
Kuantum bilgisayarları, kuantum iletişim ağları ve kuantum kriptografi sistemleri geliştikçe yalnızca bir cihazın “kuantum” olduğunu göstermek yeterli değildir. Asıl sorun, cihazın iç yapısına, üreticinin beyanına, ölçüm aygıtlarının kalibrasyonuna veya Hilbert uzayının önceden bilinen boyutuna güvenmeden cihazın hangi kuantum durumunu hazırladığını ve hangi kuantum ölçümünü gerçekleştirdiğini doğrulayabilmektir. Kuantum bilgi kuramında bu yaklaşımın en güçlü biçimlerinden biri self-testing, yani yalnızca gözlenen korelasyonlardan hareketle bilinmeyen kuantum cihazının iç kuantum gerçeklenimini belirli fiziksel eşdeğerlikler altında karakterize etmektir.
Shubhayan Sarkar, Alexandre C. Orthey Jr. ve Remigiusz Augusiak tarafından geliştirilen çalışma, bu problemi yıldız biçimli bir kuantum ağı kullanarak ele alıyor. Ağın merkezinde Eve adı verilen bir taraf, çevresinde ise \(N\) bağımsız dış taraf \(A_i\) bulunuyor. Her dış taraf merkeze kendi bağımsız kuantum kaynağıyla bağlı. Yazarlar önce dış tarafların tomografik olarak tam bir iki boyutlu Pauli ölçüm kümesini, kaynakların ürettiği maksimal dolaşık iki-kubit durumlarını ve Eve’in ilk GHZ-tabanlı ölçümünü self-test ediyor. Daha sonra bu sertifikalı altyapıyı kullanarak Eve’in ikinci ölçümünün herhangi bir extremal POVM olduğunu cihazdan bağımsız biçimde doğrulamayı gösteriyor.
Çalışmanın kapsamı burada bitmiyor. Her non-extremal POVM extremal POVM’lerin konveks birleşimi olarak ifade edilebildiği için yöntem, dolaylı biçimde herhangi bir kuantum ölçümünü sertifikalandırabiliyor. Aynı ağ üzerinden yapılan cihazdan bağımsız sertifikalı uzaktan durum hazırlama yöntemi ise saf durumlarla sınırlı kalmıyor; ayrılabilir ve karma kuantum durumlarının da self-testing kapsamında ele alınmasına olanak veriyor. Bu nedenle çalışma, yalnızca belirli bir Bell durumu veya belirli bir projective ölçüm için hazırlanmış özel amaçlı bir protokol değil; sonlu boyutlu Hilbert uzaylarında çok geniş bir durum ve ölçüm sınıfını aynı kavramsal çatı altında ele alan genel bir sertifikasyon şeması sunuyor.
Bununla birlikte “evrensel” kelimesi sınırsız pratik kolaylık anlamına gelmiyor. Kaynakların istatistiksel bağımsızlığı temel nedensellik varsayımlarından biri. Boyut ve dış taraf sayısı arttıkça gerekli korelasyon koşullarının sayısı hızla artıyor. Yöntem yüksek derecede dolaşık kaynaklar gerektiriyor ve optik uygulamalarda GHZ-baz ölçümünün gerçekleştirilmesi zor. Ayrıca robustness sınırları teorik üst sınırlar niteliğinde ve pratik deneylerde daha sıkı sayısal analizlerin gerekebileceği belirtiliyor.
Cihaza güvenmeden kuantum sistemi doğrulamak ne demektir?
Geleneksel kuantum tomografisinde ölçüm cihazlarının nasıl çalıştığı bilinir. Ölçüm bazlarının doğru uygulandığı, detektörlerin beklenen davranışı gösterdiği ve sistem boyutunun bilindiği varsayılır. Böyle bir yaklaşım cihaz-bağımlıdır. Self-testing ise daha güçlü bir hedef koyar: cihazın içine bakmadan, yalnızca farklı kullanıcı girdileri için üretilen çıktı istatistiklerinden hareketle hangi kuantum durumu ve ölçümlerin zorunlu olarak mevcut olduğunu çıkarmaya çalışır.
Bu yaklaşımın temel fiziksel kaynağı Bell nonlocality’dir. Klasik yerel gizli-değişken modellerinin üretemeyeceği korelasyonların gözlenmesi, cihazın yalnızca dolaşıklık kullandığını göstermekle kalmaz; uygun koşullar sağlandığında dolaşık durumun ve ölçümlerin matematiksel biçimini de belirleyebilir.
Yıldız kuantum ağı
Çalışmadaki ağ \(N+1\) uzamsal olarak ayrılmış taraftan oluşur. Dış taraflar
olarak, merkez taraf ise \(E\), yani Eve olarak gösterilir. Her dış taraf \(A_i\), Eve’in ilgili alt sistemi \(E_i\) ile bağımsız bir kaynaktan gelen iki-parçalı kuantum durumu paylaşır.
Kaynak bağımsızlığı nedeniyle birleşik durum
biçimindedir. Burada \(A=A_1\cdots A_N\) ve \(E=E_1\cdots E_N\). Bu çarpım yapısı sıradan Bell senaryosundan önemli bir fark yaratır: ağın farklı kollarındaki kaynaklar istatistiksel olarak birbirinden bağımsız kabul edilir.
Her \(A_i\) tarafı üç ölçüm girdisinden birini seçer:
Dolayısıyla dış ölçümlerin her biri iki sonuçludur. Eve ise
olmak üzere iki farklı ölçüm seçeneğine sahiptir. \(e=0\) ölçümü \(2^N\) sonuçlu olup ağın referans yapısını sertifikalandırmak için kullanılır. \(e=1\) ölçümü ise self-test edilmek istenen, \(K\le 2^N\) sonuçlu genel ölçümdür.
Gözlenen olasılıklar
Deney çok sayıda kez tekrarlandığında taraflar
korelasyonlarını oluşturur. Born kuralına göre
\(M^{a_i}_{i|x_i}\), dış taraf \(A_i\)'nin \(x_i\) girdisi altında \(a_i\) sonucuna ait POVM elemanıdır. \(R_{l|e}\) ise Eve’in \(e\) ölçümünde \(l\) sonucuna karşılık gelen ölçüm elemanıdır.
Dış tarafların ikili ölçümleri için
operatörleri tanımlanabilir. Projective durumda bunlar özdeğerleri \(\pm1\) olan Hermit gözlenebilirlerdir.
Çalışmada kullanılan korelasyon momentleri
şeklindedir.
Self-testing eşdeğerliği neden tam kimlik değil?
Cihazdan bağımsız veriler, bilinmeyen sistemin Hilbert uzayındaki fiziksel olarak önemsiz ek serbestlik derecelerini ayırt edemez. Bu nedenle self-testing “cihaz tam olarak şu matrisi içeriyor” demez. Bunun yerine, bilinmeyen durumun ve ölçümlerin yerel unitary dönüşümler altında referans sisteme eşdeğer olduğunu söyler.
\(|\xi\rangle\) fiziksel sertifikasyonun konusu olmayan yardımcı, yani “junk” durumdur.
Ölçümler için aynı fikir
biçiminde ifade edilir.
Uzaktan hazırlanmış durumların self-testing’i
Eve bir sonuç \(l\) elde ettiğinde dış taraflarda bir koşullu durum hazırlanır. Eğer
ise bu koşullu durum da sertifikalandırılmış olur. Yazarlar buna device-independent certified remote preparation adını veriyor.
Bu sertifikasyon deterministik olmak zorunda değildir. Hedef durum yalnızca Eve’in belirli \(l\) sonucunu aldığı turlarda ortaya çıkar ve başarı olasılığı doğrudan \(p(l|e)\)'dir.
Karmaşık eşlenik belirsizliği
Standart self-testing problemlerinde temel bir ayırt edilemezlik bulunur: kuantum durum ve ölçümler aynı anda kompleks eşleniklerine dönüştürüldüğünde Born olasılıkları değişmez. Bu nedenle çalışmanın sonuçları da referans yapıyı genel olarak complex conjugation’a kadar self-test eder.
Birinci aşama: Pauli ölçümleri, kaynaklar ve GHZ ölçümü
Yazarlar \(2^N\) adet Bell ifadesinden oluşan bir sınıf tanımlar:
İlk taraf için dönüştürülmüş gözlenebilirler
şeklindedir.
Klasik ve kuantum sınırları
Yerel deterministik modeller için maksimum değer
iken kuantum teorisindeki Tsirelson sınırı
olur.
Kuantum maksimumuna ulaşan referans gözlenebilirler
Bunlar her dış taraf için tomografik olarak tam iki-boyutlu ölçüm kümesi oluşturur.
GHZ-benzeri durumlar
Maksimal ihlali gerçekleştiren durum ailesi
şeklindedir ve
Teorem 1 neyi garanti ediyor?
Eğer Eve \(e=0\) ölçümünü seçtiğinde her \(l\) için ilgili Bell eşitsizliği kuantum maksimumu \(3(N-1)\)'e ulaşıyor ve her Eve sonucu
olasılığıyla oluşuyorsa, dış tarafların ölçümleri Pauli referans ölçümlerine; her bağımsız kaynağın durumu ise iki-kubit maksimal dolaşık Bell durumuna yerel unitary eşdeğerlikle self-test edilir.
Kaynaklar böylece
biçiminde sertifikalanır.
Eve’in ilk ölçümü de GHZ-benzeri baz projektörlerine eşdeğerdir:
Sum-of-squares ispat mekanizması
Ek A’daki ispatın kalbi, Bell operatörü için bir sum-of-squares (SOS) ayrışımıdır. Kuantum maksimumuna ulaşıldığında pozitif yarı-belirli kare terimlerin toplamı sıfır olmak zorundadır. Böylece bilinmeyen gözlenebilirler üzerinde operatör eşitlikleri ortaya çıkar.
Örneğin maksimal ihlal durumunda
Bu ilişkilerden \(X\)- ve \(Z\)-tipi gözlenebilirlerin uygun desteklerde antikomütasyon ilişkileri türetiliyor. Sonuç olarak her yerel Hilbert uzayında bir kubit faktörü izole edilebiliyor.
Y-ölçümündeki işaret belirsizliği
Üçüncü Pauli ölçümü için self-testing sonucu
biçimindedir. Tüm taraflarda işaret aynı olmak zorundadır. Bu iki olasılık, kompleks eşlenik belirsizliğiyle doğrudan bağlantılıdır.
İkinci aşama: herhangi bir extremal POVM
İlk aşamanın sonunda kaynaklar ve dış tarafların tomografik olarak tam Pauli ölçümleri sertifikalandırılmıştır. Böylece Eve’in ikinci ölçümünün elemanları Pauli-tensör bazında test edilebilir.
Referans extremal POVM
olsun. Ölçüm elemanları \(N\)-kubit Pauli tensör bazında açılabilir. Gözlenen korelasyonların
koşullarını sağlaması istenir.
\(i_k\in\{0,1,2,3\}\) ve \(i_k=3\) kimlik operatörünü temsil eder. \(f^{\,l}_{i_1,\ldots,i_N}\) katsayıları referans POVM elemanlarının Pauli-tensör ayrışımından gelir.
Teorem 2: extremality neden kritik?
Bir POVM başka POVM’lerin trivial olmayan konveks karışımı olarak yazılamıyorsa extremaldir. Ek B’deki ispatta gözlenen korelasyonlardan, yardımcı Hilbert uzayının farklı bileşenlerinin aynı referans POVM’yi üretmesi gerektiği gösterilir. Eğer hedef POVM extremal olmasaydı bu bileşenler farklı POVM’ler olup ortalamada aynı istatistiği verebilirdi. Extremality tam olarak bu belirsizliği ortadan kaldırır.
Sonuç olarak
veya global \(Y\)-işaret seçimine bağlı olarak
elde edilir.
Keyfi sonlu boyuta genişletme
Hedef ölçüm \(D\)-boyutlu bir Hilbert uzayında tanımlıysa, en küçük
seçilir ve \(D\)-boyutlu uzay \(N\)-kubit uzayına gömülür. Kullanılmayan altuzayı tamamlamak için ortogonal bir projektör eklenir:
Böylece genel sonlu boyutlu extremal ölçümler de aynı şemaya taşınır. Ancak \(N\) büyüdükçe Pauli-tensör koşullarının sayısı hızla artar; yazarların vurguladığı temel ölçeklenebilirlik maliyeti budur.
Non-extremal ölçümler nasıl kapsanıyor?
Bir non-extremal POVM
biçiminde extremal POVM’lerin konveks birleşimi olarak yazılabilir. Eve her extremal bileşene ayrı bir giriş atar ve bunları \(p_e\) olasılıklarıyla seçerse, her bileşen Teorem 2 ile ayrı ayrı self-test edilebilir. Böylece toplam non-extremal ölçüm dolaylı olarak sertifikalanmış olur.
Üçüncü aşama: herhangi bir saf kuantum durumu
Eve’in sertifikalanmış projective ölçümünde
gibi bir eleman seçilirse, bu sonuç gerçekleştiğinde dış taraflarda hazırlanan durum \(|\psi\rangle\) veya kompleks eşleniğidir. Dolayısıyla herhangi bir saf durum probabilistik biçimde self-test edilebilir.
Karma durumların inşası
Hedef durum
olsun. Yazarlar bunun için \( \mathbb C^{2d}\) uzayında \(3d\)-sonuçlu rank-one extremal bir POVM oluşturur.
\(\{|\psi_k\rangle\}\) kümesine ortogonal ikinci bir küme \(\{|\varphi_k\rangle\}\) seçilir ve her \(k\) için bir trine POVM tanımlanır:
Vektörler
Her üçlü kendi iki-boyutlu altuzayında kimliğe tamamlanır. Farklı \(k\) blokları birbirine ortogonaldir. Tüm rank-one elemanların lineer bağımsızlığı, oluşturulan \(3d\)-sonuçlu POVM’nin extremal olmasını sağlar.
Karma durumun yeniden elde edilmesi
Eve \((k,1)\) sonuçlarını aldığında dış taraflarda \(|\psi_k\rangle\) bileşenleri sertifikalı olarak hazırlanır. Yalnızca bu sonuçlar tutulup diğer sonuçlar post-processing aşamasında atıldığında koşullu ortalama
veya kompleks eşleniği olur.
Ek C’de verilen inşada bu post-selected karma durumun toplam ortaya çıkma olasılığı
olarak elde edilir.
Bu sonuç neden önemli?
Standart self-testing literatürünün büyük bölümü saf dolaşık durumlara yoğunlaşmıştır. Oysa gerçek kuantum cihazlarında gürültü, çevreyle etkileşim veya bilinçli classical mixing nedeniyle karma durumlar doğaldır. Bu çalışma, hedef karma durumu doğrudan tek bir saf referans durum gibi self-test etmek yerine, sertifikalı uzaktan hazırlama ve extremal POVM yapısını kullanarak problemi çözüyor.
| field | value |
|---|---|
| title | Evrensel self-testing akışının sertifikasyon zinciri |
| subtitle | Bağımsız kuantum kaynaklardan Bell ifadelerine, extremal POVM’lerden remote state preparation’a uzanan doğrulama dizisi |
- 1. N bağımsız kuantum kaynağı iki-kubit maksimal dolaşık durumları üretir ve başlangıç varsayımı kaynak bağımsızlığıdır
- 2. 2^N Bell ifadesi üzerinden dış tarafların Pauli ölçümleri sertifikalanır ve yapısal eşik I_l = 3(N−1) koşuluyla sabitlenir
- 3. Eve için e = 0 dalında GHZ-benzeri baz ölçümü değerlendirilir ve P(l|0) = 1/2^N olasılığı hedeflenir
- 4. Pauli-tensör korelasyonları Eq. (11) tipindeki korelasyon koşullarıyla Eve’in extremal POVM yapısını sınar
- 5. Extremal POVM sonucu, keyfi saf durumların sertifikalı remote preparation biçiminde hazırlanabildiğini gösterir
- 6. 3d-sonuçlu extremal POVM ve klasik post-processing adımı kullanılarak keyfi karma durumlar ile trine-POVM inşası kapsanır
- 7. Extremal POVM’lerin konveks karışımı E = Σ p_e E_e^ex formu ile non-extremal ölçümlerin de aynı sertifikasyon çatısına bağlandığı gösterilir
fidelity: source-faithful
Robustness: ideal olmayan deneylerde ne oluyor?
Gerçek deneyler tam Tsirelson sınırına ulaşamaz. Bu nedenle Ek D, ideal korelasyonlardan küçük sapmaların sertifikasyon üzerindeki etkisini ele alır.
Eğer Bell operatörü değerleri
ve Eve sonuç olasılıkları
ise uygun yerel unitary’lerden sonra çıkarılan post-measurement durum için
ve daha kaba biçimde
elde edilir.
Kaynak durumlarının robustness sınırı Ek D’de
biçiminde verilen konservatif üst sınırla kontrol edilir.
Üçüncü Pauli gözlenebiliri için
tipinde bir sınır elde edilir.
Bu katsayıların büyük olması, sonuçların pratik deney hassasiyetini doğrudan vermediğini gösterir. Yazarlar da bunları genel noise modeline karşı güvenli üst sınırlar olarak konumlandırır; belirli gürültü modelleri veya sayısal optimizasyonlarla daha sıkı sınırlar beklenebilir.
Şekil 1 ne gösteriyor?
Çalışmanın Şekil 1’i yıldız ağını görselleştirir. Merkezde Eve bulunur; \(N\) bağımsız kaynak ayrı ayrı \(A_i-E_i\) çiftlerine iki-parçalı durumlar gönderir. Her dış taraf üç ikili ölçüme, Eve ise iki ölçüm girişine sahiptir. Bu şema, kaynak bağımsızlığı varsayımının geometrik karşılığıdır.
Şekil 2 ne gösteriyor?
Şekil 2 yöntemin ikinci aşamasını özetler. Önce dış tarafların Pauli ölçümleri, kaynakların maksimal dolaşık durumları ve Eve’in GHZ-baz ölçümü sertifikalanmıştır. Bu “güvenilir referans” artık Eve’in keyfi ikinci ölçümünü tomografik olarak sınamak için kullanılır.
Deneysel olarak uygulanabilir mi?
Yazarlar yıldız ağının en basit, iki dış taraflı örneklerinin optik deneylerde daha önce gerçekleştirildiğini belirtiyor. Dolayısıyla ağ topolojisi bütünüyle varsayımsal değildir. Ancak önerilen genel şema daha fazla dış taraf gerektirebilir ve özellikle GHZ-baz ölçümü optik platformlarda zorlayıcıdır.
Türkiye açısından bilimsel bağlam
Çalışma Türkiye’de yürütülmüş bir deney veya Türkiye’ye özgü bir altyapı analizi değildir. Buna rağmen cihazdan bağımsız kuantum sertifikasyonu, kuantum ağları, kuantum kriptografi ve kuantum donanım doğrulaması alanlarında çalışan araştırma grupları için doğrudan teorik önem taşır. Özellikle gelecekte farklı üreticilerden gelen kuantum ağ bileşenlerinin iç yapısına tam güvenilemediği senaryolarda, yalnız gözlenen korelasyonlardan fiziksel özellik çıkarabilme fikri kritik hale gelebilir. Ancak çalışmanın kendisi herhangi bir Türkiye altyapısı için performans veya uygulanabilirlik kanıtı sunmaz.
Çalışma neyi söylüyor, neyi söylemiyor?
Çalışma, bağımsız kaynaklı yıldız kuantum ağı altında herhangi bir sonlu boyutlu extremal POVM’nin, ardından dolaylı olarak non-extremal ölçümlerin ve saf/karma kuantum durumlarının self-testing çerçevesinde sertifikalanabileceğini matematiksel olarak gösteriyor.
Çalışma, bu işlemin her boyutta pratik olarak kolay olduğunu söylemiyor. Kaynak bağımsızlığı kaldırıldığında teoremlerin değişmeden geçerli olduğunu göstermiyor. Genel protokolün düşük deneysel gürültüyle hemen uygulanabilir olduğunu kanıtlamıyor. GHZ ölçümlerinin kolay olduğunu iddia etmiyor ve robustness katsayılarını deneysel olarak optimal sınırlar olarak sunmuyor.
Çalışmanın Yöntemi ve Bulguları
Araştırma türü
Bu çalışma deneysel veri seti kullanan bir fizik makalesi değil; kuantum bilgi kuramında teorem ve ispat geliştiren teorik bir çalışmadır. Dolayısıyla örneklem büyüklüğü, p-değeri, güven aralığı, klinik grup veya klasik istatistiksel anlamlılık testi bulunmaz. “Bulgular” matematiksel teoremler, operatör eşitlikleri ve robustness üst sınırlarıdır.
Temel varsayımlar
En kritik varsayım, yıldız ağındaki \(N\) kaynak arasında istatistiksel bağımsızlıktır. Ayrıca yerel ölçümlerin yalnızca yerel reduced state’in desteğinde sertifikalanabileceği için kaynak durumlarının yerel reduced density matrix’lerinin full-rank olduğu varsayılır. Deney sırasında taraflar klasik iletişim kuramaz.
Ana sonuç 1
\(2^N\) Bell eşitsizliğinin her biri maksimal kuantum ihlaline ulaşır ve Eve’in \(e=0\) ölçüm sonuçları eşit olasılıklı olursa:
Dış tarafların \(X,Y,Z\) temelli tomografik ölçüm seti; her kaynakta iki-kubit maksimal dolaşık durum; Eve’in ilk ölçümünde GHZ-benzeri baz self-test edilir.
Ana sonuç 2
Birinci aşamada sertifikalanan Pauli ölçümleri tomografik referans olarak kullanıldığında ve Eq. (11) korelasyonları sağlandığında, Eve’in ikinci ölçümü herhangi bir finite-dimensional extremal POVM’ye kadar sertifikalanabilir.
Ana sonuç 3
Projective ölçümler extremal olduğundan yöntem bütün projective ölçümleri kapsar. Non-extremal POVM’ler extremal ölçümlerin konveks birleşimi yoluyla dolaylı biçimde kapsanır.
Ana sonuç 4
Sertifikalı remote preparation kullanılarak herhangi bir saf kuantum durumu self-test edilebilir. \(3d\)-sonuçlu extremal POVM inşası sayesinde herhangi bir \(d\)-boyutlu karma durum da post-processing ile sertifikalanabilir.
Ana sonuç 5
Self-testing sonucu kompleks eşlenikliğe kadar geçerlidir. Bu, yöntemin eksikliği değil, yalnız Born korelasyonlarından kaynaklanan temel bir gözlenebilirlik sınırıdır.
Ana sonuç 6: robustness
İdeal Bell istatistiklerinden \(\epsilon\) mertebesinde sapma olduğunda self-tested nesnelerin ve ideal korelasyonların sapması genel olarak \(\sqrt{\epsilon}\) ile ölçeklenen analitik üst sınırlarla kontrol edilir. Katsayılar \(N\) ile hızlı büyüyebilir.
Ölçeklenebilirlik maliyeti
Hedef Hilbert uzayının boyutu arttıkça onu içine alan kubit sayısı \(N\) artar. Pauli tensör bazında gerekli korelasyonların sayısı da buna bağlı olarak büyür. Bu nedenle matematiksel evrensellik ile deneysel kaynak maliyeti arasında belirgin bir ödünleşim vardır.
Başlıca sınırlılıklar
Kaynak bağımsızlığının kaldırılması açık bir problemdir. Kısmen dolaşık kaynaklarla daha ekonomik self-testing geliştirilmesi açık bir problemdir. Çok-partili GHZ-baz ölçümleri deneysel açıdan zor olabilir. Mevcut robustness analizi genel ve konservatiftir. Çok büyük Hilbert boyutlarında tam korelasyon setinin ölçülmesi ciddi deneysel yük yaratabilir.
Gelecek araştırma yönleri
Yazarlar, kaynakların classical veya quantum korelasyon taşıdığı ağlara genişletmeyi; maksimal yerine kısmen dolaşık kaynaklarla self-testing’i; GHZ-baz ölçümü gerektirmeyen alternatif protokolleri ve robustness sınırlarının sayısal yöntemlerle sıkılaştırılmasını doğal devam yönleri olarak tanımlar.
Kaynak ve Yöntem Notu
Tam kaynak: Shubhayan Sarkar, Alexandre C. Orthey Jr. ve Remigiusz Augusiak, “A universal scheme to self-test any quantum state or measurement”, Nature Physics 22, 446–451 (2026).
DOI: 10.1038/s41567-026-03181-y.
Hakemlik durumu: Hakemli Nature Physics araştırma makalesidir. Dergi kaydı çalışmanın 14 Ocak 2026’da kabul edildiğini ve 3 Mart 2026’da yayımlandığını belirtir.
Yüklenen bilimsel kaynak: arXiv:2312.04405v4 [quant-ph], son revizyon 8 Haziran 2026. Yüklenen PDF ana metin ve ayrıntılı ek ispatlarla birlikte 30 sayfadır.
ArXiv DOI: 10.48550/arXiv.2312.04405.
ArXiv lisansı: CC BY 4.0.
Finansman: QuantERA II Programme kapsamında VERIqTAS projesi; Avrupa Birliği Horizon 2020 Grant Agreement 101017733; Polish National Science Center 2021/03/Y/ST2/00175; ayrıca Shubhayan Sarkar için Opus 25, 2023/49/B/ST2/02468 ve Alexandre C. Orthey Jr. için 2022/46/E/ST2/00115 desteği bildirilmiştir.
Yazar katkıları: Çalışma fikrinin S.S. ve R.A. tarafından geliştirildiği; ispatların ve makalenin S.S., A.C.O.J. ve R.A. tarafından hazırlandığı dergi kaydında belirtilmektedir.
Çıkar çatışması: Yazarlar competing interest bulunmadığını beyan etmektedir.
Ek materyal: Yüklenen v4 sürümündeki Appendix A, N-partili GHZ bazlarının, dış ölçümlerin ve kaynakların self-testing ispatını; Appendix B arbitrary extremal POVM ispatını ve projective ölçümler için alternatif ispatı; Appendix C arbitrary saf/karma durum self-testing inşasını; Appendix D robustness analizini içermektedir.
Bilimsel yorum sınırı: Bu Verianla metnindeki fiziksel ve matematiksel iddialar yüklenen makalenin sonuçlarına dayanır. Bölgesel uygulama yorumları çalışmadan doğrudan ölçülmüş sonuçlar değildir.

Bir yorum bırakın
E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir