Uṣûlsüzlüğü bildirme yâḫud aḫlâḳî iḫbâr (whistleblowing), bir teşkîlât dâhilinde müşâhede olunan yanlış, aḫlâḳa muḫâlif yâḫud ḳavâʿide aykırı fiʿillerin salâhiyyetli eşḫâṣa veya mekanizmalara bildirilmesini ifâde eden bir aḫlâḳî davranış sahasıdır. Bu taḥḳîḳ, Endonezya mahallî idâreleri bağlamında kadın müstaḫdemlerin uṣûlsüzlükleri bildirmesini müşkil kıldığı düşünülen ictimâʿî, teşkîlâtî, rûhî ve münâsebetî dinamikleri feminist naẓar ve Rasyonel Fiʿil Nazariyesi çerçevesinde tedḳîḳ eden keyfî bir araştırmadır. Muḥaḳḳiḳ, evvelce mahallî idârelerde vazîfe görmüş ve vazîfe devrelerinde fesâd hâdiselerinin cereyân ettiği müʾessese muhîtlerine dâʾir tecrübesi bulunan yedi müteḳāʿid devlet meʾmûruyla derinlemesine yarı-yapılandırılmış mülâḳātlar icrâ etmiştir.
Mülâḳāt verileri tematik sûrette taḥlîl edilmiş; açık kodlama, eksenel kodlama ve seçici kodlama vâsıṭasıyla yedi esâs tema taʿyîn olunmuştur: zümre merkezli tefekkür, mütekābiliyyet ve sadâḳat, telakkî olunan maʿṣûmiyyet, istiklâl-i mâlî diye tesmiye olunan iktisâdî mevkiʿ teması, cebr karşısında zaʿf, hissî karar verme ve emniyetsizlik/iʿtimâd-ı nefs noksânı. Müʾellifin tefsîrine göre bu temalar, hiyerarşik ve kolektivist teşkîlât muhîtlerinde yanlış fiʿili bildirmemenin yalnız “aḫlâḳî lâkaydî” ile izâh olunamayacağını; şahsın ictimâʿî münâsebetlerini, meslekî istikbâlini, mevkiʿini, hissî yükünü ve idrâk ettiği muhâṭaraları beraberce taḳdîr edebildiğini göstermektedir.
Taḥḳîḳın mühim nazarî iddiʿâsı, Rasyonel Fiʿil Nazariyesi’ndeki masraf–menfaʿat muḥâsebesinin yalnız maddî ziyân veya ḳānûnî muhâṭaralardan mürekkeb olmadığıdır. İctimâʿî tecrîd, üstlerle münâsebetlerin bozulması, sadâḳatsiz diye damgalanma, vicdân azâbı, ḫavf, meslekî misilleme ve otoriteye karşı çıkmanın hâsıl ettiği rûhî yük dahi kararın idrâk olunan “masrafı” hâline gelebilir. Böyle bir hâlde şahıs, aḫlâḳen yanlış gördüğü bir fiʿili bildirmemenin kendisi için daha emîn bir tercih olduğuna karar verebilir.
Bununla beraber taḥḳîḳın bulguları ihtiyâtla tahdîd olunmalıdır. Çalışma bütün Endonezyalı kadın devlet müstaḫdemlerini temsil eden kemmî bir taḥḳîḳ değildir. Yalnız yedi müteḳāʿid devlet meʾmûrunun mâzîye dönük anlatılarına dayanır; âmillerin sıklığını veya nisbî büyüklüğünü ölçmez. Ayrıca usûl kısmında mülâḳāt olunanların cinsiyet dağılımı beyân edilmemiştir. Bu sebeple bulgular “kadınlar tabʿan iḫbâr etmez” şeklinde tefsîr olunamaz; çalışmanın asıl merkezi, kadınların davranışlarını şekillendirebilecek teşkîlâtî kuvvet münâsebetleri, ictimâʿî beklentiler ve kültürel şerâʾittir.
Taḥḳîḳın esâs mesʾelesi nedir?
Bir müʾessesede resmî iḫbâr nizâmının bulunması, müstaḫdemlerin bu nizâmı fiʿlen kullanacağı maʿnâsına gelmez. Menbaʿ makalenin hareket noktası da budur. Bürokratik ve hiyerarşik müʾesseselerde yazılı ḳavâʿid aḫlâḳî iḫbârı destekler görünse bile, ġayr-i resmî kuvvet münâsebetleri, üstlere sadâḳat, iş arkadaşlarıyla münâsebetler, cinsiyet-i ictimâʿiyye beklentileri ve misilleme ḫavfı müstaḫdemlerin konuşmasını müşkil kılabilir.
Evvelki araştırmaların mühim bir kısmı “kadınlar mı erkekler mi daha çok iḫbâr eder?” gibi davranış sıklığına veya cinsiyet ile iḫbâr etme ihtimâli arasındaki istatistikî münâsebetlere teveccüh etmiştir. Bu çalışmanın araştırma boşluğu ise başkadır: muḥaḳḳiḳ yalnız iḫbâr davranışının vukūʿ bulup bulmadığını değil, kadınların niçin muʿayyen teşkîlât şerâʾitinde sükûtu daha emîn veya daha münâsib bir tercih görebildiğini anlamaya çalışmaktadır.
Bu sebeple cinsiyet-i ictimâʿiyye çalışmada yalnız “kadın/erkek” şeklinde kemmî bir müteġayyir olarak ele alınmamaktadır. Feminist perspektif; müʾessese dâhilindeki hiyerarşiyi, otorite tevzîʿini, kadınlardan beklenen davranış tarzlarını, meslekî meşrûʿiyyet mesʾelelerini ve karar verme ḳudretine erişimi anlamaya yarayan bir tefsîr merceği olarak kullanılmaktadır.
Feminist perspektif bu çalışmada neyi suʾâl etmektedir?
Menbaʿ, erkek hâkimiyetindeki veya katı hiyerarşik teşkîlâtlarda kadınların yalnız ferdî tercihleri sebebiyle dezavantaj yaşamadığını; iş rollerinin, otoriteye dâʾir beklentilerin ve müʾessese yapılarının da davranış sahalarını tahdîd edebildiğini münâkaşa etmektedir. Kadınların idârî, destekleyici veya “uyumlu” rollere daha münâsib görülmesi gibi cinsiyet-i ictimâʿiyye stereotipleri, üstlere itâʿatin ve ihtilâftan kaçınmanın kadınlardan beklenen davranışlar hâline gelmesine katkıda bulunabilir.
Bu çerçevede uṣûlsüzlüğü bildirmek yalnız “yanlış gördüm ve bildirdim” tarzındaki ferdî bir aḫlâḳî karar değildir. Eğer otoriteye meydan okumak kadın müstaḫdem bakımından hürmetsizlik, sadâḳatsizlik, huzuru bozma veya teşkîlât hiyerarşisini aşma şeklinde telakkî olunabiliyorsa, aynı aḫlâḳî fiʿilin kadın ve erkek müstaḫdemler bakımından farklı ictimâʿî netîceleri olabilir.
Çalışmanın feminist kıraʾati bu sebeple kadınları “daha zaʿîf” veya “daha hissî” diye tasnîf etmeyi hedeflemez. Esâs suʾâl, teşkîlât kültürü ile cinsiyet-i ictimâʿiyye normlarının hangi davranışları emîn, maʿḳūl veya maḳbûl hâle getirdiğidir.
Rasyonel Fiʿil Nazariyesi Bu Çalışmada Sükûtu Nasıl İzâh Eder?
Rasyonel Fiʿil Nazariyesi bu çalışmada, bir müstaḫdemin yanlış fiʿili bildirip bildirmeme kararını idrâk ettiği menfaʿatler, masraflar, tahdîdler ve muhtemel netîceler arasında yaptığı taḳdîr olarak izâh eder; ictimâʿî tecrîd, meslekî istikbâl kaybı, misilleme, münâsebetlerin bozulması ve hissî yük pek yüksek idrâk olunduğunda sükût, aḫlâḳen ideal olmasa bile şahıs bakımından kendini muhâfaza eden rasyonel bir tercih hâline gelebilir.
Burada “rasyonel” kelimesi ne maʿnâya gelir?
Rasyonel kelimesi “doğru”, “aḫlâḳî” veya “kusursuz” maʿnâsına gelmez. Nazariyenin çalışma içindeki istiʿmâli, şahsın içinde bulunduğu şerâʾit altında tercihleri taḳdîr ederek kendisi için en az muzır veya en ziyâde menfaʿat sağlayan davranışı seçmesi demektir.
Bir müstaḫdem yanlış fiʿili bildirmenin aḫlâḳen doğru olduğunu düşünebilir; lâkin bildirim netîcesinde terfiʿ imkânını kaybetme, başka vazîfeye sürülme, iş arkadaşlarınca tecrîd olunma veya üstlerinden tazyîḳ görme ihtimâlini yüksek idrâk ediyorsa karar muvâzenesi değişebilir. Menbaʿ bu hâlde sükûtun aḫlâḳî lâkaydîden ziyâde nefsini muhâfaza stratejisi olarak zuhûr edebileceğini münâkaşa etmektedir.
Rasyonel Fiʿil Nazariyesi’nin klasik masraf–menfaʿat hesabı burada nasıl genişler?
Çalışmanın nazarî katkılarından biri, masraf mefhûmunun yalnız para veya iş kaybı üzerinden okunmamasıdır. Mülâḳātlardan çıkarılan temalar ictimâʿî, münâsebetî ve hissî masrafların da karar hesabına girebildiğini göstermektedir.
| Masraf sahası | Çalışmadaki maʿnâsı |
|---|---|
| Meslekî masraf | Vazîfe değişikliği, terfiʿ imkânlarının zarar görmesi, daha kötü bir mevkiʿe nakil veya teşkîlâtî tecrîd ḫavfı. |
| İctimâʿî masraf | İş zümresinden tecrîd olunmak, “mesʾele çıkaran şahıs” olarak görülmek veya zümre âhengini bozmakla ithâm edilmek. |
| Münâsebetî masraf | Evvelce yardım etmiş bir üst veya iş arkadaşına ḫıyânet etmiş gibi hissetmek ve uzun müddetli münâsebetlerin bozulmasından çekinmek. |
| Hissî masraf | Ḫavf, vicdân azâbı, empati, endîşe ve ihtilâf çıkarmanın rûhî yükü. |
| Mevkiʿ ve kuvvet masrafı | Daha aşağı bir hiyerarşik mevkiden kuvvetli bir üstü suʾâl etmenin doğurabileceği muhâṭara. |
Birinci tema: Zümre merkezli tefekkür
Zümre merkezli tefekkür, ferdin kendi fiʿilinden evvel zümre âhengini, birlik hissini ve müşterek münâsebetleri muhâfazaya öncelik vermesi maʿnâsında kullanılmıştır. Menbaʿın mülâḳāt anlatılarına göre bâzı müstaḫdemler yanlış fiʿili bildirmeyi yalnız şahsî bir aḫlâḳî vazîfe değil, ekip içindeki muvâzeneyi bozabilecek bir fiʿil olarak taḳdîr edebilmektedir.
Bu hâlde iḫbâr eden şahıs iş arkadaşlarının nazarında zümrenin huzurunu bozan veya “mesʾele çıkaran” kimse hâline gelebilir. İctimâʿî tecrîd ihtimâli iḫbâr davranışının masrafını yükseltir. Müʾellif bu örüntüyü Rasyonel Fiʿil Nazariyesi ile irtibâtlandırarak sükûtun şahsı ve zümredeki mevkiʿini muhâfaza eden bir tercih şeklinde idrâk olunabileceğini müdâfaʿa etmektedir.
İkinci tema: Mütekābiliyyet ve sadâḳat
Mütekābiliyyet ve sadâḳat, evvelce destek alınmış bir üst veya iş arkadaşına karşı borçluluk hissinin yanlış fiʿili bildirme kararına teʾsîr edebilmesini ifâde eder. Menbaʿdaki anlatılarda meslekî terakkîye yardım etmiş, terfiʿi desteklemiş veya mâzîde şahsî yardım sağlamış bir kimsenin bilâhare yanlış fiʿille alâkalandırılması, aḫlâḳî vazîfe ile sadâḳat arasında ihtilâf hâsıl etmektedir.
Bu hâlde iḫbâr yalnız ḳāʿide ihlâlini bildirmek değil, şahsî iʿtimâd münâsebetini bozmak veya geçmişte alınan iyiliğe nankörlük etmek şeklinde telakkî olunabilir. Menbaʿ bu aḫlâḳî borçluluk hissinin sükûtu kuvvetlendirebildiğini ileri sürmektedir.
Üçüncü tema: Telakkî olunan maʿṣûmiyyet
Telakkî olunan maʿṣûmiyyet, yanlış fiʿil görülse dahi fiʿili işleyen şahsın şuʿûrlu sûrette sûʾ-i niyetle hareket etmediğine inanılmasıdır. Mülâḳāt anlatılarında bâzı yanlış fiʿillerin ferdin şahsî tercihi yerine sistem tazyîḳı, seçenek yokluğu veya müʾessese şerâʾitinin netîcesi olarak değerlendirildiği görülmektedir.
Bu tefsîr, aḫlâḳî mesʾûliyyetin ferdden sisteme intikāline yol açabilir. Müstaḫdem “şahıs aslında kötü değildir; sistem onu buna mecbûr etti” diye düşündüğünde iḫbâr etmenin haksız cezâlandırma olabileceğini düşünebilir.
Menbaʿ bu mekanizmayı bir nevi aḫlâḳî rasyonalizasyon olarak münâkaşa eder. Yanlış fiʿilin aciliyeti zihnen yumuşatıldığında, bildirmemenin aḫlâḳî masrafı da şahsın nazarında azalabilir. Müʾellifler bakımından bunun uzun vâdedeki muhâṭarası, mesʾûliyyet ve hesap verebilirliğin zaʿafa uğraması ve aḫlâḳa muḫâlif tatbîḳātın normalleşebilmesidir.
Dördüncü tema: İstiḳlâl-i mâlî, âʾile desteği ve iş gelirine tâbiʿiyyet
Menbaʿ bu temayı Tablo 1’de Financial Independence diye adlandırmaktadır; hulâsa kısmında ise “financial dependence” ibâresini kullanmaktadır. Tafṣîlâtlı izâh, bâzı kadınların hânenin birincil gelir getireni olmadığı, eş veya âʾile menâbiʿine dayanabildiği ve binâʾenaleyh iş yerindeki mevkilerini aḫlâḳî mücâdele yoluyla muhâṭaraya atmak için daha düşük şahsî teşvîk idrâk edebildiği üzerine kuruludur.
Bu sebeple çalışma “istiḳlâl-i mâlî her zaman iḫbârı azaltır” gibi umûmî bir netîce sunmaz. Menbaʿda anlatılan daha mahdûd mekanizma, şahsın mevcûd iş gelirine iktisâden ne derecede muhtâc olduğu ve bu ihtiyâcın iş yerinde muhâṭaraya girme saʿikiyle nasıl irtibâtlandırıldığıdır.
Burada dikkate şâyân bir paradoks vardır: mâlî emniyet pek çok bağlamda kuvvetlenme vâsıtası sayılabilirken, menbaʿdaki bâzı anlatılar iş dışı iktisâdî emniyeti mevcûd iş yerindeki aḫlâḳî ihtilâfa girme ihtiyâcını azaltan bir unsur olarak tefsîr etmektedir. Bu tefsîr yalnız bu keyfî veri bağlamında değerlendirilmelidir.
Beşinci tema: Cebr karşısında zaʿf
Cebr karşısında zaʿf, düşük müʾessese kuvveti veya hiyerarşik mevkiʿ sebebiyle tazyîḳa, tehdîde yahut dolaylı misillemeye mukāvemetin müşkil hâle gelmesidir. Menbaʿda kadınların daha aşağı mevkilerde bulunduğu hâllerde kuvvetli üstlere karşı çıkmanın müşkil olabileceği, konuşan şahısların daha az tercih edilen vazîfelere nakil veya mesʾûliyyetlerinin azaltılması gibi netîcelerden korkabildiği anlatılmaktadır.
Misilleme her zaman açık tehdîd şeklinde olmak mecbûriyyetinde değildir. İctimâʿlardan tecrîd, mühim vazîfelerden uzaklaştırılma veya daha kötü bir mevkiʿe gönderilme ihtimâli de teşkîlât otoritesinin müstaḫdem davranışını şekillendirebildiği mekanizmalar olarak münâkaşa edilmiştir.
Menbaʿın mühim müşâhedelerinden biri dolaylı öğrenmedir: müstaḫdem bizzat misilleme yaşamasa dahi geçmişte konuşan başka müstaḫdemlerin zarar gördüğünü müşâhede etmek, “iḫbâr etmenin bedeli ağırdır” telakkîsini kuvvetlendirebilir.
Altıncı tema: Hissî karar verme
Hissî karar verme, aḫlâḳî iḫbâr kararının ḫavf, vicdân azâbı ve empati gibi hislerden müstaḳil olmadığını vurgulayan temadır. Uzun seneler beraber çalışılan bir şahsı bildirmek, sırf bir prosedür tatbîḳı değil; şahsî münâsebeti nihâyete erdirebilecek veya ihtilâf çıkarabilecek bir davranış şeklinde hissedilebilir.
Menbaʿ bu hissî masrafları Rasyonel Fiʿil Nazariyesi’ne muḫâlif bir unsur değil, karar hesabının bir cüzʾü olarak tefsîr eder. Bir fiʿilin ictimâʿî ve rûhî netîcesi şahısça pek ağır idrâk olunuyorsa, bu netîceler de kararda hakîkî bir “masraf” vazîfesi görebilir.
Yedinci tema: Emniyetsizlik ve otoriteyi suʾâl etmede iʿtimâd-ı nefs noksânı
Emniyetsizlik, müstaḫdemlerin kendi maʿlûmâtlarına, hükümlerine, müʾessese meşrûʿiyyetlerine veya kuvvetli şahıslara iʿtirâz etme salâhiyyetlerine iʿtimâd edememeleri şeklinde taʿrîf olunur. Menbaʿda kadınların yanlış fiʿili gördükleri hâlde “yanlış anlamış olabilir miyim?”, “beni ciddiye alırlar mı?” veya “üstü suʾâl etmek hürmetsizlik sayılır mı?” nevʿinden endîşeler yaşayabildiği anlatılmaktadır.
Bu tema hâricî tazyîḳ ile içselleştirilmiş kuvvet eşitsizliği arasındaki irtibâtı gösterir. Müstaḫdem doğrudan tehdîd edilmemiş olsa dahi otoriteye meydan okuma hakkının kendisinde bulunmadığını düşünüyorsa sükût zuhûr edebilir.
| Esâs tema | Menbaʿda verilen alt temanın Osmanlı Türkçesi karşılığı | İlmî tefsîr haddi |
|---|---|---|
| Zümre merkezli tefekkür | Âhenge öncelik verme; mesʾele çıkaran şahıs olarak öne çıkmaktan korkma | Keyfî tema; yaygınlık nisbeti ölçülmemiştir. |
| Mütekābiliyyet ve sadâḳat | İyiliklere karşılık verme mükellefiyyeti; iʿtimâda ḫıyânet etme ḫavfı | Keyfî tema; sebebî teʾsîr büyüklüğü yoktur. |
| Telakkî olunan maʿṣûmiyyet | Yanlış fiʿilin tazyîḳ veya sistem kusurlarından neşʾet ettiğine inanma | İştirâkçi anlatılarının tefsîridir. |
| İstiḳlâl-i mâlî | Muhâṭaraya girmek için mâlî zarûretin düşük idrâk olunması | Menbaʿda “financial dependence” ibâresiyle terminolojik gerilim vardır. |
| Cebr karşısında zaʿf | Meslekî netîcelerden korkma; üstlerden gelen yıldırma veya tazyîḳ | Misillemenin kemmî sıklığı ölçülmemiştir. |
| Hissî karar verme | Ḫavf, vicdân azâbı ve empatinin sükûta teʾsîri | Hisler klinik veya psikometrik miḳyâslarla ölçülmemiştir. |
| Emniyetsizlik | Otoriteyi suʾâl etmek için kâfî iʿtimâd-ı nefse mâlik olmama; hürmetsiz görünme ḫavfı | Keyfî anlatıların teşkîl ettiği temadır. |
Müʾelliflerin teşkîlâtlar için teklifleri nelerdir?
Menbaʿ yalnız kadınların niçin sükût ettiğini izâhla iktifâ etmemekte, teşkîlâtların iḫbâr nizâmlarını nasıl daha emîn hâle getirebileceğine dâʾir idârî teklifler de sunmaktadır.
Birinci teklif, müstaḫdem hüviyyetini muhâfaza eden anonim ve şifreli bildirim kanallarının müstaḳil aḫlâḳ mesʾûlleri tarafından idâre edilmesidir. Buradaki gāye yalnız teknik anonimlik değil, bildirimden sonra misilleme ḫavfını azaltmaktır.
İkinci teklif, misillemeye karşı açık ve tatbîḳ edilebilir sıfır tolerans siyâsetleri geliştirilmesidir. Bildirimde bulunan müstaḫdemi yıldıran, tecrîd eden veya cezâlandıran kimselere karşı teşkîlâtî müeyyide mekanizmalarının taʿrîf edilmesi teklif olunmaktadır.
Üçüncü teklif, aḫlâḳî taʿlîmin yalnız “yanlışı bildir” tâlimâtı şeklinde olmamasıdır. Menbaʿ, sadâḳat–iḫbâr ihtilâfı, cinsiyet-i ictimâʿiyyeye müstenid ikilemler ve hakîkî hayât senaryolarını ihtivâ eden münâsebetlere hassâs aḫlâḳî taʿlîmi teklif etmektedir.
Dördüncü teklif görünür aḫlâḳî liderliktir. İdârecilerin bildirilen meşrûʿ mesʾelelere şeffâf sûrette cevap vermesi ve konuşan müstaḫdemlerin cezâlandırılmadığını göstermesi, müstaḫdemlerin muhâṭara hesabını değiştirebilecek teşkîlâtî bir işâret olarak görülmektedir.
Son olarak performans değerlendirmelerinde yalnız mahsûl ve verimliliğin değil aḫlâḳî davranışın da nazar-ı iʿtibâra alınması; iḫbârda bulunan müstaḫdemlerin meslekî istikbâlden tecrîd edilmemesi gerektiği müdâfaʿa olunmaktadır.
Çalışmanın Usûlü ve Bulguları
Bu Çalışmanın Bulguları Kadınların Doğrudan Kendi Anlatıları mıdır?
Tam olarak böyle denemez; usûl kısmında yedi müteḳāʿid devlet meʾmûruyla mülâḳāt edildiği belirtilmekte, lâkin bu yedi şahsın cinsiyet dağılımı ile doğrudan tedḳîḳ olunan kadın müstaḫdemlerle aynı şahıslar olup olmadığı izâh edilmemektedir. Binâʾenaleyh bulguların mühim bir kısmı, müteḳāʿid devlet meʾmûrlarının kadın müstaḫdemlerin davranışlarına ve teşkîlât kültürüne dâʾir mâzîye dönük telakkîleri olarak okunmalıdır.
Numûne kimlerden müteşekkildir?
Muḥaḳḳiḳ, Endonezya’nın mahallî idârelerinde vazîfe görmüş yedi müteḳāʿid devlet meʾmûruyla mülâḳāt etmiştir. Menbaʿ, bu kimselerin vazîfe yaptıkları devirlerde mahallî idârelerinde mahallî idâre reʾîsiyle alâkalı fesâd hâdiselerinin yaşandığını ve bu sebeple bürokratik yapı, aḫlâḳî ikilemler ve teşkîlâtî tepkiler husûsunda tecrübe sâhibi olduklarını beyân etmektedir.
Müteḳāʿid olmaları muḥaḳḳiḳ tarafından usûl bakımından bir avantaj olarak tefsîr edilmiştir. Aktif vazîfede bulunmadıkları için mevcûd müʾessese tazyîḳlarından nisbeten uzak sûrette mâzî tecrübelerini daha açık değerlendirebilecekleri düşünülmüştür.
Bununla beraber tekaʿüd aynı zamanda mühim bir tahdîddir. Bugünkü mahallî idâre müstaḫdemlerinin yaşadığı iḫbâr mekanizmaları, himâye tertîbâtı ve teşkîlât kültürü geçmiş devirlerden farklı olabilir. Menbaʿ netîce kısmında bu tahdîdi açıkça kabul etmektedir.
İştirâkçiler nasıl seçilmiştir?
İştirâkçiler purposive sampling, yaʿnî maksatlı numûneleme ile seçilmiştir. Maksatlı numûneleme, taḥḳîḳ suʾâli bakımından husûsî tecrübe veya maʿlûmâta sâhib kimselerin bilerek taḥḳîḳa dâhil edilmesi usûlüdür.
Bu usûl istatistikî tesâdüfî numûneleme değildir. Yedi şahsın Endonezya’daki bütün mahallî idâre müstaḫdemlerini veya bütün kadın müstaḫdemleri kemmî sûrette temsil ettiği farz olunamaz. Gāye, muʿayyen bir ictimâʿî ve müʾessesevî sürecin nasıl tecrübe edildiğini derinlemesine anlamaktır.
Mülâḳātlar nasıl icrâ edilmiştir?
Taḥḳîḳ derinlemesine, yarı-yapılandırılmış mülâḳātlar kullanmıştır. Yarı-yapılandırılmış mülâḳātta muḥaḳḳiḳın önceden taʿyîn edilmiş mevzû başlıkları bulunur; lâkin iştirâkçinin cevabına göre tafṣîlât suʾâlleri sorulabilir ve iştirâkçi tecrübesini kendi kelimeleriyle genişletebilir.
Suʾâller açık uçlu hazırlanmış; iştirâkçilerden fesâd tecrübeleri, teşkîlât kültürü, aḫlâḳî karar verme ve cinsiyet-i ictimâʿiyye boyutlarına dâʾir tafṣîlâtlı anlatılar alınmaya çalışılmıştır.
Menbaʿ bütün iştirâkçilerden mülâḳāt öncesinde maʿlûmâtlandırılmış muvâfaḳat alındığını; taḥḳîḳın gāyelerinin, iştirâkin ihtiyârî olduğunun ve istendiğinde taḥḳîḳtan çekilme hakkının izâh edildiğini beyân etmektedir. Cevaplar anonimleştirilmiş ve muʿayyen mahallî idârelere veya muʿayyen fesâd hâdiselerine hüviyyeti bağlayabilecek maʿlûmât çıkarılmıştır.
Menbaʿ ayrıca geçmiş aḫlâḳî hâdiseleri hâtırlamanın hissî teʾsîrini nazar-ı iʿtibâra aldığını ve iştirâkçilerin konuşmak istemedikleri mevzûlarda hudûd koyabilmelerine müsaʿade edildiğini bildirmektedir.
Tematik Taḥlîl Bu Çalışmada Nasıl Yapılmıştır?
Tematik taḥlîlde mülâḳātlar evvelâ kelimesi kelimesine yazıya geçirilmiş, ardından açık kodlamayla mühim mefhûmlar işâretlenmiş, kodlar daha geniş kategoriler altında birleştirilmiş, eksenel kodlamayla temalar arasındaki rabıtalar incelenmiş ve seçici kodlamayla taḥḳîḳın merkezî anlatısını teşkîl eden çekirdek temalar sentezlenmiştir.
Veri yoğunlaştırma, veri gösterimi ve netîce çıkarma
Menbaʿ keyfî veri taḥlîlini üç münâsebetli süreçle izâh etmektedir: data condensation, data display ve conclusion drawing.
Veri yoğunlaştırma, mülâḳāt kayıtlarındaki büyük mikdârdaki metnin taḥḳîḳ suʾâliyle alâkalı maʿnâlı kısımlara ayrılması, tertîb edilmesi ve kategorilere tahvîl olunmasıdır. Gāye veriyi gelişi güzel kısaltmak değil, esâs maʿnâları nizâmlı sûrette görünür hâle getirmektir.
Veri gösterimi, ortaya çıkan kod ve temaların mukāyese ve tefsîr edilebilir sûrette tertîb edilmesidir. Makaledeki tema–alt tema tablosu bu merhalenin görünür netîcelerinden biridir.
Netîce çıkarma, tekrarlanan örüntüler ve temalar vâsıṭasıyla taḥḳîḳ suʾâline dâʾir tefsîr geliştirilmesidir. Bu merhalede muḥaḳḳiḳ ferdî ifadeleri daha geniş teşkîlât kültürü ve cinsiyet-i ictimâʿiyye dinamikleriyle irtibâtlandırır.
Açık kodlama nedir?
Açık kodlama, ham mülâḳāt metnindeki maʿnâlı ifade parçalarına ilk etiketlerin verilmesidir. Menbaʿ muḥaḳḳiḳın fesâd tecrübeleri, aḫlâḳî kararlar, teşkîlât kültürü, kuvvet dinamikleri ve cinsiyet-i ictimâʿiyye beklentileriyle alâkalı ifadeleri nizâmlı sûrette işâretlediğini belirtmektedir.
Meselâ bir anlatı “üstünü iḫbâr eden şahsın başka vazîfeye gönderilmesinden korkma” fikrini ihtivâ ediyorsa bununla alâkalı ilk kodlar misilleme, kuvvet eşitsizliği veya meslekî muhâṭara gibi mefhûmlarla irtibâtlandırılabilir. Bu misâl kod isimleri çalışmanın aynen kod kitabı değildir; açık kodlamanın mantığını öğretmek için verilmiş izâhtır.
Eksenel kodlama nedir?
Eksenel kodlama, açık kodlamada ortaya çıkan parçaların hangi daha geniş süreçler altında ve birbirleriyle nasıl münâsebetli olduğunu tedḳîḳ etme merhalesidir. Menbaʿ bu merhalede bilhassa cinsiyet-i ictimâʿiyye beklentilerinin aḫlâḳî kararlarla, itâʿat ve sadâḳat normlarının kadın müstaḫdemlerin davranışlarıyla ve hiyerarşik yapıların otoriteye meydan okuma arzusuyla nasıl irtibâtlı olduğunu değerlendirmiştir.
Seçici kodlama nedir?
Seçici kodlama, birçok kategori arasından taḥḳîḳın esâs izâh edici hikâyesini teşkîl eden çekirdek temaların taʿyîn edilmesi ve bir araya getirilmesidir. Menbaʿ bu merhalede resmî yönetişim ve iḫbâr mekanizmaları mevcut olduğu hâlde aḫlâḳa muḫâlif davranışların nasıl devâm edebildiğini izâh eden esâs anlatıları sentezlediğini beyân etmektedir.
Refleksif yaklaşım nedir?
Menbaʿ taḥlîl esnâsında muḥaḳḳiḳın tefsîrlerini iştirâkçi tecrübelerinden koparmamaya müteveccih refleksif bir yaklaşım kullandığını belirtmektedir. Refleksivite, muḥaḳḳiḳın kendi faraziyyelerinin ve naẓarının keyfî veriye nasıl teʾsîr edebileceğinin farkında olarak tefsîrlerini mütemâdiyen suʾâl etmesi demektir.
“Member checking” nasıl tatbîḳ olunmuştur?
Makale, iʿtimâd edilirliği artırmak için “member checking” yapıldığını ve ilk bulguların “colleagues” ile paylaşılmak sûretiyle tefsîrlerin onların perspektiflerini doğru aksettirip aksettirmediğinin kontrol edildiğini söylemektedir. Lâkin bu “colleagues” ibâresinin yedi aslî mülâḳāt iştirakçisini mi yoksa muḥaḳḳiḳın başka meslektaşlarını mı ifâde ettiği açıklanmamıştır.
Bu sebeple Verianla metni bu merhaleyi katʿî sûrette “iştirâkçi doğrulaması yapıldı” diye yeniden adlandırmamaktadır. Menbaʿın verdiği usûl adı ile izâh arasındaki belirsizlik muhâfaza edilmiştir.
Yedi tema birbirinden tamâmen müstaḳil midir?
Menbaʿ temaları taḥlîlen ayrı başlıklarda sunar; lâkin anlatıda bu temaların birbirini besleyebildiği görülür. Zümre âhengini muhâfaza arzusu sadâḳat mükellefiyyetiyle; sadâḳat hissî vicdân azâbıyla; düşük hiyerarşik kuvvet cebr karşısında zaʿfla; kuvvet eşitsizliği ise iʿtimâd-ı nefs noksânıyla münâsebetli şekilde münâkaşa edilmiştir.
Bu münâsebetler istatistikî korelasyon değildir. Çalışmada korelasyon katsayısı, regresyon, p kıymeti veya teʾsîr büyüklüğü hesaplanmamıştır. Münâsebetler keyfî tematik tefsîrlerdir.
Çalışma hangi netîceyi “isbât etmez”?
Çalışma kadınların erkeklerden daha az veya daha çok iḫbâr ettiğini kemmî sûrette ölçmemiştir. Erkek ve kadın zümrelerinin iḫbâr nisbetlerini mukāyese etmemiştir. Binâʾenaleyh cinsiyetler arasındaki davranış sıklığı farkı bu çalışmanın doğrudan netîcesi değildir.
Çalışma yedi temanın hangisinin en kuvvetli âmil olduğunu da göstermez. Temaların tablo sırası ehemmiyyet sırası değildir ve mülâḳāt anlatılarından tema sıklığı neşredilmemiştir.
Çalışma bütün kadınların sadâḳate, ḫavfa veya hissî tazyîḳa aynı sûrette cevap vereceğini göstermez. Müʾelliflerin netîceleri Endonezya mahallî idârelerinin kolektivist, hiyerarşik ve erkek hâkimiyetinde diye münâkaşa olunan muʿayyen teşkîlât bağlamına dayanır.
Çalışma sükûtun aḫlâḳen doğru olduğunu müdâfaʿa etmez. Rasyonel Fiʿil Nazariyesi kullanılarak sükûtun niçin şahıs bakımından nefsini muhâfaza eden bir tercih gibi görünebildiği izâh edilmektedir.
Çalışmanın desteklediği başlıca netîceler
| Menbaʿ-destekli netîce | Doğru tefsîr |
|---|---|
| Zümre âhengine verilen ehemmiyyet iḫbâr tereddüdüyle irtibâtlandırılmıştır. | Keyfî tema; bütün kadınlara taʿmîm olunamaz. |
| Üstlere ve iş arkadaşlarına sadâḳat sükûtu destekleyebilir. | Mülâḳāt anlatılarındaki münâsebetî mükellefiyyet tefsîridir. |
| Yanlış fiʿili işleyen şahsın sûʾ-i niyetli olmadığına inanmak bildirme arzusunu azaltabilir. | Telakkî olunan niyet ve mesʾûliyyet tefsîrine dayanan temadır. |
| İktisâdî mevkiʿ ve iş gelirine olan ihtiyâc muhâṭara hesabına teʾsîr edebilir. | Menbaʿ terminolojisi istiḳlâl-i mâlî/tâbiʿiyyet-i mâliyye husûsunda tam muttarid değildir. |
| Meslekî misilleme ḫavfı bildirim davranışını bastırabilir. | Keyfî anlatılardaki kuvvet ve cebre müteʿallik temadır. |
| Ḫavf, vicdân azâbı ve empati aḫlâḳî kararın hissî masrafını artırabilir. | Psikometrik ölçüm yapılmamıştır. |
| Otoriteyi suʾâl etmeye dâʾir düşük iʿtimâd-ı nefs sükûta katkıda bulunabilir. | Menbaʿda “insecurity” teması altında tefsîr edilmiştir. |
Çalışmanın kuvvetli ciheti nedir?
