Akademik araştırmalar, anlaşılır dil

Verianla | Akademik Araştırmalardan Türkçe Ekonomi ve Bilim İçerikleri

27 Eylül 2026, Pazar
VERİANLABağımsız bilim yayıncılığı
Menüyü aç veya kapat
...
Home / Sosyal Bilimler / Eğitim / Isıl Konforu Yeniden Düşünmek: Yükseköğretim Binalarında Psikolojik Yapıların Isıl Algıdaki Gizli Rolü
Eğitim

Isıl Konforu Yeniden Düşünmek: Yükseköğretim Binalarında Psikolojik Yapıların Isıl Algıdaki Gizli Rolü

Bu çalışma, üniversite öğrencilerinin bir sınıfı sıcak, nötr veya serin olarak değerlendirmesinin yalnızca ölçülen sıcaklık ve nemle açıklanıp açıklanamayacağını araştırmıştır.

28/07/2026  Veri Anla 62 görüntüleme
Isıl Konforu Yeniden Düşünmek: Yükseköğretim Binalarında Psikolojik Yapıların Isıl Algıdaki Gizli Rolü

Bu çalışma, üniversite öğrencilerinin bir sınıfı sıcak, nötr veya serin olarak değerlendirmesinin yalnızca ölçülen sıcaklık ve nemle açıklanıp açıklanamayacağını araştırmıştır. Fransa’daki SophiaTech Kampüsü’nde gerçekleştirilen saha çalışmasında 191 geçerli anket yanıtı; sınıf içi sıcaklık, ortalama ışınım sıcaklığı, bağıl nem ve hava hızı ölçümleriyle birleştirilmiştir. Öğrenciler üç farklı ısıl bağlam farkındalığı senaryosuna ayrılmış; duygu durumu, ısıya özgü öz yeterlik, algılanan kontrol ve ısıl geçmiş de değerlendirilmiştir. Öğrencilerin öznel ısıl duyum oylarına göre genel kabul edilebilirlik oranı %85 iken, Predicted Mean Vote (PMV) modelinin kabul edilebilir olarak sınıflandırdığı ölçümlerin oranı %68’de kalmıştır. İç hava sıcaklığı, ortalama ışınım sıcaklığı ve kişinin alışılmış sıcak-soğuk hassasiyetini temsil eden ısıl geçmiş, algıyla en belirgin ilişkileri göstermiştir. Bununla birlikte çalışma tek kampüste, yalnızca kış döneminde gerçekleştirilmiş; gruplar rastgele oluşturulmamış ve yapısal eşitlik modelinin uyum değerleri oldukça zayıf kalmıştır.

Öğrencilerin gerçek zamanlı sınıf ölçümlerini görebildiği en yüksek farkındalık senaryosunda, ölçülen ortam genel olarak kabul edilebilir sınırlar içinde olmasına rağmen daha az nötr yanıt ve daha fazla ısıl ayar talebi bildirilmiştir. Bu grupta ısıl tercih bakımından “değişiklik istememe” oranı %52 iken diğer iki senaryoda %88’dir. Ancak senaryolar arasındaki sıcaklık, ışınım sıcaklığı, nem ve giysi yalıtımı farklılıkları nedeniyle bu sonuç yalnızca farkındalığın doğrudan ve nedensel etkisi olarak yorumlanamaz.

Duygu durumu, öz yeterlik ve algılanan kontrol bazı dağılım örüntüleri göstermiş olsa da bunların ısıl duyumla doğrudan ilişkileri istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır. Psikolojik değişkenler arasında anlamlı ilişki gösteren temel yapı ısıl geçmiştir. Buradaki ısıl geçmiş, belirli bir iklimde uzun süre yaşamaktan çok, kişinin başkalarına göre daha kolay üşüme veya ısınma eğilimini ifade etmektedir.

Araştırmanın temel sorusu nedir?

Isıl konfor modelleri; hava sıcaklığı, yüzeylerden yayılan ışınım, nem, hava hareketi, kişinin giysileri ve metabolik etkinliği gibi ölçülebilir değişkenlerden hareketle bir ortamın ne kadar konforlu olacağını tahmin eder. Buna karşın gerçek bina çalışmalarında, modelin tahmini ile kullanıcıların bildirdiği duyum her zaman örtüşmemektedir.

Araştırmacılar bu uyumsuzluğun kalan bölümünde üç ana etken grubunun rolünü birlikte incelemiştir:

  • Fiziksel çevre: İç hava sıcaklığı, ortalama ışınım sıcaklığı, iç ve dış bağıl nem, hava hızı, dış sıcaklık ve giysi yalıtımı.
  • Isıl bağlam farkındalığı: Öğrencinin ısıl konfor hakkında bilgilendirilmesi, ortamın sensörlerle izlendiğini bilmesi ve gerçek zamanlı ölçüm değerlerini görebilmesi.
  • Psikolojik yapılar: Duygu, ısıya özgü öz yeterlik, algılanan kontrol ve ısıl geçmiş.

Çalışmanın üç araştırma sorusu; farkındalık düzeyinin ısıl algıyı değiştirip değiştirmediği, dört psikolojik yapının ayrı etkileri ve fiziksel-psikolojik etkenlerin birlikte oluşturduğu örüntü üzerinedir.

Çalışma nerede ve hangi koşullarda yürütüldü?

Saha çalışması, Fransa’nın Sophia Antipolis bölgesindeki SophiaTech Kampüsü’nde 3-12 Mart 2025 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Bölge, Köppen sınıflandırmasına göre sıcak yazları ve görece ılıman kışları bulunan Akdeniz iklimine sahiptir. Kampüsteki dört bina seçilmiş; yedi sınıf ve üç amfi olmak üzere toplam on mekânda ölçüm yapılmıştır.

Şekil 1’de kampüs yerleşimi ile tipik bir sınıfın iç görünümü sunulmaktadır. Binaların cepheleri aynı değildir: bazı yapılarda geniş cam yüzeyler bulunurken bazı yapılarda beton ve yalıtımlı opak duvarlar daha baskındır. Cam yüzeyler için tipik ısı geçirgenlik katsayısı 1,6 W/m²·°C; dış beton duvarlar için 0,321 W/m²·°C; toprak altındaki duvarlar için 0,250 W/m²·°C ve çatı için 0,305 W/m²·°C olarak bildirilmiştir.

Kampüsün temel ısıtma sistemi, toplam 378 kW kapasite sağlayan hava-su ve su-su ısı pompalarından oluşmaktadır. Yoğun kış talebinde, ihtiyaç 400 kW’ı aştığında 105°C’de çalışan ve verimi %85-87 olarak bildirilen bir biyokütle kazanı ilave kapasite sağlamaktadır. Araştırma bu sistemlerin enerji performansını doğrudan sınamamış; yalnızca incelenen ortamın ısıtma bağlamını açıklamıştır.

Fiziksel ölçümler nasıl yapıldı?

Dört odada sabit sıcaklık ve bağıl nem sensörleri bulunmasına rağmen araştırmanın kapsadığı on odanın tamamında sabit sensör yoktur. Bu nedenle her anket oturumunda taşınabilir ölçüm cihazlarıyla noktasal kontrol yapılmıştır. Ölçümler ISO 7726 yaklaşımına göre Extech HT30, Testo 405i ve R6200 cihazları kullanılarak gerçekleştirilmiştir.

CihazÖlçülen değişkenlerBaşlıca ölçüm aralığıBildirilen doğruluk
Extech HT30İç hava sıcaklığı, küre sıcaklığı, bağıl nemSıcaklıkta 0-50°C ve 0-80°C; nemde %0-100Hava sıcaklığında ±1,0°C; küre sıcaklığında ±2,0°C; nemde ±%3
Testo 405iİç hava sıcaklığı ve hava hızı-20 ile 60°C; 0-30 m/s±0,5°C; hava hızında ±(0,1 m/s + ölçüm değerinin %5’i)
R6200İç hava sıcaklığı, küre sıcaklığı, bağıl nemSıcaklıkta 0-50°C ve 0-80°C; nemde %0-99,9Hava sıcaklığında ±1,0°C; küre sıcaklığında ±0,6°C; nemde ±%3

Küre sıcaklığı, ISO 7726 standardına göre ortalama ışınım sıcaklığını hesaplamak için kullanılmıştır. Ortalama ışınım sıcaklığı, kişinin yalnızca havayla değil; duvar, pencere, tavan ve diğer yüzeylerden aldığı ya da bu yüzeylere verdiği ışınım yoluyla gerçekleşen ısı alışverişini temsil eder. Çalışma hesaplamada kullanılan denklemi açık biçimde yeniden vermediğinden denklem dışarıdan eklenmemiştir.

Katılımcılar ve farkındalık senaryoları nasıl oluşturuldu?

Toplam 18 anket oturumundan 191 geçerli yanıt elde edilmiştir. Katılımcılar 20-23 yaş aralığındaki üç öğrenci grubundan oluşmaktadır. Örneklem büyüklüğü için önceden bir güç veya örneklem hesabı yapılmamış; sayı, oturumlara katılabilen ve gönüllü olan öğrenciler tarafından belirlenmiştir. Öğrencilerin ortamla ısıl dengeye yaklaşabilmesi için anketler, katılımcılar sınıfta en az 60 dakika kaldıktan sonra uygulanmıştır.

SenaryoKatılımcı sayısıToplam içindeki payÖğrencilere verilen bağlamsal bilgi
#S160%31,4Anketten bir hafta önce ısıl konfor ilkeleri hakkında genel bilgilendirme.
#S278%40,8#S1’deki bilgiye ek olarak anketten hemen önce kısa hatırlatma ve sınıfın sensörlerle izlendiği bilgisi.
#S353%27,7Önceki bilgilerin tamamına ek olarak taşınabilir cihazlardan gerçek zamanlı sınıf ölçümlerine erişim.

Katılımcıların %54,5’i erkek, %13,1’i kadın olarak kaydedilmiş; %32,5’i cinsiyet bilgisini açıklamamıştır. Gruplar rastgele atanmamış, önceden var olan öğrenci grupları farklı senaryolara alınmıştır. Bu nedenle senaryolar arasında görülen farklar, yalnızca sunulan bilgi miktarına bağlanamaz.

Isıl algı ve psikolojik yapılar nasıl ölçüldü?

Isıl değerlendirme dört ayrı yedi basamaklı ölçekle yapılmıştır:

  • Isıl duyum oyu (TSV): -3 soğuk, 0 nötr, +3 sıcak.
  • Nem duyum oyu (HSV): -3 çok kuru, 0 nötr, +3 çok nemli.
  • Isıl tercih oyu (TPV): Daha sıcak ortam isteğinden daha serin ortam isteğine uzanan yedi seçenek.
  • Nem tercihi oyu (HPV): Daha nemli ortam isteğinden daha kuru ortam isteğine uzanan yedi seçenek.

Araştırmacılar kabul edilebilir bölgeyi aşağıdaki genişletilmiş aralıkla tanımlamıştır:

[ -1 ≤ oy ≤ +1 ]

Bu aralık, “biraz serin”, “nötr” ve “biraz sıcak” duyumlarını kabul edilebilir saymaktadır. Dolayısıyla çalışmadaki “konfor oranı”, yalnızca tamamen nötr yanıtların yüzdesi değildir.

Psikolojik değerlendirme dört yapı üzerinden yapılmıştır:

  • Duygu: Olumluluk-olumsuzluk ve yüksek-düşük uyarılmışlık eksenlerine dayanan duygulanım çemberi.
  • Isıya özgü öz yeterlik: Kişinin beklenmedik sıcaklık değişimleriyle başa çıkabileceğine ve kendi konforunu yönetebileceğine ilişkin inancı.
  • Algılanan kontrol: Sıcaklık, havalandırma, güneş gölgelemesi, termostat, pencere ve kapılar üzerinde hissedilen kontrol.
  • Isıl geçmiş: Kişinin başkalarına göre daha kolay üşümesi, daha sıcak giysiye ihtiyaç duyması veya sıcak-soğuk iklimleri tercih etmesi gibi alışılmış hassasiyetleri.

Duygu ölçeği başlangıçta sekiz duygusal bölge ve 24 madde için tasarlanmıştır. Ancak düşük uyarılmışlık-olumlu bölgesine ait üç madde anket tasarımındaki bir ihmal nedeniyle eklenmemiş, analizler 21 duygu maddesiyle yürütülmüştür.

Öz yeterlik ölçeğinin yanıt sayısı konusunda çalışma içinde raporlama tutarsızlığı vardır. Tablo 2, öz yeterliği dört seçenekli gösterirken yöntem metni aynı ölçeği beş seçenekli olarak tanımlamaktadır. Bu nedenle ölçeğin uygulamadaki kesin yanıt aralığı metinden tek anlamlı biçimde belirlenememektedir.

Sınıflardaki gerçek fiziksel koşullar nasıldı?

Ölçüm günlerinde dış hava sıcaklığı 5-15°C arasında değişmiş ve ortalama 10,5 ± 3,2°C olmuştur. Sabit sensör bulunan dört odada iç sıcaklık çoğunlukla 18-24°C arasında kalmıştır. A231 odası 20-21,8°C ile en kararlı profile sahipken A241, kullanılan saatlerde yaklaşık 19-24°C ile en geniş değişimi göstermiştir. C104 odası genel olarak diğerlerinden daha serin kalmıştır.

Şekil 3’te sabit sensörlü odaların gün içindeki sıcaklık ve nem eğrileri gösterilmektedir. İç sıcaklık çoğunlukla 08.00-10.00 arasında ısıtmanın devreye girmesiyle yükselmiş, kullanım saatlerinde görece sabitlenmiş ve 17.00 sonrasında düşmüştür. İç bağıl nem, sıcaklık yükseldiğinde genellikle azalmış; kullanım saatlerindeki dalgalanmalar hem sıcaklık değişimiyle hem de içerideki kişilerden kaynaklanan nemle ilişkilendirilmiştir.

DeğişkenTüm oturumların ortalamasıAnlamı
İç hava sıcaklığı (Tin)22,1 ± 0,6°CKatılımcıların çevresindeki ölçülen hava sıcaklığı.
Ortalama ışınım sıcaklığı (Tr)21,6 ± 0,9°CÇevredeki yüzeylerin ışınım yoluyla oluşturduğu ortalama ısıl etki.
İç bağıl nem (RHin)%46,0 ± 7,6İç havadaki nemin, aynı sıcaklıktaki azami neme oranı.
Hava hızı (Va)0,0 ± 0,0 m/sKapalı pencere ve düşük hava hareketi koşullarını göstermektedir.
Dış hava sıcaklığı (Tout)13,6 ± 1,2°CAnket anlarındaki dış ortam sıcaklığı.
Dış bağıl nem (RHout)%68,6 ± 15,4Anket anlarındaki dış ortam bağıl nemi.
Giysi yalıtımı (Icl)0,5 ± 0,2 cloKatılımcıların bildirdiği giysilerin ısıl yalıtımı.

Kruskal-Wallis analizinde iç hava sıcaklığı, ortalama ışınım sıcaklığı, iç nem, dış nem ve giysi yalıtımı senaryolar arasında anlamlı biçimde farklı bulunmuştur. İç sıcaklık ile ışınım sıcaklığı bütün senaryo çiftlerinde farklıdır. Bu durum, farkındalık senaryosunun çevresel koşullardan tamamen ayrıştırılamadığını göstermektedir.

Standartlara göre sınıflar konforlu muydu?

Şekil 6’daki psikrometrik grafiklerde A230, A231 ve A241 odalarının ölçümleri ASHRAE 55 konfor bölgesinde kalmıştır. C104’te bölge dışında kalan noktalar, çoğunlukla sınıf kullanılmadan önce sıcaklığın yaklaşık 18-19°C olduğu saatlere aittir.

Şekil 7’deki Givoni grafiğinde anket anındaki ölçümler konfor bölgesinde toplanmıştır. Humidex değerlendirmesinde de ölçümler 30’un altında, “rahatsızlık yok” sınıfında kalmıştır. Başka bir ifadeyle sıcaklık ve nemi temel alan biyoklimatik grafikler, incelenen sınıfları büyük ölçüde konforlu göstermektedir.

Buna karşılık PMV modelinde ölçümlerin yalnızca %68’i -1 ile +1 arasındaki kabul edilebilir bölgede kalmıştır. Senaryolara göre bu oran #S1’de %71, #S2’de %76 ve #S3’te %52’dir. PMV değerleri ağırlıklı olarak “biraz serin” çevresinde toplanmıştır.

PMV, çalışmada aşağıdaki değişkenlerin bir fonksiyonu olarak hesaplanmıştır:

\[ PMV = f(T_{in}, T_r, RH_{in}, V_a, I_{cl}, M) \]

Bu gösterim, çalışmada kullanılan girdileri özetleyen işlevsel bir ifadedir; Fanger modelinin tam matematiksel denklemi değildir. Tin iç hava sıcaklığını, Tr ortalama ışınım sıcaklığını, RHin iç bağıl nemi, Va hava hızını, Icl giysi yalıtımını ve M metabolik etkinliği göstermektedir. Oturur durumdaki öğrenciler için M değeri 1,2 met kabul edilmiştir.

Öğrenciler ortamı nasıl değerlendirdi?

Şekil 4’teki öznel yanıt dağılımları, öğrencilerin çoğunluğunun sıcaklık ve nemi kabul edilebilir aralıkta değerlendirdiğini göstermektedir.

Ölçüt#S1#S2#S3Genel oran
Kabul edilebilir ısıl duyum (TSV)%85%91%79%85
Kabul edilebilir nem duyumu (HSV)%98%100%90%96
Kabul edilebilir ısıl tercih (TPV)%88%88%52%78
Kabul edilebilir nem tercihi (HPV)%95%98%86%94

En yüksek bilgi düzeyine sahip #S3 grubunda hem ısıl duyum hem de “ortam değişmesin” tercihi daha düşüktür. Özellikle ısıl tercih oranının %88’den %52’ye düşmesi, gerçek zamanlı sıcaklık ve nem bilgisini gören öğrencilerin ortamı daha eleştirel değerlendirmiş olabileceğini düşündürmektedir. Ancak bu grup aynı zamanda farklı fiziksel koşullara maruz kaldığı için sonuç farkındalığın kesin etkisini kanıtlamamaktadır.

Isıl duyum ile istenen sıcaklık aynı şey mi?

Şekil 5, öğrencilerin bildirdiği mevcut ısıl duyum ile istedikleri değişiklik arasındaki ilişkiyi göstermektedir. İki ölçeğin tam uyum oranı #S1’de %52, #S2’de %66, #S3’te %44 ve tüm örneklemde %54’tür. Uyuşmazlıkların çoğu bir ölçek basamağıyla sınırlıdır; yine de bir kişinin kendisini “nötr” hissetmesi, mutlaka ortamın değişmesini istemediği anlamına gelmemektedir.

Bu sonuç, yalnızca TSV kullanılarak yapılan bir konfor değerlendirmesinin davranışsal ayarlama isteğini eksik yansıtabileceğini göstermektedir. Bir öğrenci ortamı “biraz serin” olarak değerlendirip herhangi bir değişiklik istemeyebilir veya kendisini nötr hissettiği hâlde biraz daha sıcak bir ortam tercih edebilir.

Duygu durumu ısıl algıyı değiştirdi mi?

Şekil 2’de kullanılan duygulanım çemberi, duyguları olumlu-olumsuz ve yüksek-düşük uyarılmışlık eksenlerinde sınıflandırmaktadır. Şekil 9’da öğrencilerin çoğunlukla hafif veya orta düzeyde duygular bildirdiği görülmektedir. En yüksek ortalamalar düşük uyarılmışlık ve olumlu duygu bölgelerinde; en düşük ortalamalar ise yüksek uyarılmışlık, olumsuz duygu bölgelerinde elde edilmiştir.

Şekil 10’da duygu yanıtlarıyla ısıl duyum kategorileri aynı düzlemde gösterilmiştir. Renkli kümeler arasında düzenli ve güçlü bir ayrışma görülmemiş; Mann-Whitney U analizinde duygu bölgeleriyle TSV arasındaki genel ilişki anlamlı bulunmamıştır (p > 0,05). Çalışma, öğrencilerin aynı sınıfta farklı duygu durumlarında olabileceğini göstermekte; ancak bu veri duygu durumunun sıcaklık algısını değiştirdiğini kanıtlamamaktadır.

Öz yeterlik ve algılanan kontrol ne gösterdi?

Şekil 11’de öz yeterliği düşük öğrenciler bazı senaryolarda ortamı biraz daha serin değerlendirme eğilimi göstermiştir. Örneğin #S1’de serin kategorilerin toplamı düşük öz yeterlik grubunda %51, yüksek öz yeterlik grubunda %39’dur. Bununla birlikte iki grup arasındaki fark anlamlı değildir (Mann-Whitney U, W = 4298, p > 0,05).

Çalışma metninde bu sonuç için “not statistically insignificant” ifadesi kullanılmıştır. Ancak bildirilen p değeri 0,05’in üzerinde olduğundan teknik olarak doğru yorum, düşük ve yüksek öz yeterlik grupları arasında saptanabilir bir fark bulunmadığıdır.

Şekil 12’de algılanan kontrolü düşük olan öğrenciler #S1 ve #S3’te daha fazla soğuk-serin yanıt vermiştir. Buna karşın #S2’de ters yönlü bir örüntü oluşmuştur. Toplam analizde düşük ve yüksek algılanan kontrol grupları arasındaki fark anlamlı değildir (W = 4625, p > 0,05).

Öğrencilerin termostat ve sınıf sistemi üzerinde gerçek bir yetkiye sahip olmaması, algılanan kontrolün etkisini zayıflatmış olabilir. Çalışma, gerçek kontrol sağlandığında aynı sonuçların oluşacağını test etmemiştir.

Isıl geçmiş neden daha önemli görünmektedir?

Şekil 13’te yüksek ısıl geçmiş puanına sahip öğrenciler bütün senaryolarda daha fazla serin veya soğuk duyum bildirmiştir. Fark özellikle #S3’te belirgindir: serin kategorilerin toplamı düşük ısıl geçmiş grubunda %43, yüksek ısıl geçmiş grubunda %59’dur. İki grup arasındaki fark anlamlıdır (W = 5573, p < 0,05).

Bu ölçekte yüksek puan; başkalarından önce üşüme, daha sıcak giysi kullanma ve soğuk mevsimde daha fazla ısınma ihtiyacı duyma gibi eğilimleri içermektedir. Dolayısıyla bulgu, aynı fiziksel sınıfta bulunan kişilerin alışılmış sıcak-soğuk hassasiyetleri nedeniyle farklı algılar bildirebildiğini göstermektedir.

Çalışma, bu yapıyı uzun yıllar belirli bir iklimde bulunma anlamındaki iklimsel geçmişle eşitlememektedir. Ölçülen yapı daha çok bireyin alışılmış ve öznel ısıl hassasiyetidir.

Faktör analizleri psikolojik ölçekleri destekledi mi?

Keşfedici faktör analizinde Kaiser-Meyer-Olkin değerleri duygu için 0,85; öz yeterlik için 0,80; algılanan kontrol için 0,72 ve ısıl geçmiş için 0,78’dir. Bartlett küresellik testleri bütün yapılarda p < 0,001 düzeyinde anlamlıdır. Bu sonuçlar, maddeler arasında faktör analizi yapılabilecek düzeyde ilişki bulunduğunu göstermektedir.

Bununla birlikte ortak varyans değerleri düşüktür. Ortalama ortak varyans duygu için 0,2; öz yeterlik ve ısıl geçmiş için 0,3; algılanan kontrol için 0,4’tür. Faktörlerin tek tek açıkladığı varyans %12 ile %36 arasında kalmıştır. Bu oranlar yapıların tek boyutlu ve güçlü ölçekler olarak yorumlanmasını sınırlamaktadır.

Cronbach alfa değerlerinin çoğu 0,6-0,9 aralığındadır. Ancak ısıl geçmişin ikinci faktöründe alfa değeri -0,1’dir. Negatif alfa, o faktördeki maddelerin aynı yapıyı tutarlı biçimde ölçmediğini veya ters kodlama ve madde yönleriyle ilgili bir sorun bulunabileceğini düşündürür. Çalışma bu faktörü tamamen dışlamamış, fakat ihtiyatlı yorum yapılması gerektiğini belirtmiştir.

Yapısal eşitlik modeli ne gösterdi?

Şekil 14’te çevresel koşullar, psikolojik yapılar ve TSV arasındaki doğrudan ve dolaylı yollar gösterilmektedir. Yeşil çizgiler pozitif, kırmızı çizgiler negatif ilişkileri; çizgi kalınlığı ise ilişkinin büyüklüğünü temsil etmektedir.

Çevresel koşullar yapısını en güçlü biçimde iç hava sıcaklığı (β = 0,90, p < 0,001) ve ortalama ışınım sıcaklığı (β = 0,77, p < 0,001) açıklamıştır. Hava hızının katkısı daha küçük ve negatiftir (β = -0,22, p < 0,01). Çevresel koşullardan TSV’ye giden yol pozitif ve anlamlıdır (β = 0,35, p < 0,001). TSV ölçeğinde daha yüksek değer daha sıcak duyum anlamına geldiğinden, sıcaklık göstergelerindeki artışın daha sıcak algıyla ilişkili olduğu görülmektedir.

Psikolojik yapılardan yalnızca ısıl geçmiş, TSV ile anlamlı doğrudan ilişki göstermiştir (β = -0,34, p < 0,001). Negatif katsayı, yüksek soğuk hassasiyeti puanlarının TSV ölçeğinde daha düşük, yani daha serin duyumlarla ilişkili olduğunu göstermektedir. Duygu (β = -0,05), öz yeterlik (β = 0,12) ve algılanan kontrolün (β = -0,04) doğrudan yolları anlamlı değildir.

Bağlamsal farkındalık ile algılanan kontrol arasında küçük ve negatif bir ilişki bulunmuştur (β = -0,19, p < 0,01). Araştırmacılar, ortam verisini görmenin fakat ortamı değiştirme yetkisine sahip olmamanın öğrencilerin kontrol algısını azaltabileceğini öne sürmektedir. Bu yorum olası bir açıklamadır; mekanizma doğrudan deneysel olarak sınanmamıştır.

Modelin en önemli sınırlılığı uyum değerleridir:

  • χ² = 880,164 ve p < 0,001
  • RMSEA = 0,273
  • SRMR = 0,168
  • CFI = 0,185
  • TLI = -0,012

Bu değerler, önerilen modelin gözlenen ilişkileri yeterli biçimde açıklamadığını göstermektedir. Bu nedenle yol katsayıları doğrulanmış bir kuramsal modelin kesin sonuçları olarak değil, sonraki araştırmalara yön verebilecek keşifsel örüntüler olarak değerlendirilmelidir.

Ek korelasyon ve regresyon analizleri ne söylüyor?

Spearman korelasyonunda ortalama ışınım sıcaklığı ile TSV arasında ρ = 0,35; iç hava sıcaklığı ile TSV arasında ρ = 0,31 bulunmuştur. Her iki ilişki de p < 0,001 düzeyinde anlamlıdır. İç nem, dış sıcaklık, dış nem, hava hızı ve giysi yalıtımı ile TSV arasındaki tek değişkenli sıralı ilişkiler anlamlı değildir.

Sıralı regresyonda ortalama ışınım sıcaklığı anlamlı kalmıştır: β = 0,6, p = 0,009 ve olasılık oranı 1,7’dir. Olasılık oranı çalışmada şu ilişkiyle verilmiştir:

\[ OR = e^{\beta} \]

Burada OR olasılık oranını, β regresyon katsayısını ve e doğal logaritmanın tabanını ifade eder. Modelin kodlama ve diğer değişkenleri sabit tutma koşullarında, ortalama ışınım sıcaklığındaki bir birim artışın daha sıcak TSV kategorisinde bulunma olasılık oranını yaklaşık 1,7 katına çıkardığı bildirilmiştir. Bu değer mutlak olasılığın %70 arttığı şeklinde yorumlanmamalıdır.

Aynı regresyonda iç hava sıcaklığı (p = 0,478), #S2 ile #S1 karşılaştırması (p = 0,331) ve #S3 ile #S1 karşılaştırması (p = 0,374) anlamlı değildir. Böylece senaryo farkındalığının TSV üzerinde bağımsız ve istatistiksel olarak doğrulanmış bir etkisi gösterilememiştir.

PMV ile gerçek duyum arasındaki fark neden oluşmuş olabilir?

Öğrencilerin öznel TSV yanıtlarında kabul edilebilirlik %85 iken PMV hesaplarında %68’dir. Araştırmacılar bu farkı kısmen giysi yalıtımı hesabıyla ilişkilendirmektedir. Biyoklimatik grafiklerde kış giysisi için 1,0 clo varsayılmış; katılımcıların bildirdiği giysilerden hesaplanan PMV girdisi ise ortalama 0,5 ± 0,2 clo olmuştur. Daha düşük giysi yalıtımı, PMV’nin daha serin sonuç üretmesine yol açabilir.

Giysi listelerinden hesaplanan yalıtım değerleri gerçek kumaş, giysi kalıbı, beden duruşu ve katmanların birbirleriyle etkileşimini tam olarak temsil etmeyebilir. Ayrıca sandalye yalıtımı PMV hesabına katılmamıştır. Çalışma bu açıklamaları olası nedenler olarak sunmakta, ölçülen farkın tamamını kanıtlanmış biçimde bunlara bağlamamaktadır.

Çalışmanın uygulama açısından anlamı nedir?

Bulgular, benzer ılıman kış koşullarında iç hava sıcaklığı ile ortalama ışınım sıcaklığının ısıl algı için temel çevresel göstergeler olduğunu düşündürmektedir. Bu nedenle yalnızca havanın sıcaklığını ölçmek yerine pencere, duvar ve diğer yüzeylerin oluşturduğu ışınım koşullarının da izlenmesi gerekebilir.

Isıl geçmişin anlamlı olması, kişiselleştirilmiş konfor modellerinde kullanıcının geçmiş duyum geri bildirimlerinin değerlendirilebileceğini göstermektedir. Araştırmacılar, HVAC kontrol modellerinin kullanıcının önceki sıcaklık değerlendirmelerinden öğrenebileceği bir yaklaşım önermektedir. Ancak araştırmada böyle bir algoritma uygulanmamış, enerji tasarrufu ölçülmemiş ve kişiselleştirilmiş HVAC sisteminin başarısı test edilmemiştir.

Gerçek zamanlı çevre bilgisinin gösterilmesi, öğrencilerin genel TSV düzeyini anlamlı biçimde değiştirmemiştir. Buna karşın daha az nötr tercih ve daha fazla ayarlama talebiyle birlikte görülmüştür. Ortam verisi kullanıcıya sunulacaksa, yalnızca bilgi vermenin değil, kullanıcıya ne ölçüde gerçek kontrol sağlandığının da değerlendirilmesi gerekmektedir.

Çalışmanın desteklediği sonuçlar

  • İç hava sıcaklığı ve ortalama ışınım sıcaklığı, öğrencilerin ısıl duyumuyla pozitif ilişkilidir.
  • Öznel ısıl duyum, PMV modelinin öngördüğünden daha konforlu sonuç vermiştir.
  • Kişinin alışılmış sıcak-soğuk hassasiyetini temsil eden ısıl geçmiş, ısıl algıyla anlamlı ilişki göstermiştir.
  • En yüksek bilgi düzeyindeki grupta daha az nötr yanıt ve daha fazla ortam değişikliği isteği gözlenmiştir.
  • Isıl duyum ile ısıl tercih tamamen aynı yapılar değildir; iki ölçeğin genel tam uyumu %54’tür.

Çalışmanın kanıtlamadığı sonuçlar

  • Gerçek zamanlı sıcaklık bilgisinin öğrencileri kesin olarak daha rahatsız ettiği kanıtlanmamıştır.
  • Farkındalığın ısıl duyum üzerinde nedensel bir etkisi gösterilmemiştir.
  • Duygu durumu, öz yeterlik veya algılanan kontrolün ısıl algıyı değiştirdiği doğrulanmamıştır.
  • Psikolojik verilerin HVAC sistemine eklenmesinin enerji tasarrufu sağlayacağı test edilmemiştir.
  • Bulgular farklı yaş gruplarına, iklimlere, yaz dönemine, konutlara veya ofislere doğrudan genellenemez.
  • Çalışma öğrenme başarısını, sağlık sonucunu veya bilişsel performansı ölçmemiştir.
  • Önerilen yapısal eşitlik modeli, zayıf uyum değerleri nedeniyle doğrulanmış bir öngörü modeli değildir.

Başlıca sınırlılıklar nelerdir?

  • Çalışma hakem değerlendirmesinden geçmemiş bir preprinttir.
  • Önceden örneklem büyüklüğü veya istatistiksel güç hesabı yapılmamıştır.
  • Katılımcılar tek üniversite kampüsünden ve dar bir yaş aralığından seçilmiştir.
  • Araştırma yalnızca Akdeniz iklimindeki kış koşullarını kapsamaktadır.
  • Senaryo grupları rastgele oluşturulmamıştır.
  • Senaryolar arasında bazı fiziksel çevre değişkenleri anlamlı biçimde farklıdır.
  • On odanın yalnızca dördünde sürekli sabit sensör bulunmuştur.
  • Düşük-yüksek psikolojik grup ayrımlarında medyan bölme kullanılması sürekli veride bilgi kaybına neden olabilir.
  • Duygu ölçeğinin üç maddesi anket tasarımındaki ihmal nedeniyle uygulanmamıştır.
  • Öz yeterlik yanıt ölçeği dört ve beş seçenekli olarak çelişkili biçimde raporlanmıştır.
  • Bazı faktörlerin ortak varyansı ve açıkladığı toplam varyans düşüktür.
  • Isıl geçmişin ikinci faktöründe Cronbach alfa -0,1’dir.
  • CFA ve SEM uyum değerleri kabul edilebilir sınırların belirgin biçimde dışındadır.

Çalışmanın Yöntemi ve Bulguları

Teknik yöntem özeti

Yöntem bileşeniUygulama
Araştırma tasarımıKesitsel saha ölçümü, anket araştırması ve keşifsel yapısal eşitlik modellemesi.
Yer ve dönemSophiaTech Kampüsü, Sophia Antipolis, Fransa; 3-12 Mart 2025.
MekânlarDört binada yedi sınıf ve üç amfi; toplam on oda.
Katılımcılar20-23 yaş aralığında öğrenciler; 18 oturumdan 191 geçerli yanıt.
Farkındalık grupları#S1 n = 60, #S2 n = 78, #S3 n = 53.
Fiziksel ölçümlerTin, Tr, RHin, Va, Tout, RHout ve Icl.
Kişisel PMV girdileriGiysi yalıtımı anketten hesaplandı; metabolik hız oturur etkinlik için 1,2 met kabul edildi.
Öznel sonuçlarTSV, HSV, TPV ve HPV; her biri yedi basamaklı ölçek.
Psikolojik yapılarDuygu, ısıya özgü öz yeterlik, algılanan kontrol ve ısıl geçmiş.
YazılımR sürüm 3.6.3.
Grup karşılaştırmalarıKruskal-Wallis, ikili Wilcoxon ve Mann-Whitney U testleri.
İlişki analizleriSpearman korelasyonu ve sıralı regresyon.
Ölçek analiziKeşfedici faktör analizi, KMO, Bartlett testi, faktör yükleri, ortak varyans ve Cronbach alfa.
Birleşik modelDoğrulayıcı faktör analizi ve keşifsel yapısal eşitlik modeli.

Ana sayısal bulgular

BulgularSayısal sonuçBilimsel yorum
Öznel ısıl kabul edilebilirlikTSV genelinde %85Öğrencilerin çoğu kendisini -1 ile +1 aralığında değerlendirmiştir.
PMV kabul edilebilirliğiGenel olarak %68Model, öznel yanıtlara göre daha fazla serinlik ve rahatsızlık öngörmüştür.
Nem duyumu kabul edilebilirliğiHSV genelinde %96Nem, öğrencilerin çoğu tarafından sorun olarak algılanmamıştır.
Isıl tercih kabul edilebilirliğiGenel %78; #S3’te %52Gerçek zamanlı veriyi gören grupta değişiklik talebi daha yüksektir.
TSV-TPV tam uyumuGenel %54Mevcut duyum ile arzu edilen ortam tam olarak aynı yapıyı ölçmemektedir.
İç sıcaklık-TSV korelasyonuρ = 0,31; p < 0,001Daha yüksek iç sıcaklık, daha sıcak duyumla ilişkilidir.
Işınım sıcaklığı-TSV korelasyonuρ = 0,35; p < 0,001Yüzeylerin ışınım etkisi, algıyla hava sıcaklığı kadar önemli görünmektedir.
Işınım sıcaklığı sıralı regresyonuβ = 0,6; p = 0,009; OR = 1,7Diğer model değişkenleri altında daha sıcak TSV kategorisiyle anlamlı ilişki göstermiştir.
Isıl geçmiş grup karşılaştırmasıW = 5573; p < 0,05Yüksek soğuk hassasiyeti bildiren öğrenciler aynı ortamı daha serin algılamıştır.
Çevre koşulları → TSV yoluβ = 0,35; p < 0,001Birleşik çevresel yapı daha sıcak algıyla pozitif ilişkilidir.
Isıl geçmiş → TSV yoluβ = -0,34; p < 0,001Soğuğa hassasiyet arttıkça TSV daha serin kategorilere yönelmektedir.
Farkındalık → algılanan kontrolβ = -0,19; p < 0,01Bilgi artışı, gerçek kontrol olmadan daha düşük kontrol algısıyla birlikte görülmüştür.
SEM model uyumuRMSEA = 0,273; CFI = 0,185; TLI = -0,012Model doğrulayıcı kabul edilemeyecek kadar zayıf uyum göstermiştir.

Genel bulgu, üniversite sınıflarındaki ısıl algının fiziksel sıcaklık göstergeleriyle güçlü biçimde ilişkili olduğunu, ancak kişilerin alışılmış ısıl hassasiyetinin de göz ardı edilemeyeceğini göstermektedir. Buna karşılık duygu, öz yeterlik ve algılanan kontrol için gözlenen grup örüntüleri doğrudan istatistiksel kanıta dönüşmemiştir.

Kaynak ve Yöntem Notu

Çalışmanın tam özgün adı: Rethinking thermal comfort: the hidden role of psychological constructs in higher education buildings on thermal perception

Yazarlar ve sıraları: Keovathana RUN; Erwin FRANQUET

Eş birinci yazar/eş katkı: Çalışmada eş birinci yazarlık veya eş katkı beyanı yer almamaktadır.

Sorumlu yazar: Keovathana Run

Kurumsal bağlantı: Polytech’Lab, Université Côte d’Azur, France

DOI: PDF metninde DOI yazılı değildir. SSRN kaydında 10.2139/ssrn.6868300 olarak listelenmektedir. Bu, hakemli bir dergi makalesinin DOI’si değil, SSRN preprint kaydının DOI’sidir.

Dergi: Hakemli bir dergi yayını bu sürüm üzerinden doğrulanmamıştır.

Yayın platformu: SSRN

Platform sağlayıcısı: Elsevier

Özgün dergi yayınevi: Çalışmanın hakemli bir dergiye ait özgün yayınevi bulunmamaktadır veya bu sürüm üzerinden doğrulanamamıştır.

Yayın yılı: 2026 tarihli preprint sürümü. Saha verileri 3-12 Mart 2025 tarihlerinde toplanmıştır.

Kaynak türü: Preprint; üniversite binalarında gerçekleştirilen kesitsel saha araştırması, anket çalışması ve keşifsel yapısal eşitlik modellemesi.

Hakemlik durumu: Bu çalışma bir preprinttir ve hakem değerlendirmesinden geçmemiştir. Sonuçları, ölçek raporlamasındaki tutarsızlıklar ve zayıf SEM uyumu dâhil olmak üzere belirtilen sınırlılıklar dikkate alınarak okunmalıdır.

Resmî çalışma bağlantısı:SSRN resmî kayıt sayfası

Araştırma verisi: Çalışmada kullanılan araştırma verilerinin Mendeley Data üzerinde paylaşıldığı belirtilmektedir.

Finansman: Çalışma, Avrupa Birliği Horizon Europe Innovative Actions programı kapsamında 101123412 numaralı hibe sözleşmesiyle desteklenen INBUILT projesinin bir parçasıdır.

Bu Türkçe anlatım, yüklenen çalışmanın ana metni, yöntem bölümü, bütün sonuçları, grafik ve tabloları, yapısal eşitlik modeli, ek analizleri ve araştırmacıların belirttiği sınırlılıklar incelenerek hazırlanmıştır. Çalışmada bulunmayan yeni bilimsel sonuç, klinik iddia, saha başarısı veya enerji tasarrufu miktarı eklenmemiştir.

Çalışmanın başlıca sınırlılıkları; tek kampüs ve tek mevsimle sınırlı örneklem, rastgele olmayan gruplar, önceden örneklem hesabı yapılmaması, senaryolar arasındaki fiziksel ortam farklılıkları, öz yeterlik ölçeğinin yanıt sayısındaki raporlama çelişkisi, duygu maddelerinin eksik uygulanması, bazı psikometrik faktörlerin düşük güvenilirliği ve yapısal eşitlik modelinin zayıf uyumudur. Bu nedenle bulgular, kişiselleştirilmiş bina kontrol sistemlerinin kesin başarısı olarak değil, daha güçlü deneysel araştırmalarda sınanması gereken keşifsel kanıtlar olarak değerlendirilmelidir.


Paylaş:

Yorumlar incelendikten sonra yayımlanır.Gönderdiğiniz yorum onay sürecine alınır ve uygun bulunduğunda görünür hâle gelir.

Bir yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir

Your experience on this site will be improved by allowing cookies Cookie Policy