Akademik araştırmalar, anlaşılır dil

Verianla | Akademik Araştırmalardan Türkçe Ekonomi ve Bilim İçerikleri

27 Eylül 2026, Pazar
VERİANLABağımsız bilim yayıncılığı
Menüyü aç veya kapat
...
Home / Fiziksel Bilimler / Kimya / Na-Tabanlı Perovskitlerin Potansiyeli: Halojen ve Metal İkamesinin Optoelektronik Özelliklere Etkisi
Kimya

Na-Tabanlı Perovskitlerin Potansiyeli: Halojen ve Metal İkamesinin Optoelektronik Özelliklere Etkisi

NaBX₃ perovskitleri, A konumunda sodyumun bulunduğu ve B konumunun Ge, Sn veya Pb; X konumunun ise F, Cl, Br veya I ile değiştirilebildiği inorganik metal-halojenür kristal ailesidir.

21/09/2026  Veri Anla 100 görüntüleme
Na-Tabanlı Perovskitlerin Potansiyeli: Halojen ve Metal İkamesinin Optoelektronik Özelliklere Etkisi

NaBX₃ perovskitleri, A konumunda sodyumun bulunduğu ve B konumunun Ge, Sn veya Pb; X konumunun ise F, Cl, Br veya I ile değiştirilebildiği inorganik metal-halojenür kristal ailesidir. Bu çalışma, toplam 12 kimyasal bileşimin hem birim hücre hem de 2×2×2 süper hücre modellerini yoğunluk fonksiyoneli teorisiyle hesaplayarak halojen ve merkez metal değişiminin kristal yapı, elektronik bantlar ve ışıkla etkileşim üzerindeki etkisini araştırmaktadır.

Hesaplamalar SIESTA yazılımında GGA-PBE değiş-tokuş-korelasyon yaklaşımı ve DZP baz setiyle gerçekleştirilmiştir. Yapısal optimizasyonun ardından kafes parametreleri, toplam ve kısmi durum yoğunlukları, elektronik bant yapıları, bant aralıkları, kompleks dielektrik fonksiyonu, absorpsiyon katsayısı, optik iletkenlik ve yansıtıcılık hesaplanmıştır.

Temel eğilim, halojen F'den Cl, Br ve I'ye doğru değiştikçe kafesin genel olarak genişlemesi ve hesaplanan bant aralığının küçülmesidir. İyot içeren bileşikler aynı zamanda daha yüksek statik dielektrik yanıt, daha güçlü absorpsiyon ve daha belirgin optik iletkenlik göstermektedir. Bununla birlikte bu bulgular teorik malzeme hesaplamalarıdır; gerçek güneş hücresi verimi, cihaz kararlılığı veya deneysel taşıyıcı hareketliliği ölçülmemiştir.

Çalışmanın dikkat gerektiren yönlerinden biri de bazı hesaplanan bant aralıklarının önceki teorik çalışmalarla büyük farklılık göstermesidir. Bu nedenle sonuçlar, NaBX₃ ailesindeki kimyasal eğilimleri tarayan bir hesaplamalı malzeme çalışması olarak değerlendirilmeli; tek başına deneysel malzeme performansı veya güneş hücresi verimi gibi yorumlara genişletilmemelidir.

NaBX₃ formülündeki A, B ve X konumları neyi ifade ediyor?

Klasik ABX₃ perovskit mimarisinde farklı kristal konumlarının kimyasal türü değiştirilerek malzemenin fiziksel özellikleri ayarlanabilir. Bu çalışmada A konumu sabit olarak Na'dır. B konumu üç farklı metalden biri olabilir: Ge, Sn veya Pb. X konumu ise F, Cl, Br veya I halojenlerinden biridir.

Bu nedenle çalışma şu üç aileyi inceler:

NaGeX₃: NaGeF₃, NaGeCl₃, NaGeBr₃, NaGeI₃

NaSnX₃: NaSnF₃, NaSnCl₃, NaSnBr₃, NaSnI₃

NaPbX₃: NaPbF₃, NaPbCl₃, NaPbBr₃, NaPbI₃

Burada önemli bir ayrım vardır: “Na-tabanlı” ifadesi bütün bileşiklerin kurşunsuz olduğu anlamına gelmez. Ge ve Sn serileri Pb içermezken NaPbX₃ ailesinde merkez metal doğrudan Pb'dir.

Birim hücre ile 2×2×2 süper hücre arasındaki fark nedir?

Birim hücre, perovskit kristalinin periyodik olarak tekrar eden en küçük yapısal temsilidir. Çalışmada bu kübik hücre beş atomdan oluşur.

2×2×2 süper hücre ise aynı birim hücrenin x, y ve z yönlerinde ikişer kez çoğaltılmasıyla oluşturulur. Böylece sekiz eşdeğer birim hücre ve toplam 40 atom elde edilir: 8 Na, 8 B metali ve 24 halojen atomu.

Süper hücre, farklı bir kimyasal madde değildir. Aynı kimyasal bileşimin daha büyük periyodik temsilidir. Çalışmanın amacı bu iki yapısal temsil kullanıldığında elektronik ve optik sonuçların ne kadar değiştiğini de incelemektir.

Halojen değişimi neden NaBX₃ perovskitlerinin özelliklerini bu kadar güçlü değiştiriyor?

Çünkü X-site halojeni yalnız kristal kafesinin boyutunu değil, değerlik bandını oluşturan elektronik durumları da doğrudan etkiliyor. Halojen p orbitalleri değerlik bandında baskın olduğundan F, Cl, Br veya I seçimi hem bant kenarlarının konumunu hem de fotonların tetikleyebildiği elektronik geçişleri değiştirebiliyor.

Kübik kristal yapı

Kaynakta bütün incelenen bileşimler kübik Pm3̅m perovskit yapısıyla modellenmiştir. Birim hücrede Na köşe konumunda, B-site metali hücrenin merkezinde, halojen atomları ise yüz merkezlerine karşılık gelen konumlarda bulunur.

Bu geometrinin 2×2×2 yönlerinde çoğaltılmasıyla süper hücre elde edilir.

Kafes parametresinin kimyasal bileşime bağımlılığı

BileşikBirim hücre a (Å)2×2×2 süper hücre a (Å)
NaGeF₃4,7510,37
NaGeCl₃5,3611,13
NaGeBr₃5,5511,18
NaGeI₃5,8411,25
NaSnF₃4,9710,60
NaSnCl₃5,6311,31
NaSnBr₃5,9011,38
NaSnI₃6,0011,47
NaPbF₃5,1011,27
NaPbCl₃5,7211,42
NaPbBr₃5,9411,61
NaPbI₃6,1611,83

Birim hücre serilerinde F bileşikleri en küçük, I bileşikleri genel olarak en büyük kafes boyutuna sahiptir. B-site metalinde de Ge'den Sn ve Pb yönüne değişim genel olarak kafes genişlemesiyle ilişkilidir.

Bu eğilim atomik/iyonik boyutların perovskit kafes geometrisine etkisiyle uyumludur. Bununla birlikte süper hücre parametresi birim hücre parametresiyle doğrudan aynı geometrik uzunluk ölçeğinde değerlendirilmemelidir; süper hücre daha büyük periyodik modeldir.

“Daha kararlı” ifadesi ne anlama geliyor?

Kaynak toplam enerji–kafes parametresi eğrilerinden her yapı için bir enerji minimumu belirlemekte ve I içeren bileşimleri incelenen seri içinde enerjetik açıdan elverişli olarak tanımlamaktadır.

Ancak çalışma fonon spektrumu, faz geçişi, oluşum enerjisi, ayrışma enerjisi veya deneysel sıcaklık kararlılığı gibi bağımsız kararlılık testleri sunmamaktadır. Bu nedenle burada sözü edilen kararlılık, hesaplamadaki optimize yapı ve enerji yüzeyi bağlamında okunmalıdır.

TDOS ve PDOS bize ne söylüyor?

TDOS, belirli bir enerji aralığında bütün sistemde erişilebilir elektronik durumların toplam yoğunluğunu gösterir. PDOS ise bu durumların hangi atom ve orbitalden kaynaklandığını ayırmaya yardımcı olur.

NaGeX₃ serisinde değerlik bandı ağırlıklı olarak halojen atomlarının p orbitallerinden gelmektedir. İletim bandında Ge'nin p orbitalleri ile Na'nın s orbitalleri daha belirgin hale gelir.

Sn ve Pb serilerinde de benzer ana mekanizma görülür: değerlik bandı büyük ölçüde halojen p durumları tarafından, iletim bandı ise merkez metal p durumları ile Na s durumları tarafından şekillendirilir.

Bu nedenle halojen değişimi yalnız kafes boyutunu değiştiren geometrik bir işlem değildir. Elektronların değerlik bandındaki mevcut durumlarının kimliğini de doğrudan değiştirir.

Çalışmanın Yöntemi ve Bulguları

DFT hesaplama protokolü

ParametreKaynakta kullanılan değer/yöntem
YöntemDensity Functional Theory (DFT)
YazılımSIESTA
Değiş-tokuş/korelasyonGGA-PBE
Baz setiDZP
Enerji yakınsaması1×10−4 eV
Kuvvet yakınsaması0,04 eV/Å
Birim hücre k-ağı5×5×5 Monkhorst–Pack
Süper hücre k-ağı8×8×8 Monkhorst–Pack
Sıcaklık0 K

Dalga fonksiyonu cutoff enerjisi tek bir sabit değerde tutulmamış, her bileşim için ayrı seçilmiştir. Birim hücre hesaplamalarında kaynakta 30–210 Ry, süper hücrelerde ise 60–260 Ry'ye kadar değişen değerler bulunmaktadır.

0 K neden önemli?

Hesaplanan kristal ve elektronik özellikler temel durum referansı içindir. Gerçek bir malzemenin çalışma sıcaklığında kafesi termal olarak genişleyebilir ve fonon etkileşimleri elektronik yapıyı değiştirebilir.

Bu çalışma bu etkileri doğrudan hesaplamamıştır. Kaynak da sonlu sıcaklık, termal genleşme ve fonon katkılarının ek kafes dinamiği hesapları gerektirdiğini açıkça belirtmektedir.

Bant aralığı sonuçları

BileşikBirim hücre (eV)Süper hücre (eV)
NaGeF₃3,602,20
NaGeCl₃0,501,30
NaGeBr₃0,200,30
NaGeI₃0,0010,001
NaSnF₃2,902,30
NaSnCl₃0,200,10
NaSnBr₃0,300,001
NaSnI₃0,0010,001
NaPbF₃4,203,20
NaPbCl₃2,101,90
NaPbBr₃2,000,90
NaPbI₃0,101,10

Genel eğilim F'den I'ye geçildikçe bant aralığının küçülmesidir. Ancak özellikle NaSnBr₃ ve NaPbI₃ gibi bileşimlerde bu eğilim model temsilinden önemli ölçüde etkilenmektedir.

Doğrudan ve dolaylı bant aralıkları

Ge tabanlı bütün sistemlerde hem birim hücre hem de süper hücre hesapları doğrudan bant aralığı vermektedir. Birim hücrede bant kenarları Γ–R yolu üzerinde bulunurken süper hücrede Γ noktasında birleşmektedir.

Sn serisinde birim hücre sonuçları daha çeşitlidir. NaSnF₃ dolaylı bant aralığı gösterirken NaSnCl₃ ve NaSnI₃ doğrudan geçiş, NaSnBr₃ ise R–X yolu boyunca doğrudan geçiş göstermektedir. Süper hücre Sn modelleri doğrudan Γ geçişleri göstermektedir.

Pb serisinde birim hücre modelleri genel olarak dolaylı bant karakterine sahiptir; NaPbI₃ istisna olarak doğrudandır. Süper hücre Pb sistemlerinde doğrudan bant aralıkları raporlanmaktadır.

Yapısal model neden önemli?

Aynı kimyasal bileşim birim hücreden süper hücreye geçtiğinde yalnız bant çizgilerinin sayısı artmıyor; CBM ve VBM konumları ile hesaplanan bant aralığının büyüklüğü de değişebiliyor.

NaPbI₃ bunun dikkat çekici örneğidir: kaynak birim hücre için 0,10 eV, süper hücre için 1,10 eV vermektedir. Bu fark, elektronik sonuçların kullanılan periyodik temsil ve yapısal gevşemeye duyarlı olduğunu göstermektedir.

Bantların geniş olması yüksek hareketlilik anlamına geliyor mu?

Çalışma bu noktada özellikle temkinlidir. Geniş ve dispersif bantlar uygun elektronik taşımayla ilişkilendirilebilir; fakat kaynak, gerçek taşıyıcı hareketliliğinin yalnız bant genişliğinden çıkarılamayacağını ve özel taşıma hesapları gerektiğini açık biçimde belirtmektedir.

Dolayısıyla bu makaleden elektron veya delik hareketliliğine ilişkin sayısal bir sonuç üretmek doğru değildir.

İyot içeren NaBX₃ bileşikleri neden optik açıdan öne çıkıyor?

Kaynak hesaplamalarında I içeren bileşikler genel olarak daha büyük statik dielektrik sabiti, görünür bölgede daha güçlü ışık absorpsiyonu ve daha yüksek optik iletkenlik özellikleri göstermektedir. Bu üç eğilim birlikte, yazarların iodide bileşimleri ileri fotovoltaik ve optoelektronik araştırmalar için öne çıkarmasına temel oluşturmaktadır.

Dielektrik fonksiyonu

Kompleks dielektrik fonksiyonu:

ε(ω) = ε₁(ω) + iε₂(ω)

olarak ele alınmaktadır.

Gerçek bölüm ε₁, malzemenin elektromanyetik alana karşı polarizasyon tepkisiyle; sanal bölüm ε₂ ise absorptif davranış ve dolu durumlarla boş durumlar arasındaki foton kaynaklı elektronik geçişlerle ilişkilidir.

Düşük enerji sınırındaki ε₁ değeri statik dielektrik sabitinin belirlenmesinde kullanılmıştır.

Statik dielektrik sabiti

Kaynakta statik dielektrik sabiti halojen atomunun boyutu büyüdükçe genel olarak artmaktadır. Bu nedenle I içeren sistemler F, Cl ve Br karşılıklarına göre daha güçlü düşük frekans dielektrik yanıt vermektedir.

Süper hücre modelleri çoğu bileşimde birim hücreden daha yüksek değer üretmektedir. NaGeCl₃, NaGeBr₃ ve NaPbI₃ bu genel eğilimin istisnalarıdır.

Absorpsiyon katsayısı

İncelenen malzemelerde absorpsiyon katsayıları bazı enerji bölgelerinde yaklaşık 10⁵–10⁶ cm⁻¹ düzeylerine ulaşmaktadır.

İyotlu sistemler yaklaşık 7–13 eV yüksek enerji bölgesinde en güçlü absorpsiyon davranışlarından birini göstermektedir. Daha önemlisi, kaynak tarafından yaklaşık 1,7–3,1 eV olarak ele alınan görünür enerji aralığında da iodide bileşimlerin karşılık gelen F, Cl ve Br sistemlerinden genel olarak daha yüksek absorpsiyon sergilediği raporlanmıştır.

Halojen mi, merkez metal mi optik yanıtı daha çok değiştiriyor?

Kaynağın spektral karşılaştırmasına göre X-site halojeninin değiştirilmesi genel absorpsiyon özelliklerinde daha belirgin değişiklik üretmektedir. Ge'nin Sn veya Pb ile değiştirilmesi de spektrumu etkiler, ancak çalışmada genel optik profildeki değişim halojen ikamesine kıyasla daha sınırlı olarak değerlendirilmiştir.

Optik iletkenlik

Optik iletkenlik düşük enerji sınırında sıfıra yaklaşmakta, izin verilen elektronik geçişlerin başladığı enerji bölgelerinde yükselmektedir.

I içeren bileşikler genel olarak F, Cl ve Br sistemlerine göre daha belirgin optik iletkenlik tepeleri göstermektedir. Tepelerin konumu ve şiddeti, her bileşimin bant yapısı ve mevcut bantlar arası geçişleriyle değişmektedir.

Yansıtıcılık

İncelenen bileşiklerin geniş enerji aralıklarında görece düşük yansıtıcılık gösterdiği raporlanmaktadır.

Kaynakta ayrıca nitel bir ters ilişki gözlenmiştir: yansıtıcılığın yükseldiği bazı spektral bölgelerde absorpsiyon azalırken, güçlü absorpsiyon bölgelerinde yansıtıcılık daha düşük kalabilmektedir.

Birim hücre ile süper hücrenin optik yanıtı neden benzer?

Bant yapılarında belirgin farklılıklar bulunmasına rağmen absorpsiyon, optik iletkenlik ve yansıtıcılığın ana spektral karakteri iki modelde büyük ölçüde korunmaktadır.

Kaynak bunu, temel optik özelliklerin yalnız periyodik modeldeki atom sayısından değil, kimyasal bileşim ve bunun oluşturduğu elektronik yapıdan güçlü biçimde belirlenmesiyle ilişkilendirmektedir.

İyodürler gerçekten güneş hücresi için “en iyi” seçenek mi?

Bu çalışma bunu deneysel olarak göstermiyor. I içeren bileşiklerin hesaplanan optik yanıtı güçlüdür; ancak gerçek bir fotovoltaik cihazın performansı yalnız absorpsiyon katsayısıyla belirlenmez. Bu çalışmada cihaz verimi, çalışma ömrü, gerçek taşıyıcı hareketliliği, kusur yoğunluğu, rekombinasyon, elektrot/taşıma katmanı arayüzleri veya üretilebilirlik ölçülmemiştir.

Çok küçük hesaplanan bant aralıkları nasıl yorumlanmalı?

NaGeI₃ ve NaSnI₃ için kaynakta 0,001 eV gibi neredeyse sıfır hesaplanan bant aralıkları bulunmaktadır. NaSnBr₃ süper hücrede de 0,001 eV'dir.

Bu sayılar çalışmanın PBE/DZP/SIESTA hesaplama protokolünün sonuçlarıdır. Doğrudan deneysel ölçüm değildir.

Kaynağın kendi Tablo 2'si bazı önceki hesaplamaların oldukça farklı değerler verdiğini göstermektedir. Örneğin NaSnI₃ için kaynak 0,001 eV hesaplarken aynı tabloda önceki çalışmaların 1,14 ve 2,68 eV değerleri yer almaktadır.

Dolayısıyla tek bir sayısal bant aralığı üzerinden kesin malzeme seçimi yapmak yerine yöntem, yapısal model ve bağımsız doğrulama birlikte değerlendirilmelidir.

Spin–orbit coupling sınırı

Çalışmanın girişinde başka bir malzemede SOC'nin bant aralığını değiştirebildiğine ilişkin literatür örneği verilmektedir. Ancak mevcut NaBX₃ hesaplarının yöntem bölümünde SOC'nin üretim hesaplarına dahil edildiği belirtilmemiştir.

Bu nedenle bu sonuçlar SOC-dahil bant yapıları olarak tanımlanmamalıdır.

Gerçek sıcaklık koşulları modellenmedi

Bütün optimizasyonlar 0 K'de yapılmıştır. Isıl genleşme, fononlar, sıcaklık kaynaklı kristal bozulmaları ve çalışma ortamındaki faz davranışı mevcut modelin dışında kalmaktadır.

Kaynak da bu etkilerin gelecekte ilave lattice-dynamics ve sıcaklığa bağlı hesaplamalarla incelenmesini önermektedir.

Pb konusu

Çalışmanın motivasyonlarından biri klasik Pb içeren perovskitlerdeki toksisite kaygılarıdır. Ancak incelenen seri hem Ge/Sn hem Pb bileşikleri içerir.

Bu nedenle bütün NaBX₃ ailesini “kurşunsuz alternatif” olarak nitelendirmek doğru değildir. NaGeX₃ ve NaSnX₃ Pb içermeyen araştırma adaylarıyken NaPbX₃ doğrudan kurşun içermektedir.

Genel sonuç

Çalışma, NaBX₃ perovskitlerinin optoelektronik özelliklerinin kimyasal ikameyle geniş ölçüde ayarlanabildiğini göstermektedir.

Halojenin F'den I'ye değiştirilmesi genel olarak kristal kafesini genişletmekte, hesaplanan bant aralığını düşürmekte, statik dielektrik yanıtı artırmakta ve görünür bölgedeki absorpsiyonu güçlendirmektedir.

Merkez metal Ge, Sn veya Pb seçimi de elektronik bant yapısını ve bant geçişlerinin karakterini değiştirmektedir; ancak optik spektrumun genel biçiminde halojen ikamesi daha belirgin değişiklik üretmektedir.

Birim hücre ve süper hücre modelleri bazı bant aralığı ve bant kenarı ayrıntılarında önemli farklar oluştursa da ana optik eğilimler büyük ölçüde benzerdir.

Bu nedenle kaynak iodide bileşimleri daha ileri teorik ve deneysel fotovoltaik/optoelektronik çalışmalar için umut verici adaylar olarak tanımlamaktadır. Ancak çalışma bu adayların gerçek cihaz performansını kanıtlamamakta; hesaplamalı malzeme taraması düzeyinde kalmaktadır.

Kaynak ve Yöntem Notu

Özgün çalışma:Unveiling the Potential of Na-based Perovskites: Effects of Halogen and Metal Substitution on Optoelectronic Properties.

Yazarlar: Faezeh Pakravesh ve Mohammad Izadyar.

Kurum: Research Center for Modeling and Computational Sciences, Faculty of Science, Ferdowsi University of Mashhad, Mashhad, Iran.

Sorumlu yazar: Mohammad Izadyar.

Kaynak türü: Yoğunluk fonksiyoneli teorisine dayalı birinci-prensipler hesaplamalı malzeme bilimi çalışması.

Platform: SSRN, abstract=7379884.

Hakemlik: Yüklenen PDF çalışmayı açık biçimde hakem değerlendirmesinden geçmemiş preprint olarak tanımlamaktadır.

DOI: Yüklenen PDF'de çalışmanın kendisi için doğrulanmış bir yayın DOI'si belirtilmemiştir. Zenodo veri kümesinin DOI'si 10.5281/zenodo.18449029'dur; bu DOI makalenin yayın DOI'si değildir.

Açık lisans: Yüklenen PDF'de makalenin yeniden kullanımını düzenleyen Creative Commons veya benzeri açık lisans açık biçimde belirtilmemiştir.

İncelenen sistemler: NaBX₃; B = Ge, Sn, Pb ve X = F, Cl, Br, I. Toplam 12 kimyasal bileşim, her biri birim hücre ve 2×2×2 süper hücre olarak modellenmiştir.

Hesaplama yazılımı: SIESTA.

Elektronik yapı yöntemi: DFT, GGA-PBE ve DZP.

Yakınsama: Toplam enerji için 1×10−4 eV; kuvvet için 0,04 eV/Å.

Brillouin bölgesi örneklemesi: Birim hücre 5×5×5, süper hücre 8×8×8 Monkhorst–Pack k-ağı.

Sıcaklık: 0 K. Isıl genleşme ve fonon katkıları kapsam dışıdır.

Hesaplanan özellikler: Optimize kristal yapı, TDOS, PDOS, bant yapısı, bant aralığı, kompleks dielektrik fonksiyonu, statik dielektrik yanıt, absorpsiyon katsayısı, optik iletkenlik ve yansıtıcılık.

Temel elektronik sonuç: Halojen p orbitalleri değerlik bandına; B-site metal p ve Na s orbitalleri iletim bandına önemli katkıda bulunmaktadır.

Temel optik sonuç: Absorpsiyon katsayısı yaklaşık 10⁵–10⁶ cm⁻¹ mertebesine ulaşmış ve I içeren bileşikler genel olarak daha yüksek statik dielektrik yanıt, absorpsiyon ve optik iletkenlik göstermiştir.

Bant aralığı sınırı: Veriler hesaplanmış PBE/DZP sonuçlarıdır. Tablo 2'de bazı bileşikler için önceki çalışmalarla büyük sayısal farklılıklar bulunmaktadır; çalışma deneysel bant aralığı doğrulaması sunmamaktadır.

Taşıma sınırı: Taşıyıcı hareketliliği doğrudan hesaplanmamıştır ve kaynak bant dispersiyonundan tek başına hareketlilik çıkarılmaması gerektiğini belirtmektedir.

Kararlılık sınırı: Yapılar toplam enerji–kafes parametresi optimizasyonuyla değerlendirilmiştir. Fonon kararlılığı, oluşum enerjisi, sonlu sıcaklık faz kararlılığı ve uzun dönem deneysel kararlılık ayrıca belirlenmemiştir.

SOC: Ana yöntem bölümünde mevcut üretim hesaplarında spin–orbit coupling kullanıldığı belirtilmemektedir.

Veri erişilebilirliği: Yazarlar SIESTA input/output dosyalarını Zenodo üzerinde 10.5281/zenodo.18449029 DOI'siyle açık hale getirdiklerini bildirmiştir.

Çıkar çatışması: Yazarlar çıkar çatışması olmadığını beyan etmektedir.

Finansman: Research Council of Ferdowsi University of Mashhad, Grant No. 61066/3.

Hesaplama altyapısı: Çalışmanın bir bölümü Ferdowsi University of Mashhad Sci-HPC Center üzerinde gerçekleştirilmiştir.

Verianla hazırlama yöntemi: Kaynak makalenin cümleleri veya figür düzenleri kopyalanmamıştır. Yapısal, elektronik ve optik hesaplama sonuçları; yöntem parametreleri, sayısal tablolar ve kaynak içindeki sınırlar korunarak bağımsız Türkçe öğretici anlatı oluşturulmuştur. Kaynakta olmayan deneysel verim, taşıyıcı hareketliliği, cihaz kararlılığı veya malzeme başarısı üretilmemiştir.


Paylaş:

Yorumlar incelendikten sonra yayımlanır.Gönderdiğiniz yorum onay sürecine alınır ve uygun bulunduğunda görünür hâle gelir.

Bir yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir

Your experience on this site will be improved by allowing cookies Cookie Policy