Akademik araştırmalar, anlaşılır dil

Verianla | Akademik Araştırmalardan Türkçe Ekonomi ve Bilim İçerikleri

27 Eylül 2026, Pazar
VERİANLABağımsız bilim yayıncılığı
Menüyü aç veya kapat
...
Home / Sağlık Bilimleri / İlaç ve Eczacılık Bilimi / Bitkisel Bileşenlerin Çözünürlük, Salım ve Formülasyon Performansını İyileştirmeye Yönelik Bir Preklinik Farmasötik Yaklaşım
İlaç ve Eczacılık Bilimi

Bitkisel Bileşenlerin Çözünürlük, Salım ve Formülasyon Performansını İyileştirmeye Yönelik Bir Preklinik Farmasötik Yaklaşım

Bu araştırmanın temel problemi, bitkisel kaynaklı aktif bileşenlerin farmasötik açıdan etkili bir taşıyıcı sistem içinde sunulmasıdır. Bitkisel ilaçlar ve bitki ekstreleri, geleneksel tıp sistemlerinde ve modern tamamlayıcı ürünlerde yaygın biçimde kullanılmaktadır.

01/07/2026  Veri Anla 62 görüntüleme
Bitkisel Bileşenlerin Çözünürlük, Salım ve Formülasyon Performansını İyileştirmeye Yönelik Bir Preklinik Farmasötik Yaklaşım

Bu araştırmanın temel problemi, bitkisel kaynaklı aktif bileşenlerin farmasötik açıdan etkili bir taşıyıcı sistem içinde sunulmasıdır. Bitkisel ilaçlar ve bitki ekstreleri, geleneksel tıp sistemlerinde ve modern tamamlayıcı ürünlerde yaygın biçimde kullanılmaktadır. Ancak bitki kaynaklı birçok bileşen, özellikle flavonoidler, polifenoller, terpenoidler ve tanenler, biyolojik aktivite potansiyeline sahip olsa bile vücut tarafından sınırlı emilebilir. Bunun başlıca nedenleri düşük suda çözünürlük, zayıf membran geçirgenliği, sindirim sistemi içinde parçalanma ve biyolojik membranlardan yeterince geçememe gibi farmasötik engellerdir.

Bu sorun, bitkisel bir bileşiğin laboratuvar ortamında güçlü görünmesine rağmen ağızdan alındığında beklenen biyolojik etkiyi göstermemesine yol açabilir. Çünkü etkinlik yalnızca molekülün kendisine bağlı değildir; molekülün çözünmesi, taşınması, membranlardan geçmesi, dolaşıma ulaşması ve hedef dokuda yeterli düzeye erişmesi gerekir. Bu nedenle bitkisel formülasyon araştırmalarında yalnızca “hangi bitki ekstresi kullanıldı?” sorusu değil, “bu ekstre vücutta nasıl daha iyi taşınabilir?” sorusu da önemlidir.

Çalışmada bu soruna fitosom teknolojisiyle yaklaşılmıştır. Fitosomlar, bitki kaynaklı aktif bileşenlerin fosfolipidler ile kompleks haline getirildiği lipid temelli taşıyıcı sistemlerdir. Burada kullanılan fosfolipid genellikle fosfatidilkolin içeren soya lesitini gibi bir bileşendir. Fosfolipid molekülünün hidrofilik baş kısmı ve lipofilik kuyruk kısmı, bitkisel bileşenlerle etkileşerek hem suyla hem de lipid membranlarla daha uyumlu bir yapı oluşturabilir.

Çalışmada fitosomlar liposomlardan ayırt edilerek anlatılmaktadır. Liposomlarda aktif bileşen çoğu zaman vezikülün sulu iç fazına veya lipid çift tabakasına fiziksel olarak hapsedilir. Fitosomlarda ise bitkisel bileşen ile fosfolipid arasında daha belirgin bir moleküler kompleksleşme olduğu varsayılır. Bu kompleksleşme hidrojen bağı, polar etkileşimler ve fosfolipid baş gruplarıyla fitob bileşenlerin etkileşimi üzerinden gerçekleşebilir. Bu nedenle fitosomlar, klasik bitkisel ekstraktlara kıyasla daha iyi stabilite, daha iyi membran etkileşimi ve daha kontrollü salım sağlayabilecek sistemler olarak değerlendirilir.

Çalışmanın bitkisel kaynağı Operculina turpethum Linn.’dir. Bu bitki Convolvulaceae familyasına aittir ve Trivrit veya Indian jalap adıyla bilinir. Makalede bitkinin köklerinin Ayurvedik tıpta kullanıldığı, resin glikozitleri, flavonoidler, alkaloidler ve kumarinler gibi biyoaktif bileşenler içerdiği belirtilmektedir. Geleneksel kullanımlar arasında karaciğer bozuklukları, kabızlık, cilt hastalıkları, ödem ve obezite gibi durumlar sayılmıştır. Ayrıca önceki çalışmaların, bitkinin kimyasal olarak indüklenen karaciğer hasarı modellerinde hepatoprotektif potansiyelini gösterdiği aktarılmıştır.

Burada dikkatli bir sınır çizmek gerekir. Bu çalışma Operculina turpethum fitosomlarının insanlarda karaciğer hastalığını, kabızlığı, obeziteyi veya başka bir klinik durumu tedavi ettiğini göstermemektedir. Çalışma, bitki ekstresinin fitosom formülasyonunu geliştiren ve in vitro salım ile fizikokimyasal karakterizasyon yapan bir farmasötik teknoloji çalışmasıdır. Klinik etkinlik, hasta güvenliği, doz önerisi veya tedavi garantisi sunmamaktadır.

Bitki materyali, çalışmada Operculina turpethum köklerinden elde edilmiştir. Kökler Hindistan’da Madhya Pradesh eyaletindeki Jabalpur bölgesine bağlı Padariya köyü çevresinden toplanmış, Rajasthan Üniversitesi Botanik Bölümü’nde doğrulanmış, suyla yıkanmış, 15 gün gölgede kurutulmuş ve laboratuvar mikseriyle toz haline getirilmiştir. Bu ayrıntı önemlidir; çünkü bitkisel ekstre çalışmalarında kullanılan bitki kısmı, toplama yeri, kurutma koşulu ve ekstraksiyon yöntemi sonuçları etkileyebilir.

Ekstraksiyon için Soxhlet yöntemi kullanılmıştır. Kuru kök tozu, etanol:su 70:30 oranındaki hidroalkolik çözücüyle ekstrakte edilmiştir. Soxhlet ekstraksiyonunda çözücü sürekli buharlaşıp yoğunlaşarak bitki materyalinden aktif bileşenleri tekrar tekrar çeker. Daha sonra çözücü azaltılmış basınç altında uzaklaştırılmış ve konsantre ekstre fitosom formülasyonu için standartlaştırılmıştır.

Fitosom hazırlama sürecinde soya lesitini ve kolesterol önce kloroform içinde çözündürülmüştür. Ardından Operculina turpethum ekstresi fosfolipid-kolesterol çözeltisine farklı oranlarda eklenmiştir. Karışım tamamlandıktan sonra rotary evaporator kullanılarak çözücü vakum altında ve 50°C’nin altında uzaklaştırılmıştır. Böylece yoğun bir fitosomal kompleks kalıntısı elde edilmiş, kalan çözücüyü uzaklaştırmak için vakumda kurutulmuş ve kuru, serbest akışlı bir toz oluşturulmuştur. Sonrasında bu kompleks PBS ile yeniden hidrate edilmiş ve sonikasyonla partikül boyutu küçültülerek daha homojen bir fitosomal süspansiyon hazırlanmıştır.

Şekil 1, fitosomun temel bileşenlerini şematik olarak gösterir. Bu görselde fosfolipid ile fitob bileşenin birleşerek fosfolipid-fitob bileşen kompleksi oluşturduğu anlatılır. Şekil 2 ise fitosom hazırlama adımlarını verir: bitki ekstresi ve fosfolipid çözeltisinin hazırlanması, düşük basınç altında yoğunlaştırma, ince film veya kompleks kalıntısının oluşması, ardından hidrasyon ve boyut küçültme ile fitosomların elde edilmesi. Bu iki görsel, çalışmanın teknolojik omurgasını açıklar: bitki ekstresi doğrudan basit toz veya çözelti olarak bırakılmamış, fosfolipid taşıyıcı sistem içinde yeniden yapılandırılmıştır.

Formülasyon bileşimi dokuz farklı başlangıç kombinasyonuyla denenmiştir. Her formülasyonda ekstre miktarı 100 mg olarak sabit tutulmuş; kolesterol 25, 50 veya 75 mg; soya lesitini ise 100, 200 veya 300 mg düzeyinde kullanılmıştır. Bu kombinasyonlar, ekstre:kolesterol:soya lesitini oranı açısından 1:0,25:1’den 1:0,75:3’e kadar uzanır. Amaç, hangi fosfolipid ve kolesterol oranının daha iyi enkapsülasyon, daha uygun parçacık boyutu ve daha dar dağılım vereceğini belirlemektir.

Çalışmanın optimizasyon bölümü Box–Behnken deney tasarımına dayanır. Box–Behnken design, üç veya daha fazla değişkenin etkilerini daha az deneyle anlamaya yarayan yanıt yüzey metodolojisi yaklaşımıdır. Bu çalışmada bağımsız değişkenler şunlardır:

  • A: Soya lesitini konsantrasyonu; 100 mg, 200 mg, 300 mg.
  • B: Kolesterol konsantrasyonu; 25 mg, 50 mg, 75 mg.
  • C: Sonikasyon süresi; 5 dakika, 15 dakika, 30 dakika.

Bağımlı yanıtlar ise şöyledir:

  • Y1: Enkapsülasyon etkinliği; maksimize edilmek istenmiştir.
  • Y2: Polidispersite indeksi, yani PDI; minimize edilmek istenmiştir.
  • Y3: Vezikül boyutu; minimize edilmek istenmiştir.

Çalışmada kullanılan genel ikinci dereceden polinom model şu şekilde verilmiştir:

\[ Y = \beta_0 + \beta_1A + \beta_2B + \beta_3C + \beta_{12}AB + \beta_{13}AC + \beta_{23}BC + \beta_{11}A^2 + \beta_{22}B^2 + \beta_{33}C^2 \]

Bu formülde Y, ölçülen yanıtı; β0 sabit terimi; β katsayıları modelin deney verilerinden hesaplanan regresyon katsayılarını ifade eder. A, B ve C bağımsız formülasyon değişkenleridir. AB, AC ve BC gibi terimler iki değişkenin birlikte etkisini; A², B² ve C² gibi terimler ise doğrusal olmayan, eğrisel davranışı gösterir. Bu formül, örneğin lesitin miktarı artarken kolesterolün aynı anda nasıl etki ettiğini veya sonikasyon süresinin partikül boyutu üzerindeki doğrusal olmayan etkisini anlamaya yarar.

ANOVA sonuçları, üç yanıt için de kurulan ikinci dereceden modellerin istatistiksel olarak anlamlı olduğunu göstermektedir. Enkapsülasyon etkinliği için F değeri 23,45 ve p değeri 0,0014’tür. PDI için F değeri 97,67 ve p değeri <0,0001’dir. Vezikül boyutu için F değeri 106,35 ve p değeri <0,0001’dir. Her üç modelde de lack of fit, yani modelin açıklayamadığı uyumsuzluk istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır. Bu durum, deneysel ve tahmin edilen değerler arasında kabul edilebilir uyum olduğunu destekler.

Regresyon istatistikleri de modelin güçlü olduğunu göstermektedir. Enkapsülasyon etkinliği için R2 = 0,9769, PDI için R2 = 0,9943 ve vezikül boyutu için R2 = 0,9948 olarak verilmiştir. R2 değerinin 1’e yakın olması, modelin deneysel değişkenliği büyük ölçüde açıkladığını gösterir. Ancak predicted R2 değeri enkapsülasyon etkinliği için 0,6766’dır; bu değer PDI ve vezikül boyutundaki predicted R2 değerlerinden daha düşüktür. Bu nedenle enkapsülasyon etkinliği modeli anlamlı olsa da tahmin gücü PDI ve vezikül boyutuna kıyasla daha sınırlı okunmalıdır.

Çalışmada yanıtlar için verilen regresyon denklemleri şöyledir:

\[ Y_1 = 86.30 + 12.50A - 4.09B + 5.84C - 1.38AB - 1.98AC - 0.90BC - 7.68A^2 - 9.85B^2 - 2.00C^2 \]

Bu denklem enkapsülasyon etkinliğini temsil eder. A katsayısının pozitif olması, soya lesitini artışının belirli sınırlar içinde enkapsülasyon etkinliğini artırma eğiliminde olduğunu; B katsayısının negatif olması kolesterol artışının doğrusal bileşende etkinliği azaltabileceğini düşündürür. Ancak A² ve B² terimlerinin negatif olması, çok yüksek düzeylerde bu etkinin tersine dönebileceğini ve optimumun orta/denge bir bölgede bulunduğunu gösterir.

\[ Y_2 = 0.2707 - 0.0414A + 0.0223B - 0.0281C - 0.0015AB - 0.0012AC - 0.0025BC + 0.0410A^2 + 0.0523B^2 + 0.0210C^2 \]

Bu denklem PDI değerini temsil eder. PDI düşük olduğunda partikül boyut dağılımı daha dar ve formülasyon daha homojen kabul edilir. Denklemde A ve C’nin doğrusal katsayılarının negatif olması, lesitin artışı ve sonikasyon süresi artışının PDI’yi azaltma eğilimi gösterebileceğini düşündürür. Ancak pozitif kare terimleri, aşırı düzeylerde PDI’nin tekrar artabileceğini gösterir.

\[ Y_3 = 157.33 - 38.50A + 14.25B - 28.75C + 2.00AB + 4.00AC + 4.50BC + 40.58A^2 + 54.08B^2 + 16.08C^2 \]

Bu denklem vezikül boyutunu temsil eder. A ve C’nin doğrusal katsayıları negatif olduğundan, soya lesitini düzeyi ve sonikasyon süresi artışının belirli aralıkta vezikül boyutunu azaltabileceği anlaşılır. B katsayısının pozitif olması kolesterol artışının boyutu artırma eğilimine katkı yapabileceğini düşündürür. Kare terimlerinin pozitif olması, yine optimumun uç değerlerde değil dengeli bir bölgede olduğunu gösterir.

Şekil 3, enkapsülasyon etkinliği için kontur ve üç boyutlu yanıt yüzey grafiklerini gösterir. Bu grafikler, soya lesitini, kolesterol ve sonikasyon süresinin birlikte enkapsülasyon etkinliğini nasıl etkilediğini görselleştirir. Kırmızı-turuncu bölgeler daha yüksek etkinliği, mavi-yeşil bölgeler daha düşük etkinliği temsil eder. Genel eğilim, uygun düzeyde kolesterol, yüksek veya orta-yüksek lesitin ve yeterli sonikasyon süresinin daha iyi enkapsülasyon verdiği yönündedir.

Şekil 4, PDI için benzer kontur ve 3D yüzey grafiklerini sunar. Burada hedef düşük PDI olduğundan mavi alanlar daha istenen bölgeleri gösterir. Grafikler, polidispersiteyi azaltmak için lesitin ve sonikasyon düzeylerinin kritik olduğunu, kolesterolün ise dağılım homojenliğini etkileyebildiğini gösterir. Bu tür grafikler formülasyon geliştirmenin yalnızca tek bir bileşeni artırıp azaltmaktan ibaret olmadığını; bileşenler arası denge gerektirdiğini anlatır.

Şekil 5, vezikül boyutu için kontur ve 3D yanıt yüzeylerini verir. Küçük vezikül boyutu hedeflendiği için düşük değer bölgeleri optimizasyon açısından önemlidir. Grafiklerden, sonikasyonun boyut küçültmede önemli rol oynadığı; fakat çok fazla veya çok az bileşen kullanımının istenmeyen dağılım ve boyut değişimine yol açabileceği anlaşılır.

Şekil 6, gerçek ve tahmin edilen değerler arasındaki uyumu gösteren predicted vs actual grafiklerini içerir. Veri noktalarının diagonal çizgiye yakın yerleşmesi, Box–Behnken modelinin deneysel yanıtları makul doğrulukla tahmin edebildiğini destekler. Bu, modelin formülasyon optimizasyonu için kullanılabilir olduğunu gösteren önemli bir doğrulama adımıdır.

Çalışmada optimum formülasyon için verilen deneysel düzeyler 174,22 mg soya lesitini, 50,83 mg kolesterol ve 25 dakika sonikasyon süresi olarak bildirilmiştir. Bu koşulda enkapsülasyon etkinliği %85,67 ± 0,96, PDI 0,28 ve vezikül boyutu 158,1 nm olarak verilmiştir. Bunun yanında dokuz temel formülasyon arasında F5 formülasyonu, 1:0,50:2 ekstre:kolesterol:soya lesitini oranıyla en yüksek enkapsülasyon etkinliğini göstermiştir: %89,53 ± 0,93. Aynı formülasyonda ekstre içeriği 24,10 ± 0,23 olarak rapor edilmiştir.

Enkapsülasyon etkinliği çalışmada şu ilişkiyle hesaplanmıştır:

\[ \text{Enkapsülasyon Etkinliği}(\%) = \frac{\text{Fitosom içinde tutulan ilacın toplam konsantrasyonu}}{\text{Başlangıçtaki toplam ilaç konsantrasyonu}} \times 100 \]

Bu formülde fitosom içinde tutulan ilaç miktarı, taşıyıcı sistemin ne kadar ekstreyi içine alabildiğini gösterir. Başlangıçtaki toplam ilaç konsantrasyonu ise formülasyona eklenen toplam ekstre miktarını temsil eder. Değer yükseldikçe, ekstre bileşenlerinin daha büyük kısmının fitosomal sistem içine dahil edildiği anlaşılır.

İlaç içeriği ise şu şekilde hesaplanmıştır:

\[ \text{İlaç İçeriği}(\%) = \frac{\text{Fitosomdaki ilaç konsantrasyonu}}{\text{Toplam fitosom konsantrasyonu}} \times 100 \]

Bu formül, fitosomal ürünün toplam kütlesi içinde aktif ekstre bileşenlerinin ne kadar paya sahip olduğunu anlamaya yarar. Yüksek ilaç içeriği, daha yoğun aktif yükleme anlamına gelebilir; fakat tek başına iyi formülasyon anlamına gelmez. Çünkü partikül boyutu, stabilite, salım profili ve homojenlik de birlikte değerlendirilmelidir.

Parçacık boyutu ve PDI, DLS yöntemiyle ölçülmüştür. Karakterizasyon bölümünde ortalama hidrodinamik çap 150,38 nm olarak verilmiştir. PDI 0,266’dır. Bu değer, formülasyonun tamamen monodispers olmadığını, fakat kabul edilebilir ve nispeten dar bir boyut dağılımı gösterdiğini düşündürür. Yoğunluk temelli dağılım grafiğinde 179,25 nm’de baskın pik ve %96,26 alan katkısı olduğu, ayrıca 4510 nm’de %3,74 alan katkısına sahip küçük bir agregat fraksiyonu bulunduğu belirtilmiştir. D50 değeri 140,28 nm, D90 değeri 392,6 nm olarak raporlanmıştır. Bu, partiküllerin çoğunun 400 nm altında kaldığını gösterir.

Zeta potansiyel ölçümü optimize fitosomlar için ortalama −9,3 mV değerini vermiştir. Zeta potansiyel, partikül yüzey yükünü ve kolloidal stabilite eğilimini anlamak için kullanılan bir parametredir. Negatif yük, veziküller arasında elektrostatik itme sağlayarak agregasyonu azaltabilir. Ancak −9,3 mV mutlak değer olarak çok yüksek bir stabilite göstergesi değildir; bu nedenle çalışmada “satisfactory colloidal stability” olarak yorumlanmış olsa da, uzun dönem fiziksel stabilite için daha kapsamlı raf ömrü ve stres testleri gerekir.

FTIR spektroskopisi, ekstre, soya lesitini ve fitosom kompleksi arasındaki fonksiyonel grup değişimlerini incelemek için kullanılmıştır. Operculina turpethum ekstresinde 3284,85 cm−1 civarında O–H gerilme bandı, 2933,46 cm−1 civarında alifatik C–H gerilmesi, 1719,67 cm−1 civarında karbonil C=O gerilmesi, 1600,67 cm−1 civarında aromatik C=C gerilmesi ve 1235,09 ile 1122,76 cm−1 civarında C–O gerilmeleri raporlanmıştır.

Soya lesitininde 3316,01 cm−1 civarında O–H gerilmesi, 2922,55 ve 2852,98 cm−1 civarında alifatik C–H gerilmeleri, 1737,02 cm−1 civarında ester karbonil piki, 1226,99 ve 1053,34 cm−1 civarında P=O ve P–O–C titreşimleri verilmiştir. Fitosom kompleksinde ise bu piklerde kayma, genişleme ve şiddet azalması gözlenmiştir. Örneğin O–H bandı 3269,14 cm−1 civarında, karbonil bandı 1735,91 cm−1 civarında raporlanmıştır. 1650,81 ve 1645,55 cm−1 civarındaki değişimler olası hidrojen bağı etkileşimleriyle ilişkilendirilmiştir.

Şekil 8, ekstre, soya lesitini ve fitosom kompleksinin FTIR spektrumlarını karşılaştırır. Bu görselin ana mesajı, fitosom kompleksinde aktif bileşenlerin ve fosfolipidlerin karakteristik piklerinin tamamen yok olmadığını, fakat yer değiştirdiğini ve yoğunluklarının değiştiğini göstermesidir. Bu durum yeni güçlü kovalent bağ oluşumundan ziyade moleküller arası kompleksleşmeyi destekler.

DSC analizi, termal davranışı ve kristal/amorf karakter değişimini değerlendirmek için kullanılmıştır. Saf Operculina turpethum ekstresi 122,04°C’de keskin endotermik pik göstermiştir; entalpi değeri 123,57 J/g olarak verilmiştir. Bu pik, ekstrede kristal karakterli fitob bileşenlerin bulunduğunu düşündürür. Yaklaşık 213,36°C civarında ikinci geniş termal olay ise bazı biyoaktif bileşenlerin bozunması veya geçişiyle ilişkilendirilmiştir.

Soya lesitini DSC termogramında 132,29°C’de endotermik pik ve 134,83 J/g entalpi değeri göstermiştir. Bu pik fosfolipid bileşenlerin faz geçişi veya erime davranışıyla ilişkilendirilmiştir. Fitosom kompleksinde ise ekstre ve lesitine ait keskin piklerin kaybolduğu veya birleştiği, yaklaşık 126,84°C’de geniş bir endotermik pike dönüştüğü ve entalpi değerinin 5,26 J/g’ye düştüğü belirtilmiştir.

Bu termal değişim önemlidir. Keskin kristal piklerin zayıflaması ve geniş pik oluşumu, ekstre bileşenlerinin fosfolipid matrisi içinde daha amorf veya kompleksleşmiş bir hale geçtiğini düşündürür. Farmasötik açıdan daha amorf karakter, bazı durumlarda çözünme ve salım davranışını iyileştirebilir. Ancak bu sonuç doğrudan in vivo biyoyararlanım ölçümü değildir; yalnızca termal ve fizikokimyasal düzeyde kompleksleşmeyi destekler.

SEM ve TEM analizleri morfolojik doğrulama için kullanılmıştır. SEM görüntüleri, optimize fitosomların yaklaşık küresel, düzgün yüzeyli ve nispeten uniform dağılımlı yapılar oluşturduğunu göstermektedir. TEM görüntüleri ise nanoskopik küresel veziküllerin belirgin sınırlara sahip olduğunu ve fitosomal mimarinin oluştuğunu desteklemektedir. Şekil 9’daki SEM ve TEM görselleri, yalnızca sayısal DLS verilerinin değil, doğrudan morfolojik görüntülemenin de formülasyon oluşumunu desteklediğini gösterir.

İn vitro salım çalışması, fitosom formülasyonunun ham ekstreye göre salım profilini iyileştirip iyileştirmediğini anlamak için yapılmıştır. USP Tip II paddle dissolution apparatus kullanılmış, ortam hacmi 900 mL, sıcaklık 37°C ve karıştırma hızı 50 rpm olarak verilmiştir. 100 mg fitosoma eşdeğer formülasyon kullanılmış, örnekler 1 saat aralıklarla 12 saat boyunca alınmış, filtrelenmiş ve UV–visible spektrofotometriyle analiz edilmiştir.

Tablo 7 ve Şekil 11, ham ekstre ile optimize fitosomların kümülatif salım profilini karşılaştırır. İlk saatten itibaren fitosom formülasyonu daha yüksek salım göstermiştir. 1. saatte ham ekstre %11,45 ± 0,65 salım gösterirken optimize fitosom %22,38 ± 0,74 salım göstermiştir. 4. saatte ham ekstre %32,65 ± 1,02, fitosom %59,42 ± 1,12 düzeyine ulaşmıştır. 8. saatte ham ekstre %58,26 ± 1,15, fitosom %86,37 ± 0,96 salım göstermiştir. 12. saat sonunda ham ekstre %66,54 ± 1,38, optimize fitosom ise %91,18 ± 1,24 salım göstermiştir.

Bu fark, fitosom kompleksleşmesinin ekstre bileşenlerinin ıslanabilirliğini, dispersiyonunu ve görünür çözünürlüğünü artırmış olabileceğini düşündürür. Fosfolipid matrisi, hidrofobik ve hidrofilik karakterler arasında bir ara ortam sağlayarak bitkisel bileşenlerin çözünme ve salım davranışını iyileştirebilir. Ancak salımın artması tek başına daha yüksek terapötik etki anlamına gelmez. Bunun in vivo emilim, farmakokinetik ve farmakodinamik çalışmalarla doğrulanması gerekir.

Çalışmanın en önemli güçlü yönü, formülasyon geliştirmeyi yalnızca tek bir ölçüme dayandırmaması ve çoklu karakterizasyon yapmasıdır. Optimizasyon için Box–Behnken tasarımı kullanılmış; partikül boyutu ve PDI DLS ile, zeta potansiyel elektroforetik hareketlilikle, moleküler etkileşimler FTIR ile, termal davranış DSC ile, morfoloji SEM/TEM ile, salım performansı ise in vitro çözünme testiyle değerlendirilmiştir. Bu çok katmanlı yaklaşım, formülasyonun farklı açılardan anlaşılmasına yardımcı olur.

Çalışmanın sınırlılıkları da net biçimde görülmelidir. Birincisi, çalışma hakem değerlendirmesinden geçmemiş preprinttir. İkincisi, başlıkta ve sonuçlarda “biyoyararlanım” vurgusu yapılmasına rağmen çalışma gerçek in vivo biyoyararlanım, hayvan farmakokinetiği veya insan farmakokinetiği ölçmemektedir. Üçüncüsü, in vitro salım verisi klinik etki kanıtı değildir. Dördüncüsü, zeta potansiyel ve parçacık boyutu için makalenin farklı bölümlerinde farklı değerler raporlanmıştır; bu durum verilerin dikkatli değerlendirilmesini gerektirir. Beşincisi, çalışma uzun dönem stabilite, tekrarlı üretim ölçeklenebilirliği, toksisite, hücre kültürü etkinliği veya hayvan modeli doğrulaması sunmamaktadır.

Geçmiş açısından bu çalışma, bitkisel ekstrelerin klasik toz, kapsül veya ham ekstrakt formunda verilmesinin sınırlılıklarına karşı geliştirilen yeni ilaç taşıma sistemleri çizgisine eklenir. Bugün açısından değeri, Operculina turpethum gibi geleneksel kullanımı olan bir bitkinin ekstre bileşenlerini daha kontrollü ve nanoskopik bir taşıyıcı sistemde sunma çabasını göstermesidir. Gelecek açısından ise bu tür fitosom sistemlerinin gerçek değerinin, in vivo biyoyararlanım, farmakolojik etki, güvenlilik, doz standardizasyonu ve stabilite çalışmalarıyla test edilmesi gerekir.

Gündelik yaşama etkisi doğrudan “bu bitki veya bu fitosom ürün olarak kullanılmalıdır” şeklinde yorumlanmamalıdır. Daha doğru yorum şudur: Bitkisel ürünlerin etkili, güvenilir ve tekrarlanabilir farmasötik formlara dönüştürülebilmesi için ham ekstrelerin gelişmiş taşıyıcı sistemlerle incelenmesi gerekir. Bu çalışma, böyle bir dönüşümün erken laboratuvar basamağını temsil eder. Okuyucu açısından en önemli mesaj, “doğal” bir bileşenin etkili olabilmesi için doğru formülasyon, doğru taşıma ve doğru bilimsel doğrulama gerektirdiğidir.

Çalışmanın Yöntemi ve Bulguları

Çalışmanın yöntemi, bitki köklerinden hidroalkolik ekstre elde edilmesi, ekstreyi soya lesitini ve kolesterol ile fitosom kompleksine dönüştürme, Box–Behnken tasarımıyla formülasyonu optimize etme, ardından optimize fitosomları fizikokimyasal ve in vitro salım açısından karakterize etme aşamalarından oluşur.

AşamaKullanılan YöntemÇalışmadaki Amacı
Bitki materyaliOperculina turpethum kökleri toplanmış, doğrulanmış, yıkanmış, gölgede 15 gün kurutulmuş ve toz haline getirilmiştir.Fitosom formülasyonu için bitkisel kaynak elde etmek.
EkstraksiyonSoxhlet ekstraksiyonu; etanol:su 70:30 hidroalkolik çözücü.Kök materyalinden fitob bileşenleri yoğunlaştırılmış ekstre halinde almak.
Fitosom hazırlamaSoya lesitini ve kolesterol kloroformda çözündürülmüş; ekstre eklenmiş; solvent rotary evaporator ile uzaklaştırılmış; kuru kompleks PBS ile hidrate edilmiş ve sonike edilmiştir.Ekstre-fosfolipid kompleksleri ve nanoskopik fitosomal süspansiyon oluşturmak.
Deney tasarımıBox–Behnken tasarımı; Design Expert v25.0 / Stat-Ease 360; ANOVA ve polinom regresyon.Lesitin, kolesterol ve sonikasyon süresinin EE, PDI ve boyut üzerindeki etkilerini optimize etmek.
Partikül karakterizasyonuDLS ile boyut ve PDI; zeta potansiyel analizi.Nano ölçek, dağılım homojenliği ve yüzey yükünü değerlendirmek.
Moleküler etkileşimFTIR spektroskopisi.Ekstre ve fosfolipid arasındaki fonksiyonel grup kaymaları ve kompleksleşmeyi incelemek.
Termal analizDSC; 0–400°C aralığı, 10°C/dakika ısıtma, azot atmosferi.Kristallik, faz geçişi ve kompleksleşme sonrası termal davranış değişimini göstermek.
MorfolojiSEM ve TEM görüntüleme.Fitosomların küresel veziküler yapı ve nanoskopik morfolojisini doğrulamak.
İn vitro salımUSP Tip II paddle aparatı; 900 mL ortam; 37°C; 50 rpm; 12 saatlik örnekleme.Ham ekstre ile fitosom formülasyonunun salım profilini karşılaştırmak.

Formülasyon bileşimleri: Dokuz temel formülasyon, sabit 100 mg ekstre ve farklı kolesterol / soya lesitini miktarlarıyla hazırlanmıştır.

FormülasyonEkstreKolesterolSoya LesitiniKolesterol:Lesitin Oranı
F1100 mg25 mg100 mg0,25:1
F2100 mg25 mg200 mg0,25:2
F3100 mg25 mg300 mg0,25:3
F4100 mg50 mg100 mg0,50:1
F5100 mg50 mg200 mg0,50:2
F6100 mg50 mg300 mg0,50:3
F7100 mg75 mg100 mg0,75:1
F8100 mg75 mg200 mg0,75:2
F9100 mg75 mg300 mg0,75:3

Box–Behnken değişkenleri:

DeğişkenDüşük DüzeyOrta DüzeyYüksek DüzeyOptimizasyon Hedefi
A: Soya lesitini100 mg200 mg300 mgBağımsız değişken
B: Kolesterol25 mg50 mg75 mgBağımsız değişken
C: Sonikasyon süresi5 dakika15 dakika30 dakikaBağımsız değişken
Y1: Enkapsülasyon etkinliğiYanıt değişkeniMaksimize
Y2: PDIYanıt değişkeniMinimize
Y3: Vezikül boyutuYanıt değişkeniMinimize

ANOVA ve model uygunluğu:

YanıtF Değerip DeğeriModel SonucuLack of Fit p DeğeriYorum
Enkapsülasyon Etkinliği23,450,0014Anlamlı0,2124Model deneysel veriye uygun; lack of fit anlamlı değil.
PDI97,67<0,0001Anlamlı0,0824Yüksek tahmin gücü; lack of fit anlamlı değil.
Vezikül Boyutu106,35<0,0001Anlamlı0,1439Model güvenilir; lack of fit anlamlı değil.

Regresyon istatistikleri:

YanıtR2Adjusted R2Predicted R2SD%CV
Y1: Enkapsülasyon Etkinliği0,97690,93520,67663,243,75
Y2: PDI0,99430,98420,91380,00672,48
Y3: Vezikül Boyutu0,99480,98540,92396,163,92

%CV değerlerinin 10’un altında olması, deneysel verilerin kabul edilebilir tekrarlanabilirlik gösterdiğini destekler. PDI ve vezikül boyutu için predicted R2 değerleri yüksekken, enkapsülasyon etkinliği için predicted R2 daha düşüktür; bu nedenle Y1 modelinin tahmin gücü daha dikkatli yorumlanmalıdır.

Optimum formülasyon ve karakterizasyon değerleri:

Kaynak / BölümRaporlanan DeğerlerYorum
Özet bölümüVezikül boyutu 185,4 ± 3,2 nm; PDI 0,248 ± 0,012; zeta potansiyeli −32,6 ± 1,5 mV; EE %86,7 ± 2,1.Çalışmanın özetinde verilen optimize fitosom değerleridir.
Optimizasyon tablosuSoya lesitini 174,22 mg; kolesterol 50,83 mg; sonikasyon 25 dakika; EE %85,67 ± 0,96; PDI 0,28; vezikül boyutu 158,1 nm.Box–Behnken optimizasyonundan çıkan deneysel optimum düzeylerdir.
F5 formülasyonuEkstre:kolesterol:soya lesitini oranı 1:0,50:2; EE %89,53 ± 0,93; ekstre içeriği 24,10 ± 0,23.Dokuz formülasyon içinde en yüksek enkapsülasyon etkinliği F5’te verilmiştir.
DLS / zeta karakterizasyonuOrtalama hidrodinamik çap 150,38 nm; PDI 0,266; zeta potansiyeli −9,3 mV.Karakterizasyon bölümünde verilen ölçüm değerleridir.

Bu tablo, çalışmadaki sayısal değerlerin farklı bölümlerde değiştiğini açıkça gösterir. Bu nedenle sonuçlar değerlendirilirken tek bir değerin tüm çalışmayı temsil ettiği varsayılmamalı; her değerin hangi ölçüm veya bölüm bağlamında verildiği dikkate alınmalıdır.

Dokuz formülasyonun enkapsülasyon etkinliği ve ekstre içeriği:

FormülasyonEkstre:Kolesterol:Soya LesitiniEE (%)Ekstre İçeriği
F11:0,25:171,51 ± 1,2813,83 ± 0,31
F21:0,25:258,46 ± 1,2817,04 ± 0,31
F31:0,25:355,82 ± 0,9018,19 ± 0,23
F41:0,50:184,24 ± 1,2120,50 ± 0,31
F51:0,50:289,53 ± 0,9324,10 ± 0,23
F61:0,50:372,18 ± 1,1820,98 ± 0,15
F71:0,75:184,16 ± 0,8422,13 ± 0,37
F81:0,75:275,67 ± 0,5920,37 ± 0,31
F91:0,75:384,43 ± 0,9217,71 ± 0,30

Bu tabloya göre en yüksek enkapsülasyon etkinliği F5 formülasyonunda görülmüştür. F5’te kolesterol orta düzeyde, soya lesitini ise 200 mg düzeyindedir. Bu sonuç, fitosom yapısının yalnızca yüksek fosfolipid miktarıyla değil, fosfolipid-kolesterol dengesinin uygun kurulmasıyla iyileştiğini düşündürür.

FTIR bulgularının özeti:

NumuneÖne Çıkan PiklerYorum
Operculina turpethum ekstresi3284,85 cm−1 O–H; 2933,46 cm−1 C–H; 1719,67 cm−1 C=O; 1600,67 cm−1 aromatik C=C.Ekstrede hidroksil, alifatik, karbonil ve aromatik fonksiyonel gruplar bulunduğunu gösterir.
Soya lesitini3316,01 cm−1 O–H; 2922,55 ve 2852,98 cm−1 C–H; 1737,02 cm−1 ester C=O; 1226,99 ve 1053,34 cm−1 P=O / P–O–C.Fosfolipid yapısını ve fosfatidilkolin karakterini destekler.
Fitosom kompleksi3269,14 cm−1 O–H; 2923,01 cm−1 C–H; 1735,91 cm−1 C=O; 1650,81 ve 1645,55 cm−1 etkileşim bölgeleri.Pik kayması, genişleme ve yoğunluk azalması ekstre-fosfolipid etkileşimini destekler.

DSC bulgularının özeti:

NumuneTermal BulgularYorum
Operculina turpethum ekstresi122,04°C’de keskin endotermik pik; ΔH 123,57 J/g. Yaklaşık 213,36°C’de ikinci geniş termal olay; ΔH 5,95 J/g.Ekstrede kristal karakterli fitob bileşenler ve ikinci termal geçiş/bozunma olasılığı.
Soya lesitini132,29°C’de endotermik pik; ΔH 134,83 J/g.Fosfolipid bileşenlerin faz geçişi veya erime davranışı.
Fitosom kompleksiYaklaşık 126,84°C’de geniş endotermik pik; ΔH 5,26 J/g.Ekstre ve lesitin piklerinin kayması/birleşmesi, kompleksleşme ve kristallikte azalma ile uyumludur.

İn vitro salım sonuçları:

ZamanHam Operculina turpethum EkstresiOptimize FitosomYorum
1 saat11,45 ± 0,6522,38 ± 0,74Fitosom erken salımda ham ekstrenin yaklaşık iki katı düzeyde salım göstermiştir.
2 saat19,72 ± 0,8236,56 ± 0,91Fitosom salımı belirgin biçimde daha yüksektir.
4 saat32,65 ± 1,0259,42 ± 1,12Fosfolipid kompleksinin çözünme/dispersiyon avantajı belirginleşmektedir.
6 saat46,83 ± 1,2469,68 ± 1,08Fitosom daha yüksek kümülatif salımı sürdürmektedir.
8 saat58,26 ± 1,1586,37 ± 0,96Fitosom salımı %80’in üzerine çıkmıştır.
12 saat66,54 ± 1,3891,18 ± 1,2412 saat sonunda fitosom, ham ekstrakten daha yüksek salım göstermiştir.

Çalışmada kullanılan temel formüller:

\[ Y = \beta_0 + \beta_1A + \beta_2B + \beta_3C + \beta_{12}AB + \beta_{13}AC + \beta_{23}BC + \beta_{11}A^2 + \beta_{22}B^2 + \beta_{33}C^2 \]

Bu formül Box–Behnken tasarımında kullanılan ikinci dereceden yanıt yüzey modelidir. Y ölçülen yanıtı; A, B ve C formülasyon değişkenlerini; β katsayıları ise her değişkenin yanıt üzerindeki etkisini ifade eder.

\[ \text{Enkapsülasyon Etkinliği}(\%) = \frac{\text{Fitosom içinde tutulan ilacın toplam konsantrasyonu}}{\text{Başlangıçtaki toplam ilaç konsantrasyonu}} \times 100 \]

Bu formül, başlangıçta kullanılan ekstre miktarının ne kadarının fitosom sistemi içinde tutulduğunu gösterir.

\[ \text{İlaç İçeriği}(\%) = \frac{\text{Fitosomdaki ilaç konsantrasyonu}}{\text{Toplam fitosom konsantrasyonu}} \times 100 \]

Bu formül, fitosom kütlesi içinde aktif ekstre bileşenlerinin payını hesaplar.

Genel bulgular:

  • Operculina turpethum kök ekstresi hidroalkolik Soxhlet ekstraksiyonu ile hazırlanmıştır.
  • Fitosomlar soya lesitini, kolesterol ve bitki ekstresi kullanılarak solvent uzaklaştırma / ince film hidrasyonu temelli yöntemle geliştirilmiştir.
  • Box–Behnken tasarımı, soya lesitini, kolesterol ve sonikasyon süresinin EE, PDI ve vezikül boyutu üzerindeki etkisini modellemiştir.
  • Üç yanıt için de quadratic modeller istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur.
  • F5 formülasyonu en yüksek enkapsülasyon etkinliğini göstermiştir: %89,53 ± 0,93.
  • DLS karakterizasyonunda ortalama hidrodinamik çap 150,38 nm ve PDI 0,266 olarak raporlanmıştır.
  • Zeta potansiyel karakterizasyonunda −9,3 mV değeri verilmiştir.
  • FTIR ve DSC analizleri, ekstre ve fosfolipid arasında kompleksleşme ve moleküller arası etkileşimleri desteklemiştir.
  • SEM ve TEM görüntüleri, yaklaşık küresel nanoskopik fitosomal veziküllerin oluştuğunu göstermiştir.
  • Optimize fitosom 12 saatte %91,18 ± 1,24 salım göstermiş, ham ekstre ise %66,54 ± 1,38 salımda kalmıştır.
  • Çalışma in vitro salım ve fizikokimyasal karakterizasyon sunmaktadır; in vivo biyoyararlanım veya klinik etkinlik kanıtı sunmamaktadır.

Kaynak ve Yöntem Notu

Bu içerik, Mr. Ritesh Kumar Upadhyay, Dr. Anil Ahuja, Dr. Lalchand Dayanand Devhare ve Dr. Amit Kumar Sharma tarafından hazırlanan “Development, Optimization, and Comprehensive Characterization of Herbal Extract Phytosomes for Enhanced Bioavailability and In Vitro Drug Release” başlıklı çalışmaya dayanılarak hazırlanmıştır.

Kaynak türü preprint araştırma makalesidir. Metinde açık biçimde “This preprint research paper has not been peer reviewed” ifadesi yer almaktadır. Bu nedenle çalışma hakem değerlendirmesinden geçmemiştir. DOI, nihai dergi kabulü veya hakemlik sürecinin tamamlandığını gösteren bilgi metin üzerinden doğrulanamamaktadır.

Bu makaledeki açıklamalar, çalışmada verilen bitki materyali hazırlığı, Soxhlet ekstraksiyonu, fitosom geliştirme yöntemi, Box–Behnken optimizasyonu, ANOVA ve regresyon sonuçları, DLS/zeta karakterizasyonu, FTIR ve DSC analizleri, SEM/TEM morfolojik görüntüleri ve in vitro salım verileri temel alınarak hazırlanmıştır. PDF’de olmayan klinik etki, insanlarda biyoyararlanım artışı, tedavi başarısı, güvenlilik garantisi, ürün ruhsatı veya ticari uygulama iddiası eklenmemiştir.

Çalışma klinik çalışma değildir. İnsan hasta grubu, hayvan farmakokinetiği, in vivo biyoyararlanım ölçümü, toksisite çalışması veya terapötik etkinlik deneyi içermemektedir. “Biyoyararlanım geliştirme” ifadesi, bu çalışma bağlamında fizikokimyasal iyileşme ve in vitro salım artışı üzerinden önerilen bir potansiyel olarak değerlendirilmelidir; doğrudan kanıtlanmış insan biyoyararlanımı anlamına gelmez.

Çalışmada bazı sayısal değerler farklı bölümlerde değişken biçimde raporlanmıştır. Özet bölümünde vezikül boyutu, PDI, zeta potansiyeli ve enkapsülasyon etkinliği için verilen değerler; optimizasyon tablosunda ve karakterizasyon bölümünde verilen değerlerle birebir aynı değildir. Bu nedenle sonuçlar, çalışmanın kendi içinde verdiği bağlamlara göre dikkatli okunmalıdır. Preprint statüsü nedeniyle bulguların hakem değerlendirmesi sonrasında değişebileceği veya ek doğrulama gerektirebileceği unutulmamalıdır.


Paylaş:

Yorumlar incelendikten sonra yayımlanır.Gönderdiğiniz yorum onay sürecine alınır ve uygun bulunduğunda görünür hâle gelir.

Bir yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir

Your experience on this site will be improved by allowing cookies Cookie Policy