Akademik araştırmalar, anlaşılır dil

Verianla | Akademik Araştırmalardan Türkçe Ekonomi ve Bilim İçerikleri

27 Eylül 2026, Pazar
VERİANLABağımsız bilim yayıncılığı
Menüyü aç veya kapat
...
Home / Sosyal Bilimler / Psikoloji / Gölgenin Biçimi: Learnable Theory ve Göremediklerimiz Bilmecesi
Psikoloji

Gölgenin Biçimi: Learnable Theory ve Göremediklerimiz Bilmecesi

Learnable Theory, dilsel ve ilişkisel yapıların insanların ortaklaşa erişebildiği gerçeklik alanını nasıl düzenlediğini açıklamaya çalışan kuramsal bir çerçevedir.

21/09/2026  Veri Anla 105 görüntüleme
Gölgenin Biçimi: Learnable Theory ve Göremediklerimiz Bilmecesi

Learnable Theory, dilsel ve ilişkisel yapıların insanların ortaklaşa erişebildiği gerçeklik alanını nasıl düzenlediğini açıklamaya çalışan kuramsal bir çerçevedir. Luca Magni'nin çalışması, bir kişinin açıkça görüş alanında bulunan bir şeyi neden gerçekten “görmemiş” olabileceğine ilişkin sorunu bu çerçeve üzerinden yeniden ele alıyor. Çalışma yeni bir deney raporlamak yerine kavramsal çözümleme, mevcut algı ve dikkat literatürü ile sınanabilir deney tasarımlarını birleştiriyor. Temel sav, dikkat dışında kalan içeriğin tek biçimde dışlanmadığıdır: bazı içerikler ilişkisel yapıdan bütünüyle çıkarılır, bazıları genel bir alan içinde etkin fakat odak dışında kalır, bazıları ise yalnızca geçici biçimde arka plana itilerek yeniden erişilebilir durumda kalır. En önemli sınır ise bu ayrımların tamamının ampirik olarak doğrulanmış sonuçlar olmamasıdır; özellikle semiosis düzeyindeki fizyolojik iz ve önerilen sürüş deneyi çalışmanın sınanabilir hipotezleridir.

Makalenin çıkış noktası, Miller'ın dikkat kaynaklı atlamayı yalnızca “boşluk” olarak değil, kendi içeriğine sahip yapılandırılmış bir zihinsel durum olarak ele alan yaklaşımıdır. Miller'ın açık bıraktığı soru, fark edilmeyen bir unsurun zihinde tamamen olanaksızmış gibi mi dışlandığı, yoksa yalnızca çok düşük önem veya olasılık mı aldığıdır. Magni bu iki seçeneğin bütün vakaları kapsamadığını savunur ve Learnable Theory aracılığıyla üçlü bir ayrım önerir.

Bu ayrımın ikinci sonucu daha da önemlidir: tam ve keskin dışlama tek bir nedenden doğmak zorunda değildir. Bir unsur, mevcut ilişkisel yapıda kendisine hiçbir rol bulunmadığı için yapısal olarak dışarıda kalabilir; başka bir durumda ise kişi, tehdit edici veya rahatsız edici içeriği edinmekten motivasyonel olarak kaçınabilir. Dışarıdan bakıldığında iki durum da “hiç görmedim” veya “hiç edinmedim” biçiminde görünebilir, fakat aynı bilişsel nedene dayanmaz.

Bir şeyi görmemek gerçekten hiçbir şeyin işlenmediği anlamına mı gelir?

Çalışmanın merkezinde basit fakat zor bir problem vardır. Bir sürücü aynalarını kontrol eder, kavşağa girer ve görünür durumda olan bir bisikletliyi fark etmediğini söyler. Daha sonra bisikletliye çarpmamak için ani bir manevra yapabilir. Böyle bir durumda “bisikletliyi görmedi” cümlesinin bilişsel olarak ne söylediği belirsizdir. Bilgi tamamen sistemin dışında mı kalmıştır, yoksa bilinçli rapora dönüşmeyen bir işlem izi var mıdır?

Miller'ın tartışması bu soruyu iki temel yorum üzerinden kurar. Modal yorumda fark edilmeyen unsur, içinde bulunulan durum açısından adeta mümkün seçeneklerin dışında tutulur. Olasılıksal yorumda ise unsur tamamen silinmez; yalnızca beklenen ilgisi veya önemi çok düşük tutulur. Magni'nin temel müdahalesi, bu ikisinin aynı olay için yarışan iki açıklama olmaktan çok farklı dışlama biçimlerini tanımlıyor olabileceğidir.

Learnable nedir?

Learnable Theory, Roy Bhaskar'ın Gerçek, Fiilî ve Deneyimsel olarak ayırdığı gerçeklik katmanlarına başka bir düzey ekler: Learnable. Bu kavram, tek bir kişinin zihnindeki özel bir görüntüyü değil, insanların özellikle dil aracılığıyla birlikte kurdukları ve birbirlerine aktarabildikleri öznelerarası gerçeklik katmanını ifade eder.

Bu yaklaşımda dünyanın fiziksel olarak var olması ile insanların o dünyadan ortaklaşa neyi ayırt edip adlandırabildiği aynı şey değildir. Söz varlığı, dilbilgisi, sözdizimi, anlam ve kullanım biçimleri; hangi ayrımların ortak düşünce alanına kolayca girdiğini, hangilerinin geri planda kaldığını etkileyebilir. Dolayısıyla dil yalnızca önceden kurulmuş düşünceleri aktaran pasif bir kanal olarak görülmez. Dikkatin ve anlamlandırmanın hangi ilişkiler çevresinde örgütleneceğine de katkıda bulunur.

Learnable Theory dikkat dışında kalan bilgiyi nasıl üç farklı mekanizmaya ayırıyor?

Çalışmaya göre bilgi üç ayrı biçimde arka plana gidebilir: ilişki kurucular ve fiiller bir unsuru mevcut ilişkide hiçbir rolü olmadığı için bütünüyle dışlayabilir; isimler geniş bir alanı etkinleştirirken tek tek unsurları yalnızca odaksız bırakabilir; sıfatlar ve zarflar ise içeriği sistemden çıkarmadan seçici ve geri döndürülebilir biçimde arka plana itebilir.

MekanizmaDilsel gerçekleştirimİçeriğin durumuMiller ayrımıyla ilişkisiTemel bilişsel fark
Hedefli, tam dışlamaİlişki kurucu (relator) ve fiilUnsurun mevcut ilişkide dolduracağı rol yoktur.Modal yoruma en yakın durumDüşük ağırlık verilmez; ilişkisel yapının dışında kalır.
Ortamsal, hedefsiz etkinleştirmeİsimUnsur genel alanın içindedir ancak odakta değildir.Olasılıksal yoruma en yakın durumBirçok olası unsur aynı anda erişilebilir hale gelir; tek biri hedeflenmez.
Kısmi, geri döndürülebilir seçilimSıfat ve zarfUnsur arka plandadır fakat yeterli ipucuyla yeniden öne çıkabilir.Modal veya olasılıksal sınıflardan hiçbirine tam olarak girmez.İçerik atılmaz; dikkat merkezi başka bir özelliğe kayar.

Çalışmanın kullandığı kavşak örneği bu ayrımı somutlaştırır. Bir olay “karşıdan gelen trafiğin içinden sola dönmek” ilişkisi çevresinde kurulduğunda, sistem özellikle bu geçiş ilişkisine katılan unsurlara duyarlı hale gelir. Yol kenarına paralel hareket eden bir bisikletli, bu dar ilişkisel yapıda doğrudan bir rol taşımayabilir. Buradaki iddia bisikletliye düşük önem verildiği değildir; daha güçlü iddia, kurulmuş ilişkide bilginin bağlanabileceği bir argüman rolünün bulunmadığıdır.

Umbra Cone neden önemlidir?

Learnable Theory, böyle bir ilişkisel yapının dışında kalan alanı Umbra Cone kavramıyla açıklar. Buradaki dışlama, bir unsurun değerlendirilip önemsiz bulunmasından farklıdır. Unsur, mevcut işlemin kurduğu ilişkide kendisine bir giriş kanalı bulamaz. Çalışma bunu Fodor'un bilgi kapsüllenmesi düşüncesiyle yapısal açıdan ilişkilendirir; ancak iki kavramın özdeş olduğunu ileri sürmez. Fodor'un yaklaşımı daha sabit bilişsel mimari sınırlarla ilgiliyken Umbra Cone, hangi ilişkinin o anda etkin olduğuna bağlı olarak yeniden oluşabilen bir sınır şeklinde kullanılır.

Bu ayrım önemlidir çünkü “fark edilmedi” sözü iki farklı durumu örtebilir. Bir unsur sistem içinde temsil edilmiş fakat düşük öncelik almış olabilir. Ya da kurulmuş ilişkinin içinde temsil edileceği bir rol hiç oluşmamış olabilir. Çalışmanın modal dışlama iddiası ikinci olasılığa dayanır.

Conic Helicoid ve semiosis katmanı

Makale daha sonra yalnızca dilsel kategoriler düzeyinde kalmaz. Learnable Theory'nin Conic Helicoid modeli anlamın gelişimini dört katman üzerinden açıklar: semiosis, lexicon, grammar ve syntax. Modelde sonraki katman önceki katmanı yok etmez; onu daha karmaşık bir yapının içine alarak yeniden işler.

Semiosis, bu dizinin en temel düzeyidir. Bir şey henüz adlandırılmadan, bir sözcüğe veya dilbilgisel role yerleştirilmeden önce arka plandan ayrılan algılanabilir bir farklılık olarak kaydedilebilir. Lexicon bu farklılıklara sözcüksel imkanlar ekler; grammar ve syntax ise sözcükleri daha belirli ilişki ve olay yapıları içinde birleştirir.

Makalenin daha ihtiyatlı ve spekülatif hipotezi burada ortaya çıkar. Bir bisikletli dilsel veya ilişkisel üst düzeylerde bütünüyle dışlanmış olsa bile, hareketi semiosis düzeyinde çok zayıf bir “fark” olarak kaydedilmiş olabilir. Eğer bu erken kayıt aynı zamanda asgari bir duygulanımsal değer taşıyorsa, kişi bisikletliyi bilinçli olarak gördüğünü bildirmese bile bu sinyal davranışsal veya fizyolojik bir sonuç üretebilir.

Bilinçli olarak görülmeyen şey bedende iz bırakabilir mi?

Yazar bu olasılığı kanıtlanmış bir sonuç olarak sunmaz. Bunun yerine, bilinçli rapora ulaşmayan uyaranların fizyolojik etki yaratabildiği daha önceki deneysel literatürle bir bağlantı kurar. Örneğin geriye doğru maskeleme kullanılan fobi çalışmalarında katılımcılar uyaranı bilinçli biçimde tanımlayamasa da korkularıyla ilişkili maskelenmiş görüntülere karşı deri iletkenliği tepkileri bildirilmiştir. Makale aynı mekanizmanın burada geçerli olduğunu ileri sürmez; yalnızca “bilinçli rapor yoksa hiçbir işlem de yoktur” çıkarımının zorunlu olmadığını göstermek için bu literatürü kullanır.

Bu nedenle makalenin semiosis iddiasını iki katmana ayırmak gerekir. Birinci katman, Learnable Theory'nin kendi mimarisinden çıkan kuramsal beklentidir: üst katmandaki dışlama, alt katmandaki bütün işlemleri zorunlu olarak susturmayabilir. İkinci katman ise henüz sınanmamış özgül öneridir: ilişkisel olarak dışlanmış bir yol kullanıcısının, bilinçli farkındalık bulunmasa bile ölçülebilir bir duygulanımsal/fizyolojik iz bırakabileceği.

Dilsel bir kuram konuşulmayan bir sürüş anına nasıl uygulanabilir?

Çalışma bu itirazı doğrudan ele alır. Sürücü kavşağa girerken zihninde “across” gibi bir sözcüğü okumamaktadır. Dolayısıyla mekanizmanın yalnızca sözcük işlemeye bağımlı olduğu söylenemez. Yazarın savı daha yapısaldır: dil, ilişkinin nasıl kurulduğunu görünür hale getiren bir alan sağlar; benzer seçici ilişki örgütlenmesi dil dışı algıda da bulunabilir.

Sürüş örneğinde görsel sistem, yaklaşan nesnelerin çarpışma rotasında olup olmadığına ilişkin doğrudan optik ipuçlarını kullanabilir. Böylece belirli bir eylem hedefi, hangi nesnelerin hesaplamaya gireceğini daraltabilir. Makaleye göre bu işlevsel yapı, bir fiilin olay için hangi argüman rollerini açtığına yapısal olarak benzetilebilir. Bu benzerlik “algı aslında cümle kurar” anlamına gelmez; yalnızca seçici ilişki yapısının dilsel ve dil dışı alanlarda benzer bir düzenleme mantığı gösterebileceği iddiasıdır.

Yapısal ve motivasyonel dışlama neden ayrılmalıdır?

Tam dışlama her zaman aynı nedenden oluşmayabilir. Yapısal dışlamada içerik, etkin ilişkinin içinde bir rol bulamaz. Motivasyonel dışlamada ise kişi, özellikle tehdit edici veya benlik açısından rahatsız edici bilgiyi edinme sürecinden kaçınabilir. Bilgi kaçınması literatüründe bir test sonucunu açmamak, bir finansal hesabı kontrol etmemek veya rahatsız edici bir konuşmayı bilgi edinilmeden önce sonlandırmak bu ikinci yapıya örnek olabilir.

Bu iki durumda yüzeyde benzer bir “bilgi yokluğu” oluşsa da müdahale mantığı farklıdır. Yapısal dışlamada dikkat ilişkisini yeniden kurmak, daha önce rolü olmayan unsura bir rol açabilir. Motivasyonel dışlamada ise aynı yeniden çerçeveleme yeterli olmayabilir; çünkü sorun kategorinin yapısında değil, içeriği edinmeye yönelik kaçınmadadır.

Çalışmanın Yöntemi ve Bulguları

Bu çalışma yeni bir katılımcı örneklemi, saha ölçümü veya deneysel veri seti kullanmamaktadır. Yöntem, Miller'ın modal–olasılıksal problemine Learnable Theory içinden kavramsal bir sınıflandırma geliştirmek; bunu dilbilim, algı, duygulanım ve bilgi kaçınması literatürüyle ilişkilendirmek; ardından iddiaların yanlışlanabileceği deneysel öngörüler üretmektir. Bu nedenle aşağıdaki “bulgular”, ölçülmüş etki büyüklükleri veya istatistiksel sonuçlar değil, çalışmanın kuramsal sonuçları ve sınanabilir tahminleridir.

Birinci kuramsal sonuç: iki seçenek yerine üç mekanizma

Çalışmanın en doğrudan sonucu, modal ve olasılıksal açıklamaların aynı olgunun iki rakip yorumu olarak alınmasının yetersiz olabileceğidir. Hedefli tam dışlama modal yapıya, ortamsal etkinleştirme olasılıksal yapıya karşılık gelebilir; kısmi ve geri döndürülebilir seçilim ise ikisinin arasında sıkıştırılamayacak üçüncü bir durum oluşturur.

İkinci kuramsal sonuç: modal dışlamanın iki kaynağı olabilir

Bir unsurun “tamamen yokmuş” gibi davranılması, onun ilişkisel yapıda rolü bulunmamasından veya kişinin içeriği edinmekten kaçınmasından kaynaklanabilir. Çalışmanın önerdiği temel ayırıcı ölçüt, görev ilişkisini yeniden çerçevelemenin dışlamayı çözüp çözmediğidir. Yapısal dışlama yeni bir rol açıldığında değişmelidir; motivasyonel kaçınmanın ise yalnızca kategori değişikliğine aynı biçimde yanıt vermesi beklenmez.

Görevi yeniden çerçevelemek yapısal dışlama ile yalnızca düşük beklenen ilgiyi nasıl ayırabilir?

Önerilen üç kollu sürüş simülatörü, bisikletliye ilişkin genel uyarıyı artırmak ile sürücünün görevini düzenleyen temel ilişkiyi değiştirmeyi birbirinden ayırır; böylece salt olasılıksal açıklamayla ilişkisel dışlama açıklaması farklı davranış örüntüleri öngörür.

Önerilen üç kollu sürüş simülatörü

KolGörev çerçevesiNe değişiyor?Kuramsal işlev
AKarşıdan gelen trafiğin içinden sola dönüşe odaklanmaTemel ilişki korunuyor.Başlangıç/baz çizgisi çerçevesi
BYolu diğer yol kullanıcılarıyla paylaşmaya odaklanmaGörevi örgütleyen ilişki yeniden çerçeveleniyor.Bisikletliye ilişkisel bir rol açılıp açılmadığını sınar.
CSola dönüş görevi korunurken yakında başka yol kullanıcıları olabileceği yönünde genel uyarıBeklenen önem artırılıyor ancak temel ilişki değişmiyor.Salt olasılıksal/önem artırıcı açıklamayı ayırmaya yarar.

Deney tasarımında bisikletlinin varlığı ve davranışı üç grupta da aynı tutulmalıdır. Böylece yalnızca “bisikletliye dikkat et” uyarısının oluşturacağı genel beklenti artışı ile görevin ilişkisel çerçevesinin değiştirilmesi birbirine karıştırılmaz.

İlişkisel dışlama açıklaması doğruysa “yolu paylaşma” çerçevesinin bisikletliyi daha sık fark edilir hale getirmesi beklenir; genel uyarı verilen grubun ise temel sola dönüş grubuna daha yakın kalması gerekir. Salt olasılıksal açıklamada ise hem genel uyarı hem de yolu paylaşma çerçevesi bisikletlinin beklenen önemini yükselttiğinden, bu iki grubun birbirine daha benzer performans göstermesi beklenir.

Buradaki kritik nokta, bunların sonuç değil öngörü olmasıdır. Çalışma herhangi bir tespit yüzdesi, reaksiyon süresi, p değeri, güven aralığı veya etki büyüklüğü raporlamaz. Böyle değerler eklemek kaynağın bilimsel sınırını aşmak olur.

Fizyolojik iz öngörüsü

Semiosis hipotezinden ayrı bir öngörü daha çıkar. Bisikletlinin ilişkisel düzeyde tamamen dışlanmasına rağmen alt düzeyde bir sinyal kalıyorsa, bisikletliyi bilinçli biçimde görmediğini söyleyen sürücülerde deri iletkenliği, göz bebeği genişlemesi veya yüz elektromiyografisi gibi duygulanımla ilişkili ölçümlerde bir iz bulunabilir.

Bu öngörü de henüz test edilmemiştir. Dolayısıyla çalışma “görülmeyen bisikletli kesinlikle fizyolojik tepki yaratır” sonucuna ulaşmaz. Daha dar bir iddia kurar: Learnable Theory'nin katmanlı mimarisi doğruysa böyle bir izin araştırılması teoriyi yanlışlamaya veya desteklemeye yarayabilecek bağımsız bir sınama oluşturabilir.

Örgütsel kör noktalara genişletme

Makale aynı çerçeveyi bireyden örgüte taşımayı da önerir. Bir performans göstergesi sistemi yalnızca zamanında teslim edilen çıktı çevresinde kurulursa teslimat ve tarihler sisteme doğal olarak girebilirken ekip esenliği bu ilişkinin içinde bir “yer” bulamayabilir. Böyle bir durumda yöneticilerin çalışan esenliğini bilinçli biçimde önemsiz sayması gerekmez; ölçüm mimarisinin kendisi bu bilgiyi görünmez hale getirebilir.

Bu örnekte “çıktı” kategorisini “sürdürülebilir çıktı” biçiminde yeniden kurmak, daha önce ilişkisel yapıda yeri olmayan esenliğe yeni bir rol açabilir. Çalışmaya göre yapısal dışlamanın böyle bir yeniden tanımlamaya yanıt vermesi beklenirken, örgütün rahatsız edici bir bilgiyi bilinçli veya motivasyonel nedenlerle edinmekten kaçındığı durumda aynı müdahalenin yeterli olması beklenmez.

Ancak bu örgütsel bölüm de deneysel doğrulama değildir. Yazar açık biçimde onu bireysel dikkat modeli için bağımsız kanıt değil, kuramsal çerçevenin olası bir genişletmesi olarak konumlandırır.

Modelin açıklamadığı durumlar

Müller-Lyer yanılsaması önemli bir sınır örneğidir. İki çizginin eşit olduğunu ölçerek bilmek, çizgilerin eşit görünmesini sağlamaz. Burada içerik hiç edinilmemiş değildir; tersine kişi doğru bilgiyi edinmiş, doğrulamış ve bilinçli olarak kabul etmiştir. Sorun, bu bilginin algısal görünümü düzeltememesidir. Bu nedenle çalışma hem yapısal dışlamayı hem de bilgi edinmekten motivasyonel kaçınmayı bu vakayı açıklamak için yetersiz görür.

Aynı ihtiyat, yoğun bir görev sırasında beklenmedik bir nesnenin kaçırılması gibi klasik dikkatsel körlük vakaları için de geçerlidir. Bu tür vakaların aynı ilişkisel veya semiotik mekanizmaya sahip olması mümkündür, fakat çalışma bunu göstermemiştir. Dolayısıyla kuram her dikkat başarısızlığının genel açıklaması olarak sunulmamalıdır.

Çalışmanın bilimsel olarak en güçlü ve en kırılgan noktaları

Çalışmanın güçlü yanı, felsefi bir ayrımı yalnızca kavramsal seviyede bırakmaması ve rakip açıklamaların farklı deneysel örüntüler üretmesini sağlayacak bir yöntem önermesidir. Özellikle genel bir tehlike uyarısıyla ilişkisel yeniden çerçevelemeyi ayırması, basit “daha çok dikkat etti, dolayısıyla daha çok gördü” açıklamasını denetlemeyi amaçlar.

Buna karşılık çerçevenin ampirik gücü henüz gösterilmiş değildir. Sürüş simülatörü önerisi uygulanmamış, semiosis hipotezinin öngördüğü fizyolojik profil ölçülmemiş ve örgütsel genişletme bağımsız olarak test edilmemiştir. Bu nedenle çalışma bugün için tamamlanmış bir deneysel dikkat modeli değil; belirli dikkat başarısızlıklarını daha ayrıntılı sınıflandırmaya ve gelecekte sınamaya yarayan kuramsal bir araştırma programı olarak okunmalıdır.

Kaynak ve Yöntem Notu

Kaynak çalışma: Luca Magni, The Shape of the Shadow: Learnable Theory and the Puzzle of What We Fail to See.

Yazar ve kurum: Luca Magni; Luiss Business School, Villa Blanc, Rome. Kaynak PDF'de ORCID 0000-0002-9976-6844 ve yazar iletişim adresi yer almaktadır. Çalışma tek yazarlıdır; PDF'de ayrıca “corresponding author” etiketi kullanılmamıştır.

Kaynak türü: Kuramsal/kavramsal çalışma ve metodolojik deney önerisi. Yeni bir örneklem, özgün deney veri seti veya istatistiksel sonuç raporlamaz.

Platform ve bibliyografik kayıt: Çalışma SSRN kayıt numarası 7344239 ile ilişkilidir. DOI ikincil bibliyografik kayıtta 10.2139/ssrn.7344239 olarak gösterilmektedir. Yüklenen PDF'nin üzerinde DOI ve yayın tarihi basılı değildir. Bu nedenle bibliyografik alanlar PDF ile dış kayıt birbirinden ayrılarak ele alınmıştır.

Hakemlik: Kaynak, mevcut haliyle preprint/çalışma metni olarak değerlendirilmiştir; yüklenen dosya hakemli bir dergide yayımlanmış version of record olduğunu gösteren bilgi içermemektedir.

Lisans: İkincil kayıt CC BY 4.0 bilgisi göstermektedir; ancak SSRN'nin doğrudan kayıt sayfası bu çalışma sırasında erişim engeli verdiği için herhangi bir kaynak görselinin doğrudan yeniden kullanımı öncesinde lisansın resmî SSRN kaydından yeniden doğrulanması gerekir. Bu Verianla metni kaynak tablonun görsel düzenini kopyalamaz; olgusal ilişkileri bağımsız tablo yapısında yeniden kurar.

Finansman, veri erişilebilirliği, çıkar çatışması ve yazar katkıları: Yüklenen PDF'de bu alanlara ilişkin ayrı bildirim saptanmadığından herhangi bir bilgi eklenmemiştir.

Yöntemsel sınır: Çalışmanın üçlü sınıflandırması, yapısal ve motivasyonel dışlama ayrımı ve bunlardan türetilen deney tasarımları kuramsal önerilerdir. Üç kollu sürüş sınaması ve fizyolojik iz sınaması henüz gerçekleştirilmemiştir. Örgütsel uygulama bağımsız kanıt değil, çerçeveden türetilen bir genişletmedir.

Verianla hazırlama yöntemi: Kaynağın abstract veya conclusion bölümü satır satır çevrilmemiştir. Çalışmanın problemi, kavramları, ayrımları, gerekçeleri, önerilen sınamaları ve sınırları kaynak genelinden çıkarılmış; Türkçe anlatım Verianla'nın bağımsız öğretici yapısında yeniden kurulmuştur. Kaynakta bulunmayan deney sonucu, sayı, istatistik veya mekanizma eklenmemiştir.


Paylaş:

Yorumlar incelendikten sonra yayımlanır.Gönderdiğiniz yorum onay sürecine alınır ve uygun bulunduğunda görünür hâle gelir.

Bir yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir

Your experience on this site will be improved by allowing cookies Cookie Policy