
Aile içi şiddet yalnızca tek bir fiziksel saldırıdan oluşmaz. Korkutma, tehdit, cinsel zorlama, ekonomik kaynakları kontrol etme, kişiyi sosyal çevresinden uzaklaştırma, çocukları baskı aracı olarak kullanma ve sürekli psikolojik denetim gibi davranışların oluşturduğu bir güç ve kontrol örüntüsü hâlinde gelişebilir.
Aliaa Helal tarafından hazırlanan Domestic Violence Policy başlıklı çalışma, yakın partner şiddeti uygulayan kişilere yönelik iki yaygın müdahale yaklaşımını karşılaştırmaktadır: Duluth Modeli ve bilişsel davranışçı terapi. Çalışma daha sonra üçüncü bir seçenek olarak Kabul ve Kararlılık Terapisi temelli bir politika önermektedir.
Duluth Modeli, yakın partner şiddetini bireysel öfke veya psikiyatrik sorunlardan önce toplumsal güç ilişkileriyle açıklamaktadır. Modelin temel varsayımına göre erkek egemen kültürel yapılar, bazı erkeklerin partnerlerini kontrol etme hakkına sahip olduklarını düşünmelerini destekleyebilir. Müdahale bu nedenle şiddeti yalnızca kontrol kaybı olarak değil, sistematik hâkimiyet davranışının parçası olarak ele alır.
Duluth programında kullanılan “Güç ve Kontrol Çarkı”; korkutma, duygusal istismar, izolasyon, ekonomik istismar, erkek ayrıcalığı, zorlama ve tehdit, çocukları kullanma, küçümseme, inkâr ve suçlama gibi davranışları aynı kontrol düzeninin parçaları olarak göstermektedir.
Bunun karşısında “Eşitlik Çarkı”; müzakere ve adalet, ekonomik ortaklık, paylaşılan sorumluluk, sorumlu ebeveynlik, dürüstlük, hesap verebilirlik, güven, destek, saygı ve tehdit içermeyen davranışları öne çıkarmaktadır. Amaç yalnızca fiziksel şiddetin kesilmesi değil, ilişkinin kontrol ve tahakkümden eşitliğe doğru yeniden kurulmasıdır.
Bilişsel davranışçı terapi ise şiddeti öğrenilmiş düşünce ve davranış örüntüleriyle ilişkilendirir. Şiddet uygulayan kişinin partneri, ilişkiler, kadınlar, güç ve çatışma hakkındaki çarpıtılmış inançlarının belirlenmesi; şiddete uzanan düşünce zincirinin kesilmesi ve iletişim, problem çözme, öfke yönetimi ve şiddet içermeyen davranış becerilerinin öğretilmesi hedeflenir.
Çalışmada aktarılan eski araştırma sonuçları tutarlı değildir. Bazı değerlendirmeler Duluth Modeli’nin tekrar şiddet ve partner bildirimlerinde küçük azalmalarla ilişkili olduğunu belirtirken bazı çalışmalar programı tamamlayanların önemli bir bölümünün yeniden şiddet uyguladığını göstermiştir. Benzer biçimde bazı meta-analizlerde BDT için anlamlı etki bulunmazken başka bir alan çalışmasında BDT’nin Duluth yaklaşımından daha düşük tekrar suç oranıyla ilişkili olduğu aktarılmıştır.
Bu çelişkiler, “hangi terapi daha etkilidir?” sorusunun yalnızca program adına bakılarak cevaplanamayacağını göstermektedir. Katılımcıların risk düzeyi, programı tamamlama oranı, mahkeme zorunluluğu, uygulayıcının eğitimi, müdahale süresi, eş zamanlı madde kullanımı tedavileri ve tekrar şiddetin polis kaydıyla mı yoksa partner bildirimleriyle mi ölçüldüğü sonuçları değiştirebilir.
Makalenin önerdiği üçüncü yaklaşım Kabul ve Kararlılık Terapisidir. ACT, zorlayıcı düşünce ve duyguları ortadan kaldırmaya çalışmak yerine kişinin bunlarla şiddete başvurmadan kalabilmesini, davranışlarını seçtiği değerlere göre yönlendirmesini ve psikolojik esnekliğini geliştirmesini amaçlar.
ACT yaklaşımında kişinin öfke, kıskançlık, reddedilme, utanç veya kontrol kaybı hissini yaşaması ile bu duygular doğrultusunda şiddet uygulaması birbirinden ayrılır. İstenmeyen duygu ve düşüncelerin bulunması kaçınılmaz olabilir; ancak bunların davranışı zorunlu olarak belirlemesi gerekmez.
Çalışma ACT’nin altı temel sürecini vurgulamaktadır:
- Kabul,
- düşüncelerle arasına mesafe koyma,
- şimdiki anla temas,
- bağlamsal benlik,
- değerlerin belirlenmesi,
- değerlerle uyumlu kararlı eylem.
Bu süreçler yoluyla katılımcının “Öfkelendiğimde kontrol etmeliyim”, “Partnerim bana karşı çıktığında saygısızlık yapıyor” veya “Bu duygudan kurtulmanın tek yolu saldırmaktır” gibi düşünceleri sorgusuz gerçekler olarak izlemek yerine zihinsel olaylar olarak görmesi hedeflenir.
Makalenin dayandığı ACT ve ACTV araştırmaları, programlara katılan erkeklerde bazı tekrar suç ve mağdur bildirimi sonuçlarının Duluth veya geleneksel BDT programlarından daha olumlu olabileceğini düşündürmektedir. Bununla birlikte çalışma bu kanıtları, bütün şiddet uygulayan kişilere uygulanabilecek kesin sonuçlar olarak değerlendirmemelidir.
Politika önerisi, şiddet uygulayan kişilere ACT temelli programlar verilmesini; şiddete maruz kalan kişilerin travma belirtileri ve gelecekteki ilişkileri için bilişsel davranışçı destek almasını öngörmektedir. Metnin ilerleyen bölümlerinde ACT’nin travma yaşamış ebeveynler ve çocuklarla ilişkili yararları da tartışılmaktadır.
Ancak önerinin sınırları tam olarak çizilmemiştir. Şiddete maruz kalanlara ACT mi, BDT mi yoksa her ikisinin mi sunulacağı; fail ve mağdur programlarının birbirinden nasıl ayrılacağı; çocukların güvenliği; yüksek riskli vakaların nasıl tespit edileceği ve terapi ile ceza adaleti tedbirlerinin nasıl koordine edileceği açıklanmamaktadır.
Çalışmanın en tartışmalı önerisi, aile içi şiddetle suçlanan ancak hakkında ceza davası veya mahkûmiyet bulunmayan kişilerin de ACT programına alınmasıdır. Metin bunu gelecekteki saldırıları önlemenin yolu olarak sunmaktadır; fakat masumiyet karinesi, yanlış suçlama, gönüllü katılım, hukuki itiraz ve program kararını verecek makam gibi konuları ele almamaktadır.
Bu nedenle çalışma, uygulanmaya hazır ve kanıtlanmış bir ulusal politika sunmaktan çok, ACT’nin fail müdahale programlarında daha fazla değerlendirilmesi gerektiğini savunan bir politika taslağı olarak okunmalıdır.
Aile İçi Şiddet ile Yakın Partner Şiddeti Aynı Şey mi?
Makale “domestic violence” ve “intimate partner violence” kavramlarını büyük ölçüde birbirinin yerine kullanmaktadır. Bununla birlikte iki kavramın kapsamı tamamen aynı değildir.
Yakın partner şiddeti, mevcut veya önceki eş, sevgili ya da romantik partnerler arasında gerçekleşen fiziksel, cinsel, psikolojik veya ekonomik şiddeti ifade eder.
Aile içi şiddet ise daha geniş biçimde çocuklara, yaşlılara veya aynı hanedeki başka aile üyelerine yönelen şiddeti de kapsayabilir.
Çalışmanın değerlendirdiği Duluth, BDT ve ACTV programları ağırlıklı olarak kadın partnerlerine şiddet uygulayan ve çoğunlukla adalet sistemi tarafından müdahaleye yönlendirilen erkeklere odaklanmaktadır. Bu nedenle makalenin kanıt tabanı bütün aile içi şiddet türlerini eşit ölçüde temsil etmez.
Şiddetin Güç ve Kontrol Örüntüsü Olması
Çalışma aile içi şiddeti, başka bir kişi üzerinde güç elde etmek veya mevcut kontrolü sürdürmek için kullanılan davranışlar bütünü olarak tanımlamaktadır.
Bu davranışlar arasında şunlar bulunabilir:
- Fiziksel saldırı veya saldırı tehdidi,
- cinsel zorlama,
- hakaret, aşağılama ve sürekli eleştiri,
- telefon, hareket ve sosyal ilişkileri denetleme,
- kişiyi ailesinden ve arkadaşlarından uzaklaştırma,
- paraya veya çalışma imkânına erişimi sınırlama,
- çocukları tehdit veya baskı aracı olarak kullanma,
- şiddeti inkâr etme ve sorumluluğu mağdura yükleme.
Bu bakış, fiziksel saldırıların birbirinden bağımsız öfke patlamaları olarak değerlendirilmesine karşı çıkar. Fiziksel şiddet daha geniş bir kontrol sisteminin yalnızca görünür bölümü olabilir.
Çalışmanın Politika Sorusu
Makale üç temel politika sorusu etrafında ilerlemektedir:
- Duluth Modeli tekrar şiddeti ve mağduriyeti azaltıyor mu?
- Bilişsel davranışçı terapi şiddet davranışına yol açan düşünce ve beceri sorunlarını değiştirebiliyor mu?
- Kabul ve Kararlılık Terapisi, iki yaklaşımın sınırlılıklarını aşan daha etkili bir seçenek olabilir mi?
Yazar yalnızca tedavi modellerini açıklamakla kalmaz; ACT’yi kamusal politika hâline getirmeyi ve adalet ile ruh sağlığı sistemleri üzerinden yaygınlaştırmayı önermektedir.
Duluth Modeli Nasıl Ortaya Çıktı?
Duluth Modeli 1981 yılında Duluth, Minnesota’daki Domestic Abuse Intervention Project içinde geliştirilmiştir. Model, feminist ve toplumsal öğrenme yaklaşımlarından etkilenmiş bir psikoeğitim programıdır.
Modelin temel varsayımları şunlardır:
- Şiddet yalnızca kontrolsüz öfkenin sonucu değildir.
- Şiddet uygulayan kişi davranışını güç elde etmek için kullanabilir.
- Toplumsal cinsiyet eşitsizliği, erkek ayrıcalığı ve kadınların ikincil konumu bu davranışları destekleyebilir.
- Failin davranışı tanıması ve sorumluluk üstlenmesi gerekir.
- İlişki, hâkimiyet yerine eşitlik ilkeleriyle yeniden kurulmalıdır.
Duluth yaklaşımı bu nedenle şiddet uygulayan kişinin yalnızca stresini azaltmaya veya öfkesini boşaltmasına odaklanmaz. Kontrol hakkına sahip olduğu düşüncesini, partnerini suçlamasını ve şiddeti küçümsemesini değiştirmeye çalışır.
Güç ve Kontrol Çarkının Sekiz Alanı
| Alan | Davranış örneği | Kontrol işlevi |
|---|---|---|
| Korkutma | Bakışlar, hareketler, eşyaları kırma veya silah gösterme | Kişinin davranışlarını korkuyla sınırlandırmak |
| Duygusal istismar | Hakaret, aşağılama ve değersizleştirme | Öz güveni ve direnme kapasitesini zayıflatmak |
| İzolasyon | Aile, arkadaş ve dış dünyayla ilişkiyi sınırlama | Destek kaynaklarına erişimi azaltmak |
| Ekonomik istismar | Çalışmayı engelleme veya paraya erişimi kontrol etme | Bağımlılık oluşturmak |
| Erkek ayrıcalığı | Karar verme hakkını yalnızca kendisinde görmek | Hiyerarşik ilişki kurmak |
| Zorlama ve tehdit | Yaralama, terk etme veya kendine zarar verme tehdidi | İstenen davranışı zorla elde etmek |
| Çocukları kullanma | Çocukları alma, zarar verme veya ebeveyni suçlama tehdidi | Ebeveynlik bağını baskı aracına dönüştürmek |
| Küçümseme, inkâr ve suçlama | Şiddeti önemsiz gösterme veya mağduru sorumlu tutma | Hesap verebilirlikten kaçınmak |
Eşitlik Çarkı Ne Öneriyor?
Duluth Modeli yalnızca zararlı davranışları tanımlamaz. Bunların yerine geçmesi gereken ilişki davranışlarını da öğretmeyi amaçlar.
| Kontrol davranışının yerine | Önerilen eşitlik davranışı |
|---|---|
| Korkutma | Tehdit içermeyen davranış |
| Duygusal istismar | Saygı |
| İzolasyon | Güven ve destek |
| İnkâr ve suçlama | Dürüstlük ve hesap verebilirlik |
| Çocukları kullanma | Sorumlu ebeveynlik |
| Tek taraflı karar | Paylaşılan sorumluluk |
| Ekonomik kontrol | Ekonomik ortaklık |
| Zorlama | Müzakere ve adalet |
Duluth Modeline İlişkin Aktarılan Kanıtlar
Makale, Babcock, Green ve Robie tarafından yapılan 22 çalışmalık meta-analizi Duluth Modeli lehine temel kanıt olarak kullanmaktadır.
PDF’de aktarıldığı biçimiyle incelemede:
- Beş deneysel çalışma,
- 17 yarı deneysel çalışma,
- polis kayıtlarına dayanan tekrar şiddet ölçümleri,
- partnerlerin bildirdiği mağduriyet ölçümleri
değerlendirilmiştir.
Makale, Duluth programına katılanların programa katılmayanlara göre daha düşük tekrar şiddet gösterdiğini ve partnerlerinin daha az şiddet bildirdiğini aktarmaktadır.
Bununla birlikte yarı deneysel çalışmaların 13’ünde programı bırakanların karşılaştırma grubu olarak kullanıldığı belirtilmektedir. Programı tamamlayanlarla bırakanlar arasında motivasyon, risk düzeyi, yaşam koşulları veya adalet sistemi gözetimi bakımından başlangıçtan itibaren farklılık bulunabilir.
Bu nedenle gözlenen farkın ne kadarının programdan, ne kadarının katılımcı seçiliminden kaynaklandığı kesin değildir.
Duluth Programını Tamamlamak Şiddeti Tamamen Bitirdi mi?
Makale Herman ve arkadaşlarının uzun süreli izleme çalışmasını da aktarmaktadır. Bu çalışmaya göre program katılımcılarının üçte birinden fazlası yeniden suç işlemiştir.
Buna rağmen katılımcıların ortalama olarak:
- Fiziksel saldırganlıklarında,
- duygusal saldırganlıklarında,
- sözlü saldırganlıklarında,
- şiddeti destekleyen tutumlarında
azalma bildirilmiştir.
Bu sonuç, fail müdahale programlarının “tamamen başarılı” veya “tamamen başarısız” biçiminde ikili değerlendirilmesinin yetersizliğini göstermektedir. Tutum ve bazı davranışlar iyileşirken ciddi bir katılımcı grubu yeniden şiddet uygulayabilir.
Bilişsel Davranışçı Terapi Şiddeti Nasıl Açıklıyor?
BDT yaklaşımı, şiddet davranışının öncesinde düşünceler, yorumlar, duygular ve öğrenilmiş tepkiler bulunduğunu kabul eder.
Örneğin kişi:
- Partnerinin farklı görüşünü saygısızlık olarak yorumlayabilir.
- Kıskançlığı sevginin kanıtı olarak görebilir.
- Kontrolü kaybetmenin zayıflık olduğuna inanabilir.
- Şiddeti çatışmayı bitirmenin etkili yolu olarak öğrenmiş olabilir.
- Öfke ve reddedilme duygularıyla şiddet dışında baş etme becerisi geliştirmemiş olabilir.
BDT, bu düşünceleri görünür kılmayı, doğruluklarını değerlendirmeyi ve şiddete uzanan otomatik tepki zincirini kesmeyi amaçlar.
BDT’nin Altı Aşaması
- Değerlendirme: Şiddet örüntüleri, tetikleyiciler, inançlar ve risklerin incelenmesi.
- Yeniden kavramsallaştırma: Davranışın yalnızca partnerden veya dış koşullardan kaynaklanmadığının anlaşılması.
- Beceri edinimi: İletişim, problem çözme, öfke yönetimi ve şiddet içermeyen tepkilerin öğrenilmesi.
- Beceriyi pekiştirme ve uygulama: Rol oynama, modelleme ve alıştırmalarla yeni davranışların denenmesi.
- Genelleme ve sürdürme: Öğrenilen becerilerin farklı çatışmalarda kullanılabilmesi.
- İzlem: Değişimin korunması ve tekrar şiddet riskinin değerlendirilmesi.
BDT Kanıtları Neden Çelişkili?
Makale, Smedslund ve arkadaşlarının incelemesinden hareketle BDT’nin tekrar şiddeti veya partner mağduriyetini azaltmadığını belirtmektedir.
Ancak aynı bölümde araştırma sayıları ve yöntem bilgileri, daha önce anlatılan Babcock meta-analiziyle neredeyse aynen tekrarlanmaktadır. Bu nedenle çalışmanın BDT meta-analizini yöntem bakımından doğru aktardığı söylenemez.
Daha sonra Cotti ve arkadaşlarının alan deneyi aktarılmakta ve bu çalışmanın BDT’yi Duluth yaklaşımından daha etkili bulduğu belirtilmektedir. Makaleye göre BDT katılımcıları:
- Daha düşük tekrar suç oranı göstermiş,
- şiddet yerine kullanılabilecek daha iyi başa çıkma becerileri geliştirmiş,
- kontrol ve hâkimiyet hakkındaki düşüncelerini değiştirmiştir.
Makalenin vardığı sonuç, BDT’nin etkisine ilişkin araştırmaların tutarlı olmadığıdır.
Aynı Program Neden Farklı Çalışmalarda Farklı Sonuç Verebilir?
- Katılımcıların başlangıçtaki risk düzeyleri farklı olabilir.
- Programlar aynı adla sunulsa bile içerikleri değişebilir.
- Uygulayıcıların eğitim ve deneyimleri eşit olmayabilir.
- Katılım gönüllü veya mahkeme zorunluluğunda olabilir.
- Program süresi ve oturum sayısı değişebilir.
- Madde kullanımı ve başka ruh sağlığı sorunları için ek tedaviler bulunabilir.
- Programı bırakanlar analizlere farklı biçimde dâhil edilebilir.
- Tekrar şiddet polis kaydı, mahkûmiyet veya partner bildirimiyle ölçülebilir.
- İzlem süreleri birbirinden farklı olabilir.
- Şiddete maruz kalan kişilere ulaşma ve takip oranları düşük kalabilir.
Sosyal Öğrenme ve Şiddet Döngüsü
Makalenin politika önerisini dayandırdığı teorilerden ilki sosyal öğrenme yaklaşımıdır. Buna göre çocuklar yakın ilişkilerdeki davranışları gözlemleyerek neyin normal ve kabul edilebilir olduğunu öğrenebilir.
Şiddetin düzenli olarak yaşandığı bir evde büyüyen çocuk:
- Çatışmaların şiddetle çözülebileceğini,
- gücün karşı tarafı kontrol etme aracı olduğunu,
- tehdidin ilişki içinde kabul edilebilir olduğunu,
- şiddet sonrasında sorumluluğun inkâr edilebileceğini
öğrenebilir.
Bu teori, çocuklukta şiddete maruz kalan herkesin ileride şiddet uygulayacağı anlamına gelmez. Makale bunun olası öğrenme yollarından biri olduğunu ileri sürmektedir.
Kontrol Teorisi
Kontrol yaklaşımında şiddetin temel işlevi, ilişki içindeki gücü elde etmek veya korumaktır.
Şiddet uygulayan kişi partnerinin:
- Nereye gideceğini,
- kimlerle görüşeceğini,
- nasıl giyineceğini,
- çalışıp çalışamayacağını,
- parayı nasıl kullanacağını,
- ilişkiyi terk edip edemeyeceğini
belirlemeye çalışabilir.
Şiddete maruz kalan kişi ise saldırı tehlikesini azaltmak için davranışlarını sürekli karşı tarafın muhtemel tepkilerine göre düzenlemek zorunda kalabilir. Bu uyum davranışları özgür rıza değil, tehlikeyi yönetme çabası olabilir.
Bağlanma Teorisi
Makale, erken çocuklukta bakım verenle kurulan ilişkinin kişinin ileriki yakın ilişkileri hakkındaki beklentilerini etkileyebileceğini savunmaktadır.
Güvensiz veya kaygılı bağlanma deneyimleri:
- Terk edilme korkusu,
- yoğun kıskançlık,
- başkalarına güvenememe,
- olumsuz benlik algısı,
- partnerin davranışlarını tehdit olarak yorumlama
gibi süreçlerle ilişkilendirilebilir.
Ancak erken bağlanma sorunlarının şiddeti kaçınılmaz kıldığı söylenemez. Makale bu teoriyi tek neden değil, olası açıklama alanlarından biri olarak kullanmaktadır.
Kimlik Teorisi
Kimlik teorisine göre davranışlar, kişinin kendisini ve toplumsal rolünü nasıl tanımladığıyla ilişkilidir.
Bir kişi erkeklik kimliğini:
- Her durumda güçlü görünme,
- duygusal kırılganlığı gizleme,
- partner üzerinde son söz sahibi olma,
- itaatsizliğe güçle karşılık verme
üzerinden kurmuşsa saldırgan davranışı kimliğini korumanın aracı olarak kullanabilir.
Müdahale yalnızca “şiddet kullanma” demekle yetinmemeli; kişinin iyi bir eş, ebeveyn veya yetişkin olmanın anlamını yeniden kurmasına yardımcı olmalıdır.
Kabul ve Kararlılık Terapisi Nedir?
Kabul ve Kararlılık Terapisi, kişinin zorlayıcı iç deneyimlerini ortadan kaldırmaktan çok bunlarla daha esnek ilişki kurmasını amaçlayan davranışçı terapi yaklaşımıdır.
ACT’nin temel hedefi psikolojik esneklik geliştirmektir. Psikolojik esneklik, kişinin zorlayıcı düşünce, duygu veya dürtüler yaşarken bile içinde bulunduğu durumu fark edebilmesi ve davranışını uzun vadeli değerlerine göre seçebilmesidir.
Şiddet bağlamında psikolojik katılık şu biçimlerde görülebilir:
- Öfkenin mutlaka dışa vurulması gerektiğine inanmak,
- kıskançlığı tehlikenin kesin kanıtı saymak,
- reddedilme duygusundan kaçmak için kontrol uygulamak,
- utanma veya güçsüzlük hissini saldırıyla bastırmak,
- “Aklımdan geçtiyse doğrudur” biçiminde düşünmek.
ACT’nin Altı Temel Süreci
| Süreç | Anlamı | Şiddet davranışı açısından işlevi |
|---|---|---|
| Kabul | Zorlayıcı iç deneyime kaçınmadan alan açmak | Öfke veya kıskançlıktan kurtulmak için saldırıya başvurmamak |
| Bilişsel ayrışma | Düşünceyi mutlak gerçek yerine zihinsel olay olarak görmek | “Beni küçük düşürdü” düşüncesini otomatik saldırı gerekçesi yapmamak |
| Şimdiki anla temas | O anda oluşan duygu, beden tepkisi ve çevreyi fark etmek | Şiddete uzanan tepki zincirini erken fark etmek |
| Bağlamsal benlik | Kişinin kendisini tek bir düşünce, duygu veya kimlikle sınırlamaması | “Öfkeli biriyim, değişemem” biçimindeki sabit kimliği gevşetmek |
| Değerler | Nasıl bir insan, partner veya ebeveyn olunmak istendiğini belirlemek | Davranışları kontrol yerine saygı ve sorumlulukla karşılaştırmak |
| Kararlı eylem | Değerlerle uyumlu somut davranışlar geliştirmek | Çatışma anında uzaklaşma, konuşmayı erteleme veya yardım isteme gibi seçenekleri uygulamak |
ACT Egzersizleri Nasıl Kullanılıyor?
Makale, katılımcıların zor bir durumda bakabilecekleri öz izleme kartları taşımasını örnek vermektedir. Kişi gerçek veya varsayımsal bir olayı aşağıdaki sorular üzerinden inceleyebilir:
- Hangi düşünceye tamamen kapıldım?
- Yaşadığım durumu nasıl değerlendirdim?
- Hangi duygu veya deneyimden kaçmaya çalıştım?
- Davranışımı nasıl haklı çıkardım?
- Bu davranış seçtiğim değerlere yaklaştırdı mı?
- Aynı durumda değerlerimle uyumlu hangi eylemi seçebilirdim?
Bu çalışma, düşüncenin içeriğini mutlaka ortadan kaldırmaktan çok düşüncenin davranış üzerindeki işlevini değiştirmeyi hedefler.
ACT, BDT ve Duluth Modelinden Nasıl Ayrılıyor?
| Yaklaşım | Temel açıklama | Değişim hedefi |
|---|---|---|
| Duluth Modeli | Toplumsal cinsiyet, ayrıcalık, güç ve kontrol | Hâkimiyet düşüncelerini sorgulamak ve eşit ilişki davranışları geliştirmek |
| BDT | Öğrenilmiş davranışlar, bilişsel çarpıtmalar ve beceri eksiklikleri | Şiddete yol açan düşünceleri değiştirmek ve yeni beceriler öğretmek |
| ACT | Psikolojik katılık, deneyimden kaçınma ve düşüncelerle bütünleşme | Zorlayıcı iç deneyimlere rağmen değer temelli, şiddetsiz davranış seçebilmek |
Makale ACT’nin Duluth ve BDT’nin bütün unsurlarını tek programda birleştirdiğini ileri sürmektedir. Daha ihtiyatlı yorum, ACT’nin güç ve kontrol düşüncelerini, bilişsel süreçleri ve davranış değişimini farklı bir psikolojik esneklik çerçevesinde ele aldığıdır.
ACTV ile Genel ACT Arasındaki Ayrım
Makalenin kaynaklarından bazıları ACTV, yani Achieving Change Through Value-Based Behavior adlı özel programı incelemektedir. ACTV, Kabul ve Kararlılık Terapisi ilkelerinin yakın partner şiddeti uygulayan erkeklere uyarlanmış program biçimidir.
Bu ayrım önemlidir:
- ACT geniş bir terapi modelidir.
- ACTV belirli hedef gruba ve suç davranışına göre yapılandırılmış bir müdahaledir.
- ACTV hakkında elde edilen sonuçlar bütün ACT uygulamalarının aynı sonucu vereceğini göstermez.
- Programın içeriği, uygulayıcı eğitimi ve denetimi sonuçların parçasıdır.
PDF ana metinde çoğunlukla genel “ACT” ifadesini kullanırken kaynakçada ACTV adı geçmektedir. Bu nedenle program kanıtları ile genel terapi yaklaşımının kanıtları birbirine karıştırılmamalıdır.
ACT ve ACTV İçin Aktarılan Fail Müdahalesi Bulguları
Makale Zarling ve Russell’ın çalışmasına dayanarak ACT programına katılan erkeklerin:
- Başka şiddet suçlarıyla daha az karşılaştığını,
- saldırı, soygun ve uyuşturucuyla ilişkili başka suç davranışlarını daha az gösterdiğini,
- partnerlerinin Duluth katılımcılarının partnerlerine göre daha az yakın partner şiddeti bildirdiğini
aktarmaktadır.
Lawrence ve arkadaşlarının çalışmasında ise geleneksel programı tamamlamayanlarda tekrar suç oranının yükseldiği, ACTV grubunda programın yalnızca bir bölümünü alan katılımcılar için aynı örüntünün görülmediği belirtilmektedir.
Makale bu sonuçları ACT’nin program tamamlama güçlüğüne karşı daha dayanıklı olabileceği biçiminde yorumlamaktadır.
Bununla birlikte programın kısmen alınmasının yeterli olduğu sonucu dikkatli değerlendirilmelidir. Kısmi katılımın hangi katılımcılar için, hangi risk düzeyinde ve hangi güvenlik koşullarında yeterli olduğu metinde açıklanmamaktadır.
ACT’nin Ebeveynler İçin Aktarılan Bulguları
Makale, ilişki şiddeti yaşamış ebeveynlerle yürütülen bir ACT çalışmasına da başvurmaktadır.
Metne göre ilişki şiddeti ve travma:
- Ebeveynlikten alınan doyumu azaltabilir.
- Depresif belirtileri artırabilir.
- Çocukla ilişkide geri çekilmeye yol açabilir.
- Sert ebeveynlik davranışlarıyla ilişkili olabilir.
- Olumlu ve destekleyici ebeveynlik stratejilerini zorlaştırabilir.
ACT alan ebeveynlerin daha olumlu ebeveynlik davranışları bildirdiği aktarılmaktadır. Ancak bu bulgu, ACT’nin aile içi şiddete maruz kalan bütün kişilerin travmasını tedavi ettiği veya çocuklardaki bütün sonuçları düzelttiği anlamına gelmez.
Makalenin Önerdiği Politikanın Hedef Grupları
Politika önerisinde birden fazla hedef grup bulunmaktadır:
- Aile içi şiddet suçundan mahkûm olan kişiler,
- mahkeme tarafından müdahale programına yönlendirilen kişiler,
- aile içi şiddetle suçlanan fakat hakkında mahkûmiyet bulunmayan kişiler,
- ruh sağlığı uzmanlarınca programa yönlendirilen kişiler,
- travma ve ilişki güçlükleri yaşayan mağdurlar,
- ilişki şiddeti deneyimi bulunan ebeveynler.
Bu grupların riskleri, hukuki durumları ve terapi ihtiyaçları aynı değildir. Tek bir program ve tek bir katılım sistemiyle ele alınmaları uygun olmayabilir.
Mahkûmiyet Bulunmadan Zorunlu Katılım Önerisi
Çalışma, hakkında aile içi şiddet suçlaması bulunan ancak ceza verilmemiş kişilerin de gelecekteki saldırıları önlemek amacıyla ACT programına katılması gerektiğini savunmaktadır.
Bu önerinin cevaplamadığı sorular şunlardır:
- Programa katılımı hangi kurum emredecektir?
- Yalnızca iddia zorunlu müdahale için yeterli olacak mıdır?
- Yanlış veya kötü niyetli suçlamalar nasıl ayırt edilecektir?
- Kişinin karara itiraz hakkı bulunacak mıdır?
- Terapi kayıtları ceza soruşturmasında kullanılabilecek midir?
- Gizlilik nasıl korunacaktır?
- Risk düşükse daha az müdahaleci seçenek kullanılabilecek midir?
- Programın mağdur güvenliğini gerçekten artırdığı nasıl ölçülecektir?
Bu sorular cevaplanmadan öneri, uygulanabilir bir kamu politikası değil, geniş bir önleme düşüncesi düzeyinde kalmaktadır.
Şiddete Maruz Kalanlara Yönelik Destek
Makalenin başlangıcındaki politika önerisi, mağdurlara travma sonrası stres belirtilerini azaltmak ve gelecekte sağlıklı ilişkiler kurmalarına yardımcı olmak için BDT verilmesini önermektedir.
İlerleyen bölümlerde ise ACT’nin travma yaşamış ebeveynlere ve şiddete maruz kalan kişilere de yararlı olduğu ileri sürülmektedir.
Bu iki yaklaşımın:
- Kimlere uygulanacağı,
- hangi belirtilere göre seçileceği,
- birlikte mi yoksa ayrı mı kullanılacağı,
- şiddet sürerken terapi verilmesinin güvenli olup olmadığı,
- barınma ve hukuki korumayla nasıl ilişkilendirileceği
açıklanmamıştır.
Terapi, güvenlik, ekonomik bağımsızlık, barınma, çocukların korunması veya hukuki destek yerine geçmez. Makale bu alanları ayrıntılı bir mağdur destek sistemi içinde birleştirmemektedir.
Kültürel Uyarlama
Çalışma ACT’nin farklı toplumlarda uygulanabileceğini, ancak kültürel değerler ve şiddet hakkındaki kabullere göre uyarlanması gerektiğini belirtmektedir.
Kültürel uyarlama yalnızca dil çevirisi değildir. Aşağıdaki alanları kapsayabilir:
- Toplumsal cinsiyet rolleri,
- aile ve evlilik anlayışı,
- boşanma ve ayrılmaya ilişkin damgalama,
- geniş ailenin ilişkiye müdahalesi,
- otorite ve erkeklik kavramları,
- yardım aramaya ilişkin tutumlar,
- hukuk ve sağlık sistemine güven.
Bununla birlikte kültür, şiddeti haklı çıkaran veya sorumluluğu ortadan kaldıran gerekçe olarak kullanılmamalıdır.
Politikanın Uygulanması İçin Gereken Fakat Açıklanmayan Unsurlar
- Programa kabul ve dışlama ölçütleri,
- standartlaştırılmış şiddet ve ölüm riski değerlendirmesi,
- yüksek riskli vakalar için acil güvenlik protokolü,
- uygulayıcı eğitimi ve sertifikasyonu,
- program süresi ve oturum sayısı,
- uygulama sadakatinin denetlenmesi,
- madde kullanımı ve ruh sağlığı tedavileriyle koordinasyon,
- çocuk koruma sistemiyle iletişim,
- mağdurla güvenli ve gizli takip,
- program maliyeti ve finansman modeli,
- katılımı bırakma durumunda uygulanacak süreç,
- uzun vadeli tekrar şiddet izlemi,
- bağımsız etki değerlendirmesi.
Tekrar Şiddet Nasıl Ölçülmeli?
Fail programlarının başarısı tek bir veri kaynağıyla güvenilir biçimde ölçülemeyebilir.
| Ölçüm | Güçlü yönü | Sınırlılığı |
|---|---|---|
| Polis kayıtları | Resmî ve izlenebilir veri sağlar. | Polise bildirilmeyen şiddeti göstermez. |
| Mahkûmiyet kayıtları | Hukuken sonuçlanmış olayları gösterir. | Kanıtlanamayan veya kovuşturulmayan olayları dışarıda bırakır. |
| Failin öz bildirimi | Resmî kayıtlara girmeyen davranışları içerebilir. | İnkâr ve sosyal beğenirlik yanlılığına açıktır. |
| Partner bildirimi | Davranışın gerçek ilişki içindeki etkisini gösterebilir. | Güvenlik, erişim ve takip kaybı sorunları vardır. |
| Tutum ve psikolojik ölçekler | Değişim mekanizmalarını değerlendirebilir. | Tutum değişikliği şiddetin sona erdiğini kanıtlamaz. |
Çalışmanın tartıştığı araştırmalarda bu ölçümlerin farklı kullanılması, sonuçların doğrudan karşılaştırılmasını zorlaştırmaktadır.
Maliyet Etkinliği
Makale Duluth ve BDT incelemelerinde maliyet verisi bulunmadığını açıkça belirtmektedir. ACT politikası için de:
- Uzman eğitimi,
- oturum maliyeti,
- mahkeme ve denetimli serbestlik koordinasyonu,
- programı bırakma maliyeti,
- mağdur takip sistemi,
- önlenen tekrar şiddetin ekonomik değeri
hesaplanmamıştır.
Bir programın etkili görünmesi, geniş ölçekte uygulanabilir veya maliyet etkin olduğu anlamına gelmez.
Çalışmanın Güçlü Yönleri
- Aile içi şiddeti yalnızca öfke sorunu olarak değerlendirmemesi.
- Güç, kontrol, biliş, öğrenme, bağlanma ve kimlik teorilerini aynı tartışmada buluşturması.
- Duluth Modeli ile BDT arasındaki kuramsal farkları anlaşılır biçimde göstermesi.
- Eski müdahale programlarının çelişkili sonuçlarını görünür kılması.
- Psikolojik esnekliği fail müdahalesinde önemli değişim mekanizması olarak tartışması.
- ACT’nin altı temel sürecini şiddet davranışıyla ilişkilendirmesi.
- Program tamamlama sorununun müdahale sonuçlarını etkileyebileceğini belirtmesi.
- Kültürel uyarlama ihtiyacını kabul etmesi.
- Mağdurların ve çocukların psikolojik sonuçlarını politika tartışmasına katması.
- İleri araştırmalar için yeni bir müdahale yaklaşımına dikkat çekmesi.
Çalışmanın Temel Sınırlılıkları
- Hakem değerlendirmesinden geçmiş nihai bir dergi makalesi değildir.
- Özgün araştırma verisi veya katılımcı örneklemi bulunmamaktadır.
- Sistematik literatür tarama yöntemi açıklanmamıştır.
- Kaynakların seçilme ölçütleri belirtilmemiştir.
- Çalışma kalitesi için biçimsel risk değerlendirmesi yapılmamıştır.
- Smedslund incelemesinin yöntem bilgileri Babcock meta-analiziyle karıştırılmış görünmektedir.
- Duluth Modeli’nin etkisi eski ve küçük etkili sonuçlardan hareketle fazla kesin yorumlanmıştır.
- ACT, ACTV ve genel değer temelli müdahaleler yeterince ayrılmamıştır.
- ACT bulguları ağırlıklı olarak mahkeme tarafından yönlendirilmiş erkek örneklemlerine dayanmaktadır.
- Kadın, LGBTQ+ veya farklı aile yapılarındaki şiddet uygulayan kişiler hakkında yeterli kanıt sunulmamıştır.
- Şiddet türü, şiddet şiddeti ve ölüm riski bakımından alt gruplar ayrılmamıştır.
- Mağdur güvenliği politikanın merkezî değerlendirme sonucu yapılmamıştır.
- Fail ve mağdurlara sunulacak terapi modelleri metin boyunca tutarlı değildir.
- “Suçlanan ancak mahkûm olmayan” kişilere zorunlu terapi önerisinin hukuki temeli açıklanmamıştır.
- Yanlış suçlama ve usul güvenceleri tartışılmamıştır.
- Programın kim tarafından, hangi süreyle ve hangi standartla uygulanacağı belirtilmemiştir.
- Uygulayıcı eğitimi ve program sadakati için ölçüt geliştirilmemiştir.
- Çocuk güvenliği ve çocuk koruma kurumlarının rolü ayrıntılandırılmamıştır.
- Barınma, ekonomik destek ve hukuki koruma gibi mağdur hizmetleri politika modeline eklenmemiştir.
- Maliyet ve maliyet etkinliği değerlendirilmemiştir.
- Uzun vadeli izlem ve bağımsız değerlendirme planı bulunmamaktadır.
Çalışma Ne Söylüyor?
- Aile içi şiddetin güç ve kontrol örüntüsü olduğunu söylüyor.
- Duluth Modeli’nin toplumsal cinsiyet ve hâkimiyet düşüncelerini hedeflediğini açıklıyor.
- BDT’nin şiddete uzanan düşünce örüntülerini ve beceri eksikliklerini değiştirmeye çalıştığını belirtiyor.
- Duluth ve BDT araştırmalarının tutarlı sonuç üretmediğini kabul ediyor.
- Çocuklukta gözlenen şiddetin ileriki ilişki davranışlarını etkileyebileceğini savunuyor.
- Bağlanma, kontrol ve kimlik süreçlerinin şiddet davranışında rol oynayabileceğini ileri sürüyor.
- Psikolojik esnekliğin saldırganlığı azaltmak için önemli olabileceğini savunuyor.
- ACT’nin zorlayıcı duygu ve düşüncelere rağmen değer temelli davranış seçmeyi öğrettiğini belirtiyor.
- ACT veya ACTV programlarının bazı tekrar suç sonuçlarında umut verici olduğunu aktarıyor.
- Şiddet uygulayan kişilere ACT temelli müdahale sunulmasını öneriyor.
- Şiddete maruz kalan kişilerin travma ve ebeveynlik ihtiyaçlarının da desteklenmesi gerektiğini söylüyor.
- Müdahalelerin kültürel bağlama uyarlanmasını öneriyor.
Çalışma Ne Söylemiyor?
- ACT’nin bütün aile içi şiddet failleri için kesin olarak etkili olduğunu kanıtlamıyor.
- Duluth Modeli’nin bütün diğer müdahalelerden üstün olduğunu göstermiyor.
- BDT’nin hiçbir koşulda işe yaramadığını kanıtlamıyor.
- Çocuklukta şiddet gören herkesin ileride şiddet uygulayacağını söylemiyor.
- Ruh sağlığı sorununun aile içi şiddetin tek nedeni olduğunu ileri sürmüyor.
- ACT’nin mağdurların güvenlik, barınma ve ekonomik destek ihtiyaçlarının yerine geçeceğini göstermiyor.
- Şiddet uygulayan kişiyle mağdurun birlikte terapi almasını önermiyor.
- Programın cinayet veya ağır yaralanma riskini azalttığını doğrudan ölçmüyor.
- Suçlama bulunan her kişinin gerçekten şiddet uyguladığını göstermiyor.
- Mahkûmiyet bulunmadan zorunlu terapinin hukuka uygun veya etkili olduğunu test etmiyor.
- Önerilen politikanın maliyetini hesaplamıyor.
- Ulusal ölçekte uygulanmış bir ACT politikasının sonuçlarını değerlendirmiyor.
Politika Açısından Temel Ders
Çalışmanın en önemli katkısı, aile içi şiddet fail programlarının yalnızca bilgi vermek veya öfke kontrolü öğretmekle sınırlı kalmaması gerektiğini göstermesidir.
Güç ve kontrol inançları, bilişsel çarpıtmalar, deneyimden kaçınma, kimlik, bağlanma ve davranış becerileri aynı olayda birlikte rol oynayabilir. Buna karşılık bütün katılımcılara tek program uygulamak da yeterli değildir.
Kanıta dayalı bir politika aşağıdaki yapıları birlikte gerektirir:
- Bireysel ve ilişki düzeyinde risk değerlendirmesi,
- mağdur güvenliğinin bağımsız biçimde izlenmesi,
- failin ihtiyaç ve riskine göre uygun müdahale seçimi,
- uygulayıcı eğitimi ve program sadakati,
- polis ve mahkeme kayıtlarının partner bildirimleriyle tamamlanması,
- programı bırakma durumunda güvenlik protokolleri,
- madde kullanımı ve ruh sağlığı desteğiyle koordinasyon,
- çocukların güvenliği ve iyilik hâli,
- uzun vadeli ve bağımsız etki değerlendirmesi.
Çalışmanın Yöntemi ve Bulguları
Araştırma Tasarımının Özeti
| Çalışma türü | Anlatısal politika değerlendirmesi ve normatif müdahale önerisi |
|---|---|
| Temel konu | Aile içi ve yakın partner şiddeti uygulayan kişilere yönelik müdahale programları |
| Karşılaştırılan yaklaşımlar | Duluth Modeli ve bilişsel davranışçı terapi |
| Önerilen yaklaşım | Kabul ve Kararlılık Terapisi temelli müdahale |
| Özgün katılımcı örneklemi | Bulunmamaktadır. |
| Özgün veri toplama | Bulunmamaktadır. |
| İstatistiksel analiz | Bulunmamaktadır. |
| Sistematik tarama protokolü | Belirtilmemiştir. |
| Kalite veya yanlılık değerlendirmesi | Yapılmamıştır. |
| Kaynakça | 12 kayıt |
| Şekil, grafik veya tablo | Bulunmamaktadır. |
| Temel çıktı | Şiddet uygulayan kişilere ACT temelli program uygulanması yönünde politika önerisi |
Çalışmanın İzlediği Analitik Yol
- Aile içi şiddetin kapsamı ve toplumsal önemi açıklanmıştır.
- Duluth Modeli’nin teorisi ve uygulama bileşenleri tanıtılmıştır.
- Duluth yaklaşımına ilişkin eski meta-analiz ve izlem araştırmaları özetlenmiştir.
- BDT’nin teorisi ve altı uygulama aşaması açıklanmıştır.
- BDT’ye ilişkin meta-analiz ve alan araştırmalarının çelişkili sonuçları aktarılmıştır.
- Sosyal öğrenme, kontrol, bağlanma ve kimlik teorileri tartışılmıştır.
- ACT’nin psikolojik esneklik yaklaşımı açıklanmıştır.
- ACT’nin altı temel süreci ve örnek egzersizleri tanıtılmıştır.
- ACT ve ACTV hakkında seçilmiş fail ve ebeveynlik araştırmaları özetlenmiştir.
- ACT’nin kamu politikası olarak uygulanması önerilmiştir.
- Kültürel uyarlama, örneklem sınırlılığı ve nedensellik sorunları belirtilmiştir.
Çalışmada Kullanılan Başlıca Kanıtlar
| Kaynak | PDF’deki kullanım amacı | Makalenin çıkardığı sonuç | Dikkat edilmesi gereken nokta |
|---|---|---|---|
| Babcock, Green ve Robie | Duluth ve BDT müdahalelerinin meta-analizi | Duluth için düşük tekrar şiddet ve mağduriyet bildirimleri | Yarı deneysel çalışmaların çoğunda programı bırakanların karşılaştırma olarak kullanılması |
| Smedslund ve arkadaşları | Şiddet uygulayan erkeklerde BDT incelemesi | Tekrar şiddet ve mağduriyet bakımından anlamlı etki bulunmaması | PDF’deki çalışma sayıları Babcock incelemesinden hatalı biçimde tekrar edilmiş görünmektedir. |
| Herman ve arkadaşları | Duluth programı sonrası uzun vadeli değişim | Saldırganlık ve şiddet yanlısı tutumlarda azalma | Katılımcıların üçte birinden fazlasının yeniden suç işlemesi |
| Cotti ve arkadaşları | Duluth ile BDT’nin alan koşullarında karşılaştırılması | BDT’nin tekrar suç ve başa çıkma sonuçlarında daha olumlu bulunması | PDF örneklem ve yöntem ayrıntılarını sınırlı aktarmaktadır. |
| Zarling ve Russell | ACT ile Duluth sınıflarının karşılaştırılması | ACT grubunda bazı suç ve mağdur bildirimi sonuçlarının daha olumlu olması | Mahkeme tarafından programa yönlendirilmiş erkek örneklem |
| Lawrence ve arkadaşları | ACTV ile Duluth/BDT tekrar suç oranlarının karşılaştırılması | ACTV’nin tekrar suçu azaltmada umut verici olması | Genel ACT değil, yakın partner şiddetine uyarlanmış ACTV programı incelenmiştir. |
| Moyer ve arkadaşları | İlişki şiddeti yaşamış ebeveynlerde ACT | Olumlu ebeveynlik davranışlarında gelişme | Küçük ve ön nitelikteki araştırmadan geniş mağdur tedavisi sonucu çıkarılmaktadır. |
Duluth ve BDT İçin Bulguların Niteliği
Çalışmanın Duluth ve BDT hakkındaki temel sonucu, iki yaklaşım için de tamamen tutarlı kanıt bulunmadığıdır.
| Yaklaşım | Olumlu görülen sonuçlar | Sınırlayan sonuçlar |
|---|---|---|
| Duluth Modeli | Bazı polis ve partner bildirimi sonuçlarında azalma | Yeniden şiddet uygulayan önemli katılımcı grubu ve araştırma tasarımı sorunları |
| BDT | Bazı alan çalışmalarında düşük tekrar suç ve daha iyi başa çıkma | Bazı meta-analizlerde anlamlı tekrar şiddet veya mağduriyet etkisi bulunmaması |
Bu sonuçlar iki yaklaşımın içeriğinden bağımsız olarak programın uygulanma biçiminin, katılımcı seçiminin ve ölçüm yönteminin de önemli olduğunu göstermektedir.
ACT Politika Önerisinin Kanıt Zinciri
| Adım | Çalışmanın savı | Kanıt durumu |
|---|---|---|
| Psikolojik katılık saldırganlıkla ilişkilidir. | Duygu ve düşüncelerden kaçınma, şiddet davranışını güçlendirebilir. | Kuramsal ve önceki literatüre dayalı bağlantı |
| ACT psikolojik esnekliği geliştirir. | Kişi zorlayıcı iç deneyimlere rağmen değer temelli davranış seçebilir. | ACT’nin genel değişim modeli |
| ACTV bazı fail sonuçlarında daha olumlu olabilir. | Tekrar suç ve mağdur bildirimlerinde Duluth/BDT’den daha iyi sonuçlar aktarılmaktadır. | Seçilmiş kontrollü ve alan çalışmalarından umut verici kanıt |
| ACT bütün aile içi şiddet faillerine uygulanmalıdır. | Programın geniş biçimde politika hâline getirilmesi önerilmektedir. | Doğrudan test edilmemiş normatif genelleme |
| Suçlanan fakat mahkûm olmayanlar da zorunlu katılmalıdır. | Gelecekteki saldırıların önlenmesi amaçlanmaktadır. | Hukuki ve ampirik temeli geliştirilmemiş öneri |
Politika Başarısı İçin Ölçülmesi Gereken Sonuçlar
- Polis kayıtlarına geçen yeni aile içi şiddet olayları,
- yeni mahkûmiyetler ve koruma kararları,
- şiddete maruz kalan kişilerin güvenlik ve şiddet bildirimleri,
- fiziksel olmayan kontrol ve tehdit davranışları,
- programı tamamlama ve bırakma oranları,
- şiddeti destekleyen düşünceler,
- psikolojik esneklik,
- madde kullanımı ve ruh sağlığı sonuçları,
- çocukların güvenliği ve iyilik hâli,
- programın kişi başına maliyeti,
- en az birkaç yıllık uzun vadeli tekrar şiddet sonuçları.
Gelecek Araştırmalar İçin Gerekenler
- ACTV farklı ve bağımsız araştırma ekiplerince yeniden sınanmalıdır.
- ACTV, Duluth ve BDT aynı çalışmada doğrudan karşılaştırılmalıdır.
- Programlar aynı süre, izlem ve sonuç ölçütleriyle değerlendirilmelidir.
- Yüksek ve düşük riskli katılımcılar ayrı incelenmelidir.
- Kadın ve farklı cinsiyet kimliklerinden şiddet uygulayan kişiler araştırmaya dâhil edilmelidir.
- Aynı cinsiyetli ve farklı ilişki biçimlerindeki yakın partner şiddeti değerlendirilmelidir.
- Programın zorunlu ve gönüllü katılımdaki etkileri karşılaştırılmalıdır.
- Mağdur güvenliği ve fail davranışı aynı araştırmada birlikte izlenmelidir.
- Programı bırakanlar analiz dışında bırakılmamalıdır.
- Uygulayıcı eğitimi ve programa bağlılık bağımsız olarak denetlenmelidir.
- ACT’nin hangi psikolojik mekanizmalar üzerinden etkili olduğu sınanmalıdır.
- Programın kültürel uyarlamaları ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
- Mahkûmiyet bulunmadan müdahale önerisinin hukuki ve etik sonuçları incelenmelidir.
- Mağdurlara sunulacak ACT ve BDT programlarının güvenliği ve etkinliği ayrı araştırılmalıdır.
- Maliyet etkinliği ve kamu kaynaklarının alternatif kullanımları karşılaştırılmalıdır.
Kaynak ve Yöntem Notu
Çalışmanın tam özgün adı:Domestic Violence Policy
Yazarların tam listesi ve sıralaması: Aliaa Helal. Çalışma tek yazarlıdır.
Eş katkı veya eş birinci yazarlık: Yoktur.
İletişim yazarı: SSRN kaydı Aliaa Helal’ı “Contact Author” olarak göstermektedir.
Kurumsal bağlantı: University of Texas at Austin.
Çalışmanın yazım tarihi: 3 Haziran 2022.
SSRN’ye yüklenme tarihi: 6 Temmuz 2026.
SSRN kayıt numarası: 7015898.
DOI: 10.2139/ssrn.7015898.
Yayın platformu: SSRN.
Dergi: Belirtilmemiştir.
Konferans: Belirtilmemiştir.
Hakemlik durumu: Hakem değerlendirmesinden geçmiş bir nihai dergi veya konferans yayını olduğu doğrulanmamıştır. Mevcut belge SSRN çalışma kâğıdı olarak değerlendirilmelidir.
Resmî SSRN bağlantısı:Domestic Violence Policy – SSRN çalışma kaydı
DOI bağlantısı:10.2139/ssrn.7015898
Sayfa sayısı: 13.
Kaynakça: 12 bibliyografik kayıt.
Şekil, grafik ve tablo: Bulunmamaktadır.
Matematiksel formül: Bulunmamaktadır.
Özgün veri: Çalışma yeni anket, görüşme, deney, klinik araştırma veya idari veri analizi içermemektedir.
Çalışma türü: Seçilmiş araştırmalara dayanan anlatısal politika değerlendirmesi ve normatif müdahale önerisi.
Değerlendirilen temel yaklaşımlar: Duluth Modeli, bilişsel davranışçı terapi ve Kabul ve Kararlılık Terapisi/ACTV.
Yapay zekâ kullanım açıklaması: PDF’de üretken yapay zekâ veya büyük dil modeli kullanımına ilişkin bir beyan bulunmamaktadır.
Bu Türkçe makale, yüklenen PDF’nin bütün sayfaları, politika değerlendirmesi, teorik açıklamaları, müdahale karşılaştırmaları, politika önerisi, sınırlılıkları ve kaynakçası incelenerek hazırlanmıştır.
PDF’de bulunmayan özgün katılımcı sonucu, etki büyüklüğü, maliyet hesabı veya ulusal uygulama başarısı eklenmemiştir. Çalışmanın aktardığı sonuçlar, ilgili ikincil kaynaklara dayanan yazar yorumları olarak sunulmuştur.
PDF’de Smedslund ve arkadaşlarının BDT incelemesi anlatılırken Babcock ve arkadaşlarının meta-analizine ait çalışma seçimi bilgilerinin tekrarlandığı görülmektedir. Bu nedenle Smedslund incelemesinin örneklem ve yöntem bilgileri PDF’den güvenilir biçimde çıkarılamamaktadır.
ACT ile ACTV aynı kavram olarak değerlendirilmemelidir. ACT genel bir psikoterapi yaklaşımıdır; ACTV ise değer temelli davranış değişimini yakın partner şiddeti uygulayan kişiler için yapılandıran özel programdır. PDF ana metni bu ayrımı yeterince açık kurmamaktadır.
Çalışmanın “ACT hem şiddet uygulayanlar hem mağdurlar için etkilidir” sonucu farklı hedefler taşıyan sınırlı araştırmalardan genişletilmiştir. Fail tekrar suçu, travma belirtileri ve olumlu ebeveynlik aynı sonuç değildir ve ayrı araştırma programları gerektirir.
Şiddetle suçlanan fakat mahkûm edilmeyen kişilerin zorunlu programa alınması, araştırma bulgusu değil yazarın politika önerisidir. Hukuki usul, gönüllü onam, gizlilik ve yanlış suçlama riskleri PDF’de çözümlenmemiştir.
Çalışma, bireysel tedavi tavsiyesi, hukuki danışmanlık veya acil güvenlik planı değildir. Aile içi şiddet vakalarında terapi programları; mağdur güvenliği, hukuki koruma, çocukların durumu ve kişiye özgü risk değerlendirmesiyle birlikte ele alınmalıdır.

Bir yorum bırakın
E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir