
Bir atık odun tabakasına alttan daha fazla yanma havası göndermek, yanmayı sürekli olarak daha iyi hale getirmez. Bu çalışma, birincil hava miktarı arttıkça lignoselülozik atık odunun sabit yataktaki yanmasını kontrol eden temel mekanizmanın da değiştiğini deneysel olarak göstermektedir. Araştırmacılar pilot ölçekli bir yanma reaktöründe hava kütle akısını 0,08–0,71 kg m⁻² s⁻¹ arasında değiştirerek korlaşmalı yanmadan yaklaşık 1400 °C'ye yaklaşan yüksek sıcaklıklı oksidasyon koşullarına kadar geniş bir işletme aralığını incelemiştir.
Düşük hava akışında sistem yakıt bakımından zengin ve oksijen sınırlı koşullarda çalışmaktadır. Orta hava akışlarında yüzeydeki oksijen beslemesi artarken katı parçacıkların içine oksijen difüzyonu giderek daha önemli bir sınırlayıcı mekanizma haline gelir. Çok yüksek hava akışında ise yatak çöker ve parçalanır; oksijen erişimi artmasına rağmen üretilen yanabilir gazlar yeterince hızlı karışıp tamamen oksitlenemez. Böylece süreç bu kez oksijen eksikliğinden değil gaz fazı karışım sınırlamasından etkilenmeye başlar.
Bu deneysel gözlemler kullanılarak dört aşamalı birleşik bir yanma çerçevesi önerilmiştir: korlaşmalı yanma, gazlaştırma, soğuma baskın sönme ve yatak çökmesi sonrası yüksek sıcaklıklı yakma. Çerçeve, daha önce kullanılan iki ve üç fazlı sabit yatak yanma açıklamalarını daha geniş bir işletme aralığına taşımaktadır.
Çalışma ayrıca pilot deneylerin tekrarlanabilirliğini özel olarak değerlendirmiştir. Dokuz tekrarın kullanıldığı referans koşulunda çoğu sıcaklık, süre ve ana gaz bileşimi metriğinin bağıl tekrar standart sapması %20 veya altında kalmıştır. Bununla birlikte HCl ve CxHy gibi düşük derişimli veya ölçümü daha belirsiz bileşenlerde değişkenlik çok daha yüksektir.
Sabit yataklı atık yanması neden karmaşıktır?
Izgaralı atık ve biyokütle fırınlarında yakıt parçacıkları bir tabaka halinde ızgara üzerinde bulunur. Birincil hava alttan yukarı doğru bu tabakanın içinden geçer. Bu yapı, akışkanlaştırılmamış bir packed bed, yani sabit/dolgulu yakıt yatağı gibi davranır.
Yakıt yatağında aynı anda birçok fiziksel ve kimyasal süreç gerçekleşir:
- parçacıkların ısınması,
- nemin buharlaşması,
- piroliz ve uçucu maddelerin açığa çıkması,
- gazlaştırma,
- katı karbonun oksidasyonu,
- uçucu gazların yanması,
- oksijen ve ürün gazlarının parçacıklar arasında taşınması,
- oksijenin parçacık içine difüzyonu,
- radyatif ve konvektif ısı aktarımı,
- kül oluşumu, sinterleşmesi ve yatak çökmesi.
Bu nedenle birincil hava debisinin değiştirilmesi yalnız sisteme giren oksijen miktarını değiştirmez. Aynı anda konvektif soğutmayı, gaz hızını, oksijen taşınımını, katı dönüşüm hızını ve yanabilir gazların reaktörden uzaklaştırılma hızını da değiştirir.
Birincil Hava Arttıkça Neden Yanma Sürekli İyileşmiyor?
Çünkü birincil hava iki zıt görevi aynı anda yerine getirir: oksijen sağlayarak oksidasyonu desteklerken yakıt yatağını konvektif olarak soğutur ve çok yüksek debilerde yanabilir gazları reaksiyon bölgesinden daha hızlı taşır. Bu nedenle süreçteki sınırlayıcı mekanizma düşük, orta ve yüksek hava akışlarında aynı değildir.
Deney yakıtı
Referans yakıt olarak inşaat ve yıkım faaliyetlerinden gelen atık odun kullanılmıştır. Ham malzeme esas olarak odun olmakla birlikte tuğla, taş, cam, plastik, metal ve tekstil gibi yabancı bileşenler de içermektedir.
İki farklı ham parti iki kez parçalanarak yaklaşık 10 mm parçacık çapına indirilmiş ve ardından homojen bir yakıt üretmek için karıştırılmıştır.
| Yakıt özelliği | Kaynak değeri |
|---|---|
| Nem | %10 |
| Uçucu madde | %71,8 |
| Kül | %3,4 |
| Sabit karbon | %14,7 |
| C | %45,7 |
| H | %6,7 |
| O | %45,7 |
| N | %2,0 |
| S | <%0,15 |
| Cl | %0,04 |
| Alt ısıl değer | 17,3 MJ kg⁻¹ |
ThERMINATOR pilot sistemi
Deneyler ThERMINATOR adlı pilot yanma tesisinde gerçekleştirilmiştir.
| Özellik | Değer |
|---|---|
| Yatak iç çapı | 0,25 m |
| Yatak bölümü yüksekliği | 0,80 m |
| Maksimum yakıt yatağı yüksekliği | Yaklaşık 0,55 m |
| Hedef yakıt kütlesi | Yaklaşık 5 kg/deney |
| Yanma havası ön ısıtma kapasitesi | 550 °C'ye kadar |
| Bu çalışmadaki PA sıcaklığı | 25 °C |
| Toplam deney | 23 |
Bu çalışma özellikle birincil havanın etkisini izole etmek amacıyla yürütülmüş ve sekonder hava kullanılmamıştır. Bu nokta, sonuçların gerçek endüstriyel fırınlara aktarılırken önemlidir; modern ızgaralı tesislerde freeboard bölgesinde sekonder hava yaygın olarak kullanılır.
Deneysel hava aralığı
| PA debisi (Nm³ h⁻¹) | AMF (kg m⁻² s⁻¹) | Deney sayısı |
|---|---|---|
| 10 | 0,08 | 2 |
| 20 | 0,16 | 2 |
| 30 | 0,24 | 3 |
| 35 | 0,28 | 9 |
| 50 | 0,40 | 3 |
| 60 | 0,48 | 2 |
| 70 | 0,56 | 1 |
| 90 | 0,71 | 1 |
PA, primary air yani birincil havayı; AMF, air mass flux yani birim yatak alanından geçen hava kütle akısını ifade eder.
Gazlar nasıl ölçüldü?
Endüstriyel NDIR analizörüyle aşağıdaki gazlar zaman içinde izlenmiştir:
- CO
- CO₂
- CH₄ / CxHy
- H₂O
- O₂
- HCl
- SO₂
- N₂O
- NOₓ
CH₄ kanalının diğer hidrokarbonlardan önemli çapraz girişim aldığı için kaynak bu sinyali nicel bir saf metan ölçümü olarak kullanmamış, daha genel bir CxHy uçucu hidrokarbon göstergesi olarak değerlendirmiştir.
Ateşleme cephesi hızı nasıl hesaplandı?
Yakıt yatağının farklı yüksekliklerine yerleştirilmiş termokuplların ilk kez 500 °C'ye ulaştıkları zaman belirlenmiştir.
Denklem (1):
\[ IFS= \left. \frac{\Delta h}{\Delta t} \right|_{T=500^\circ C} \]
Burada IFS, ateşleme cephesinin yatak içinde aşağı doğru ilerleme hızıdır.
Kaynak yöntem bölümünde yakıt kütle dönüşüm metriğini:
\[ BR=IFS\times\rho_{fuel} \]
olarak vermektedir.
Ardından hava/yakıt oranı:
\[ AFR= \frac{\dot V\,\rho_{air}} {A_{bed}\,BR} \]
ile hesaplanmıştır.
Ancak kaynak özetinde ve bazı sonuç grafiklerinde BR yerine IR — ignition rate terimi kullanılmaktadır. Bu terminoloji farkı kaynak adına sessizce düzeltilmemiştir.
Dört Fazlı Yanma Çerçevesi Nasıl Çalışıyor?
Önerilen çerçeve toplam ısı üretimini katı faz ve gaz fazı oksidasyonuna ayırır ve bunları yakıt yatağının efektif konvektif soğutma kapasitesiyle karşılaştırır. Faz geçişleri bu göreli ısı üretimi–soğutma dengesinin değişmesiyle açıklanır.
Faz I — Korlaşmalı yanma
Düşük birincil hava koşullarında uçucu maddeler yakıt bakımından zengin ortamda açığa çıkar. Gaz fazındaki oksidasyon yerel olarak güçlü ısı üretebilir ve yatakta yaklaşık 1000 °C'lik geçici sıcaklık bölgeleri oluşturabilir.
Bununla birlikte oksijen beslemesi yetersiz olduğu için katı yakıt dönüşümü aynı ölçüde hızlanmaz. Araştırmacılar bu durumu korlaşmalı veya smoldering karakterli yanma olarak yorumlamaktadır.
Faz II — Ana gazlaştırma
Hava miktarı arttığında korlaşmalı yanmanın önemi azalır ve yatağın termal dönüşümü daha düzenli gazlaştırma davranışına geçer. Yanabilir uçucular katı fazdan ayrılır ve gaz fazına taşınır.
Yaklaşık 30–35 Nm³ h⁻¹ bölgesi araştırmada kritik bir dönüm noktasıdır. Bu bölgenin altında ateşleme cephesi hızı oldukça sabit kalırken hava/yakıt oranı hava debisiyle yükselmektedir.
Faz III — Soğuma baskın sönme
Birincil hava yalnız oksijen getirmez; aynı zamanda parçacıkları konvektif olarak soğutur. Hava akışı arttıkça bu soğutma kapasitesi güçlenir.
Toplam yanma ısısı yatak soğutma kapasitesinin altına düştüğünde sıcaklık hızla azalabilir. Kaynak bunu cooling-dominated extinction fazı olarak tanımlar.
Bu çalışmada faz, önceki bazı araştırmalara göre kısa sürmüştür. Yüksek gazlaştırma hızları yatağın hızlı çökmesine ve sonraki yakma fazının erken başlamasına neden olmuştur.
Faz IV — Yatak çökmesi ve yüksek sıcaklıklı yakma
Char parçacıkları parçalandıkça yatak çöker, parçacıkların yüzey/hacim oranı yükselir ve oksijenin kalan karbonlu malzemeye erişimi artar.
Bu aşamada sıcaklık yeniden keskin biçimde yükselerek 1200–1300 °C'ye ve en yüksek hava debisinde yaklaşık 1400 °C'ye yaklaşabilir.
Ancak en yüksek hava akışında süreç artık yalnız oksijenle sınırlı değildir. Yanabilir gazların üretim hızı, gaz fazında tam oksidasyon için gerekli karışma hızını aşabilir. Böylece yüksek oksijen beslemesine rağmen CO ve CxHy artabilir.
Çalışmanın Yöntemi ve Bulguları
Yanma süresi nasıl değişti?
| PA koşulu | Yaklaşık toplam yanma süresi |
|---|---|
| 10 Nm³ h⁻¹ | 115 dakika |
| 90 Nm³ h⁻¹ | 40 dakika |
Birincil hava arttıkça toplam yanma süresi yaklaşık ters orantılı biçimde kısalmıştır.
Gazlaştırma süresi ise monoton davranmamıştır: önce artmış, yaklaşık 30–35 Nm³ h⁻¹ civarında maksimuma ulaşmış ve daha yüksek hava debilerinde azalmıştır.
Sıcaklıkların hava debisine tepkisi
10 Nm³ h⁻¹ koşulunda yatak sıcaklığı başlangıçta yaklaşık 500–600 °C düzeyinde kalmış ve bazı bölgelerde geçici yaklaşık 1000 °C sıcaklık yükselmesi oluşmuştur.
Hava arttıkça:
- son sıcaklık tepe noktaları yükselmiş,
- tepe noktaları daha keskin hale gelmiş,
- gazlaştırma ve nihai yakma arasındaki sıcaklık minimumu daha belirgin hale gelmiştir.
90 Nm³ h⁻¹'de maksimum yakma sıcaklığı yaklaşık 1380 °C, ortalama yakma sıcaklığı yaklaşık 820 °C olarak raporlanmıştır.
Yaklaşık 35 Nm³ h⁻¹ Neden Bir Dönüm Noktası?
Yaklaşık 35 Nm³ h⁻¹, deneysel verilerde baskın oksijen taşıma mekanizmasının değişmeye başladığı bölgedir. Daha düşük debilerde gaz fazındaki oksidasyonun oksijen beslemesi önemliyken, bu noktadan sonra parçacık yüzeyine ulaşan oksijen artar ve katı faz içinde oksijen difüzyonu giderek belirleyici hale gelir.
0,08–0,28 kg m⁻² s⁻¹ aralığında:
- IFS yaklaşık 0,14 mm s⁻¹ civarında,
- kütlesel dönüşüm metriği yaklaşık 0,03 kg m⁻² s⁻¹ civarında,
- AFR ise artan hava akışıyla yükselmektedir.
0,40 kg m⁻² s⁻¹ ve üzerinde:
- AFR yaklaşık 15 civarında plato yapar,
- IFS belirgin biçimde yükselir,
- katı yakıt dönüşüm hızı da hava akışıyla artar.
Neden En Fazla Hava En Temiz Gazı Üretmiyor?
70–90 Nm³ h⁻¹ koşullarında oksijen erişimi güçlü olmasına rağmen CO, SO₂ ve CxHy tepe değerleri belirgin biçimde artmıştır. Yazarlar bunu, yatak çökmesi sonrasında yanabilir gazların üretim hızının gaz fazındaki karışma ve oksidasyon kapasitesini aşmasıyla açıklamaktadır.
Başka bir ifadeyle sistem önce:
oksijen bulmakta zorlanırken
daha sonra:
oksijeni yakıt parçacığının içine taşımakta
ve en yüksek hava debisinde:
oluşan gazları oksijenle yeterince iyi karıştırmakta
zorlanmaktadır.
Bu, çalışmanın birleşik çerçevesinin merkezindeki mekanistik geçiştir.
Uçucu maddelerin kütle dengesi
Çıkış gaz debisi doğrudan ölçülmediği için araştırmacılar azotu iç referans izleyici olarak kullanmıştır. Azot inert kabul edilerek giriş ve çıkış mol miktarlarının eşit olduğu varsayılmıştır.
Karbon dengesi:
\[ n_{w,C} = n_{g,C} + n_{v,C} + n_{a,C} \]
biçiminde kurulmuştur.
Burada odun karbonu ölçülen gaz fazı karbonu, tahmini uçucu madde karbonu ve külde kalan karbon arasında dağıtılmaktadır.
Uçucu madde fraksiyonu genel:
\[ C_xH_yO_z \]
surrogate bileşiğiyle temsil edilmiştir. H ve O dengeleri kullanılarak \(y\) ve \(z\) katsayıları belirlenmiştir.
Bu değerler doğrudan ayrıntılı kimyasal tür ölçümü değil, element kütle dengesine dayalı bir tahmindir.
Alt kül nasıl değişti?
70 Nm³ h⁻¹'ye kadar inert olmayan toplam alt kül miktarı yaklaşık 80 g, yani ilk yakıt kütlesinin yaklaşık %1,6'sı civarında kalmıştır.
35–60 Nm³ h⁻¹ aralığında kaba kül fraksiyonu yükselmiş ve plato yapmıştır. Kaynak bunu yüksek sıcaklığın kül yumuşaması, erimesi ve aglomerasyonu desteklemesiyle ilişkilendirmektedir.
Daha yüksek debilerde konvektif soğutmanın artması kaba fraksiyonu yeniden azaltmıştır. 90 Nm³ h⁻¹ koşulunda toplam alt kül miktarı da belirgin biçimde düşmüştür; ince külün gazla taşınmasının bunda önemli rol oynadığı düşünülmektedir.
Alt külün toplam organik karbon içeriği 90 Nm³ h⁻¹ koşulu dışında bütün deneylerde %3'ün altında kalmıştır.
Deneyler ne kadar tekrarlanabilir?
35 Nm³ h⁻¹ koşulu dokuz kez tekrarlanmıştır.
| Parametre | RSDᵣ |
|---|---|
| Ortalama gazlaştırma sıcaklığı | %16 |
| Ortalama yakma sıcaklığı | %8 |
| Maksimum yakma sıcaklığı | %4 |
| Toplam deney süresi | %9 |
| Gazlaştırma süresi | %5 |
| Yakma süresi | %13 |
| İnert olmayan alt kül | %20 |
| Toplam alt kül | %34 |
| İnert kül | %55 |
Gaz profillerinin tekrar edilebilirliği
| Gaz | Szymkiewicz–Simpson örtüşme katsayısı |
|---|---|
| O₂ | 0,989 |
| H₂O | 0,917 |
| NOₓ | 0,855 |
| CO₂ | 0,824 |
| SO₂ | 0,801 |
| CO | 0,794 |
| HCl | 0,739 |
| CxHy | 0,324 |
Örtüşme katsayısı 0 ile 1 arasındadır. 1 iki normalize profilin tamamen örtüşmesini, 0 ise ortak alan bulunmamasını ifade eder.
O₂, H₂O ve CO₂ gibi ana proses gazlarının profilleri oldukça tekrarlanabilirken CxHy ölçümünün düşük örtüşmesi, kullanılan NDIR kanalının nitel niteliğiyle uyumludur.
Çalışmanın desteklediği sonuçlar
- Birincil hava debisi sabit yataklı atık odun yanmasının hem zaman ölçeğini hem baskın reaksiyon mekanizmasını güçlü biçimde değiştirir.
- Korlaşmalı yanmadan yüksek sıcaklıklı oksidasyona kadar geniş bir deneysel aralık aynı pilot sistemde gözlenmiştir.
- Yaklaşık 35 Nm³ h⁻¹ çevresinde oksijen taşınım mekanizmasında belirgin bir geçiş görülmektedir.
- En yüksek birincil hava koşullarında gaz fazı oksidasyonu oksijen miktarından çok karışma tarafından sınırlanabilir.
- Yatak çökmesi ve parçalanması son yüksek sıcaklıklı yanma fazının gelişiminde kritik rol oynar.
- Dört fazlı çerçeve daha önceki iki ve üç fazlı açıklamaları tek deneysel yorum altında birleştirebilir.
- 35 Nm³ h⁻¹'de dokuz tekrar, ana sıcaklık ve gaz ölçümlerinin çoğunun pilot ölçekte makul tekrarlanabilirlik gösterdiğini ortaya koymuştur.
Çalışmanın desteklemediği sonuçlar
- Sonuçlar bütün lignoselülozik atıklara otomatik olarak genellenemez; deneyler belirli bir inşaat-yıkım atık odunu karışımıyla yapılmıştır.
- Pilot reaktör sonuçları tam ölçekli endüstriyel ızgaralı fırın performansının doğrudan ölçümü değildir.
- Bu deneylerde sekonder hava uygulanmamıştır.
- 70 ve 90 Nm³ h⁻¹ koşullarında yalnız birer deney bulunduğundan bu uç çalışma noktalarının istatistiksel güvenilirliği 35 Nm³ h⁻¹ referans koşulundan daha düşüktür.
- CxHy değerleri tek tek hidrokarbonların güvenilir nicel konsantrasyonları olarak yorumlanamaz.
- Uçucu fraksiyon CxHyOz surrogate bileşiği ve kütle dengesi üzerinden tahmin edilmiştir; ayrıntılı kimyasal tür dağılımı doğrudan ölçülmemiştir.
- Önerilen dört fazlı çerçevenin ısı üretimi ve soğutma eğrileri kavramsaldır; bunlar mutlak kalorimetrik enerji eğrileri değildir.
- Çerçeve ilk ateşleme mekanizmasını modellememektedir.
- Yazarların “karışım sınırlı” rejim yorumu gaz bileşimi ve termal davranışla desteklenmektedir; ancak çalışma doğrudan gaz-fazı türbülans veya karışma alanı ölçümü sunmamaktadır.
Bilimsel anlamı
Çalışmanın en önemli sonucu, sabit yataklı yanmanın tek bir “daha fazla hava / daha az hava” optimizasyon problemi olmadığını göstermesidir.
Birincil hava miktarı arttıkça sistemde baskın sınırlayıcı süreç sırasıyla gaz fazındaki oksijen beslemesinden, parçacık içi oksijen taşınımına ve sonunda gaz fazındaki karışmaya kayabilmektedir.
Bu nedenle endüstriyel bir ızgaralı fırında optimum hava dağılımı yalnız stokiyometrik oksijen ihtiyacına bakılarak belirlenemez. Isı kaybı, yakıt yatağının yapısı, ateşleme cephesinin ilerlemesi, yatak çökmesi ve gaz fazındaki karışma birlikte değerlendirilmelidir.
Önerilen dört fazlı çerçevenin potansiyel değeri burada ortaya çıkmaktadır: farklı laboratuvar veya pilot çalışmalarını yalnız kullanılan hava debisine göre değil, deneyin gerçekte hangi fiziksel yanma rejimini temsil ettiğine göre karşılaştırmaya imkân veren ortak bir yorum dili sunmaktadır.
Kaynak ve Yöntem Notu
Özgün çalışma: A Unified Experiment-Based Framework for Packed-Bed Batch Combustion of Lignocellulosic Waste: From the Smoldering to the High-Temperature Oxidation Regime
Yazarlar: Siebe Borremans, Raf Vandevelde, Jo Van Caneghem, Tomaž Katrašnik, Tine Seljak, Maarten Vanierschot, Johan De Greef
İletişim yazarı: PDF'de Siebe Borremans'ın KU Leuven e-posta adresi verilmektedir.
Kurumlar: KU Leuven, Department of Materials Engineering; University of Ljubljana, Faculty of Mechanical Engineering; KU Leuven, Department of Mechanical Engineering; North-West University, Materials Science, Innovation and Modelling Research Focus Area.
Kaynak türü: Hakem değerlendirmesinden geçmemiş araştırma preprinti.
Platform: SSRN.
SSRN Abstract ID: 7381498.
DOI: 10.2139/ssrn.7381498.
Yıl: 2026.
Lisans: Kaynak PDF'de açık Creative Commons veya eşdeğer bir yeniden kullanım lisansı doğrulanamamıştır. Kaynak görselleri Verianla'da doğrudan yeniden kullanılmamalıdır.
Deney yakıtı: İnşaat ve yıkım kaynaklı atık odun; parçalanıp homojenleştirilmiş yaklaşık 10 mm yakıt.
Deney sistemi: ThERMINATOR yarı-kesikli pilot sabit yatak yanma reaktörü.
Deney sayısı: 23.
Birincil hava aralığı: 10–90 Nm³ h⁻¹.
Hava kütle akısı: 0,08–0,71 kg m⁻² s⁻¹.
Ölçülen başlıca gazlar: CO, CO₂, H₂O, O₂, HCl, SO₂, NOₓ ve CxHy göstergesi.
Ana sonuç: Artan birincil hava, baskın hız sınırlayıcı mekanizmayı oksijen beslemesi → parçacık içi oksijen difüzyonu → yatak çökmesi sonrası gaz fazı karışım sınırlaması yönünde değiştirmiştir.
Önerilen çerçeve: Korlaşmalı yanma → gazlaştırma → soğuma baskın sönme → yüksek sıcaklıklı yakma / karışım sınırlı rejim.
Tekrar edilebilirlik: 35 Nm³ h⁻¹ koşulu dokuz kez tekrarlanmış; çoğu ana proses metriğinde RSDᵣ %20 veya altında bulunmuştur.
Finansman: Fonds Wetenschappelijk Onderzoek – Vlaanderen (FWO), G023125N.
Yazar katkıları: Siebe Borremans — biçimsel analiz, araştırma, görselleştirme ve ilk taslak; Raf Vandevelde — veri kürasyonu, yöntem ve gözden geçirme; diğer yazarlar finansman, kaynak, yöntem, denetim ve metin gözden geçirme görevlerine katkı sağlamıştır.
Kaynak-içi terminoloji notu: Yöntemde IFS × yakıt yoğunluğu ile hesaplanan büyüklük BR olarak tanımlanırken özet ve bazı sonuç bölümlerinde IR terimi kullanılmaktadır. Verianla bu terminolojik farkı kaynak adına sessizce gidermemiştir.
Kaynak-içi dizgi notu: Preprintte “Error! Reference source not found.” ifadesi, figure placeholder'ları ve birleşik çerçeve için “Figure 63” yazımı gibi üretim/dizgi kalıntıları bulunmaktadır. Bilimsel içerik bunlardan bağımsız değerlendirilmiştir.
Görsel kullanım notu: Yakıt fotoğrafları, ThERMINATOR şeması, sıcaklık/gaz grafikleri, kül görüntüleri ve dört fazlı kaynak figürü doğrudan yeniden yayımlanmamalıdır. Kaynakta raporlanan fiziksel ilişkiler ve sayısal veriler kullanılarak özgün Verianla şemaları oluşturulabilir.

Bir yorum bırakın
E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir