
Doğurganlık oranlarının ekonomik ve toplumsal gelişmenin ilk aşamalarında düşmesi uzun süredir bilinen bir demografik örüntüdür. Buna karşılık etkili bir teori grubu, ülkeler çok yüksek insani gelişme ve toplumsal cinsiyet eşitliği düzeylerine ulaştığında düşüşün tersine dönebileceğini ileri sürmektedir. Bu yaklaşıma göre gelişmenin orta aşamalarında çocuk sahibi olmayı zorlaştıran çalışma yaşamı, aile kurumları ve toplumsal roller; gelişme ve eşitlik daha da ilerlediğinde yeniden uyumlu hâle gelebilir ve doğurganlık artabilir.
Dean Spears, Yu-Chieh Hsu, Diane Coffey, Pedro Conceição, Michael Geruso ve Josefin Pasanen tarafından hazırlanan çalışma, bu geri dönüş öngörüsünü mevcut en güncel geniş ülke verileriyle sınamaktadır. Araştırmacılar 2023 toplam doğurganlık hızlarını 193 ülkenin İnsani Gelişme Endeksi değerleriyle ve UNDP tarafından geliştirilen dört toplumsal cinsiyet göstergesiyle karşılaştırmıştır.
Sonuçlar, yüksek gelişmişlik düzeylerinde doğurganlık düşüşünün genel ve istatistiksel olarak güvenilir bir U dönüşü yaptığına dair kanıt bulunmadığını göstermektedir. İGE ile doğurganlık arasındaki temel doğrusal model güçlü bir negatif ilişki üretmiş ve ülkeler arası değişimin yaklaşık %73’ünü açıklamıştır. Kuadratik, kübik ve yüksek İGE grubuyla sınırlandırılan modeller de gözlenen gelişmişlik aralığında güvenilir bir pozitif eğim göstermemiştir.
Doğrusal modele göre toplam doğurganlık hızı yaklaşık 0,758 İGE düzeyinde 2,1 olarak tahmin edilmektedir. Bu değer, 2023 ülke medyanı olan 0,762’nin hemen altındadır. İGE’si 0,76’nın üzerinde bulunan 98 ülkenin %89’unda toplam doğurganlık hızı 2,1’in altındadır.
Benzer bir örüntü yalnızca kadınlara ait İGE, Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği Endeksi ve Toplumsal Cinsiyete Dayalı Gelişme Endeksi için de görülmüştür. Toplumsal Cinsiyet Sosyal Normlar Endeksi’nde en eşitlikçi uçta ilişki belirgin biçimde düzleşmektedir; fakat güvenilir ve model tercihlerine dayanıklı bir yükseliş ortaya çıkmamaktadır.
Çalışmanın bulguları, gelişme veya toplumsal cinsiyet ilerlemesinin değersiz ya da azaltılması gereken süreçler olduğunu söylememektedir. Sonuç daha sınırlıdır: Günümüzde gözlenen ülkeler arası veriler, gelişmenin ve eşitliğin mevcut en yüksek düzeylerine doğru ilerlemenin tek başına çok düşük doğurganlığı otomatik biçimde tersine çevirdiği iddiasını desteklememektedir.
Araştırmanın temel problemi
Küresel doğurganlık oranları yirminci yüzyılın ortalarından bu yana azalmaktadır. Çalışmanın aktardığı Birleşmiş Milletler verilerine göre dünya nüfusunun yaklaşık üçte ikisi, toplam doğurganlık hızının iki çocuğun altında olduğu ülkelerde yaşamaktadır.
Bu düşüş aynı dönemde yoksulluğun azalması, eğitim süresinin uzaması, sağlık koşullarının iyileşmesi, yaşam beklentisinin yükselmesi ve kadınların ekonomik ve toplumsal konumlarındaki ilerlemeyle birlikte gerçekleşmiştir. Bu nedenle gelişme ile doğurganlık arasında tarihsel olarak negatif bir ilişki gözlenmektedir.
Belirsiz olan konu, bu ilişkinin en yüksek gelişmişlik düzeylerinde nasıl devam edeceğidir. Üç temel olasılık bulunmaktadır:
- Doğurganlık düşük bir düzeyde dengelenebilir.
- Gelişme arttıkça doğurganlık daha da düşebilir.
- Gelişme ve toplumsal cinsiyet eşitliği belirli bir düzeyi aştığında doğurganlık yeniden yükselebilir.
Üçüncü olasılık, literatürde U veya ters J biçimli gelişme-doğurganlık ilişkisi olarak tartışılmaktadır. İlişkinin ilk bölümünde gelişme arttıkça doğurganlık düşmekte; eğrinin sağ tarafında ise gelişmişlik daha da yükseldikçe doğurganlığın yeniden artacağı öngörülmektedir.
2009’daki U biçimli ilişki iddiası
Çalışmanın doğrudan sınadığı önemli araştırmalardan biri Myrskylä, Kohler ve Billari’nin 2009 tarihli çalışmasıdır. Bu çalışma, İnsani Gelişme Endeksi ile toplam doğurganlık hızı arasındaki negatif ilişkinin yaklaşık 0,85 İGE düzeyinden sonra tersine dönmeye başladığını ileri sürmüştür.
Bu hipotez ortaya atıldığında çok yüksek gelişmişlik düzeyine ulaşmış ülke sayısı bugünkünden daha azdı. Dolayısıyla eğrinin sağ ucuna ilişkin tahminler görece sınırlı sayıda gözleme dayanıyordu.
Yeni çalışmanın avantajı, 2023 itibarıyla çok daha fazla ülkenin daha önce olağan dışı sayılan gelişmişlik düzeylerine ulaşmış olmasıdır. UNDP sınıflandırmasında “çok yüksek insani gelişme” eşiği olan 0,8’in üzerinde 74 ülke bulunmaktadır. Ülkelerin dörtte birinden fazlası, önceki araştırmada geri dönüşün beklendiği gelişmişlik bölgesine girmiştir.
Araştırmacılar böylece teorinin ileriye dönük öngörüsünü doğrudan sorgulamaktadır: Ülkeler yüksek gelişmişlik bölgesine ulaştığında doğurganlık gerçekten yükselmiş midir?
Toplumsal cinsiyet eşitliğine dayalı geri dönüş hipotezi
Doğurganlığın yeniden artabileceğine ilişkin ikinci önemli kuramsal yaklaşım, “tamamlanmamış toplumsal cinsiyet devrimi” düşüncesidir.
Bu yaklaşıma göre kadınlar eğitim ve ücretli çalışma alanlarında erkeklerle daha eşit bir konuma gelirken ev içi bakım sorumlulukları ve aile kurumları aynı hızda değişmemiş olabilir. Kadınların eğitim ve kariyer fırsatları genişlerken çocuk bakımı ve ev işleri büyük ölçüde kadınlara bırakılırsa ücretli çalışma ile çocuk sahibi olma arasındaki çatışma büyüyebilir.
Teori, toplumsal cinsiyet eşitliği aile, iş gücü piyasası ve kamu politikalarında daha ileri bir düzeye ulaştığında bu çatışmanın azalabileceğini ve doğurganlığın yeniden yükselebileceğini öngörmektedir.
Yeni çalışma bu kuramsal mekanizmaları doğrudan ölçmemektedir. Bunun yerine geri dönüş hipotezinin gözlenebilir ülke düzeyindeki sonucunu test etmektedir: Toplumsal cinsiyet gelişimi ve eşitliği en yüksek ülkelerde doğurganlık daha yüksek bir eğilime dönmüş müdür?
Veri kapsamı
| Analiz | Ülke sayısı | Veri dönemi |
|---|---|---|
| İnsani Gelişme Endeksi | 193 | 2023 |
| Yalnızca kadınlara ait İGE | 184 | 2023 |
| Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği Endeksi | 172 | 2023 |
| Toplumsal Cinsiyete Dayalı Gelişme Endeksi | 184 | 2023 |
| Toplumsal Cinsiyet Sosyal Normlar Endeksi | 80 | Her ülke için mevcut en güncel yıl |
| Human Fertility Database sağlamlık analizi | 22 | Her ülke için mevcut en güncel yakın yıl |
Ana doğurganlık verisi, Birleşmiş Milletler Dünya Nüfus Beklentileri 2024 revizyonundaki 2023 toplam doğurganlık hızı tahminleridir. İnsan gelişimi ve toplumsal cinsiyet göstergeleri UNDP Human Development Report Office verilerinden alınmıştır.
Toplam doğurganlık hızı neyi ölçüyor?
Toplam doğurganlık hızı veya TDH, belirli bir yıldaki yaşa özgü doğum oranlarının varsayımsal bir kadın kuşağı boyunca devam ettiği kabul edilirse bir kadının ortalama kaç çocuk sahibi olacağını gösteren dönemsel bir ölçüdür.
Bu değer gerçek bir kadın kuşağının yaşamı boyunca tamamladığı doğum sayısı değildir. 2023 TDH’si, farklı yaşlardaki kadınların 2023 yılında gözlenen doğum hızlarını tek bir sentetik kuşakta birleştirir.
Çalışma 2,1 değerini nüfusun kendini yenileme düzeyinin yaklaşık göstergesi olarak kullanmaktadır. Yazarlar bunun bir sadeleştirme olduğunu; gerçek yenilenme düzeyinin erken yaş ölümleri ve doğumdaki cinsiyet oranı gibi koşullara göre değiştiğini özellikle belirtmektedir.
İnsani Gelişme Endeksi nasıl oluşturuluyor?
İnsani Gelişme Endeksi 0 ile 1 arasında değişen ve üç ana yaşam boyutunu birleştiren bir göstergedir:
- Uzun ve sağlıklı yaşam: Doğuşta yaşam beklentisiyle ölçülmektedir.
- Bilgi: Ortalama eğitim süresi ve beklenen eğitim süresiyle ölçülmektedir.
- İnsana yakışır yaşam standardı: Satın alma gücü paritesine göre kişi başına gayrisafi millî gelirle ölçülmektedir.
Üç alt endeks 0 ile 1 arasına ölçeklendirilmekte ve geometrik ortalamaları alınmaktadır:
\[ HDI_i = \left( I_{health,i} \times I_{education,i} \times I_{income,i} \right)^{1/3} \]
Burada \(I_{health}\) sağlık, \(I_{education}\) eğitim ve \(I_{income}\) gelir alt endeksidir. Endeksin fiziksel birimi yoktur.
Çalışma, İGE hesaplama yönteminin 2009’daki önceki araştırmadan bu yana değiştiğini de vurgulamaktadır. Eğitim göstergeleri, gelir bileşeni ve alt göstergelerin birleştirilme yöntemi yenilenmiştir. Bu nedenle eski ve yeni veri serilerindeki aynı sayısal İGE değerleri bütünüyle eşdeğer değildir.
Şekil 1: İGE yükseldikçe doğurganlık düşüyor
Şekil 1’in ilk panelinde 193 ülkenin 2023 İGE değeri yatay eksende, toplam doğurganlık hızının doğal logaritması dikey eksende gösterilmektedir. Her mavi nokta bir ülkeyi temsil etmektedir.
Grafiğin temel görsel örüntüsü açık biçimde aşağı yönlüdür. Düşük İGE değerlerinde dört, beş veya altı çocuğa yaklaşan doğurganlık oranları görülürken yüksek İGE grubundaki ülkelerin büyük bölümü bir ile iki çocuk arasında toplanmaktadır.
| Model | R² | Temel değerlendirme |
|---|---|---|
| Doğrusal | 0,733 | Güçlü negatif ilişki |
| Kuadratik | 0,734 | Doğrusal modele göre anlamlı iyileşme yok; p = 0,271 |
| Kübik | 0,741 | Uyum sınırlı ölçüde iyileşiyor; gözlenen aralıkta eğim pozitifleşmiyor |
| Yalnız İGE > 0,85 | 0,072 | Eğim yine negatif |
Doğrusal modelin İGE katsayısı −2,678’dir ve sağlam standart hatası 0,103’tür. Katsayı, İGE’deki bir tam puanlık değişime karşılık gelmektedir; İGE 0 ile 1 arasında olduğundan daha gerçekçi küçük değişimler için logaritmik sonuç ölçeğinde yorumlanmalıdır.
Örneğin İGE’nin 0,10 yükselmesi doğrusal modelde yaklaşık olarak:
\[ \Delta \ln(TFR) = -2{,}678 \times 0{,}10 = -0{,}2678 \]
değişimine karşılık gelir. Logaritmik dönüşüm nedeniyle bunun oran karşılığı yaklaşık:
\[ e^{-0{,}2678}-1 \approx -0{,}235 \]
yani ülkeler arası tahmini ilişkide yaklaşık %23,5 daha düşük TDH’dir. Bu hesap nedensel bir etki değildir; yalnızca doğrusal kesitsel modelin matematiksel yorumudur.
Neden doğal logaritma kullanıldı?
Araştırmacılar bağımlı değişken olarak doğrudan TDH yerine doğal logaritmasını kullanmıştır:
\[ Y_i = \ln(TFR_i) \]
Ek analizde uygulanan Box-Cox testi dönüşüm parametresini yaklaşık \(\hat{\theta}=0{,}07\) olarak tahmin etmiş ve %95 güven aralığını −0,15 ile 0,29 arasında bulmuştur. Bu aralık sıfırı içermekte, fakat bire karşılık gelen dönüşümsüz modeli kapsamamaktadır.
Bu nedenle doğal logaritma, verinin istatistiksel yapısına doğrudan TDH düzeylerinden daha uygun kabul edilmiştir. Araştırmacılar yine de TDH’nin dönüştürülmediği modeli ayrıca sınamış ve temel geri dönüş yokluğu sonucunun değişmediğini bildirmiştir.
Doğrusal, kuadratik ve kübik modeller
Doğrusal model:
\[ \ln(TFR_i) = \beta_0 + \beta_1 HDI_i + \varepsilon_i \]
Bu modelde eğim bütün İGE düzeylerinde sabittir:
\[ \frac{\partial \ln(TFR_i)}{\partial HDI_i} = \beta_1 \]
Kuadratik model:
\[ \ln(TFR_i) = \beta_0 + \beta_1 HDI_i + \beta_2 HDI_i^2 + \varepsilon_i \]
Kuadratik modelin eğimi:
\[ \frac{\partial \ln(TFR_i)}{\partial HDI_i} = \beta_1 + 2\beta_2 HDI_i \]
şeklindedir. \(\beta_2\) yeterince büyük ve pozitifse negatif ilişki yüksek İGE’de pozitife dönebilir. Fakat kuadratik terim doğrusal modele göre uyumu anlamlı biçimde geliştirmemiştir.
Kübik model:
\[ \ln(TFR_i) = \beta_0 + \beta_1 HDI_i + \beta_2 HDI_i^2 + \beta_3 HDI_i^3 + \varepsilon_i \]
Kübik eğim:
\[ \frac{\partial \ln(TFR_i)}{\partial HDI_i} = \beta_1 + 2\beta_2 HDI_i + 3\beta_3 HDI_i^2 \]
olarak hesaplanır. Model daha karmaşık eğrilere izin vermesine rağmen Şekil 1’in ikinci panelinde gözlenen bütün İGE aralığı boyunca türevin sıfırın altında kaldığı gösterilmektedir.
Yüksek gelişmişlik grubunun ayrı analizi
Bir model bütün ülkelere uygulandığında yüksek İGE ucundaki eğim, düşük ve orta İGE’deki çok sayıda ülkeden etkilenebilir. Araştırmacılar bu itirazı karşılamak için yalnızca yüksek gelişmişlik ülkelerine doğrusal modeller uygulamıştır.
Ana yüksek gelişmişlik sınırı, önceki U dönüşü çalışmasıyla karşılaştırılabilirlik amacıyla İGE > 0,85 olarak seçilmiştir. Bu grupta 53 ülke vardır. Tahmin edilen katsayı −1,827, sağlam standart hata 0,802’dir ve eğim istatistiksel olarak negatiftir.
Ek analizlerde 0,80, 0,85 ve 0,90 gibi farklı eşikler kullanılmıştır. Şekil A2’de bu yüksek gelişmişlik alt örneklemlerinin hiçbirinde güvenilir bir pozitif ilişki görülmemektedir.
Çok yüksek İGE ülkelerindeki somut örnekler
Çalışma, yüksek gelişmişlik bölgesindeki ülke dağılımını somut örneklerle açıklamaktadır:
- İsrail’in 2023 İGE değeri 0,919, toplam doğurganlık hızı 2,8’dir.
- İsrail’den biraz daha yüksek İGE’ye sahip Fransa’da TDH 1,64’tür.
- Lüksemburg’da TDH 1,40’tır.
- Malta’da TDH 1,10’dur.
- Japonya’da TDH 1,21’dir.
İGE’si 0,92 veya daha yüksek 26 ülkede ortalama TDH 1,37’dir ve en yüksek değer 1,67’dir. İsrail 0,919 değeriyle bu eşiğin hemen altında kaldığı için bu 26 ülkelik hesaplamaya dâhil değildir.
Güney Kore ve Amerika Birleşik Devletleri yaklaşık 0,94 ile birbirine çok yakın İGE değerlerine sahiptir. Buna karşılık Kore’nin 0,72 olan TDH’si ABD değerinin yarısından azdır. Bu farklılık, gelişmişlik seviyesinin doğurganlıktaki bütün ülke farklarını açıklamadığını; fakat yüksek gelişmişliğin sistematik bir geri dönüş üretmediğini göstermektedir.
İGE’de yenilenme düzeyi eşiği
Doğrusal model, TDH’nin 2,1’e eşit olduğu İGE düzeyini yaklaşık 0,758 olarak tahmin etmektedir. %95 güven aralığı 0,745 ile 0,771 arasındadır.
\[ \widehat{HDI}_{TFR=2.1} = 0{,}758 \]
2023 ülke medyanı 0,762’dir. Böylece model, medyan ülkenin biraz üzerinde gelişmişliğe sahip ülkelerde TDH’nin genel olarak yenilenme düzeyinin altında olacağını tahmin etmektedir.
İGE’si 0,76’nın üzerinde 98 ülke bulunmaktadır:
- Bu ülkelerin %89’unda TDH 2,1’in altındadır.
- Dörtte üçünde TDH 1,73’ün altındadır.
- Çin’in İGE değeri 0,797, Brezilya’nın 0,786’dır.
- Sri Lanka, Ekvador, Paraguay ve Vietnam gibi ülkeler yaklaşık 0,76 çevresinde ve yenilenme düzeyine yakın ya da onun altında doğurganlığa sahiptir.
Bu sonuç, düşük doğurganlığın yalnızca geleneksel olarak “zengin Batı ülkeleri” olarak sınıflandırılan küçük bir ülke grubuyla sınırlı olmadığını göstermektedir.
İGE bileşenleri açısından 0,76 ne anlama geliyor?
Şekil 1’in üçüncü paneli, İGE’nin sağlık, eğitim ve gelir bileşenlerinin dünya dağılımını göstermektedir. Üç bileşenin endekse yaklaşık eşit katkı yaptığı varsayıldığında 0,76 düzeyi kabaca şu koşullarla ilişkilendirilmektedir:
- Yaklaşık 69 yıllık yaşam beklentisi;
- Ortalama 11,4 yıllık eğitim;
- 14 yıldan az beklenen eğitim süresi;
- Satın alma gücü paritesine göre 16.000 doların altında kişi başına millî gelir.
Lübnan, Paraguay ve Vietnam birbirine yakın toplam İGE değerlerine sahip olmasına rağmen sağlık, eğitim ve gelir bileşenlerinin birleşimleri farklıdır. Bu durum aynı toplam endeks değerinin farklı kalkınma yollarından oluşabileceğini göstermektedir.
Toplumsal cinsiyet göstergeleri
Yalnızca kadınlara ait İGE
Standart İGE yöntemi yalnızca kadınlara ait yaşam beklentisi, eğitim ve kazanılmış gelir verilerine uygulanmaktadır. Böylece kadınların mutlak insani gelişme düzeyi ölçülmektedir.
Toplumsal Cinsiyete Dayalı Gelişme Endeksi – GDI
GDI, kadınlara ait İGE’nin erkeklere ait İGE’ye oranıdır:
\[ GDI_i = \frac{HDI_{female,i}}{HDI_{male,i}} \]
Değerin bire yakın olması kadın ve erkek gelişme sonuçlarının birbirine yakın olduğunu gösterir. Birin üzerindeki değerler, ölçülen bileşenlerde kadınların erkeklerden daha yüksek bir konumda bulunduğu eşitsizliği ifade eder.
Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği Endeksi – GII
GII; üreme sağlığı, eğitim ve siyasal güçlenme ile iş gücüne katılım alanlarındaki kadın-erkek eşitsizliğinin neden olduğu insani gelişme kaybını ölçmektedir. Daha yüksek GII daha fazla eşitsizlik anlamına gelir.
Grafikte gelişmenin soldan sağa doğru ilerlemesi için yatay eksende \(1-GII\) kullanılmıştır:
\[ GII^{improvement}_i = 1-GII_i \]
Toplumsal Cinsiyet Sosyal Normlar Endeksi – GSNI
GSNI, Dünya Değerler Araştırması yanıtlarından yararlanarak kadınlara ilişkin siyasal, eğitimsel, ekonomik ve fiziksel bütünlük alanlarındaki önyargıları ölçmektedir. Yüksek değer daha fazla önyargı anlamına gelir.
Grafikte daha eşitlikçi değerlerin sağda görünmesi için \(1-GSNI\) kullanılmıştır:
\[ GSNI^{improvement}_i = 1-GSNI_i \]
GSNI, diğer göstergelerden farklı olarak yalnızca gözlenen eğitim, gelir veya sağlık sonuçlarını değil, insanların kadın hakları ve toplumsal roller hakkındaki tutumlarını ölçmektedir.
Şekil 2: Kadınların gelişimi arttıkça genel örüntü yine aşağı yönlü
| Gösterge | Ülke sayısı | Doğrusal model R² | Temel örüntü |
|---|---|---|---|
| Yalnızca kadınlara ait İGE | 184 | 0,726 | Güçlü negatif ilişki |
| 1 − GII | 172 | 0,711 | Güçlü negatif ilişki |
| GDI | 184 | 0,344 | Daha dağınık, fakat negatif ilişki |
| 1 − GSNI | 80 | 0,227 | Genel olarak negatif; eşitlikçi uçta düzleşme |
Yalnızca kadınlara ait İGE’nin doğrusal katsayısı −2,451, sağlam standart hatası 0,108’dir. İlişki, standart İGE ile elde edilene çok yakındır.
\(1-GII\) değişkeninin doğrusal katsayısı −1,990, sağlam standart hatası 0,091’dir. Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin azaldığı ülkelerde toplam doğurganlık hızının kesitsel olarak daha düşük olduğu görülmektedir.
GDI katsayısı −3,871’dir; ancak modelin açıklayıcılığı diğer iki gelişme göstergesine göre daha düşüktür. Bunun nedeni GDI’nin kadınların mutlak gelişmişliğinden ziyade kadın ve erkek sonuçları arasındaki oranı ölçmesidir. Düşük gelişmişlikte iki cinsiyetin de benzer sonuçlara sahip olduğu bir ülke, yüksek gelişmişlikteki bir ülkeden daha eşit bir GDI değeri alabilir.
Toplumsal cinsiyet göstergeleri yalnızca İGE’nin tekrarı mı?
Yalnızca kadınlara ait İGE ile genel İGE arasındaki korelasyon 0,989’dur. Bu nedenle iki göstergenin ülke sıralamalarının büyük ölçüde benzemesi beklenmektedir.
Buna karşılık GII ile İGE arasındaki korelasyon −0,918, GDI ile İGE arasındaki korelasyon 0,633’tür. En yüksek İGE ülkeleri ile en yüksek GDI veya GII performansına sahip ülkeler tam olarak aynı değildir.
Örneğin en yüksek İGE’ye sahip 38 ülkenin yalnızca beşi en yüksek 38 GDI ülkesi arasındadır. Bu nedenle GDI ve GII analizleri, standart İGE grafiğinin bütünüyle aynı ülke sıralamasını tekrar etmemektedir.
Bununla birlikte ortak regresyon modellerinde standart İGE kontrol edildiğinde yalnızca kadınlara ait İGE ve GDI’nin bağımsız katsayıları istatistiksel anlamlılığını kaybetmektedir. Bu sonuç, bu göstergelerin doğurganlıkla ilişkisinin önemli bölümünün genel insani gelişmeyle ortaklaştığını göstermektedir.
GSNI neden farklı bir örüntü gösteriyor?
GSNI grafiği diğer göstergelerde görülen yaklaşık log-doğrusal düşüşten ayrılmaktadır. Daha fazla toplumsal cinsiyet önyargısına sahip ülkelerde eşitlik arttıkça doğurganlık belirgin biçimde düşmektedir. En az önyargılı ülkeler grubunda ise eğri düzleşmektedir.
En gelişmiş GSNI alt örnekleminde doğrusal katsayı 0,128 ve standart hata 0,127’dir. Bu tahmin küçük pozitif bir noktaya karşılık gelse de istatistiksel olarak sıfırdan ayrı değildir.
Şekil A4’te farklı seçimler yapılmıştır:
- GSNI < 0,77 olan ülkeler;
- En düşük önyargıya sahip beş ülke;
- En düşük önyargıya sahip on ülke;
- En düşük önyargıya sahip on beş ülke;
- Farklı derecelerde polinom modelleri.
Kullanılan eşik ve model türüne göre eğim pozitif, negatif veya sıfıra yakın olabilmektedir. Ana tercih olan kübik modelde en iyi gözlenen GSNI düzeyindeki eğim −1,3; %95 güven aralığı −5,0 ile 2,4 arasındadır.
Bu nedenle GSNI bulgusu “eşitlik arttıkça doğurganlık kesin olarak düşmeye devam eder” biçiminde okunmamalıdır. Daha doğru sonuç, en eşitlikçi uçta ilişkinin düzleşebildiği fakat istatistiksel olarak güvenilir bir yükselişin henüz görülmediğidir.
GII’deki görünür kübik geri dönüş neden kabul edilmedi?
GII’nin bir kübik modelinde çok düşük eşitsizlik bölgesinde pozitif eğim oluşabilmektedir. Ancak çalışma bu sonucu Yemen’in olağan dışı yüksek eşitsizlik değerinin modele güçlü etkisine bağlamaktadır.
Yemen çıkarıldığında kübik terimin modele katkısı ortadan kalkmakta ve istatistiksel anlamlılık kaybolmaktadır. Bu nedenle araştırmacılar sonucu yüksek eşitlik seviyelerinde sağlam bir doğurganlık geri dönüşü olarak değerlendirmemiştir.
GDI değerlerinin birde sınırlandırılması
GDI değerleri birin üzerine çıktığında kadınların ölçülen gelişme bileşenlerinde erkeklerden daha iyi durumda olduğu bir eşitsizlik oluşmaktadır. Çalışma, bu değerlerin sonuçları yapay biçimde etkilemesi olasılığına karşı bütün birin üzerindeki GDI değerlerini bire eşitleyen ek bir analiz gerçekleştirmiştir.
Üstten sınırlandırılmış GDI’nin 0,980 üzerindeki ülkelerinde doğrusal eğimin t değeri 0,43, %95 güven aralığı −6,6 ile 10,1 arasındadır. Böylece bu alternatif tanımda da güvenilir pozitif bir ilişki bulunmamaktadır.
Human Fertility Database sağlamlık kontrolü
Ana analiz Birleşmiş Milletler Dünya Nüfus Beklentileri doğurganlık tahminlerine dayanmaktadır. Araştırmacılar veri kaynağı tercihini sınamak için Human Fertility Database’de güncel doğurganlık verisi bulunan 22 ülkeyle ek bir model kurmuştur.
Bu ülkeler ağırlıklı olarak yüksek İGE grubunda olduğu için analiz doğrudan geri dönüş beklenen aralığa odaklanmaktadır. Tahmin edilen eğimin t değeri −0,19’dur.
Sonuç pozitif bir yükseliş göstermemektedir; ancak güven aralığı geniştir ve 22 ülkenin İGE değerleri birbirine yakındır. Dolayısıyla bu analiz güçlü bir negatif eğim kanıtından çok, alternatif veri kaynağında da belirgin bir yukarı dönüş görülmediğini göstermektedir.
Çalışmanın nüfus projeksiyonları açısından anlamı
Birleşmiş Milletler ve çeşitli ulusal veya uluslararası nüfus projeksiyonlarının merkezî senaryolarında, günümüzde çok düşük doğurganlığa sahip ülkelerin ilerleyen yıllarda daha yüksek bir uzun dönem düzeyine yaklaşacağı varsayılabilmektedir.
Çalışma bu projeksiyonların mutlaka yanlış olduğunu göstermemektedir. Gelecekte doğurganlık gerçekten yükselebilir. Araştırmacıların savı, böyle bir yükselişin bugün belgelenen gelişme-doğurganlık ilişkisinin otomatik devamı olmayacağıdır.
Başka bir ifadeyle gelecekteki geri dönüş:
- Mevcut kesitsel ilişkiyi yukarı kaydıran yeni politikalar;
- Aile, bakım ve çalışma kurumlarında henüz gözlenmeyen değişimler;
- Toplumsal normlarda daha kapsamlı dönüşümler;
- Doğurganlığın belirleyicilerinde yeni bir tarihsel kırılma
gerektirebilir. Çalışma bu mekanizmalardan hangisinin etkili olacağını test etmemektedir.
İnsan gelişimi ile doğurganlık arasında nedensellik kurulabilir mi?
Hayır. Çalışma ülkeler arasındaki eş zamanlı istatistiksel ilişkiyi açıklamaktadır. Yüksek İGE’nin doğurganlığı düşürdüğünü nedensel olarak kanıtlamamaktadır.
İGE ile doğurganlık arasındaki ilişkiyi aynı anda etkileyebilecek unsurlar arasında şunlar bulunabilir:
- Kentleşme;
- Çocuk yetiştirme ve barınma maliyetleri;
- Doğum yaşının ertelenmesi;
- Doğum kontrol yöntemlerine erişim;
- Eğitim ve istihdam yapısı;
- Aile ve çocuk bakım politikaları;
- İş güvencesi ve çalışma saatleri;
- Evlilik ve eşleşme örüntüleri;
- Göç;
- Kültürel ve dinî normlar.
Bu unsurların hiçbiri ana regresyonda ayrı nedensel değişkenler olarak modellenmemiştir.
Ülke düzeyindeki sonuç bireyler hakkında ne söylemez?
Bir ülkede kadınların eğitim, gelir ve yaşam beklentisi daha yüksekken toplam doğurganlık hızının düşük olması, aynı ülke içinde daha eğitimli veya daha eşit koşullardaki her kadının daha az çocuk sahibi olduğu anlamına gelmez.
Ülke düzeyindeki ilişki ile birey düzeyindeki ilişki farklı olabilir. Çalışmanın analiz birimi ülkedir ve her ülke grafikte tek bir gözlem oluşturur.
Dönem doğurganlığı ile yaşam boyu doğurganlık arasındaki fark
TDH belirli bir takvim yılındaki doğum hızlarına dayanır. İnsanların çocuk sahibi olma yaşını ertelemesi, o yılın dönem TDH’sini etkileyebilir. Çalışma tamamlanmış kuşak doğurganlığını doğrudan modellememektedir.
Bu nedenle bulgular “2023’te gözlenen dönem doğurganlığı” hakkında güçlüdür; bugün genç olan kuşakların yaşamları tamamlandığında kesin olarak kaç çocuk sahibi olacağını belirlemez.
Çalışmanın güçlü yönleri
- Güncel 2023 verileriyle 193 ülkeyi kapsaması;
- Önceki U biçimli ilişkinin öngördüğü yüksek gelişmişlik bölgesinde artık çok daha fazla gözlem bulunması;
- Doğrusal, kuadratik, kübik ve yüksek değerlerle sınırlandırılmış modelleri karşılaştırması;
- Yüksek İGE için farklı 0,80, 0,85 ve 0,90 eşiklerini sınaması;
- UNDP’nin geliştirdiği bütün temel toplumsal cinsiyet göstergelerini incelemesi;
- Toplumsal normları ölçen GSNI’yi doğurganlık literatürüne dâhil etmesi;
- Logaritmik dönüşüm tercihini Box-Cox testleriyle değerlendirmesi;
- Dönüştürülmemiş TDH ile ek analiz sunması;
- GDI değerlerini birde sınırlandıran sağlamlık kontrolü yapması;
- Human Fertility Database ile alternatif doğurganlık verisini sınaması;
- Eğimlerin yalnızca regresyon katsayılarıyla değil, gelişmişliğin bütün aralığında türev grafikleriyle gösterilmesi.
Çalışmanın sınırlılıkları
- Çalışma ön ve hakem değerlendirmesi doğrulanmamış bir çalışma taslağıdır.
- Ana analiz tek bir yılın kesitsel ülke verilerine dayanmaktadır.
- Ülkelerin zaman içindeki gelişme ve doğurganlık değişimleri izlenmemiştir.
- Ülke düzeyindeki ilişki birey düzeyindeki kararları açıklamaz.
- Analiz nedensel etki tahmin etmemektedir.
- Dönem toplam doğurganlık hızı tamamlanmış yaşam boyu doğurganlık değildir.
- İGE yöntemi zaman içinde değiştiği için eski çalışmalarla sayısal değerlerin doğrudan karşılaştırılması sınırlıdır.
- Yalnızca kadınlara ait İGE, genel İGE ile çok yüksek korelasyona sahiptir.
- GDI ve GII aile içindeki bakım paylaşımını veya iş-aile uyumunu doğrudan ölçmemektedir.
- GSNI yalnızca 80 ülkeyi kapsamakta ve ülkelerin veri yılları tamamen aynı değildir.
- GSNI’nin en eşitlikçi ucundaki tahminler küçük ülke alt gruplarına bağlı ve hassastır.
- Human Fertility Database kontrolü yalnızca 22 ülkeye dayanmaktadır.
- İsrail gibi yüksek doğurganlığa sahip tekil yüksek gelişmişlik ülkeleri, genel eğilimin neden ülkeler arasında farklılaştığını açıklamamaktadır.
- Regresyonlar aile politikası, çocuk bakım maliyeti, çalışma koşulları veya konut piyasası gibi mekanizmaları ayırmamaktadır.
- Nüfus projeksiyonlarının gelecekteki geri dönüş varsayımları doğrudan tahmin veya geriye dönük projeksiyon testiyle değerlendirilmemiştir.
- Şekil 2’nin panel adları açıklama metninde ters yazılmıştır.
- Şekil 1’in üçüncü panel açıklamasında kesişme noktasının panel numarası yanlış belirtilmiştir.
Çalışma ne söylüyor?
- 2023 ülkeler arası verilerinde İGE ile toplam doğurganlık hızı arasında güçlü negatif ilişki vardır.
- İlişki gözlenen en yüksek İGE düzeylerinde güvenilir bir pozitif eğime dönüşmemektedir.
- Yenilenme düzeyinin altındaki doğurganlık, orta-yüksek gelişmişlikteki çok sayıda ülkede yaygınlaşmıştır.
- Yalnızca kadınlara ait İGE, GII ve GDI de yüksek düzeylerde güvenilir bir doğurganlık geri dönüşü göstermemektedir.
- GSNI’nin en düşük önyargı bölgesinde ilişki düzleşebilir; fakat güvenilir pozitif dönüş kanıtı yoktur.
- Gelecekte bir doğurganlık artışı gerçekleşirse bu artış, mevcut kesitsel gelişme örüntüsünün otomatik devamı olmayacaktır.
Çalışma ne söylemiyor?
- İnsani gelişmenin doğurganlığı nedensel olarak düşürdüğünü kanıtlamamaktadır.
- Toplumsal cinsiyet eşitliğinin çocuk sahibi olmayı doğrudan engellediğini göstermemektedir.
- Gelişme veya eşitlik politikalarının durdurulmasını ya da tersine çevrilmesini önermemektedir.
- Bütün yüksek gelişmişlik ülkelerinde doğurganlığın aynı olduğunu söylememektedir.
- İsrail gibi yüksek doğurganlıklı yüksek gelişmişlik örneklerinin nedenini açıklamamaktadır.
- Doğurganlığın gelecekte hiçbir koşulda yükselemeyeceğini öngörmemektedir.
- Çocuk bakım, konut, gelir desteği veya çalışma politikalarının etkisiz olduğunu test etmemektedir.
- İnsanların istedikleri çocuk sayısını veya gerçekleşmeyen doğurganlık tercihlerini ölçmemektedir.
- Düşük doğurganlığın ekonomik, çevresel veya toplumsal sonuçlarının olumlu ya da olumsuz olduğunu değerlendirmemektedir.
Geçmiş, bugün ve gelecek açısından önemi
Geçmişte yüksek gelişmişlikte doğurganlığın geri döneceği düşüncesi, eğrinin sağ ucunda az sayıda ülkenin bulunduğu verilerden türetilmişti. Yeni çalışma, önceki hipotezin öngördüğü gelişmişlik düzeyine artık çok daha fazla ülke ulaşmışken aynı dönüşün görünmediğini göstermektedir.
Bugün düşük doğurganlık, yalnızca en zengin Avrupa ve Doğu Asya ülkelerinin sorunu değildir. İGE’si dünya medyanı çevresinde bulunan çok sayıda ülke de yenilenme düzeyinin altına inmiştir. Bu durum düşük doğurganlık araştırmalarının daha geniş bir ülke kümesini kapsaması gerektiğini göstermektedir.
Gelecek açısından çalışma, nüfus projeksiyonlarında kullanılan doğurganlık geri dönüşü varsayımlarının dikkatle değerlendirilmesini gerektirmektedir. Doğurganlık ileride yükselebilir; fakat mevcut veri, daha yüksek İGE veya daha yüksek toplumsal cinsiyet eşitliğinin tek başına bunu sağlayacağını göstermemektedir.
Gelecekteki araştırmalar ülkelerin zaman içindeki değişimini, aile politikalarını, ev içi iş bölümünü, bakım altyapısını, doğumların ertelenmesini, konut ve çalışma koşullarını birlikte incelemelidir. Özellikle GSNI’de gözlenen düzleşmenin gerçek bir kurumsal eşik mi, ölçüm sınırlılığı mı veya küçük örneklem belirsizliği mi olduğu yeni verilerle sınanmalıdır.
Çalışmanın Yöntemi ve Bulguları
Teknik araştırma özeti
| Yöntem bileşeni | Çalışmadaki uygulama |
|---|---|
| Araştırma türü | Ülke düzeyinde kesitsel ve betimleyici regresyon analizi |
| Ana analiz yılı | 2023 |
| Ana ülke sayısı | 193 |
| Bağımlı değişken | 2023 toplam doğurganlık hızının doğal logaritması |
| Ana bağımsız değişken | 2023 İnsani Gelişme Endeksi |
| Toplumsal cinsiyet göstergeleri | Kadın İGE, GII, GDI ve GSNI |
| Temel modeller | Doğrusal, kuadratik ve kübik OLS |
| Alt örneklem modelleri | Yalnız yüksek gelişmişlik veya düşük önyargı değerleri |
| Standart hatalar | Değişen varyansa dayanıklı |
| Model karşılaştırması | İç içe geçmiş modeller için Wald/F testleri |
| Dönüşüm seçimi | Box-Cox testi |
| Ana doğurganlık kaynağı | UN World Population Prospects 2024 revizyonu |
| Alternatif doğurganlık kaynağı | Human Fertility Database |
| Nedensel çıkarım | Yapılmamaktadır |
Ana İGE regresyon sonuçları
| Model | İGE | İGE² | İGE³ | N | R² |
|---|---|---|---|---|---|
| Doğrusal | −2,678*** | – | – | 193 | 0,733 |
| Kuadratik | −3,851*** | 0,826 | – | 193 | 0,734 |
| Kübik | 11,41 | −21,68* | 10,70* | 193 | 0,741 |
| İGE > 0,85 doğrusal | −1,827* | – | – | 53 | 0,072 |
*** p < 0,001; * p < 0,05. Kuadratik modelin doğrusal modele göre ek uyum testi p = 0,271’dir. Tablo A1’de kübik terimin kuadratik modele ek katkısına ilişkin p değeri 0,0228’dir; ana şekil ise kübik modelin doğrusal modele göre ortak iyileşme testini ayrı biçimde raporlamaktadır.
Toplumsal cinsiyet göstergelerinin doğrusal sonuçları
| Gösterge | Katsayı | Sağlam standart hata | N | R² |
|---|---|---|---|---|
| Kadın İGE | −2,451*** | 0,108 | 184 | 0,726 |
| 1 − GII | −1,990*** | 0,091 | 172 | 0,711 |
| GDI | −3,871*** | 0,862 | 184 | 0,344 |
| 1 − GSNI | −0,931*** | 0,162 | 80 | 0,227 |
En yüksek gelişmişlik veya eşitlik alt örneklemleri
| Alt örneklem | Katsayı | Standart hata | N | Sonuç |
|---|---|---|---|---|
| İGE > 0,85 | −1,827* | 0,802 | 53 | Negatif eğim |
| Kadın İGE > 0,85 | −1,369 | 0,910 | 49 | Pozitif geri dönüş yok |
| En iyi GII grubu | −1,420** | 0,508 | 52 | Negatif eğim |
| En yüksek GDI grubu | −1,535 | 2,223 | 71 | Hassas olmayan negatif tahmin |
| En düşük önyargılı GSNI grubu | 0,128 | 0,127 | 17 | Sıfırdan anlamlı biçimde farklı değil |
Şekillerin teknik işlevi
| Şekil | Gösterdiği içerik |
|---|---|
| Şekil 1 | 193 ülkede İGE–TDH ilişkisi, model eğimleri ve İGE bileşenlerinin dağılımı |
| Şekil 2 | Kadın İGE, GII, GDI ve GSNI ile TDH ilişkileri ve gelişmişlik boyunca model eğimleri |
| Şekil A1 | TDH’nin logaritma yerine düzey olarak kullanıldığı sağlamlık analizi |
| Şekil A2 | İGE, kadın İGE, GII ve GDI’nin yalnız yüksek gelişmişlik bölümleri |
| Şekil A3 | Birden büyük GDI değerlerinin bire eşitlendiği analiz |
| Şekil A4 | En düşük önyargılı GSNI ülkelerinde farklı eşik ve polinom seçimleri |
| Şekil A5 | Human Fertility Database kullanılarak 22 ülkelik sağlamlık kontrolü |
Şekil 1’in görsel okuması
İlk panelde ülke noktaları düşük İGE ve yüksek doğurganlık bölgesinden yüksek İGE ve düşük doğurganlık bölgesine uzanan belirgin bir diyagonal küme oluşturmaktadır. Doğrusal, kuadratik ve kübik tahmin çizgileri birbirine yakındır.
İkinci panel, her modelin marjinal eğimini sıfır çizgisine göre göstermektedir. Bütün tahminler gözlenen İGE aralığında sıfırın altında kalmaktadır. Üçüncü panel ise yenilenme düzeyi kesişimine yakın ülkelerin aynı toplam İGE’ye farklı sağlık, eğitim ve gelir bileşimleriyle ulaşabildiğini göstermektedir.
Şekil 2’nin görsel okuması
Kadın İGE ve \(1-GII\) grafiklerinde noktalar belirgin biçimde aşağı yönlü ve görece sıkı bir örüntü göstermektedir. GDI grafiğinde saçılım daha büyüktür. GSNI grafiğinde ise düşük önyargı bölgesinde doğurganlık noktaları yaklaşık yatay bir bantta toplanmaktadır.
Alt eğim panelleri, kadın İGE, GII ve GDI için en iyi gözlenen değerlerde sağlam pozitif eğim bulunmadığını göstermektedir. GSNI eğiminin model seçimine daha duyarlı olması, bu göstergenin sonuçlarının diğerlerinden daha ihtiyatlı okunmasını gerektirmektedir.
Modelin yanıt verdiği ve vermediği araştırma sorusu
Model şu soruya yanıt vermektedir:
2023’te gelişme ve toplumsal cinsiyet göstergeleri en yüksek olan ülkelerde toplam doğurganlık hızı, ülkeler arası istatistiksel ilişkide yeniden yükselmekte midir?
Model şu sorulara yanıt vermemektedir:
- Bir ülke İGE’sini artırırsa doğurganlığı nedensel olarak ne kadar değişir?
- Belirli bir aile politikasının etkisi nedir?
- Ev içi işlerin daha eşit paylaşılması doğurganlığı artırır mı?
- Bireylerin istedikleri çocuk sayısıyla gerçekleşen çocuk sayısı arasındaki fark nedir?
- Düşük doğurganlık kaç yıl sürecektir?
Kaynak ve Yöntem Notu
Çalışmanın özgün adı: Low fertility persists despite high levels of human development and gender equity
Yazarlar ve PDF’deki sıraları: Dean Spears, Yu-Chieh Hsu, Diane Coffey, Pedro Conceição, Michael Geruso, Josefin Pasanen
Ortak ilk yazarlar: Dean Spears ve Yu-Chieh Hsu
Diğer ortak yazarların sıralaması: PDF’de diğer ortak yazarların alfabetik olarak sıralandığı belirtilmektedir.
Sorumlu yazar: Michael Geruso
PDF’de belirtilen kurumlar:
- Dean Spears, Diane Coffey ve Michael Geruso: University of Texas at Austin Population Research Center
- Yu-Chieh Hsu, Pedro Conceição ve Josefin Pasanen: UNDP Human Development Report Office
Kurumsal iş birliği: University of Texas at Austin Population Research Center ile UNDP Human Development Report Office ortak projesi
Metnin tarihi: Şubat 2026
SSRN’ye gönderilme tarihi: 26 Haziran 2026
Sayfa sayısı: 29
SSRN kayıt numarası: 6908378
DOI: 10.2139/ssrn.6908378
Yayın platformu: SSRN
Resmî bağlantı:SSRN çalışma kaydı
Dergi veya konferans: Hakemli dergi veya konferansta kabul edilmiş yayın bilgisi doğrulanmamıştır.
Yayınevi: Hakemli nihai akademik yayınevi belirtilmemiştir. SSRN çalışmanın paylaşıldığı araştırma platformudur.
Hakemlik durumu: PDF “preliminary, working draft” olarak işaretlenmiştir. Hakem değerlendirmesinden geçmiş nihai bir dergi sürümü doğrulanmamıştır.
Finansman: Eunice Kennedy Shriver National Institute of Child Health and Human Development tarafından University of Texas at Austin Population Research Center’a sağlanan P2CHD042849 numaralı merkez hibesi
Kurumsal sorumluluk beyanı: PDF’de görüşlerin yazarlara ait olduğu; Birleşmiş Milletler, UNDP, Birleşmiş Milletler üye devletleri veya NIH’nin resmî görüşlerini zorunlu olarak yansıtmadığı belirtilmektedir.
Çalışma türü: Ülke düzeyinde kesitsel demografik ve kalkınma göstergesi analizi
Ana veri kaynakları: UN World Population Prospects 2024 revizyonu, UNDP Human Development Report Office göstergeleri ve Human Fertility Database sağlamlık verisi
Ana örneklem: 2023 yılı için 193 ülke
Ana sonuç değişkeni: Toplam doğurganlık hızının doğal logaritması
Ana araştırma sorusu: İnsani gelişme veya toplumsal cinsiyet ilerlemesinin en yüksek gözlenen düzeylerinde doğurganlık ilişkisinin pozitif eğime dönüp dönmediği
Nedensellik durumu: Çalışma açıkça nedensel etki tahmin etmemektedir; ülkeler arasındaki istatistiksel ilişkiyi tanımlamaktadır.
Kaynak içi sunum sorunları: Şekil 2’nin GII ve GDI panel adları 10. sayfadaki metinde ters yazılmıştır. Şekil 1’in üçüncü panel açıklamasında yenilenme düzeyi kesişiminin panel numarası yanlış gösterilmiştir.
Temel yöntemsel sınırlama: Tek yıllık ülke kesiti, ülkelerin zaman içindeki veya bireylerin yaşam boyu değişimini göstermemektedir. GSNI ve HFD sağlamlık analizlerinin ülke sayısı ana örneklemden belirgin biçimde daha küçüktür.
Bilimsel okuma uyarısı: Çalışmanın bulguları, gelişme ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin değersiz veya doğurganlık bakımından zararlı olduğunu kanıtlamamaktadır. Gösterilen sonuç, bugün gözlenen ülkeler arası örüntüde bu ilerlemelerin en yüksek düzeylerinin çok düşük doğurganlığı otomatik olarak tersine çevirmediğidir.

Bir yorum bırakın
E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir