 150696 desteğini bildirmektedir.

Bu Türkçe açıklama yüklenen çalışmanın bilimsel içeriğine dayanılarak hazırlanmıştır. Ana metindeki termal, elektriksel ve hidrolik denklemler; 10 ölçek büyütme durumu; 180 akım-hücre konfigürasyonu; tek ve çok yığın verim haritaları; şönt akımı sonuçları; yardımcı sistem tüketimleri; konteyner radyasyon modeli ve günlük termal süreç grafikleri birlikte değerlendirilmiştir. Dış kaynaklar yalnızca çalışma kimliği, arXiv kaydı, DOI ve yayın/platform durumunun bibliyografik doğrulaması için kullanılmış; bilimsel performans verilerine dış kaynaklardan yeni sonuç eklenmemiştir.

Çalışmanın temel yöntemsel sınırı, sonuçların fiziksel 4–400 kW VRFB tesislerinden alınmış saha ölçümleri değil model çıktıları olmasıdır. Güncel modelin bütün yeni ayrıntıları bağımsız deneysel prototiple doğrulanmamıştır; hücre içi sıcaklık ve iyon derişimleri uniform kabul edilmiş, yığınlar arasında üretim farklılıkları ihmal edilmiş ve çevresel koşullar Budapeşte'deki sıcak dönem verileriyle sınırlandırılmıştır. Bu nedenle verilen optimum bölgeler ve verim değerleri modelde tanımlanan mimari ve çalışma koşulları içinde değerlendirilmelidir.


Paylaş:

Yorumlar incelendikten sonra yayımlanır.Gönderdiğiniz yorum onay sürecine alınır ve uygun bulunduğunda görünür hâle gelir.

Bir yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir

Your experience on this site will be improved by allowing cookies Cookie Policy