Çalışmanın kuvvetli ciheti, cinsiyet-i ictimâʿiyye ile iḫbâr davranışı arasındaki münâsebeti yalnız “kadın mı erkek mi daha çok bildiriyor?” suʾâline indirgememesidir. Araştırma, davranış kararının ictimâʿî mükellefiyyetler, teşkîlât hiyerarşisi, hissî münâsebetler, telakkî olunan niyet ve şahsî emniyet hesabı içinde nasıl teşekkül edebileceğini tafṣîlâtlı keyfî anlatılarla münâkaşa etmektedir.
Müteḳāʿid devlet meʾmûrlarının kullanılması ayrıca aktif müʾessese tazyîḳından uzakta mâzîye dönük değerlendirme yapma imkânı sunar. Bununla beraber aynı husûs, güncel müstaḫdem tecrübelerinin doğrudan temsil edilmemesi mesʾelesini de beraberinde getirir.
Çalışmanın esâs tahdîdleri
Küçük ve maksatlı numûne: Araştırma yalnız yedi müteḳāʿid devlet meʾmûruna dayanır; netîceler istatistikî temsil iddiʿâsı taşımaz.
Mâzîye dönük anlatılar: İştirâkçiler geçmişte vukūʿ bulan hâdiseleri hâtırlarlar. Bu sebeple anlatılar günümüz müstaḫdemlerinin mevcûd şerâʾitini tam olarak aksettirmeyebilir.
İştirâkçi cinsiyetinin açıkça beyân edilmemesi: Usûl kısmında yedi müteḳāʿid devlet meʾmûrunun cinsiyeti verilmemiştir. Buna rağmen bâzı münâkaşa ifadeleri “çalışmamızdaki kadınlar” şeklindedir. Bu sebeple mülâḳāt edilenlerle taḥlîl edilen kadın müstaḫdemlerin aynı zümre olduğu farz olunmamalıdır.
Tek müʾessese bağlamı: Çalışma Endonezya mahallî idârelerine teveccüh eder. Husûsî sektör, başka memleketler veya farklı bürokratik nizâmlar aynı ictimâʿî ve teşkîlâtî dinamiklere mâlik olmayabilir.
Kemmî ağırlık ölçümü yok: Yedi temanın karar üzerinde ne kadar teʾsîrli olduğu, hangi temanın daha yaygın olduğu veya birbirleriyle hangi istatistikî büyüklükte münâsebetli olduğu ölçülmemiştir.
Erkeklerle doğrudan mukāyese yok: Çalışmanın esâs merkezi kadınlara dâʾir cinsiyet-i ictimâʿiyye dinamikleridir. Erkek müstaḫdemlerin benzer şerâʾitteki tecrübeleri sistematik mukāyese zümresi olarak tedḳîḳ edilmemiştir.
Member checking açıklığı: Menbaʿ ilk bulguların “colleagues” ile paylaşıldığını belirtmekte, lâkin bu kimselerin aslî mülâḳāt iştirakçileri olup olmadığını izâh etmemektedir.
Gelecek araştırmalar için teklifler
Menbaʿ, fiʿlen vazîfede bulunan devlet müstaḫdemlerinin de ilerideki taḥḳîḳlara dâhil edilmesini teklif etmektedir. Böylece geçmiş tecrübelere dayanan müteḳāʿid görüşleriyle güncel müʾessese tecrübeleri mukāyese edilebilir.
Ayrıca anket veya tecrübî tasarımların kullanılması, bu keyfî çalışmada taʿyîn edilen rûhî ve sosyo-kültürel temaların daha geniş numûnelerde ne derecede görüldüğünü tedḳîḳ etmeye imkân verebilir.
Farklı müʾessesevî ve kültürel bağlamlarda mukāyeseli çalışmalar yapılması, Endonezya mahallî idârelerinde taʿyîn olunan temaların başka memleketlerde veya husûsî sektörde de zuhûr edip etmediğini değerlendirmek bakımından mühimdir.
Menbaʿ son olarak erkeklerin ve farklı cinsiyet-i ictimâʿiyye hüviyyetlerinin iḫbâr nizâmlarındaki tecrübelerinin de mukāyeseli sûrette araştırılmasını teklif etmektedir.
Menbaʿ ve Usûl Notu
Aṣlî çalışma: Feminisms and Gendered Dynamics of Whistleblowing: How Organisational Culture Shapes Women’s Ethical Decisions.
Müʾellif: Ach Maulidi.
Müʾellif sırası: Tek müʾellifli çalışmadır.
Müsâvî katkı: Tek müʾellifli çalışma olduğu için müsâvî katkı vazʿiyyeti tatbîḳ edilemez.
Mesʾûl müʾellif: Ach Maulidi; menbaʿ PDF’de müʾellif ismi yanında mesʾûl müʾellif işâreti ve müʾessese e-posta maʿlûmâtı bulunmaktadır.
Müʾessese: Department of Accounting, Faculty of Business and Economics, Universitas Surabaya, Surabaya, Indonesia.
Mecmûʿa: Accounting Analysis Journal.
Nâşir: UNNES; mecmûʿanın resmî müʾessese maʿlûmâtında Department of Accounting, Faculty of Economics and Business, Universitas Negeri Semarang ile Ikatan Akuntan Indonesia Tingkat Pusat iş birliği belirtilmektedir.
Cild / sayı / sahîfeler: Volume 14, Number 3, 202–213.
Sayı senesi: 2025.
Makale DOI: 10.15294/aaj.v14i3.21255.
Makale hüviyyeti: Article ID 21255.
İrsâl târîhi: 11 Şubat 2025.
Taʿdîl târîhi: 17 Mart 2025.
Ḳabûl târîhi: 11 Mart 2026.
Makaleye mahsûs neşr târîhi: 31 Mart 2026.
Bibliyografik târîh notu: Makale Volume 14, Number 3 (2025) içinde yer almaktadır. Resmî sayı metadata kaydı sayıyı 5 Kasım 2025 târîhinde neşredilmiş gösterirken, makale târîhçesi 11 Mart 2026 ḳabûl ve 31 Mart 2026 neşr târîhlerini vermektedir. Bu kronoloji menbaʿlar arasında metadata uyumsuzluğu hâsıl eder; Verianla makaleye mahsûs 31 Mart 2026 neşr târîhini ayrı, sayı senesini 2025 olarak ayrı tutmuştur.
Menbaʿ nevʿi: Keyfî, keşfî, yarı-yapılandırılmış mülâḳāta dayanan ampirik araştırma makalesi.
Hakemlik: Accounting Analysis Journal hakemli bir ilmî mecmûʿadır. Mecmûʿanın resmî siyâsetine göre araştırma makaleleri en az iki müteḫaṣṣıṣ tarafından double-blind peer review sürecinden geçirilmektedir.
Preprint vazʿiyyeti: Menbaʿ PDF ve resmî makale metadata kaydında bu çalışma için ayrı bir preprint nüshası belirtilmemektedir.
Ruhsat: Creative Commons Attribution 4.0 International, CC BY 4.0.
Finansman: Menbaʿ makalede ayrı bir finansman beyânı görünmemektedir.
Menfaʿat teʿâruzu: Menbaʿ makalede ayrı bir menfaʿat teʿâruzu beyânı görünmemektedir.
Veri erişilebilirliği: Menbaʿ makalede ayrı bir veri erişilebilirliği beyânı görünmemektedir.
CRediT / müʾellif katkıları: Menbaʿ makalede ayrı bir CRediT katkı kısmı bulunmamaktadır.
Aḫlâḳ ve maʿlûmâtlandırılmış muvâfaḳat: Usûl kısmında bütün iştirâkçilerden mülâḳāt öncesinde maʿlûmâtlandırılmış muvâfaḳat alındığı, iştirâkin ihtiyârî olduğu, çekilme haklarının izâh edildiği, cevapların anonimleştirildiği ve hüviyyeti taʿyîn edebilecek tafṣîlâtın çıkarıldığı belirtilmektedir. Menbaʿ ayrı bir aḫlâḳ heyʾeti ismi veya tasdîḳ numarası raporlamamaktadır.
Numûne: Endonezya mahallî idârelerinde vazîfe görmüş yedi müteḳāʿid devlet meʾmûru.
Numûneleme usûlü: Purposive sampling, yaʿnî maksatlı numûneleme.
Veri toplama usûlü: Derinlemesine yarı-yapılandırılmış mülâḳātlar ve açık uçlu suʾâller.
Veri taḥlîl usûlü: Keyfî veri taḥlîli; veri yoğunlaştırma, veri gösterimi ve netîce çıkarma; tematik taḥlîl; açık kodlama, eksenel kodlama ve seçici kodlama.
Refleksivite: Menbaʿ tefsîrlerin iştirâkçi tecrübelerinde temellendirilmesi maksadıyla refleksif yaklaşım kullanıldığını belirtmektedir.
Member checking notu: Menbaʿ iʿtimâd edilirliği artırmak maksadıyla “member checking” yapıldığını yazmakta, lâkin tatbîḳı ilk bulguların “colleagues” ile paylaşılması olarak izâh etmektedir. Bu kimselerin araştırmanın yedi mülâḳāt iştirakçisi olup olmadığı açık değildir.
İştirâkçi cinsiyeti notu: Usûl kısmında yedi müteḳāʿid devlet meʾmûrunun cinsiyet dağılımı verilmemektedir. Bu sebeple bütün mülâḳāt edilenlerin kadın olduğu farz edilmemiştir.
Esâs bulgular: Zümre merkezli tefekkür, mütekābiliyyet ve sadâḳat, telakkî olunan maʿṣûmiyyet, istiḳlâl-i mâlî diye adlandırılan iktisâdî mevkiʿ teması, cebr karşısında zaʿf, hissî karar verme ve emniyetsizlik.
Mâlî tema terminoloji notu: Menbaʿ hulâsası “financial dependence”, Tablo 1 “Financial Independence” ibâresini kullanmaktadır. Tafṣîlâtlı netîce anlatısı ise kadınların işlerinin hânenin birincil gelir menbaʿı olmaması, eş/âʾile mâliyesine dayanabilmeleri ve iş yerinde muhâṭaraya girme teşvîkini düşük idrâk etmeleri üzerine kuruludur. Bu ifadeler sessizce tek ve katʿî bir iktisâdî mefhûma tahvîl edilmemiştir.
İstatistik/formül vazʿiyyeti: Çalışma keyfî araştırmadır. p kıymeti, regresyon, iʿtimâd aralığı, teʾsîr büyüklüğü veya temaların yaygınlığını gösteren kemmî mukāyese raporlamamaktadır. Menbaʿda merkezî riyâżî formül bulunmamaktadır.
Sebebiyyet haddi: Yedi tema, mülâḳāt anlatılarından teşkîl edilmiş keyfî izâh edici temalardır. Temalar ile iḫbâr davranışı arasında kemmî sebebiyyet katsayısı hesaplanmamıştır.
Taʿmîm edilebilirlik haddi: Küçük maksatlı numûne, müteḳāʿid devlet meʾmûrlarının mâzîye dönük anlatıları ve Endonezya mahallî idâresi bağlamı sebebiyle bulgular bütün kadın müstaḫdemlere, bütün devlet müʾesseselerine veya başka memleketlere otomatik olarak taʿmîm edilemez.
Bir yorum bırakın
E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir